{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  22. HUKUK DAİRESİ     <br><br>T.C.<br>A N K A R A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ<br>22. H U K U K   D A İ R E S İ  <br><br>ESAS NO\t: 2024/1334 \t\t                                        ( KABUL KALDIRMA)<br>KARAR NO\t: 2025/763<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 10/10/2018<br>ESAS-KARAR NO\t: 2016/357 E 2018/583 K<br><br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ\t: 23/06/2025<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 10/07/2025<br><br>Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı şirket iflas idare memuru tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.\t<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ\t\t<br>İDDİANIN ÖZETİ<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkili şirketin faaliyetlerinin Sermaye Piyasası Kurulu'nun 23/09/2011 tarihli kararı ile 2499 sayılı SPK'nun 46/h maddesi uyarınca geçici olarak durdurulmasına,  02/12/2011 tarihli kararı ile de  SPK'nun 46. maddesi uyarınca tedrici tasfiyesine karar verildiğini, Aracı Kurumların Tedrici Tasfiye Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 17. maddesi uyarınca Yatırımcıları Koruma Fonu tarafından müvekkili şirket kayıtlarında yapılan incelemede, grup şirketi olan davalı şirketin müvekkili şirkete 31/03/2015 tarihi itibariyle 2.069.885,88 TL borçlu olduğunun tespit edildiğini, söz konusu meblağın 01/01/2011-30/03/2015 tarihlerinde grup şirketleri arasında gerçekleşen işlemlerden kaynaklandığını, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız yere itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.   <br>SAVUNMANIN ÖZETİ<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin kayıtları ile icra takibi ve dava dosyasına ibraz edilen kayıt bakiyelerinin örtüşmediğini, icra takibine ve davaya esas alınan cari hesap ekstresi ve adat faiz hesaplamasında mükerrer hesaplama yapılmış olma ihtimalinin yüksek olduğunu, adat faiz faturasının kesilip müvekkili şirkete gönderilmesi gerekirken  adat faiz faturası bilgisinin şirket kayıtlarında görülmediğini, tek taraflı adat faiz hesaplamasının borç miktarının önemli miktarda artıran hesaplama olduğunu, Yatırımcıları Tazmin Merkezi tarafından tedrici tasfiye aşamasında müvekkili şirketin teminat mektuplarının nakde çevrildiğini, ilgili teminat mektuplarından davacının ... Bankası ve ... Bankasına ait olmak üzere toplam 1.186.000,00 TL teminat mektubunun nakde çevrilerek tahsilat yapıldığını, teminat mektuplarının paraya çevrildiği tarihten itibaren faiz işletilerek cari hesaba alacak kaydedilmesi gerekirken bu muhasebe işleminin yapılmadığını, ... Bankası tarafından tedrici tasfiyeyi yürüten yatırımcıları tazmin merkezine 14/08/2012 tarihinde toplam 440.134,57 TL ödeme yapılarak müvekkili şirketin borçlandırıldığını, müvekkili şirketin teminat mektubu ve nakit ödeme ile 1.626.134,57 TL ödeme yaptığını,  bu miktarın müvekkilinin borcundan mahsup edilmediğini, davaya konu işlemler yeniden değerlendirildiğinde müvekkili şirketin borcunun bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ\t\t<br>Mahkemece toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, davacı vekilinin  01/10/2018 tarihli dilekçesi ile davadan feragat ettiği gerekçesiyle davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ\t\t<br>Davacı şirket iflas idare memuru istinaf başvuru dilekçesinde özetle; feragatin geçersiz olduğunu, Sermaye Piyasası Kurulunun davacı şirketin Yatırımcıları Koruma Fonuna devrinde davacı şirketin yönetim kurulu üyeleri ...'ı sorumlu tutarak 2499 Sayılı Kanunun 46/k maddesi uyarınca sorumlular hakkında açtığı iflas davasında Ankara 6.Asliye Ticaret Mahkemesinin 01/07/2015 Tarih, 2012/488 Esas, 2015/377 Karar sayılı dosyası ile iflas kararı verildiğini, iflas kararının yönetim kurulu üyeliğini ve temsil yetkisini TTK 363/2 ve TBK 43 maddeleri gereğince kendiliğinden sona erdirdirdiğini, tedrici tasfiye aşamasındaki şirketin tüm borçları ödenince tedrici tasfiye işlemlerinin 04/07/2018 tarihinde sonlandırıldığını, davacı şirketin faaliyetinin durdurulduğu tarihteki eski yönetim kuruluna iade edildiğini, mevzuat gereğince davacı şirketin faaliyetine devam edebilmesi için tedrici tasfiyenin sona erdirildiği 04/07/2018 tarihinden itibaren 3 ay içinde genel kurulun yapılıp esas sözleşmenin değiştirilmesinin zorunlu olduğunu, bu amaçla 3 kişilik yönetim kurulundan müflis ...'ın katılımı ile 13/08/2018 tarihinde yönetim kurulunun toplanarak bu kişilerin oyuyla 06/09/2018 tarihinde genel kurul yapılmasına karar verildiğini, müflisleri temsilen iflas idare memurları yerine şirketin ana hissedarları olan eski yönetim kurulu üyeleri müflis ...'a çağrı yapıldığını, müflis ...'ın genel kurul işlemlerini yapmaları, genel kurulda oy kullanabilmeleri ve yönetim kurulu üyesi seçebilmelerine imkan sağlamak için icra müdürlüğünden yetki belgesi aldıklarını, ilgili yetki belgesinin İcra Mahkemesi tarafından iptal edildiğini ve kararının kesinleştiğini, genel kurulda gerekli nisap sağlanamadığından esas  sözleşme değişikliğinin yapılamadığını, ancak genel kurulda müflis ...'nın 06/09/2021 tarihine kadar yönetim kurulu üyeliğine seçildiğini, yönetim kurulu üyesi sıfatıyla ...'a tek başına, diğer üyelere müştereken şirketi temsil yetkisinin verildiğini, yönetim kurulu üyesi sıfatıyla şirketi tek başına temsile yetkili kılınan müflis ...'ın davacı şirket ve davalı şirket dahil tüm ...  şirketleri adına avukata 18/09/2018 tarihli vekaletnameyi verdiğini, işbu vekaletnameye istinaden Av. ...'in 01/10/2018 tarihinde davadan feragat ettiğini, davacı şirketin 3 aylık yasal sürede ana statüsünü değiştirmediği için 04/10/2018 tarihinde sona erdiğini, tasfiye sürecine girdiğini, işçilik alacakları için açılan davada davacı şirketin iflasına karar verildiğini, iflas idaresi olarak resmi defterler üzerinde yapılan incelemede işbu davadan feragat edildiğinin tespit edildiğini, ilgili avukattan davadan feragat hakkında açıklama istenmesine rağmen açıklama ve belge sunulmadığını, davadan feragatin geçersiz olduğunu, feragat beyanının davacı şirket adına verildiğini, ancak feragat beyanın yapıldığı 01/10/2018 tarihinde şirketin zorunlu organı olan yönetim kurulunun bulunmaması nedeniyle şirketin fiil ehliyetinin bulunmadığını, genel kurul kararında da sakatlıkların bulunduğunu, zira genel kurul çağrısı yapan yönetim kurulu üyelerinden ikisinin iflas nedeniyle üyeliğinin düşmesi nedeniyle genel kurulun çağrısız toplanan genel kurul niteliğinde olduğunu, çağrısız toplanan genel kurulda yönetim kurulu üyesi seçimi için tüm pay sahiplerinin hazır bulunması gerektiğini, oysa genel kurulda tüm pay sahiplerinin hazır olmadığını, bu nedenle genel kuruldaki yönetim kurulu üyesi seçimine ilişkin kararın da yok hükmünde olduğunu, seçilen yönetim kurulu üyesi ...'ın verdiği vekalete istinaden davadan feragatin geçersiz olduğunu, genel kurul toplantısına müflislerin katıldığını, oysa müflislerin iflas nedeniyle oy hakkı bulunmadığını, oy hakkının iflas idaresine ait olduğunu, TTK 359/4 maddesine göre üyeliği sona erdiren sebeplerin yönetim kurulu üyeliği seçimine de engel olduğunu, iflas eden kişilerin yönetim kurulu üyesi seçilmesinin geçersiz olduğunu, yönetim organı olmayan davacı şirketin feragat beyanı vermeye ehil olmadığından avukatının verdiği feragat beyanının geçersiz olduğunu, avukatın hem davacının hem de davalının vekili olduğunu, davacı şirketin içinin boşaltılmaya çalışıldığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. <br>UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR<br>Uyuşmazlık, davadan feragatin geçerli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>Dava, itirazın iptali  istemine ilişkindir. <br>İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.<br>Somut olayda, davacı şirket yetkilisi olarak ... tarafından verilen vekaletnameye dayalı olarak avukatın davadan feragat beyanı üzerine davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiş, gerekçeli kararın davacı şirket iflas idare memuruna tebliği üzerine davacı şirket iflas idare memuru tarafından sunulan istinaf dilekçesinde feragatin geçerli olmadığı ileri sürmüştür. <br>Davadan feragatin geçerli olup olmadığı konusunda incelemenin ilk derece mahkemesi mi tarafından mı yoksa istinaf mahkemesi tarafından yapılması gerektiğine yönelik olarak emsal Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 24/12/2020 Tarih, 2020/1222 Esas, 2020/333 Karar sayılı ilamında;<br>\"6100 sayılı HMK’nın 311. maddesinde ‘‘Feragat ve kabul kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Hukuki netice doğuracak bir iradenin 6098 sayılı TBK’da belirtilen iradeyi sakatlayan hata (yanılma), hile (aldatma), ikrah (korkutma) gibi bir sebebe dayalı olarak yapıldığının saptanması halinde, anılan iradenin hukuki bir netice doğurmayacağı, böylesi bir iradeye de hukuki sonuç bağlanamayacağı açıktır. Feragatin davayı sona erdiren kesin bir usul işlemi olması nedeniyle feragatten dönülmesi olanaksız ise de, davacı taraf feragatin hata, hile veya ikrah nedeniyle geçersiz olduğunu aynı davada ileri sürebilir (Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı. Cilt V. s.3646 vd). Bu gibi durumlarda yapılması gereken, feragatin geçersizliği iddiasının hadise olarak aynı mahkemede görülüp sonuçlandırılmasıdır. Somut olayda, davanın feragat nedeniyle reddine karar veren mahkeme ilk derece mahkemesi olduğuna göre, davacının feragatinin davalının hilesinden kaynaklanıp kaynaklanmadığının, davacının beyanında irade bozukluğu olup olmadığını, hadise şeklinde inceleyerek değerlendirme yapma görevi de ilk derece mahkemesine aittir. İlk derece mahkemesince, davacının feragat beyanına ilişkin olarak irade bozukluğu yönünden bir inceleme yapılmadığından, istinaf mahkemesince HMK 353/1-a-6 madde gereğince dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesi gerekirken, esasın incelenerek değerlendirilmesi doğru olmamış, Bölge Adliye Mahkemesinin kararının bozulması uygun bulunmuştur. \" hususlarına yer verilmiştir. <br>Yukarıda belirtilen Yargıtay kararında da açıklandığı üzere davadan feragat nedeniyle karar veren ilk derece mahkemesi olduğundan istinaf itirazlarında belirtilen sebeplerle feragatin geçerli olup olmadığını ilgili delilleri toplamak suretiyle hadise şeklinde inceleyerek değerlendirme yapma görevinin de ilk derece mahkemesine ait olduğu anlaşılmakla davacı şirket iflas idare memurunun istinaf itirazlarının kabulü ile HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı şirket iflas idare memurunun  istinaf başvurusunun KABULÜ ile;<br> Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 10/10/2018 tarih ve 2016/357 Esas, 2018/583 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>2-HMK.'nin 353/1-a-6.maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,<br>3-İstinaf başvurma harcı dışında alınan istinaf  karar ilam harcının istek halinde yatırana İADESİNE,<br>4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>5-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,<br>6-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,<br> HMK'nin 362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu 23/06/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.<br>\t\t\t\t<br>Başkan ...<br>e-imzalıdır <br>Üye ...<br> e-imzalıdır<br>Üye ...<br> e-imzalıdır<br>Katip ...<br> e-imzalıdır<br><br>NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.<br> \"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur.\"   <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a3c1849e2c4a44c5","SID":"d7bb638c14ba9c1f"}}