{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  35. HUKUK DAİRESİ     <br><br><br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>35. HUKUK DAİRESİ<br><br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br>BAŞKAN\t\t: ...<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 19/03/2025<br>NUMARASI\t\t:....<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat <br><br>KARAR TARİHİ\t: 09/07/2025<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 10/07/2025<br><br>\tMahalli mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacılar vekili dava dilekçesinde; 27/06/2016 tarihinde ... isimli şahsın kontrolündeki ... plaka sayılı araçta yolcu olarak seyir halinde iken davalı ... ... A.Ş. tarafından sigortalanmış olan ve ... tarafından sevk ve idare edilen     ... plaka sayılı aracın ... kontrolündeki araca arkadan aracın sol ön kısmı ile çarpması sonucu davacılar ... ... ....babası olan ... .... ölümüyle sonuçlanan trafik kazası meydana geldiğini, kazanın oluşumunda ...'in herhangi bir kusuru olmadığını, asli kusurun ...'da olduğunu, davacılar desteğinin vefat etmeden önce iş makinesi teknisyenliği yaptığını, maddi zararın tazmini için 25.07.2016 tarihli dilekçe ile davalı ... şirketine başvurduklarını, başvuru sonucu 277.601,00.-TL'nin ödendiğini, bu ödemenin eksik olduğunu belirterek, davacı ... için 5.000 TL destekten yoksunluk tazminatı, 500 TL cenaze masrafından oluşan tazminat, davacı ... için 2.500 TL destekten yoksunluk tazminatı, davacı ... için 2.500 TL destekten yoksunluk tazminatının tahsilini, müteveffa ... ile eşi ve çocuklarının mutlu bir hayatlarının olduğunu, ancak davalının ihmalleri sonucu bu hayatlarının sona erdiğini, davacı ... çocukları ile tek başına hayat mücadelesi vermek zorunda kaldığını, çocuklardan ... psikolojik bunalımlardan dolayı okula devam edemediğini, tüm bu nedenlerle davacı ... için 70.000 TL, davacı ... ... için 50.000 TL ve davacı ... ... için 50.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ...'dan tahsiline, maddi tazminata ise kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tDavacı vekili 07.05.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile, 376.765,56.-TL destekten yoksun kalma tazminat alacağını kaza tarihinden itibaren işletilecek ticari faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsilini, 170.000,00.-TL manevi tazminat alacağının ise kaza tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile davalı ...'dan tahsilini talep etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili cevap dilekçesinde; öncelikle davalı ikametgahının Ankara olması nedeniyle yetki itirazlarının bulunduğunu, esas yönünden ise, kazanın gerçekleştiği gün davalı seyir halinde iken sisli ve yağışlı bir havada sol şeritte birdenbire önüne araç çıktığını ve bu aracın çok yavaş olduğunu, tüm önlemlere rağmen ... isimli şahsın aracına çarpmak zorunda kaldığını..... alkollü olduğunu, davaya sebebiyet verdiğini bildirerek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tDavalı ... ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin dava öncesinde 22.08.2016 tarihinde yaptığı 277.601,00.-TL ödeme ile tüm sorumluluğunu yerine getirdiğini, davacıların tüm zararını karşıladığını, müvekkili şirketin 17.08.2016 tarihli aktüer raporu baz alınarak ... ... için 236.093,55.-TL, ... ... için 10.545,83.-TL ve ... ... için 30.961,99.-TL ödeme yaptığını bildirerek, davanın reddini talep etmiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, kaldırma kararı sonrasında yürütülen yargılama sürecinde, aktüerya hesap uzmanı bilirkişiden alınan raporda, \"Davacı ... ... bakiye destekten yoksun kalma tazminatının 181.484,32 TL olduğu, ... şirketinin zarardan sorumluluğunun bulunmadığı, davacı ...'in bakiye destekten yoksun kalma tazminatının 37.322,94 TL olduğu, ... şirketinin sorumluluğunun 6.962,55 TL ile sınırlı olduğu, davacı ... ...'ın bakiye destekten yoksun kalma tazminatının 64.345,35 TL olduğu, ... şirketinin sorumluluğunun 13.429,38 TL ile sınırlı olduğu\"nun belirtildiği, Ankara BAM 35. Hukuk Dairesinin kaldırma kararı doğrultusunda düzenlenen bilirkişi ek raporuna ve davacılar vekilinin ıslah dilekçesi de gözetilerek ve Mahkemece verilen 19/02/2020 tarihli ilk karar davalılar tarafından istinaf edilmediği için, Ankara BAM 35. HD'nin 26/10/2022 tarihli 2022/303 E. -2022/280 K. sayılı kaldırma kararında usuli kazanılmış hakların korunarak karar verilmesi gerektiği işaret edildiğinden, usuli kazanılmış haklar da gözetilerek maddi tazminat miktarları yönünden aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerektiği, manevi tazminat koşullarının oluştuğu, mahkemece verilen 19/02/2020 tarihli ve 2018/544 E. - 2020/128 K. sayılı ilamının Ankara BAM 35. HD'nin 26/10/2022 tarihli ve 2022/303 E.-2022/280 K. sayılı ilamında manevi tazminata yönelik herhangi bir kaldırma kararı verilmediği gibi kazanılmış hakların korunması gerektiğine işaret edildiği, mahkemece 25/10/2023 tarihinde verilen ikinci kararda da aynı miktar manevi tazminatlara hükmedildiği de gözetilerek manevi tazminat miktarlarına ilişkin önceki miktarlar ile yine takdir edilen vekalet ücretlerinin aynen korunmasının hakkaniyete daha uygun olacağının değerlendirildiği, davacı eş ... için 40.000,00.-TL, davacı çocuklar ... ve ... için 25.000,00'er TL manevi tazminat takdiri ile bu manevi tazminatın olay tarihi olan 27.06.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ...'dan alınıp davacılara verilmesine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle; \"Davanın kısmen kabulü ile, 1-Davacı ... ... için 500,00-TL cenaze gideri, 181.484,32-TL destekten yoksun kalma tazminatı toplamı 181.984,32 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 27.06.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ...'dan tahsili ile davacıya verilmesine, 2-Davacı ... ...'ın ... şirketine yönelik maddi tazminat talebi yönünden ... şirketinin poliçe limiti dahilinde ödeme yapması nedeniyle konusuz kaldığından davalı ... ... A.Ş. yönünden karar verilmesine yer olmadığına, 3-Davacı ... ... için 38.539,69-TL destekten yoksun kalma tazminatının olay tarihi olan 27.06.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen (davalı ... ... A.Ş.'nin ... poliçe limiti dahilinde tazminatın 6.962,55-TL'lik kısmından temerrüt tarihi olan 17/08/2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte sorumlu olması kaydıyla) tahsili ile davacıya verilmesine, 4-Davacı ... ... için 72.164,04-TL destekten yoksun kalma tazminatının olay tarihi olan 27.06.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen (davalı ... ... A.Ş.'nin ... poliçe limiti dahilinde tazminatın 13.429,38-TL'lik kısmından temerrüt tarihi olan 17/08/2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte sorumlu olması kaydıyla) tahsili ile davacıya verilmesine, 5-Davacı ... ... için 40.000,00-TL, davacı ... ... için 25.000,00-TL ve davacı ... ... için 25.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihi olan 27.06.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ...'dan alınıp bu davacılara belirtilen miktarlarda verilmesine, kabul dışı kalan talebin reddine,\" karar verilmiştir.<br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacılar vekili istinaf dilekçesinde; 27/06/2016 tarihinde, müvekkili ... babaları müteveffa ... ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araçta yolcu olarak seyir halindeyken davalı ... şirketince ZMMS yapılan ve davalı ... tarafından kullanılan... plakalı aracın arkadan müteveffanın yolcu olarak bulunduğu araca çarpması sonucu hayatını kaybettiğini, meydana gelen kazanın neticesinde müvekkili ... ...'ın eşinin, müvekkilleri ... ve ... ise babalarının desteğini kaybettiklerini, olayın oluşumunda davalı sürücü ...'ın 2918 sayılı KTY'nin 95. ve KTK'nın 47 ve 56/1-c, 52/b maddelerini ihlali nedeniyle tam kusurlu olduğu, müteveffanın ise olayın oluşumunda herhangi bir kusurunun bulunmadığının tüm dosya kapsamında sabit olduğunu, bunun yanında müteveffanın yolcu olarak bulunduğu araçta araç sürücüsü ... yönünden ise kusur araştırılması yapılmamasının hukuka aykırı olduğunu, mahkemece araç sürücüsü ... yönünden de kusur araştırılması yapılması ve bu hususta rapor aldırılması gerektiğini, BAM kaldırma kararı neticesinde alınan rapor ile müteveffanın annesine pay ayrılması hatalı olup taleple bağlılık ilkesi, yerleşik yargıtay içtihatları ve talep artırım kurumunun amacına uygun düşmediğini, Bölge Adliye Mahkemesi bozma ilamı neticesinde hükme esas alınan bilirkişi raporunda desteğin annesinin de hayatta olduğu, bu nedenle 1 pay da desteğin annesine ayrılacağı dikkate alınarak buna göre paylaştırma yapıldığını, destekten yoksun kalma tazminatının kabulü için destek ile tazminat talebinde bulunan kişi arasında bir destek ilişkisi bulunması gerektiğini, Yerel Mahkemece müteveffa ... .. sağ annesinin de hak sahibi olarak sayılmasının kabulüne imkan bulunmadığını, ... ... salt müteveffanın annesi oluşunun onu destekten yoksun kalma tazminatına hak kazanacak kimselerden yapmayacağını, kaldı ki kendisinin böyle bir talebi de bulunmadığını, yine bilirkişi tarafından yapılan hesaplamada ... ... için %7 evlenme olasılığının kabul edildiğini, müvekkilinin yaş itibariyle ve de 2 tane 18 yaşından küçük çocuğunun bulunması nitekim müteveffa eşini trajik bir şekilde kaybetmesi nedeniyle de bir kez daha evlenmeyi düşünmediğini, nitekim AYİM tablosuna göre 36-40 yaş arası dul kadının evlenme olasılığı çocuksuz olduğu durumlarda %9 olup 18 yaşının altında olan her çocuğu düşünülürse ise %5 olasılık azaltılarak hesaplama yapılması gerektiğini, bu hususta evlenme olasılığı indirimini kabul etmediklerini, mahkeme aksi kanaatte ise daha 18 yaşından küçük olan diğer davacı müvekkillerinin olduğu hususunun da dikkate alınarak daha düşük bir olasılık gözetilerek indirim yapılması gerektiğini, yerel mahkeme kararında sadece ... yönünden değerlendirme yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, yukarıdaki itirazlar saklı kalmak kaydıyla, davanın 03.10.2023 tarihli beyan dilekçesi dikkate alınarak talep arttırım dilekçesindeki miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, mahkemenin gerekçeli kararında dosyada alınan bilirkişi hesaplaması uyarınca hüküm kurulduğunu, ancak davacılar vekilinin ıslah dilekçesi ile bu davacılar için maddi tazminat talebini sadece davalı ... hasrettiğini, davalı ... şirketi yönünden ıslah talebi bulunmadığını, bu nedenle davalı ... şirketinin davacılar ... ve ... ... için destekten yoksun kalma tazminatı sorumluluğunun poliçe limiti dahilinde ayrı ayrı 2.500 TL olduğunu, ayrıca davacı ... cenaze için 500 TL masraf yaptığını, davalı ...'ın bakiye tazminatların tamamından sorumlu olduğu anlaşılmakla, sübut bulan \"Davanın kısmen kabulü ile, davacı ... ... için 500,00-TL cenaze gideri, 148.204,17-TL destekten yoksun kalma tazminatı toplamı 148.704,17-TL maddi tazminatın olay tarihi olan 27.06.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ...'dan tahsili ile davacıya verilmesine, davacı ... ...'ın ... şirketine yönelik maddi tazminat talebi yönünden ... şirketinin poliçe limiti dahilinde ödeme yapması nedeniyle konusuz kaldığından davalı ... ... A.Ş. yönünden karar verilmesine yer olmadığına, davacı ... ... için 38.539,69-TL destekten yoksun kalma tazminatının olay tarihi olan 27.06.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen (davalı ... ... A.Ş.'nin ... poliçe limiti dahilinde tazminatın 2.500,00-TL'lik kısmından temerrüt tarihi olan 17/08/2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte sorumlu olması kaydıyla) tahsili ile davacıya verilmesine, davacı ... ... için 72.164,04-TL destekten yoksun kalma tazminatının olay tarihi olan 27.06.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen (davalı ... ... A.Ş.'nin ... poliçe limiti dahilinde tazminatın 2.500,00-TL'lik kısmından temerrüt tarihi olan 17/08/2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte sorumlu olması kaydıyla) tahsili ile davacıya verilmesine, karar vermek gerekmiştir.\" denildiğini, ara karar doğrultusunda, süresi içinde belirsiz alacak şekilde açılan davada talebin artırılarak eksik harcın yatırıldığını, davalı tarafça da talebin artırılmasına karşı süresi içinde hiçbir itiraz yahut beyanda bulunulmadığını, dosya arasına sunulan bedel artırım dilekçesinin dava konusu taleplerinden davalı ... yönünden vazgeçildiği anlamını taşımadığını, hükmedilen manevi tazminat miktarının yetersiz olduğunu, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Yerel mahkeme kararı ile davalı lehine, maddi tazminatın ret edilen kısmı üzerinden 16.119,35 TL, manevi tazminatın ret edilen kısmı üzerinden 11.200,00 TL vekalet ücretine hükmedildiğini, söz konusu davalı lehine hükmedilen vekalet ücretlerinin kabul edilemeyeceğini, tüm bunların yanında belirsiz alacak davasına ve yerel mahkeme ara kararına duyulan güven ile artırdıkları talebin tazmin edilmesi ve içeriği baştan sona hatalı 2. ek rapor doğrultusunda kısmen reddedilmesi, reddedilen tutar üzerinden de davalıya yaklaşık 30.000,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir. <br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>\tMahalli mahkemesince verilen karara karşı, davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf edenin sıfatı gözetilerek ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;<br>\tDava, trafik kazasına bağlı ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir.<br>\tDavacılar vekilinin istinaf sebeplerinin incelenmesinde;<br>\tKusura ilişkin olarak, Savcılıkça alınan kusur raporuna itibar edildiği, müteveffa yolcu olup kusurlu bulunmadığı, davanın teselsüle dayalı olarak açıldığı ve istinaf edenin sıfatı gözetildiğinde bu husustaki istinaf sebepleri yerinde değildir. <br>\tDesteğin annesine pay ayrılması gerekip gerekmediğine ve müteveffanın annesine fiilen destek olup olmadığının araştırılması gerektiğine ilişkin olarak, çocukların anne - babaya destek olduklarının karine olarak kabulü gerekmekte (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu 22.6.2018 tarih, Esas No: 2016/5, Karar No: 2018/6) olup, desteğin geride kalan anne babası da zamanaşımı süresi içinde her zaman dava açabileceğinden dava açmayan anne babaya da destek payı ayrılması gerektiği yerleşik Yargıtay içtihatları gereğidir. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 13/02/2020 tarih ve 2018/4701 Esas, 2020/1348\t Karar sayılı ilamı) Bu nedenle, desteğin annesine pay ayrılmayacağına ilişkin istinaf sebeplerine itibar edilmemiştir.<br>\tEvlenme ihtimaline gelince,<br>\tSağ kalan eşin evlenme ihtimalinin hesaplanmasında ise, uygulamada, dul eşin yeniden evlenme şansının belirlenmesinde daha çok, hazır tablolardan yararlanılmaktadır. En sık başvurulan İsviçreli Hans ... tablosu ile Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) tarafından kullanılan tablodur. ... tablosu 1940'dan önceye ait olup, günümüz koşullarına ve ülkemiz şartlarına uyduğu söylenemez. Gene, İsviçre kaynaklı Stauffer/Schaetzle tablosu daha yakın tarihli ise de, bu tablonun da Türkiye koşulları dikkate alınarak hazırlanmadığı açıktır. Bu durumda, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi tarafından kullanılan tablonun mevcut koşullarda ülkemiz koşullarına daha çok uyumlu olduğu değerlendirilmektedir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.10.2019 tarih ve 2017/17-2038 Esas, 2019/979 Karar sayılı ilamı) Bu nedenle, AYİM tablosu esas alınarak belirleme yapılması isabetlidir.<br>\tKaldırma sonrası yürütülen yargılama sürecinde, evlenme ihtimali konusunda, uyuşmazlık, sağ kalan eşin evlenme ihtimali değerlendirilirken kaza tarihindeki yaşının mı rapor tarihindeki yaşının mı esas alınacağına ilişkin olup, evlenme ihtimalinin rapor tarihine göre değerlendirilmesi gereği (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 3/2/2021 tarih ve 2020/1087 Esas, 2021/434 Karar sayılı ilamı) gözetilerek davacının rapor tarihindeki yaşı ve 18 yaşın altındaki çocuk sayısına göre evlenme ihtimali bulunmadığı değerlendirilerek yapılan hesaplama usulüne uygun olup, (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 18.01.2023 tarih ve 2021/20255 Esas, 2023/590 Karar sayılı ilamı) bu yöndeki istinaf sebepleri de yerinde değildir. <br>\tVekalet ücretinin usuli kazanılmış hak oluşturup oluşturmadığına ilişkin olarak, vekâlet ücretinin asıl hakka bağlı fer’i bir hak olması nedeniyle asıl hükümde vekâlet ücretine yer verilmesine rağmen hüküm kaldırıldığında ya da bozulduğunda vekâlet ücreti usulî kazanılmış hak oluşturmaz. Ancak hüküm esastan temyiz edilirken vekâlet ücreti yönünden de temyiz edilmiş ve vekâlet ücretine ilişkin temyiz itirazları bozma kapsamı dışında kalırsa bu durumda vekâlet ücreti karşı taraf bakımından usulî kazanılmış hak teşkil eder. Bunun yanında, bir taraf lehine vekâlet ücretine olması gerekenden az miktarda hükmedilmiş olması halinde bu taraf hükmü bu yönden temyiz etmez ise artık Yargıtay kararı bu yönden diğer taraf aleyhine bozamaz. (MEDENİ USUL HUKUKU 7. Baskı, GÖRGÜN - BÖRÜ - TORAMAN - KODAKOĞLU, s. 636). Somut olayda, karar tarihinde geçerli asgari ücret tarifesine göre vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmekle birlikte davacıların münhasıran karşı taraf vekalet ücretine yönelik istinafları bulunduğundan bu husus istinaf edenin lehine olmakla kaldırma sebebi yapılmamıştır. <br>\tRet vekalet ücretine hükmedilemeyeceğine ilişkin olarak ise, AAÜT 13. maddesinde; \"...(3) Maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez.<br>\t(4) Maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur.\" denilmektedir.<br>\tKarar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT)’nin “Manevi tazminat davalarında ücret” başlıklı 10. maddesi; “(1) Manevi tazminat davalarında avukatlık ücreti, hüküm altına alınan miktar üzerinden Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. (2) Davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez. (3) Bu davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur. (4) Manevi tazminat davasının, maddi tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması durumunda; manevi tazminat açısından avukatlık ücreti ayrı bir kalem olarak hükmedilir.” şeklinde düzenlenmiş olup, mahkemece davacı lehine hükmedilen vekâlet ücretini geçmemek üzere ret vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmektedir.<br>\tDiğer taraftan, Anayasa Mahkemesi'nin 2024/29 Esas-2024/226 Karar sayılı ve 25/12/2024 tarihli kararı ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun \"Yargılama giderlerinden sorumluluk\" kenar başlıklı 326. maddesinin (2) numaralı fıkrasının \"manevi tazminat davaları\" yönünden Anayasa'ya aykırı bulunduğundan iptaline hükmedilmiş, bununla birlikte iptal hükmünün kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak (14/03/2025) dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verildiği görülmüştür.<br>\tAnayasa’nın 153. maddesi; “…Anayasa Mahkemesinin kararları kesindir. İptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamaz. Anayasa Mahkemesi bir kanun veya kanun hükmündeki kararnamelerin tamamını veya bir hükmünü iptal ederken, kanun koyucu gibi hareketle, yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez. Kanun, kanun hükmündeki kararnamenin veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının ... Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın ... Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez. İptal kararının yürürlüğe girişinin ertelendiği durumlarda, Türkiye Büyük Millet Meclisi, iptal kararının ortaya çıkardığı hukuki boşluğu dolduracak kanun teklifini öncelikle görüşüp karara bağlar. İptal kararları geriye yürümez. Anayasa Mahkemesi kararları ... Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar…” hükmünü içermektedir.<br>\t Anayasa’da iptal kararlarının ... Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlüğe gireceği hüküm altına alınmış ise de bazı iptal kararlarının yürürlük tarihini, yasama organına aynı konuda yeni kanuni düzenleme yapabilmesi için süre vermek ve bu şekilde iptal hükmüyle birlikte ortaya çıkabilecek hukukî boşluğun ortaya çıkmasına mani olmak amacıyla, iptal kararının ... Gazete’de yayımlandığı tarihten başlayarak bir yılı aşmamak kaydıyla belirli bir süre sonra yürürlüğe gireceğini de kararlaştırabilir.<br>\t Kural olarak Anayasa Mahkemesinin iptal kararı, yayımlandığı tarihte kanunu yürürlükten kaldırır, ancak “gereken hâllerde” Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi erteleyebilir. İptal edilmiş kanun hükmünün bir süre daha yürürlükte bırakılması kamu düzeninde boşluk yaratmama amacıyla öngörülmüştür. İptal edilen kanun hükmü erteleme süresi içinde yürürlükte kalacak ve uygulanacaktır (Teziç, Erdoğan: Anayasa Hukuku, İstanbul 2018, s. 261; Tanör, Bülent/ Yüzbaşıoğlu, Necmi: 1982 Anayasasına göre Türk Anayasa Hukuku, İstanbul 2001, s. 522).<br>\tAnayasa Mahkemesinin 15.10.1996 tarihli ve 1996/50 E., 1996/37 K. ile 07.12.2010 tarihli ve 2010/103 E., 2010/106 K. sayılı kararında da Anayasa'nın 153. maddesinin 3. fıkrasına göre, Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararının ... Gazete'de yayımlanıncaya kadar ilgili yasa hükmünün yürürlükte kalacağı, iptal kararının yürürlüğe girmesi ertelenmiş ise, erteleme süresi içerisinde iptal edildiği açıklanan kuralın yürürlüğünü sürdürdüğü ve uygulanmaya devam edilmesi gerektiği belirtilmiştir.<br>\tAnayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığı kuralı iptal kararının yürürlüğünü erteleme bakımından da geçerlidir. Erteleme kararı ile iptal kararından sonra belirli bir süre için hukukî boşluk doğmasının önlenmesi amaçlandığından, iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihe kadar iptal edilen kuralın uygulanması gerekir. İptal kararları Anayasa’da öngörülen usullere uygun olarak yürürlüğe girinceye kadar, hukukî boşluğun varlığından söz edilemez. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 25.01.2022 tarih ve 2018/8-133 E., 2022/49 K. sayılı ilamı) <br>\tBu nedenle, kısmen ret dolayısıyla vekalet ücretine hükmedilemeyeceğine ilişkin istinaf sebeplerine itibar edilememiştir.<br>\tÖte yandan, istinaf dilekçesinde; “davacılar vekilinin ıslah dilekçesi ile bu davacılar için maddi tazminat talebini sadece davalı ... hasrettiği, davalı ... şirketi yönünden ıslah talebi bulunmadığı, bu nedenle davalı ... şirketinin davacılar ... ve ... ... için destekten yoksun kalma tazminatı sorumluluğunun poliçe limiti dahilinde ayrı ayrı 2.500 TL olduğu, ayrıca davacı ... cenaze için 500 TL masraf yaptığı, davalı ...'ın bakiye tazminatların tamamından sorumlu olduğu anlaşılmakla, sübut bulan davanın kısmen kabulü ile; davacı ... ... için 500,00-TL cenaze gideri, 148.204,17-TL destekten yoksun kalma tazminatı toplamı 148.704,17-TL maddi tazminatın olay tarihi olan 27.06.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ...'dan tahsili ile davacıya verilmesine, davacı ... ...'ın ... şirketine yönelik maddi tazminat talebi yönünden ... şirketinin poliçe limiti dahilinde ödeme yapması nedeniyle konusuz kaldığından davalı ... ... A.Ş. yönünden karar verilmesine yer olmadığına, davacı ... ... için 38.539,69-TL destekten yoksun kalma tazminatının olay tarihi olan 27.06.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen (davalı ... ... A.Ş.'nin ... poliçe limiti dahilinde tazminatın 2.500,00-TL'lik kısmından temerrüt tarihi olan 17/08/2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte sorumlu olması kaydıyla) tahsili ile davacıya verilmesine, davacı ... ... için 72.164,04-TL destekten yoksun kalma tazminatının olay tarihi olan 27.06.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen (davalı ... ... A.Ş.'nin ... poliçe limiti dahilinde tazminatın 2.500,00-TL'lik kısmından temerrüt tarihi olan 17/08/2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte sorumlu olması kaydıyla) tahsili ile davacıya verilmesine, karar vermek gerekmiştir \" denildiği belirtilmekte ise de, bu gerekçenin kaldırma kararından önceki gerekçeye ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.<br>\tKaldırma kararında da belirtildiği üzere, dava kısmi dava olup, davada herbir taraf, ıslah hakkını ancak bir kez kullanabilir. (m. 176, 2) Karşı dava hukuken asıl davadan bağımsız olduğundan, ıslah hakkını, asıl dava için ve karşı dava için ayrı ayrı düşünmek gerekir. Asıl davanın davacısı (veya davalısı), hem asıl davada hem karşı davada (m.132) ıslah hakkını (ayrı ayrı – birer kez) kullanabilir. İhtiyari dava arkadaşlığında (m.57) davacı sayısı kadar dava olduğundan ve bunlar birbirinden bağımsız olduğundan (m.58), ıslah hakkı, herbir dava (her bir davacı ve davalı) için ayrı ayrı değerlendirilmelidir. (Prof. Dr. Ejder Yılmaz Hukuk Muhakemeleri Kanununun Islah Konusunda (HMK. m. 176-182) Getirdiği Yenilikler. Bankacılar Dergisi. Özel Sayı Ocak 2013, sayfa 72 vd.)<br>\tBu kapsamda Mahkemece kaldırma kararında da belirtildiği şekilde ıslah da gözetilmek suretiyle karar verildiği anlaşılmaktadır. <br>\tHükmedilen manevi tazminat miktarına gelince, <br>\t6098 TBK'nın 56/2. maddesinde; “Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.” denilmiş, aynı Yasanın 51. maddesinde; “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” hükmüne göre, somut olayda olay tarihi, olayın oluş şekli, kazaya karışan tarafların kusur durumu, kazada davacıların babalarını ve eşini kaybetmeleri nedeniyle çektikleri acı ve duymuş oldukları üzüntünün boyutu, ödenecek tazminat miktarı, hakkaniyet ve manevi tazminat miktarının bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmaması ilkesi ve davacıların uğradığı manevi zarar göz önüne alındığında hükmedilen manevi tazminat miktarlarının usul ve yasaya uygun bulunduğunun anlaşılmasına göre, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.<br>\tHÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>\t1-Davacılar vekilinin yerel mahkeme kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacılardan alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcı peşin alındığından, başkaca harç alınmasına yer olmadığına,<br>\t3-Davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,<br>\t4-HMK'nın 333. maddesi gereğince kullanılmayan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,\t<br>\t5-Kararın taraflara HMK'nın 359/4 maddesi gereğince usulüne uygun şekilde tebliğine,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK’nın 361/1 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 HAFTA İÇERİSİNDE TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 09/07/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan <br> <br><br>Üye <br> <br><br>Üye<br> <br><br>Katip <br><br> <br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br><br><br><br>  <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"143e5a243bb7d65e","SID":"23737f4eefff95d6"}}