{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO:2023/88 Esas<br>KARAR NO:2025/769<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:22/11/2022<br>NUMARASI:2021/378 E. - 2022/799 K.<br>DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:15/05/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... ile ...'ın İstanbul ilindeki  ... A.ş. yetkilileri ile görüşerek kargo işi yapmak üzere ... Kahramanmaraş Merkez'de, müvekkil ise Kahramanmaraş ili Çağlayancerit ilçesinde ... KARGO işletmesinin şubesini açmak üzere görüşme yaptıklarını, davalı şirket yetkilileri ile görüşme sonrası şube açmakta anlaştıklarını, orada görüşme sonrası 40.000 dolarlık bonoyu hem ...'a hemde müvekkil ...'a başta teminat olmak üzere bonoyu imzalattıklarını, bunun üzerine Kahramanmaraş iline geldikten bir müddet sonra ..., davalının istedikleri evraklar için çalışmalara başladıklarını, ...'ın tüm eksiklikleri hazırladıktan sonra davalı şirketin 3 adet araç rehni, noterden borç tanıması da yapılarak tüm bu diğer teminatları da vererek ... Kahramanmaraş Merkez de ... KARGO şirketinin şubesini açtığını, 2019 yılında şube olarak işyerini çalıştırdığını, müvekkilin de Kahramanmaraş iline geldikten sonra bir kaç yerden kendince araştırma yaptığında iyi şeyler duymadığı için şube açma fikrinden vazgeçtiğini, davalı şirketin istediği hiçbir hazırlığı yapmadığı gibi diğer teminatları da vermediğini, davalı şirketin de müvekkile şube açma yetkisi  vermeyeceklerini açıkladığını, tüm bunlara ... olayların başından sonuna kadar her şeye şahit olduğunu, ...'ın şube açıp çalışmaya başladıktan sonra günlük yapılan ciroların İstanbul şirketine ödemelerini ilk başta 3 gün sonra başladığı için davalı şirketin yıl sonu ...'a asılsız cezalar kestiğini, haksız şart niteliğinde 85.000 TL borçlandırdığını, oysa ki ...'ın ticari kayıtlarda 60,000 TL alacaklı konumda olduğunu, davalı şirketin evveliyatından beri bu zamana kadar şube açtırdıkları bir çok insanı bu şekilde mağdur ettiğini, haksız olarak şube verdikleri şahıslardan para tahsil edildiğini, davalının ticari hayatında hep kötü niyetli olarak ticaretine devam ettiğini, bunun en yakın kanıtının da şube açtırdıkları ... olduğunu, davalı şirketin, müvekkilin iyinetle şube açmak için görüştükleri sırada teminat olarak vermiş olduğu vade tarihi ve tanzim tarihi yazılı olmayan 40.000 dolar bedelli bonoyu kötüniyetli olarak bononun boş kısımlarını doldurarak  ... Sayılı dosyasında 89.872,77 TL Kısmi  icra takibine başladığını, buradaki bedelin ... ile davalı arasındaki hukuki uyuşmazlık olduğunu, müvekkilin bu bonodan herhangi bir borcu bulunmadığını, müvekkilin davalı ile herhangi bir ticari ilişkisi olmadığını, müvekkilin herhangi bir borcu yokken borcu varmış gibi gerçeğe aykırı müvekkile karşı icra takibine başlanmasının açıkça kötü niyetli olduğunu, kötü niyetli olan davalıdan ... Sayılı dosyası takibe konu alacağın  % 20'si nisbetinde kötü niyet tazminatının davalıdan alınmasını, bu nedenlerle İstanbul 16. İcra Hukuk Mahkemesinin 2020/419 E. Sayılı dosyasında  borçlu olan ...yönünden Kambiyo takibinde takibin iptaline karar verildiği için takibe konu bononun kambiyo senedi vasfına haiz olmadığından kefilin sorumluluğunun adi kefalet hükümlerine tabi olduğu, borçlu ...'a karşı davalı şirketin icra takibi yahut dava yollarını tüketerek varsa alacağı hüküm altına alınması ve bu yönde tüm tahsil imkanları tüketilmeden müvekkilin sorumluluğuna gidilemeyeceğinden, ... Sayılı dosyasındaki takibin öncelikle bu sebepten iptaline karar verilmesini, kabul edilmediği takdirde davalı şirketin ticari defterlerinin ibrazının istenilmesini, müvekkilin söz konusu ...  sayılı dosyasından borçlu olmadığının tespitine, davalının açıkça kötüniyetli olması sebebiyle, ... sayılı dosyasından  takibe konu alacağın  % 20'si nisbetinde kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak müvekkile verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP DİLEKÇESİ:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil Şirket ile dava dışı acente sahibi ... arasında acentelik sözleşmesi imzalandığını, akdedilen bu sözleşme ve ekleri neticesinde Müvekkil Şirket tarafından işletilen şubenin, Acente olarak işletmesine bırakıldığını, dava dışı ... tarafından ödenmesi gerekirken ödenmeyen acentenin kendi personeline ait kıdem tazminatı, aylık ücreti (maaşları) ve personel yemek ücreti, vadesi geçmiş süspan ve hatta acentenin faaliyetinde kullandığı araçların bakım ve tamir giderleri veya bu araçlar nedeniyle kesilen idari para (trafik cezaları), sürücü maliyeti gibi giderler acentenin sorumluluğunda olan bedeller olduğunu, gerek Acentelik Sözleşmesi hükümlerine uygun olarak gerekse de Acentenin vermiş olduğu muvafakatname uyarınca acente ödemez ise Müvekkil Şirket tarafından ödenmekte daha sonrasında ise acentenin hesabına borç kaydedilerek hak edişinden kesildiğini, ancak taraflar arasında hali hazırda acentelik ilişkisinin sona ermiş olması ve Müvekkil Şirket nezdinde herhangi bir hak ediş alacağı kalmaması sebebi ile borçlarına karşılık davacının kefil olduğu icra takibine konu kambiyo senedi Müvekkil Şirkete teslim edildiğini, inceleme neticesinde de senedin veriliş tarihi ve diğer tüm özellikleri ile değerlendirildiğinde kambiyo senedine özgü özellikleri taşıdığının açıkça görüleceğini, davacının kefil olduğu Acentenin, ... ile Müvekkil Şirket arasında akdedilmiş olan sözleşme, pek çok konuyu ve bu kapsamda taraflara düşen hak ve yükümlülükleri tafsilatlı olarak düzenleyen bir acentelik sözleşmesi olduğunu, müvekkil Şirketin, bağımsız olarak şubelerini acente olarak işletmek üzere tacirlere devretmek ve işi kendi maaşlı personelleri yerine kendi işi gibi benimseyerek kar elde etme gayesi ile çalışacak acentelere bıraktığını, bu bağlamda kurulu bir düzeni, tüm demirbaş ve mefruşatı ile şubesini ve kasasını, o şubede kullanılacak araçları, müşteri portföyünü, tüm networkünü, ticari bilgi ve deneyimini (know-how), ticari marka ve logosunu ve benzeri tüm imkanları süresiz acentelik sözleşmesi ile acentenin kullanımına bıraktığını, sektöre yeni taşımacıların kazandırılması niteliğindeki bu işbirliğini uzun dönem devam ettirmeyi amaçlayan müvekkilin, acentelik sözleşmelerini süresiz olarak akdetmekte ve keyfi fesih ve suiistimaller ile işbirliğinin zedelenmesini önlemek için de sözleşmede koruyucu hükümler öngörüldüğünü, zira acentelik ilişkisinin sözleşmenin her iki akit tarafı için de kazanç sağlayan bir ilişki olduğunu, uzun dönem devam etmesi her iki tarafın da menfaatini doğrudan ilgilendirdiğini, işin gerektirdiği şekilde işi ve işyerini ve çalışan personel sayısını ayarlama ve organize etme sorumluluğu da Acentelik Sözleşmesi hükümleri gereği acentenin kendisine ait olduğunu, bağımsız tacir niteliğini haiz acentenin bu iddialarının hukuk düzenince korunmayacağını, davacının, kefil olurken acentelik sözleşmesine ilişkin tüm sorumluluklarının farkında olması gerektiğini, bununla birlikte davacının ...  Sayılı dosyası ile takibe konu ettiği bononun düzenleme yerinin eksik olması sebebi  ile  bononun unsurlarının eksik olduğunu ve  belgenin bono olarak kabul edilemeyeceğini iddia etse de bu husus kabul edilemeyeceğini, zira takibe konu bonoda davacı ...'un adresi olarak  \"K. Maraş \" ilinin idari birim olarak yer aldığını, bilindiği üzere bonoda eğer, “düzenlenme yeri” gösterilmemişse “senette adı yazılı kimsenin adının yanında yazılı olan yerin düzenlenme yeri sayılacağını, dolayısı ile davacının adının yanında adres yazılı olduğundan iddiaların son derece haksız olduğunu, davacının, dava dışı ... ile birlikte bonoya imza attığı ve Türk Borçlar Kanunu md. 589 uyarınca uyarınca kefil olarak işbu borçtan sorumlu olduğunu, müvekkil şirkete dava dışı acente borcuna karşılık verilen kambiyo senedine karşı yaptığı haksız itirazın yalnızca Müvekkil Şirketin alacağına kavuşmaya engel olma çabasından ibaret olduğunu, icra takibine konu senedin tüm unsurları ile kambiyo senedini haiz şartları taşıdığını, davacıların yaptığı tüm itirazların haksız ve kötü niyetli olduğunu, dolayısı ile %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, icra takibinin durdurulması talebinin de reddine karar verilmesini, talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesin kararıyla; \"Somut olayda, takip dosyası içerisinde mevcut takibe dayanak bono aslı davacı vekili tarafından mahkememize ibraz edilmiş olup, bono aslının incelenmesinden ... ve ...  adında 2 adet keşidecinin mevcut olduğu görülmüştür. TTK'da bonoyu düzenleyen hükümlerde \"düzenleyenden\" bahsedilmiş ve keşideci ibaresine yer verilmişse de; eskiden beri süregelen Yargıtay içtihatlarına göre bonoda birden fazla keşidecinin mevcut olması mümkündür. Dava dışı ... yönünden bononun iptal edilmiş olması,  davalı ...'un düzenleyen sıfatı ile sorumluluğunu etkilemeyecektir. Her ne kadar davalı taraf, davacının kefil sıfatıyla  borçlu olduğu savunmasında bulunmuş ise de, takibe konu bonoda davacının düzenleyen sıfatının bulunduğu anlaşılmakla kefalete ilişkin hükümlerin nazara alınmasına gerek duyulmamıştır. Kambiyo senetlerinin sebepten soyut olmaları nedeniyle taraflar arasında temel ilişki bulunup bulunmadığının bir önemi bulunmadığından bu yönüyle dahi davanın reddi gerekmektedir. Ancak davalının, davacının kefil olduğu yönündeki savunması ile davacı iddialarının araştırılması açısından yapılan yargılamada ise davacı tarafın, dava dışı ... ile davalı arasında borç ilişkisi bulunduğundan bahisle münhasıran davalı ticari defterlerine delil olarak dayanıldığı, bu minvalde davalı ticari defterlerinin incelenmesi neticesinde davalının, dava dışı ...'tan 83.794,78 TL alacaklı olduğunun anlaşıldığı, bu haliyle de davalının sorumluluğunun mevcut olduğu kanaatine varılmakla davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis etmek gerekmiştir.\" şeklindeki gerekçeleri ile, Davanın reddine, şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İSTİNAF:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bono aslının mahkemece icra dosyasından istendiğini, delil sunmalarının mümkün olmadığını,yargılama süresince taraflarından herhangi bir delil sunulmadığını, mahkeme gerekçesindeki gibi keşidecinin ayrı iki kişi olduğu herhangi bir kefilliğin olmadığının mahkemenin de kabulünde olduğunu, davalı tarafça müvekkili ...'un kefil olunulduğuna ilişkin soyut beyanlar kullansalar da buna ilişkin herhangi bir yazılı delil ibraz edemediklerini, hem davalının delil sunamaması hem mahkemenin kefillik olmadığı yorumu bakımından dosyada herhangi bir kefillik ilişkisi söz konusu olmadığını,  davacı taraf olarak davalı tarafın münhasır ticari defterlerine delil olarak dayanılarak dava açıldığını, burada davalıda bulunan en ufak delilin dahi müvekkili aleyhine delil oluşturacağını, davalının ticari defterlerinin incelendiğini, müvekkilinin herhangi bir borcu olmadığının bilirkişi raporu ile de sabit olduğunu, ispat külfetinin davalıda olduğunu, mahkemenin gerekçesinde belirttiği borcun dava dışı ...'a ait olduğunu, mahkemenin ret kararının hatalı olduğunu, mahkemenin gerekçesinde hem müvekkilinin borcunun bulunmadığını hem de dava dışı ...'ın borcu olduğunu kendisi de belirtmekteyken ve davanın kabulü yerine ret kararının çelişkili olduğunu, müvekkilinin dava dışı ...'ın borcundan sorumluluğu olamayacağını, borcun dava dışı ... ile davalı arasında olduğunu, davalı tarafın müvekkiline karşı alacaklı olduğunu ispat edemeyeceğini, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAFA CEVAP:Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacının tüm iddialarının haksız ve mesnetsiz olduğunu,  müvekkili şirket nezdinde herhangi bir hak ediş alacağı kalmaması sebebi ile borçlarına karşılık davacının kefil olduğu icra takibine konu kambiyo senedinin müvekkili şirkete teslim edildiğini, mahkemece yapılan inceleme neticesinde de senedin veriliş tarihi ve diğer tüm özellikleri ile değerlendirildiğinde kambiyo senedine özgü özellikleri taşıdığının açıkça görüldüğünü, davacılar tarafından  ilgili icra takibine konu olan bononun, düzenleme yeri unsuru bulunmadığı iddiası ile bono vasfını taşımadığı ileri sürülmüşse de, bono incelendiğinde davacı ...'un adresi olarak  \"K. Maraş \" ilinin idari birim olarak yer aldığının  açıkça görüldüğü ve “düzenlenme yeri” gösterilmemişse senette adı yazılı kimsenin adının yanında yazılı olan yer düzenlenme yeri sayılacağını dolayısıyla davacının adının yanında adres yazılı olduğundan İlk Derece Mahkemesi'nce, belgenin bono vasfına haiz olduğu doğrultusunda karar verildiğini, davacının dava konusu senette kefil olarak yer almakta olduğundan davacının da borçtan sorumlu olduğunun açık olduğunu, davacının, dava dışı ... ile birlikte bonoya imza attığı ve TBK m.589 uyarınca kefil olarak işbu borçtan sorumlu olduğunun açık olduğunu, bu nedenlerle müvekkili şirkete dava dışı acente borcuna karşılık verilen kambiyo senedine karşı yaptığı işbu haksız itirazın yalnızca müvekkili şirketin alacağına kavuşmasını engel olma gayesi olduğunu, davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE:İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Davanın konusu... sayılı dosyasına ilişkin İİK 72. Maddeye göre  açılan menfi tespit davasıdır. ... sayılı dosyasında alacaklı tarafından borçlu aleyhine bonoya istinaden alacağın tahsili amacı ile 26/12/2019 tarihinde kambiyo senedine dayalı icra takibi başlatıldığı, davacı tarafından 07/06/2021 tarihinde 130.635,22 TL ödeme yapılarak icra dosyasının infaz edildiği anlaşılmıştır.Takibe dayanak bononun düzenleme tarihi 19/02/2019, vade tarihi 15/03/2019,senet bedelinin 40.000,00 USD, borçluların dava dışı ... ve davacı ... olduğu senedin nakden ahzolunduğunun belirtildiği görülmüştür.16. İcra Hukuk Mahkemesinin 2020/419 Esas - 2020/1257 Karar sayılı dosyasında, ... tarafından davalı şirket aleyhine, açılan davada mahkemece takibe dayanak bonoda düzenleme yeri gösterilmediği, keşideci borçlulardan ...'un   adresi olarak  \"K. Maraş \" ilinin idari birim olarak yer aldığı, diğer keşideci borçlu davacı  ...'ın  isimlerinin yanında herhangi bir idari birimin mevcut olmadığı, Yargıtay içtihatlarından da anlaşılacağı üzere; bonoda yetki belirlenirken, ödeme yerinin bulunmaması halinde tanzim yeri esas alınmakta, açıkça tanzim yeri bulunmaması halinde de TTK hükümlerine göre borçlunun isminin yanındaki yer tanzim yeri olarak kabul edilerek yetki belirlendiği, somut olayda takibe dayanak bonoda isimlerinin yanında idari birim yazılı olmayan davacı  borçlu yönüyle İİK'nun 170/a maddesi uyarınca, bonoda tanzim yerinin bulunmaması nedeniyle takibin iptaline karar verildiği, hükmün, tarafların kararı istinaf etmemesi üzerine, 29/01/2021 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.Davalı cevap dilekçesinde, müvekkili  ile dava dışı acente sahibi ... arasında acentelik sözleşmesi imzalandığını, dava dışı ... tarafından ödenmesi gerekirken ödenmeyen acentenin kendi personeline ait kıdem tazminatı, aylık ücreti (maaşları) ve personel yemek ücreti, vadesi geçmiş süspan ve hatta acentenin faaliyetinde kullandığı araçların bakım ve tamir giderleri veya bu araçlar nedeniyle kesilen idari para (trafik cezaları), sürücü maliyeti gibi giderler acentenin sorumluluğunda olan bedeller olduğunu, gerek Acentelik Sözleşmesi hükümlerine uygun olarak gerekse de Acentenin vermiş olduğu muvafakatname uyarınca acente ödemez ise Müvekkil Şirket tarafından ödenmekte daha sonrasında ise acentenin hesabına borç kaydedilerek hak edişinden kesildiğini, ancak taraflar arasında hali hazırda acentelik ilişkisinin sona ermiş olması ve Müvekkil Şirket nezdinde herhangi bir hak ediş alacağı kalmaması sebebi ile borçlarına karşılık davacının kefil olduğu icra takibine konu kambiyo senedinin  müvekkil Şirkete teslim edildiğini, inceleme neticesinde de senedin veriliş tarihi ve diğer tüm özellikleri ile değerlendirildiğinde kambiyo senedine özgü özellikleri taşıdığının açıkça görüleceğini, davacının, kefil olurken acentelik sözleşmesine ilişkin tüm sorumluluklarının farkında olması gerektiğini, davacının, dava dışı ... ile birlikte bonoya imza attığı ve Türk Borçlar Kanunu md. 589 uyarınca uyarınca kefil olarak işbu borçtan sorumlu olduğunu belirterek davanın reddine talep etmiştir.Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Bilirkişi 30/06/2022 tarihli ek raporunda özetle,\" Davalı şirketin 2017,2018,2019,2020 yıllarına ait ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdikleri yasal süresinde yaptırıldığını, usulüne uygun tutulduğunun görüldüğünü, davalı şirketin incelemeye ibraz edilen 2017,2018,2019,2020 yıllarına ait elektronik ortamda tutulan Yevmiye ve Kebir defterleri ile Envanter defteri 6102 sayılı TTK Madde 64,66 ve VUK madde 220-226 uyarınca ilgili kanun hükümlerine göre yasal süresi içerisinde GİB'na gönderildiği ve beratlarının oluşturulduğu TTK ve VUK hükümleri uyarınca tutulduğunu, HMK 222./2 maddesine göre kesin delil teşkil edip etmediğine ilişkin hukuki değerlendirmenin mahkemeye ait olduğunu, davalı şirket tarafından davalı ile ilgili herhangi bir cari muavin ya da alacaklı olduğuna dair bir evrak sunulmadığını, davalı şirketin alacağı dava dışı ... olup, ... dosyanın 26/12/2019 takip tarihi itibariyle davalı şirketin ...'tan olan alacağı 83.794,78 TL olduğu\" belirtilmiştir.Menfî tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer; fakat, davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır: Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki İlişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü, hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (HMK m. 190; MK m.6). Fakat, senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. - Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru,  s:143).Acentelik sözleşmesi davalı şirket ile dava dışı ... arasında tanzim edilmiştir.Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafından davalı şirket ile  şube açmak için görüştükleri sırada teminat olarak vermiş olduğu vade tarihi ve tanzim tarihi yazılı olmayan 40.000 dolar bedelli bononun boş kısımlarının  doldurularak icra takibine konu edildiğini, takibe konu bedelin dava dışı  ... ile davalı arasındaki hukuki uyuşmazlık olduğunu, müvekkilin bu bonodan herhangi bir borcu bulunmadığını, müvekkilin davalı ile herhangi bir ticari ilişkisi olmadığını belirterek menfi tespit davasının kabulünü talep ve dava ettiği, menfi tespit davasında ispat yükümlülüğü davacı da ise de senette bedelin nakden  akdolunduğunun belirtildiği davalı tarafından icra takibine konu alacağın dava dışı ...'ın acentelik sözleşmesinden kaynaklı alacağı olduğu sözleşmenin fesih edilmesi sebebi ile bononun takibe konulduğunu belirtmek sureti ile senet veriliş sebebinin tadil edildiği ispat yükümlülüğünü davalının üzerine aldığı ve bilirkişi incelemesinde de davacı ile davalı arasında bir ticari alışveriş bulunmadığının tespit edildiği, davacının cari hesap sözleşmesinde taraf ve kefil olmadığı davacının icra takibine konu bonodan dolayı davalıya borçlu olmadığı anlaşılmakla mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekir iken anılan gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir.Tüm bu nedenlerle davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b/2 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, ödenen bedelin ödeme tarihinden itibaren davalıdan ticari faiz ile birlikte tahsiline, İİK72/5'e göre, davalı alacaklının takibi başlatmakta haksız ve kötü niyetli olduğu  ispat edilmediğinden kötü niyet tazminat talebinin reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile,2- İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 22/11/2022 tarih, 2021/378 E., 2022/799 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3- Davanın KABULÜNE,İcra dosyasına ödenen 130.635,22 TL'nin ödeme tarihi 07/06/2021 tarihinden itibaren davalıdan değişen oranlarda  ticari faizi ile birlikte tahsiline, İİK72/5'e göre Kötü niyet tazminat talebinin reddine,4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 8.923,69 TL karar harcından peşin alınan 1.534,81 TL'nin mahsubu  ile 7.388,88 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 59,30 TL başvurma harcı, 1.534,80 peşin harç, 8,50 TL vekalet harcı, 1.000,00 TL bilirkişi ücreti, 94,75 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 2.697,35‬ TL'nin, davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,4/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine 13/(1). maddesine göre 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 66,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 286,7‬0 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 15/05/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5f8045c2d1ed17ae","SID":"d45d7c6df934c832"}}