{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. BURSA BAM   14. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: <br>T.C.<br>BURSA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  14. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t:  <br>KARAR NO\t:  <br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: <br>ÜYE\t\t: <br>ÜYE\t\t: <br>KATİP\t\t: <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: BURSA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t : 19/10/2020<br>NUMARASI\t:  <br>DAVACI\t: <br>DAVALI\t:  <br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali (Eser sözleşmesinden kaynaklı)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ\t: 04/06/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 18/06/2025<br><br>\tMahkemece verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine dosya incelendi.<br>\tİDDİA VE SAVUNMANIN ÖZETİ:<br>      Davacı vekili, davalının orta gerilim ve alçak gerilim tesisatlarının oluşumu için müvekkili şirketten ürün ve hizmet satın aldığını, anlaşma gereği ürünlerin satışı ve kurulumunun müvekkili şirket tarafından sağlanmış olmasına, müvekkili şirketin tüm edimlerini ifa etmiş olmasına rağmen, davalının borcunu ödemediğini, davalının müvekkili şirkete başvurusu üzerine müvekkili şirketin personeli tarafından davalı iş yerinde tespit yapılarak davalıya ... numaralı teklifin sunulduğunu, sunulan teklifin davalı tarafından kabul görmesi üzerine taahhüt edilen işlemlerin müvekkili şirket tarafından yapıldığını, Teklifin: Orta gerilim 36 kv kısmında mevcut akım gerilim ölçü hücresi ve trafo koruma hücresinde yapılacak tadilatlar, mevcut fabrikayı çalıştıran beton köşk içinde bulunan 400 kva trafonun demontajı, mevcut fabrikayı çalıştıran beton köşk içine 1600 kva trafonun montaji, montajı yapılan 1600 kva trafo çıkışına kablo vasıtası ile 2500 A şalterli bir çıkış panosu yapılması, 1600 kva trafo şalter çıkışından sonra kablo ve 2500 A busbar vasıtasıyla besleme hattının yapılması, besleme hattının sonuna 2500 A ana giriş şalterli ana dağıtım panosu yapılması, 1600 kva trafo için kompanzasyon panosu yapılması, pano çıkışından sonra yeni busbar hattı montajları yapılarak yeni makinelerin beslemelerinin yapılması, mevcut fabrikaya ilave yapılan bina ile ilgili aydınlatma tesisatlarının yapılması, mevcut gersan marka busbarların demontajının yapılarak yeni yapılan binaya montajının yapılmasını kapsadığını, işin sonunda ilave ve azalan işlerin olması durumunda aynı birim fiyatlarla malzeme temini ve montajın yapılması karşılığında teklif birim fiyatları geçerli olacak şekilde anlaşıldığını, anlaşılan birim fiyat teklifine KDV ekli olmadığını, müvekkilince yapılan işler nedeni ile farklı tarihlerde faturalar kesildiğini, davalı tarafından bir takım ödemeler yapıldığını, bakiye borcun ödenmemesi üzerine davalı hakkında Bursa 5. İcra Müdürlüğünün 2018/8182 esas sayılı dosyasında yapılan takibe davalının itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili, alacağın zaman aşımına uğradığını, müvekkili ile davacı arasında 16.08.2016 tarihinde, şirkete ait fabrikada yapılması muhtemel işlere dair bir tespit yapılarak, bu işler için sarf edilecek malzeme ve işçilik bedeli (128.826,43 TL.+31.490,31 TL.) hususunda mutabık kalındığını, mutabakata göre işlerin peyderpey yapılarak, her bir işin birbirinden ayrı ayrı parça başı iş olarak değerlendirilerek davalı şirket tarafından faturalandırıldığını ve müvekkili tarafından her bir faturaya binaen ödemeler yapıldığını, taraflar arasında anahtar teslim bir anlaşmanın söz konusu olmadığını,  taraflar arasında 16.08.2016 tarihinde başlayan ticari işlerin CP 16-0534 nolu liste ile sınırlı kalmayarak  ilave çıkan işler karşılığında,  müvekkilinin her yapılan iş  karşılığı, davalının kestiği faturalara binaen (malzeme+işçilik+hizmet bedeli) davalı tarafa toplam 504.201,40-TL ödeme yaptığını, davalının Aralık 2016 yılında işi bırakarak devam etmediğini,  davalının \"8-Pano çıkışından sonra yeni busbar montaj hattı montajları yapılarak yeni makinelerin beslemelerinin yapılması” ve ”10-mevcut gersan marka busbarların demontajının yapılarak yeni yapılan binaya montajının yapılması” işlerini hiç yapmadığını, teklif kapsamındaki işlerin bir kısmında da sonradan arıza ve patlamalar meydana geldiğini, davalı tarafından hiç yapılmayan ve arızalı işlerin daha sonra....ve Tic.Ltd.Şti.'ne yaptırılmak zorunda kalındığını, davalının 2016 aralık ayından sonra hiç bir iş yapmadığı halde müvekkili şirkete 16.03.2017 tarihinde 68.643,73.-TL e-fatura gönderdiğini, söz konusu faturanın müvekkili tarafından iade edildiğini,  daha sonra davacının aynı faturayı 21.03.2017 tarihinde temel fatura olarak gönderdiğini, temel faturanın iadesi mümkün olmadığından defterlere işlenerek  22.03.2017 tarihinde 68.643,73-TL.'lik iade faturası kesilerek, davacıya gönderildiğini, akabinde taraflar arasında yapılan görüşmeye istinaden davalı tarafa 30.03.2017 tarihinde 7.606,83-TL. ödenmek suretiyle taraflar arasındaki cari hesap bakiyesinin sıfırlandığını, 2017/6. ayında tarafların birbirlerine gönderdikleri e-mutabakat maili ile cari hesap bakiyesinin sıfırlanmış olduğu hususunda mutabakat sağlandığını, müvekkilinin davacıya hiç bir borcu bulunmadığını, davacının müvekkili şirket ile aralarındaki mutabakata rağmen haksız ve kötü niyetli olarak icra  takibi yaptığını, bu nedenle davacı tarafın alacağın % 20’sinde az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesi gerektiğini savunarak,  davanın  reddine karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: <br>    Mahkemece, her ne kadar davacı tarafça; davalı taraf aleyhine cari hesap alacağından kaynaklı icra takibi başlatılmış ise de SMMM bilirkişi tarafından tanzim edilen kök ve ek raporda da özetle; tarafların ticari defter kayıtlarının, BA-BS formlarının birbirini teyit ettiği, tarafların birbirlerinden alacak-borç bakiyesi bulunmadığı, mahkememizce SMMM tarafından tanzim edilen kök ve ek raporda davaya konu edilen hususlar bilimsel, gerekçeli, ayrıntılı olarak açıklanmış, kök ve ek raporun hükme esas alınmaya yeterli olduğu kanaatine varılmakla birlikte, davalı şirket tarafından 24/07/2017 tarihinde davacı şirkete cari hesabın 30/06/2017 tarihi itibariyle 0 TL borç bakiyesi verdiğinin, mutabık olunup olunmadığı hususunda mail gönderildiği, aynı tarihte davacı şirket tarafından da davalı şirkete mutabakat maili gönderildiğinin de tespit edildiği dikkate alınarak, davacı tarafın, davalı taraftan cari hesap ekstresine dayalı olarak alacaklı olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine,  yasal şartları oluşmadığından davalı tarafın kötü niyet tazminatının reddine karar verilmiştir.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı  vekili, mahkemece aldırılan teknik raporda müvekkilinin davalı şirketten yaptığı işler gereği alacaklı olduğunun açıkça tespit edildiğini,  SMM bilirkişinin bu rapora ve beyanlarına hiç değinmeksizin salt ticari defterler üzerinden inceleme yaparak yanlış sonuca vardığını, müvekkili şirket personeli tarafından yapılan tespit sonucu 16.08.2016 tarihli.... numaralı teklif sunulduğunu, sunulan teklifin davalı tarafından kabul edilmesi üzerine taahhüt edilen işlere başlanarak, işin sonunda ilave veya azalan işlerin olması durumunda aynı birim fiyatlarla malzeme temini ve montajı yapılması karşılığında teklif birim fiyatları geçerli olacak şekilde anlaşıldığını, anlaşılan birim fiyat teklifine %18 KDV dahil olmadığını, müvekkili şirket tarafından yapılan işler karşılığında farklı tarihlerde faturalar kesildiğini,  müvekkilinin anlaşma gereği  montajını yaptığı ürünlerin bir kısmını üçüncü kişilerden satın almak suretiyle taahhüdünü yerine getirdiğini, davalı şirkete yapılan ek işlere ilişkin 16.03.2017 tarih CCP201700000153 nolu fatura tanzim edildiğini,  davalı şirket tarafından e-faturanın reddedildiğini,  teknik bilirkişi raporuna göre davalı iş yerinde ek işler yapıldığı ve yapılan bu ek işler nedeni ile müvekkilinin  alacaklı olduğunun tespit edildiğini belirterek, istinaf isteminde bulunmuştur.<br>Davalı vekili katılma yolu ile,  alacağın %20'sinden aşağı olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatı taleplerinin reddine karar verilmesinin yerinde olmadığını,  kararın bu yönden gerekçesiz olduğunu, davaya dayanak takibin 30.01.2018 tarihli Cari Hesap Ekstresine dayalı olarak başlatıldığını, SMMM bilirkişisi tarafından tarafların defter ve belgeleri incelenerek; tarafların  BS-BA formlarının birbirini teyit ettiği, borç bakiyesinin (0) olarak gözüktüğünü, bununla birlikte taraflarınca sunulan maillere göre de borcun 0 olduğuna dair karşılıklı mutabakat mailleri mevcut olduğunun açıkça tespit edildiğini, öğreti ve Yargıtay uygulamasına göre; alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken alacaklının icra takibinde kötü niyetli olduğunun kabul edildiğini belirterek, katılma yolu ile istinaf isteminde bulunmuştur.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:<br>       HMK'nın 355.maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.<br>Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>Davacı vekili, müvekkilinin davalı ile orta gerilim ve alçak gerilim tesisatının oluşturulması için ürün ve hizmet sunumu hususunda anlaştıklarını, davalının başvurusu üzerine müvekkili şirket personelinin davalı iş yerinde yaptığı tespit üzerine; davalıya 16/08/2016 tarihli sunulan teklifin davalı tarafça kabul edildiğini, teklif kapsamında açıkça belirtilen hususlar dışında işin sonunda ilave veya azalan işler olması durumunda aynı birim fiyatlarla malzeme temini ve montajı hususunda da anlaşma sağlandığını, yapılan işler karşılığı davalı adına farklı tarihlerde faturalar düzenlendiğini, davalı tarafından da bir takım ödemeler de bulunulduğunu, ancak 16/03/2017 tarihinde kesilen 68.643,73-TL e-faturanın sistemden davalı tarafından reddedilmesi üzerine  aynı mahiyette 21/03/2017 tarihli temel faturanın tanzim edildiğini, ancak davalı tarafça söz konusu faturanın iade edildiğini, cari hesaptan kaynaklı davalıdan müvekkili şirketin alacaklı  olduğunu, alacağının ödenmemesi üzerine yapılan icra takibine davalı tarafından itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptaline karar verilmesini istemiş, davalı, davacı şirket ile 16/08/2016 tarihli teklif formunda belirtilen işlerin yapımı hususunda anlaşıldığını, ancak anlaşmaya göre işler peyder pey yapılarak, her bir işin birbirinden ayrı ayrı parça başı iş olarak değerlendirilerek yapılan işlerin davacı şirket tarafından faturalandırıldığını, faturalar uyarınca ödemeler yapıldığını, taraflar arasındaki ticari işlerin liste ile sınırlı kalmayarak ilave çıkan işler için de kesilen faturalara binaen ödemelerin yapıldığını,  ancak davacının teklif kapsamında  \"8-Pano çıkışından sonra yeni busbar montaj hattı montajları yapılarak yeni makinelerin beslemelerinin yapılması” ve ”10-mevcut gersan marka busbarların demontajının yapılarak yeni yapılan binaya montajının yapılması” işlerini hiç yapmadığını, teklif kapsamında yapılan işlerin bir kısmında sonradan arıza ve patlamaların meydana geldiğini, gerek davalı tarafından yapılmayan gerekse arızalı işlerin daha sonra üçüncü bir firmaya yaptırıldığını, davalının Aralık 2016 yılından sonra hiç iş yapmadığını, davalının işi bıraktıktan 3 ay sonra düzenlediği faturanın iade edildiğini, 30/03/2017 tarihinde davalıya 7.606,83-TL ödeme yapılarak cari hesap bakiyesinin sıfırlandığını, sonrasında 30/06/2017 dönemini kapsayan mutabakat sağlandığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiş, mahkemece yukarıda belirtilen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.<br>Eser sözleşmesi niteliği gereği tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme türüdür. Eserde iş sahibinin borcu bedelin yükleniciye ödenmesi, yüklenicinin borcu ise, eseri iş sahibinin amacına, fen ve sanata uygun imal ve teslim yükümlülüğüdür.  Kural olarak eser sözleşmesi kapsamında yapılan işlerin ispatı yükleniciye, bedelin ödendiğinin ispatı iş sahibine aittir.<br>Somut olayda taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmamakla birlikte davalı şirkete ait işyerinde orta gerilim ve alçak gerilim tesisatının malzeme ve işçilik (montajı) hususunda tarafların anlaştıkları, zira anlaşma öncesi davacı şirket personeli tarafından davalı işyerinde yapılan tespit üzerine davacı şirket tarafından hazırlanan teklif formu dikkate alınarak tarafların anlaşma sağladıkları hususunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. <br>Dosya kapsamına göre; 06/03/2017 tarihli mutabakat mektubu ile davalının davacıya 31.01.2017 tarihi itibariyle 7.606.83-TL borçlu olduğuna dair tarafların mutabık kaldıkları, her iki tarafın ticari defterlerine göre davalı tarafından 22/03/2017 tarihinde davacıya 7.606,83-TL ödemede bulunulduğu, mutabakattan sonra davacı tarafından ilk olarak tanzim edilen 21/03/2017 tarihinde Fabrika tesisatı, malzeme ve işçilik bedeli açıklamalı 68.643,73-TL e-faturanın davalı tarafça reddedilmesi üzerine davacının aynı miktarda 22/03/2017 tarihli fatura tanzim edildiği, söz konusu faturanın davalı tarafça iade edilmesi üzerine davacının iade faturasını defterlerine işlediği ve 06/03/2017 tarihli mutabakat mektubu nedeni ile davalı tarafından 30/03/2017 tarihinde yapılan ödeme ile taraflar arasında her iki tarafın ticari defterlerine göre alacak-borç ilişkisinin kalmadığı, davacı şirket tarafından davalıya gönderilen 24/07/2017 tarihli cari bakiye mutabakatında 30/06/2017 tarihi itibariyle 0,00 TRY Borç bakiyesi verdiğinin belirtildiği, söz konusu mutabakat metninin davacı tarafça inkar edilmediği, sadece  sistem zorunluluğu gereği sistem tarafından oluşturulan bir metin olduğunun savunulduğu, bu durumda, tarafların birbiri ile uyumlu ticari defterleri ve inkar edilmeyen mutabakat uyarınca mahkemece davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir (Yargıtay 19. H.D.'nin 2013/530 Esas 2013/6575 Karar).<br>Her ne kadar davacı tarafça, mahkemece alınan teknik bilirkişi raporu uyarınca müvekkilinin davalı şirketten alacağının olduğunun tespit edildiği belirtilerek istinaf isteminde bulunulmuş ise de; eldeki davada davacı tarafça faturaya dayalı takip yapılmamakla birlikte, taraflar arasındaki ticari ilişkide sözleşme kapsamında yapılan iş bedelli ile ilgili davacı tarafından faturalar tanzim edildiği, tarafların ticari defterlerine göre 21/03/2017 tarih 68.643,73-TL bedelli fatura dışında düzenlenen diğer faturalar ile ilgili taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, zira diğer faturaların taraf ticari defterlerine kayıtlı olduğu ve ödemelerin yapıldığı, davacı tarafça ek işlere ilişkin düzenlenen faturaya ilişkin davalı tarafça iade faturası tanzim edildiği ve iade faturasının da her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, bu durumda davada uyuşmazlığa konu işlerin söz konusu faturada belirtilen işlere ilişkin olup, fatura da Malzeme Kodu: TAAH-??? \"Fabrika tesisatı, malzeme ve işçilik\" bedeli olarak açıklama bulunduğu, bilirkişi raporu içeriğinde de faturalarda  belirtilen miktarın fiyatı, tutarının tek tek yazılmadığı belirtilerek davacı tarafça  yapılan işin miktarı hesaplanmaksızın fabrikaya ilave bölümdeki meydana gelen patlama sonrası meydana gelen hasarın giderim bedeli hesaplanarak talep edilen miktardan mahsup yapılmak suretiyle hesaplama yapıldığı, faturada talep edilen iş kalemlerinin denetime imkan verir şekilde  belirtilmemiş olması nedeni ile bilirkişi tarafından mahallinde yapılan işin tespit edilmemiş olması da dikkate alındığında teknik bilirkişi raporu ile davacı alacağının ispatlandığının bahsedilemeyecek olması nedeni ile davacı tarafın aksi yöndeki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.<br> 2004 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca alacaklının kötü niyet tazminatına mahkûm edilebilmesi için takibin haksız ve kötü niyetle yapılmış olması gerekir. Alacaklının icra takibini kötü niyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. Öğretide ve Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu hâlde icra takibine girişen alacaklının kötü niyetli olduğu kabul edilmektedir. Anılan kanun hükmünde düzenlenen ve ‘kötü niyet tazminatı’ olarak adlandırılan tazminat, takibe girişmekte kötü niyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Alacağının varlığına maddi hukuk kuralları çerçevesinde inanarak icra takibine girişen; ancak bunu usul hukuku kurallarına uygun şekilde kanıtlayamadığı için itirazın iptali istemi reddedilen bir alacaklı, 2004 sayılı Kanun’un 67 nci maddesi anlamında \"haksız ise de \"kötü niyetli\" olarak kabul edilmesine ve dolayısıyla bu iki koşulun birlikte gerçekleşmesini açıkça şart koşan söz konusu hüküm çerçevesinde tazminatla sorumlu tutulmasına hukuken olanak yoktur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun  13.06.2019 tarihli ve 2017/19-928 E., 2019/658 K., 01.03.2017 tarihli ve 2015/1048 E., 2017/380 K. sayılı kararlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir.  Başka bir ifadeyle 2004 sayılı Kanun'un 67 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmüne göre itirazın iptali davasının borçlu lehine sonuçlanması üzerine, alacak likit olsun veya olmasın, böyle bir alacağa dayalı takibin, haksız ve kötü niyetli olması hâlinde, istem varsa, davalı (borçlu) lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gereklidir. Burada takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca davacının kötü niyetli olması da gerekmekte olup, ispat yükü; takibin kötü niyetli olduğunu iddia eden davalı (borçlu)’nın üzerindedir (Yargıtay 3.H.D.'nin 2022/7564 E.  2023/379 K.)<br>Somut olayda davacı tarafça taraflar arasındaki sözleşme kapsamında ek işlere ilişkin cari hesap ekstresi gereği takip başlatılmış olup, mahkemece tarafların ticari defterleri ve mutabakat  mektubu uyarınca davacının alacak talebi haksız görülmüş ise de, davacı tarafça eser sözleşmesi kapsamında işin yapıldığı belirtilerek talepte bulunulduğundan, davacının takipte kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından mahkemece davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmemesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun ve davalı vekilinin katılma yolu ile istinaf istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b/1 maddesine göre esastan reddine  karar verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Gerekçe ile;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun ve davalı vekilinin katılma yolu ile istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b/1 maddesine göre ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40.-TL’den, peşin alınan 54,40.-TL’nin mahsubu ile bakiye 561,00.-TL’nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>\tHarçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40.-TL’den, peşin alınan 54,40.-TL’nin mahsubu ile bakiye 561,00.-TL’nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>\t3-İstinaf talebinde bulunan taraflarca karşılanan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, artan gider avansının yatırana kararın kesinleşmesinden sonra  iadesine,<br>\t4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\t5-Karar kesinleştiğinde gider avansı iadesi  işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,   <br>\tDair, duruşma açılmadan dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, 6100 sayılı HMK'nun 361. maddesi gereğince TEMYİZ yolu açık olmak üzere 04/06/2025  tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br>\t\t\t\t<br>\t\t\t<br>...<br>Başkan<br>...<br> <br>...<br>Üye<br>...<br> <br>...<br>Üye<br>...<br> <br>...<br>Katip<br>...  <br><br> <br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4882ba7ad9c5fc3b","SID":"d6870c793333d8c1"}}