{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. BURSA BAM   14. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No:  <br>T.C.<br>BURSA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  14. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: <br>KARAR NO\t: <br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t:  <br>ÜYE\t\t:  <br><br>ÜYE\t\t:  <br>KATİP\t\t:  <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: BURSA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t : 07/06/2023<br>NUMARASI\t: <br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLLERİ\t: <br>\t  <br>DAVALI\t: <br>\t<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ\t: 04/06/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 25/06/2025<br><br>\tMahkemece verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine dosya incelendi.<br>\tİDDİA VE SAVUNMANIN ÖZETİ:<br>     Davacı vekili, müvekkili ile davalı müteahhit arasında 23.01.2015 tarihli \"Götürü Bedelli İnşaat Yapım Sözleşmesi’’ imzalandığını, sözleşme gereğince, davalı müteahhidin,  mülkiyeti müvekkili şirkete ait olan....parselde kayıtlı 14.930,76 m² arsa üzerinde (projelerde gösterildiği şekliyle ve yasal izinler doğrultusunda) daha önce yapılmış olan 9 blok (18 adet) ikiz evin mevcut planları dâhilinde tadilatlarını yapmayı, 14 blok (28 adet) ikiz evin tasarım ve planlarına uygun olarak inşa etmeyi taahhüt ettiğini,  toplamda 23 blok (46 adet) ikiz villanın ruhsatının alınarak eksiksiz olarak inşa edilip teslim edilmesinin kararlaştırıldığını, sözleşmenin altıncı maddesinde, inşaat süresinin başlama tarihinin 02/02/2015 olarak belirtildiği ve müteahhidin bu tarihten itibaren 12 ay içinde inşaattaki taahhütlerinin eksiksiz yapımının kararlaştırıldığını, iç ve dışı taahhüt süresi içinde tamamlanmaması durumunda müteahhit firmanın gecikmeden dolayı doğacak maddi zararları karşılamak zorunda olduğunu, inşaatın sözleşme gereği 02/02/2016 tarihinde tamamlanması ve anahtar teslim suretiyle teslimi gerekirken davalı şirketin edimlerini yerine getirmediğini, davalının inşaatı yarım bırakması üzerine  Yalova Sulh Hukuk Mahkemesi’nin ... D.İş sayılı dosyasıyla inşaatın tespitinin talep edilerek, alınan raporda; tüm villaların projeye aykırı yapıldığını (giriş ve piyesler değiştirilmiş), inşaatlarda küflenme ve rutubetlenmenin baş gösterdiğini, inşaatların tamamlanma oranlarının ortalama %70 seviyesinde olduğunu, havuzun ise sadece %15 seviyesinde kaldığının tespit edildiğini, inşaatın tamamlanmasına ilişkin şifai taleplerinin neticesiz kalması sonucu müvekkilince Beşiktaş 6.Noterliği 14.08.2017 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile 15 gün içinde inşai faaliyetlere tekrar başlanması ve sözleşme gereğince inşaatın tamamlanması için ek mehil verilmesine rağmen davalı tarafça inşaata başlanmadığını, müvekkili şirketin sözleşme kapsamında  üstlendiği tüm edimlerini yerine getirerek sürelerinden önce tüm ödemeleri davalıya yaptığını, müvekkili tarafından davalıya 7.550.000.-TL ödeme yapıldığını, inşaatın %70 seviyesinde yapıldığı nazara alındığında, yaklaşık 1.650.000.-TL fazla ödeme yapıldığını, müvekkilinin büyük zarara uğramış olup,  Beşiktaş 6.Noterliği ... tarihli... yevmiye numaralı ihtarname ile sözleşmenin haklı nedenle feshine dair ihtarname keşide ettiğini, davalı tarafından kaderine terk edilmiş inşaatta, imalatın kusurlu olması sebebiyle  villaların pek çoğunda çökme, kayma ve yıkılma meydana geldiğini, Belediye yetkililerinin  villaların bir kısmının yıkıldığını, taşınmazların bu haliyle çevre binalar için tehlike arz ettiğini ve durumun Afad’a intikal ettirileceğini beyan ettiklerini, davalının, müvekkili şirketin küçük ortağı ile muvazaalı ilişkiler içine girişerek müvekkil şirketi mağdur edeceğini düşündüğünü, ancak, söz konusu ortağın imza yetkileri elinden alınınca, çareyi inşaatı terk etmekte bulduğunu ileri sürerek, müvekkili tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğinin tespitine, inşaatın mevcut durumunun tespiti ile davalıya fazla ödenen bedelin tespiti ve şimdilik 100.000,00.-TL fazla ödeme bedelinin ödeme tarihinden itibaren tahakkuk edecek ticari temerrüt faizi ile birlikte, sözleşmeye aykırı davranması sebebiyle sözleşmenin feshine sebebiyet veren davalının bu sebeple müvekkiline verdiği zararların tespiti ile şimdilik 100.000,00.-TL tazminatın fesih tarihinden itibaren tahakkuk edecek ticari temerrüt faizi ile birlikte, inşaatın zamanında tamamlanmaması sebebiyle, dava tarihi itibarıyla kusurlu imalatlarda nazara alınmak suretiyle, inşaatın tamamlanabilmesi için gerekli birim maliyetlerinin hesaplanması ve aradaki farkın tespiti ile şimdilik 100.000,00.-TL tazminatın ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili, taraflar arasında 23/01/2015 tarihli inşaat yapım sözleşmesi ve daha sonra 10/11/2015 tarihli inşaat yapım ek sözleşmesi imzalandığını,  sözleşme ve ek sözleşmede; inşaatın yapım şekli, ilave işler, cezai şartlar ve ödeme planlarının ayrıntısının yer aldığını, davacının söz konusu sözleşmeler kapsamında ödeme ve diğer yükümlülüklerini zamanında ve tam olarak yerine getirmediğini, davacının geç vekaletname vererek, proje tadilatı yoluna gittiğini, ilave işler ortaya çıktığını, bu nedenle inşaatın yapım süresinin 10/11/2015 tarihli ek sözleşmede de belirtildiği üzere iki tarafın mutabakatı ile uzatıldığını, gecikmeden müvekkili şirketin kusurunun ve sorumluluğunun bulunmadığını, sözleşmede belirtilen ödeme planına davacının riayet etmediğini, fiyat tekliflerinin tüm ödemelerin zamanında yapılacağı gözetilerek verildiğini, ödemelere davacının riayet etmemesi üzerine müvekkili şirketin zarara uğradığını, ek imalat ve ilave işlerin ödemelerinin yapılmadığını, tespit raporunu kabul etmediklerini, 19-20, 21-22, 45-46 nolu villalarda plan ve proje değişikliğine gidildiğini, tespit raporundaki bilirkişilerin söz konusu proje değişikliğini görmemeleri nedeni ile tüm villalarının projeye aykırı olduğu şeklinde hatalı ve gerçek dışı tespitlerde bulunduklarını, davacının kötü niyetli olup edimlerini yerine getirmediği halde makul olmayan süre verilerek inşaatın tamamlanmasının bildirilmesi fesih sebebi oluşturmak olduğunu, feshin geçersiz haksız ve kötü niyetli olduğunu, müvekkili şirket tarafından davacıya 16/07/2016, 24/04/2017 tarihli ve 25/08/2017 tarihli ihtarnameler gönderildiğini, davacı tarafın müvekkilinin sözlü ve yazılı ihtarlarına rağmen edimlerini yerine getirmemesi nedeni ile işin süresinin uzadığını ve bu süreçte malzeme ve işçilik bedellerinin arttığını, uzayan inşaat süresi nedeni ile işçilere daha fazla süre ödeme yapıldığını, taraf ticari defterlerinin incelenmesi halinde davacının, inşaat yapım ve ilave işler bedellerini, önceden yapılan binaların temel güçlendirme bedellerini, ek sözleşmedeki cezai şart bedelini zamanında ve tam olarak ödemediğinin ortaya çıkacağını, müvekkili şirketin davacı şirketten, inşaat bedeli, ilave işler bedeli, önceden yapılmış binaların temel güçlendirme bedeli, ek sözleşmede kararlaştırılan cezai şart bedeli, malzeme ve işçilik maliyetlerinin artışından kaynaklı farklar, inşaat sürecinin uzamasından kaynaklı artan şantiye, işçilik vb giderler, ödemeler yapılmadığından ortaya çıkan maddi ve manevi zararları, faiz ve munzam zararları nedeni ile büyük miktarda alacağının olduğunu, imalatlarda herhangi bir kusur bulunmadığı gibi yapılmış ayıp ihbarının da bulunmadığını, davacı, villalarda çökme, kayma, yıkılma meydana geldiğini iddia etmiş ise de bunun müvekkili şirket tarafından yapılan imalatlardan değilde villaların inşa edildiği arazinin alt kısmında ki arazide meydana gelen heyelandan kaynaklandığını, tüm ikaz ve uyarılarına rağmen davacının gerekli önlemleri almadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>    Mahkemece, taraflar arasında imzalanan 23/01/2015 tarihli Götürü Bedelle İnşaat Yapım Sözleşmesi ve 10/11/2015 tarihli Ek Sözleşme ile Yalova ili Termal İlçesi 2494 ada 1 parselde bulunan 23 bloktan oluşan toplamda 46 ikiz ev inşaatının davalı tarafça 12 ay içerisinde bitecek ve 02/02/2016 tarihinde teslim edilecek şekilde inşası hususunda anlaştıkları, taraflar arasında imzalanan 30/10/206 tarihli mutabakat ile davalı davacıdan 7.550.000,00.-TL tutarında ödeme aldığını, davacının ise davalıya  1.865.200,00.-TL ödeme yapacağını taahhüt ettiği, Yalova Sulh Hukuk Mahkemesince ... tarihinde yapılan tespitte inşaat seviyelerinin yaklaşık %70-80 arasında olduğunun tespit edildiği, davalı tarafından ödemeler yapılmadığı gerekçesiyle inşaat durdurulmuş ise de, mahkemelerince yaptırılan keşifte rapor tanzim eden bilirkişilerin belirlediği üzere, davacının ödemesinin davalının yaptığı iş miktarından 737.963,41.-TL fazla olduğu, davalının işi yaptıkça ödeme alacağı, bu nedenle davacıdan alacağı bulunmayan davalının inşaatı durdurmasının haksız olup, inşaatı davalı durdurduğundan kendisine TBK 124 maddesi uyarınca yeniden süre verilmesine gerek olmadığı, davalının temerrüde düşmesi sebebiyle davacının sözleşmeyi fesih etmesinin haklı sebebe dayandığı, dolayısıyla davacının davalıya fazladan ödediği 737.963,41.-TL ile sözleşme  Kdv dahil olarak imzalandığından davalının yaptığı işlere karşılık düzenlemesi gereken faturayı düzenlemediğinden  Kdv tutarı olan 1.008.992,23.-TL ile birlikte davacı alacağının 1.746.955,64-TL olduğu, taleple bağlı kalınarak 1.220.000,00-TL'ye hükmedilmesi gerektiği, davacının uğradığı zararın hangi kalemlerden oluştuğunu açıklayıp  ispatlayamadığı, sözleşmenin davacı tarafça geçmişe dönük fesih edildiğinden, davalıdan dava tarihi itibarıyla işin bitirilebileceği bedelin tespit edilerek aradaki farkı talep edemeyeceği gerekçesiyle, \"Davacının davasının kabulü ile, davacının sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğinin tespitine, Fazladan ödenen 1.220.000,00.-TL'nin 100.000.-TL'sinin dava tarihinden kalanının ise bedel arttırım tarihi olan 13/12/2022 tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının menfi ve müspet zarar tazminatı taleplerinin reddine\" karar verilmiştir.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili, davanın belirsiz alacak davası olduğunun mahkemece göz ardı edilerek faizin başlangıç tarihinin hatalı hesaplandığını, belirsiz alacak davasında yargılama sonucunda miktarı tam ve kesin olarak belirlenen alacağın tümü için temerrüdün, davanın açıldığı tarihte gerçekleşeceğini,  faize de dava tarihinden itibaren hükmedilmesi gerektiğini, faizin başlangıç tarihinin de hatalı olduğunu, temerrüt halinin dava tarihinden önce gerçekleşmiş olup, faiz başlangıç tarihinin fesih ihtarının tebliğ tarihi olduğunu, hükme esas alınan raporda eksik iş bedelinin  hatalı hesaplandığını, davalının yaptığı işin, raporda tespit edilen işin de altında bir orana tekabül ettiğinden müvekkiline istirdatı gereken bedelin bilirkişi raporunda tespit edilenin üzerinde olduğunu, bu hususta fazlaya dair talep haklarını saklı tuttuklarını, müvekkilinin uğradığı zarar kalemlerinin nelerden oluştuğu açıklanıp ispatlanmadığı gerekçesiyle diğer zarar kalemlerinin mahkemece reddine karar verilmiş ise de,  30.11.2019 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçelerinde zarar kalemlerini somutlaştırdıklarını, sözleşmenin 6. maddesinde ‘’… İçi ve dışı taahhüt süresi içinde tamamlanmaması durumunda müteahhit firma gecikmeden dolayı doğacak maddi zararları karşılamak durumundadır’’ hükmünün mevcut olduğunu, sözleşmede menfi müspet zarar ayrımı yapılmaksızın tüm maddi zararların tazmin edileceğinin kararlaştırıldığını, dava dilekçesinde \"sözleşmenin feshine sebebiyet veren davalının müvekkiline verdiği zararların\" tespitinin talep edildiğini,  her ne kadar sözleşmeyi feshetmiş iseler de, sözleşme hükmüne göre, müvekkilinin  menfi-müspet tüm zararlarının tazmininin zorunlu olduğunu, itiraz dilekçesinde talep ettikleri zarar kalemleri, sözleşmenin kurulması ve işin görülmesi için yaptığı masraflar (sözleşme görüşmelerini sürdürmek için yapılan masraflar, yol paraları, işin yapılacağı yeri boşaltmak ve hazırlamak için sarf edilen paralar, tapuya şerh masrafları, projenin hazırlatılması ve incelemelerin yapılması ve izin ve ruhsat başvuruları için katlanılan masraflar) ile ilgili inceleme yapılmamasının hatalı olduğunu, müvekkilinin kaçırdığı fırsat zararının bulunduğunu, dönülen sözleşme nedeniyle daha iyi koşullarda sözleşme yapma fırsatını müvekkilinin kaçırdığını, sözleşmenin yapıldığı tarihte davalının dışında başka bir yüklenicinin işin eksik kısmı için talep edeceği bedel ile müvekkilinin hâlihazırda kalan işi yaptırmak için yeni yükleniciye ödeyeceği bedel arasındaki farkın müvekkilinin kaçırdığı fırsat olduğunu, davalıdan sonra iki farklı müteahhitlik firması ile çalışılmış olup, yalnızca teklif metni değil yapılan sözleşmelerin de dosyaya sunulduğunu, davalının kusuru sebebiyle farklı müteahhitlik firmalarına ödenmek durumunda kalınan bu sözleşme bedellerinin de davalıdan tahsilinin gerektiğini, projenin finansmanı için Kuveyt Türk Bankası’ndan çeşitli krediler çekildiğini, müvekkilinin, kredilerin kar payına (faizine) katlanılmak zorunda kaldığını, aynı şekilde Kuveyt Türk Katılım Bankası ile inşaat malzemesi karşılığı 4.500.000-TL bedelli kredi  ve faiz masraflarına ilişkin belgelerin dosyada mübrez olup, bilirkişilerin bu konuda hesaplama yapmadıklarını, davalıyı temerrüde düşürmek için ek süre verilerek ihtar çekildiğini, davanın açılması için müvekkilince avukatlık ücreti ödendiğini, Yalova Sulh Hukuk Mahkemesi’nde delil tespiti yaptırıldığını, işbu davanın ikame edildiğini, Noter masrafı, avukatlık ücreti ve yargılama gideri masraflarının hesap edilmediğini, rapordaki eksiklikler giderilmeden hüküm tesis edildiği için zarar kalemlerinin eksik olarak tespit edildiğini belirterek, istinaf isteminde bulunmuştur.<br>Davalı vekili, davacının 23.01.2015 tarihli sözleşme, 10.11.2015 tarihli ek sözleşme ve 30.10.2016 tarihli hesap mutabakatının yükümlülüklerini yerine getirmeyerek mağduriyet yarattığını, sözleşmelerin haksız olarak davacı tarafından fesih edildiğini, ana sözleşmenin 13.maddesinin yerine getirilmeden feshin mümkün olmadığını, bu husus yeterli şekilde incelenmeden tamamen sözleşmeye ve gerçek duruma aykırı şekilde mahkemece davacı yanca yapılan feshin geçerli olduğuna karar verildiğini,  ek sözleşme ve hesap mutabakatının sözleşmenin haksız olarak feshedildiğini net bir şekilde ortaya koyduğunu, Ek sözleşme ve hesap mutabakatında müvekkilinden kaynaklanan eksik, ayıplı imalat, gecikme olmadığı hususu ile yine davacı tarafından eksik ödeme yapıldığı ve cezai şart ödemesi gerektiğinin net bir şekilde ortaya konulduğunu,  ek sözleşmenin  17.maddesinde \"Müteahite yapılması gereken ödemeler 25.01.2016 tarihine kadar tamamlanmaz ise müteahhit işin gecikmesinde kusurlu sayılmayacaktır.\" hükmünün bulunduğunu, davacı tarafından ödemelerin zamanında ve tam olarak yapılmadığını, davacının işin uzadığını belirterek sözleşmeyi feshedemeyeceğini, Ek sözleşmenin 3.maddesinde ‘’..İşin tesliminde müteahhitin kusuru olmadığını, davacı şirketin,...şti.nden hiç bir hak ve talepte bulunmayacağını kabul, beyan ve taahhüt eder..\" olarak kabul edildiğini, işin süresinin davacının ödemelerini yerine getirmemesi nedeni ile uzadığını, ek sözleşme şartlarına da uymayan davacının büyük zarar verdiğini, inşaat maliyetlerinin arttığını, sözleşme bedelinin işin yapım maliyetini karşılayamaz hale geldiğini,  sözleşmede iş yapıldıkça ödeme yapılacağına dair  madde olmadığını,  2017 Yılı Ocak ayında davacı tarafından ödemelerin yapılmaması sebebi ile davacı tarafından işin durdurulduğunu, mahkeme tarafından ödemelere uyulmaması sonucu oluşan fiyat farkları, ek ilave iş bedelleri,  işin uzatılması sonucu artan malzeme+işçilik+şantiye giderleri ve sözleşmeler ile mutabakattaki cezai şartlardan oluşan bedellerin gözetilmesinin gerektiğini, inşaatların belediye ve yapı denetim kontrolünde, projelerine uygun yapılarak %85-90 arası  tamamlandığını, sözleşmede kararlaştırılmayan davacı tarafça talep edilen ek imalatlarında yapıldığını, ilave işlerin bedelleri hususunda yeterli inceleme yapılmadığını, alınan raporların ilk 2'sinde müvekkiline bilgi verilmediğini, bilirkişilere mahallinde eşlik edilemediğini, kabul manasına gelmemek üzere; 26/09/2019 tarihli ana raporda 1. ve 2. maddeye göre inşaat seviyesinin %87-90 seviyesinde olduğu anlaşılmakta olup, bilirkişilerin inşaattaki yıpranmaları göz önüne alarak %10'luk bir yıpranma payı düşmeleri ile raporda inşaat seviyelerini %80 seviyelerinde gösterilmesinin hatalı olduğunu, yıpranma payı düşülemeyeceğini, yıpranmanın  2017 yılında davacı yan tarafından haksız olarak inşaattan el çektirilmesi sonrasında, inşaat alanının davacı yanca korunmaması ve yıpranmaması için gerekli tedbirlerin alınmamasından kaynaklandığını, mali müşavirin olmadığı, taraf defter ve belgelerinin incelenmediği raporlarda nasıl hesaplama yapıldığının belli olmadığını, müvekkili tarafından  davacıya kesilen; 11.06.2015 tarihli 650.000-TL (Kdv dahil), 09.06.2016 tarihli 20.000-TL (Kdv dahil), 09.06.2016 tarihli 20.000-TL (Kdv dahil) faturaların inceleme ve hesaplamaya konu edilmediğini, Fore kazık uygulaması yapıldığı halde ve dosyaya sunulan resimlerde net şekilde görüldüğü halde yokmuş gibi hesaplamaya dahil edilmediğini, davacının heyelana önlem almaması nedeni ile yıkılan bina da müvekkilinin kusuru olmamasına  rağmen yapılan hesaplamalarda  hesaba katılmadığını,  sözleşmedeki  %15 peşin ödeme indirimi, inşaat Kdv bedeli, lehlerine 827.400,00.-TL cezai şart,  eski binaların temel güçlendirmesi ve diğer ek iş bedelleri, işin uzaması sonucu malzeme ve işçilikten doğan farklar, şantiye giderleri, haksız fesihten doğan maddi manevi tazminat alacaklarının ve ileri sürdükleri hususların dikkate alınarak hesaplama yapılması gerekirken gerekli ve yeterli inceleme yapılmadan düzenlenmiş raporların hükme esas alındığını, davacının ödeme şartlarını sözleşmede belirttiği gibi yapacağını taahhüt etmesi sonucu inşaat bedelinde %15 indirime gidildiğini, ödeme planına uyulmaması sonucu maliyetlerin arttığını, zamanında yapılmayan ödemelerin dikkate alınmadığını, bu nedenle %15 indirimsiz sözleşme bedelinin hesaplamada dikkate alınması gerektiğini,  ödemelere davacı yanca riayet edilmemesi nedeniyle müvekkilinin  gördüğü zararın mali müşavirin taraf defterleri ve dosya üzerinde yapacağı inceleme ile ortaya çıkacağını, davacının kusurundan kaynaklı maliyet artışları ve şantiye giderlerinden dolayı zarar, ek sözleşmedeki bedellerin ödenmediğini, bu bedellere Kdv ilave edilerek müvekkiline ödenmesi gerektiğini, ek sözleşmenin 13.maddesine göre malzeme ve işçilik fiyatlarındaki artış bedellerinin hesaplanması ve taraflarına ödenmesini, önceden yapılmış olan binalardaki sözleşmelerde belirtilmeyen inşaat aşamasında kararlaştırılan temel güçlendirmesi, duvar kırım, duvar örüm, cephe güzelleştirme ve izolasyon bedelleri ve diğer ilave ek iş bedellerinin taraflarına ödenmesini,  Kdv ödenmemiş olup Kdv alacaklarının olduğunu, hesap mutabakatında belirlenen 827.400,00-TL cezai şart tutarının taraflarına ödenmediğini, bu miktarında hesaplamalarda dikkate alınmasının gerektiğini, yeni müteahhitin arazide yaptığı plansız, projesiz derin kazı çalışmalarının, heyelan doğa olayını tetiklediğini, 25.05.2015 tarihinde oluşmaya başlayan ve geliyorum diyen heyelanın davacı tarafa, taraflarınca bildirildiğini, yapılan tüm uyarılara rağmen davacı tarafça önlem alınmadığını, davacı şirketin 02/10/2018 tarihinde başka bir inşaat şirketi ile alt yapı çalışmalarına başladığını, heyelan nedeni ile oluşan zarardan müvekkilinin sorumluluğunun bulanmadığını, sözleşmede net bir şekilde 8.200.000-TL'sının 4.600.000-TL'sının Kdv dahil olacağı kararlaştırıldığını, geri kalanına ise + Kdv uygulanacağı, sözleşme serbestisi dahilinde bu şekilde bir madde söz konusu olup bu maddenin hükümsüz olduğuna usul ve yasaya aykırı şekilde bilirkişi heyetince karar verilemeyeceğini, ıslah edilen kısım yönünden zaman aşımı itirazları gözetilerek davacı talebinin reddi gerekirken davanın kabulünün hatalı olduğunu belirterek, istinaf isteminde bulunmuştur.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:<br>       HMK'nın 355.maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.<br>       Dava, eser sözleşmesinin haklı nedenle fesih edildiğinin tespiti, sözleşme kapsamında fazla ödenen bedelin iadesi, sözleşmenin haklı nedenle feshi nedeni ile uğranılan zararın tahsili ve eksik ve kusurlu imalatların tamamlanması için belirlenecek bedelin tahsili istemine ilişkindir.<br>Davacı, davalı ile aralarında imzalanan 23/01/2015 tarihli sözleşme kapsamında; adına kayıtlı taşınmazda bulunan daha önceden yapılmış 9 blok 18 adet ikiz evin mevcut planlar dahilinde tadilatının yapılması ve 14 blok (28 adet) ikiz evin tasarım ve planlarına uygun olarak yapımı, toplamda 23 blok (46 adet) ikiz villanın ruhsatı alınmış, eksiksiz tamamlanması için anlaşma sağlandığını, sözleşme uyarınca işe 02/02/2015 tarihinde başlanacağını ve 12 ay sonra işin teslim edileceğinin düzenlendiğini, belirtilen teslim tarihinde davalı tarafından işin teslim edilmediğini,  inşaatın seviyesinin tespiti için Yalova Sulh Hukuk Mahkemesinin ...D.İş sayılı dosyasında alınan rapora göre inşaatın ortalama tamamlanma seviyesinin %70 olarak belirlendiğini, davalıya gönderilen 14/08/2017 tarihli ihtarname ile 15 gün içerisinde işin tamamlanması için mehil verildiğini, ancak inşaata başlanmadığını, müvekkili şirket tarafından davalıya 7.550.000-TL ödeme yapıldığını, inşaatın belirlenen seviyesi dikkate alındığında fazla ödemede bulunulduğunu, Beşiktaş 6.Noterliğinin ... tarihli ihtarnamesi ile sözleşmenin haklı nedenle fesih edildiğini ileri sürerek, sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğinin tespiti, fazla ödenen iş bedelinin iadesi, sözleşmenin feshi nedeni ile uğradığı zararın belirlenerek tahsili, sözleşmedeki eksik ve ayıplı imalatların tamamlanması için gereken bedelin tespiti ile tahsiline karar verilmesini talep etmiş, davalı tarafça, davacı ile imzalanan 23/01/2015 tarihli sözleşme sonrasında 10/11/2015 tarihinde ek sözleşme imzalandığını, sözleşmeler kapsamında davacının ödeme yükümlülüğünü zamanında yerine getirmediğini, müvekkili şirkete verilmesi gereken vekaletnamenin geç verildiğini, davacının proje tadilatları istediğini, ilave işler ortaya çıktığını, inşaat yapım sürecinin bu nedenle uzadığını, gecikmeden dolayı müvekkili şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, tespit raporundaki belirlemelerin  proje değişiklikleri dikkate alınmadığından hatalı olduğunu, davacı tarafça ihtarnamede verilen sürenin makul olmadığını, davacının inşaat yapım ve ilave iş bedelini, önceden yapılan binaların temel güçlendirme bedellerini, ek sözleşmedeki cezai şart bedelini zamanında ve tam olarak yerine getirmediğini, davacıdan kaynaklı sebeplerle işin süresinin uzaması, ödeme yükümlülüğünün zamanında yerine getirilmemesi ve bu süreçte malzeme ve işçilik maliyetlerinde meydana gelen artış nedeni ile müvekkilinin zararının oluştuğunu, villalardaki çökme ve kaymaların müvekkili şirketten kaynaklı olmayıp, alt kısımdaki başka bir arazide meydana gelen heyelandan kaynaklandığını, davacıya yapılan ikazlara rağmen davacının bu bölgede gerekli önlemleri almadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiş, mahkemece yukarıda belirtilen gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107.maddesiyle  belirsiz alacak ve tespit davası kabul edilmiştir.<br>                  Davanın belirsiz alacak davası türünde açılabilmesi için, davanın açıldığı tarih itibariyle uyuşmazlığa konu alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak davacı tarafça belirlenememesi gereklidir. Belirleyememe hâli, davacının gerekli dikkat ve özeni göstermesine rağmen, miktar veya değerin belirlenmesinin kendisinden gerçekten beklenilmemesi durumuna ya da objektif olarak imkansızlığa dayanmalıdır (Yargıtay 6.H.D.nin  2024/1175 E.2025/1500 K.).<br>Belirsiz alacak davasında, davacının belirleyebildiği asgari tutarı talep sonucunda belirterek davasını açmasından sonra, HMK'nın 107'inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değeri tam ve kesin olarak belirlendiği takdirde aynı dava içerisinde davacının iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın başka bir deyişle karşı tarafın muvafakati ya da muvafakat verilmemesi durumunda ıslaha ihtiyaç kalmadan geçici talep sonucunu tam ve kesin olarak tespit edilen tutara çıkarması mümkündür.<br>Belirsiz alacak davasında, zaman aşımının kesilmesi olgusu, kısmî davadan farklı olarak, alacağın, sadece dava dilekçesinde gösterilen kesimi bakımından değil, belirsiz olan kesimi de dahil olmak üzere tamamı açısından, bu davanın açıldığı andan itibaren ortaya çıkar. Çünkü belirsiz alacak davasında, kısmî davadan farklı olarak dava konusu kılınan alacak, dava dilekçesinde belirtilen tutarla sınırlı kalmayıp, alacağın belirsiz kesimi de dahil olmak üzere tamamını kapsamaktadır (Tanrıver, 594) (Yargıtay 6.H.D.'nin  2021/1379 E. 2022/621 K.).<br>Somut olayda; davacı tarafça, taraflar arasındaki eser sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğinin tespiti ile davalıya fazla ödenen bedelin tespiti ile şimdilik 100.000-TL fazla ödeme bedelinin, sözleşmenin feshine sebebiyet veren davalının bu sebeple müvekkiline verdiği zararın tespiti ile şimdilik 100.000-TL, imalatın tamamlanabilmesi için gerekli maliyetlerin hesaplanarak aradaki farkın tespiti ile şimdilik 100.000-TL zararın tahsili talep edilmiş, dava değeri olarak 300.000-TL gösterilmiştir.<br>Davacı tarafça yargılama aşamasında 12/12/2022 tarihli harç tamamlama dilekçesi ibraz edilerek, huzurdaki davada talep ettikleri alacak miktarını harç tamamlama yaparak 300.000,00.-TL'den 1.220.000,00.-TL'ye yükseltikleri belirtilerek toplam 1.220.000,00.-TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesi istenilmiştir.<br>Söz konusu dilekçenin davalı  tarafa tebliğine ilişkin dosya içerisinde tebligat evrakına rastlanılmamıştır. Ancak davalı vekilince ibraz edilen 25/01/2023 tarihli dilekçe ile Uyap sistemi üzerinden vakıf oldukları harç tamamlama dilekçesine karşı zaman aşımı itirazında bulunulmuştur. <br>Mahkemece davalı tarafın zaman aşımı itirazı hakkında değerlendirme yapılmadığı anlaşılmıştır. Öte yandan, mahkemenin eldeki davanın kısmi dava veya belirsiz alacak davası olup olmadığına, davacı vekilinin sunduğu dilekçenin ıslah dilekçesi ya da bedel arttırım dilekçesi olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceğine ilişkin dosya kapsamında bir tespiti de bulunmamaktadır. Bu husus bedelin arttırıldığı tarih itibariyle alacağın zaman aşımına uğrayıp uğramadığının tespiti açısından da önem arz etmektedir. Zira, davalı tarafça sunulan dilekçeye karşı zaman aşımı itirazında bulunmuştur. Bu durumda mahkemece öncelikle davacı tarafça sunulan dilekçenin davalı tarafa tebliğ edilip edilmediği araştırılarak, tebliğ edilmiş ise de tebliğe ilişkin tebliğ evrakının dosya arasına alınması, sonrasında davalı vekilince süresi içerisinde zaman aşımı itirazında bulunup bulunulmadığının değerlendirilmesi, davalı vekilinin itirazının süresinde olması halinde ise yukarıda belirtilen açıklamalar ve davacının dava dilekçesindeki talepleri dikkate alınarak (her bir talep ayrı ayrı nitelendirilerek)  Mahkemece eldeki davanın belirsiz alacak davası olup olmadığı hususunda belirleme yapılarak 12/12/2022  tarihinde sunulan dilekçenin ıslah mı yoksa bedel arttırım dilekçesi mi olduğu tespit edilerek ,sonucuna göre davalının zaman aşımı itirazı hakkında karar verilmesi gerekirken, gerekçede bu husus değerlendirilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir (Yargıtay 6.Hukuk Dairesinin 2022/2718 E. 2023/3749 K.)<br>Kabule göre de; davacı tarafça dava dilekçesinde talep edilen alacak/tazminat miktarları açıklanarak sözleşme kapsamında fazla ödenen bedelin iadesi için 100.000-TL ve sözleşmenin haksız feshine neden olunması nedeni ile uğranılan zarar için 100.000-TL ve işin eksik kalması kapsamında uğranılan zarar bakımından  100.000-TL olmak üzere toplam 300.000-TL alacak talep edilmiş, 12/12/2022 tarihli dilekçesinde ise dava dilekçesinde belirtilen 300.000-TL alacak miktarını 1.220.000-TL yükseltikleri belirtilmiş, yükseltilen talep miktarının dava dilekçesinde talep edilen hangi alacak kalemine ilişkin olduğuna ilişkin bir açıklama yapılmamıştır.<br> Mahkemece HMK 31. maddesi kapsamında arttırılan alacak talebinin dava dilekçesindeki hangi taleplere ilişkin olduğunun açıklatılmaması yerinde görülmediği gibi davacının dava dilekçesindeki menfi ve müspet zarar taleplerinin reddine karar verildiği halde ıslah ile arttırılan 1.220.000-TL'nin tamamına hükmedilerek hükümde çelişki oluşturulması ve sözleşme kapsamında fazla ödenen miktar bakımından talebi aşar şekilde hüküm tesisi yerinde görülmemiştir. <br>Sözleşmenin feshi halinde tarafların, feshin haklılık durumuna göre diğer alacak talebinde bulunmaları mümkün olmakla birlikte kural olarak sözleşme feshedildikten sonra taraflar diğer tarafa verdiklerini ya da gerçekleştirdikleri işlerin bedelini diğer taraftan sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre  talep edebilirler (Yargıtay 15.H.D.'nin 2016/2053 E. 2017/1999 K.).<br>Kural olarak götürü bedelli sözleşmelerde yüklenici kararlaştırılan bedelle işi ifa etmek zorundadır. Somut olayda işin kısmen ifa olunduğu uyuşmazlık konusu değildir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre götürü bedelli sözleşmede, yüklenici işi kararlaştırılan götürü bedelle yapmak zorunda olduğundan yüklenicinin hak ettiği imalât bedelinin, fiziki oran yöntemi ile başka bir ifadeyle yüklenicinin sözleşme kapsamında gerçekleştirdiği imalâtların eksik ve ayıpları da dikkate alınarak işin tamamına göre fiziki oranının tespit edilip, bulunacak bu oranın götürü iş bedeline uygulanması suretiyle saptanması kabul edilmektedir. Hesaplama yapılırken fiziki orandan bedele gidilmesi gerekir, bedelden fiziki orana gidilemeyeceği de açıktır (Yargıtay 6.H.D.'nin 2022/5365 E. 2024/190\tK.).<br>Taraflar arasında imzalanan 23/01/2015 tarihli İnşaat Yapım Sözleşmesinin incelenmesinde, sözleşmenin 3.maddesinde İnşaatların yapım şekli ve Bedellerinin düzenlendiği madde içeriğinde; Yalova İli, Termal İlçesi, 29-N-1-B pafta, 2494 ada, 1 parselde bulunan 14.930,76 m² arsa üzerine 23 bloktan oluşan toplamda 46 adet ikiz ev inşaatı yapılacağı, bu arsadaki yerinde mevcut olan ve önceden yapılmış 9 blok ( 18 adet ikiz ev) mevcut planları dahilinde tadilatları yapılarak tamamlanacağı, diğer yapılacak olan 14 blok ( 28 adet ikiz ev) ise tasarımları ve planları yeni yapılmış hali ile İnşa edileceği,  inşaatın ruhsatı, bina dışları, bina içleri, çevre düzenlemesi, bahçe peyzajı, site içi alt yapısı, havuzu, mescit gibi inşaat imalatları teklif eklerindeki kapsamlar dahilinde eksiksiz olarak tamamlanacağı ve kullanma izni alınacağı,  Mevcuttaki 9 blok önceden yapıldığı için bu yapıların güçlendirilmesi gerekmesi halinde fiyatın değişebileceği, sorumluluğu arsa sahibine ait olacağı,<br>İnşaatların ek dosyalarda sunulan teklif metinlerine göre yapılacağı belirtilmiş olup, <br>Ek dosyaların ana başlıkları ve bedelleri aşağıdaki gibidir.<br>Genel İş Toplamı,<br>Ek-1- Yeni inşa edilecek 14 blok 28 adetten oluşan ikiz villanın içi hariç dıştan bitirilmiş olarak imalatını kapsamaktadır. İşin bedeli: 276.571,43.-TL x14 blok İkiz villa= 3.872.000,00.-TL<br>EK2- Önceden yapılmış olan mevcuttaki  9 blok 18 adetten oluşan ikiz villanın dış cephelerinin yeni yapılacak olan binalara uygun hale getirilmesi işlerinin imalatını kapsamaktadır. İşin bedeli ; 98.000,00.-TL x 9 blok ikiz villa = 882.000,00.-TL<br>EK-3- 23 Blok 46 adetten oluşan ikiz villanın içlerinin ince işlerini (parke, iç kapı, seramik, boya, kalorifer bitirilmiş olarak imalatını kapsamaktadır. İşin bedeli 31.200,00.-TL x 46 adet villa=1.435.000,00.-TL<br>EK 4- Bahçe ve ortak alanlarda yapılacak işleri kapsamaktadır. (istinat ve bahçe duvarları, havuz sığınak bahçe düzenleme alt yapı, çevre düzenleme gibi işleri bitirilmiş olarak imalatını kapsamaktadır. İşin bedeli 1.685.000-TL <br>EK-5 Bahçe ve ortak alanlardaki projesi ve palanlaması henüz yapılmamış olan bahçe peyzajı, otomatik sulama, kuyu sondajı mescit kamelya gibi işlerin bitirilmiş olarak imalatını kapsamaktadır. İşin bedeli 326.000-TL <br>Eklerde Sunulan İnşaat Yapım işlerinin Toplam bedelinin ; 8.200.000,00.-TL<br>İş ile ilgili olarak 4.600.000,00.-TL tutarında %18 Kdv dahil fatura kesilecektir. Kesilecek olan faturanın Kdv bedeli fiyata dahildir.<br>Hükme esas alınan bilirkişi raporunda; fiziki oran yönteminin kullanıldığı anlaşılmakla birlikte, söz konusu oranlama denetime elverişli değildir. Raporda bağımsız bölümlerin %78 oranında tamamlandığının görüldüğü belirtilerek inşattaki yapı tipine göre (Tip 1, Tip 2, Tip 3) ayrı ayrı inşaatın seviyesi belirtilmiş, sonrasında sözleşme kapsamına göre sözleşmenin 3. maddesindeki Ek-1 deki fiyat belirlemesine göre 3.872.000-TL olarak belirlenen bedelden 45 ve 46 nolu bağımsız bölümlerin yıkılması nedeni ile 3.595.428,59-TL hak edilen iş bedeli bulunmuştur.söz konusu iş bedelinin belirlenmesinde uygulanan oran açıkça belirtilmediği gibi hesaplamada bedelin blok sayısına göre (yıkılan blokların mahsubu ile) yapıldığı anlaşılmıştır.<br>Bu durumda sözleşmede götürü olarak belirlenen her iş kaleminin eksik ve ayıpları da dikkate alınarak o iş için fiziki oran yöntemi ile davalı yüklenicinin işi yaptığı oranın öncelikle tespiti ile söz konusu oranın iş bedeline uyarlanması suretiyle hesaplama yapılması gerekirken bedelin villa sayısına bölünerek, bazı iş kalemleri açısından bedelden fiziki orana gidilerek hesaplama yapılması hatalı görülmüştür. <br>Bu itibarla mahkemece yukarıda belirtilen fiziki oran yöntemine uygun olarak, tarafların itiraz ve savunmalarını da değerlendirir şekilde ayrıntılı ek rapor alınarak sonucuna göre hüküm tesisi gerekir. <br>Davacı tarafça eldeki davada sözleşmenin haklı nedenle fesih edildiğinin tespiti talep edilmiş, mahkemece; davalının, ödemelerin yapılmaması nedeni ile inşaatı durdurduğunu iddia etmesine rağmen, yapılan keşif sonucu düzenlenen rapor içeriklerine göre davacının ödemesinin davalı tarafça yapılan iş miktarından 737.963,41.-TL fazla olduğu, davalının işi yaptıkça ödeme alacağı, bu nedenle davacıdan alacağı bulunmayan davalının inşaatı durdurmasının haksız olduğu, inşaat davalı tarafından durdurulduğundan TBK'nın 124. maddesi uyarınca davalıya yeniden süre verilmesine gerek olmaksızın davacının sözleşmeyi fesih etmesinin haklı nedene dayandığı kabul edilmiş ise de;<br>Davalı tarafça, davacının sözleşme kapsamında ödemelerini süresinde ifa etmediği, bu süreçte maliyetlerin arttığı ve  zarara uğradığı, yapılan iş kapsamında davacı ile 10/11/2015 tarihli ek işleri de kapsar şekilde ek sözleşme ve 30/10/2016 tarihli mutabakat imzalandığı belirtilerek, söz konusu sözleşme ve mutabakat dosyaya sunulmuş, davacı tarafça, söz konusu belgelerin ortaklar arasındaki husumet nedeni ile yetkileri alınan eski temsilci tarafından davalı şirket yetkilisi ile birlikte hareket edilerek, geçmiş tarihli imzalandığı, ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunulduğu belirtilmiş, celp edilen evraklara göre Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturma sonrası kavuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiştir.<br>Mahkemece tarafların ek sözleşme ve mutabakat ile ilgili iddia ve savunmalarının değerlendirilmemesi yerinde görülmemiştir. Bu durumda; ek sözleşme ve mutabakat tarihi itibariyle sözleşmeyi davacı şirket adına imzalayan ortağın şirketi tek başına imzaya yetkili olup olmadığı ticaret sicil kayıtlarından araştırılarak, ek sözleşme ve mutabakatın yetkili temsilci tarafından imzalanması halinde söz konusu belgelerin davacı tarafı bağlayacağı dikkate alınarak değerlendirme yapılması açıktır.<br>Ek sözleşmenin 2.maddesinde sözleşmede belirtilen ödeme tarihlerinde arsa sahibi tarafından ödeme yapılmadığı geç yapılan ödemeler nedeni ile işin teslim süresinin geciktiği belirtilerek sözleşmenin 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11 maddelerinde ilk sözleşme harici yapılacak işler ve bedelleri (götürü) belirlenmiştir. Öte yandan sözleşmenin 17.maddesinde iş sahibi tarafından yapılan ödemelerin 25/01/2016 tarihine kadar tamamlanacağı, aksi halde 827.400-TL gecikme cezasının ödeneceği belirtilmiş, 30/10/2016 tarihli mutabakatta ise 23/01/2015 tarihli sözleşme bedeli 8.200.000-TL, 10/11/2015 tarihli ek sözleşme bedeli 387.800-TL, 10/11/2015 tarihli ek sözleşmedeki gecikme bedeli 827.400-TL olmak üzere müteahhide ödenecek toplam tutarın 9.415.200-TL olduğu, yapılan ödemelerin 7.550.000-TL olup bakiye 1.865.200-TL müteahhide iş sahibi tarafından ödeneceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmakla, söz konusu mutabakat metni ve tarafların anlaşması kapsamında gecikme bedelinin davalı tarafça istenip istenemeyeceği bu itibarla davacının alacağından mahsubunun gerekip gerekmediğinin mahkemece gerekçeli kararda tartışılmaması yerinde görülmemiştir.<br>Sözleşme götürü bedelli ise gerek toplam götürü bedel, gerek ise sabit birim fiyatlı işlerde götürü bedelin malzeme, işçilik, yüklenici karı ve vergileri kapsadığı kabul edildiğinden uygulama ve Yargıtay içtihatlarından sözleşme ile aksi kararlaştırılmamış ise Kdv'nin götürü bedele dahil olduğu ve ayrıca istenemeyeceği kabul edilmektedir (Usul ve Esaslarıyla Eser Sözleşmesi Uygulaması M.Öztürk-Z.Gözütok 4. Baskı 320. sayfa).<br>Kdv iş bedeline dahil olup Kdv alacağının istenebilmesi için faturanın kesilmiş olması zorunlu değildir. Fatura henüz kesilmemiş olsa bile ödenmeyen KDV alacağının istenmesi mümkündür (Usul ve Esaslarıyla Eser Sözleşmesi Uygulaması M.Öztürk-Z.Gözütok 4. Baskı 888. Sayfa)(Yargıtay 15.H.D.'nin 2013/4312 E. 2014/3728 K.).<br>Bu itibarla, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri uyarınca değerlendirme yapılması gerekirken davacı tarafından düzenlenen fatura bulunmadığından hak edişin Kdv tutarının davalı firma hak edişinden kesilmesi yerinde görülmemiştir.<br>Öte yandan, mahkemece sözleşmenin feshinin haklılığı hususunda ek sözleşme ve protokol hükümleri tartışılmaksızın değerlendirme yapılması da yerinde görülmemiştir.<br>Kabule göre de; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 125.maddesi gereğince sözleşmelerde; borçlunun temerrüdü sonucu borç yerine getirilmemişse alacaklıya üç yetki tanımıştır: Bunlar; her zaman için ifa ve gecikme tazminatı isteğinde bulunma, derhal ifadan vazgeçip müspet zararının tazminini isteme ya da ifadan vazgeçip sözleşmeden dönerek menfi zararın istenmesidir.<br>\"Sözleşmeden kaynaklanan zarar müspet zarar olacağı gibi, menfi zarar da olabilir.  Müspet zarar: Borçlu edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne durumda olacak idiyse, bu durumla eylemli durum arasındaki fark müspet zarardır. Diğer bir anlatımla müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarardır. Kuşkusuz kâr mahrumiyetini de içine alır. Borcun yerine getirilmesinin kusurla olanaksız hale gelmesinde, temerrüde düşen borçludan, gecikmiş ifa ile birlikte gecikme dolayısıyla tazminat istenmesinde, yahut borçlunun temerrüdü halinde ifadan vazgeçilip, ifa yerine tazminat istenmesinde ve sözleşmenin olumlu biçimde ihlalinde, müspet zararın giderimi söz konusu olur (Prof. Dr. H. Tandoğan Türk Mesuliyet Hukuku 1961 s. 426 vd.).<br>Müspet zarar, alacaklının ifadan vazgeçerek zararının tazminini istemesi halinde söz konusu olur. Sözleşme ortadan kalkmamaktadır, yalnız alacaklının ifaya ilişkin talep hakkının yerini müspet zararının tazminine dair talep hakkı alır. Burada sözleşmenin feshedilmemesinden değil, borcun ifa edilmemesinden doğan zararın söz konusu olduğu göz ardı edilmemelidir.\"  (Örnek:Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 05.07.2006 tarihli 2006/13-499 Esas, 2006/507 Karar sayılı kararı).<br>Öte yandan, Mahkeme kararı belli bir şekle uygun olarak yazılmalıdır. Kararın nasıl yazılacağı konusundaki şekil 6100 sayılı HMK'nın 297.maddesinde gösterilmiş olup, bunlar arasında en önemlilerinden biri de kararların gerekçeli olmasıdır. Kararın açık ve gerekçeli olması hukuki dinlenilme hakkının sağlanması açısından önemlidir.<br>Davacı vekilince sunulan 28/10/2019 tarihli dilekçe ile dava dilekçesinde talep edilen zarara ilişkin, zarar kalemleri somutlaştırıldığı, hatta bilirkişi raporunda söz konusu zarar kalemleri hakkında değerlendirme yapıldığı halde, davacının talepleri ve taraflar arasındaki sözleşme hükümleri uyarınca değerlendirme yapılması gerekirken, mahkemece  zararın hangi kalemlerden oluştuğu açıklayıp ispatlanamadığı belirtilerek, şekli gerekçe ile hüküm tesisi yerinde görülmemiştir. Bu itibarla karar bu yönden gerekçesizdir.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulüne, sair hususlar bu aşamada incelenmeksizin  mahkemenin kararının kaldırılmasına, HMK’nın 353/1-a/6 maddesine göre, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Gerekçe ile;<br>1-Taraf vekillerinin istinaf talebinin KABULÜ ile Bursa 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 07/06/2025 tarih,...sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>Dairemiz kararında belirtilen hususlar dikkate alınarak yargılama yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>2-Taraflarca yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince  iadesine,<br>3-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, <br>4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinafa başvuran yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>5-Karar tebliğ ve harç iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK'nun 362/1-g hükmü uyarınca  kesin olmak üzere 04/06/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.\t\t\t\t<br>\t\t\t<br>...<br>Başkan<br>...<br> <br>...<br>Üye<br>...<br> <br>...<br>Üye<br>...<br> <br>...<br>Katip<br>...  <br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0e243a23d61329f7","SID":"439d026aa0a2495f"}}