{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>15.HUKUK DAİRESİ  <br>DOSYA NO: 2025/1007 <br>KARAR NO: 2025/751<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 23/05/2025<br>NUMARASI: 2025/369 Esas (Derdest) <br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit <br>KARAR TARİHİ: 01/07/2025<br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sırasında verilen ara kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava; eser sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili için başlatılan icra takibinde borçlu olunmadığına dair menfi tespit talebine  ilişkin olup, mahkemece davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen karara karşı davacı yanca istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı  vekili, müvekkili şirketin iç mimarlık hizmeti vermekte olduğunu, firma faaliyetleri kapsamında ... markasının Yenikapı İdo terminalinde açmayı düşündüğü mağaza ve iki adet kiosk’un iç mimari tasarımı ve inşası hususunda anlaşma yapmış ve işi üstlenmiş, aynı firmanın başka yerlerde birçok işini de yaptığından bu firmada da ciddi güven kazandığını, alınan işin davalı ... firmasına taşere edilerek davalı tarafından işbu firma ile bahsi geçen projenin inşai ve mekanik işleri konusunda anlaşılmış ve işe başlanmış, işbu süreçte davalı firmanın gösterdiği ve işi yapacak olan kalfa niteliğindeki 3 işçi de müvekkili şirketten sigortalı gösterilerek bu projede çalışması sağlanmış, birçok yazışma, görüşme, ödeme ve süreç yönetiminin bahsi geçen personeller üzerinden yapılmış olduğunu, dava konusu iş kapsamında müvekkili şirketin davalı şirketle toplam 1.482.216,78 TL’ye anlaştığını, bu rakama işin tamamı yapılarak teslim edileceğini, işbu anlaşmayla 245.000 TL'nin nakit ödendiğini ve 1.600.000,00 tutarlı TL çek verildiğini, yine çalışma esnasında yapılan ödemelerle bu firmaya toplam 1.023.000 TL ödeme yapıldığını, müvekkili firmanın aslında davalı firmanın yaptığı işten çok daha fazla ödeme yaptığını, fakat davalı firmanın bu iş için acil ödemeleri olduğu, malzeme ve işçilik ücretlerinin acilen ödenmesi gerektiği ve işin yetişmesi için bu ödemeleri yapacağı iddiası ile müvekkilinden dava konusu 1.600.000 TL tutarlı 4 adet çek aldığını, müvekkilinin yaptığı nakit ödemeler haricinde mezkur sebeplerle dava konusu çekler talep edilmiş, müvekkilinin de işlerin yetişmesi adına bunu sorun yapmayarak dava konusu çekleri davalı firmaya henüz iş yapılmadan vermek zorunda kalmış olduğunu, fakat davalı tarafın dava konusu çekleri aldıktan sonra işleri öylece bırakmış, şantiye ile irtibatını kesmiş, müvekkilinin aramalarına ve mesajlarına hiçbir şekilde dönmemiş, firmaya veya yetkilisine ulaşılamamış, çalıştırdığı işçilerin ve sipariş ettiği malzemelerin (müvekkilden ödeme yapacağından bahisle aldığı çekleri ödemeyerek) parasını ödememiş ve adeta müvekkilinden aldığı paraları da alarak ortadan kaybolmuş olduğunu, hala bir çok bahaneyle hakkı olmayan şirket çeklerinin davalının elinde olup yakın zamanda ödeme vakti geleceğini ve tahsil için işlem yapacaklarını, hatta alınan bir maile istinaden çeklerden birinin (23 Mayıs 2025 ödeme tarihli çek) faktöring firmasına verildiğinin öğrenildiğini, davalı firmanın henüz yapmadığı işin ve almadığı malzemenin ödemesini çek ile önden aldığını ve ortadan kaybolarak hem şirketi mağdur etmiş ve hem de çeklerin tahsili tehdidi ile baş başa bırakmış olduğunu, bu nedenlerle müvekkili şirketin akıbetinin zora girdiğini belirterek  öncelikle müvekkili şirketin açık şekilde mağdur edildiği ve ağır ihlaller göz önüne alınarak ve yine müvekkili şirketin bu iş nedeniyle ciddi ekonomik sorun yaşaması ve bunun yanında davalı firmaya da ulaşılamaması sonucu akıbeti belli olmaması nedeniyle teminatsız olarak ... Bankası A.Ş. Silivri Şubesinin 23.05.2025 tarih ve 300.000 TL bedelli, ... çek nolu çeki, ... Bankası A.Ş. Silivri Şubesinin 26.05.2025 tarih ve 650.000 TL bedelli, ... çek nolu çeki, ... Bankası A.Ş. Silivri Şubesinin 30.05.2025 tarih ve 300.000 TL bedelli, ... çek nolu çeki ve ... Bankası A.Ş. Silivri Şubesinin 10.06.2025 tarih ve 350.000 TL bedelli, ... çek nolu çekinin sunulması halinde arkalarının yazılmaması ve icra takibine konu edilmemesi hususunda ihtiyati tedbir kararı verilmesini  talep ve dava etmiştir. Mahkemece 23/05/2025 tarihli ara karar ile, davalı tarafa eser sözleşmesi uyarınca fazla ödeme yapıldığı ve dava konusu edilen çeklerin bedelsiz olduğundan bahisle açılmış menfi tespit davası olduğu, davaya konu çeklerin ödeme amacı ile verildiği, bu aşamada sunulan Whatsapp yazışmaları ile ödeme belgelerinden yapılan ödemenin fazla olup olmadığı, çeklerin bedelsiz olduklarının yaklaşık ispata yeterli olmadığı, davacı tarafça davaya konu çekler hakkında iadesini talep eden yahut işin gereği gibi yapılmadığına yönelik herhangi bir ihtarname keşide edilmediği, HMK'nın 389. Maddesi uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilmemesi halinde telafisi imkansız zararlar doğacağı veya hakkın elde edilmesinin zorlaşacağı, ya da imkansız hale geleceği konusunda Mahkememizde kanaat oluşmadığı, iddianın yargılamaya muhtaç olduğu anlaşıldığından şartları oluşmayan ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesiyle, dava dilekçesindeki beyan ve taleplerini yineleyerek  yerel mahkeme ara kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.\t<br>DEĞERLENDİRME Uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser  sözleşmesinden  kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi, davalı ... mimarlık ltd şti yüklenici, diğer davalı ise çekleri ciro ile alan faktoring şirketidir. Davacı ile davalı mimarlık şirketi arasında iç mimarlık tasarım ve inşaat sözleşmesi aktedilmiştir. İhtiyati tedbirin şartları 6100 Sayılı HMK'nın 389/1. maddesinde genel olarak düzenlenmiştir. Buna göre, mevcut durumda meydana gelebilecek değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. HMK'nın 390/3 maddesine göre, tedbir talep eden, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak, yasal delillerle ispat etmek zorundadır. Buradaki ispatın ölçüsü, “yaklaşık ispat” kuralına göre belirlenir. Yaklaşık ispat kuralı uygulanırken, iddianın  doğruluğunu kabul etmekle birlikte, aksinin mümkün olduğu ihtimalini de gözetmelidir. Bu nedenle, ihtiyati tedbire karar verilirken, talebin haksız olma ihtimali de dikkate alınarak talepte bulunandan kural olarak teminat alınır. Geçici hukuki koruma kapsamında olan ihtiyati tedbir kararı verirken hakim, asıl uyuşmazlığı çözecek içerikte bir karar vermemelidir. Bununla birlikte, ihtiyati tedbire karar verilirken tarafların çıkar dengesini ve ihtiyati tedbirin amacını hakimin gözetmesi gerekli ve zorunludur. İhtiyati tedbir kararı verilmesinde hakime geniş bir takdir alanı bırakılmışsa da; hakim, her somut olayda, ihtiyati tedbir şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini dikkatlice incelemelidir ve hangi yasal sebebe ve hangi somut duruma göre ihtiyati tedbir kararını verdiğini kararında belirtmelidir. İhtiyati tedbir şartları mevcut değilse, Yasa’nın öngördüğü ölçüde ispat edilememişse, ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmelidir. Anayasanın 141/3. Maddesine göre mahkeme ihtiyati tedbir isteminin kabulü ile ihtiyati tedbir kararı vermesi veya istemin reddine karar vermesi hallerinde kararında hukuksal gerekçe göstermek zorundadır.Davacı-davalı yükleniciyle aralarında eser sözleşmesi kapsamında ödeme aracı olarak 4 adet çek vermiş ve bu çeklerden daha fazla ödeme yaptığını, işi de tamamlamadığını iddia ederek 4 adet çeke ilişkin ihtiyati tedbir talebinde bulunmuş  ise de, ispata yönelik  herhangi bir  ihtar, tespit vs yaklaşık ispata dair delil sunulmadığından mahkemece yazılı gerekçe ile ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi isabetli olmuştur. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme ara kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1 - İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/05/2025 tarih ve 2025/369 Esas sayılı ara kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince REDDİNE, 2 - İstinaf harçları peşin alındığından ayrıca harç alınmasına YER OLMADIĞINA, 3 -  Davacı  tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,4 - İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-f bendi gereğince  KESİN olmak üzere 01/07/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"55471dec61318d53","SID":"6243e466c64618ed"}}