{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/622 <br>KARAR NO: 2025/1026<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 31/01/2025<br>NUMARASI: 2023/667  E. -  2025/83  K.<br>DAVANIN KONUSU: Haksız Rekabetin Tespiti - Tazminat  <br>Taraflar arasındaki haksız rekabetin tespiti,  önlenmesi ve  maddi-manevi tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın usulden reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;  müvekkili  şirkete 29.08.2013  yılında tescil ettirilmiş markayı 27.05.2021 yılında devralarak bu ... markasının adı altında mobilya ve ahşap sektöründe üretim ve satış yaptığını,  müvekkili ve davalının  ''...''  isimli elektronik ticaret sitesinde satış yapmakta olan tacirler olduğunu, davalının bahse konu ürüne ait ilanında müvekkilinin sahipliğinde ki fotoğrafı kullandığını, bu  özgün fotoğrafın müvekkili tarafından üretildiğini ve fotoğrafın hala müvekkilin ilanlarında bulunduğunu,   davalının bu davranışının müvekkilini piyasada haksız rekabete maruz bıraktığını,  davacının  kendisi için hazırlamış olduğu fotoğrafların davalı tarafından kullanılmasının tüketici tarafından müvekkille karıştırılmasına sebep olduğunu, davalının eyleminin TTK'nın 55. maddesinde sayılan ''Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak'' ibaresiyle belirtilmiş eylemle eşdeğer olduğunu, eylemin ortalama bir tüketiciyi yanıltarak müvekkille davalının karıştırılmasına yol açacağının  şüphesiz olduğunu,  davacı ile davalının aynı sektörde bulunması nedeniyle tarafların arasında ekonomik olarak bir rekabet olduğunu, davalının eyleminin  dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu, müvekkilinin bahse konu haksız rekabet eylem sonucunda ortaya çıkan karıştırılma olgusundan ticari bir zarar gördüğünü,  davalının eylemlerinin haksız rekabete yol açtığını, Yargıtay Kararında; aynı sektörde faaliyet gösteren iki şirketin ürün görsellerinin haksız rekabet konusu oluşturduğunun  irdelendiğini, ürün görsellerinin birebir aynı olmamasına karşın birebire yakın benzerlik ortaya çıkaracak karakteristik belirgin özelliklerin olması durumunda, Yargıtayın haksız eyleme maruz kalan kişi lehine bir koruma yarattığını,  Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin   2021/1966 Esas,  2022/6419 Karar sayılı ilamının da bu yönde olduğunu,  davalının haksız rekabet teşkil eden hareketlerinin müvekkilinin elde ettiği kar ve haksız rekabet olmasaydı elde edilecek olan kar arasında bir farka yol açtığını, bununla beraber bu iltibasın müvekkilinin sektörde uzun yıllar var olarak oluşturmuş olduğu güvenilirliğine de zarar verdiğini, manevi tazminatı için 500 TL, ihbar tazminatı için 500 TL  olmak üzere toplam 1.000 TL dava değerinin   bilirkişi raporu ile arttırılacağını ileri sürerek, haksız rekabetin men'ine ve konusu olan ürün fotoğraflarının ref’ine, davalının mevcut ürün fotoğraflarının bulunduğu yerden, bayilerden ve tüm e-ticaret platformları üstünden kaldırılmasına, HMK'nın  107.maddesi uyarınca toplanacak delillere göre haksız rekabet nedeniyle  davacının müvekkilimizin maddi manevi zararının faizi ile tazminine,  ilamın ulusal gazetelerde gideri karşı davalıdan alınmak üzere ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davalının herhangi bir resmi kopyalamadığını,  davacıya ait herhangi bir ürün ya da davacı markasının taklit edilmediğini, davacının da sandalye ve diğer ürünleri bakımından tasarım tescili bulunduğuna ilişkin bir delil de sunmadığını,  sırf görsellerin aynı ürüne ait yani sandalyeye ait olmasının tek başına  haksız rekabet teşkil ettiği  anlamına gelmeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"... Dava, davalının e-ticaret sitesinde satışını yaptığı sandalye ürünün tanıtımında davacı tarafa ait ürün fotoğrafının kullanılması nedeniyle gerçekleştiği iddia edilen haksız rekabetin tespiti, önenmesi, maddi ve manevi tazminat davasıdır.Ticari davalar TTK. 4. maddesinde; mutlak ve nispi ticari dava olarak düzenlenmiştir.  Uyuşmazlığın Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen bir hususa ilişkin olması veya davanın ticaret mahkemesinde görüleceğine dair açık bir yasal düzenlemenin bulunması halinde mutlak ticari dava, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan uyuşmazlıklarda ise; nispi ticari dava sözkoınusu olup, ticaret mahkemesi  görev alanı içinde kalacaktır. TTK.'nın 5. maddesine göre; Asliye Ticaret Mahkemeleri, tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ile özel kanunlardan doğan özel hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer dava ve işlere bakmakla görevlidir.Benzer bir olaya ilişkin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. H.D. 08/01/2015 Tarih, 2024/1733 Esas, 2025/22 Karar sayılı Kararı; ''...Dava, davalının e-ticaret sitesinde satışını yaptığı sandalye ürünün tanıtımında davacı tarafa ait ürün fotoğrafının kullanılması nedeniyle gerçekleştiği iddia edilen haksız rekabetin tespiti, önenmesi, maddi ve manevi tazminat davasıdır. İlk derece mahkemesince görevli mahkemenin Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yargı yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dosya incelendiğinde; her ne kadar mahkemece tescilli marka haklarına dayanıldığı gerekçesiyle görevli mahkemenin Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi olduğuna kararı verilmişse de, davacı marka veya tescilsiz tasarım haklarına tecavüz edildiğine dair bir iddiada bulunmamıştır. Davacı taraf,  kendi ürünlerinin tanıtımında kullanıldığını iddia ettikleri sandalye ürününe ait fotoğrafın izinsiz olarak kullanıldığı iddiasıyla dava açmıştır. Bu durumun FSEK’in 84/3. maddesine göre haksız rekabet teşkil edip etmediğinin incelenmesi gerektiği anlaşılmıştır. Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 76/1. maddesindeki, bu kanunun düzenlediği hukuki ilişkilerden doğan davalarda görevli mahkemenin Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi olduğu düzenlemesi karşısında, Asliye Ticaret Mahkemesince verilen görevsizlik kararının sonuç olarak yerinde olduğu kanaatine varılmakla, davacı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir...'' Üstte bahsi geçen İstinaf Mahkemesi kararında olduğu gibi, davacı taraf, kendi ürünlerinin tanıtımında kullanıldığını iddia ettikleri sandalye ürününe ait fotoğrafın izinsiz olarak kullanıldığı iddiasıyla dava açmıştır. Bu durumun FSEK’in 84/3. maddesine göre haksız rekabet teşkil edip etmediğinin incelenmesi gerektiği anlaşılmıştır. Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 76/1. maddesindeki, bu kanunun düzenlediği hukuki ilişkilerden doğan davalarda görevli mahkemenin Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi olduğu düzenlemesi karşısında, Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu sonuç ve kanaatine varılmakla 6100 sayılı HMK madde 114/1-c ve 115. maddesine göre, davanın usulden reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.\"  gerekçesiyle, mahkemenin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine, HMK'nın 20.maddesindeki usul çerçevesinde dosyanın görevli İstanbul Anadolu  Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; TTK'nın 55(1)a-4 hükmü uyarınca “Başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya ticaret işletmesiyle iltibaslar meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere başvurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtalariyle iltibasa meydan verebilecek surette, ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları kullanmak veyahut iltibasa meydan veren malları, durumu bilerek veya bilmiyerek, satışa arz etmek veya şahsi ihtiyaçtan başka her ne sebeple olursa olsun elinde bulundurmak” halinin  haksız rekabet olarak düzenlendiğini, iş bu kapsamda Hukuk Genel Kurulunun 2017/156 E.  ,  2021/295 K. Sayılı ilamı davaya konu ürün fotoğraflarını da \"Buna göre kişinin bir başkasının haklı olarak kullandığı mal veya iş ürünü ya da tanıtma vasıtalarının bir benzerini veya aynısını kendi iş ve faaliyetlerinde ticari amaçla kullanması, ilgili malı veya iş ürününü piyasaya sunması iltibas teşkil eder ve haksız rekabet oluşturur\" gerekçesiyle ilgili hükme konu olacağını söylediğini, haksız rekabet davalarının mutlak ticari dava sayıldığını, görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, mahkeme gerekçeli kararında dava konusuna ilişkin  fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, bir istisna bulunduğuna da belirtmediğini, dava konusu olayın herhangi bir marka hakkına dayanmadan oluşan haksız rekabete ilişkin olduğunu, her haksız rekabet durumunun aynı zamanda marka hakkından kaynaklanmasını kabul etmenin  ticaret kanununun uygulanabilme alanını çok kısıtlayacağını, dava konusu olayda herhangi bir marka hakkına dayanılmadığını,  sadece haksız rekabetin tespiti talebi bulunduğunu, kişinin bir başkasının haklı olarak kullandığı mal veya iş ürünü ya da tanıtma vasıtalarının bir benzerini veya aynısını kendi iş ve faaliyetlerinde ticari amaçla kullanması, ilgili malı veya iş ürününü piyasaya sunması iltibas teşkil edeceğini,  haksız rekabet oluşturacağını, bu kapsamda iltibas, marka ve tasarım gibi her türlü fikri mülkiyet hakkının, başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti, ticari işletmesi veya yine başkasının haklı olarak kullandığı ticaret unvanı, işletme adı, ürün fotoğrafı, internet alan adı, ambalaj, logo, yazılım, kodlama sistemi, ürün kabı gibi iş ve tanıtma vasıtaları üzerinde söz konusu olabileceğini,  bahse konu  eylemin ortalama bir tüketiciyi yanıltarak müvekkili ile davalıyı karıştırmasına yol açacağının şüphesiz olduğunu,  Hukuk Genel Kurulu’nun bu kararı şüpheye yer bırakmadan ürün fotoğraflarını da tanıtma vasıtaları arasında kabul ederek üzerinde haksız rekabet durumu oluşabilecek ögeler arasına aldığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TTK'nın 56.maddesi uyarınca haksız rekabetin tespiti,  men edilmesi, maddi ve manevi tazminat  istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda mahkemenin görevsizliği  sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı taraf, kendi ürünlerinin tanıtımında kullandığını belirttiği  sandalye ürünlerine ait fotoğrafın davalı yanca Trendyol satış sitesinde kullanıldığını,  kendisi için hazırladığı bu fotoğrafların davalı tarafından kullanılmasının  tüketici tarafından  davalı ile karıştırılmasına yol açtığını, bunun haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek, haksız rekabetin tespiti, kaldırılması, maddi ve manevi zararın tazmini karar verilmesini talep etmiştir. TTK'nın 4. maddesine göre,  bir davanın ticari dava  sayılması için uyuşmazlık konusu işin  taraflarının her ikisinin  birden  ticari işletmesi ile ilgili olmalı (nispi ticari dava) ya da  tarafların tacir olup olmadıklarına veya  işin tarafların  ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın, TTK veya diğer kanunlarda o davaya  asliye ticaret mahkemesinde bakılacağı yönünde düzenlenme (mutlak ticari dava) olmalıdır. Somut uyuşmazlık, davalının TTK'nın 54 vd maddelerinde düzenlenen haksız rekabet hükümlerine aykırı davranmış olduğu iddiası ile açılan haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekili dava dilekçesinde TTK'da düzenlenen haksız rekabet hükümlerine dayanarak iş bu davayı açmıştır. Haksız rekabet TTK'nın 4. maddesinde sayılan mutlak ticari davalardandır. Ticari davalar, aksine bir yasal düzenleme bulunmadıkça, asliye ticaret mahkemesinde görülür.FSEK ve Sınai Mülkiyet Kanunu'ndan doğan uyuşmazlıklarda görevli mahkeme Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi olmakla birlikte, davacı vekili, eldeki davada Sınai Mülkiyet Kanunu'na dayalı bir talepte bulunmamıştır. Anılan kanunun eldeki uyuşmazlıkta uygulanması söz konusu değildir. Uyuşmazlık, TTK'nın haksız rekabet hükümlerine göre çözümlenecektir. Bu açıklamalar ışığında mutlak ticari dava niteliğinde olan ve TTK'nın haksız rekabet hükümlerine göre çözümlenmesi gereken uyuşmazlığa asliye ticaret mahkemesince bakılması gerekirken, göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.3 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, görevsizlik kararı veren mahkemenin görevli olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf isteminin kabulüyle ilk derece mahkemesinin görevsizlik kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki karar verilmiştir.<br>KARAR: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.a.3 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu görevsizlik kararının kaldırılmasına,2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafça yatırılan istinaf peşin karar harcının,  talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, 4-Davacı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, yeniden verilecek nihai kararla birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair; HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 12.06.2025 tarihinde oy birliğiyle ve  kesin olarak karar verildi.<br>KANUN YOLU: HMK'nın 353/1.a   maddesi uyarınca karar kesindir.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f432a2ada133c8a9","SID":"66f1f008a6390e6f"}}