{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br><br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                    K A R A R <br><br>BAŞKAN\t\t: ....<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 26/01/2023<br>NUMARASI\t\t: ....<br>\t<br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 26/01/2023 tarih ve 2022/205 E. - 2023/38 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, müvekkilinin 2008 yılından bu yana perakende ve toptan satış alanında ticari faaliyet gösterdiğini, 2010 yılından itibaren muhtelif şekillerle ve farklı sınıflarda tescil ettirdiği \"...\" markası altında yüksek bilinirliğe sahip olduğunu, bu kapsamda davaya konu 2020/154725 sayılı \"...\" ibareli marka başvurusunu yaptığını, davalı Şirketin \"...\" ibareli markalarına dayalı olarak bu başvuruya yaptığı itirazın, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından kısmen kabul edildiğini ve bir kısım emtianın başvuru kapsamından çıkarıldığını, müvekkilinin bu karara yaptığı itirazın ise YİDK tarafından reddedildiğini, başvuru konusu edilen markanın, müvekkili adına 21. ve 35. sınıf mal ve hizmetler yönünden 2010/83028 ve 2015/101405 sayılı markalar tahtında zaten korunduğunu, dolayısıyla müvekkili başvurusunun reddine ilişkin kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, öte yandan taraf markalarının görsel, işitel ve kavramsal açılardan benzemediğini, işaretlerin ayırt edici ve baskın özellikleri incelendiğinde birbirlerinden tamamen farklı olduğunun görülebileceğini, işaretlerde kullanılan yazı karakteriyle renklerin de farklı olduğunu, müvekkili başvurusunun bütünsel açıdan ele alınması gerektiğini, zira bu markada geçen her iki kelimenin de bir bütün olarak asli unsur olduğunu, ayrıca iki ya da üç harften oluşan kelimelerde veya harf gruplarında, sadece tek bir harfin farklı olmasının, işaretler arasındaki işitsel benzerliği ortadan kaldırmaya yeterli olacağı yönünde emsal  yargı kararlarının bulunduğunu, kaldı ki başvuru konusu markanın müvekkilince 2010 yılından beri tescilli olarak kullanıldığını, müvekkilinin bu markalarının, davalının kısmi redde mesnet alınan markalarından çok önceki tarihlerde tescile bağlandığını ileri sürerek, YİDK'in 2022-M-4395 sayılı kararının iptaline, müvekkili başvurusunun tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, davacının önceki tarihli markalarının, dava konusu başvurudan farklı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.  <br>\tDavalı Şirket, davaya cevap vermemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davaya konu 2020/154725 sayılı davacı markası ile davalı Şirket markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzerlik bulunduğu, davacının markasının kısmen reddedildiği tüm mal ve hizmetler yönünden emtia ayniyeti/benzerliği şartının gerçekleştiği, davacının markasının kısmen reddedildiği mal ve hizmetlerin hitap ettiği tüketici kitlesinin dikkat ve özen seviyesi hususunda bir genelleme yapmanın mümkün olmadığı, markalar arasında, davacının markasının kısmen reddedildiği tüm mal ve hizmetler yönünden karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, davacının önceki tarihlerde tescilli markalarından kaynaklanan ve korunması gereken müktesep bir hakkının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.          <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, ilk derece mahkemesinin, müvekkilinin dava konusu başvuru üzerinde önceki tarihli tescilli markalarından kaynaklanan müktesep hakkının bulunmadığı yönündeki tespitinin hatalı olduğunu, \"...\" ibaresinin müvekkil tarafından 2010 yılından beri tescilli olarak kullanıldığını, aynı ibarenin, davaya konu tescil başvurusunda kullanılan şekli ile birlikte 2015 yılında da tescil ettirildiğini, bu tescillerin davalı Şirketin redde mesnet markalarının tescil başvurusundan önce olduğunu, tüm bu nedenlerle müvekkilinin müktesep hakkının olduğunu, müvekkili başvurusunun asli unsurunun tek başına \"...\" ibaresi olarak kabulünün de yerinde bulunmadığını, müvekkili başvurusu ile redde mesnet markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik olmadığını, müvekkili başvurusuna yeterli ayırt ediciliğin sağlandığını, dolayısıyla markaların karıştırılmayacağını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.   <br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, \"...\" ibareli başvuru ile redde mesnet \"...\" asıl unsurlu markalar arasında, başvuru kapsamından çıkarılan mal ve hizmetler yönünden 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin olduğu,  zira taraf markalarında esas unsur olarak kullanılan \"........\" ibarelerinin yüksek derecede görsel ve işitsel benzerlik içerdiği, markalarda yer alan diğer unsurların da ayırt ediciliği sağlamaya elverişli olmadığı, davacı adına tescilli 2010/83028 sayılı markanın asli unsurunun, dava konusu markadan farklı bulunduğu, 2015/101405 sayılı markanın ise başvurudan çıkarılan mal ve hizmetleri kapsamadığı gibi başvuru tarihi dikkate alındığında, süre yönünden de müktesep hak sağlamaya elverişli bulunmadığı, dolayısıyla davacının müktesep hakka ilişkin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 08/05/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 08/05/2025<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Katip<br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1ecbcd0cd90ffedf","SID":"a2679d8515ac9d46"}}