{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>15.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO:2021/2685 <br>KARAR NO:2025/767<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:27/05/2021<br>NUMARASI:2018/1201 Esas, 2021/408 Karar<br>DAVANIN KONUSU:Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:01/07/2025<br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı  istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava; eser sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekilince istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı vekili; taraflar arasında, 18.06.2013 tarihinde \"Otopark Sistemi Satış Sözleşmesi\" imzalandığını, davalı... Sistem'in, işbu sözleşme ile davacı şirketin ... işletmesinde kullanılmak üzere, ... marka otopark kontrol sistemini tüm ekipmanları ile birlikte satıp kurarak çalışır vaziyette teslim etmeyi taahhüt ettiğini, davacı şirketin, sözleşme ile üstlendiği ödeme yükümlülüklerini aynen ve zamanında ifa ettiğini,  satın alınan otopark sistemlerinin ilk günden itibaren sözleşmeye ve teknik otopark çalışma şartlarına uygun olarak kurulmamış olduğunu, arazılar ve sorunların kronik hale geldiğini, sistemin kusursuz olarak çalışmasının temin edilmediğini, kronikleşen arızalar neticesinde davacı şirketin çokça bakım ve destek hizmeti talep ettiğini, ... Otel müşterilerinin araçlarının uğradığı zararları karşılamak zorunda kaldığını, netice itibari ile otopark sistemini 2018 yılı içinde değiştirerek üçüncü kişi bir firmadan yeni otopark sistemi satın alarak bu yeni sistemi devreye almaya mecbur kalındığını, ayrıca davacının teknik personel görevlendirme, gerekli yönlendirmeleri ve bilgi akışını sağlama gibi tüm edinmlerini ifa ettiğini, davalı şirketin üstlenmiş olduğu eseri ayıplı olarak ifa ettiğini ve taahhüt ettiği sonucu her türlü kusurdan ari ve çalışır vaziyette, sözleşmesel ve hukuki şartlara uygun olarak teslim edemediğini, davalı şirketin akde aykırılığı sebebiyle zarar meydana geldiğini, tüm bu zararların kusurlu olan Davalı ... tarafından tazmininin gerektiğini, diğer yandan, araç giriş-çıkışlarında sistem arızası sebebiyle ücret alınamayan otopark hizmetlerininin verilmesi gerektiğini, bu sebeple de otopark işletmesinde kar kaybı yaşandığını, ayrıca bariyerlerin müşteri araçlarının üzerine düşmesi sebebiyle ilave ek masrafların da tahakkuk ettiği, davalının kurmuş olduğu ekipman ve sistem sökülmeden evvelki durumunu İstanbul 10. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2018/106 D. İş sayılı dosyası ile tespit ettirdiklerini, öncelikle davalı şirketin akde aykırı ayıplı ve eksik yahut hiç ifa etmediği edimler nedeniyle müvekkilinin uğramış olduğu zararların tespitini, yapılacak tespit sonrasında ise tespit olunan zararın her bir zarar kalemi bakımından zarar tarihinden ve en geç 11.06.2018 tarihli Beyoğlu ... Noterliği'nin ... yevmiye numaralı ihtarnamenin davalı şirkete tebliği tarihinden itibaren yürütülecek faizleri ile birlikte tazminini, HMK m. 107 hükmü gereği belli olduğu ilk anda arttırılmak üzere, şimdilik 5.000,00-TL'nin davalı Şirket ... tarafından davacı şirkete ödenmesini talep ve dava etmiştir. Davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır. Mahkeme; davanın kabulü ile, (taleple bağlı kalınarak) 273.672,04-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; eksik inceleme ile, hukuki dayanaktan ve gerekçeden yoksun şekilde aleyhe verilen davanın kabulüne dair kararının hatalı olduğunu, mahkeme gerekçeli kararında, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun ve eksik inceleme ile oluşturulan bilirkişi raporundaki hatalı tespitlere yer vererek karar verdiğini,huzurda görülen davada irdelenmesi ve incelenmesi gereken ilk ve öncelikli hususun davacı tarafın ihbar yükümlülüğünü yerine getirip getirmediği olduğunu, bir an için davacı tarafından iddia edilen ayıbın açık ayıp olmadığı varsayılsa dahi davacının 8 gün içerisinde sistemi incelemek veya incelettirmekle yükümlü olduğunu,yine aynı süre içerisinde davalıya ayıp ihbarında bulunması gerektiğini, davacının sistemdeki ayıp iddiasının (kabul anlamına gelememekle birlikte, söz konusu malda  bir hata veya ayıp varsa), inceleme yükümlülüğüyle çok rahat ortaya çıkabilecek bir ayıp olduğunu, ancak davacının bu yükümlülüğü yerine getirmediğini, sistemin teslim tarihi de dikkate alındığında, davacının kanuni sürelere uymadığı ve davalıya karşı herhangi bir başvuru hakkı bulunmadığının sabit olduğunu, davaya konu olayda, davalı tarafından ... marka otopark kontrol sistemi tüm ekipmanları ile satılıp sözleşmeye ve teknik otopark çalışma şartlarına uygun olarak kurularak çalışır vaziyette ve ayıpsız olarak davacıya teslim edilmesinin ardından bilirkişiler tarafından da incelenmesine rağmen sehven gözden kaçırılan teknik servis formlarının tarihlerinde de anlaşılacağı üzere davacı ile davalı firma arasında kurulan 18/06/2013 tarihli sözleşme akabinde ilk arıza kaydı 07/05/2014 tarihinde ödeme coder arızası olarak teknik servis formlarına işlendiğini, söz konusu sözleşmeye konu ürünün ayıplı olduğunu kabul anlamına gelmemekle birlikte, söz konusu olayda malın teslim ve kurulumundan yaklaşık 1 yıl sonra arıza kaydının oluşturulmuş olmasının sözleşmeye konu eserin davacıya ayıpsız olarak teslim edildiğini, ürünü teslim anında gereken özellikleri taşıdığı ve davalının taahhüt ettiği sonucu her türlü kusurdan arı olarak teslim ettiği anlamına gelmediğini,  bu haliyle, davacı tarafından sözleşme kurulduktan sonra, yaklaşık olarak 1 yıl süre ile herhangi bir bildirimde bulunulmamış olmasının, yukarıda da izah edildiği üzere alıcı tarafından gözden geçirme ve bildirim külfetlerinin yerine getirilmemiş olmasının, satılanın satış sırasındaki hali ile kabul edildiği varsayımını oluşturarak, kabul anlamına gelmemekle birlikte, satılanda ayıp olması halinde dahi ayıp nedeni ile ortaya çıkacak hakların kaybedilmesi sonucunu doğurmayacağını, yapılan hesaplamanın hem hukuki olarak hemde taraflar arasındaki sözleşme gereğince faiş ve hukuka aykırı olduğunu, yine aynı yerel mahkemenin gerekçeli kararında ''taraflar arasında imza edilen otopark sistem satış sözleşmesi \"garanti süresi\" madde başlığı altında satışı yapılan cihazların her türlü imalat ve montaj hatalarına karşı sistemin montajı ve yazılı tesliminden itibaren 24 (yirmidört) ay için satıcı firma garantisi altında olduğunun anlaşıldığı'' ibaresi yer aldığını, bu sistemin ömrünün 7 yıl olarak hesaplanması ve yapılan mahsupların bu hesaba göre yapılması öncelikle taraflar arasında akdedilen sözleşmeye ve hukuka açıkça aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık TBK 470 e devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi, davalı ise yüklenicidir. Taraflar arasında 18.06.2013 tarihli otopark sistemi satış sözleşmesi imzalanmıştır.Davada davacı, taraflar arasında imzalanana sözleşme gereği davalı yüklenici ... marka otopark kontrol sistemini tüm ekipmanları ile birlikte satıp kurarak çalışır vaziyette teslim etmeyi taahhüt ettiğini, 2014 yılında otopark sistemi kurulduğunu ancak kurulması ile birlikte arızalar oluşmaya başladığını, İstanbul 10.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/106 D.iş ile tespit yaptırdıklarını, sürekli arıza verdiğini, 21.09.2015 tarihinde ihtarname gönderdiklerini, akabinde  taraflar 01.01.2018 tarihinde ... otopark sistemleri parça dahil periyodik koruyucu bakım ve onarım sözleşmesi imzalandığını, bir kısım onarımlar yapıldığını ancak sistemin arızası hiçbir şekilde kalıcı olarak giderilmediğini, 11.06.2018 tarihinde ihtarname gönderdiklerini, davalı edimini yerine getirmediğini, ayıplı ifa edildiğini belirterek, davacı şirketin uğramış olduğu zararların tespiti ile fesih ihtar tarihi olan 11.06.2018 tarihinden itibaren faizi ile tahsilini talep etmiştir. Sunulan 10.05.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 273.672,04 TL çıkartılmıştır. Davalı taraf cevap dilekçesi sunmamıştır. Mahkeme; bilirkişi raporu ve sunulan deliller itibariyle; günlük araç giriş ve çıkış takibinin yapılamaması, sağlıklı verilere ulaşılmaması, tüm sisteme ait donanımların gerekli şekilde birbiri ile koordineleri çalışmasının sağlanamaması, bariyerlerin açılıp kapanmaması, bariyer kolların düşmesi, fotosel arıza kaynaklı araçların ya da yayaların üzerine kolun düşme tehlikesi oluşması, bilet makinelerin bilet almaması, uzun süre betletmesi, sürekli titreme yapması, araçların kullanım süre ve fiyat hesaplarının yapılmaması, aboneliği bulunan araç takiplerin yapılmaması gibi arızaların bulunması sebebiyle davacı tarafından sözleşmenin fesih edilmiş olması doğru olduğuna, bilirkişi tarafından yapılan hesaplama ile; hesaplanan kur itibariyle sistemin faaliyete geçirildiği tarih ile sözleşmenin feshi tarihi arasındaki 1481 gün faydalanma bedeli toplam ödenen bedelden düşüldükten sonra fesih ihtar tarihi kur itibariyle 273.672,04 TL davacının davasının kabulüne karar vermiştir.Somut olayda, taraflar arasında 18.06.2013 tarihli ... Satış Sözleşmesi imzalanmıştır. Sözleşme gereğince davalı yüklenici otopark sistemi edimini tamamlamak suretiyle teslim etmiştir.Sözleşme kapsamında otopark sistemi 24/05/2014 tarihinde devreye alındıktan sonra çeşitli arızalar vermeye başlamış olup, davacının bildirimleri ile 27/01/2020 tarihli bilirkişi raporunun değerlendirme ve sonuç kısmında tespit edildiği üzere 07/05/2014-12/01/2016 tarihleri arasında arızaları gidermeye yönelik teknik hizmet verilmiştir. 12/01/2016 tarihinde program değişimi yapılmış ve 23/01/2018 tarihine kadar herhangi bir arıza olmadan sistem kullanılmıştır. Bu tarihten sonra bildirilen arızalara ilişkin de 03/05/2018 tarihine kadar teknik onarım ve parça değişimi yapılmıştır.Sözleşmede garanti süresi teslimden itibaren 2 yıl olarak düzenlenmiştir. Sözleşme tarihi 18/06/2013 tarihidir. Davacı 11/06/2018 tarihinde sözleşmeyi feshettiğine dair ihtar göndermiştir. Bilirkişilerce tespit edildiği üzere 21/05/2014 tarihinde faaliyete geçirilen sistemin arızaları giderilmek suretiyle 12/01/2016 tarihine kadar kullanılmıştır. 23/01/2018 tarihine kadar 2 yılı aşkın süre arıza kaydı olmadan kullanılan ve sonrasında tekrar arıza veren sisteme davalı yine teknik destek vermiştir. Garanti süresi gerek fesih ve gerekse dava tarihi itibariyle dolmuş olup program değişiminden itibaren de 2 yılı aşkın süre arızasız kullanılan sistemden yüklenicinin sorumlu tutulması söz konusu olamaz. Bu nedenle davacının davasının reddi yerine kullanamaması nedeniyle kullanamadığı süreye ilişkin bedel tazminine dair mahkemece karar verilmesi doğru olmadığından HMK 353/1-b-2 md göre ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına davalının istinaf tarihinin kabulü ile davanın reddine dair yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir.Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılarak davanın reddine dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir. <br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;A)1-Davalı vekilinin istinaf talebinin KABULÜNE, 2-İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 27/05/2021 tarih ve 2018/1201 Esas, 2021/408 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,3- Davanın REDDİNE, <br>B) İLK DERECE YARGILAMASI YÖNÜNDEN:1-Davacı tarafından yatırılan 85,36 TL peşin harç ile 4.593,00 TL ıslah harcının, alınması gereken 615,40 TL maktu karar ve ilam harcından mahsubu ile fazla alınan 4.062,96 TL harcın davacıya iadesine,2-Davalı tarafından yapılan 31,50 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan  Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 30.000,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,<br>C) İSTİNAF İNCELEMESİ YÖNÜNDEN:1-Davalı tarafından yatırılan 4.673,70 TL istinaf karar harcının hüküm kesinleştiğinde ve istek halinde kendisine İADESİNE,2-Davalı tarafından yapılan 4.673,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davacıdan alınarak davalı tarafa VERİLMESİNE,3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,4-Gerek ilk derece gerekse istinaf aşamasında yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısımların karar kesinleştiğinde  yatıran tarafa İADESİNE,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 01/07/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.<br>AZLIK OYU:Taraflar arasında sözleşme 18.06.2013 tarihinde imzalanmıştır.Bilirkişi heyeti sözleşme gereğince kurulan otopark sistemi 21.05.2014 tarihinde faaliyete geçirildiği,  davacı tarafın bir çok kez arıza başvurusunda bulunduğu, davalı şirket tarafından arızalar giderilmeye çalışılmış,davacı tarafından ayıplı imalattan dolayı taraflar arasındaki sözleşme 11.06.2018  tarihinde fesih edilmiştir. Davacı tarafça İstanbul 10. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/106 Değişik iş dosyasında tespit yaptırılmış ve bilirkişi tarafından 05.11.2018 tarihli rapor sunulmuştur.Dava dilekçesi ile, dosyaya sunulan servis ve arıza tutanakları ile davalı edimini yerine getirmediğini, sözleşme bağlı olarak edimini yerine getirerek teslim edemediğini, akde ayrılık sebebiyle davacının çok zararların olduğunu, söstemi tüm olarak değiştirmek zorunda kalması sebebiyle yeni bir yatırım maliyetini üstlenmiş olduğunu, sistem arızaları sebebiyle araç giriş çıkışlarında sistem arazısı sebebiyle ücret alınamayan otopark hizmetleri verildiği, kar kaybı yaşandığını, bariyerlerin müşteri araçlarının üzerine düşmesi sebebiyle ilave ek masraflar taahhuk ettiğini belirterek, davacı şirketin uğradığı zararların mahkemece tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi talep edilmiştir.Mahkememiz çoğunluk kararı ile, davacı iş sahibinin ayıp ihbarının süresinde yapılmadığı belirterek, mahkeme kararının kaldırılması ile davanın reddine karar verilmiştir.Eser sözleşmesinde yüklenicinin ayıptan sorumluluğu TBK'nın 474 ile 478. maddeleri arasında düzenlenmiştir.Yüklenicinin ayıptan sorumlu olabilmesi için eserin iş sahibine teslim edilmesi, eserin ayıplı olması, eserin iş sahibi tarafından kabul edilmemesi veya kabul edilmek zorunda olunmaması, eserin iş sahibi tarafından muayene ve ihbar külfetinin yerine getirilmiş olması, eserdeki ayıbın iş sahibinin tutumundan kaynaklanmamış olması ve son olarak ayıplı teslimden doğan hakların süresi içinde kullanılması gerekmektedir. Ayıp, teslim edilen eserde sözleşme ile kararlaştırılmış olan veya dürüstlük kuralına göre olması gereken ya da kanunun öngördüğü niteliklerin bulunmaması olarak nitelendirileceğinden ayıplı bir eserin imali ve teslimi sözleşmenin gereği gibi ifa edilmediğini gösterir.Eserin teslim alınmasından sonra açıkça görülen veya usulüne göre yapılan bir muayene ile görülebilen ayıplar açık ayıp, bu şekilde tespit edilemeyen ancak zaman içerisinde eser kullanılırken ortaya çıkan ayıplar ise gizli ayıp olarak nitelendirilir.TBK'nın 474/1.maddesi gereğince açık ayıplar bakımından iş sahibi işlerin olağan akışına göre imkan bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve uygun bir süre içerisinde tespit ettiği ayıpların yükleniciye bildirmekle yükümlüdür. İş sahibi bu külfetleri yerine getirmezse ayıp dolayısıyla kendisine tanınan haklardan yararlanamayacaktır.İlk derece mahkemece, bilirkişiden ayıplar ve ayıpların açık ve gizli ayıplı olup olmadığı hususunda inceleme yaptırarak ek rapor almamıştır. Bu husus belirlenmeden servis kayıt tarihleri itibariyle ayıp süresinde yapılıp yapılmadığı hususunda değerlendirme yaparak davanın reddine karar verilmesine yönelik çoğunluk görüşüne katılmıyorum.Ayrıca; mahkemece alınan bilirkişi raporunda; sözleşme gereğince otopark sisteminin toplam 7 süre kullanılması yönelik maddesi gereğince, sözleşme bedelini 7 yıl süre ile kullanım halinde günlük kullanım bedeli hesaplanıp, akabinde kullanılmayan günler üzerinden davacı zararı olarak hesaplama yapılmıştır. Dava dilekçesinde yer alan taleplere ilişkin bir inceleme yapılmamıştır. O halde; mahkemece davacı vekilinden zarar olarak belirttiği zararların kalemlerini ve buna ilişkin delilleri ile birlikte bildirmesi için süre verilmesi akabinde dosya bilirkişiye tevdi edilerek, ayrıca dava dosyasına ibraz edilen servis kayıtları incelenerek;  ürünün nitelendirilmesi ile üründe ayıp olup olmadığı, ayıp var ise gizli veya açık ayıp olup olmadığı hususları belirlenmesi, akabinde dava dilekçesinde talep edilen davacı vekilince bildirilen zarar kalemleri doğrultusunda ayrı ayrı inceleme yapılarak, ürünlerde meydana geldiği belirtilen ayıplar açık veya gizli ayıplı olup olmadığı, ürünlerin garanti süreleri dikkate edilerek ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığı hususlarında ek rapor alınması ve ek rapor sonucuna göre karar vermesi gerekirken; yazılı şekilde denetime elverişli olmayan bilirkişi raporu doğrultusunda karar verilmiş olması hatalı olmuştur.Dairemiz çoğunluk görüşüne, eksik inceleme ve ayıp nitelendirilmesi hususunda katılmadığından katılmıyorum.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b31e47c86942d929","SID":"e3b0cf6e03f01c82"}}