{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/1955 <br>KARAR NO:2025/712<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET  MAHKEMESİ<br>TARİHİ:31/03/2021<br>NUMARASI:2016/1369 Esas -  2021/254 Karar<br>DAVA:İtirazın İptali<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:22/05/2025<br>Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasındaki ticari ilişkiler kapsamında edimlerin eksiksiz tamamlanıp yerine getirildiğini,  ancak davalının şifahen yapılan tüm ihtarlara rağmen davalının cari hesap alacağını ödemediğini, bunun üzerine ödenmeyen cari hesap alacağının tahsili için 27.10.2015 tarihinde ... takip sayılı dosyasıyla icra takibine başlandığını, borçlu davalının borca itirazı ile birlikte yetki itirazında bulunuğunu, yetki itirazının taraflarınca kabul edildiğini, dosyanın yetkili olarak belirtilen ... gönderildiğini ve ... sayılı icra dosyası üzerinden davalıya tekrar ödeme emri gönderildiğini, borçlu tarafından 07.12.2015 tarihli itiraz dilekçesi ile takibe konu borca itiraz edildiğini, müvekkili tarafından tutulan muavin defter kayıtlarında müvekkilinin alacağının olduğu yönünde olduğunu, ayrıca her ne kadar davalı itiraz dilekçesinde müvekkili şirket ile davalı şirket arasında herhangi bir akdi bağ bulunmadığını beyan etmiş ise de; dilekçe ekinde sunulan muavin defter kayıtlarında davalı tarafından yapılan ödemelerin açıkça gözüktüğünü, bu nedenlerle davalının ... takip sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline, icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;müvekkili şirketle davacı şirket arasındaki hesabın yıllar önce 31.12.2017 tarihinde mutabakat yapılarak sonlandırıldığını, müvekkili ile davacı şirket arasındaki hesap hareketinin 2004 yılında başladığını, hareketlere bakıldığında 2004 ve sonrasında tamamen cari hesap virmanları olduğunu, yani davacı şirketin müvekkili şirkete müvekkili şirketinde davacı şirkete para göndermek suretiyle işlemler yapıldığını, bunun üzerine, 2006 yılına cari hesap 1.217.570,75 TL davacı alacaklı şekilde görüldüğünü ancak aynı yılın 2006 sonunda da hesabın sıfırlandığını, 2007 yılında ise tekrar birkaç kalem işlem gerçekleştirildiğini ve hesabın yine sıfırlandığını, 31.12.2007'de mutabakat farkı olarak 19.200 TL ile hesabın kapatıldığını, her iki şirketin cari hesapları karşılaştırıldığında; 2004 yılı sonunda davacı ... Mühendislik “120 Alıcılar Hesabı” 58.847,44 TL borçlu olarak 2005 yılına devir ettiğini, bu rakamda her iki şirketinde mutabık olduğunu, müvekkilinin 2005 yılı sonunda “336 diğer çeşitli borçlar hesabı”na göre davacı ... şirketinin 1.217.570,75 TL alacak bakiyesi ile 2006 yılına devir edildiğini, aynı yıl, davacı ... Şirketinin hesabında ise... şirketinin 2.495.684,59 TL alacaklı gözüktüğünü, 2005 yılı sonunda müvekkili şirketteki 1.217.570,75 alacak bakiyesi ile davacı şirketinde gözüken 2.241.820,75 alacak bakiyesi arasındaki farkın 1.024.250 TL olduğunu, bu farkın sebebinin 2005 yılı içinde çeşitli tarihlerde...bankası ... Şubesi ve ...bankası ... şubesinden davacı “... Mühendislik hesabına çekilen” açıklaması ile yapılan borç kayıtları olduğunu, bu işlemlere ait kayıtların davacı şirketi hesaplarında olmadığını, yani müvekkili şirketin davacı şirketi borçlandırdığı ödemelerin maalesef davacı kayıtlarında yer almadığını, bu nedenle arada oluşan farkın ortaya çıkarılması için bu işlemlere ait dekontların ... Bankasından celbine karar verilmesini talep ettiklerini, yine müvekkili tarafından ödenen 10.08.2006 tarihli davacı şirket kredi ödemelerinin davacı kayıtlarında yer almadığını, bu ödemelere ilişkin dekontlarında celbine karar verilmesini talep ettiklerini, müvekkili şirket kayıtlarında 2006 yılı sonunda “336 diğer çeşitli borçlar” hesabının bakiyesinin 0 TL olarak  kapandığını, aynı yıl davacı şirketin kayıtlarına bakıldığında onlarda da bakiyenin 0 TL gözüktüğünü, ayrıca davacı şirketin kayıtlarında ne olduğu anlaşılamayan ve ... kayıtlarında bulunmayan birçok rakamın yer aldığını, 2006 yılının ... kayıtlarında 0 TL vermesinin sebebinin bakiyenin onlarda gözüken müvekkili ...’nın borcunun 2.253.796,77 TL’nin şirket ortakları olduğunu düşündükleri ...’na 1.100.000 TL, 850.000 TL ...’na 303.796,77 TL’nin ise ...’nun hesaplarına virman yapılarak kapatılmış olması olduğunu, 2007 yılında ise müvekkili hesaplarında 185.000 TL tutarında bir hareket olduğunu, bunun da davacı şirket hesaplarına virmanlanarak kapatıldığını belirterek hâksiz, maddi ve hukuki olgu ve dayanaklardan yoksun iddia ve davanın esastan reddine, herhangi bir alacağı olmamasına rağmen, müvekkili aleyhine haksız ve kötü niyetle icra takibi başlatarak haciz ve icra tehdidi altına sokan bizzat davacı olduğundan, davacı aleyhine %20’den az olmamak kayıt ve koşuluyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \".... Hükme esas alınan bilirkişiler  yeminli mali müşavir Prof. Dr. ..., mali müşavir... ve mali müşavir ... tarafından düzenlenen 11.09.2020 tarihli bilirkişi raporunda tespit edildiği ve Mahkememizce hükme esas alındığı  üzere ; Davacı şirket defterlerinde kayıtlı olup, davalı şirket defterlerinde kayıtlı olmayan 1.539.848,92 TL tutarlı BORÇ kayıtlarından, sadece 28.02.2006 tarihli 76.000,00 TL tutarlı ödemenin dekontunun dosyada bulunması sebebiyle ispatlanmış olduğu, diğer tutarların açıklamalarda yazıldığı üzere ispata muhtaç olduğu değerlendirilmiştir. Davacı şirket defterlerinde kayıtlı olup, davalı şirket defterlerinde kayıtlı olmayan, 2006 yılında 10.000,00 TL, 2007 yılında 1.761.415,47 TL, 2008 yılında 267.300,00 TL ve 2010 yılında 5.378,00 TL olmak üzere toplam 2.044.093,47 TL tutarlı davalı lehine alacak kaydı girildiği tespit edilmiştir. Davalı şirketi defterlerinde kayıtlı olup, davacı şirket defterlerinde kayıtlı olmayan borç kayıtlarının incelenmesinde, 2005 yılında 1.024.250,00 TL, 2006 yılında 940.451,29 TL ve 2007 yılında 185.000,00 TL olmak üzere toplam 2.149.701,29 TL borç kaydı girilmiş olduğu, işbu virman/eft/ödeme kayıtlarının ispatına ilişkin dosya kapsamına göre somut herhangi bir belge bulunmadığından ispata muhtaç olduğu değerlendirilmiştir. Davalı şirket defterlerinde kayıtlı olup, davacı şirket defterlerinde kayıtlı olmayan, 2006 yılında 381.089,20 TL ve 2007 yılında 185.000,00 TL olmak üzere toplam 566.089,20 TL tutarlı davacı lehine alacak kaydı girildiği tespit edilmiştir.Tarafların ticari defterlerinin karşılaştırılmasında; 2004 yılı sonu itibariyle tarafların defterlerinin birbiriyle uyumlu olduğu, davacı şirketin kendi defterlerinde 58.847,44 TL borçlu gözükürken, davalı şirketin kendi defterlerinde bu tutar kadar alacaklı gözüktüğü, 2005 yılı sonu itibariyle, davacı şirketin kendi defterlerinde 2.241.820,75 TL alacaklı gözükürken, davalı şirketin kendi defterlerinde 1.217.570,75 TL borçlu gözüktüğü, aradaki farkın 1.024.250,00 TL olduğu, 2006 yılı sonu itibariyle, davacı şirketin kendi defterlerinde 2.253.796,77 TL alacaklı gözükürken, davalı şirketin kendi defterlerinde borç alacak bakiyesinin bulunmadığı (0,00 TL), aradaki farkın 2.253.796,77 TL olduğu, 2007 yılı sonu itibariyle, davacı şirketin kendi defterlerinde 1.352.045,54 TL alacaklı gözükürken, davalı şirketin kendi defterlerinde borç alacak bakiyesinin bulunmadığı (0,00 TL), aradaki farkın 1.352.045,54 TL olduğu, 2008 yılı sonu itibariyle, davacı şirketin kendi defterlerinde 1.084.745,54 TL alacaklı gözükürken, davalı şirketin kendi defterlerinde borç alacak bakiyesinin bulunmadığı (0,00 TL), aradaki farkın 1.084.745,54 TL olduğu, 2009 yılında taraflar arasında herhangi bir hesap hareketinin bulunmadığı, yıl sonu itibariyle, davacı şirketin kendi defterlerinde 1.084.745,54 TL alacaklı gözükürken, davalı şirketin kendi defterlerinde borç alacak bakiyesinin bulunmadığı (0,00 TL), aradaki farkın 1.084.745,54 TL olduğu,2010 yılı sonu itibariyle, davacı şirketin kendi defterlerinde 1.079.367,54 TL alacaklı gözükürken, davalı şirketin kendi defterlerinde borç alacak bakiyesinin bulunmadığı (0,00 TL), aradaki farkın 1.079.367,54 TL olduğu, diğer yıllarda taraflar arasında herhangi bir hesap hareketinin bulunmadığı görülmüştür. Bilirkişiler  yeminli mali müşavir Prof. Dr. ..., mali müşavir ...ve mali müşavir ... tarafından düzenlenen 11.09.2020 tarihli bilirkişi raporunun 22.sayfasında tarafların ticari defterlerindeki uyuşmazlıklar tek tek incelenerek ispat yüküne göre değerlendirme yapılarak, ispata muhtaç olan tutarlar, Tablo A’da bulunan borç kayıtlarından düşümü yapılarak Tablo B’de gösterilmiştir. Bu kayıtlardan sonra, davacı ve davalı kayıtlarında ispata muhtaç tutarların düşümü yapıldıktan sonra, tarafların kendi aleyhine, karşı tarafın lehine yazmış olduğu tutarlar dikkate alınarak Tablo C oluşturulmuştur. Davacı ve davalı şirketin kendi aleyhlerine, karşı taraf lehine kaydetmiş olduğu tutarlar dikkate alınarak Tablo C oluşturularak hesaplama yapılmıştır. Tarafların ticari defterlerine kaydetmiş olduğu, ihtilaflı borç tutarlarının ispatına ilişkin değerlendirmeler raporun 4.b.3.bölümünde detaylı bir şekilde yazılmış olup, ispata muhtaç tutarlar, tarafların ticari defterlerinden düşümü yapıldıktan sonra çıkan tutarın karşı tarafın defterlerinde lehine ve aleyhine olan kayıtlar gözetilerek, borç alacak durumu yukarıdaki Tablo C’de belirtildiği şekilde, dosyadaki mevcut delil durumuna göre davacının 105.607,82 TL alacağını talep edebileceği yönünde görüş bildirilmiştir. Bilirkişi heyetince yapılan bu hesaplama dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve yeterli bulunmakla hükme esas alınmıştır.Her ne kadar, davacı vekili \"10.07.2006 tarihli 15.000,00 TL, 10.07.2006 tarihli 3.300,00 TL ve 10.08.2006 tarihli 10.000,00 TL tutarlı ödemelerin açıklamalarının “... A.Ş. gelen” şeklinde olduğu bu ödemelerin davalı şirkete yapıldığına dair ibare bulunmaması gerekçesi ile ispat edilemediğinin tespitinin açık bir şekilde hatalı olduğunu\" beyan etmiş ise de, davacının itirazlarında belirtilen tutarların kendi kayıtlarında “... A.Ş. gelen” açıklaması ile kayıtlı olduğu, iş bu ödemelerin davalı şirket defterlerinde kayıtlı olmadığı ve banka hesap hareketlerinde de, açıklama kısmında davalı şirkete yapıldığına ilişkin herhangi bir açıklamanın da bulunmaması nedeniyle ispata muhtaç olduğundan, davacının itirazının yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.Her ne kadar, davacı vekili \"bilirkişi heyeti tarafından ödendiğinin tespit edilemediği yönünde değerlendirilen 10.05.2006 tarihli 20.000,00 TL miktarlı ödemenin, davalı şirket cari hesap ekstrelerinde 31.05.2006 tarihinde “...’dan virman” ifadesi ile kayıtlı olduğu, bu alacağın ispatlandığının açık olduğunu\" iddia etmiş ise de, tarafların ticari defterlerinin incelenmesinde, davacı şirket tarafından davalı şirkete borç olarak kaydedilen 10.05.2006 tarih, 20.000,00 TL tutarlı borç kaydına karşılık, davalı şirket tarafından, davacı şirkete 31.05.2006 tarihinde, davacı lehine 20.000,00 TL tutarlı alacak kaydının bulunduğu tespit edildiğinden, davacı şirketin işbu tutarı ispatlamış olduğu, ispatlanan bu tutarın, bilirkişi heyetinin kök raporunun 13.sayfasında, davacı defterlerinde kayıtlı olup, davalı şirket defterlerinde kayıtlı olmayan borç kayıtlarının ispatına ilişkin değerlendirme tablosundan düşümü yapıldığında, davacının 2006 yılında ispata muhtaç olan kayıtların toplam tutarının  584.184,68 TL (604.184,68-60.000,00) olacağı, kök raporda 10.05.2006 tarih, 20.000,00 TL tutarlı kayda ilişkin ispata muhtaç olduğu değerlendirmesine, karşılık davacı vekilinin de belirtmiş olduğu, davacı şirketin borç kaydına karşılık, davalı şirket tarafından 31.05.2006 tarihli 20.000,00 TL tutarlı alacak kaydının, davalı şirketin defterlerinde davacı lehine alacak kaydı olarak, kök rapordaki hesaplamada davacı lehine değerlendirildiği, netice itibariyle, kök raporun 22.sayfasında Tablo B’de, davacının 2006 yılında ispatlamış olduğu tutar 586.982,98 TL olarak hesaplandığı,rapora itiraz doğrultusunda, 20.000,00 TL tutarın da ispatlanmış olması sebebiyle, bu tutara eklenmesiyle, davacı şirketin 2006 yılında ispatladığı tutarın 606.982,98 TL olacağı, ancak aynı yıl davalı şirketin kendi aleyhine, davacı lehine 892.072,18 TL alacak kaydetmiş olduğundan, kök raporda da bu tutar hesaplamada davacı lehine dikkate alınmış olduğundan, 20.000,00 TL tutarın davacı şirket tarafından ispatlanmasının kümülatif hesaplamayı değiştirmeyeceği kanaatine varılmıştır.Her ne kadar, davacı vekili \"müvekkili şirket defterlerinde 20.01.2006 tarihli davalı şirket adına yapılan 90.000,00 TL miktarlı ödeme de banka ekstrelerinde kayıtlı olduğu, müvekkili şirket tarafından yapılan bu ödemenin davalı şirkete veya davalı şirket adına yapıldığının hayatın olağan akışına uygun olarak kabulünün gerektiği, nitekim önceki bilirkişi heyeti tarafından da bu ödemenin ispatlandığının ve müvekkili şirket alacağı olduğunun tespit edildiği, bilirkişi raporunda toplamda bu kısımda ispat edilen 138.800,00 TL alacağın göz ardı edildiğini\" iddia etmiş ve davacının itirazında belirtmiş olduğu 90.000,00 TL tutarındaki ödeme, davacı defterlerinde ve banka ekstrelerinde kayıtlı ise de, işbu ödemenin davalı şirket adına ödendiğine ilişkin herhangi bir açıklamanın bulunmadığı ve davalı adına ödendiği davacı tarafça geçerli delillerle kanıtlanamadığından davacı vekilinin bu itirazı yerinde görülmemiştir.Her ne kadar davacı vekili, \"...bank kayıtlarından toplamda 812.100,00 TL’nin ... ve ...’e ödendiğinin açıkça görüldüğünü, 2007 yılında ödendiği ispat edilen bu miktarında hesaplamada dikkate alınması gerektiğini\" iddia etmiş ve davacı şirket vekilinin itiraz dilekçesinde, ... ve ...’e yapılan ödemelere ilişkin dava dosyasında hesap ekstresi bulunduğu belirtilmişse de, bu hesap ekstresinin dosyada bulunmadığı, itiraz dilekçesi ekinde sunulan ...bank Hesap ekstresinin incelenmesinde ise, davacı şirket tarafından, dava dışı ...’e 509.400,00 TL, ...’e 302.700,00 TL olmak üzere toplam 812.100,00 TL ödeme yapılmış olduğu, kök raporun 4.e bölümünde incelendiği üzere, dava dışı ...’ün 2004-2006 yıllarında davacı şirkette, 2005 yılında davalı ve dava dışı ... İnşaat şirketinde, ödemelerin yapıldığı 2007 yılında .... A.Ş. sigorta kaydının bulunduğu, dava dışı ...’in de ödeme yapıldığı tarihte dava dışı ... A.Ş.’de sigorta kayıtlarının bulunduğunun tespit edildiği, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi’nin 16.05.2006 tarih, 6557 sayılı 7.sayfasında, ... A.Ş.’nin, davalı şirketin büyük hissedarı olan şirket olduğu,  dava dışı kişilere yapılan toplam 812.100,00 TL tutarlı ödemelerin davalı şirkete yapıldığının kabul edilmesi ve davacı şirket alacağı olarak değerlendirmesi halinde ispata muhtaç tutarlar tarafların ticari defterlerinden düşümü yapıldıktan sonra çıkan tutarın karşı tarafın defterlerinde lehe ve aleyhe olan kayıtlar gözetilerek, davacı şirketin 732.707,82 TL alacağını talep edebileceği anlaşılıyor ise de, ödemelerin yapıldığı bu kişilerin dava dışı ... A.Ş.'de çalıştıkları, bu ... şirketinin davalı Ispa şirketinin büyük ortağı olduğu, davacının defterlerinin 2007 yılı kapanış tasdiklerinin olmadığı, dolayısıyla defterlerin usulüne uygun olmadığı, bu nedenle HMK'nin 222. Maddesi uyarınca davacının bu alacağı ispat edemediği, diğer yandan bu kişilerin Kalyon şirketinin yetkilileri de olmadığı anlaşıldığından, davacının bu ödemeyi ispat edemediği kanaatine varılmıştır. Her ne kadar davacı vekili \"taraf  defterlerinin ancak aleyhe delil kabiliyeti bulunduğu tespiti ile hesaplama yapılacağının bildirilmesi, hesaplama yapılırken farklı ve hukuken kabul edilemez bir metot kullanıldığına yönelik itirazına ilişkin olarak, ticari defterler usulüne uygun tutulsun veya tutulmasın sahibi aleyhine her zaman delil teşkil edeceği göz önünde bulundurulduğu, davalının fiziken defter ibraz etmediği zikredilen yıllardaki kayıtlarında, aksi somut belge ile ispat edilmemiş ise kendi aleyhine olabilecek hususların dikkate alındığı, aynı şekilde her iki tarafın defterlerinde yer alan karşı tarafın lehine hususlar somut belge ile ayrıca ispat edilememiş olmak kaydıyla aleyhlerine dikkate alınmak suretiyle hesaplamaların yapıldığından davacının işbu itirazının yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.Her ne kadar, davalı vekili \"davacı kayıtlarında müvekkili şirketin 1.079.367,54 TL borçlu olduğunun belirtildiği, raporun 13-14. sayfalarında 604.184,68 TL, 2007 yılında 859.664,24 TL yapılan ödemenin ispata muhtaç olduğu gerekçesi ile hesaplamadan çıkartılması gerektiğini, aynı raporun 13. sayfasında 2007 yılında ispata muhtaç olarak belirtilen 47.564,24 TL’nin bu sonuç hesaplarında dikkate alınmadığını\" savunmuş ise de,  kök raporun 13.sayfasında tablo 1'de ispata muhtaç olarak belirtilen 47.564,24 TL’nin, 2007 yılı,ispata muhtaç olarak belirtilen 859.664,24 TL’nin içerisinde bulunduğu, raporun 22.sayfasında davacı şirketin ticari defterlerinde, davalı şirkete 2007 yılında borç kaydedilen 859.664,24 TL’lik tutarın ispata muhtaç olduğu değerlendirilerek, borç tutarı 0,00 TL olarak dikkate alınmış olduğundan, davalının itirazının aksine, itiraz konusu tutarın ispata muhtaç olarak dikkate alınmış olduğu anlaşılmıştır.Her ne kadar, davalı vekili \"davacıya ait hesap hareketlerinin dökümünde 20.05.2006 tarihinde “...” açıklaması ile yer alan 10.050 TL’nin raporun 13.sayfasında ispata muhtaç olduğu gerekçesi ile değerlendirilmeyen 604.184,68 TL’lik tutarın içinde 50 TL olarak değerlendirilmeye alındığını\" savunmuş ise de, davacı şirketin kayıtlarında 20.05.2006 tarihinde “...” açıklaması ile 10.050,00 TL olarak yer alan kayda karşılık, davalı şirket kayıtlarında “...” açıklaması ile 10.000,00 TL olarak kayıtlı olduğu, 10.000,00 TL’nin taraf defterlerinde ihtilafsız olması sebebiyle, 50,00 TL’lik kısmın ispata muhtaç olduğu belirtilmiş olduğundan davalının bu  itirazının yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.Her ne kadar, davalı vekili \"davacı kayıtlarında yer alan ve ispata muhtaç olduğu için davacı hesaplarından çıkarılan 40 adet ödemeye ilişkin hesap hareketlerinin dışındaki hesap hareketlerinin doğruluğunun ve ispata muhtaç olup olmadığına nasıl karar verildiği ve örnek olarak raporun 7.sayfasında yer alan 20.01.2006 tarihli URD1-11-5599/09.01.06 ... açıklaması ile yer alan 90.000 TL borç kaleminin hangi evraka dayandırıldığına dair dosyada bir bilginin bulunmadığını\" savunmuş ise de, tarafların ticari defterlerindeki kayıtlar tek tek karşılaştırılarak uyuşmazlık bulunan kayıtların ispata muhtaç olup olmadığına ilişkin değerlendirme yapılmış olup, davalı şirketin itirazında belirtmiş olduğu ve örnek olarak gösterilen davacı kayıtlarında borç olarak kaydedilen 90.000,00 TL tutarın ispatına ilişkin herhangi bir belge bulunmayıp, kök raporun 13. sayfasında ispata muhtaç olduğu belirtildiğinden, davalı vekilinin bu itirazının da yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Her ne kadar, davalı vekili \"kök raporun sonuç kısmında müvekkilinin yaptığı ve aynı hesap ekstreli içinde olması gereken ve raporun 22. Sayfasında yer alan 1.024.250 TL virman ve ödemelerin ispata muhtaç olduğu gerekçesi ile yok sayıldığı, davacı ve davalı müvekkilleri kayıtlarında gözüken net 806.915 TL’nin de davacı kayıtlarından silinmesi gerektiği, diğer bir deyişle davacının, müvekkilinin gönderdiği kendisi aleyhine 1.024.250 TL’yi kayıtlarına almadığı ve bilirkişilerin de bunu yok saydıkları, ancak aynı bankanın aynı şubeleri üzerinden yapılan davacı lehine olan net 806.915 TL’yi ise müvekkili şirket aleyhine kabul ettiklerini\" savunmuş ise de, bilirkişi heyetince tarafların ticari defterlerinin karşılaştırılarak uyuşmazlık bulunan kayıtların ispatına yönelik değerlendirme yapılmış olup, kök raporun 22.sayfasında yer alan \"davalı kayıtlarında yer alıp, davacı kayıtlarında yer almayan\" 1.024.250 TL’lik virman ve ödeme açıklamalı kayıtlar ile ilgili olarak ispat yükü davalı şirkette olduğundan ve işbu ödemeler davalı tarafça ispat olunamadığından davalı vekilinin bu itirazının da reddine karar vermek gerekmiş ve davanın kısmen kabulü ile; davalı borçlunun Beykoz İcra Dairesi'nin ... sayılı icra dosyası üzerinden yapılan itirazın kısmen iptali ile, takibin, 105.607,82 TL asıl alacak ve işleyecek faiz yönünden davacı taraf avans faizi isteme hakkına sahip iken icra takibinde %9 ve değişen oranlarda yasal faiz talebinde bulunduğundan taleple bağlı kalınarak asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek %9 ve değişen oranlarda kanuni faiz uygulanmak suretiyle devamına, fazlaya ilişkin 973.759,72 TL'lik isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.4-ç)İcra-inkar tazminatı ile ilgili inceleme ve gerekçe: Davacı taraf, davalıdan icra-inkar tazminatı istemiştir. İcra ve İflas Kanunu’nun 67.maddesinin 2. Fıkrası hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan başka, alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde, davacının alacaklı olduğu miktar tarafların ticari defter kayıtlarına göre likit olduğundan ve daha fazla takdir edilmesine ilişkin neden bulunmadığından likit ve muayyen nitelikte bulunan 105.607,82 TL asıl alacağın % 20'si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir.4-d)Kötü niyet tazminatı ile ilgili inceleme ve gerekçe: Davalı taraf, kötü niyet tazminatı talebinde bulunmuştur. Kötüniyet tazminatına hükmedilmesi için alacaklı-davacının, icra takibinin haksızlığı yanında, ayrıca kötüniyetli olduğunun da kanıtlanması gerekir. Yani davalının, davacının takip ve dava konusu alacağın hiç doğmadığını veya sona erdiğini bilmesine ya da bilebilecek durumda olmasına rağmen takip başlattığını veya dava açtığını ispatlaması gerekir.Müsnet davada, taraflar arasında hukuki ilişki olduğu her iki tarafın kabulünde olup, davacı sadece davaya konu borcun bir kısmının varlığını ispatlayamamıştır. Bu nedenle davalı, davacının icra takibini yaparken veya dava açarken kötü niyetli olduğunu ispatlayamadığından kötüniyet tazminatı takdirine yer olmadığında\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi tarafından müvekkili şirket defterlerinin ancak aleyhe delil teşkil ettiğinin kabulünün hukuka aykırı olduğunu, davalı tarafın, ticari defterlerini ibrazdan kaçınması nedeniyle yargıtay içtihatlarına göre davacı beyan ve iddialarına göre karar verilmesi gerekirken aksi yönde karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, hükmedilen faiz oranının hatalı olduğunu, hükme esas alınan 17.02.2021 tarihli bilirkişi raporunun hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda 2006 yılında müvekkili şirket tarafından davalı şirkete yapıldığı ispatlanamayan alacakların hatalı tespit edildiğini, ... ve ...’e yapılan ödemelerin davalı şirkete yapıldığının kabulü gerektiğini, bilirkişi heyeti tarafından taraf defterlerinin aleyhe delil teşkil edeceğinden hareketle yapılacak hesaplamanın \"a.2006 ve 2007 yılı itibari ile davacı şirket tarafından davalı şirkete ödendiği ispat edilen miktarların, davacı alacağı olarak kaydedilmesi , b.2006 ve 2007 yılı arasında davalı şirket kayıtlarında davacı şirket alacağı olarak kaydedilen miktarların, davacı alacağı olarak kaydedilmesi ,c.bulunan miktardan yani a ve b’nin toplamından, davalı şirketin davacı şirkete ödediğini ispat ettiği miktarların çıkarılması, d. son olarak 2006 ve 2007 yılı arasında davacı şirket kayıtlarında davalı şirket alacağı olarak kaydedilen miktarların, a + b - c miktarından çıkarılması, netice olarak ise a + b – c – d = sonucunda bulunan miktarın 2005 yılından devir olan müvekkil şirket alacağı olan 2.241.820,75 TL ile toplanması ile sonuca gidilmesi\" şeklinde olması gerektiğini, oysa ki müvekkil şirketçe ispatlanan alacağın, davalı şirketçe daha fazla davacı lehine alacak kaydedildiği gerekçesi ile göz ardı edilmesi veya başka bir ifade birinin diğerine tercih edilmesinin hatalı olduğunu, netice olarak bilirkişi tespitlerine göre 2006 ve 2007 yılında müvekkil şirket ile davalı şirket arasında alacak verecek ilişkisi, müvekkili şirketin davalı şirkete (a + b – c – d = e) 975.524,13 TL borçlu olarak çıktığını, 2005 yılı sonu itibari ile müvekkili şirketin davalı şirketten alacaklı olduğu miktar ise bilirkişi heyeti tarafından da 2.241.820,75 TL olarak tespit edildiğinden yukarıda izah edilen şekilde, Yargıtay kararlarına ve hukuka uygun olarak müvekkili şirket alacağının 2.241.820,75 - 975.524,13= 1.266.296,62 TL olarak tespit edilmesi gerektiğini, yani müvekkili şirketin, 2007 yılı sonu itibari ile davalı şirketten (... ve ...’e yapılan ödemeler dahil) 1.266.296,62 TL alacağı bulunduğunu, bu miktardan 2008 ve 2010’da müvekkilinin defterlerinde davalı lehine girilen 272.678,00 TL’nin düşülmesi halinde ise müvekkilinin alacağının 993.618,62 TL olduğunu, ispat ettikleri 138.800,00 TL alacağın da yukarıda hesaplanan 993.618,62 TL alacağa eklenmesi neticesinde, icra takibi konusu alacağın fazlasıyla ispat edildiğinin açık olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte, y 08.07.2020 tarihli Muhasebe-Finans Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. ..., Muhasebe-Finans Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Öğr. ... ve Yeminli mali Müşavir ... tarafından tanzim edilen Uzman Görüşünde müvekkili şirketin davalı şirketten 995.299,19 TL alacaklı olduğu tespit edilmiş olup, anılan Uzman Görüşünden dahi ilk derece mahkemesi kararının ve dayanak bilirkişi raporunun hatalı olduğunun görüldüğünü beyanla İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 31.03.2021 tarih, 2016/1369 E. 2021/254 K. sayılı davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın, istinaf incelemesi neticesinde kaldırılarak davanın tamamen kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; özellikle, zamanaşımı def'ine ilişkin  yerel mahkemesince istihsal olunan kararın yasa ve usule aykırı olduğunu, davacı ticari defterlerini usulüne ve kanuna uygun olarak tutmayıp, iddialarını kendi defterleri ile ispatlayamamış olduğundan, kesinlikle kabul anlamına gelmemek kayıt ve koşuluyla artık davalının ticari defterlerini ibraz etmemesi, davacı lehine değerlendirilmeyeceğini, ispat külfeti kendisinde olan taraf öncelikle ticari ilişkinin varlığını ispat etmek zorunda olduğunu, 08.07.2020 tarihli Uzman Görüşü Raporunun tek taraflı ve yanlı olarak tanzim edildiğini, bilirkişi raporunun (5)-(6)-(7)-(8)-(9) nolu sayfalarında davacıya ait hesap hareketlerinin dökümünde müvekkili sirketin 1.079.367,54 TL borçlu olduğu belirtilmekle birlikte, yine aynı raporun (13)-(14). sayfalarında 2006 yılında 604.184,68 TL, 2007 yılında 859.664,24 TL yapılan ödemenin ispata muhtaç olduğu gerekçesi ile hesaplamadan çıkartılması gerektiği belirtildiğini, oysa, aynı Raporun (13).sayfasında 2007 yılında ispata muhtaç olarak belirtilen 47.564,24 TL bu sonuç hesaplarında dikkate alınmadığı yönündeki itirazlarının aksini iddia etmekte ise de, buna ilişkin itirazlarımızı aynen beyan ve tekrar etiklerini, davacıya ait hesap hareketlerinin dökümünde 20.05.2006 tarihinde \"...\" açıklaması ile yer alan 10.050 TL'nin raporun 13.sayfasında ispata muhtaç olduğu gerekçesi ile değerlendirilmeyen 604.184,68 TL içinde 50.-TL olarak değerlendirilmeye alınmadığı  yönündeki itirazlarının  aksini iddia etmekte ise de,  buna ilişkin itirazlarımızı aynen beyan ve tekrar etiklerini, ticari defterlerin sahibi lehine delil olabilmesi için kayıtların dayanağı olan belgelerin de var olması gerektiğini, Bilirkişilerin davacı kayıtlarında yer alan ve ispata muhtaç olduğu için davacı hesaplarından çıkartılan (40) adet ödemeye ilişkin hesap hareketinin dışındaki hesap hareketlerinin doğruluğunun ve ispata muhtaç olup olmadığına nasıl karar verdikleri hususunu da anlamanın mümkün olmadığını, raporun (22).sayfasında yer alan 1.024.250 TL virman ve ödemeler ispata muhtaç olduğu gerekçesi ile yok sayıldığını, davacı ve davalı kayıtlarında (davacı lehine) gözüken net 806.915.-TL'nin de davacı kayıtlarından silinmesi gerektiğini, davacının  müvekkilinin  gönderdiği kendisi aleyhine 1.024.250.- TL'yi kayıtlarına almadığını  ve bilirkişilerin  de bunu yok saydıklarını ancak, aynı bankanın aynı şubeleri üzerinden yapılan davacı lehine olan net 806.915.- TL yi ise müvekkili şirket aleyhine kabul ettiklerini, bu nedenle, mezkür kök rapora ilişkin yapmış olduğumuz yukarıdaki itirazlarının bilirkişi kurulu tarafından itirazen reddedilmişse de; sonuç olarak, bilirkişi Raporunda müvekkili şirketin 105.607,82 TL borçlu olduğu belirtilen kısmın yukarısında 3.maddede yazılı 57.564,24 TL ve 5.maddede yazılı 806.915.- TL düşüldüğünde, müvekkili şirketin 758.871,42 TL alacaklı olacağını,  davacının dava dilekçesinde, müvekkili şirketten alacağı olduğunu beyan etmekteyse de, davanın bu safhasında iddiasını değiştirmiş, dava dışı kişilere ödeme yaptığını, işbu dava dışı kişilere yaptığı ödemelerden de müvekkili çalışanı dahi olmamalarına karşın, müvekkilini sorumlu tutmaya çalışmasını anlamanın mümkün olmadığını, davacı dava dilekçesinde, müvekkili şirketten alacağı olduğunu beyan etmekteyse de, davanın bu safhasında İddiasını değiştirdiğini , dava dışı kişilere ödeme yaptığını, işbu dava dışı kişilere yaptığı ödemelerden de müvekkilinin  çalşanı dahi olmamalarına karşın, müvekkilini  sorumlu tutmaya çalışmasını anlamanın mümkün olmadığını,söz konusu iddia edilen ödemelerin işbu dava konusu ile de hiçbir illiyet bağı da bulunmadığından, davacının işbu beyanlarının hiçbir bağlayıcılığı bulunmamakla birlikte, ayrıca davanın bu aşamasında ileri sürülen iddia ve taleplerin HMK 319.md.si uyarınca \"iddianın genişletilmesi yasağı\" kapsamında kalması sebebiyle, davacının söz konusu iddialarına  kesinlikle muvafakatleri bulunmadığını beyanla öncelikle, HMK 341. ve devamı maddeleri şartlarına uygun kısmi istinaf incelemesinin yapılmasına, yapılacak istinaf incelemesi neticesinde HMK 341 ve devamı maddelerinde sayılan istinaf sebeplerine açıkça aykırı kararın aleyhe olan kısımlarının ortadan kaldırılarak, kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE:Dava, cari (açık) hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı taraf vekillerince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davaya konu alacağın ispatlanıp ispatlanmadığı, mahkemece hükmedilen alacağa yasal faiz uygulanmasının yerinde olup olmadığı noktasındadır.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, 27.10.2015 tarihinde ... sayılı dosyasıyla takip başlatılmış olup, borçlunun yetki itirazı üzerine dosyanın ... gönderilmesi  ile ... sayılı takip dosyasında \"cari hesap alacağı\" sebebine dayalı olarak 1.079.367,54 TL alacağın 3095 sayılı Yasa uyarınca T.C. Merkez Bankasının kısa vadeli kredilere uyguladığı yıllık (365 Gün) %9 yasal faiz oranından az olmamak üzere artan oranlarda faizi ile tahsili istemiyle ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Taraflar arasında 2004 yılından itibaren mal hizmet teslimi içermeyen para alışverişinden kaynaklı ilişki bulunduğu ihtilafsızdır. 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (BK) 125. Maddesi (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK) md 146.) uyarınca sözleşmeden kaynaklanan  alacaklar 10 yıllık zamanaşımı süresine tabii olup, BK'nın 128.maddesi (TBK md 149) uyarınca zamanaşımı süresi alacağın muacel olması ile işlemeye başlar. BK'nın 74. maddesinde (TBK md. 90) ifa zamanı taraflarca belirlenmediğinde veya hukuki ilişkinin özelliğinden anlaşılmadıkça her borç doğumu anında muaccel olup, açık hesap şeklinde işleyen ticari ilişkilerde zamanaşımı süresi her fatura tarihine göre  belirlenecektir(Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 10.05.2023 tarih ve 2022/3446 Esas ve 2023/2850 Karar sayılı kararı). Somut olayda takibe konu açık hesap alacağının 2005 yılı sonundan başlamasına göre davaya konu alacak 10  yıllık  zamanaşımına tabii olup, takip tarihi itibariyle 10  yıllık sürenin dolmadığı  anlaşılmakla davalının alacağın zaman aşımına uğradığına yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Mahkemece uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir.Davacının 2004-2007 ve 2008 yıllarına ilişkin ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin zamanında yapıldığı, kapanış tasdikleri bulunmadığı, 2005-2006-2009-2010- 2011- 2012-2013-2014 ve 2015 yıllarına ilişkin ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin TTK hükümlerine göre zamanında yapıldığı; davalının 2004-2005-2006 yıllarına ait ticari defterlerini sunmadığı, ibraz ettiği 2007-2008-2009-2010-2011-2012-2013 ve 2014 yıllarına ilişkin ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin zamanında yapıldığı, 2015 yılına ilişkin ticari defterlerinin ...onaylı beratlarının süresinde alındığı, TTK ve VUK hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu tespit edilmiştir. Davacının incelenen ticari defterlerine göre takip tarihi itibariyle davalıdan 1.079.367,54 TL alacaklı olduğu,  davalının incelenen ticari defterlerinde  ise 31.12.2007 tarihi itibariyle borç/alacak bakiyesinin bulunmadığı anlaşılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre,Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer   tarafın  ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.  Diğer tarafın 2.fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde  ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir.Eldeki davada, davalı 2004-2005-2006 yıllarına  ilişkin olarak bu yıllara ait muavin defteri dışında diğer ticari defterlerini ibraz etmemiş ise de muavin defter kayıtları ticari defterlerin kaynağı olan yevmiye maddelerine dayandığından ticari defter kayıtlarını göstermekte olup, bu durum karşısında davalı şirketin, defterlerini ibrazdan kaçındığı söylenemez. Bu nedenle davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Dosya kapsamında üç ayrı heyetten üç ayrı bilirkişi raporu ve dört ek rapor bulunmakta olup, mahkemece hükme esas alınan 11.09.2020 tarihli üçüncü heyet tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda; davacı defterlerinde olup, davalı defterlerinde olmayan kayıtlara ilişkin yapılan incelemede, 28.02.2006 tarihli 76.000 TL tutarındaki ödemenin dayanağı dekontun  dosyada bulunmasına göre  ispatlanmış olduğu, 10.01.2006-10.08.2006 tarihleri arasında 604.184,68 TL tutarında 15 adet işleme ilişkin dosya kapsamında herhangi bir belge, banka hesap hareketlerinde davalı şirket adına yapıldığına ilişkin herhangi bir açıklama bulunmamasına göre bu işlemlerin ispata muhtaç olduğu,12.03.2007-07.09.2007 tarihleri arasında 302.700 TL tutarında 17 adet işleme ait somut belge bulunmadığı, 26.06.2007-25.09.2007 tarihleri arasında 509.400 TL tutarında 8 adet işleme ait somut belge bulunmadığı; davacı defterlerinde kayıtlı olup, davalı defterlerinde kayıtlı olmayan ancak davalı lehine alacak kayıtlarına ilişkin yapılan incelemede, 2006 yılında 10.000 TL, 2007 yılında 1.761.415,47 TL, 2008 yılında 267.300 TL ve 2010 yılında 5.378 TL olmak üzere toplam 2.044.093,47 TL tutarında davalı lehine  kayıt  bulunduğu; davalı şirket defterlerinde kayıtlı olup, davacı şirket defterlerinde kayıtlı olmayan kayıtlara ilişkin yapılan incelemede, 2005 yılında 1.024.250 TL, 2006 yılında 940.451,29 TL ve 2007 yılında 185.000 TL olmak üzere toplam 2.149.701,29 TL tutarında davalı lehine kayıt bulunduğu ancak  virman/eft/ödeme kayıtlarının ispatına ilişkin somut bir belge bulunmadığı, davalı defterlerinde kayıtlı olup, davacı defterlerinde kayıtlı olmayan ancak davacı lehine alacak kayıtlarına ilişkin yapılan incelemede,  2006 yılında 381.089,20 TL ve 2007 yılında 185.000 TL olmak üzere toplam 566.089.20 TL tutarında davacı lehine kayıt bulunduğu belirtildikten sonra sonuç itibariyle ispata muhtaç tutarların, tarafların ticari defterlerinden düşümü yapıldıktan sonra çıkan tutarın karşı tarafın defterlerinde lehine ve aleyhine olan kayıtlar gözetilerek borç alacak durumuna göre davacının 105.607,82 TL alacaklı olduğu sonucuna varılmıştır. Taraf vekillerinin  11.09.2020 tarihli hükme esas alınan bilirkişi raporuna itirazlarını karşılamak amacıyla  mahkemece dosya kapsamına alınan 17.02.2021 tarihli ek raporda; davacı itirazlarına ilişkin olarak, davacı defterlerinde “... A.Ş. gelen” açıklaması ile kayıtlı ödemelerin davalı defterlerinde kayıtlı olmadığı ve banka hesap hareketlerinin açıklama kısmında davalıya yapıldığına ilişkin herhangi bir açıklamanın bulunmadığı, davacı tarafından kaydedilen 10.05.2006 tarihli 20.000 TL tutarlı borç kaydına karşılık, davalı tarafından  31.05.2006 tarihinde davacı lehine alacak kaydı bulunmakta ise de 2006 yılı için davalının kendi  aleyhine davacı lehine 892.072,18 TL alacak kaydetmesi nedeniyle 2006 yılına ait davacı kayıtlarında yer alan 20.000 TL tutarın davacı şirket tarafından ispatlanmasının kümülatif hesaplamada farklılığa yol açmadığı, davacı defterlerinde ve banka ekstrelerinde kayıtlı 90.000 TL tutarlı ödemenin davalı adına ödendiğine ilişkin herhangi bir açıklamanın bulunmadığı ve davalı adına ödendiğine ilişkin dosya kapsamında bir belge bulunmadığı; davalı itirazlarına ilişkin olarak, sonuç hesaplarında dikkate alınmadığı belirtilen 47.564,24 TL'nin 2007 yılı ispata muhtaç olarak belirtilen 859.664,24 TL'nin içerisinde bulunduğu,  davacıya ait hesap hareketlerinin dökümünde 20.05.2006 tarihinde “...” açıklaması ile yer alan 10.050 TL'nin,  davalı  kayıtlarında “...'ya virman” açıklaması ile 10.000 TL'sinin kayıtlı olması nedeniyle 50,00 TL'lik kısmın ispata muhtaç olduğunun belirtildiği, davacı kayıtlarında yer alan 40 adet ödemeye ilişkin borç kayıtlarının hangi evraka dayandırıldığı konusuna ilişkin olarak bilirkişi heyetince ticari defterlerindeki kayıtlar  karşılaştırılarak uyuşmazlık bulunan kayıtların ispata muhtaç olup olmadığına ilişkin değerlendirme yapıldığı, kayıtların ispatına ilişkin herhangi bir belge bulunmaması halinde ispata muhtaç olduğunun belirtildiği, davalı kayıtlarında yer alıp, davacı kayıtlarında yer almayan 1.024.250 TL'lik virman ve ödeme açıklamalı kayıtlar ile ilgili olarak bu ödemelerin ispatına ilişkin dava dosyasında herhangi bir evrak bulunmadığı için ispata muhtaç olduğunun belirtildiği, ... ve ...'e yapılan toplam 812.100,00 TL tutarlı ödemelerin davalı şirkete yapıldığının kabul edilmesi halinde ispata muhtaç tutarların tarafların ticari defterlerinden düşümü yapıldıktan sonra çıkan tutarın karşı tarafın defterlerinde lehe ve aleyhe olan kayıtlar gözetilerek davacı şirketin 732.707,82 TL alacağını talep edebileceği  açıklanmıştır. Davacı tarafça, dava dışı ...'e 509.400  TL, ...'e 302.700 TL olmak üzere toplam 812.100  TL ödemeye ilişkin kayıtların davacı lehine dikkate alınması talep edilmiştir. Dosyada bulunan ... kayıtlarına göre ...'ün 2004-2006 yıllarında davacı şirkette, 2005 yılında davalı ve dava dışı ... İnşaat şirketinde, ödemelerin yapıldığı 2007 yılında ... A.Ş.'de kaydının bulunduğu, ...'in  ödeme yapıldığı tarihte dava dışı ... A.Ş.'de  kaydının  bulunduğu tespit edilmiştir. Davalı defterlerinde yer almayan ödeme kayıtlarıyla ilgili bu kişilere banka kanalıyla ödeme yapıldığına ilişkin dekont veya nakit olarak ödendiğine ilişkin tahsilat-tediye makbuzu sunulmadığı gibi bu kişilere yapılan para gönderiminin davalı hesabına yapıldığının dosya kapsamındaki deliller ile ispatlanmadığı gözetildiğinde anılan kayıtların davacı lehine değerlendirilmesi mümkün değildir. Bu nedenle davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Somut olayda davalının 2004-2005 ve 2006 yıllarına ilişkin o yıllara ilişkin hesap hareketlerini içeren muavin defter kayıtlarında davacı lehine, davacının ticari defterlerinde de davalı lehine kayıtlar bulunmaktadır. Davalının muavin defterinde davacı lehine yer alan kayıtlar, aksinin somut belge ile ispat edilmemesi halinde davalı aleyhine değerlendirileceği gibi yine somut belge ile aksi ispatlanmadığı takdirde davacı ve davalı defterlerinde karşı taraf lehine yer alan kayıtlar da sahibi aleyhine değerlendirilir. Zira tacirin ticari defter tutması ve işlemlerini kayıt etmesi veya etmemesi hukuki sonuçlar doğuracak olup,Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 07.02.2018 tarih ve  2015/843 Esas ve  2018/126 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere tacirler tarafından tutulan defterler, usulüne uygun tutulsun veya tutulmasın sahibi aleyhine delil olarak değerlendirilebilir. Bu açıklamalar ışığında mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun ve ek raporun  dosya kapsamına uygun, yeterli ve gerekçeli ve tarafların itirazlarını karşılayacak nitelikte olduğu, yapılan hesaplamaların dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre davacı, davalıdan takip tarihi itibariyle  105.607,82 TL alacaklı olup, mahkemece 11.09.2020 tarihli bilirkişi raporunda yerinde bir şekilde hesaplanan 105.607,82 TL yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik olmayıp, taraf vekillerinin aksi yöndeki tüm istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Diğer yandan, davacı tarafça takip talebinde \"3095 sayılı yasa uyarınca ... Bankasının kısa vadeli kredilere uyguladığı yıllık (365 Gün) %9 yasal faiz oranından az olmamak üzere artan oranlarda faizi\" ibaresine yer verilmiştir. Bu durumda takip talebinde takipten sonra açıkça avans faizi talep edildiğinin yazılı olmaması karşısında takipten sonrası için yasal faiz istendiğinin kabulü gerekir. Bu husus gözetilerek mahkemece hükmedilen alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek %9 ve değişen oranlarda yasal faiz uygulanmasına karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.Bu nedenle davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı ve davalı vekillerinin yerinde görülmeyen istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 1.803,51 TL harcın, alınması gerekli olan 7.214,07 TL harçtan mahsubu ile bakiye 5.410,56 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerilerinde bırakılmasına, 5-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.22/05/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e0c005ab92f0a83d","SID":"bc951f8fa581dc3b"}}