{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/1317 <br>KARAR NO:2025/721<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:07/05/2018<br>NUMARASI:2014/310 Esas -  2018/393 Karar<br>DAVA:Alacak<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:22/05/2025<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;davalılar tarafından zarara uğratılan müvekkilinin ... A.Ş. 'nin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna (... devredilen ... BANK A.Ş'nin iştiraki olduğu şirketlerden birisi olduğu; Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun (BDDK) 09.07.2001 tarih ve ... nolu kararı ile şirketin eski ana ortağı ve bağlı olduğu ... A.Ş. 'nin bağlı ortağı olan ... Bankası A.Ş. 'nin mali bünyesindeki olumsuzlukların giderilmesini teminen 4389 sayıl Bankalar Kanununun 14. maddesinin 2 nolu fıkrası kapsamında ...BANK A.Ş. 'nin, temettü hariç tüm ortaklık hakları ile yönetim ve denetiminin 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 14. maddesinin 3 ve 4 numaralı paragraflarına istinaden ...'ye devredildiğinin açıklandığı; ... Yönetim Kurulu'nun 17.05.2002 tarih ve 326 sayılı kararı gereğince, 07.06.2002 tarihinde müvekkili şirketin temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetiminin 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 15-7 a maddesi uyarınca ... tarafından devralınarak Yönetim ve Denetim Kuruluna üye atamaları yapıldığı Müvekkili Şirketin 31.12.2002 tarihi itibariyle; ... A.Ş ve diğer grup şirketlerinden toplam 3.668.000.000.000 TL anapara alacağı ve 8.319.000.000.000 TL faiz alacağı olup ayrıca diğer bazı grup şirketlerine toplam 29.034.000.000.000 TL anapara ve 11.663.000.000.000-TL faiz borcu bulunduğu; müvekkil şirketin ...bank A.Ş. 'nin iştiraki ... garantörlüğünde kullanılmış kredi ve faizleri bulunduğu ve vadesi gelen anapara ve faiz ödemelerini gerçekleştiremediği;Finansal Kiralama Kanununa (FKK) göre kiralamaya konu işlemlerin toplam tutarının öz kaynakların 30 katını, ortakları ve şirketler grubu ile yapacağı kiralama işlemlerinin toplam tutarının ise öz kaynaklarının 15 katını aşamayacağından şirketin FKK'na aykırı hareket ettiği ve bu işlemlere de yönetim ve denetim kurulu üyeleri ile şirketin diğer yetkililerinin sebebiyet verdiği;01.01.2002-31.12.2002 hesap dönemine ilişkin mali tablolarında 12. 740.000.000.000-TL dönem zararı bulunduğu; müvekkil ... A.Ş.'nin denetim raporunda müvekkil şirketi zarara uğratan işlemlerin ayrı ayrı arz edildiği;  Şirket Denetim Kurulu üyeleri tarafından tespit edilen ve şirketin Genel Kuruluna sunulan bilanço ve gelir tablosu ile yukarıda özetlenen durumlardan hareketle, 01.01.2002 - 07.06.2002 döneminde görev yapan Yönetim Kurulu üyeleri ile Denetim Kurulu üyelerinin, gerek kendi dönemlerinde yapmış oldukları tasarruf ve işlemler nedeniyle, gerekse kendilerinden önceki dönemlerde seleflerinin yapmış oldukları işlemlerle ilgili olarak gerekli aksiyon ve önlemleri almamaları nedeniyle ibra edilmemeleri ve şirketin uğramış olduğu her türlü zarardan dolayı mali sorumluluklarının  aranmasına; daha önce 1999, 2000 ve 2001 yıllarında şirkette görev yapan ve ilgili dönemlere ilişkin Genel Kurullarında ibra edilen Yönetim Kurulu üyeleri ile ilgili dönemlerdeki Denetim Kurulu üyelerinin, 31.12.2002 tarihi itibarıyla toplam dönem ve geçmiş yıllar zararı 22.362.000.000.000 TL olan, sermayesini tamamen kaybederek öz sermayesi 7.183.000.000.000 TL'ye düşmüş şirketin bu duruma gelmesinde gerek kanunun, gerekse esas mukavelenin yüklediği vazifeleri gereğince yerine getirmemeleri nedeniyle şirketin zarara uğratılmasında sorumlu oldukları ve 1999, 2000, 2001 yıllarına ilişkin olarak hazırlayıp Genel Kurullara sundukları bilanço ile diğer mali tabloların şirketin gerçek mali durumunu yansıtmadığı, ortaklık menfaatlerine aykırı usulsüz işlemler yapmak ve görevlerini kötüye kullanmak sureliyle şirketin zarara uğratıldığı, genel kurullardan sonra yapılan denetim çalışmalarında ortaya çıktığından anılan ve 1999, 2000, 2001 yıllarında görev yapan yönetim ve denetim kurulu üyeleri hakkında şirkete vermiş oldukları zararlardan dolayı mali mesuliyetlerine gidilmesine ve suç teşkil eden eylemleri nedeniyle haklarında suç duyurusunda bulunulmasına, müvekkil şirket denetim kurulu üyeleri tarafından karar verildiği bu nedenle  fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50.000.000.TL'lik zararın meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek ... Bankası tarafından ilan edilen avans faiz oranı ile birlikte davalılardan sorumlulukları oranında müştereken ve müteselsilen tahsiline masraf ve ücreti vekalete karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.<br>CEVAP:Davalı ... tarafından sunulan cevabı ile  ... A.Ş. yönetiminde bulunduğu süre içerisinde hiçbir sorumluluğu olmadığı; Adı geçen iddiadaki danışmanlık sözleşmesi tarihinin 1 Ağustos 2001 tarihi olup, kendisinin Yönetim Kurulunda görev başlangıcı tarihinin iddianamede de belirtildiği üzere 21 Eylül 2001 tarihi olduğu; Kendisini ilgilendiren ikinci iddiadaki ... 'a yapılan ödeme konusunda ise, ...'ın sözleşmedeki edimlerini yerine getirdiği ancak gayrimenkulün kendisine devredilemediği; yapılan işlemde hakka, hukuka aykırılık olmadığı; bir ödemenin karşı yükümlülüğünün gerçekleştirildiği; kaldı ki protokol tarihi olan 15.02.2002 tarihinde, kendisinin ...şirketinde artık çalışmadığı; 31.12.2001 tarihinde istifa ettiği ve ... şirketinde genel müdür yardımcısı olarak göreve başladığı;hususlarını beyan ederek haksız davanın reddini talep ettiği görülmüştür.Davalılardan ...cevabında, davacı şirket Yönetim Kuruluna 13.04.2001 tarihinde girdiği ve üç ay sonra 10.07.2001 tarihinde bu görevden ayrıldığı, 13.04.2001 tarihinde atanmış olduğu şirketin Yönetim Kurulu Üyeliğinden faydalı çalışma olmadığı ve gördüğü lüzum üzerine istifa ettiği; Davacı şirket Yönetim Kurulunda görev yaptığı üç aylık bu süre zarfında müvekkilinin sadece iki Yönetim Kurulu Kararını imzaladığı; dava dilekçesinde müvekkilinin imzalamış olduğu bu iki Yönetim Kurulu Kararı ile ilgili hiçbir isnat bulunmadığı;Dava dilekçesinde yolsuz olduğu iddia edilen işlemler incelendiğinde, müvekkilinin bunların hiçbirinde imzasının bulunmadığını beyan ederek ve hakkındaki ibranın geçerliliğinin tespiti ile haksız davanın reddine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.Davalı ... vekili cevabı ile şirket kayıtlarına göre 11.12.1998 ile 07.03.200 tarihleri arasında murakıp olarak görev yapan müvekkilinin; bu tarihler arasındaki hizmeti konusunda kendisinin hiçbir kusur ve sorumluluğunun bulunmadığı; müvekkilinin görevi süresince görevinin gerektirdiği, her türlü defter kayıtlarının bilanço ve kar zarara hesaplarında yer aldığını ve bu kayıtlarının mer'i kanunların emrettiği şekilde ve muhasebe tekniği açısından uygun olarak işlendiği, kontrolünün müvekkili tarafından muntazaman yapıldığını, Bu kayıtların kanunlara muhasebe ilkelerine uygunluğunun, doğruluğunun, dünyanın en büyük bağımsız denetim kurumlarından olan ... (... A.Ş) (1999/2000 yılları için aynı anda yaptırıldığı) tarafından, şirketçe ödenen onbinlerce dolar karşılığında yapıldığı; müvekkilinin istifa ettiği dönemden sonra halka açılmak için ...'ya başvurduğu; ...'nın ilgili şirketin tüm kayıtlarını en ince ayrıntısına kadar kanun, mevzuat ve muhasebe ilkeleri doğrultusunda incelediği ve sonucundu uygun bulması halinde halka arz kararının verildiği şirketin 2001 yılında halka arz edildiği; söz konusu leasing işleminde bir kusur görülmediği, çünkü bu işlemin bir kiralama olayı olduğu, bu kiralama işleminin ... A.Ş. 'nin müteselsil kefil müşterek borçluluğu karşılığı ... A.Ş. 'ye alınan mal için yapıldığı; iş bu işlemin Şirket Yönetiminin icrasını oluşturduğu ve kesinlikle denetçinin görevi kapsamına girmediği; Suçlamalarda, \"murakıplara işbu usulsüzlüğün bildirilmediği\" dendiği; bu dönemde murakıp olarak müvekkilinin olduğu düşünülürse, müvekkiline ihbar gelmemiş olmasından dolayı müvekkilinin bu konu ile ilgili olarak sorumlu tutulmayacağının açık bir göstergesi olduğu, bu nedenle haklarını saklı tutarak davanın reddini talep etmiştir.Davalılardan ... ve ... vekili cevabı ile ... A.Ş. Yönetim Kurulu üyeliği kapsamında; şirket genel yönetimi, politikaların oluşturulması uygulanması aşamalarında hiçbir şekilde bilgileri, katılımları ve katkılarının olmadığı; Müvekkillerinden ...'un Yönetim Kurulu üyeliği yaptığı 13.04.2001 tarihi ile 31.08.2001 tarihleri arasında ve diğer müvekkili ...'nin Yönetim Kurulu üyeliği esnasında; davacının iddia ettiği gibi hiçbir bilanço ile mali tablo düzenlenmediği; Ortaklık menfaatlerine aykırı hiçbir karar ya da tasarrufla müvekkillerinin ilgisi ve bilgisi olmadığı gibi ilgili kararlarda imzalarının da bulunmadığı; Bu görev ve sıfatları nedeniyle davacı şirketten her ne ad altında olursa olsun hiçbir ücret almadıkları; ...'na devrolunan Şirketlerin tüm eski yöneticileri hiçbir ayrım yapılmadan prensip olarak, ön yargı ile suçlu, kusurlu kabul edilerek haklarında, Tazminat/Sorumluluk davaları açıldığı; Buna karşın; ... yönetimindeki şirketlere el konulduktan sonra oluşan zarar ve bunların sorumlularının söz konusu edilmediği, sorumluların sorumsuz kılınabilmeleri için yasa! düzenlemeler yapıldığı; Müvekkillerinin 1999, 2000, 2001 yılları eski yönetim kurulu üyeleri olup, ilgili dönemlere ilişkin genel kurullarında ibra edildikleri; ibra eden önceki olağan genel kurul kararlarının yoklukla malul sayılması ve yönetim kurulu ile denetçiler hakkında dava açılmasının, yabaya, ana sözleşmeye ve afaki iyi niyet kurallarına açıkça aykırı olduğu ve hukuken mümkün olmadığı;Müvekkili ...'un 13.04.2001 - 31.08.2001 tarihleri arasında çok kısa süreli görev aldığı yönetim kurulunda, iştirak ettiği toplantılarda dava konusu edilen olaylara ilişkin herhangi bir karar alınmadığı; Müvekkilinin TTK 336. maddesinde yer alan mesuliyet hallerine girmediği, zira zarara sebep olduğu iddia edilen sözleşmeye ait bir karar ya da buna bağlı olarak yapılan ödemelere ilişkin imzasının olduğuna dair bir belgenin de bulunmadığı; Doğduğu iddia olunan zarardan dolayı yöneticilerin şahsi sorumluluklarının giderilebilmesi için usulsüz işlemle zarar arasında illiyet rabıtasının bulunmasının zorunlu olduğu; müvekkilinin bilgisi, icazeti ve imzası olmadan yapılan sözleşmelerden dolayı, şirketin uğradığı iddia olunan zarardan sorumluluğuna gidilemeyeceği; bu nedenle bu müvekkili yönünden davanın tefrik edilerek usul ve esastan reddini istediği, İlgili Genel Kurullarda geçmiş dönemlere ilişkin verilen ibra kararlarının yoklukla malul sayılmasına ilişkin yapılan Genel Kurul ve burada alınan kararların yoklukla malul olduğu; bahse konu Genel Kurul vc alınan kararın tek ortak TMFS'nin katılımıyla yapıldığı; genel kurula haklarında sorumluluk davası açılmasına karar aldığı kişilerin katılmaması, görüş ve savunmalarının alınmamasının, TTK'nun anonim şirketler için getirdiği temel kurallara, bunun da ötesinde TTK'nun özüne aykırı bulunduğu; Müvekkillerinin ... A.Ş. yönetim kurulu üyeliğine (... Grubu ve Ortak Şirketleri Mensupları Emekli, Sağlık ve Sosyal Güvenlik Yardımlaşma Vakfını, yani bir tüzel kişiyi temsilen atandığı; bu nedenle müvekkillerine hukuki sorumluluk atfedilemeyeceği;  Danıştay 11. HD'nin 10.06.1998 E.1998/231 sayılı kararında \"tüzel kişi hissedarları temsilen Yönetim Kurulu üyeliğine seçilen gerçek kişilerin davranışlarından doğan hukuki sorumluluğun, onları kendilerini temsilen Yönetim Kurulu üyeliğini seçtiren tüzel kişi hissedarlara ait olacağı ve iflas yolu ile takip edilebilecekleri, iflasın hukuki bir sorumluluk olduğu, bu nedenle temsilci gerçek kişi Yönetim Kurulu üyelerinin iflas yolu ile takıp edilemeyecekleri\" ifadelerinde bulunulduğu Davanın dayanağı olarak ileri sürülen olayların büyük bir kısmının müvekkillerinin görev süresi sonrasına dayandığı; söz konusu işlemlerde ve tasarruflarda müvekkillerinin bilgisi olmadığı gibi imzalarının da bulunmadığı; dava dilekçesi içeriğinde kişilerin hukuki sorumlulukları, nedenleri ve kanıtlarının detaylı olarak irdelenmediği, açıklanmadığı; keza dava dilekçesinde iddia edilen şahsi sorumluluk tutarlarının nasıl ve ne şekilde hesaplandığına ve ne olduğuna dair bir açıklığın da bulunmadığı; davanın dayanağının mahkeme ilamı, sabit bulgu ve deliller değil \"kanaat' olduğu; müvekkillerinin imzalamadığı ve zarar yol açtığı iddia olunan tüm yönetim kurulu kararlarının, yönetim kurulunun onayına sunulması gereği kapsamında olduğu; Müvekkillerinin kanun ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği özen ve sadakat yükümlülüklerini yerine getirmiş olup, görev süresi içinde sorumluluğunu gerektiren kusurlu bir eylem veya işlemlerinin bulunmadığı; Davanın zaman aşımına uğradığı; davacı şirketin 09.07.2001 tarihinde ...'ye devrolunduğu, ancak söz konusu davanın, açıldığı tarih açısından TTK'nın ilgili amir hükümleri gereği 2 yıllık zaman aşımı süresi aşıldıktan sonra ikame edildiği; tek başına bu sebeple bile söz konusu davanın zaman aşımından reddinin gerektiği; Davacının uğradığı ve tazminatı gerektirecek bir zararının bulunmadığı; muhtemel bir zarara ilişkin olarak tazminat talebinde bulunmanın hukuken mümkün olmadığı; kaldı ki zararın ticari hayatın bir gereği olduğu belirtilerek önce usulden aksi halde esastan davanın reddine karar verilmesi istenilmiştir.Davalılardan ... vekili cevabı ile TTK 340. Maddesinin atfı ile uygulama alanı bulan, 309 'uncu maddesine göre yönetim kurulu iyeleri ile denetçilerin sorumluluğuna ilişkin davaların 2 ve 5 yıllık zamanaşımı sürelerine tabi olduğu; bu hükme göre 1996-1997 ve 1998 yılarındaki fiiller hakkında 5 yıllık zamanaşımı süresi dolduğu; 1999. 2000, 2001 ve 2002 yılarındaki fiillerin ise, 2 yıllık zaman aşımına uğradığı; zira 2 yıllık zamanaşımının zararın ve sorumlu kişinin öğrenilmesinden itibaren başladığı; Müvekkilinin yönetim kurulu üyeliğine, ...A.Ş. 'yi, yani bir tüzel kişiyi lemsi!en atandığı, bu nedenle müvekkile hukuki sorumluluk cıtfe dilemeyeceği ve husumet yöneltilemeyeceği; Müvekkilinin kusuru ve özen borcuna aykırılık teşkil eden durumunun bulunmadığı; müvekkilinin yönetim kurulu üyesi olarak göreve yaptığı yaklaşık 2,5 aylık kısa sürede kendisine herhangi bir şikayet ve ihbar gelmediği ve davacı şirket genel kuruluna hiçbir faaliyet raporu düzenlenemediği; ... A.Ş. 'nin halka açık bir şirket olduğu, bu nedenle üç ayda bir bilançosunu ve yapmış olduğu işlemleri ... 'ye bildirmekte olduğu ve tüm işlemlerinin ... ve ...tarafından denetlenmekte olduğu;  Ayrıca ... firmasınca denetlenen şirket hakkında bir ihbar, şikayet ve bilginin müvekkile iletilmediği ve düzenlenen raporlarda da olumsuz hiçbir durumun yer almadığı; davada davalıların görev süreleri ve dönemlerinin birbirinden farklı olduğu, bu durumda müvekkilin diğer davalılar ile dava arkadaşı ve müteselsil sorumlu olmasının hukuken mümkün olmadığı;hususlarını beyanla bu nedenle haksız davanın reddi talep edilmiştir.Davalılardan ... vekili cevabı ile Davanın zaman aşımına uğradığını; Müvekkilinin, 1996-1997-1998-1999-2000 ve 2001 yıllarındaki yönetim kurulu faaliyetleri hakkında davacı şirket Genel Kurulu tarafından alınmış \"Açık İbra\" kararlarının mevcut olduğu ve ibra kararlarının, sorumluluk davası açma hakkını ortadan kaldırdığı; Davacı Şirketin 2002 yılı olağan Genel Kurul toplantısında alınan; 1997, 1998, 1999, 2000 ve 2001 yıllarında görev yapan Yönetim Kurulu ve Denetim Kurulu üyelerinin ibra kararlarının hükümsüz sayılmasına ilişkin kararının mutlak Butlanla Batıl olduğu; Müvekkilinin yönetim kurulu üyeliğine, ... Bank A.Ş. 'ni, yani bir tüzel kişiyi temsilen atandığı, bu nedenle hukuki sorumluluk atfedilemeyeceği ve husumet yöneltilemeyeceği; Müvekkilinin kusuru ve özen borcuna aykırılık teşkil eden durumunun olmadığı; şirketin, müvekkilin görev yaptığı dönemlerin tamamını kârla kapattığı; ayrıca şirketin, uğratıldığı iddia olunan tüm fiillerden sonra 26.10.2000 tarihinde halka arz edildiği; ... A.Ş. ile 17.02.1999 tarihinde yapılan fınansal kiralama işleminin meydana geliş tarihinden itibaren başlayan 5 yıllık zamanaşımı süresinin 17.02.2004 tarihinde dolduğu; yine davacı şirketin ...'na devir tarihi olan 07.06.2002 tarihinden, davanın açıldığı tarih olan 08.09.2004 tarihine kadar, zararın ve sorumlu kişinin öğrenilmesinden itibaren başlayan 2 yıllık zamanaşımı süresinin 07.06.2004 tarihinde dolduğu;... A.Ş. 'nin, ... A.Ş. 'den kiralama bedellerini tahsil edememesi akabinde 04.07.2001 tarihinde sözleşmeyi feshettiği; halihazırda kiralama konusu malların mülkiyetinin davacı şirkette bulunduğu; ...'na devredilmiş olan şirketin, kiralamaya konu malların nakde çevrilmesi için ne gibi işlemlerin yapılmış olduğu ve ne kadar bedelin tahsil edildiğinin taraflarınca bilinmediği; kaldı ki şirketin zikredilen işlemi yaparken, malın mülkiyetinin şirkette kalması teminatı yanında, yine halka açık bir şirket olan ve 210 Trilyon TL sermayesi bulunan ... A.Ş. kefaletini de aldığı; ... A.Ş. ile 26.11.1998 tarihinde yapılan fınansal kiralama işleminin meydana geliş tarihinden itibaren başlayan 5 yıllık zamanaşımı süresinin 26.11.1998 tarihinde dolduğu; yine davacı şirketin ...'na devir tarihi olan 07.06.2002 tarihinden, davanın açıldığı tarih olan 08.09.2004 tarihine kadar, zararın ve sorumlu kişinin öğrenilmesinden itibaren başlayan 2 yıllık zamanaşımı süresinin 07.06.2004 tarihinde dolduğu; Anılan ... sözleşmesi ile ... A.Ş. 'nin hakim ortağı olan ... A.Ş. 'nin ... Bank A.Ş. 'den kullanmış olduğu kredinin, kiralama amacıyla satın alınan gayrimenkul ile teminatlandırildiği; ... işleminin grup içinde yapılan bir ekonomik finansman niteliğinde olup, grup için ek risk doğurmadığı; ayrıca yönetim ve. denetimi 07.06.2002 tarihinde buyana ...'da bulunan şirketin anılan alacak tahsili için ne gibi işlemler yaptığının bilgileri dışında olduğu; ... A.Ş. 'ne yapılan nakdi finansmanlar ile ilgili iddiaların ise gerçeği yansıtmadığı; Şirketin 31.12.2002 tarihli ara dönem mali tablolarda söz konusu alacaklara ilişkin herhangi bir karşılık ayrılmadığı iddiasının da gerçeği yansıtmadığı; 2002 yılma ait bilançoyu ve ilgili evrakı düzenleyen, dolayısıyla karşılığı ayırmayanın ... tarafından atanan yöneticiler olduğu; Finansal kiralamaya konu işlemlerin toplam tutarı ozkaynakların 30 katını, ortakları ve şirketler grubu ile yaptığı kiralama işlemlerin tutarının ise ozkaynakların 15 katını aştığı iddiasının ise tamamen gerçek dışı olduğu; hususu ifade edilerek davanın reddi istenilmiştir.Davalılardan ..., ..., ... ve... vekili  cevabında Davanın taleplerinin zaman aşımına uğradığı; Müvekkillerinin, yönetim ve denetim kurulu üyeliği faaliyetleri hakkında davacı şirket Genel Kurulu tarafından alınmış \"Açık İbra\" kararlarının mevcut olduğu ve ibra kararlarının, sorumluluk davası açma hakkını ortadan kaldırdığı; Davacı Şirketin 2002 yılı olağan Genel Kurul toplantısında alınan; 1997, 1998, 1999, 2000 ve 2001 yıllarında görev yapan Yönetim Kurulu ve Denetim Kurulu üyelerinin ibra kararlarının hükümsüz sayılmasına ilişkin kararının mutlak Butlanla Batıl olduğu; Müvekkilleri ... ve ...'ın Yönetim Kurulu Üyeliğine, şirket hissedarı olan... A.Ş'ni, yani bir tüzel kişiyi temsilen atandıkları ve yönetim kurulu üyeliği nedeniyle he ne ad altında olursa olsun hiçbir ücret almadıkları; bu nedenle müvekkillere hukuki sorumluluk atfedilemeyeceği ve husumet yöneltilemeyeceği; Müvekkilleri ... ve ...'m Yönetim Kurulu Üyesi olarak şahsi sorumluluğunu gerektirecek herhangi bir iş ve işleminin mevcut olmadığı; Diğer Müvekkilleri ... ve ... 'ın, davacı Şirkete denetçi olarak görev yapmış olup, şahsi sorumluluklarını gerektirecek kusurları ve özen borcuna aykırı davranışlarının bulunmadığı; ifade edilerek davanın usul ve esastan reddine karar verilmesi istenilmiştir.Davalılardan ... ve... vekili cevabında: davanın yetkisiz kişiler tarafından açılmış olup davacının, taraf sıfatının olmadığı; davanın mükerrer açılmış olup derdest davaların mevcut olduğu; açılan dava dosyalarında alacaklının ... olduğu; talep edilen alacak sebebinin aynı gerekçelere dayandığı; tüm dosyalardaki tahsilatın aynı ödemelerde kullanılacağı; Dava konusu işlemle...BANK A.Ş Genel Kurulu tarafından ibra edilmiş işlemler olduğundan, dava açılabilmesi için öncelikle iş bu ibraların kaldırılmasının gerekli olduğu; Fona devirden sonra yasaya aykırı olarak alınan \" eski ibraların kaldırılmasına dair Genel Kurul Kararı'nın ise \"Mutlak Butlanla Batıl\" olduğundan iş bu davanın reddi kararının verilmesi gerektiği; Dava şartlarının oluşmadığı, muaccel bir alacak bulunmadığı; dava  konusu krediler sebebiyle müvekkilinin sorumlu tutulması için bu işlemlerin kasden ve ikmalen yapılmasının gerekli olduğu, böyle bir zarar verme kastı ve veya ihmalinin olmadığı; Davacı tarafın, alacağın tahsili yolunda, kredi borçlularından olan yasal haklarını tüketmedikçe, kısacası zararını kesin hale getirmedikçe müvekkilleri hakkında bir dava açamayacağı; Borcu kabul anlamına gelmemek üzere müteselsil borçluluk söz konusu olup. yapılan her tahsilatın müvekkillerinin borcundan mahsup edilmesi gerektiği; tüm hakları saklı kalarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Davalı ... Vekili cevabında : Davanın  zaman aşımına uğradığını; Müvekkili ...'ın 1999-2000 ve 2001 yıllarındaki yönetim kurulu üyeliği faaliyetleri hakkında davacı şirket Genel Kurulu tarafından alınmış \"Açık ibra\" kararlarının mevcut olduğu ve ibra kararlarının sorumluluk davası açma hakkını ortadan kaldırır durumda olduğu; Davacı Şirketin 2002 yılı olağan Genel Kurul toplantısında alınan; 1997, 1998, 1999, 2000 ve 2001 yıllarında görev yapan Yönetim Kurulu ve Denetim Kurulu üyelerinin ibra kararlarının hükümsüz sayılmasına ilişkin kararının mutlak Butlanla Batıl olduğu; Müvekkilinin Yönetim Kurulu Üyeliğine, ...bank A.Ş'ni, yani bir tüzel kişiyi temsilen atandığı, bu nedenle müvekkiline hukuki sorumluluk atfedilemeyeceği ve husumet yöneltilemeyeceği; Müvekkilinin kusuru ve özen borcuna aykırılık teşkil eden durumunun bulunmadığı; bu nedenle adı geçen hakkında davanın reddini talep ettiği görülmüştür. Davalılardan ... ve ... vekili cevabı ile :  Davanın  zaman aşımına uğradığını;Müvekkilleri ... ve ... 'in 2001 yılındaki yönetim kurulu üyeliği faaliyetleri hakkında davacı şirket Genel Kurulu tarafından alınmış \"açık ibra\" kararının mevcut olduğu ve ibra kararının sorumluluk davası açma hakkını ortadan kaldırdığı; Davacı Şirketin 2002 yılı olağan Genel Kurul toplantısında alınan; 1997, 1998, 1999. 2000 ve 2001 yıllarında görev yapan Yönetim Kurulu ve Denetim Kurulu üyelerinin ibra kararlarının hükümsüz sayılmasına ilişkin kararının mutlak Butlanla Batıl olduğu; Müvekkillerinin Yönetim Kurulu Üyeliğine,... A.Ş'ni, yani bir tüzel kişiyi temsilen atandığı, bu nedenle müvekkillerine hukuki sorumluluk atfedilemeyeceği ve husumet yöneltilemeyeceği; Müvekkillerinin kusuru ve özen borcuna aykırılık teşkil eden durumunun bulunmadığı nedenle reddini talep ettiği, Davalılardan ... vekili cevabı ile:Müvekkilinin ...Grubunda 01.11.1997 tarihinde Genel Müdür Yardımcısı olarak göreve başladığı,Yönetim Kurulu üyesi olduğu ve nihayet 31.05.1999 tarihinde Genel Müdür Yardımcılığı Temmuz 1999 tarihinde de Yönetim Kurulu üyeliğinden ayrıldığı ve bu suretle Temmuz 1999'da davacı ile bütün ilgi ve ilişkisinin sona erdiği; Davacının unvanından da anlaşılacağı üzere bir Anonim Şirket olduğu, müvekkilinin de görev süresi ile bağlı olmak üzere bu Anonim Şirketin Yönetim Kurulu üyesi olduğu; bir anonim Şirketin Yönetim Kurulu üyesi hakkında mali sorumluluk davası açılabilmesinin, o şirketin genel kurulunda konunun görüşülüp ilgili Yönetim Kurulu üyesinin ibra edilmemesi ve ilaveten bu üye hakkında dava açılması yolunda bir Genel Kurul Kararı olması şartına bağlı olduğu; Davanın müvekkili açısından zaman aşımına uğradığı; dava dilekçesinde 3/a ve b fıkralarında müvekkili ile ilgili olarak gösterilen fınansal kiralama işlemlerinin, tarihleri itibariyle zaman aşımına uğradığı; Müvekkilinin ibra edildiği; işlemler ve sözleşmelerin hukuka uygun bulunduğu; davacının zararının oluşmadığı, varsa bile müvekkille illiyet bağının bulunmadığı; nedenle dava şartının oluşmadığı, zaman aşımı ve esastan davanın reddine karar verilmesi istenilmiştir.Davalılardan ... vekili cevabı ile: yalnızca dilekçenin son bölümünde, 1999,2000 ve 2001 yıllarında görev yapan yönetim ve denetim kurulu üyeleri hakkında, ibra kararlarının kaldırılıp, haklarında mali sorumluluk davası açılmasına karar verildiğinin belirtildiği; Müvekkilinin dava dilekçesinde davalı sıfatıyla yer almasının tek sebebinin 2001-2002 döneminde 13 ay süreyle denetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı; esasen, bu görevin dahi müvekkilinin katıldığı bir seçimle olmadığı, müvekkilinin denetçi olarak atandığını sonradan öğrendiği; Şirkete tamamen yabancı olan müvekkilinin, dönem sonunda imzalaması gereken raporları dahi, ancak yeminli mali müşavir raporuyla karşılaştırıp, aynı olduğunu gördükten sonra imzaladığı; Mali sorumluluk davası açılabilmesi için, sorumluluğunu gerektiren yönetim kurulu kararları veya işlemlerinin somut olarak konulması gerektiği; ne dava dilekçesinde,1 ne de denetçi raporunda müvekkili yönünden bu konuda en küçük bir açıklama bulunmadığı; Davacının, müvekkili hakkında somut isnatları açıklandığında, bu karar ve işlemlerle ilgili detaylı savunma yapılması imkanının doğacağı; hususlarını beyan ederek dayanak genel kurul kararlarının iptali ve hükümsüzlüğü yönünde açılan davanın bekletici mesele kabul edilmesine aksi halde davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalılardan ... vekili cevabı ile : Şirketin yönetim ve denetiminin ... tarafından devralındığı tarihten itibarın 2,5 yıl geçtikten sonra huzurdaki davanın açılabildiği; sahip olduğu bütün imkanlara rağmen denetçilerin 2 yılda ancak ortaya çıkarabildikleri yolsuz işlemler iddiasının müvekkilinin görev yaptığı sadece 3 aylık süre içinde ortaya çıkarmasının beklenemeyeceği;  TTK 380'e istinaden ibranın geçersizliği ileri sürülecekse, huzurdaki sorumluluk davasının bu taleple birlikte açılmasının gerekeceği, aksi taktirde anonim şirketlerin her şeyi TTK 380 kapsamında mütalaa ederek ibra kurumunu kâğıt üzerinde bırakmak gibi bir sonuçla karşı karşıya kalınacağı;  Davacı şirket yönetim kurulunda görev yaptığı üç aylık süre zarfında müvekkilinin sadece iki yönetim kurulu kararını imzaladığı; dava dilekçesinde müvekkilinin imzalamış olduğu bu iki yönetim kurulu kararıyla ilgili hiçbir isnat bulunmadığı; beyan edilerek müvekkili hakkında davanın tefriki ile reddine karar verilmesi istenilmiştir. Davalı ... vekili cevabı ile : Davanın  zaman aşımına uğradığı; Müvekkili ... 'ın 1999-2000 ve 2001 yıllarındaki yönetim kurulu üyeliği faaliyetleri hakkında davacı şirket Genel Kurulu tarafından alınmış \"Açık ibra\" kararlarının mevcut olduğu ve ibra kararlarının sorumluluk davası açma hakkını ortadan kaldırdığı; Davacı Şirketin 2002 yılı olağan Genel Kurul toplantısında alınan; 1997, 1998, 1999, 2000 ve 2001 yıllarında görev yapan Yönetim Kurulu ve Denetim Kurulu üyelerinin ibra kararlarının hükümsüz sayılmasına ilişkin kararının mutlak Butlanla Batıl olduğu; Müvekkilinin Yönetim Kurulu Üyeliğine, ...bank A.Ş'ni, yani bir tüzel kişiyi temsilen atandığı, bu nedenle müvekkiline hukuki sorumluluk atfedilemeyeceği ve husumet yöneltilemeyeceği; Müvekkilinin kusuru ve özen borcuna aykırılık teşkil eden durumunun bulunmadığı; nedenle davanın reddini talep etmiştir. Davalılardan ... cevap dilekçesiyle YK üyesi olarak görevde bulunduğu 11.10.1999 - 07.03.2000 tarihleri arasında, bağımsız denetim kuruluşları tarafından incelenerek düzenlenen raporlar ve ... tarafından tasdik edilen bilanço ve gelir tabloları ile şirket genel kurullarında ibra edildiği;  İbra kararlarının hükümsüz sayılmasına ilişkin genel kurul kararlarının geçersiz olduğu; davanın şahsı ile ilgili olarak zaman aşımına uğradığı; Sorumluluk atfedilen işlemlerin gerçekleştiği tarihlerde ... A Ş.'de yönetim, denetim kurulu üyeliği ya da icrai bir görevinin olmadığı, imzasının da bulunmadığı  Şahsının sebep olduğu zarar konusunda bir iddianın bulunmadığı; şahsi ile ilgili olarak davacı zararının ne kadar olduğunun, açık ve net bir biçimde, kazai bir hükme ya da aciz vesikası gibi kanaat getirici bir belgeye dayalı olarak ortaya koyması gerekliği; şahsına atfedilebilecek hukuka aykırı karar, işlem ve zararın söz konusu olmadığı; bu nedenle dayanaksız davanın reddini talep etmiştir.Davalılardan ... vekili cevabında: Dava ve ıslah dilekçesinde müvekkilinden talepte bulunulmadığı; öncelikle müvekkilinin sorumlu olmaması ve bir talepte bulunulmaması nedeniyle husumet yönünden davanın reddinin gerektiği; Müvekkil) yönünden zaman aşımı nedeniyle reddinin gerektiği,o Müvekkilinin ibra edildiği; müvekkilinin sorumluluğunun söz konusu olmadığı; ... A.Ş. ile 17.02.1999 tarihinde yapılan fınansal kiralama işleminin, yasal prosedüre uygun olarak gerçekleştirildiği; nedenle davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Davalılardan... vekili cevabında :Davanın  zaman aşımına uğradığı; Müvekkilinin 1999-2000 ve 2001 yıllarındaki yönetim kurulu üyeliği faaliyetleri hakkında davacı şirket Genel Kurulu tarafından alınmış \"açık ibra\" kararlarının mevcut olduğu ve ibra kararlarının sorumluluk davası açma hakkını ortadan kaldırdığı; Davacı Şirketin 2002 yılı olağan Genel Kurul toplantısında alınan; 1997, 1998, 1999, 2000 ve 2001 yıllarında görev yapan Yönetim Kurulu ve Denetim Kurulu üyelerinin ibra kararlarının hükümsüz sayılmasına ilişkin kararının mutlak Butlanla Batıl olduğu; Müvekkilinin Yönetim Kurulu Üyeliğine bir tüzel kişiyi temsilen atandığı, bu nedenle müvekkiline hukuki sorumluluk atfedilemeyeceği ve husumet yöneltilemeyeceği; Müvekkilinin kusuru ve özen borcuna aykırılık teşkil eden durumunun bulunmadığı; nedenle reddi talep edilmiştir.Davalılardan ... cevap dilekçesiyle söz konusu işlemlerin gerçekleştirildiği dönemlerde, şahsının hiçbir şekilde şirkette herhangi bir görev almamakla birlikte, kendisinden önceki dönemlere ait işlemlerle ilgili olarak vazifesini yapmadığı iddiasıyla şahsının sorumlu tutulduğu; Usulsüz olduğu iddia edilen işlemlerden 2 adedinin görevden ayrılmasından sonra yapıldığı; görevde bulunduğu dönemde bu işlemlerin usulsüz olduğuna ilişkin herhangi bir tespit yapılamadığı; ayrıca bu işlemlerle ilgili olarak kamu denetim ve idari otoriteleri ile üçüncü şahıslardan herhangi bir yazılı veya sözlü aykırılık iddiasına sahip olunmadığı; Şirketin zarar etmesine neden olduğu iddia edilen ve borçlularından tahsil edilemeyen alacakların büyük kısmının, Ülkemizde yaşanan büyük kriz sonrası 21 banka ile birlikte ... Grubu bankasının ...'ye devredilmesinden sonra bu Grubun faaliyetlerini sürdüremez duruma gelmesinin neden olduğu; Yılsonu ve halka arz bilançolarında zararın bulunmadığı, Şirketin sonradan zararlı duruma geldiği. Denetim kurulu üyesi olarak herhangi bir mali sorumluluğunun bulunmadığı; bu nedenle davanın reddi istenildiği,Davalılardan ... vekili cevabında : Davanın zaman aşımına uğradığı;  müvekkilinin özen borcuna aykırı hareket ettiğine ilişkin somut hiçbir olay ve delil bulunmadığı; müvekkilinin,Yönetim Kurulu toplantılarından haberdar olmama ve hangi konularda ne şekil karar alındığını izleyememesi nedeniyle de 13.04.2001 tarihinde YK üyeliğinden istifa ettiği; ... A.Ş. 'nin halka açık bir şirket olduğu; müvekkilinin görevde bulunduğu döneme ait hesap ve işlemlerin gerek SPKr, gerekse bağımsız ... firmalarınca denetlendiği; tüm bu murakabe ve denetlemelerde tespit edilemeyen hususlar varsa müvekkilce tespit edilmesinin imkansız olduğu belli olmayan böyle bir sorumluluğun müvekkile yüklenemeyeceği Geçmiş dönemlerde alınmış hukuken geçerli kararların, geriye etkili şekilde kaldırılmasının hem özel hukukun, hem de idare hukukunun ilkelerine ters olduğu; Ayrıca YK üyesi müvekkilinin müteselsil sorumluluğundan bahsedilemeyeceği; işbu davada davalıların görev süreleri ve dönemlerinin birbirinden farklı olduğu; beyan edilerek davanın reddini istediği, Davalıdan ... cevabı ile Davanın zaman aşımına uğradığı; Şahsının kusuru ve özen borcuna aykırılık teşkil eden durumunun söz konusu olmadığı; hususlarını beyan ederek davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...Davacı tarafından her bir davalı aleyhine isnat edilen hususlar bilirkişilerce ilgili şirketin bilançolarında kuruluş kayıtlarında ve sicil dosyalarındaki konumlarını belirler kayıtlar ile denetlenmiş, ... A.Ş'ye ait tüm değerler ve zararlandırıcı eylemleri gösterir tablolar incelenmiş, görev yapılan dönemler ve sorumluluk tutarları alınan genel kurul kararlarındaki toplantı tutanak maddeleri tartışılmış ve bu doğrultuda her ne kadar davacı ... A.Ş 'nin ... yönetim kurulu kararı doğrultusunda yönetim ve denetiminin devralındığı tarih olan 07.06.2002 tarihine en yakın tarih olarak 31.05.2012 itibarıyla varlık ve kaynak yapısının analizi önem kazanmakla birlikte, anılan tarih itibarıyla dava dosyasına sunulu herhangi bir mali tabloya ve ayrıntılı mizana rastlanmadığı; ancak dava konusu zararlandırıcı işlemler nedeniyle tazmini talep edilen tutarların toplamı ile dava dosyasına sunulu mali tablolardaki tutarların kaydi uyumluluğu söz konusu olmadığından karşılaştırmalı olarak değerlendirilmesi olanağının da bulunmadığı;zarar tutarlarının objektif denetime elverişli olarak karşılaştırmalı analizine olanak bulunmadığından, dava konusu zarar tutarlarının varlığı ve davalıların sorumlu oldukları ileri sürülen tutarların, dava dosyasına sunulu kayıt ve belgelerle sınırlı olarak irdelenip değerlendirmeye tabi tutulabildiği; iddialar doğrultusunda 10 ayrı zarar iddiasına istinaden ayrıntılı tespit ve değerlendirmelerimize rapor içeriğinde yer verilmiş olup, Dava dışı ... Dış Tic. A.Ş.'deki iştirak, daha düşük bedelle satışa konu olmadan, dolayısıyla da iştirak satışı nedeniyle zarar fiilen gerçekleşmeden ya da aktifte maliyet değeriyle kayıtlı bulunduğu anlaşılan iştirak tutarının kesin olarak değersiz hale geldiği ortaya konmadan, bu iştirak nedeniyle muhtemel bir zarardan söz edilse de zararın gerçekleştiğini ileri sürmenin olanaklı bulunmadığı;... A.Ş. adlı bir şirketin varlığı ve bu şirkete 75.000,00 USD tutarında iştirak edildiği, dava dosyasına sunulu belge ve kayıtlar çerçevesinde ispata muhtaç bulunmakla, ...A.Ş.'nin anılan miktarda zarara uğratıldığı hususunun dayanaksız kaldığı dava dışı ... A.Ş.'ne 250.000,00 TL iştirak edilmesi yolundaki YK kararına rağmen, taahhüt edilen sermaye payının fiilen ... A.Ş.'den fiilen çıktığı ve ödendiği hususu ispata muhtaç görünmekle, bu nedenle davacı şirket zararının doğduğu iddiasının dayanaksız kaldığı ve söz konusu iştirak tutarı fiilen ödenmiş olsa dahi, iştirak payı daha düşük bedelle satışa konu olmadan, dolayısıyla da iştirak satışı nedeniyle zarar fiilen gerçekleşmeden ya da aktifte maliyet değeriyle kayıtlı bulunduğu anlaşılan iştirak tutarının kesin olarak değersiz hale geldiği ortaya konmadan, bu nedenle kesinleşmiş bir zarardan söz edilmesinin olanaklı bulunmadığı; ... A.Ş.'nin ... A.Ş.'den olan alacak tutarının dava tarihi itibarıyla değersiz alacağa dönüştüğü, dolayısıyla tazmini talep edilen miktarda bir zararın fiilen kesinleştiğine ilişkin kayıt ve belgelere rastlanmadığı;... Grup ile davacı ... arasında 25.01.2008 tarihli protokolün yapıldığı dikkate alındığında, grup içi tüm alacak ve borç tutarlarının nasıl konsolide edildi ve protokol sürecinin sonuçları da bu iddia konusu tutarın... A.Ş. açısından tazmini gereken kesinleşmiş bir zarar olarak kabul edilip edilmeyeceği hususunda büyük önem taşıdığı dava dışı ... A.Ş.'den halen tahsil edilmemiş alacak bakiyesi söz konusu ise, bu bakiyenin tahsilinin tamamen olanaksız hale gelip gelmediği, dolayısıyla da iddia konusu alacak bakiyesinin batık hale gelerek zararın kesinleştiği hususunda dayanakların sunulmaması halinde, işbu dava konusu iddia çerçevesinde tazmini gereken şirket zararı doğduğundan söz etmenin olanaklı bulunmadığı,... A.Ş.'den, dava konusu finansal kiralama sözleşmesinden kaynaklanan alacak bakiyenin tahsilinin tamamen olanaksız hale gelip gelmediği, finansal kiralamaya konu malların varlığı ve değerlendirme olanaklarının dava tarihi itibarıyla hangi düzeyde bulunduğu, dolayısıyla da iddia konusu alacak bakiyesinin batık hale gelerek net zararın kesinleştiği hususunda dayanakların sunulmaması halinde, işbu dava konusu iddia çerçevesinde tazmini gereken şirket zararı doğduğundan söz etmenin yine mümkün olmadığı, ... Grup ile davacı ... arasında 25.01.2008 tarihli protokolün yapıldığı dikkate alındığında, grup içi tüm alacak ve borç tutarlarının nasıl konsolide edildiği ve protokol sürecinin sonuçlan da bu iddia konusu tutarın, ... A.Ş. açısından tazmini gereken kesinleşmiş bir zarar olarak kabul edilip edilmeyeceği hususunda büyük önem taşıdığı; dava konusu  edilen finansal kiralama sözleşmesinde uygulanan finansman modeli dikkate alındığında,... A.Ş. tarafından borçlu dava dışı... Tekstil şirketinin akıbeti ve bu şirketten olan alacak bakiyesinin tahsil edileme kabiliyetinin kalmadığının kanıtlanması halinde, en azından kiralamaya konu taşınmazın satın alınması nedeniyle katlanılan maliyetten kaynaklanan zararın, fiilen doğmuş hale geleceği;3.100.000,00 USD tutarında edinme maliyeti olduğu tartışmasız görünen finansal kiralama sözleşmesi nedeniyle, ... A.Ş. dava tarihi itibarıyla 3.100.0,00,00 USD tutarında maliyet bedelinin fiilen zarara dönüşüp dönüşmediği hususunun ise, dava dışı ... şirketinin akıbeti ve borçlarını ödemekten aciz olup olmadığına ilişkin dayanaklara muhtaç göründüğü;sözleşmede imzası bulunanlar ile sözleşmeye konu ödemelerin yapıldığı YK üyeleri tarafından aksi kanıtlanmadıkça, finansal yönden... A.Ş.'nin toplam 225.000,00 TL tutarındaki ödeme kadar zararının doğmuş durumda bulunduğu; ek ücret ödenmesi ile ilgili kararın, şirket politikalarına, ticari teamüllere aykırılığı yönünde herhangi bir belge ve açıklamaya da rastlanmamakla, tazmini talep edilen miktarda zarar oluştuğunun ileri sürülmesinin güç göründüğü;bu zarar iddiası dava dışı ... tarafından ödendiği belirtilen 632.174 USD tutarındaki bedelin iadesine dayandığından anılan işlem nedeniyle belirtilen tutar kadar şirket zararının doğduğundan yine söz edilemeyeceği ifade edilmiştir. Tarafların buna yönelik tüm beyan ve itirazları denetlenmiş, ... ... ve ...'ın itirazlarının yer almadığı bir kısım davalılarca ve davacı tarafından yapılan her bir zararlandırıcı işleme dayalı sunulan bağımsız denetim raporları da dikkate alınarak yeniden bu konuda inceleme yapılması için talepleri yerinde görülmüş, eksik olan dayanak ve belgeler dosyaya yeniden temin edilmiş, ... A.Ş'ye ait iştirak nedeniyle zarar ... A.Ş'ye ait, ... A.Ş'ye, ... Otomotiv ve Dış Tic. Ait, ... Turz. İle Yapılan Sözleşme nedeniyle zarar ... San. Tic. A.Ş ile imzalanan sözleşme ile ifade edilen zarar, ... ve ... ile yapılan danışmanlık sözleşmeleri ile zarar hususları ve yine... eşi ... ile yapılan Leasing işlemi nedeniyle oluşan zarar bu konudaki açıklamalar ve itirazlar doğrultusunda yeniden tüm denetlemelerin yapıldığı, ancak... ve ... ile yapılan danışmanlık sözleşmesine dayalı dava konusu sözleşmede imzası bulunanlar ile sözleşmeye konu ödemelerin yapıldığı YK üyeleri tarafından aksi kanıtlanmadıkça finansal yönden ... A.Ş'nin toplam 225.000,00 Tl tutarındaki ödeme zararının doğduğu sonucuna ulaşıldığı, bu durumda sözleşmelerde iki imzanın yer aldığı ve kime ait oldukları belirtisiz olduğu iddiaları karşısında sözleşmedeki imzaların ...ve ...'a ait olduğuna dair belgelerin de yer aldığı bu doğrultuda adı geçenlerin bu danışmanlık işlerine dair bu miktar üzerinden sorumluluklarının gerektiği, dosyada yer alan 01.08.2001 tarihli danışmanlık sözleşmelerinde belirtilen aylık net ücretlerin ocak 2002 sonuna kadar toplam 6 ay süre ile tahakkuk ettirilerek ödenmesinin kararlaştırıldığı, gerçekleştirilen ödemelerin her iki sözleşme kapsamında da 10 aylık olduğu ve toplam tutarın 225.000,00 TL olduğu, 01.08.2001 tarihinde imzalanıp 31.01.2002 tarihine kadar geçerli olacağı belirtilen sözleşmelere rağmen sözleşme dışı 4 aylık dönem için de ödeme yapıldığı ve bu ödemelere ilişkin herhangi bir vergi stopajı hesaplanmadığı, tazmini talep edilen ödemelerin yapıldığı dönem ve görev yaptığı anlaşılan denetim kurulu üyelerinin belirlendiği, sözleşmelerde aylık net olarak ödeneceği belirtilen danışmanlık bedellerinin her iki sözleşme için de 31.01.2002 tarihinde 6 aylık toplam olarak tahakkuk ettirdikleri ve ödemelerin ise 25.04.2002 tarihinde yapıldığının saptandığı, 25.04.2002 tarihinde yapılan ödeme tutarına sözleşmede belirtilen dönemlerin dışında kalan 2002 şubat ve mart aylarına ait 2 aylık tahakkuk tutarlarının da dahil olduğu, daha sonra 2002 Nisan ve Mayıs aylarına ait tahakkukların da yapılarak 31.05.2002 tarihinde ödenmiş durumda bulunduğu, bu durumda sözleşmede imzası bulunan ve sözleşmeye konu ödemelerin yapıldığı yönetim kurulu üyeleri tarafından finansal yönden ... A.Ş'nşin toplam 225.000,00 TL tutarındaki ödeme zararının doğduğunun belirlendiği tespit edilmiştir. Dava konusu edilen diğer zararlara ilişkin tüm dayanakların kök raporda ifade edildiği gibi ek raporda yapılan itirazlar çerçevesinde denetlendiği, ... A.Ş'ye iştiraka yönelik zarar nedeniyle talep edilen tazmin isteminde kaydi değerler üzerinde borca batık durumda bulunan bir şirketin borca batık bulunsa dahi bir çok ekonomik etkene bağlı olarak şirket hisselerinin kaydi değerlerinin üzerinde satışa konu olabileceği bu nedenle dava dışı ... A.Ş'Deki iştirakın daha düşük bedel ile satışa konu olmadan iştirak satışı nedeniyle zarar fiilen gerçekleşmeden veya aktifte maliyet değeri ile kayıtlı bulunduğu belirlenen iştirak tutarının kesin olarak değersiz hale geldiği ortaya konmadan muhtemel bir zarardan söz edilemeyeceği ve zararın gerçekleştiğinin de ileri sürülemeyeceği bu nedenle 1.200,00 TL tutarlı zararın doğduğuna dair kesin delil bulunmadığı, satış başı ... A.Ş'ye iştirak nedeniyle ifade edilen zarardan kaynaklı itirazlarda da dava konusu firmanın ... A.Ş olarak faaliyet gösterdiği, şirketin 28.03.2012 tarihinde gerçekleşen 2008-2009-2010-2011 yılları olağan genel kurul toplantısında şirketin faaliyetine devam etmesinde fayda görülmediğinden TTK hükümlerine göre tasfiyesine karar verildiği, şirketin tasfiyeye girmiş olmasının ... A.Ş'nin zarara uğratıldığı hususu yönünde dayanak olarak ifade edildiği ancak mali kayıtlarının denetlenmesiyle de öz kaynakların nasıl değişim gösterdiği, pay değerinin nasıl seyrettiği yönünde objektif bir değerlendirmeye ilişkin dayanak ve belgenin olmadığı,... A.Ş yönünden zararla ilgili, envanter defterinin 31.12.2001 tarihli bilanço kaybında görüldüğü üzere... A.Ş'nin anılan tarih itibariyle sermayesinin 1.000.000,00 TL, ödenmemiş sermaye tutarının da 1.000.000,00 TL olarak raporlandığı, ... Aş tarafından iştirak taahhüdünün yerine getirilmemiş durumda olduğunun anlaşıldığı,... A.Ş ye kullandırılan krediye ilişkin zarar iddiasında ise şirket bilgilerine göre firmanın teklifi üzerine 12.05.2008 tarihinde alınan 96 sayılı yönetim kurulu kararı ile ... A.Ş'nin borcunun ödenmesi konusunun karara bağlanarak firma ile protokol yapıldığı, ancak ödemeler tamamlanmadığından takibin devam ettiği dolayısıyla söz konusu alacağın finansal yönden zarara dönüşmediğinin tespit edildiği görülmüştür. ... turizm ile yapılan sözleşme nedeniyle zarar iddiasına dayalı ise kiracı kiracı şirketin finansal kiralama sözleşmesi uyarınca ödenmesi gereken kira bedellerini ödememesi üzerine başlatılan yasal bir sürecin olduğu, buna ilişkin belgelerin ibraz edildiği, feshin kabul ve malların iadesi yönünde karar alındığı, her ne kadar fiili zarar doğduğuna ilişkin bir veri sunulmamışsa da ... Grup ile davacı ... arasında 25.01.2008 tarihli protokolün yapıldığı dikkate alındığında grup içi tüm alacak ve borç tutarlarının nasıl konsolide edildiği ve protokol sürecinin sonuçları somut olarak ortaya konmadıkça tazmini gereken kesinleşmiş bir zarar olarak finansal yönden değerlendirilemeyeceği belirtilmiştir.... A.Ş ile imzalanan sözleşme nedeniyle zarar iddiası karşısında İst. 10. ATM dosyasında finansal kiralamadan kaynaklanan alacak davasının olup davanın kabulü yönünde karar oluşturulduğu, davalılardan... A.Ş nin tüzel kişiliğinin sona ermesiyle aktif ve pasif husumeti olmadığından hakkında karar oluşturulmasına yer olmadığına karar verildiği,  yani bu tutarın dava konusu edildiği, ilam sonucu taslak ile ilgili süreçlerin bulunduğu, fiili zarar var ise buna ilişkin miktar ve dayanak kararların yer almadığı ifade edilmiştir. ...'ın Eşi ... ile yapılan ... işlemi nedeniyle talep edilen zarara yönelik tüm denetlemelerin yapıldığını dava dışı ... tarafından ödendiği belirtilen 632.174 USD tutarındaki bedelin iadesine dayandığından anılan işlem nedeniyle ve belirtilen tutar kadar şirket zararı doğduğundan söz etme imkanının bulunmadığı ifade edilmiştir. Tüm dosya kapsamı, sunulan deliller, izleme olanağı sağlayan bilirkişi raporları, tüm itiraz ve dayanaklar denetlenmiş, davacının davalılardan ..., ...,... yönünden davayı takipsiz bıraktıklarına yönelik beyanları dikkate alınmış ve bu çerçevede bilirkişi raporunda da gerekçeleri açıklandığı ve karara geçirildiği üzere davalılardan sadece ...ve... yönünden... ve ... yönünden yapılan danışmanlık sözleşmelerine istinaden fazla yapılan usulsüz ödemeler nedeniyle 225.000,00 TL zarardan sorumlu tutulacakları, bu iki davalı dışında diğer davalılar hakkında açılan zararlandırıcı eylemlere yönelik davacı iddiaları içinse haklarında tazminata hükmedilebilecek dayanak belge ve gerekçelerin bulunmadığı ifadesinde adı geçenler yönünde de davanın reddine \" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Temlik alan davacı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece eksik inceleme nedeni ile hükme esas alınması mümkün olmayan bilirkişi raporuna itibar edilerek ... aleyhine karar oluşturulması mesnetsiz olup, usul ve yasaya aykırı olduğunu,Yönetim Kurulu Üyeleri'nin sorumluluğu Türk Ticaret Kanununda açıkça tanımlamış olup, anonim şirketin yönetim kurulu tarafından idare ve temsil olunacağı hükmüne bağlandığını, bilirkişilerce hazırlanan ve hükme esas alınan raporlarda özetle, dava dosyasına sunulan bilgi ve belgelerin eksik ve yeterli olmadığından bahisle, dosyaya sunulan belgelerle sınırlı olarak irdelenip değerlendirmeye tâbi tutulduğu, mali tablolardaki kaydi uyumsuzluklar nedeni ile karşılaştırmalı değerlendirme olanağının bulunmadığı tespitleri yapıldığını, itirazlarının değerlendirilmediğini ve (davanın temlik alındığı) ... AŞ'nin tüzel kişiliğinin Fon'dan ayrı ve bağımsız bir sekilde devam ettiğini, şirketin resmi ticari defter ve kayıtlarının bildirilen şirket adresinde olduğu önünde beyanda bulunulduğunu  ve bilirkişilere yerinde inceleme yetkisi verildiğini, incelemenin sirket merkezinde yapılmasına karar verilmesine rağmen, bilirkişilerce şirket merkezine gidilmediğini, defter ve kayıtları incelenmeden hatalı tespitlerde bulunulduğunu, bilirkişiler tarafından davacı şirket de dahil ... Grubunun halka açık şirketlerinin ...'de işlem gören hisse senetlerinin sıralarının işleme kapatıldığı dikkate alındığında, davacı şirketin 09.07.2001 tarihine en yakın tarih olarak 30.06.2001 tarihi itibarı ile varlık ve kaynak yapısının analizinin önemli bulunduğu fakat anılan tarih itibarı ile dava dosyasına sunulan herhangi bir mali tabloya ve özellikle zarar unsurlarına yönelik kayıtların tespiti yönünden ayrıntılı mizanlara rastlanmadığı tespitinin 30.06.2001 tarihi itibariyle Bağımsız Denetim Raporu dosyada mübrez olması nedeniyle doğru olmadığını, yine  bilirkişilerce “07.06.2002 tarihinde şirketin temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetiminin ... tarafından devralınarak atamalar yapıldığı dikkate alınırsa bu kez davacı şirketin 07.06.2002 tarihine en yakın tarih olarak 31.05.2002 tarihi itibarı ile varlık ve kaynak yapısının analizi önem kazandığı fakat anılan tarih itibarı ile dava dosyasına sunulu herhangi bir mali tabloya ve ayrıntılı mizana rastlamadığı  tespitinin  31.12.2002 tarihi itibariyle Bağımsız Denetim Raporu dosyada mübrez olması nedeniyle doğru olmadığını, ... AŞ'ne iştirak edilmesine ilişkin zarar yönünden ... AŞ, ... AŞ adına açılmış olan vadeli akreditiflere kefil olduğundan sorumluluğu devam etmekte olup, neticede dolanlı işlemlerle şirket zarara uğratıldığını, bilirkişilerce ... AŞ ile ilgili onaylı mali tablolara ve kayıtlara dava dosyasında rastlanmadığı tespitinde bulunulmuş olup, ilgili yılın noter onaylı envanter defteri açılış-kapanış örneklerinin dosyada mübrez olduğunu, envanter defterinden mali tablo incelenmediğini, 31.08.2009 tarihli onaysız mizanla ilgili bilgilerin doğruluğunun resmi defterlerden kontrol edilmediğini, şirketin terkin edildiğinin 12.08.2013 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yayımlandığını, iştirakin herhangi bir değeri, mal varlığı olmadığından satışa konu olmasının mümkün  olmadığını, söz konusu iştirak nedeniyle uğranılan zararın muhtemel değil açıkça ve fiilen ortada olduğunu, ... AŞ'ye iştirak edilmesine ilişkin zarar yönünden  ...Aş 'nin sermayenin %5 ine iştirak etmiş olup, karşılığında 75.000 USD ödeme yaptığını, ... AŞ olarak faaliyetine devam eden şirketin  28.03.2012 tarihinde gerçekleşen 2008-2009-2010-2011 yılları genel kurul toplantısında şirketin faaliyetinin devam etmesinde fayda görülmediğinden TTK hükümlerine istinaden tasfiye edilmesine karar verildiğini, şirketin tasfiyeye girmiş olmasının ... AŞ'nin anılan miktarda zarara uğratıldığı hususunun dayanağını oluşturduğunu, iştirakin tasfiyesi neticesinde davacı şirkete kalan bir tutarın bulunmadığı da göz önüne alındığında, anılan şirkete iştirak edinilmesi sonucu zarar edildiğini, ... AŞ'ne iştirak edilmesine ilişkin zarar yönünden  17.10.2000 tarihli karar ile 1.000.000 TL sermaye ile kurulan... Grubu AŞ'ne 250.000 TL ile iştirak edildiğini, ancak şirket yararına işlemler yapılmadığını,  gayri faal durumda olduğunu, şirket yönetim kurulunun şirketin iştigal konularına giren tüm faaliyetlerinde basiretli bir işadamı gibi hareket etmesi gerektiğinden şirketin menfaatine aykırı verilen kararlarla oluşan zarardan sorumlu olduklarını, bilirkişi raporunda geçen 03.09.2009 tarihli mizan muhasebe programından alınan mizan olduğunu, resmi defterler incelenmiş olsaydı, mizanın doğruluğu teyit edilecek olduğunu, şirketin kuruluşu esnasındaki ve sonrasındaki tüm masrafların ... AŞ tarafından karşılanıp, dekont edilmek suretiyle firmanın alacaklandırıldığını,  ... AŞ'ye olan 25.668,78 TL borcun bu şekilde oluştuğunu, ... Otomotiv ve Dış Ticaret A.Ş.'ye kullandırılan krediye ilişkin zarar yönünden bu şirket ile 27.08.1999 tarihinde imzalanan  finansal kredi sözleşmesi ile satıcı firma olan ... Şti.'ne mal bedelinin çok üzerinde bir bedel olan 479.750 USD ödendiğini, kiracının kira bedellerini ödemediğini, sözleşmenin feshedilerek malın geri alındığını, yapılan piyasa araştırmasında malın 17.12.2003 tarihindeki değerinin 23.000 USD olduğu tespit edildiğini ve bu fiyata satıldığını, firmanın teklifi üzerine 12.05.2008 tarihinde alınan 200/96 sayılı yönetim kurulu kararı ile ... AŞ'nin borcunun ödenmesi konusu karara bağlanarak firma ile protokol yapıldığını ancak ödemeler tamamlanmadığından yasal takibe başlandığını, oluşan zarardan dönemin yönetim kurulu üyeleri sorumlu olduğunu, ...Turizm'le yapılan sözleşmeye ilişkin zarar yönünden ; 17/02/1999 tarihinde ... AŞ ile anaparası 10.100.000 USD tutarında leasing işlemi yapıldığını,  ... AŞ'nin ödemelerini yapmamış olması nedeni ile sözleşmenin iki defa tadil edildiğini ve borçların ödenmesi için ... AŞ ve kefil ... AŞ'ne ihtarname keşide edilmesine rağmen öngörülen sürede kira bedelleri ödenmediğinden 04/07/2001 tarihinde sözleşmenin feshedildiğini, bu tarihten sonra kiracının cari hesabında bulunan borç tutarı olan 824.046 TL karşılık ayrıldığını, oluşan zarardan dönemin yönetim kurulu üyeleri sorumlu olduğunu, ... San. ve Tic. AŞ ile imzalanan sözleşmeye ilişkin zarar yönünden; şirket ile anaparası 3.100.000 USD tutarında leasing işlemi yine ... Bank'ın yapmış olduğu mevduat blokajı karşılığında... Bank International'dan finanse edildiğini ve ... Holding hissedarlarından ...'na (... AŞ) kullandırıldığını, kira bedellerinin ödenmemiş olması nedeni ile sözleşmenin 3 defa tadil edildiğini, kiracının borçlarını ödeyemediğini ve böylece riskin tahsil edilemediğini ve alacağın teminatsız kaldığını, islemi yapan yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu doğduğunu, ...ve ... ile yapılan danışmanlık sözleşmelerinden doğan zarar yönünden  Mahkemece ...ve ...'ın sorumluluğuna hükmedilmesinin yanısıra bu işlemi gerçekleştiren diğer yöneticilerin de  sorumluluğunun bulunduğunu, Davalı...'ın eşi ...'la yapılan leasing işlemine ilişkin zarar yönünden; tapu sicil kayıtlarında finansal kiralamaya konu taşınmazın kaydına konulan haciz nedeni ile kiracıya devir yapılamadığını  ve kiracı...'ın eşi olması sebebi ile şirket yetkilerini kendi menfaatlerine kullanarak kira bedelinin ...'a iadesine ilişkin protokol düzenlendiğini , oluşan bu zarar için 894.931 TL karşılık ayrılmış olduğunu,  Fon tarafından .... grubu ile imzalanan protokollerin kapsamında dava konusu zararın yer almadığını, ... Grubu ile yapılan protokolün kapsamının yerel mahkeme tarafından anlaşılamadığını, ..., ... ve ... ile ilgili tarafların karşılıklı ibralaşmış olması karşısında işbu davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin yasal düzenlemeye aykırı olduğunu, yine davalılardan ..., ..., ..., ..., ... ve ... ile de karşılıklı ibralaşılmış olup işbu davalılar hakkında da davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiğini beyanla yürütmenin durdurulması talepli olarak, İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/310 E.-2018/393 K. sayılı Mahkeme İlamının aleyhe kısmının bozulmasına yargılama gideri ve vekalet ücretini karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE:Dava, anonim şirket yönetim ve denetim kurulunun sorumluluğundan kaynaklanan şirket zararının tahsili ile şirkete ödenmesi istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davalılardan ..., ..., ... yönünden davanın takipsiz bırakılması nedeniyle adı geçenler yönünden davanın HMK 150. madde gereğince açılmamış sayılmasına, davalılardan ...ve ... yönünden davanın kısmen kabulü ile 225.000 TL'nin bu davalılardan dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazla talebin reddine, diğer davalılar hakkında açılan davanın reddine karar verilmiştir.Karara karşı davacı vekili tarafından yukarda yazılı sebepler ile  istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinafa incelemesine konu uyuşmazlık temelde, temlik eden davacı şirketin zararının bulunup bulunmadığı, zarar var ise davalıların sorumlu olup olmadıkları noktasındadır. Temlik eden davacı  ... AŞ'nin, ... Yönetim Kurulu'nun   17.05.2002 tarih ve 326 sayılı kararı gereğince, 07.06.2002 tarihinde  temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetiminin 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 15/7-a maddesi uyarınca ... tarafından devralınmıştır. Dosya kapsamına göre temlik eden davacı şirketin 19.03.2004 tarihli olağan genel kurul toplantısında 01.01.2002-07.06.2002 tarihleri arasında şirkette görev yapan yönetim kurulu üyeleri..., ..., ..., ..., ..., ..., ...'ın gerek kendi dönemlerinde yapmış oldukları tasarruflar  nedeniyle, gerekse kendilerinden önceki gelenlerin yapmış oldukları hatalı işlemler ile ilgili olarak gerekli prosedürü işletmemeleri ve gerekli önlemleri almamaları nedeniyle ibra edilmemelerine ve yönetim kurulu üyeleri hakkında kişisel sorumluluk davaları açılmasına, denetçiler ..., .., ... ve ...'in ise gerekli müdahaleleri  yapmayarak şirket zararının oluşmasında kusurları bulunması nedeniyle ibra edilmemelerine ve haklarında kişisel sorumluluk davaları açılmasına , şirket zararının geçmiş yıllarda alınan karar ve işlemlerden kaynaklanması sebebiyle daha önceki 5 yıllık dönemde göre yapan ve ibra edilen yönetim kurulu üyeleri ile denetim kurulu üyeleri dahil geriye doğru birikmiş zarar sorumlulukları bulunması nedeniyle tüm yönetim ve denetim kurulu üyelerine ilişik 5 yıllık dönemi ait geçmiş genel kurullarda yapılan ibranın kaldırılmasına, haklarında sorumluluk davası açılmasına karar verildiği görülmektedir. Temlik eden davacı şirket tarafından, ... AŞ, ... AŞ,... AŞ. şirketlerinin kuruluşu ve iştirak işlemi nedeniyle, ... Holding A.Ş'ne kullandırılan nakitten kaynaklanan alacak bakiyesi nedeniyle, ...Otomotiv ve Dış Ticaret A.Ş. ile yapılan finansal kiralama sözleşmesi nedeniyle,  ... A.Ş ile yapılan finansal kiralama sözleşmesinin feshi üzerine tahsil edilemeyen alacak nedeniyle,... AŞ ile  yapılan finansal kiralama sözleşmesinin feshi üzerine tahsil edilemeyen alacak nedeniyle, ... ve ... ile yapılan danışmanlık sözleşmeleri doğrultusunda bu yönetim kurulu üyelerine yapılan  ödemeler nedeniyle, davalı...'ın eşi ...'la yapılan finansal kiralama sözleşmesi uyarınca ödenen kira bedellerinin kiracıya ödenmesine ilişkin yönetim kurulu kararı nedeniyle, yönetim kurulu üyesi ...'a yapılan ödemeler nedeniyle şirketin zarara uğratıldığı ileri sürülmüş, yargılamanın devamı sırasında 07.03.2005 tarihinde işbu sorumluluk davası  ... tarafından temlik alınmış ve ..., davacı sıfatı ile davaya devam ederek şirket zararı olarak 5.464.350,000 YTL ve 43.832.174,00 USD'nin tahsilini talep etmiştir.Yargılama sırasında yürürlüğe giren 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu'nun geçici 11. maddesinde, Mülga 4389 Sayılı  Bankalar Kanunu'nun  14, 15, 15/a, 16, 17, 17/a, 18. maddeleri ek 1, 2, 3, 4, 5, 6. maddeleri ile geçici 4. maddesi hükümlerinin uygulanmasına devam edileceği belirtilmiştir.4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 15/3.maddesinde (5411 sayılı Kanunu'nun 132/10 maddesi) \"...Fon, devraldığı ve dava veya iflas takibine konu etmekle görevli ve yetkili olduğu alacakları ve 6183 sayılı Kanuna göre takip ettiği ve/veya edeceği alacakları da dahil olmak üzere bu Kanunda yazılı her türlü alacakları ile ilgili olarak iskonto da dahil olmak üzere her türlü tasarrufta bulunmaya, sulh olmaya, alacağına mahsuben menkul ve gayrimenkul mallar ile her türlü hak ve alacakları hiçbir sınırlamaya tâbi olmaksızın devralmaya ve alacağın yeniden itfa planına bağlanması da dahil olmak üzere borçlularla anlaşma yapmaya ve borçlularla yaptığı anlaşmalar kapsamında 14 ve 17. maddeler uyarınca Fon Kurulunca belirlenecek esas ve usuller dahilinde muhafaza tedbiri uygulayıp, uygulamamaya, dava açıp açmamaya veya açılmış bulunan hukuk davalarının yapılan anlaşma süresince durdurulmasını mahkemeden istemeye yetkilidir. \" hükmü mevcuttur.Eldeki davada davalılar ..., ..., ...,..., ..., ..., ..., ...'ın temlik eden davacı şirkette 01.12.1998-07.06.2002 tarihleri arasında denetim kurulu üyeleri, diğer davalıların ise 19.02.1996-25.11.2002 tarihleri arasında yönetim kurulu üyeleri olarak görev yaptıkları anlaşılmaktadır. Kural olarak, yönetim kurulu üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da öğretideki baskın görüşe göre, 6762 sayılı Ticaret Kanunu'nun 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler, oluşan zarardan müteselsilen sorumlu olurlar. Yani yönetim kurulu üyelerinin görevlerini ifaları sırasında bir zarar oluşmuşsa, bu zararın üyelerin kusurlu eylemi sonucu meydana geldiğinin kabulü gerekmektedir. Başka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu yönetim kurulu üyeleri için kusur esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine kusur karinesi kabul etmiştir. Nitekim aynı Kanun'un 338. maddesinde, yönetim kurulu üyelerinin kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat etmedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir. Yine Kanun'un 346.maddesinde, yönetim kurulu üyelerinin kural olarak müdürlerin sebebiyet verdikleri zararlardan sorumlu olmadıkları, ancak ehil olmayan müdürler tayin etmek veya onların şirket için zararlı olan iş ve işlemlerine karşı müsamaha göstermek veya idare meclisinin salahiyetli olmadığı hususlara müdürleri mezun kılmak suretiyle sebebiyet verdikleri zararlardan dolayı şirkete karşı 336. madde hükmünce sorumlu olacakları belirtilmiştir. Denetim kurulu üyelerinin de kusursuz olduklarını ispat etmedikçe zarardan sorumlu bulundukları, Kanun'un 559. maddesinde düzenlenmiştir. Bu hali ile ispat külfeti açısından değerlendirildiğinde ters çevrilmiş bir kusur sorumluluğundan söz etmek mümkündür. Bu sorumluluk çerçevesinde, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin kusursuzluklarını kanıtlayamamaları halinde oluşan zarardan sorumlu olduklarının ilke olarak kabulü gerekir. 6762 sayılı Kanun'un sistematiğinde yönetim ve denetim kurulu üyelerinin zarardan sorumlu tutulabilmeleri için bu görevlere göstermelik olarak atanıp atanmadıklarının veya bağımsız karar alma yetkilerinin bulunup bulunmadığının tespitinin gerektiğine dair bir düzenleme bulunmadığı gibi ne şekilde görevde olduklarının ve bunun sonucu olarak tüzel kişi hissedarları temsil edip etmemelerinin de bir önemi yoktur.Dava tarihinde yürürlükte bulunan 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 17/a maddesi de \"Fon tarafından 14, 15, 15/a ve 17.maddeler hükümleri uyarınca açılmış ve açılacak davalar ile temettü hariç ortaklık hakları ve/veya yönetim ve denetimi Fona intikal eden ve/veya bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izin ve yetkileri ilgili Bakan, Bakanlar Kurulu veya Kurul tarafından kaldırılan bankalar ile tasfiyeleri Fon eliyle yürütülen veya Fon tarafından tasfiye işlemleri başlatılan bankalar tarafından eski yöneticiler ve denetçiler aleyhine aslen açılan ve/veya külli halef sıfatı ile takip edilen ve/veya Fon tarafından kanuni halef ve/veya devir alanı ve temellük eden sıfatı ile takip edilen şahsi sorumluluk davalarında ispat külfeti davalılara aittir.\"şeklinde düzenlenmiştir.Mahkemece hükme  esas alınan bilirkişi raporunda, dava dışı .... A.Ş.'deki iştirakın daha düşük bedelle satışa konu olmadan, dolayısıyla da iştirak satışı nedeniyle zarar fiilen gerçekleşmeden ya da aktifte maliyet değeriyle kayıtlı bulunduğu anlaşılan iştirak tutarının kesin olarak değersiz hale geldiği ortaya konmadan zararın gerçekleştiğini ileri sürmenin olanaklı bulunmadığı; ... A.Ş. adlı bir şirkete 75.000,00 USD tutarında iştirak edildiği, bu şirketin sonrasında  .... Tic. A.Ş olarak faaliyet gösterdiği, şirketin 28.03.2012 tarihinde gerçekleşen  toplantısında TTK hükümlerine göre tasfiyesine karar verildiği, şirketin tasfiyeye girmiş olması ... A.Ş'nin zarara uğratıldığı hususuna dayanak olarak ifade edilmiş ise de mali kayıtlarının denetlenmesiyle öz kaynakların nasıl değişim gösterdiğinin, pay değerinin nasıl seyrettiğinin objektif olarak değerlendirilebileceği ancak buna  ilişkin dayanak ve belgenin olmadığı; ... A.Ş.'ne 250.000,00 TL iştirak edilmesi yolundaki yönetim kurulu kararına rağmen taahhüt edilen sermaye payının fiilen temlik eden davacı şirket tarafından ödendiğinin sabit olmadığı gibi  iştirak tutarı fiilen ödenmiş olsa dahi, iştirak payı daha düşük bedelle satışa konu olmadan, dolayısıyla da iştirak satışı nedeniyle zarar fiilen gerçekleşmeden ya da aktifte maliyet değeriyle kayıtlı bulunduğu anlaşılan iştirak tutarının kesin olarak değersiz hale geldiği ortaya konmadan  kesinleşmiş bir zarardan söz edilmesinin olanaklı bulunmadığı; temlik eden davacı şirketin ... A.Ş.'ne kullandırılan nakit finansman dolayısıyla borcun ödenme için ... A.Ş.'ye ihtarname çekildiği dolayısıyla tazmini talep edilen miktarda bir zararın fiilen kesinleştiğine ilişkin kayıt ve belgelere rastlanmadığı; ... ve Dış Ticaret A.Ş ile yapılan finansal kredi sözleşmesine ilişkin borcun ödenmesi konusunda protokol imzalandığı ancak ödemeler tamamlanmadığından takibin devam ettiği dolayısıyla söz konusu alacağın finansal yönden zarara dönüşmediği; ... A.Ş.'den finansal kiralama sözleşmesinden kaynaklanan alacak bakiyesinin tahsilinin tamamen olanaksız hale gelip gelmediği, finansal kiralamaya konu malların varlığı ve değerlendirme olanaklarının dava tarihi itibarıyla hangi düzeyde bulunduğu, dolayısıyla da iddia konusu alacak bakiyesinin batık hale gelerek net zararın kesinleştiği hususunda dayanakların sunulmaması halinde şirket zararı doğduğundan söz etmenin mümkün olmadığı; dışı ... AŞ'nin finansal kiralama sözleşmesinin 3 kez tadil edilmesine rağmen kira bedellerinin ödenmediği, kiralanan taşınmaz üzerinde grup şirketlerinin ipotekleri bulunduğu, yapılan takipler sonucu taşınmazın nakde çevrilerek davacı şirket alacağına mahsuben taşınmazın satın alındığı ancak şirketin ve şirketten olan alacak bakiyesinin akibeti ve bu şirketten olan alacak bakiyesinin tahsil edileme kabiliyetinin kalmadığının kanıtlanması halinde en azından kiralamaya konu taşınmazın satın alınması nedeniyle katlanılan maliyetten kaynaklanan zararın fiilen doğmuş hale geleceği,  dava tarihi itibarıyla 3.100.0,00,00 USD tutarında maliyet bedelinin fiilen zarara dönüşüp dönüşmediği hususunun dava dışı ... şirketinin akıbetine bağlı olduğu; davalılardan... ve...ile yapılan danışmanlık sözleşmelerinin sözleşme dönemini aşacak şekilde ve danışmanlık hizmeti adı altında ödeme yapılmasının tarafsızlık ve belgelendirme kavramları uyarınca şirket zararına olduğu, sözleşmede imzası bulunanlar ile sözleşmeye konu ödemelerin yapıldığı yönetim kurulu üyeleri tarafından aksi kanıtlanmadıkça finansal yönden temlik eden davacı şirketin 225.000 TL tutarındaki ödeme kadar zararının doğduğu; davalılardan şirket genel müdürlüğü yapan ...'a ek ücret ödenmesi ile ilgili kararın, şirket politikalarına, ticari teamüllere aykırılığı yönünde herhangi bir belge ve açıklama bulunmadığı, karara dayanak yapılan tahakkuk  ve ödemeler ile ilgili  kayıtların dosyada yer almadığı, tazmini talep edilen miktarda zarar oluştuğunun ileri sürülmesinin güç göründüğü; temlik eden davacı şirketin ... ile yapılan finansal kiralama sözleşmesine ilişkin 15.02.2002 tarihli yönetim kurulu kararında şirket hatası nedeniyle kiralamaya konu taşınmazların kiralamaya konu mal olduğuna ilişkin şerh konulmadığından taşınmazlara ... Bank AŞ.'nin yaptığı takipler nedeniyle hacizler konduğu,... Lojistik AŞ. Ve ...'ın sözleşmeden doğan edimleri yerine getirdikleri, ödedikleri tutar üzerinden geriye dönük %10 faiz işletilerek oluşan tutarı geçmeyecek şekilde protokol yapılması yönünde karar alındığı, ...'ın yaptığı ödemeler ve paranın iadesine ilişkin kayıtlara dava dosyasında rastlanılmadığı, sürecin genelinde bir zarar oluştuğu ileri sürülebilir ise de kiracı ... tarafından yapıldığı kabul edilen ödemelerin iadesinden zarar oluştuğu iddiasından söz etmenin olanaklı olmadığı belirtilmiştir. Eldeki dava, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna ilişkin tazminat davası olup, yapılacak inceleme sonucunda temlik alan davacı ...'nin zararının tespit edilmesi halinde zarara sebep olan olayın gerçekleştiği tarihte yönetim kurulu ve denetim kurulu üyesi olarak görev alanların zarardan kusur ve sorumluluklarının tayin ve tespiti gerekir. 1.Bir şirketin başka bir şirkete iştirak etmesi, öz kaynak payının belli bir kısmının aktarımı sonucunda aktarılan pay oranında ilgili şirketin faaliyeti sonucunda oluşan performansına katılmak anlamına gelmektedir. Tacirin riskli yatırım yapması mümkün olup,  kasıtlı veya kötüniyetli hareket edildiği ispatlanmadığı sürece ticari takdiri ile yaptığı yatırımdan şirketin zarar görmesi, tek başına, yöneticilerin sorumluluğunu gerektirmez. İştirak edilen şirketin kar/zararına göre iştirak eden şirketin öz kaynağında değişiklikler meydana gelmekte olup, iştirak edilen şirketin tasfiye edilmesi halinde iştirak daha düşük bedelle satışa konu olmadan, zararın fiilen gerçekleştiği söylenemez. Bu nedenle kuruluşuna iştirak edilen şirketin sonradan tasfiyeye girmesi yönetim kurulu ve denetim kurulu üyelerinin sorumluluğunu gerektirmez. Bu açıklamalar ışığında somut olaya gelindiğinde ... A.Ş.... A.Ş. ve ... A.Ş.'nin kuruluşlarına iştirak edilmesi nedeniyle temlik eden davacı şirketin dava tarihi itibariyle zararı olduğu ispatlanmamıştır. Bu nedenle davacı ... vekilinin bu yöne ilişen istinaf istemi yerinde görülmemiştir. 2.Finansal kiralama sözleşmesi, kiralayanın, mülkiyeti kendisinde kalmak üzere kiracının seçip talep ettiği taşınır veya taşınmaz bir yatırım malının zilyetliğini her türlü faydayı sağlamak üzere devretmeyi, kiracının da buna karşılık bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşme olup, (Eren, F: Borçlar Hukuku Özel Hükümler, Ankara, 2018, s.457) atipik bir akit olarak üçlü bir ilişkiyi içermektedir. Burada alıcı, görüp beğendiği bir malı  (taşınır veya taşınmaz) satın almak için satıcı ile anlaştıktan sonra finansal kiralama şirketine müracaat ile görüp beğendiği ve satın alma iradesini bildirdiği satıcıdan malın satın alınmasını ve kendisine teslimini, sonrasında da finansal kiralama sözleşmesine göre bedelini ödemeyi taahhüt eder. Satıcı, alıcı ile kendi arasındaki ilişki sonucu malı teslim ettiğine dair belgeleri finansal kiralama şirketine ibraz ederek faturayı finansal kiralama şirketi adına düzenler ve mal bedelinin tahsil eder. Finansal kiralama konusu malın mülkiyeti  sözleşmede aksi kararlaştırılmadığı sürece kiralayan şirkete aittir.Dosya kapsamından temlik eden davacı şirket ile dava dışı ... A.Ş, ... A.Ş. arasında imzalanan finansal kiralama sözleşmelerinin feshedildiği, finansal kiralama sözleşmesi imzalanan diğer bir şirket olan ...AŞ,... Otomotiv ve Dış Ticaret A.Ş ile ... A.Ş. tarafından sözleşmede kararlaştırılan kira bedellerinin ödenmemiş olduğu anlaşılmaktadır.Temlik eden davacı şirketin feshedilen finansal kiralama sözleşmeleri nedeniyle  ödenmeyen kira bedellerine ilişkin zarar istemi yönünden, alacak bakiyesinin tahsilinin imkansız olup olmadığının tespiti gerekli olduğu gibi finansal kiralama suretiyle kiralamaya konu taşınır ve taşınmaz malların, kira bedellerinin ödenmemesi sebebi ile sözleşmelerin feshedilmesi sonucunda geri alınıp geri alınmadığı, geri alınmış ise geri alındığı tarihteki rayiç değerleri, 3.şahıslara yeniden kiralanıp kiralanmadığı ya da satılıp satılmadığı,  makinelerin yeniden 3.şahıslara kiralanması ya da satılması halinde davacı şirketin zararının bulunup bulunmadığının tespiti de önemlidir. Bu yönde davacı ... tarafından dava dışı ... A.Ş. İle imzalanan sözleşme yönünden  satıcı firmaya yüksek bir miktarda ödeme yapılmışken sözleşmenin feshi nedeniyle malın geri alınarak üçüncü kişiye daha düşük bir fiyattan satılmak suretiyle temlik eden davacı şirketin zarara uğradığı ileri sürülmüştür. Dosya kapsamından dava dışı ... A.Ş. yönünden   feshedilen finansal kredi sözleşmesi  nedeniyle malların iade alındığı ancak  kira bedellerini ödememesi üzerine başlatılan yasal bir sürecin olduğu,  dava dışı ... A.Ş. yönünden feshedilen finansal kredi sözleşmesi nedeniyle malların iadesi yönünde karar alındığı ancak  kira bedellerini ödememesi üzerine başlatılan yasal bir sürecin olduğu, dava dışı ... AŞ ile imzalanan finansal kiralama sözleşmesinin 3 kez tadil edilmesine rağmen kira bedellerinin ödenmediği, kiralanan taşınmaz üzerinde bulunan grup şirketleri ipotekleri nedeniyle yapılan takipler sonucu taşınmazın nakde çevrilerek temlik eden davacı şirket alacağına mahsuben taşınmazın satın alındığı, ...AŞ'nin de iflasına karar verildiği  anlaşılmaktadır.Mahkemece bilirkişi raporundan hareketle bu üç şirket ile imzalanan finansal kiralama sözleşmelerine konu malların varlığı ve değerlendirme olanaklarının dava tarihi itibarıyla hangi düzeyde bulunduğuna, alacak bakiyesinin tahsilinin imkansız olup olmadığına ve fiili zarar doğduğuna ilişkin bir veri sunulmadığı, alacağın tahsilinin imkansız olduğunun kanıtlanması halinde de kiralamaya konu taşınmazın satın alınması nedeniyle katlanılan maliyet bedelinin fiilen zarara dönüşüp dönüşmediği hususuna ilişkin veri sunulmadığı, anılan şirketler ile imzalanan finansal kiralama sözleşmeleri yönünden kesinleşmiş bir zararın varlığının ispatlanmadığı kabul edilmiştir.Ne var ki davacı ... tarafından  iddia edilen zararı ispat etmek üzere temlik eden davacı şirket defter ve kayıtlarına dayanılmış ve bunlar üzerinde mahallinde inceleme yapılmasını talep edilmiş ise de bilirkişi raporları dosyada mevcut bilgi ve belgeler ışığında hazırlanmıştır. Bu durumda  şirketin kayıt ve defterlerinin incelenmesi gerekli olup, dosyaya sunulan delillerin delil değerinden söz edebilmek için ticari kayıt ve ticari defterlerle karşılaştırılması zorunludur. HMK'nın 222/1 ve TTK'nun 83.maddeleri uyarınca, ticari defterlerin resen dahi incelenmesine karar verilebilir. Davacı tarafça ticari defter ve kayıtların hacimli olması nedeniyle mahallinde incelenmesinin talep edilmiş olması karşısında, usulüne uygun ara kararı oluşturularak ticari defterlerin ve uyuşmazlığa ilişkin dayanak defter kayıtlarının hazır olacağı yeri bildirmesi, inceleme gününde defter ve kayıtları bildirilen yerde hazır bulundurması için davacı tarafa kesin süre verilerek, tayin edilen inceleme gününde bilirkişi kurulunun  yerinde inceleme yapmasının sağlanması, bunun sağlanması için gerekirse mahkeme hakimi eşliğinde keşfen inceleme yapılması ve yapılacak bu inceleme sonucuna göre alınacak rapor ışığında değerlendirme yapılarak hüküm verilmesi gerekir. Mahkemece bilirkişi heyetine mahalde HMK 218. Maddesine göre yerinde inceleme yetkisi verilerek inceleme yaptırılmasına karar verilmiş ise de bu hususta yapılan bir inceleme olmadığı görülmekle  zarara uğradığı iddia edilen temlik eden davacı şirketin defterleri ve bu davaya konu uyuşmazlığın dayanak kayıtlarının incelenmemesi suretiyle mahkemece eksik inceleme ile karar verilmesi isabetsiz olmuştur.3.Yönetim kurulu üyeleri ve yönetimle görevli üçüncü kişiler, görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kurallarına uyarak gözetmek yükümlülüğü altındadırlar.Yönetim kurulu üyelerinin özen ve dikkat yükümlülüğünün kapsamı, şirket ana sözleşmesi, kanun, iç yönerge ve yönetim kurulu tarafından verilen tüm yetki ve görevleri kapsar. Yönetim kurulu üyelerinin sadakat  borcu yöneticilerin ortaklıkla ilgili bütün işlemlerde ortaklık menfaatini gözetmelerini ve kendi çıkarları ile çatışsa dahi şirket menfaatini üstün tutmaları gereğini ifade eder. (Çamoğlu/Poroy/Tekinalp, s. 374) 6762 sayılı Ticaret Kanunu'nun 334.maddesi \" İdare meclisi azalarından biri umumi heyetten izin almadan kendi veya başkası namına bizzat veya dolayısiyle şirketle şirket konusuna giren bir ticari muamele yapamaz. Aksi takdirde şirket yapılan  muamelelerin batıl olduğunu iddia edebilir.Aynı hak diğer taraf için mevcut değildir\" şeklinde düzenlenmiştir.Somut olayda temlik eden davacı şirket ile davalılar... ve ... arasında  01.08.2001-31.01.2002 tarihlerini kapsayan danışmanlık sözleşmeleri imzalanmış olup, sözleşmelerde belirlenen aylık net ücretlerin Ocak 2002 sonuna kadar toplam 6 ay süreyle tahakkuk ettirilerek ödenmesinin kararlaştırıldığı ancak her iki sözleşme kapsamında  gerçekleştirilen ödemelerin 10 aylık olduğu ve ödenen toplam tutarın 225.000 TL olduğu anlaşılmaktadır. Söz konusu danışmanlık sözleşmelerinin, özün önceliği ve tarafsızlık ve  belgelendirme ilkelerine aykırılık teşkil etmesi nedeniyle mahkemece bu sözleşmelerde temlik eden davacı şirket adına imzası bulunan yönetim kurulu üyeleri olan davalılar ...ve ...'ın yapılan usulsuz ödeme sebebiyle 225.000 TL zarardan sorumlu tutulmalarına karar verilmiştir. Ancak... ve ...'a ödeme  yapıldığı dönemde, davacı vekilinin istinaf dilekçesinde karşılıklı ibralaşıldığını belirttiği yönetim kurulu  üyelerinden  davalılar ..., ..., ... ile denetim kurulu üyelerinden ..., ... haricinde, danışmanlık sözleşmelerinin diğer tarafı olan... ve ...'ın yönetim kurulu üyesi olmalarına ve eldeki sorumluluk davasında davalı olarak yer almalarına göre mahkemece bu zararla ilgili  sorumlulukları tartışılmadan eksik incelemeyle karar verilmesi isabetsiz olmuştur. 4. Temlik eden davacı şirket ile dava dışı ... arasında imzalanan finansal kiralama sözleşmesine ilişkin, davalı yönetim kurulu üyelerinden..., ..., ...ile davacı vekilinin istinaf dilekçesinde karşılıklı ibralaşıldığını belirttiği yönetim kurulu üyelerinden ... ve denetim kurulu üyelerinden ..., ...'ın da imzasının bulunduğu 15.02.2002 tarihli yönetim kurulu kararı ile \"çeşitli kişilerle 6 adet taşınmaz leasing yapıldığı, şirket hatası nedeniyle kiralamaya konu taşınmazların kiralamaya konu mal olduğuna ilişkin şerh konulmadığından taşınmazlar hakkında ... Bank AŞ. tarafından yapılan takipler nedeniyle hacizler konulması nedeniyle sözleşmeden doğan edimleri yerine getiren... AŞ. ve ...'ın  ödedikleri tutar üzerinden geriye dönük %10 faiz işletilerek oluşan tutarı geçmeyecek şekilde protokol yapılması\" yönünde karar alınmıştır. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, dosya kapsamında ...'ın yaptığı ödemeler ile paranın iadesine ilişkin kayıtlara rastlanılmamakla birlikte ... tarafından belirtildiği miktarlarda ve taraflar arasındaki finansal kiralama sözleşmesine göre yapılan ödemelerin karşılıksız kaldığı, dolayısıyla da şirketçe bu bedellerin iadesi halinde iade edilen tutar kadar bir zarar doğduğundan söz edilemeyeceği belirtilmiştir.Davacı... tarafından ...'ın davalı...'ın eşi olması sebebi ile kira bedelinin ...'a iadesine ilişkin protokol düzenlendiği ve oluşan  zarar için 894.931 TL karşılık ayrıldığı ileri sürülmüştür. Mahkemece bu konudaki zarar isteminin, dava dışı ... tarafından ödendiği belirtilen 632.174 USD tutarındaki bedelin iadesine dayandığı ve anılan işlem nedeniyle şirket zararı doğmadığı kabul edilmiş ise de dava dışı ...'ın yaptığı ödemeler ile paranın iadesi yönünden temlik eden davacı şirketin defter ve ticari kayıtlarının mahallinde incelenmemesi suretiyle eksik inceleme ile karar verilmesi isabetsiz olmuştur. 5. ...  ile ... Bank A.Ş.nin sermayesine hâkim... Grubunun ve Grup ile birlikte değerlendirilen şirketlerin Fona ve Fon bankalarına olan borçlarının tasfiyesi amacıyla taraflar arasında  25.01.2008 tarihinde protokol imzalanmış olup, protokole ek taahhütnameyi davalılardan ... ... , ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... , ...,  ..., ..., ...'ün imzaladığı, protokol ödeme planına göre 2009 yılı sonunda ödenmesi gereken borç taksidinin ödenmemesi üzerine Fon ile borçlu ... Grubu arasında 08.06.2011 tarihinde aynı amaçla yeni bir protokol imzalandığı, protokolün 2.maddesinde protokolün konusunun borçlu olan tüzel kişilerden Fona intikal eden bankalardan kullanmış oldukları kredilerden ve protokolde belirtilen sair sorumluluklardan kaynaklanan ve Fona temlik edilen / edilecek alacaklar ve diğer alacakların borçlular ve kefiller tarafından ödenmesi olduğu, protokolün 1.2.5. maddesinde protokoldeki imza sahiplerinin borca katılma iradesi ile hareket ettiklerinin kabul edildiği, kefalete ilişkin 11. Maddesinde kefalet taahhüdünün düzenlendiği, 08.06.2011 tarihinde imzalanan protokole ilişkin olarak Fon alacaklarının tahsil ve tasfiyesine olumlu katkıda bulunacağı dikkate alınarak Fon Kurulu Kararı ile protokolün eki olarak kefalet taahhütnamesi imzalayan kefillerin taahhüt ettikleri tutara faiz işletilmeksizin borç bakiyesinin % 50’sini ödeyen kanuni temsilcilerin Fon tarafından ibra edilmelerinin kararlaştırıldığı, anılan protokolün temlik eden davacı şirket tarafından imzalanmadığı, bu protokolde davalılardan...'ın imzasının bulunduğu, protokolün vadesinin 08.06.2014 tarihinde sona erdiği  anlaşılmaktadır. Protokolün 9.3.maddesinin üçüncü paragrafında yönetim ve denetimi devralınan şirketler tarafından TTK hükümlerine göre açılarak Fona temlik edilen mali sorumluluk davalarının protokol yürürlükte bulunduğu sürece ve borçluların temerrüdü oluşmadıkça protokolü ve protokolün eki olan kefalet taahhütnamesini  imzalayan davalılar hakkında  tüm dava tutarları üzerinden durdurulması için Fon adına ilgili mahkemelerden talepte bulunulacağı, protokolde imzası bulunmayan kisiler yönünden  sorumluluk davasına devam edileceği; dördüncü paragrafında protokol konu borcun ödenmesi halinde borcun tamamını kefaleten taahhüt etmiş bulunan..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., taahhütname tutarının en az %50 sini ödemeyen kefiller, taahhütname imzalamayan kanuni sorumlular hariç  olmak üzere Fonun  yukarıda belirtilen  mali sorumluluk davalarının bu protokolde yer alan ve durdurulan kısım ile ilgili taleplerinden vazgeçmiş  sayılacağı düzenlenmiştir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda şirketin fiili zararına ilişkin veri sunulmadığı belirtilerek 25.01.2008 ve 08.06.2011 tarihli protokollerde grup içi tüm alacak ve borç tutarlarının nasıl konsolide edildiği ve protokol sürecinin sonuçları somut olarak ortaya konmadıkça tazmini gereken kesinleşmiş bir zarar olarak değerlendirilemeyeceği tespitinde bulunulmasına karşın karar gerekçesinde yukarıda belirtilen protokollerin hüküm ve sonuçları yorumlanarak eldeki davaya etkisi değerlendirilmediği gibi dosya kapsamına sunulan belgelerden hakkında ibraname düzenlendiği anlaşılan davalılar ..., ..., ..., ..., ... ve ... yönünden de bir değerlendirme yapılmadığı anlaşılmıştır. Bu hususlar gözetilmeksizin mahkemece yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olmuştur.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın işaret edilen hususlarda yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kaldırma sebebine göre sair istinaf sebebinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>KARAR:Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, 2-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca  kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 22/05/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4533916daa717455","SID":"5a5b71466e261c18"}}