{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. BURSA BAM   13. HUKUK DAİRESİ     <br>\tT.C.<br>                     BURSA                     \t\t\t         <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ\t                   T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>           13. HUKUK DAİRESİ     \t\t             K A R A R <br><br>DOSYA NO\t:.<br>KARAR NO\t: .<br><br>BAŞKAN\t: ...\t\t...<br>ÜYE\t: ...\t  ...<br>ÜYE\t: ...\t...<br>KÂTİP\t: ...\t...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: BURSA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>ESAS NO\t: .<br>KARAR NO\t: .<br>KARAR TARİHİ\t: 04/04/2024<br>İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ\t: 27/05/2024 (Davalı ...)<br>DAVACI\t: ...<br>VEKİLİ\t: .<br>DAVALI\t: .<br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Rücuen Tazminat)<br>B.A.M. KARAR TARİHİ \t: 20/06/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 23/06/2025<br><br>Davacı tarafından, davalılar aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahal mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen karara süresi içinde davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, incelemenin duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi.<br>GEREĞİ  DÜŞÜNÜLDÜ: <br>Davacı vekili dilekçesinde, 21.01.2017 tarihinde...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın seyir halinde iken hakimiyetini kaybederek yolun gidişine göre sağ tarafta kalan ve park halinde bulunan ... plakalı araçlara çarptıktan sonra yolun orta ayracı kısmında bulunan banket taşlarına çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kazada davalı sürücünün tam kusurlu olduğunu, kaza nedeniyle müvekkili şirket tarafından arabalardaki hasarlar nedeniyle ... plakalı araç için 20.500,00.-TL, ... plakalı araç için 7.564,46.-TL,... plakalı araç için ise 17.982,00.-TL ödeme yapmak zorunda kaldığını, müvekkili sigorta şirketi tarafından ödenen iş bu bedellerin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsili için Bursa 5. İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası ile   icra takibine geçilmiş ise de icra takibi davalıların haksız ve mesnetsiz itirazları ile durdurulmuş olduğunu, bu nedenlerle davalıların icra dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, haksız ve tahsilatı geciktirmeye matuf itirazları nedeniyle %20 icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini  talep etmiştir. <br>Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, görev ve iş bölümü itirazında bulunduklarını, müvekkilinin  araç işleten konumunda olmadığından husumet itirazında bulunduklarını, müvekkilinin  aracın işleteni konumunda olmadığını, müvekkili Rent A Car firması olduğunu,  aracı diğer davalıya kiralayan konumunda olduğunu, aracın işleteni olmadığından müvekkiline kusur atfedilip rücuen tazminat talep edilmesinin mümkün olmadığını, davacının alacağının yargılamaya matuf olduğundan icra inkar tazminatı talep etme hakkı bulunmadığını, bu nedenlerle davanın reddine, kötü niyetli davacı tarafın % 20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmesini, talep etmiştir.<br>Davalı ... davaya cevap vermemiştir.<br>Mahkemece, davalı...'e yönelik davanın reddine, davalı ...'e yönelik davanın kabulü ile Bursa 5. İcra Dairesi'nin... esas sayılı takip dosyasına davalı-borçlu ... tarafından yapılan itirazın iptaline, icra takibinin 46.046,46.-TL asıl alacak, 6.060,15.-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 52.106,61.-TL üzerinden, icra masrafları, vekalet ücreti ve asıl alacağa işleyecek yasal faizi ile birlikte devamına, alacak likit olmayıp yasal şartlar oluşmamakla, icra inkar tazminatı isteminin reddine, karar verilmiştir.<br>Davalı ... vekili istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde, bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen rapor istinaf denetimine uygun olmadığını, kazada zorunlu trafik sigortası B.4. maddesinde yer verilen şartların oluştuğuna dair ispat yükü davacı tarafta olduğunu ve davacı tarafın da bu yönde herhangi bir ispat faaliyetinde bulunmadığını, müvekkili sigorta ettirenin kasıtlı veya ağır bir kusurunun olduğu ispat edilemediğini, müvekkilinin aracını kiraya vermesi nedeniyle kaza ile illiyet bağının kesilmiş olduğunu, dava dışı Ali Gürbüz'ün karakol ifadesinde aracı kendisinin kiralayarak kazayı da kendisinin yapmış olduğunu beyan etmesine rağmen bu beyan gözardı edilerek kaza tutanağının tek delil olarak kabul edilmesinin hatalı olduğunu, davacının davayı açarken sadece asıl alacak üzerinden açtığını, takip öncesi faizin hükümsüz kaldığını, işlemiş faize yönelik ıslahın zamanışımına uğradığını, bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>DEĞERLENDİRME ve GEREKÇE:<br>Dava, 2004 sayılı İİK 67 maddesi kapsamında rücuen tazminat talebine yöneliktir.  <br>Davacı ile davalılardan Kağan arasında, kaza tarihinde davalı ... adına kayıtlı olan 16 NPA 90 plakalı araca ilişkin 23/07/2016-23/07/2017 tarihleri arasında geçerli zorunlu mali mesuliyet sigorta sözleşmesi bulunmakta olup davacı, davalılardan Gürkan sevk ve idaresinde olan sigortalı aracın sebep olduğu 21/01/2017 tarihli kaza sebebiyle dava dışı hak sahibine ödediği tazminatı, rücu hakkı kapsamında talep etmekte olup bu hususta Bursa 5  İcra Müdürlüğü ... E sayılı dosyasıyla ilamsız takip başlatıldığı, davalıların itirazı üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği, 1 yıllık hak düşürücü süre içinde dava açıldığı anlaşılmıştır.<br>Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları B.4. maddesi gereği, tazminatı gerektiren olay, işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kasti bir hareketi veya ağır kusuru sonucunda meydana gelmiş ise, sigorta eden, sigortalısına rücu edebilecektir. Oto yarışına katılmak, ehliyetnamesiz motorlu araç kullanmak, uyuşturucu veya alkollü olarak araç kullanmak, istiap haddinin aşılması, aracın çalınması veya gasp edilmesinde işleteninin kusuru gibi haller sigortacının sigortalısına rücu sebeplerindendir. 2918 Sayılı KTK 95/2 maddesi gereği sigorta şirketi tarafından rücu talebi yalnızca kendi sigortalısına karşı ileri sürülebilecektir (Yargıtay 17 HD 2018/695 E-2020/251 K sayılı ilam).<br>Davacı, rücu sebebi olarak sürücünün ehliyetsiz olması  iddiasına dayanmaktadır.<br>Davalılardan ... sevk ve idaresinde olan sigortalı aracın karıştığı 21/01/2017 tarihli kazada araç sürücüsünün kaza tarihinde geçerli ehliyeti bulunmadığı (alkolllü araç kullanma sebebiyle daha önceden alınmış olduğu) ve sigorta konusu araç, sürücü belgesine sahip olmayan kimse tarafından kullanılırken riziko meydana gelmekle davacı lehine rücu şartlarının oluştuğu anlaşılmaktadır.<br>2918 Sayılı KTK hükümlerine göre, trafik kaydı \"işleteni\" kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işletenliğin 3. kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasa hükmü yoktur. (Yargıtay 17 HD 2019/4255 E-2020/3307 K sayılı ilam). Aynı yasanın 3. maddesinde, \"İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır.\" şeklinde tanımlanmıştır. Aynı kanunun 85. maddesinde ise, \"Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.\" hükmüne yer verilmiştir.<br>2918 Sayılı KTK 3 maddesinde işleten sıfatının belirlenmesinde şekli ve maddi ölçüt olmak üzere iki ayrı ölçüden yararlanılmıştır. Şekli ölçüye göre trafik sicilinde malik görülen kişi işletendir. Maddi ölçüye göre ise, trafik sicilinde adı geçen kişinin önemi bulunmamakta olup önemli olan araç üzerindeki fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve rizikolara katlanma gibi ölçütlerdir. Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre olmaması kaydıyla), artık üzerindeki fiili hakimiyetin kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda,o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip, bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir. Gerek öğretide, gerekse Yargıtay uygulamalarında, işleten sıfatının belirlenmesinde araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması ve fiili hakimiyetin uzun süreli olması gerekmektedir. Ancak bu konuda, getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarını halele uğratacak bir sonuç yaratmaması şarttır (Yargıtay 17 HD 2020/8228 E-2021/190 K sayılı ilam). <br>Davalı ...  vekilince, kazaya karışan sigortalı aracın, dava dışı Ege Motors firması hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere kiralandığı,  fiili hakimiyetin kiralayana geçtiği ileri sürülmekle bu husus bir ön sorun olarak görülerek, taraflar arasında yapılan kira sözleşmesinin uzun süreli ve üçüncü kişileri bağlayacak güçte bir kira sözleşmesi olup olmadığı, aracın teslim edilip edilmediği, araç üzerinde fiili hakimiyeti ve ekonomik yararlanmanın olup olmadığı, kira sözleşmesinin ve kira bedelinin maliye ve vergi dairelerine bildirilip bildirilmediği, ibraz edilen sözleşme yükümlülüklerinin kim tarafından yerine getirildiği incelenmeli, sunulan delillerin sıhhatini incelemek için gerektiğinde işleten ve kiracının varsa ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılmak suretiyle kira sözleşmesinin, fatura, ruhsat, cari hesap hareketleri gibi yan delillerle desteklenip desteklenmediği araştırılmalı, tarafların delil listesinde bulunan diğer deliller de toplanmalı ve davalının işleten sıfatının (dolayısıyla taraf sıfatının) bulunup bulunmadığı hususları denetime elverişli bir biçimde tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekecektir (Yargıtay HGK   2017/(17)4-1710 E- 2021/817 K sayılı ilam)<br>Somut olayda, kazaya neden olan ... plakalı aracın davalı ... adına kayıtlı olduğu, 24/08/2020 tarihli cevap dilekçesinde aracın diğer davalıya; 27/05/2024 tarihli istinaf başvuru dilekçesinde dava dışı Ege Motors isimli firmaya kiralandığının ileri sürüldüğü, carbank isimli iş yeri tarafından, aracın dava dışı ...'ya kiralandığına dair evrak ibraz edildiği, ancak söz konusu evrakın her zaman düzenlenebilecek belgelerden olduğu, aracın uzun süreli kiralandığına, fiili hakimiyetin malikten çıktığına dair kanaat oluşmamakla, davalı ... vekilinin işletenlik sıfatları bulunmadığı yolundaki istinaf sebebi yerinde değildir. <br>İtirazın iptali davası, 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması gereken bir dava olup, açık kanuni düzenlemeye göre dava açma süresi itirazın tebliği ile başlayacaktır. Ödeme emrine itiraz, 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine uygun olarak takip alacaklısına tebliğ edilmez ise dava açma süresi başlamayacaktır (Yargıtay HGK 2017/19-1651 E- 2019/707 K sayılı ilam).<br> Bursa 5 İcra Müdürlüğü 2018/13295 E sayılı dosyasının incelenmesinde davalıların borca itiraz dilekçeleri  davacı vekiline tebliğ edilmemiş ise de, davacı (alacaklı) istinaf incelemesine konu  itirazın iptali davasını 10/10/2019 tarihinde açmış olmakla 1 yıllık hak düşürücü sürenin de bu tarihten itibaren başlayacağının kabulü gerekir (Yargıtay 6 HD  2022/1274 E-2023/2273 K sayılı ilam). <br>Davacı, dava dışı hak sahibine ödediği tazminatın rücu edilmesi kapsamında davalıların itirazı  üzerine duran takibin devamını sağlamak amacıyla işbu itirazın iptali davasını açmış olup dava dilekçesinin incelenmesinde harca esas  değerin 46.046,46 TL olduğu belirtilmiş, bu miktar üzerinden peşin harç yatırılmış, ancak dava dilekçesinin sonuç ve istem bölümünde davalının itirazının iptali ile takibin devamına karar verilmesinin  talep edildiği, icra takibinde  talep edilen işlemiş faizi de kapsayacak şekilde talepte bulunulduğu anlaşılmıştır. <br>Bu durumda, dava dilekçesinin sonuç ve istem bölümündeki bu talep gözetilerek öncelikle davacının talebinin açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Hakimin aydınlatma ödevi (6100 sayılı HMK 31 maddesi) çerçevesinde davacıya davası açıklattırılarak davanın harca esas değer bölümünde belirtilen asıl alacağa yönelik olduğunun saptanması halinde dava edilmeyen faiz hakkında hüküm tesis edilemeyeceğinin gözetilmesi, davanın, dava dilekçesinin sonuç ve istem bölümünde olduğu gibi takip talebindeki asıl  alacak ve işlemiş faiz toplamına  yönelik olduğunun belirlenmesi halinde ise 492 sayılı HK 32 maddesi uyarınca eksik peşin harç tamamlattırılarak yargılamaya devam edilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekecektir ( Yargıtay  13 HD  2020/1640 E-2020/4046 K sayılı ilam). <br>Somut olayda, faiz alacağı yönünden davanın ıslah edildiği ileri sürülmüş ise de, bu hususun teknik anlamda bir ıslah olmayıp icra takibinde talep edilen faiz alacağının talep edilmesi ve harç ikmalinden ibaret olduğu,  mahkemenin izahat istemesine gerek kalmaksızın faiz talebi iradesi ortaya konulup, harcın ikmal edildiği anlaşılmakla davalı ... vekilinin bu yoldaki istinaf sebebi yerinde değildir.  <br>HMK 355 maddesi gereğince istinaf yoluna başvuranın sıfatına ve istinaf konusu yapılan nedenlere ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesin kararı usul ve yasaya uygun olması nedeniyle davalı ... vekilinin istinaf taleplerinin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.    <br>HÜKÜM: Gerekçesi  yukarıda  açıklandığı üzere;<br>1- Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/04/2024 tarih ve... sayılı kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından HMK 353/1-b-1 hükmü gereğince davalı ... vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun ESASTAN REDDİNE,<br>2- İstinaf kanun yoluna başvuran davalı tarafından yatırılması gereken 3.559,40.-TL istinaf karar harcından peşin alınan 889,85.-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 2.669,55.-TL istinaf karar harcının davalı ...'ten alınarak hazineye gelir kaydına,<br>3- Karar tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,<br>4- İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>5- İstinaf yargılama giderinin istinafa başvuran taraflar üzerinde bırakılmasına,     <br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK 362/1-a. hükmü uyarınca kesin olmak üzere 20/06/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br><br>...<br>Başkan<br>...<br>...<br>Üye<br>...<br>...<br>Üye<br>...<br>...<br>Katip<br>...<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b9b85d71cc3a43f2","SID":"54d25b96b985f9f5"}}