{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>15.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO:2021/2753 <br>KARAR NO:2025/764<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:27/05/2021<br>NUMARASI:2020/626 Esas, 2021/519 Karar<br>DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:01/07/2025 <br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı  istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava; eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekilince istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı vekili, taraflar arasında yaklaşık bir seneden beri devam eden ticari ilişkinin mevcut olduğunu, davalı şirketin müvekkil şirkete ısıl işlem yaptırdığını, müvekkilin de yaptığı işlere karşılık olmak üzere toplam 45.899,49 TL bedelli 13 adet faturayı tanzim ederek davalı tarafa tebliğ ettiğini, müvekkilin cari hesaplarından davalı şirketin müvekkil şirkete 47.958,19 TL borçlu olduğunun anlaşıldığını, müvekkilin alacağını tahsil amacıyla davalı şirket aleyhine icra takibi başlatıldığını, borçlunun haksız yere itiraz ettiğini belirterek, davanın kabulü ile haksız itirazın iptaline ve takibin devamına, alacağın % 20’sinden az olmama üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.Davalı vekili; davalı firmanın aldığı hizmet karşılığında davacı firmanın keşide ettiği faturaları aldığını, ödemesini bazen hemen, bazen de 60 gün vadeli olarak ödediğini, davacı tarafın keşide ettiği faturalarda (alt satırda yazdığı üzere) vadenin 60 gün olduğunu, müvekkil firmanın en son 31.08.2020 günü davacı firmaya ödemek üzere 30.000,00 TL bedelli çek teslim etmişse de hemen akabinde 01.09.2020 günü söz konusu icra takibine maruz kaldığını, oysaki davacının dava dilekçesi ekinde sunduğu cari hesap özetinde de görüleceği üzere, kendi keşide ettiği faturaların 60 gün valörlü olduğunu, takibin açıldığı sırada (01.09.2020 günü) henüz cari hesap bakiyesinin valörü dolmadığını, en son ödeme tarihinin 16.10.2020 olarak göründüğünü, yani davacı tarafın icra takibine başlayabileceği en erken tarihin 16.10.2020 tarihi olduğunu, davacı tarafın ya takipten evvel cari hesabı kat ihtarı keşide etmeliydi, ya da 16.10.2020 tarihinden sonra takibe geçmeliydi, henüz vadesi dolmamış (muaccel) bir borç için icra takibi açılamayacağını belirterek, davacının davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkeme; itirazın iptali davasının kabulü ile, davalı borçlunun Bakırköy ...İcra Dairesi ... sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile, takibin 45.899,49 TL asıl alacak üzerinden devamına, Asıl alacak üzerinden % 20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak  davacıya verilmesine karar vermiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde;  hükme esas alınan bilirkişi raporuna karşı  süresi içinde itiraz ettiklerini, ancak bu itirazın göz ardı edildiğini ve sanki kesin bir tespit raporu gibi dikkate alınarak karar verildiğini, açılan bu davada; konuya ilişkin gerek öğreti, gerekse yargı kararları ve içtihatlar incelendiğinde davacı tarafın taleplerinin hukuk ve ekonomi kuralları çerçevesinde yerinde bir talep olmadığının ortada olduğunu, davalı firmanın davacıdan aldığı sektörel hizmetin karşılığında, davacı firmanın keşide ettiği faturaları alıyor, ödemesini bazen hemen bazen de 60 gün vadeli olarak ödemekte olduğunu,  çünkü, davacı tarafın keşide ettiği faturalarda (alt satırda yazdığı üzere) vadesinin 60 gün olduğunu,  davacı firmanın en son 31.08.2020 günü davacı firmaya ödemek üzere 30.000.TL bedelli çek teslim ettiğini ve hemen akabinde 01.09.2020 günü sözkonusu icra takibine maruz kaldığını, oysa ki, davacının dava dilekçesi ekinde sunduğu cari hesap özetinden de görüleceği üzere, kendi keşide ettiği faturaların 60 gün sonrasına valörlü olduğunu, takibin açıldığı sırada (01.09.2020 günü) henüz cari hesap bakiyesinin valörünün dolmadığını, en son ödeme tarihinin 16.10.2020 olarak göründüğünü, yani, davacı tarafın icra takibine başlayabileceği en erken tarihin 16.10.2020 tarihi olacağını,  alacaklının alacağını dava (veya icra) yoluyla talep edebilmesi için borcun ödeme gününün / vadesinin gelmiş olması şart ve gerekli olacağını, çünkü dava konusu alacağın likid yani belirlenebilir olmadığından dolayı davalı hakkında icra inkar tazminatına da mahkum edilmesinin yerinde olmadığını belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık TBK 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir.Davada davacı, taraflar arasındaki eser sözleşmesi kapsamında edimlerini tamamlamak suretiyle toplam 13 adet fatura düzenlediklerini ve davalıya tebliğ ettiklerini, davalı iş bedelini ödememesi üzerine icra takibi başlattıklarını, takibe itiraz üzerine durduğunu belirterek itirazın iptali ve %20 icra inkar tazminatının tahsilini talep etmiştir.Davalı, taraflar arasında eser sözleşme ilişkisi bulunduğunu, fatura ödeme tarihinin 60 gün olduğunu, 31.08.2020 tarihinde 30.000,00 TL bedelli çek ile ödeme yaptıklarını, ancak davacı 01.09.2020 tarihinde icra takibi başlattıklarını, düzenlenen faturalar 60 gün vadeli olduğunu, 16.10.2020 tarihinde alacak oluşacağını belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkeme, davacı tarafından toplam  191.714,74 TL bedelli toplam 62 fatura düzenlendiği, 164.000,00 TL kısmın tahsil edildiğini, davalının bakiye 46.910,53 TL alacaklı olduğu taleple bağlılık ilkesi gereği davanın 45.899,49 TL asıl alacak itibariyle kabulüne, %20 icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmiştir.Dava dosyasına celp edilen icra dosyası incelendiğinde, icra takibine dayanak olarak toplam 13 adet fatura kapsamında 45.899,49 TL asıl alacak üzerinden icra takibi başlatılmış, takip borçlusunun itirazı üzerine takip durmuş olduğu anlaşılmaktadır.Takip dayanağının oluşturan faturalar e fatura olarak düzenlenmiş ve ödeme koşulları olarak \" 30 gün vadesinde ödenmeyen faturaları aylık %5 gecikme zammı uygulanır\" düzenlemesi bulunmaktadır.Somut olayda, taraflar arasında sözlü eser sözleşme ilişkisi bulunmaktadır. Bilirkişi raporu itibariyle; tarafların ticari defterleri incelendiğinde davacının 46.910,53 TL alacaklı olduğu anlaşılmaktadır.Davalı savunmasında fatura ile alacak taleplerinin vadesinin 60 gün olduğu ve bu husus faturalarda düzenlendiği bu sebeple alacak muaccel olmaması sebebiyle davanın reddini talep etmiştir.Dava dosyasında bulunan faturalar incelendiğinde; vade süresinin 30 gün olarak düzenlendiği görülmektedir. İcra takibine konu faturaların vade tarihleri incelendiğinde,15 Temmuz 2020 tarihi öncesi ait olduğu, son tarihli faturanın ise  15.07.2020 tarihi olduğu anlaşılmaktadır.Son fatura tarihi üzerine ödeme süresi olan 30 gün vade süresi eklendiğinde ödemesinin 15.08.2020 tarihinde yapılması gerektiği, davacı tarafından 01.09.2020 tarihinde yani vade tarihinden sonra icra takibi başlattığı anlaşıldığından, davalının bu yöndeki savunması yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Tüm dosya kapsamı itibariyle, mahkemece yazılı olduğu şekilde davanın takip miktarına bağlı olarak kabulüne karar verilmiş olması doğru olmuştur.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 27/05/2021 tarih ve 2020/626 Esas, 2021/519 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,2-Alınması gereken  3.135,39 TL nisbi istinaf karar harcı peşin yatırıldığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 01/07/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"46388b81bbc9195b","SID":"7808921439015c5e"}}