{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ   27. HUKUK DAİRESİ        <br><br><br>                     T.C.<br>                ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>       27. HUKUK DAİRESİ<br><br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 10/03/2021<br>NUMARASI\t\t:....<br>\t<br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br><br>KARAR TARİHİ\t: 25.06.2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 25.06.2025<br><br>\t\tDavacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden  kaynaklanan  menfi tespit istemine ilişkin davada  Dairemizce ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne dair verilen karar davacı vekilince temyiz edilmiş olup Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin bozma kararı üzerine dosya mahkememizin yukarıdaki esasına kayıt edilmesi ile  yapılan yargılamada duruşmalı inceleme sonucunda;<br>\t\tGEREĞİ  DÜŞÜNÜLDÜ:\t<br>\tDavacı vekili; davalının, müvekkili şirketin yabancı sermayeli otomotiv firmaları için ürettiği parçaların kalıplarını ürettiğini, davalı tarafın, müvekkili şirkette oluşturduğu güveni suiistimal ederek fahiş fiyat uyguladığının tespiti üzerine durumun düzeltilmesinin istendiğini, devam eden siparişler ve geçmiş dönemde davalı tarafça üretilmeyen siparişlerle ilgili olarak yazışmalar ve toplantılar devam ederken davalı tarafın 31/12/2018 tarihli icra takibine konu faturaları düzenlediğini ve müvekkiline gönderdiğini, taraflar arasında sözleşmelere göre siparişlerin, fatura tarihindeki döviz kurundan faturalandırılacağı kabul edilmesine rağmen, davalı tarafın döviz kurunu 7,00 TL esas alarak fatura düzenlediğini, müvekkili şirketin bu faturaları iade ettiğini, buna rağmen davalının icra takibi yaparak yüksek bedelli faturaları icra takibine konu tutarı müvekkili şirketten talep ettiğini, yine davalı tarafa gönderdiği 08/01/2019 tarihli mail ile sözleşmesiz siparişler için talep edilen fiyatların fahiş olduğunu, teslimi yapılmayan kalıpların faturasının kesildiğini bildirdiğini, karşı tarafın bu maile verdiği 12/01/2019 tarihli cevapta açıkça fiyat anlaşmazlığı sebebiyle kalıpları göndermediğini, ... firmasına zor durumda kalınmaması için kalıpları göndereceğini, (yani fatura tarihinde hala kalıpları göndermediğini kabul ettiğini) ancak kesilen ve iade edilen faturaları sisteme alınmasını şart koştuğunu, ortada 12/01/2019 tarihi itibarıyla henüz muaccel olmuş bir alacağın bulunmadığını, davalı tarafın göndereceğini belirttiği kalıplar için ödenen tutar olan 292.917,85 TL’nin davalı tarafın takip çıkışından mahsup edilip, faturalar doğru kur üzerinden hesaplanıp, teslim edilmeyen kalıplar teslim edilseydi taraflar arasında herhangi bir cari hesap alacağı oluşmayacağını, davalı tarafın İzmir mahkeme ve icra müdürlükleri yerine Eskişehir 3. İcra Müdürlüğü’nün 2019/1377 takip sayılı dosyası üzerinden müvekkili şirket aleyhine icra takibi başlattığını, davalı tarafın cari hesapta kendisine ödenen tutarı toplam fatura tutarından mahsup etmediğini, davalı tarafın icra takibi ile herhangi bir temerrüt gerçekleşmeden 6.873,27 TL işlemiş faiz talep ettiğini, temerrüt gerçekleşmeden talep edilen işlemiş faizin mesnetsiz olduğunu, yapılan arabuluculuk başvurusunda anlaşma sağlanamadığından, anılan takibin teminatsız olarak durdurulması için Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/270 D.İş sayılı dosyasında ihtiyati tedbir talebinde bulunduklarını, mahkeme tarafından menfi tespit davası açılıncaya kadar takibin tedbiren durdurulmasına karar verildiğini belirterek; Eskişehir 3. İcra Müdürlüğü’nün 2019/1377 Esas sayılı takip dosyasına konu 373.380,72 TL yönünden müvekkilinin borçlu olmadığının tespitini, davanın kabulüne karar verilmesi halinde takibin durdurulup kararın kesinleşmesi ile birlikte takibin iptalini, davalı tarafın kötüniyetli ve haksız takibi nedeniyle takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı vekili; D.İş dosyasında verilen tedbir kararının ve iş bu dava ile tedbirin devamına ilişkin verilen kararın İİK'nun 72. maddesine ve HMK'nun 391 ve devamı maddelerine aykırı olduğunu, talep edenin dilekçelerinde kısmi de olsa açıkça borç ikrarı bulunduğunu, davacının, dava dilekçesinde takip tutarının tamamına ilişkin borçlu olmadığının tespitini talep etmesine karşın açıkça cari hesap borcunun 292.917,85 TL olduğunu kabul ettiğini, yanlış kur üzerinden fatura kesildiğine ilişkin itirazında ise açıkça takip konusu 11 adet faturanın sadece 6 tanesine ilişkin sunduğu tabloda da KDV dahil olması gereken rakamın 326.492,43 TL olduğunu kabul ettiğini, net olarak hiçbir dayanak sunulmaksızın muaraza yaratma yönünde birbirleri ile tamamen çelişik iddialar sunulduğunu, tedbir kararı verilerek müvekkilinin mahfına sebep olunduğunu, davacının faturaların hatalı kurdan kesildiği, fiyatların fahiş olduğu, 15/01/2019 tarihinde ödenen 50.000,00 TL'nin mahsup edilmediği, 69.100,00 TL tutarındaki faturaya konu kalıpların teslim edilmediği, temerrüt oluşmadığından 6.873,27 TL faiz talep edilemeyeceği gibi karışık iddialarının çelişkili olduğunu, kabul anlamı taşımamak kaydıyla bir an için davacının tüm iddiaları kabul edilse dahi müvekkilinin davacıdan 169.926,00 TL alacağı bulunduğunu, müvekkilince defalarca yapılan talebe karşılık yapılmayan ödemeler ve verilen tedbir kararı sonrası, müvekkilinin düştüğü finansal zorluk, yapamadığı ödemeler sonrası müvekkilinin iş yapamaz hale geldiğini, imalathanesindeki ekipmanları çok düşük fiyattan satmak, işçilerini çıkarmak zorunda kaldığını, bu nedenle müvekkilinin kalıp ürettiği diğer firmalara karşı da aksayan hizmetler nedeniyle çok büyük itibar kaybına uğrayıp yeni iş alamaz olduğunu, 17/05/2019 tarihinde imalathanenin resmi kapanışının gerçekleştirildiğini, belirterek; öncelikle usul hukuku olmak üzere kanuni dayanağı bulunmayan  ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını, haksız ve hukuka aykırı, kötüniyetli olarak açılan davanın reddini savunmuş; davacı aleyhine alacağın %20’sinden az olmamak kaydıyla  kötüniyet tazminatı takdirini talep etmiştir.<br>\tİlk derece mahkemesince; davanın icra takibinden sonra açılan menfi tespit davası olduğu, uyuşmazlığın; taraflar arasında yapılan kalıp sözleşmeleri gereğince tarafların edimlerini yerine getirip getirmedikleri, davacının bu sözleşme, takip ve faturalardan dolayı davalıya borçsuzluğunun söz konusu olup olmadığı, borçsuzluk söz konusu ise miktarının ne olduğu noktalarında toplandığı, tüm dosya kapsamının değerlendirilmesi sonucu; davacının yabancı sermayeli otomobil firmalarına ürün üretip sattığı, ancak bu ürünlerin bir kısmının kalıplarını kalıp sözleşmeleri ile davalıya imal ettirdiği, bu kapsamda taraflar arasında dosya içeriğinde yer alan üç adet kalıp sözleşmesi düzenlendiği, sözleşmelerin konusunun kalıp imalat, tasarım ve revizyona ilişkin olduğu, sözleşmelerin 6. maddesine göre imalatçının teklifte belirtildiği gibi kalıp tasarı onayı verildikten sonra kalıpları 60 gün içerisinde üretmek durumunda olduğu, yine sözleşmelerin 10.4. maddesinde döviz cinsi bedel ile satışı yapılan ürünlerin ödemesinin fatura tarihinde geçerli olan ... ... döviz satış kuru esas alınarak Türk Lirası cinsinden ödeneceğinin öngörüldüğü, tarafların 10/12/2018 tarihi itibari ile defter bakiyelerinin 242.917,85 TL olduğu ve taraf defterlerinin birbiri ile bu konuda örtüştüğü, 31/12/2018 tarihli 11 adet 659.425,30 TL’lik faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olduğu, davacı defterlerinde ise bu faturaların yer almadığı, taraf defterlerindeki cari hesap farkının bundan kaynaklandığı, faturaların, fatura tarihindeki ... ... döviz satış kuru karşılığından düzenlenmeyip, 46.281,37 TL’lik yüksek miktardan düzenlendiği, davacının da bu faturaları ihtarname ile davalıya iade ettiği, ancak davacı tarafın dosyaya sunulan maillerle bu faturalara konu kalıpların yapım ve imalatı için onay verdiği, yine aynı faturalarla ilgili davacı şirket genel müdürünün 21/01/2019 tarihinde davalıya gönderdiği mail üzerine, davalının gönderdiği mailde,  bu mailde belirtilen 31.200,00 TL’lik bedel indiriminin davalı tarafından kabul edildiği, ancak davalının defterlerine bu durumun yansıtılmadığı, yine, 31/12/2018 tarihli ve 59382 nolu 69.100,80 TL’lik faturadaki kalıpların davalı tarafından davacıya teslim edildiğinin kanıtlanamadığı, taraf defterlerinde gözüken davalının davacıya olan borç miktarı ile yukarıda ayrıntılı belirtilen rakamların mahsubu sonucu takip tarihi itibari ile davalı alacağının bilirkişi raporuna göre 219.925,28 TL olduğu, bu rakam ve toplam takip bedeli gözetildiğinde ise takip tarihi itibari ile davacının davalıya neticeten 146.582,17 TL asıl alacak, 6.873,27 TL faiz olmak üzere toplam 153.455,44 TL borçlu bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne; Eskişehir 3. İcra Dairesi’nin 2019/1377 Esas sayılı dosyasındaki takipten dolayı davacının davalıya 146.582,17 TL asıl alacak, 6.873,27 TL faiz olmak üzere toplam 153.455,44 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.<br>\tEskişehir Asliye Ticaret Mahkemesinin 10/03/2021 tarih,  2019/221 E-2021/304 K<br> sayılı kararının taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine  Dairemizin  14/04/2023 tarih ve 2023/460 E, 2021/751 K sayılı kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/03/2021 tarih ve 2019/221 Esas- 2021/304 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile Eskişehir 3. İcra Dairesi'nin 2019/1377 sayılı dosyasındaki takipten dolayı davacının davalıya 115.382,17 TL asıl alacak, 6.873,27 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 122.255,44‬ TL borçlu olmadığının tespitine dair verilen kararın davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine  Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin  09.12.2024 tarih,   2023/2728 E, 2024/4678 K sayılı kararında özetle; \"...3.1-Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz istemleri yerinde görülmemiştir. 3.2-Dava, alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine dayalı menfi tespit istemine ilişkindir. Davalı yüklenici tarafından Eskişehir 3. İcra Müdürlüğü'nün 2019/1377 Esas sayılı takip dosyası ile davacı aleyhine 31.12.2018 tarihli ve .... arası 6 adet fatura bedellerine ilişkin 366.507,45 TL, 6.873,27 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 373.380,72 TL'nin tahsili için faturaya dayalı olarak ilamsız takip yapıldığı anlaşılmış, mahkemece takibe konu 6 adet fatura kapsamında inceleme yapılması gerekirken takip dayanağı olmayan faturaların da değerlendirme konusu yapılması doğru olmamıştır. 6098 sayılı TBK'nın 101 maddesi gereğince; birden çok borcu bulunan borçlu, ödeme gününde bu borçlardan hangisini ödemek istediğini alacaklıya bildirebilir. Borçlu bildirimde bulunmazsa, yapılan ödeme, kendisi tarafından derhâl itiraz edilmiş olmadıkça, alacaklının makbuzda gösterdiği borç için yapılmış sayılır. Yine TBK'nın 102 maddesi gereğince; Kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödeme, muaccel borç için yapılmış sayılır. Birden çok borç muaccel ise ödemenin, borçluya karşı ilk olarak takip edilen borç için yapılmış olduğu kabul edilir. Takip yapılmamış ise ödeme, vadesi ilk önce gelmiş olan borç için yapılmış olur. Birden çok borcun vadesi aynı zamanda gelmişse, mahsup orantılı olarak; borçlardan hiçbirinin vadesi gelmemişse ödeme, güvencesi en az olan borç için yapılmış sayılır. Somut olayda 11 adet fatura aynı tarihte kesilip muaccel olmuş, ödemelerin hangi borca ilişkin olduğu belirtilmediğinden, takipten önce yapılan ödemelerin icra takibine konu edilen 6 adet fatura için yapıldığı kabul edilerek karar verilmesi gerekirken dava konusu olmayan 11 adet faturaya ilişkin değerlendirme yapılarak karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görülmüştür.<br> SONUÇ: Yukarıda (3.1.) bendinden açıklanan nedenlerle, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi  27. Hukuk Dairesi'nin 14.04.2023 tarihli, 2021/751 Esas,  2023/460 Karar sayılı kararın indirim bedeli kısma ilişkin TEMYİZ SEBEPLERİNİN REDDİNE, (3.2.) bendinde açıklanan nedenlerle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesinin İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılarak yeniden esas hakkında verdiği karar usul ve yasaya aykırı görüldüğünden...\" gerekçesiyle oy birliği  ile kararın bozulmasına karar verilmiştir.<br>\tYargıtay bozma ilamı taraf vekillerine tebliğ edilmiş olup, bozma sonrası Dairemizce duruşma açılarak tarafların bozma ilamına karşı beyanları alınmış olup,  davacı vekili bozma ilamına uyulmasına, davalı vekili önceki kararda direnilmesine karar verilmesini talep etmişlerdir.<br>\tDairemizce, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 09/12/2024 tarih ve 2023/2728 Esas- 2024/4678 Karar sayılı bozma ilamına direnilmesine karar verilmiştir.<br>\tDava, eser sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkindir. <br>Taraflar arasında kalıp imalatını konu alan yıllara sari eser sözleşmesi ilişkisi bulunduğu ihtilafsız olup, dava; davalı yüklenici tarafından davacı iş sahibi adına düzenlenen \"31/12/2018 düzenleme tarihli ....nolu fatura bedellerine ilişkin cari hesap alacağı\" belirtilerek yapılan icra takibi nedeniyle menfi tespit istemine ilişkindir.<br>\tTakip talebi ekindeki faturalar toplamı 372.733,80 TL olmakla birlikte yine takip talebi ekinde sunulan muavin defteri kaydında 01/01/2019 tarihinde borcunun 416.507,45 TL olduğu belirtilerek, 2019 yılı Ocak ayında yapılan 50.000,00 TL EFT ödemesi de mahsup edilmek suretiyle bakiye 366.507,45 TL asıl alacak ve 6.873,27 TL işlemiş faiz yönünden talepte bulunulduğu görülmüştür.<br>\tDosya kapsamı ve taraf beyanları ile; davalı yüklenici tarafından taraflar arasındaki sözleşmeler kapsamında hepsi 31/12/2018 tarihli olan ve 659.425,30 TL bedelli toplam 11 adet fatura kesildiği, birbirini teyit eden taraf defter kayıtları ile davalı yüklenicinin bu faturaların düzenlenmesi tarihinden önce toplam 242.917,85 TL davacı iş sahibine borçlu olduğu, dava konusu icra takibi ve takip dayanağı eki muavin defter kaydı incelendiğinde, bu borcun takip tarihi itibariyle davalının 11 adet faturasına ilişkin 659.425,30 TL  alacağından mahsup edilerek, bakiyesi 416.507,45 TL olduğu kabul edilerek ve bundan da 2019 yılının Ocak ayında davacı tarafından yapılan 50.000,00 TL ödemenin mahsubu ile takip tarihindeki alacak miktarı üzerinden takip talebinde bulunduğu anlaşılmış olmakla, takip dayanağı muavin defter de dikkate alındığında, hükme esas alınan bilirkişi raporunda 11 adet faturanın tümü dikkate alınarak inceleme yapılmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.<br>\tBu tespitler kapsamında taraf vekillerinin istinaf nedenleri incelendiğinde ve özellikle; hükme esas alınan bilirkişi raporunda, 31/12/2018 tarihli tüm faturalar yönünden yapılan incelemede, 59382 nolu faturada gösterilen 69.100,80 TL bedelli kalıp dışında diğer faturalarda gösterilen imalatların teslim edildiğinin, e-mailler ve dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerle ispatlandığının belirtilmesine göre ve Dairemizce de iş bu bilirkişi raporunun bu kapsamdaki tespitlerinin oluşa uygun ve denetlenebilir olduğu anlaşılmakla, yine takibe konu faturaların davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmayıp, bu alacağın tespiti için bilirkişi incelemesi yapılmış olmasına, bu kapsamda da alacağın likit olmadığının anlaşılmasına göre, icra inkâr tazminatı talebinin reddine karar verilmesinde  bir isabetsizlik bulunmamasına, yine .... nolu 69.100,80 TL bedelli faturadaki kalıpların davacıya teslim edildiğinin özellikle sunulan irsaliyede davacı yada yetkilisinin imzasının bulunmamasına göre ispatlanamadığının anlaşılmasına göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.<br>\tDavalı vekilinin diğer istinaf nedenlerinin incelenmesinde; <br>\tHer ne kadar mahkemece 28/06/2017 tarihli ... nolu “tasarım fikstürleri” açıklamalı 31.200,00 TL bedelli faturanın bedeli toplam alacaktan mahsup edilmiş ise de, dosyadaki bu mahsuba dayanak olan davalı yüklenici tarafından gönderilen tarihsiz e-mailde, bu alacağın toplam alacaktan indiriminin şarta bağlandığı ve peşin ödeme yapılması halinde mahsubunun kabul edileceği belirtilmiş olmakla ve peşin ödeme şartı da gerçekleşmediğinden, bu miktarın mahsup kabulü olarak değerlendirilerek alacaktan düşülmesi doğru olmamıştır.<br>\tTüm bu açıklamalar kapsamında;  hepsi 31/12/2018 tarihli olan ve 659.425,30 TL bedelli toplam 11 adet fatura kesildiği, birbirini teyit eden taraf defter kayıtları ile davalı yüklenicinin bu faturaların düzenlenmesi tarihinden önce toplam 242.917,85 TL davacı iş sahibine borçlu olduğu,  bu borcun takip tarihi itibariyle davalının 11 adet faturasına ilişkin 659.425,30 TL alacağından mahsup edilerek yüklenicinin bakiye alacağının 416.507,45 TL olduğunun anlaşıldığı, 2019 yılı Ocak ayında davacı iş sahibi tarafından yapılan 50.000,00 TL EFT ödemesi de mahsup edilmek suretiyle bakiye 366.507,45 TL asıl alacak ve 6.873,27 TL işlemiş faiz yönünden talepte bulunulduğu,  başka bir anlatımla takip başlamadan önce muavin kayıt defterindeki kayıtlar, ödemeler ile alacak ve borç durumu esas alınıp takip konusu olmayan faturalar ile davacı tarafından yapılan ödemeler nedeni ile muavin kayıt defterinde davacı lehine olan alacak  mahsuplaşılarak kalan faturalar üzerinden takip başlatıldığı, her ne kadar 6098 sayılı TBK'nın 101 maddesi gereğince; birden çok borcu bulunan borçlunun, ödeme gününde bu borçlardan hangisini ödemek istediğini alacaklıya bildirebileceği, borçlu bildirimde bulunmazsa, yapılan ödemenin, kendisi tarafından derhâl itiraz edilmiş olmadıkça, alacaklının makbuzda gösterdiği borç için yapılmış sayılacağı,  yine TBK'nın 102 maddesi gereğince;  kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödemenin, muaccel borç için yapılmış sayılacağı, birden çok borç muaccel ise ödemenin, borçluya karşı ilk olarak takip edilen borç için yapılmış olduğunun kabul edileceği, takip  yapılmamış ise ödemenin, vadesi ilk önce gelmiş olan borç için yapılmış olacağı, birden çok borcun vadesi aynı zamanda gelmişse, mahsubun orantılı olarak; borçlardan hiçbirinin vadesi gelmemişse ödemenin, güvencesi en az olan borç için yapılmış sayılacağı düzenlemeleri bulunsa da somut olayda; takip konusu yapılmayan fatura bedellerinin belirtilen şekilde muavin defterindeki kayıtlar ve tüm ödemeler dikkate alınarak ortaya çıkan davacı alacağından mahsup edildiği ve mahsuplaşma ile takip konusu yapılmayan faturaların  bedellerinin ödenmiş olduğu kabul edilerek ödenmediği belirtilen faturalar için takip başlatıldığı, tüm ödemelerin mahsuplaşma yolu ile takip konusu olamayan fatura bedellerine sayıldığı ve bu nedenle anılan maddelerin somut olayda uygulanma imkanı olmadığı anlaşılmakla davalının 2019 yılının Ocak ayında davacı tarafından yapılan 50.000,00 TL ödemenin mahsubu ile takip tarihindeki alacak miktarı üzerinden takip talebinde bulunduğu göz önünde tutularak takip dayanağı muavin defter de dikkate alındığında, hükme esas alınan bilirkişi raporunda 11 adet faturanın tümü dikkate alınarak inceleme yapılmasında bir isabetsizlik olmadığı,  davaya dayanak olan Eskişehir 3. İcra Müdürlüğü'nün 2019/1377 esas sayılı takip dosyasında davalı tarafından talep edilen 366.507,45 TL asıl alacaktan, bilirkişi tarafından hesaplanan kur farkı 46.281,37 TL ile,  ... nolu fatura ile bedeli talep edilen ancak teslim edildiği ispatlanamayan kalıpların  bedeli olan 69.100,80 TL’nin mahsubu ile davalının takip tarihi itibariyle bakiye alacağının 251.125,28 TL olduğu kabul edilerek, davacının menfi tespit davasının 115.382,17 TL üzerinden kabulüne karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla , Dairemizce Yargıtay'ın bozma ilamına direnilmesine karar verilmiştir. \t<br>\tAçıklanan nedenlerle; Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 09/12/2024 tarih ve 2023/2728 Esas- 2024/4678 Karar sayılı bozma kararına direnilmesine, Dairemizin  14/04/2023 tarih ve 2021/751 Esas- 2023/460 Karar sayılı kararındaki gerekçeler ve belirtilen nedenlerle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.<br>               HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>   \t1-Davanın KISMEN KABULÜNE, <br>2-Eskişehir 3. İcra Dairesi'nin 2019/1377 sayılı icra dosyasındaki takipten dolayı davacının davalıya 115.382,17 TL asıl alacak, 6.873,27 TL işlemiş faiz olmak üzere 122.255,44 TL borçlu olmadığının tespitine, <br>\t3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 8.351,27 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 6.376,41 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.974,86‬ TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına,<br>4-Davacı tarafından yatırılan 6.376,41 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>5-Davacı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 19.338,32 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>6-Davalı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 38.157,54 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, <br>7-Davacı tarafından yapılan 44,40 TL başvurma harcı, 258,90 TL posta masrafı, 450,00 TL bilirkişi ücreti, 155,00 TL dosyanın istinafa gönderilmek üzere fotokopi ücreti ve 113,50 TL Yargıtay'a  dosya gönderme masrafı olmak üzere toplam 1.021,80 TL yargılama giderinin kabul oranına göre  (%32,74) hesaplanan 334,53 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, <br>8-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, <br>9-Arabuluculuk faaliyetinin sona erdiği tarihte geçerli olan Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden sarf kararı ile ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul ve red oranına göre 432,17 TL'sinin davacıdan, 887,83 TL'sinin davalıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına,<br>10-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince, taraflarca yatırılan gider ve delil avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ilk derece mahkemesince ilgili tarafa iadesine,<br>  \t\tDair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere  25/06/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.   <br><br><br><br>     Başkan  ...                   Üye ...\t            Üye ...                 Katip ...\t<br>  e-imzalıdır           e-imzalıdır          e-imzalıdır       e-imzalıdır<br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"addd499e6b07dd7c","SID":"db478945560f7bfc"}}