{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>4. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2023/3916 <br>KARAR NO:2025/2785<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:17/05/2023<br>NUMARASI:2021/36 Esas - 2023/391 Karar<br>DAVANIN KONUSU:Tazminat (Haksız İhtiyati Tedbirden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:09/07/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353.maddesi gereğince dosya incelendi, <br>GEREĞİ  DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkilinin demir profil, boru ve metal ürünler alım satımı yaptığını, müvekkili ile ilgili olarak davalı bankanın ... sayılı dosyasından icra takibi yaptığını, müvekkilinin davalıya borçlu bulunmadığını, hatanın düzeltilmesini davalıdan talep ettiğini ancak netice alamadığını, konu ile ilgili olarak İstanbul 21.İcra Hukuk Mahkemesinde dava açtığını ve mahkemece 27.05.2014 tarihinde verilen karar ile hacizlerin kaldırılmasına hükmedildiğini, kararın 06.06.2014 tarihinde kesinleştiğini, davalının ise karara uyularak hacizleri kaldırmadığını, davalı bankanın yaptığı icra takibi sebebiyle  diğer bankaların müvekkilini kara listeye aldıklarını, bu yüzden de müvekkilinin kredi talebinin red edildiğini, davalı bankanın hatalı icra takibi sebebiyle müvekkilinin kredili hesaplarının kapatıldığını ve mevcut hesaplarının bloke edilmesinden ötürü mevcut çeklerinin karşılıksız çıktığını, bundan ötürü zarar gördüğünü, müvekkilinin yapılan hacizler nedeni ile itibarının zedelendiğini, piyasadan mal alamaz duruma geldiğini, bundan ötürü pahalıya mal alarak ucuza satış yaptığını, haksız uygulama sebebiyle  müvekkilinin uğradığı zararının belirlenmesi ile 50.000,00 -TL manevi ve 10.000,00 -TL maddi olmak üzere şimdilik 60.000,00 -TL nin faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; İstanbul 21. İcra Hukuk Mahkemesince verilen kararın kesin hükme bağlanmadığını bu yüzden esasa girmeden davanın reddi gerektiğini, müvekkili banka tarafından 3.şahıs ...firması için verilen kredilerin ödenmemesinden ötürü kredi hesaplarının kat edildiğini, keşidecisi ... Şti’nin 12.09.2012 tarihli ve 75.000,00 TL tutarlı bir adet ...bank çekinin vade tarihinde karşılığı bulunmadığından çekin arkası yazdırılarak kambiyo yoluyla icra takibine konu edildiğini, akabinde ise bankalardaki hesaplarına 89/1 ödeme emri gönderildiğini ve şirket hesaplarının bloke edildiğini, davacı şirketin unvanının... Şti olduğunu, çek keşidecisinin  ise ... Şti.  olduğunu, unvan benzerliğinin ortada olduğunu, ...bank'a gönderilen 89/1 sebebiyle  hesaplara bloke koyulduğunu, vergi hesap nosuna göre işlem yapılması durumunda bunun yapılmayacağını, ilgili bankanın basiretli tacirin göstereceği özen borcuna bağlı kalmadığını, Ticaret Sicilinde yapılan inceleme ile çek keşidecisi şirket ile davacı şirket arasında herhangi bir illiyet bağının bulunmadığının belirlendiğini ve bundan ötürü davacı tarafından açılan ...  sayılı dosyasından hacizlerin kaldırılmasına karar verildiğini, müvekkilinin kusurlu görülmediğini, bu yüzden talep edilen %20 kötü niyet tazminatının tahsiline karar verilmediğini, olayın ...bank tarafından ticaret sicil kaydı ile vergi numarasının araştırılmadan hesaplarına haczin işlenmesinin sebep olduğunu, müvekkilinde bir kusur olmadığını, bundan ötürü haksız açılan davanın reddine karar verilmesini talep  etmiştir.İlk Derece Mahkemesince; \"... ... sayılı dosyası ile davacı aleyhine, davalı ...bank tarafından 12.09.2012 keşide tarihli bonoya dayalı  kambiyo senetlerine mahsus ihtiyati haciz yoluyla takip başlatıldığı, alacaklı vekilinin talebi üzerine tapuya, bankalara ve trafik kaydına haciz müzekkereleri yazıldığı, daha sonra İstanbul 21. İcra Hukuk Mahkemesinin 2013/864 E.sayılı dosyası ile davacının bu borçtan dolayı borçlu olmadığının belirlenmesine rağmen hacizlerin kaldırılmaması sebebiyle  zarar gördüğü iddiası ile açılmış bu davada  Uyuşmazlık haksız fiilden kaynaklandığını iddia etmiş ancak zararlarını kanıtlayamamıştır. Açıklanan bu nedenlerle kanıtlanamayan davanın reddine ...\" karar verilmiştir.  Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Dairemiz 2018/2432 Esas 2020/1371 Karar sayılı ilamı ile; \"... Ancak dava, haksız haciz sebebiyle  uğranılan zararların tazmini istemine yönelik olmasına rağmen bilirkişi heyetinin davacı şirketin yalnızca kar - zarar verilerini esas alarak rapor tanzim ettiği, davacının kar miktarındaki düşüş ile haksız haciz arasında illiyet bağının bulunup bulunmadığının, bulunduğu taktirde kardaki düşüşün ne kadarlık miktarının haksız hacizden kaynaklandığının ayrıntılı olarak belirtilmediği, eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporunun hükme esas alınmasına olanak bulunmadığı, bu sebeple alanında uzman 3 kişilik bilirkişi heyetinden davacıya ait vergi kayıtları da celbedilmek suretiyle; davacının haksız haciz sebebiyle  uğradığı  gerçek zararının haczin devam ettiği süre boyunca elde edebileceği gelir ile haczin konulmasından önceki kazanç farkı belirtilmek suretiyle ayrıntılı bir biçimde yeniden tespit edilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.Buna göre;  davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun kabulü ile,  şimdilik ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararın esası ve diğer istinaf sebepleri incelenmeksizin hükmün HMK' nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına ve zikredilen eksiklik tamamlanıp davacı tarafın maddi ve manevi tazminat taleplerine yönelik yeniden hüküm kurulmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine ...\" karar verilmiştir.Kaldırma kararımız sonrası İlk Derece Mahkemesince; \"...BAM kararında haczin haksız olduğu ve davacının kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunun kabulü gerektiği ve zararın alanında uzman 3 kişilik bilirkişi heyetinden alınacak raporla belirlenmesi belirtilmiş, bu doğrultuda oluşturulan bilirkişi heyetinin kök ve ek raporlarında davacının haksız hacizden kaynaklanan maddi zararının bulunmadığı belirlenmiştir. Bu durumda davacının maddi tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiş, aynı zamanda BAM karar ilamında davacının kişilik haklarına saldırıda olduğunun kabulü gerektiği yönündeki belirlemesi karşısında davacının manevi zararının bulunması sebebiyle  ve davacının incelenen kayıtlarına göre mali durumu dikkate alındığında talep edilen tutarın zenginleşme amacı gütmediği, paranın alım gücü de dikkate alındığında talep edilen tutarın yerinde olduğu değerlendirildiğinden manevi tazminat talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.Ayrıca dava dilekçesinde sonuç kısmında alacağın işleyecek ticari faizi ile tahsili talep edilmişse de tazminat talebine konu olay haksız fiil niteliğindeki haksız hacizden kaynaklandığından, taraflar tacir olsa da taraflar arasındaki alacağın dayanağı ticari bir ilişkiden kaynaklanmadığından yasal faize hükmetmek gerekmiş ve yine dava dilekçesi sonuç kısmında faiz başlangıcı ile ilgili bir tarih belirtilmediği gibi dava tarihinden evvel manevi tazminat için başvuru yapıldığına dair belge olmadığından dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.1-Davanın kısmen kabulüne,Manevi tazminat talebi yönünden; 50.000,00-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,Maddi tazminat talebi yönünden davanın reddine, ...\" karar verilmiştir.Verilen karara karşı davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Cevap dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarını tekrarla, davanın ...bank’ın hatalı işlemi sebebiyle açıldığını, kusur ve zarar için sorumluluk ...bank’a ait olduğundan husumet itirazında bulunduklarını, mahkemece verilen bu kararda manevi tazminata hükmedilmesinin gerekçesi bulunmadığını, huzurdaki davada tazminat koşullarının oluşmadığını beyanla Yerel Mahkeme kararının kaldırılarak  davanın  reddine  karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, haksız haciz sebebine dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.Dosya içeriğinden; İlk derece mahkemesince,6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 198. maddesi gereğince delillerin serbestçe değerlendirilerek dava konusu  ihtilaf hakkında karar verildiği ve gerekçeli kararın dayanaklarının gösterildiği anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf istemi yerinde değildir.Haciz isteminin dayanağının  bir hak veya alacak olması ve haciz tarihinde hak veya alacağın mevcut bulunması gerekir. Aksi halde, haksız bir haciz ve buna bağlı olarak da sorumluluk söz konusu olacaktır. Somut olayda; Davalı ...bankın davacı aleyhine ...  sayılı dosyasından  75.000.-TL tutarlı çek için icra takibi yaptığı,yapılan icra takibinde gösterilen borçlunun ünvanı ... Şti olup, davacının unvanının ise ...Şti olduğu, bu konuda Gebze Ticaret Sicili Müdürlüğünden gönderilen 19.11.2013 tarih ve ... sayılı yazı ile ekinde bulunan davacıya ait kuruluşunu gösterir Ticaret Sicili Gazetesinde davacının ünvanının ... Ltd.Şti olup dolayısıyla davacı şirketin icra takibi yapılan borçlu ile ilgisinin olmadığı sadece unvan benzerliği bulunduğu, buna göre; davalının yaptığı haciz işleminin bir hakka (alacağa) dayanmadığı,  haciz tarihi itibarı ile davacıdan icra takibine dayanak bir hak veya alacağının bulunmadığı, davalı tarafça borçlunun kimlik bilgileri ve adresinin doğru tespiti hususunda  basiretli bir tacir gibi davranıp gerekli özen gösterilmeyerek, davacının banka hesaplarına ve aracına  haciz konduğu sabittir. Bu hali ile, yapılan işlemin haksız haciz niteliğinde olduğu, davalının haciz işleminde ağır kusurlu olduğu, davacının kişilik haklarına saldırıda bulunulduğu, bu itibarla Türk Borçlar Kanunu'nun 58. maddesindeki manevi tazminatın yasal koşullarının oluştuğu anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/36 Esas 2023/391  Karar sayılı 17/05/2023 günlü kararına yönelik davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın  353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 3.415,50 TL nispi istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 853,90 TL'nin mahsubuyla bakiye 2.561,60 TL istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden davalıdan tahsiliyle  Hazineye gelir kaydedilmesine,3-İstinafa başvuran tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına,5-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemleri ile HMK nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 09/07/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"53d31ed8e64a4b00","SID":"fb49099f6cd61373"}}