{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. BURSA BAM   13. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No:  <br>\tT.C.<br>                     BURSA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ\t                   T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>           13. HUKUK DAİRESİ     \t\t             K A R A R <br><br>DOSYA NO\t:  <br>KARAR NO\t:  <br><br>BAŞKAN\t:  <br>ÜYE\t: <br>ÜYE\t:  <br>KÂTİP\t:  <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: BURSA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>ESAS NO\t:  <br>KARAR NO\t:  <br>KARAR TARİHİ\t: 15/03/2024<br>İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ\t:  <br>DAVACI\t:  <br>DAVALI\t: <br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)<br>B.A.M. KARAR TARİHİ \t: 26/06/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 27/06/2025<br><br>Davacı tarafından, davalılar aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahalli mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen karara süresi içinde davacı vekili ile davalı Harun Birben vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, incelemenin duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi.<br>GEREĞİ  DÜŞÜNÜLDÜ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının ... Rektörlüğü’nde memur olarak çalışmakta iken 26.02.2021 davalı Harun Birben'in sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araç ile çarparak kaçması sonrası davacının yaralandığını, kazanın oluşumunda davalının tam kusurlu olduğunu beyanla fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla kaza sebebiyle davacının geçici ve sürekli iş göremezlik zararı ile tedavi ve tedavi için yol masrafı ile ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklı maddi zararı için 5.000.TL maddi ve 75.000 TL Manevi tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davacı vekili 12/01/2024 tarihli ıslah dilekçesi ile, dava dilekçesinde talep edilen miktarlar birleştirilerek fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalması kaydıyla 69.908,51- TL maddi tazminatın ve 75.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek  yasal faizi ile birlikte davalılardan müşetereken ve müteselsilen (sigorta şirketi için sigorta limitleri dahilinde ) alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı.... vekili cevap dilekçesinde; süresi içerisinde davaya cevap vermemiş olmasına karşın, HMK'nın 128. maddesi gereğince dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaların tamamını inkâr etmiş sayıldığını ve Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 28.06.2016 tarihli ilamına atıf yaparak, davacının ileri sürdüğü vakıaları çürütmeye yönelik delil bildirebileceğini belirtmiş, bu kapsamda Bursa 28. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyası, sosyal inceleme raporları, adli tıp raporları, keşif, yemin, bilirkişi incelemesi ve tanık delillerine dayandığını beyanla davanın reddini talep etmiştir.<br>Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; öncelikle taleplerin zamanaşımına uğradığını, davacının dava açmadan önce Karayolları Trafik Kanunu ve ilgili genel şartlar uyarınca yapması gereken başvuruyu, zorunlu bir belge olan maluliyet raporunu sunmadan eksik yaptığı için dava şartının yerine getirilmediğini ve davanın usulden reddi gerektiğini, esas yönünden ise sunulan maluliyet raporunu kabul etmediklerini ve davacının Adli Tıp Kurumu'na sevkini talep ettiklerini, ekonomik geleceğin sarsılması talebinin sürekli iş göremezlik tazminatı içinde yer aldığından mükerrer olduğunu, poliçe genel şartları gereği geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri gibi sağlık giderlerinden sorumlu olmadıklarını, usule uygun bir başvuru olmadığından temerrüde düşürülemeyeceklerini ve faizin dava tarihinden başlatılması gerektiğini, ayrıca ceza dosyası kapsamında uzlaşma sağlanmış ise tazminat davası açılamayacağını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Mahkemece, davacının ıslah dilekçesi dikkate alınarak, davacının geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı taleplerinin kısmen kabulüne, ekonomik geleceğin sarsılması, yol ve tedavi masrafı taleplerinin reddine; ayrıca tarafların kusur durumu, maluliyet oranı ve sosyal ekonomik durumları gözetilerek manevi tazminat talebinin de kısmen kabulü ile belirlenen maddi ve manevi tazminatların yasal faizleriyle birlikte davalılardan (sigorta şirketinin poliçe limiti dahilinde) tahsiline karar verilmiştir.<br>Davacı vekili istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde; hükme esas alınan bilirkişi hesap raporunun hatalı olduğunu, geçmiş ve gelecek aktif dönem zararlarının her dönem için ayrı ayrı hesaplanması gerekirken toplu hesaplama yapıldığını, pasif dönem hesabının da TRH 2010 tablosuna göre 99 yaş sonuna kadar yapılması gerektiğini belirterek tazminatın eksik hesaplandığını, ayrıca davalı sürücünün kaza sonrası kaçması ve müvekkilinin halen devam eden tedavisi dikkate alındığında hükmedilen manevi tazminatın çok düşük olduğunu, belirlenen maluliyet oranının az olduğunu ve İstanbul Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınması gerekirken bu eksikliğin giderilmediğini beyanla ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>Davalı Harun Birben vekili istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde; reddedilen manevi tazminat yönünden davalılar lehine tek bir vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, zira kendisi ile diğer davalı sigorta şirketi arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğunu, manevi tazminat talebinin sigorta şirketi yönünden yasal olarak teminat dışı olması sebebiyle tamamen, kendisi yönünden ise talep edilen miktarın davacının manevi zararının üzerinde olması sebebiyle kısmen reddedildiğini, bu şekilde ret sebeplerinin farklı olması nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 3/2. maddesi gereğince her bir davalı lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, ayrıca davacının maruz kaldığı eylemin taksirli olması ve oluşan fiziksel sonuçlar karşısında davacı lehine hükmedilen 25.000 TL manevi tazminatın da fahiş olduğunu beyanla ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE :<br>Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince, davacı tarafın 75.000,00 TL'lik manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 25.000,00 TL'ye hükmedilmiş, reddedilen 50.000,00 TL'lik kısım yönünden ise davalılar Harun Birben ve Quick Sigorta A.Ş. vekilleri lehine tek bir vekalet ücretine hükmedilmiştir. Ancak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) \"Yargılama giderlerinden sorumluluk\" başlıklı 332. maddesinin 2. fıkrasında \"Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır.\" hükmü gereğince yargılama giderlerinin, haklılık oranına göre taraflara yüklenmesi gerekmekte ise de; 14/03/2025 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 2024/29 Esas ve 2024/226 Karar sayılı ilamı ile HMK'nın 332. maddesinin 2. fıkrası manevi tazminat davaları yönünden Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiğinden, reddedilen manevi tazminat yönünden istinafa gelen tarafın sıfatına göre yerel mahkemece davalılar lehine tek vekalet ücreti verilmiş olması hususu dairemizce kaldırma nedeni yapılmamıştır. Ancak kaldırma nedeni yapılmayan istinaf talebi yönünden, Anayasa Mahkemesi kararının uygulama tarihi dikkate alınarak davalı tarafça yatırılan istinaf kanun yolu harcının talebi halinde kendisine iadesine karar vermek gerekmiştir.<br>Davacı vekili istinaf dilekçesiyle, davalı sürücünün kaza sonrası kaçması ve müvekkilinin halen devam eden tedavisi dikkate alındığında hükmedilen manevi tazminatın çok düşük olduğunu, davalı vekili ise, davacının maruz kaldığı eylemin taksirli olması ve oluşan fiziksel sonuçlar karşısında davacı lehine hükmedilen 25.000 TL manevi tazminatın da fahiş olduğunu ileri sürerek istinaf talebinde bulunmuşlardır. <br>Manevi tazminat taleplerinin değerlendirilmesine gelince; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56. maddesi, ölüm hâlinde ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebileceğini düzenlemektedir. Manevi tazminat, kişinin ölümünden dolayı yakınlarının duyduğu derin elem ve ızdırabı bir nebze olsun hafifletmeyi amaçlar. Miktarın belirlenmesinde olayın meydana geliş şekli, tarafların kusur durumu, sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü ve hakkaniyet ilkeleri bir arada gözetilmelidir.<br>Dosya kapsamındaki deliller ve özellikle soruşturma aşamasında Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ... Soruşturma Nolu dosyasına Adli Trafik Bilirkişisi tarafından hazırlanan raporda tespit edilen kusur durumları ve hukuk mahkemesince aldırılan 03/04/2023 tarihli bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde, olayın meydana gelmesinde davalı sürücünün asli ve tam kusurlu olduğu yönündeki tespitin dosya içeriğine uygun olduğu anlaşılmaktadır. İlk derece mahkemesinin kusur dağılımına ilişkin bu tespiti yerinde olup, Türk Borçlar Kanunu'nun 56. maddesi uyarınca manevi tazminatın takdiri hakime aittir. İlk derece mahkemesi, kararında tarafların sosyal ekonomik durumlarını, davalının %100 kusurlu olmasını, davacının %1 oranındaki maluliyetini ve iyileşme sürecini dikkate alarak takdir hakkını kullandığını belirtmiş, manevi tazminat miktarını belirlerken tarafların sosyal ekonomik durumlarını ve kusur oranlarını dikkate almıştır, takdir edilen manevi tazminat miktarı dosya kapsamına uygun olup, davalı tarafın fahiş olduğu ve davacı tarafın az olduğu yönündeki istinaf talepleri yerinde görülmemiştir. <br>Davacı vekili, hükme esas alınan bilirkişi hesap raporunun hatalı olduğu ve tazminatın eksik hesaplandığı iddiası ile istinaf talebinde bulunmuştur. Mahkemece, ilk alınan 22.06.2023 tarihli aktüerya raporuna yönelik itirazlar üzerine, davacının maaş bordroları ve ek gelirleri de dikkate alınarak 02.01.2024 tarihli ek rapor aldırılmıştır. Kararın gerekçesinde de açıkça belirtildiği üzere, hüküm bu detaylı ve güncel verilere dayanan 02.01.2024 tarihli ek rapora göre kurulmuştur. Bu raporda, davacının geliri bilinen ücret bordroları ve ek ödemeler üzerinden tespit edilmiş, pasif dönem hesabı ise yerleşik Yargıtay içtihatlarına uygun olarak TRH-2010 yaşam tablosuna göre davacının bakiye ömrü esas alınarak yapılmıştır. Anayasa Mahkemesi 17/07/2020 tarih-2019/40-2020/40 sayılı kararı ile; tazminat hesaplamasının, TRH 2010 yaşam tablosu,  progresif rant yöntemi kullanılarak, bilinmeyen devirdeki gelirlerin her yıl için %10 artırılıp, %10 iskonto edilmesi suretiyle, teknik faiz dikkate alınmaksızın yapılması gerekecektir (Yargıtay 17 HD 2019/3292 E- 2021/1848 K sayılı ilam). Hükme esas alınan hesap bilirkişisi raporu usule uygun olarak düzenlenmiş olup, davacının pasif dönem hesabının 99 yaşına kadar yapılması gerektiği yönündeki iddiası, açıklanan gerekçelere göre yerinde değildir.  Bu itibarla, tazminat hesabına yönelik istinaf sebepleri yerinde değildir.<br>Son olarak, davacının maluliyet oranının düşük tespit edildiği ve İstanbul Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınması gerektiği yönündeki iddiası da hukuki dayanaktan yoksundur. Maluliyet raporu, Yargıtay içtihatlarına uygun olarak, tam teşekküllü bir üniversite hastanesi olan Bursa Uludağ Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı'ndan alınmıştır. Usulüne uygun olarak yetkili bir kurumdan alınan ve herhangi bir çelişki veya bariz hata içermeyen rapora karşı, sadece sonucuna katılınmaması nedeniyle başka bir kurumdan yeni rapor alınmasını talep etmek, yerleşik usul hukuku ilkeleriyle bağdaşmamaktadır. Davacı vekilinin, hükme esas alınan maluliyet raporuna karşı beyanında itirazına herhangi bir gerekçe göstermediği görülmekte olup, bu nedenle bu yöndeki istinaf talebi de reddedilmiştir.<br>HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf yoluna başvuranın sıfatına ve istinaf konusu yapılan nedenlere ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesin kararı usul ve yasaya uygun olması nedeniyle davacı vekili ile davalı Harun Birben vekilinin istinaf taleplerinin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi  yukarıda  açıklandığı üzere;<br>1- Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/03/2024 tarih ve ... sayılı kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından HMK 353/1-b-1 hükmü gereğince davacı vekili ile davalı Harun Birben vekilinin istinaf kanun yolu başvurularının ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,    <br>2-a)İstinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafından yatırılması gereken 615,40.-TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,60.-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 187,8.-TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,<br>b)Davalı Harun Birben'in yerel mahkeme kararında hükmedilen vekalet ücretine ilişkin haklılığı ancak Anayasa Mahkemesi kararı dikkate alınarak istinaf talebinin reddedildiği dikkate alındığında istinaf kanun yoluna başvuru sırasında yatırdığı 847,70 TL nisbi karar ve ilam harcının talep halinde yatırana iadesine, <br>3-Karar tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,<br>4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>5-İstinaf yargılama giderinin istinafa başvuran taraflar üzerinde bırakılmasına,     <br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK'nun 362/1-a. hükmü uyarınca kesin olmak üzere 26/06/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.  <br>\t\t\t<br>...<br>Başkan<br>...<br> <br>...<br>Üye<br>...<br> <br>...<br>Üye<br>...<br> <br>...<br>Katip<br>...  <br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"61042e74e7bf8bc9","SID":"a1ebb16631db95d8"}}