{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                 K A R A R <br>BAŞKAN\t\t: ....<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 19/10/2022<br>NUMARASI\t\t...<br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 19/10/2022 Tarih ve 2022/28 Esas - 2022/338 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı  tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, müvekkilinin 2020/40348 sayılı \"...\" ibareli marka başvurusunu yaptığını, davalı Şirketin \"...\" ibareli markalarına dayalı olarak müvekkili başvurusuna itiraz ettiğini, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından bu itiraz reddedilmesine karşın YİDK tarafından davalı itirazının kabulüne ve müvekkili başvurusunun reddine karar verildiğini, söz konusu YİDK kararında, müvekkiline ait \"...\" ibaresini içeren önceki tarihli markaların varlığı tespit edilse de marka işaretlerinin, işbu başvurudan farklı olması nedeniyle müvekkilinin müktesep hakkının olmadığının kabul edildiğini, oysa müvekkilinin \"...\" ibaresini içeren markalarının bulunduğunu, bu ibareyi her zaman ön planda tuttuğunu, diğer markalarını da \"...\" ibaresinden yola çıkarak bir bütünlük içerisinde tescil ettirdiğini, dava konusu başvurunun da müvekkilinin tescilli markalarında yer alan ve ayırt edici unsur olan \"...\" ibaresini içerdiğini, \"...\" ibaresi dışındaki diğer ibarelerin \"........\" sözcüklerinden oluştuğunu ve bir markada esaslı unsur olarak kullanılamayacağını, müvekkili markalarının tescilinin 2005 yılına dayandığını, davalı Şirkete ait redde mesnet markaların ise 2018 ve 2020 yıllarında başvurularının yapıldığını, ayrıca davalının \".......\" markalarının, müvekkili başvurusu ile ilişkilendirileceği ve markalar arasında iltibas tehlikesi bulunduğu yönündeki kararın hatalı olduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2021-M-10201 sayılı kararının iptaline, müvekkili başvurusunun tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet markaların görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzediğini, hem işaret benzerliğinin, hem de emtia benzerliğinin gerçekleşmesi nedeniyle, davacı başvurusu açısından nispi tescil engelinin bulunduğunu, davacının müktesep hak ile ilgili iddialarının yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>\tDavalı Şirket vekili, dava konusu başvuru ile müvekkili markaları arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, davacı başvurusunda yer alan \"...\" ve \"sigortası\" ibarelerinin, başvuruyu farklılaştırmaya yeterli olmadığını, davacı başvurusunun, müvekkili markalarının serisi gibi algılanacağını ve müvekkili markalarını çağrıştıracağını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu \"...\" ibareli davacı markası ile redde mesnet alınan \"...\" ibareli markaları arasında benzerlik bulunduğu, markaların mal ve hizmet listelerinin redde konu 36. sınıftaki tüm hizmetler bakımından aynı/aynı tür hizmetlerden oluştuğu, dolayısıyla ilgili tüketici kesimi nezdinde SMK'nın 6/1 maddesi anlamında iltibas ihtimalinin olduğu, davacının 2009/34118 sayılı markasını 36. sınıf hizmetler üzerinde kullandığını ispatlayamadığı, dolayısıyla dava konusu marka başvurusu yönünden önceki tescilden kaynaklı müktesep hakkın bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.          <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, ilk derece mahkemesince, SMK'nın 6/1. maddesi hükümlerince itiraza vaki karar hakkında inceleme yapması gerekirken tüm bu hususları konu dışında tutup markaların kullanılıp kullanılmadığı konusunu kendi içerisinde değerlendirerek hüküm kurduğunu, kesinleşmeyen bir mahkeme kararının ilk derece mahkemesinin kararına etki ettiğini, müvekkili markalarının da aynı hizmet sınıfında, \"...\" ibareli ve önceki tarihli olduğu tespit edilmesine rağmen akla ve mantığa uymayan nedenlerle tescil talebinin reddine karar verilmesinde bir sakınca görülmediğini, davalının her aşamada kötü niyetini devam ettirdiğini, davalının, müvekkilinin markasının üçüncü kişilere kullandırmayacağı hususunda bir taahhütname talebinde de bulunduğunu, bu taahhüt talebi üzerine müvekkilinin, marka lisans sözleşmesine ilişkin taahhütname imzaladığını, bu taahhütname ile müvekkilinin, \"...\" markalarını TKK ve iştirakleri dolayısıyla davacı ... ... AŞ haricinde herhangi bir üçüncü gerçek veya tüzel kişiye kullandırmayacağının taahhütünü verdiğini, bu hususun dahi davalının müvekkiline ait markalarının tesciline itiraz konusunda haksız olduğunu ortaya koyduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.   <br> <br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamına göre, davacının \"...\" ibaresinin tescili için başvurduğu, davalının \"...\" ibareli markalarına dayalı olarak başvuruya itiraz ettiği, davalının itirazının YİDK tarafından kabulüne karar verildiği ve başvurunun reddine karar verildiği, anılan kararın davacıya 26.11.2021 tarihinde tebliğ edildiği, iş bu davanın, iki aylık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.<br>Somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesinde, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvurunun reddedileceği belirtilmiştir. Bu durumda önemli olan, halkın işaretler arasında herhangi bir şekilde herhangi bir nedenle bağlantı kurma ihtimali olup, buradaki \"ihtimal\" kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelimedir ve şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ile bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir (Yargıtay HGK, 15/11/2013 Tarih, 2013/11-202, 2013/1587). <br>\tDiğer taraftan, karıştırılma ihtimalinin değerlendirilmesinde markanın ayırt edicilik gücünün de dikkate alınması gerekmektedir. Ayırt ediciliği zayıf olan markalar bakımından karıştırılma ihtimalinin mevcudiyeti daha az olacaktır (Uğur Çolak, Türk Marka Hukuku, İstanbul, Eylül 2018, s.247).  <br>\tBu bilgiler çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacının başvurusuna konu \"...\" ibareli marka başvurusu ile davalının itirazına mesnet gösterdiği \"b ... ...\" ve \"... ... ...\" esas unsurlu markaları arasında görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, zira markalarda ortak olarak bulunan \"...\" ibaresinin, Türk Dil Kurumu sözlüğüne göre korku, çekinme ve kuşku duymadan inanma ve bağlanma duygusu anlamına geldiği, bu anlamı itibariyle anılan ibarenin, başvuru kapsamında yer alan 36. sınıf hizmetler yönünden ayırt ediciliğinin oldukça zayıf olduğu, dava konusu başvurunun da slogan markası niteliğinde olup, ortalama tüketici kitlesinin dava konusu başvuruyu bir bütün olarak \"...\" şeklinde algılayacağı ve başvuruda \"...\" ibaresinin öne çıkarılmadığı, aksine ... hizmetlerinin amacına vurgu yaptığı, nitekim bu yönde Dairemizce verilen 2021/927 Esas, 2023/909 Karar ve 22/06/2023 tarihli kararın, Yargıtay 11. Hukuk Dairesince 2023/4684 Esas, 2024/6837 Karar ve 26/09/2024 tarihli ilam ile onandığı, başvuruda farklı olarak yer verilen ibareler ile bir bütün olarak başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, markaların bir bütün olarak korunabileceği, karşılaştırma sırasında işaretlerin parçalara ayrılarak incelenmesinin ve iltibasın bulunup bulunmadığının bir parçaya bağlı olarak yapılmasının mümkün bulunmadığı, iltibas incelemesinin sadece işaretlere bakılarak değil, onların kapsamında bulunan ürünler ile onların niteliğini gözeterek ve her ikisinin birbirine etkisi nazara alınarak yapılmasının gerektiği, ortalama tüketicilerin davacının başvurusuna konu işareti davalının itirazına mesnet markaları ile ilişkilendirmeyeceği, markalar arasında belirgin biçimde farklılık bulunduğu, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürün ve hizmetler için ayırdığı satın alım süresi içinde, başvuru konusu markayı gördüğünde derhâl ve hiç düşünmeden bunun davalının itirazına mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, yapılan değerlendirmede tarafların markalarının benzer olmadığı ve iltibas riski taşımadığı kanaatine varılmıştır. Bu itibarla somut olayda 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6/1. maddesinin somut olaya uygulanabilme şartları bulunmadığı için mahkemenin aksi yöndeki gerekçesi doğru bulunmamıştır. <br>\tHer ne kadar, mahkemenin, davacının müktesep hak oluşturacağı öngörülen markalarının davacıya müktesep hak sağlamayacağı yönündeki gerekçesi yerinde ise de, bunun sonuca bir etkisinin olmayacağı değerlendirilmiştir. <br>\tDavacı tarafça, dava konusu başvurunun tescil edilmesi talep edilmiş ise de, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nın 22.03.2017 tarih ve 2017/11-78 E.-2017/521 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere mahkemelere tescil isteminin kabulü ya da reddi yönünde tanınmış bir yetki bulunmadığından ve tescil işleminin idari nitelikte bir işlem olup Kurul kararına bağlı doğal bir sonuç olduğundan, davacının bu talebi yerinde görülmemiş, anılan talep ayrı bir dava olarak nitelendirilemeyeceğinden, bu talebin reddi nedeniyle davalılar yararına vekalet ücretine hükmedilmemiştir. <br>\tSonuç olarak, ilk derece mahkemesince, yukarıda açıklanan nedenlerle  dava konusu başvuru ile davalının itirazına mesnet markaları arasında benzerlik bulunmadığından, 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesindeki koşulların gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, HMK.'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. <br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 19/10/2022 gün ve 2022/28 Esas - 2022/338 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t2-Davanın KABULÜ ile YİDK'in 25.11.2021 tarih, 2021-M-10201 sayılı YİDK kararının İPTALİNE, <br>\t3-Davacı vekilinin marka başvurusunun tescili talebinin REDDİNE,<br>\t4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 534,70-TL'nin davalılardan alınarak Hazineye irat kaydına,<br>\t5-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre belirlenen 40.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, <br>\t6-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 2.600,00-TL bilirkişi ücreti, 126,00-TL tebligat ve posta gideri, istinaf aşamasında yapılan 134,00-TL tebligat ve posta ücreti, 492,00-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 3.352,00-TL yargılama giderine, 80,70-TL peşin harç, 80,70-TL başvurma harcı eklenerek oluşan toplam 3.513,40-TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,<br>\t7-Davalı şirket ile davalı ... tarafından yargılama sırasında herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına,<br>\t8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),<br>\t9-Davacıdan peşin olarak alınan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,<br>\t10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 05/05/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. \t<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 06/05/2025<br>\t<br><br>\t\t\t<br>Başkan<br><br> <br>Üye<br><br> <br>Üye<br><br> <br> Katip<br><br> <br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b1b28dbebd77d576","SID":"514c75bcd32b1cf2"}}