{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. BURSA BAM   5. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>BURSA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  5. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t:....<br>KARAR NO\t: ....<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: BURSA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI\t\t: ....<br>ARA KARAR TARİHİ\t: 05/07/2023<br><br>DAVACI\t: ... (...)\t  <br>VEKİLİ\t: Av. .......<br>DAVALI\t: ....<br>\t....<br>VEKİLİ\t: Av. ......<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ\t: 13/11/2023<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 13/11/2023<br><br>Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen ara karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmış olmakla dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde gereği görüşülüp düşünüldü: <br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili, davalı ile müvekkili arasında .... İli, .... İlçesi, .... Ada, 5 Parselde kain C Blok 6 nolu bağımsız bölüme ilişkin olarak 10/02/2018 tarihli \"Ofis/Dükkan Satış Vaadi Sözleşmesi\"nin akdedildiği, belirtilen sözleşme uyarınca taşınmazın en geç 31/12/2019 tarihinde müvekkiline teslim edilmesi gerekirken taşınmazın yapı kullanım izni olmaksızın 12/10/2021 tarihinde müvekkiline teslim edildiğini, taşınmazın teslim borcunun sözleşmenin 6.1.maddesinde açıkça belirtilmiş olmakla; yüklenicinin teslim borcunun 31/12/2019 tarihinde muaccel olduğunu ve bu tarihte davalı tarafça temerrüde düşüldüğünü, müvekkilinin kiraya vermek saikiyle satın almış olduğu taşınmazın Bursa'da önemli bir konum ve proje içerisinde yer almakla taşınmazın niteliği, müvekkil tarafından tüm yükümlülüklerinin eksiksiz olarak yerine getirilmesi karşılığında verilen taahhüde uyulmaması ve taşınmazdan hukuki olarak istifade edilememesi sebebiyle müvekkilinin günümüz ekonomik koşullarında ciddi ve ağır zarara uğrayarak mağdur olduğu, bu kapsamda müvekkili adına TBK madde 76 hükmüne dair yasal koşulların mevcudiyetinin oluştuğunu ileri sürerek 200.000 TL geçici ödeme talebinin kabulüne, müvekkili lehine kurulacak olası bir yargı kararı kapsamında, yargı kararının uygulanamaması, müvekkilin hakkı elde etmesinin zorlaşması veya imkansız hale gelme riski gözetilerek ihtiyati tedbir mahiyetinde ihtiyati haciz talebinin kabulüne, her ne kadar harca esas değer şimdilik 250.000 TL olarak belirtilmişse de geç ve yapı kullanım izni olmaksızın teslim sebebiyle mahrum kalınan kira kaybı alacağının tespiti ile tespit edilen kira kaybı alacağına sözleşmede en geç teslim tarihi olarak belirtilen ve temerrüt tarihi olan 31/12/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı vekili, asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğunu, dava konusu taleplerin zamanaşımına uğradığını,  dava konusu taşınmazla ilgili olarak yerel idareler tarafından düzenlenen tüm imar planlarının müvekkili şirketin kusuru olmaksızın idare mahkemeleri kararları gereğince defalarca iptal edildiğini, TBK m.136 gereğince kusursuz ifa imkansızlığı söz konusu olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. <br>           <br>İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARININ ÖZETİ:<br>Mahkemece davacı vekilinin talebine ilişkin 05/07/2023 tarihli ara karar ile davanın taşınmaz satış vaadi sözleşmesinden kaynaklı alacak istemine ilişkin olduğu, dava dilekçesinin ekinde sunulan belgelere bakıldığında taraflar arasında imzalanan sözleşmenin noterde imzalanmadığı, davacının iddialarının yargılamayı gerektirdiği, mahrum kalınan kira bedelinden davalının sorumlu olup olmadığının tespitinin tahkikat aşamasında toplanacak deliller ve gerekmesi halinde bilirkişi incelemesi ile ortaya çıkabileceği, sunulan belgeler itibariyle alacağın varlığı ve muacceliyetinin yaklaşık olarak ispatlanamadığı gerekçesiyle,  ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>İstinaf talebinde bulunan davacı vekili,\tdava dilekçesi ekinde  mevcut satış vaadi sözleşmesi, teslim protokolü, güncel kira bedelleri, taşınmazın değeri ve mahiyeti ile emsal yargıtay kararları çerçevesinde yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde, davanın mutlak ticari dava olmadığını, davacı tacir olmadığından nispi ticari dava da söz konusu olmadığından mahkemenin görevsiz olduğunu, dava konusu taşınmazın bulunduğu imar planının ilgili belediye tarafından birden fazla kez yapılmasına rağmen idare mahkemesi kararları ile iptal edildiğinden yapı kullanım izin belgesi alınamadığını ve kusursuz ifa imkansızlığının söz konusu olduğunu  belirterek istinaf başvurusunun reddini talep etmiştir. <br><br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: <br>HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesinde; <br>Dava, harici satım sözleşmesine istinaden taşınmazın geç tesliminden kaynaklı kira alacağının tespiti ile tahsili talebine ilişkin olup davacı vekili dava dilekçesiyle ihtiyati haciz kararı talebinde bulunmuştur.<br>Mahkemece, davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için İİK'nın 257. maddesindeki şartların oluşması gerekir. İİK'nın 257/1. maddesine göre, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı... ihtiyati haciz talebinde bulunabilir.<br> İİK'nın 258. maddesinin 1. fıkrasının 2. cümle hükmü uyarınca; ''Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe  mecburdur.'' Mahkemenin “alacağın varlığına kanaat getirmesinden” anlaşılması gereken husus, alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi değildir. Bu hükme göre alacaklının, alacağının varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin şekilde ispat etmesi aranmamakta, bu konuda mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermesi (yaklaşık ispat) yeterli kabul edilmektedir.<br>Taraflar arasında adi yazılı şekilde akdedilen \"10/02/2018 Tarihli Ofis/Dükkan Satış Vaadi Sözleşmesi\" uyarınca davacının, davalı yüklenicinin 31/12/2019 tarihinde muaccel olan teslim borcunu süresinde yerine getirmediği, taşınmazın 12/10/2021 tarihinde yapı kullanım izni olmaksızın  devredilmiş olması ve taşınmazdan hukuki olarak istifade edilemiyor olunması sebebiyle mahrum kalınan kira kaybı alacağının tespiti ile tahsilini talep ettiği görülmektedir.<br>Davacı vekili, ticari hayatın ve ekonominin gün geçtikçe zorlaşıyor olması, inşaat sektöründe yer alan firmaların maliyetler sebebiyle işlerinin devamı ve yeni projeler geliştirme noktasında atılımcı olmaktan imtina etmeleri, muaccel borçlarını ödememek adına yeni isimler altında başka firmalar kurarak iş hacimlerini bölmeleri gibi sebeplerle müvekkilinin yargılama sonunda olası muhtemel ve lehine kurulacak yargı kararının icrası esnasında hakkı elde etmesinin imkansız hale gelme riski olduğundan bahisle ihtiyati haciz talebinde bulunulmuş ise de; taraflar arasında akdedilen sözleşme maddeleri ile davalı tarafın savunmaları nazara alındığında ihtiyati haciz talep eden tarafın iddiasının varlığını ve alacak miktarını İİK’nın 257. maddesine göre yaklaşık olarak ispat edemediği anlaşılmakla, ilk derece mahkemesince ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. <br>Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın m. 353/1-b-1 hükmü gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. <br><br>\t<br>H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-)\tDavacı vekilinin ilk derece mahkemesinin yukarıda anılan ara kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, <br>2-)\t492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, <br>3-) Yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince verilecek esas karar ile birlikte dikkate alınmasına, <br>4-)\tHarç ve karar tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK'nın m. 362/1-f hükmü uyarınca kesin olmak üzere, oybirliği ile karar verildi.<br> 13/11/2023<br><br>\t\t\t\t<br>....<br>Başkan<br>...<br> e-imza<br>...<br>Üye<br>...<br> e-imza<br>...<br>Üye<br>...<br> e-imza<br>...<br>Katip<br>...<br> e-imza<br><br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d72323bea5632823","SID":"2a97f33e506c0822"}}