{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO:2023/290 Esas<br>KARAR NO:2025/872<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ:02/11/2022<br>NUMARASI:2018/318 E. - 2022/161 K.<br>DAVANIN KONUSU\t:Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:19/06/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  Müvekkili şirket ... Şti. “nin  tekstil sektöründe uzun yıllardır faaliyet gösterdiğini, ... markalarını devraldığını, bu marka altında üretim ve satış faaliyetlerini sürdürdüğünü, markalarının sektörde belli bir kaliteye sahip olduğunu ve kendi tüketici kitlesini oluşturduğunu,  ... ve ... adresli internet sitelerinin bulunduğunu,  müvekkiline  ait tescillli markalarının isim ve şekil yönünden ayırt edilemeyecek derecede benzerlerinin davalı yanca kullanıldığını, davalının ayrıca ... alan adlı internet sitesinin bulunduğunu, etiket tasarımının da haksız ve izinsiz kullanıldığını, Davalı tarafın ..., ... ve şekil unsurlu ürünlerinin kullanımı ve etiket tasarımının kullanımıyla ticaret yapılmasının davacı müvekkilinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini, markaların davalı tarafça kullanıldığı her yerde ürün imalatı ve satışının durdurulması, kataloglar gibi basılı tanıtım malzemelere el konulması, web sitesine erişimin engellenmesini, şimdilik SMK 151/2-b kapsamında 1000TL maddi ve 50.000TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili 13.10.2022 tarihli talep artırım dilekçesiyle maddi tazminat istemini 202.201.70 TL.' ye yükseltmiştir.<br>CEVAP DİLEKÇESİ:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın markası ile davalı kullanımı arasında tasarım, okunuş, şekil, yazı ve ortalama  tüketici nezdinde bırakmış olduğu intiba yönünden benzerlik bulunmadığını; kendilerinin markayı tescilsiz kullandığını, Davacı tarafla benzerliği iddia edilen markanın müşterilerden birinin önerisi üzerine yalnızca bir sezon kullanıldığını, sonraki sezon ürünlerinde kullanılmadığını, 7 sene sonra ikame edilen bu davanın kötü niyetli olduğunu, davalının  2011 yılında müvekkiline ait markadan haberdar olduklarını ve kurum  nezdinde itiraz ettiklerini ikrar ettiklerini bu durumda 7 yıldır bu markadan haberdar olduklarını  ve 5 yıllık sessiz kalma nedeniyle herhangi bir yasal işlem ve itiraz yapma haklarını kaybettiklerini,  davalı  şirketin kendi markası üzerinde münhasır hak sahibi olduğunu, kullanımın farklı sınıflarda da gerçekleştiğini, haksız  davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesin kararıyla; \"Davalı tarafın kullanımdaki ... markası ile Davacı tarafın tescilli ... markalarının incelenmesinde markaların bütünsel olarak tüketici zihninde bıraktığı intiba nedeniyle   iltibas yaratacak derecede benzer oldukları, keza ,  Davacı...ve Davalı ... marka isimlerinin , etiket üzerindeki ... marka kullanımının tüketici zihninde davacı tarafın markalarıymış gibi algılanmasının kaçırılmaz olduğu, Davalı tarafın kullanımdaki şekil markasının Davacı tarafın tescilli Şekil markası ile bire bir yakın benzerlikte olduğu,Davalı tarafın ... yazımlarının Davacının  ... marka unsurlarına karıştırma yaracak düzeyde benzer olduğu; keza etiket üzerindeki ...  marka kullanımının davacı tarafın ... markalarını çağrıştıracak düzeyde benzer oldukları, Davalı tarafın etiket kullanımının da davacı tarafın etiket kullanımıyla bire bir yakın benzerlikte olduğu, davalının bu kullanım ile iltibası daha da güçlendirdiği,Davalı tarafın kullanımdaki markalarının davacı tarafın tescilli markalarıyla iltibas yarattığı,\" şeklinde gerekçeleriyle 1- Davalı eylemlerinin   davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil  ettiğinin tespitine,durdurulmasına, ref ve men’ine, 2- Marka hakkını ihlal nedeniyle 6769 sayılı SMK’nun 151/2-b maddesi kapsamında 80.880,68 TL nin İstanbul 1.FSHHM’nin 2018/84 diş sayılı dosyasında bilirkişi tarafından işyerinde inceleme/ delil tespit tarihi olan 21.5.2018 tarihinden itibaren hesaplanacak ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine,3- 5000- TL  manevi tazminatın  İstanbul 1.FSHHM’nin 2018/84 diş sayılı dosyasında bilirkişi tarafından işyerinde inceleme/ delil tespit tarihi olan 21.5.2018 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline 4- İstanbul 1.FSHHM’nin 2018/84 diş sayılı dosyası kapsamında verilen 25.6.2018 tarihli ihtiyadi tedbir kararının kesinleşene kadar devamına, karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırılan 5000 TL teminatın davacıya iadesine,5-Davanın etkinliğinin sağlanması bakımından davalı adına ...tr alan adına HMK 389 vd maddeleri gereğince erişimin engellenmesine, 6-Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına masrafın davalıdan tahsiline, şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İSTİNAF:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  marka hakkına tecavüzün tespitine ve haksız rekabet teşkil ettiğini, davacı markası ile müvekkilin markasının birbirine benzemediğini, markanın benzerliği konusunda daha kapsamlı bir tespit yapılması gerektiğini, bilirkişi raporu marka tasarımı ve marka hukuku alanında uzman  bilirkişiler tarafından hazırlanmadığını, bu yüzden ayırtıntılara girilmediğini, sessel, işitsel, estetiksel, biçimsel, yazı tipi, punto gibi özelliklerin değerledirilmesi açsından çok yetersiz bir rapor oluşturulduğunu, raporda davacı tarafın 7 sene boyunca sessiz kalmasını değerlendirmediğini, davacının müvekkiline ait markadan haberdar olduğu tarih itibari ile 5 yıl içerisinde yasal işlem yapması gerektiğini, bu süre sonrası ikame edilen dava kötü niyet göstergesi olduğunu, davacının ileri sürdüğü tecavüzün devam ettiği gerekçesi ise haksız ve söz konusu ilke ile bağdaşmadığını,davacı taraf TPK nezdinde itirazda bulunduklarını ikrar etmekle 2011 yılında müvekkiline ait markadan haberdar olduklarını kabul ettiklerini,7 yıldır bu markadan haberdar olan karşı taraf 5 yıllık sessiz kalma nedeniyle herhangi bir yasal işlemde bulunma haklarını kaybettiklerini, davacı ve müvekkili sektörler birbirlerinden farklı olduğunu, bilirkişilerce bu durumun değerlendirilmediğini, davacıya hitap eden tüketiciler bilgilenmiş kullanıcılar olduğunu, her iki marka arasında idari ve ekonomik bir birliktelik olmadığı ve her iki markanın ayrı firmalara ait olduğu konusunda bilgilendiklerinin de sabit olduğunu,  davacının bayan giyim ağırlıklı müvekkilinin ise erkek alt giyim hatta çoğunlukla kot çeşitliliğinin aktif olduğu ve ağırlıklı üretimde bulunduğunu, ... markası ile ... markasının tescilli yazı tipi ve esas unsurları birbirinden farklı olduğunu, her iki marka raporda bütünlük  ilkesi açısından incelenmediğini, müvekkilinin ... şeklindeki marka kullanımının davacı markası ile karıştırılma ihtimali söz konusu olmadığını, markada yer alan ‘kelime ve şekil’ unsurlarının birbirinden bağımsız olarak tek tek ele alınması yoluyla değil markanın tüm unsurlarının birlikte yaratacağı bütüncül izlenime göre yapılması gerektiğini, söz konusu iki marka arasında tasarım, okunuş, şekil, yazı ve ortalama tüketici nezdinde bıraktığı intiba yönünden benzerlik bulunmadığını, markanın ‘görsel , biçimsel,anlamsal,işitsel benzerlik, bakımlarından da karıştırılma ihtimalinin tespiti yapılması gerektiğini, bu şekildi bir tespit yapılmadığını, davacının davayı açmadaki amacı müvekkilinin dava konusu tespit dosyasında 1260 adet tespit edilen pantolonlarda kullandığı 2. Logo olduğunu, müvekkilinin esas olarak kullandığı diğer logo davacının logosuna benzemediğini,  mahkeme kararının değişik iş tespit dosyasındaki 1260 adet pantolon karının göz önünde bulundurularak karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin bu markaya ait başkaca ürünün satışının yapıldığı tespit edilmediğinden davacı iddiasını ispatlanmadığını, söz konusu ürünler ihtiyati tedbir kararı ile toplatıldığını ve ürünlerin satışının yapılmadığını, müvekkilinin bu ürünlerin satışından bir kazancının bulunmadığını, müvekkil değişik iş tespit dosyasında tespit edilen ürünler haricinde hiç bir ürününü ... markası adı altında ne öncesindeki yıllarda ne de 2018 yılında satış yapmadığını,  mahkemenin hükme esas aldığı, bilirkişi dosya kapsamında aksi yönde bir delil olmadığını belirterek, diğer bir tespiti olan  2012 ve 2018 yıllarındaki tüm satışların ... markası adı altında yapılması halinde  80.880,68 -tl net kazanç olabileceğini tespit etmiş ise de, bu tespit varsayıma dayalı bir tespit olduğunu, 2018 yılından öncesi yıllarda müvekkilin ... markasını kullandığına dair dosya kapsamında herhangi bir delil bulunmadığını, müvekkilinin 2012 - 2018 yılları arasında marka ihlaline sebebiyet verecek şekilde satış yaptığının tespitine yarar delil ve bulgu bulunmadığından varsayıma dayalı tespitin kabulü mümkün olmadığını,  bilirkişi heyeti özellikle tespitinde dava konusu markanın ürün satışlarına olan etkisi ve davacı tarafın talep ettiği seçimlik hakkını dikkate alınacak yapılan hesaba göre, davacı tarafın talep edebileceği tazminat miktarının 1.012,16 TL olduğuna dair tespitlerin gözönünde bulundurularak karar verilmesi gerektiğini,  mahkeme faiz tarihini 21.05.2018( delil tespit tarihi) olarak belirlemiş ise de, davacının ıslah tarihi olan 13.10.2022 tarihi dikkate alınması gerektiğini, davacının markası ile müvekkilinin markası birbirine benzemediğinden öncelikle marka hakına tecavüzün tespitine ve haksız rekabetin tespitine ilişkin kararın tümden kaldırılmasını, davanın esasına yönelik tespitin yeniden uzmanlardan alınacak yeni bir rapor ile kapsamlı bir şekilde incelenmesini,  aksi kanaatte ise de öncelikli olarak dava konusu değişik iş tespit dosyasındaki ürünlerin satışının yapılmadığı ve ürünleri ihtiyati tedbir kararı konulması suretle toplatılması sebebiyle, karşı tarafın maddi anlamda zarara uğramadığı gözetilerek,mahkeme kararının kaldırılmasını, istinaf incelemesi ile dava konusu markanın ürün satışlarına olan etkisi ve davacı tarafın talep ettiği seçimlik hakkına dikkate alınacak yapılan hesaba göre, davacı tarafın talep edebileceği tazminat miktarının 1.012,16 tl olduğunun tespitine karar verilmesini beyanla davanın reddini talep etmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  Mahkemece verilen markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespiti sonrasında maddi tazminat taleplerinin kısmen kabulünün hatalı olduğunu, İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi nezdinde 2018/84 D. İş nolu dosya kapsamında tespit işlemi sonrasında alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davalı firmanın müvekkili markalarınına karşı tecavüz ve haksız rekabet ettiğinin sabit olduğunu, davalı Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde,... no ile ... ibaresi ile marka başvurusu yaptığını ve itirazları neticesinde başvurunun reddedildiğini, davalının kötü niyetli olarak hareket ettiğini, davalının müvekkiline ait markalardan en azından 2011 yılı itibarıyla haberdar olduğunu ve eylemlerine kötü niyetli olarak devam ettiğini, davalı aleyhine hükmedilecek tazminat miktarı kötü niyetli bir harekete karşılık verilmesi ve müvekkiline uzun yıllar zarar verdiğinden verilen maddi tazminatın hakkaniyete uygun olması gerektiğini, davalının 2011 den beridir kullandığı marka ile karının 202.201,70 TL olduğunu, davalının marka tecavüzü ve haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin tüm raporlarda sabit olduğunu, davalı firmanın bu karın %60 ının kendisine ait olacağı yönündeki görüş bildirdiğini ve bu görüşe dayalı olarak usul ve yasaya aykırı şekilde bir hüküm inşa edildiğini, dosya kapsamında alınan tüm bilirkişi raporlarında hiçbir çelişki olmadığını,  son bilirkişi heyeti tümüyle hukuk dışı bir öngörü ile firmalarına ait markaların davalı firma tarafından açık kötü niyetli eylemler ile taklit edilmesi sonucu elde edilen net kara etkisini %40 olarak ele alarak tazminat miktarını %60 oranında tenkis ettiğini, bunun kabulünün mümkün olmadığını, Davalı istinaf taleplerindeki iddiaların usul  ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili firması adına yapılan işlemler ortada iken sessiz kaldıkları yönündeki iddialarının kötü niyetli olduğunu, müvekkili firması ticari olarak başarı sağlayabilmek için uzun yıllar süren emeklerle markasını oluşturduğunu, davalı kötü niyetli şekilde marka taklidinde bulunduğunu beyanla davalının istinaf talebinin reddini, mahkemece verilen kısmen kabul kararının kaldırılarak davanın tümden kabulünü talep etmiştir. <br>İSTİNAFA CEVAP:Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacının istinaf dilekçesinde belirttiği  daha önceki beyanlarında ve daha önceki dilekçelerinde  belirtmediği, iddialarını kabul etmediklerini, bu iddiaların talebin genişletilmesi mahiyetinde olduğundan buna muvafakatlerinin olmadığını, davacının müvekkilinin kötü niyetli olduğu yönündeki iddialarının kabulünün mümkün olmadığını, davacının iddialarını eski raporlara dayandırılmasının yersiz olduğunu, davacı raporlar arasındaki alternatifli hesaplamaları yanıltıcı ifadelere çevirerek istinaf iddiasında bulunduğunu, davacının 7 sene boyunca sessiz kalmasının değerlendirilmediğini, iki tarafın sektörlerinin birbirinden çok farklı olduğunu, bilirkişiler bu durumu değerlendirmeden eksik inceleme ile rapor oluşturduğunu, iki taraf markasının tescilli yazı tipi ve esas unsurları birbirinden farklı olduğunu beyanla davacının istinaf isteminin reddini, mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın reddini, aksi durumda ise dava konusu markanın ürün satışlarına olan etkisi ve davacı tarafın talep ettiği seçimlik hakkına dikkate alınarak yapılan hesaba göre, davacı tarafın talep edebileceği tazminat miktarının 1.012,16 TL olduğunun tespitine, karar verilmesini, talep etmiştir. <br>GEREKÇE:İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Davanın konusu; Davacı adına Türk Patent Enstitüsü nezdinde tescilli “...\" markası ile iltibas teşkil eden “...” markasının, davacı şirkete  ait markada yer alan şekil unsurunun ve etiket tasarımının izinsiz olarak kullanılması suretiyle tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin, tespiti, meni ve ref i, maddi ve manevi tazminatın tahsili ve alan adının terkini davasıdır.Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişiler  Prof. Dr. ... , ..., ... tarafından düzenlenen 19/06/2019 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle;\" Davalı tarafın tescilli ... markası ile Davacı tarafın tescilli ... markalarının farklı oldukları, Davalı tarafın kullanımdaki ... markası ile Davacı tarafın tescilli ... markalarının aynı firmanın markalarıymış  gibi  algılandıkları,  birbirine karıştırılabilecek düzeyde benzer oldukları, Davacı ... ve Davalı ...marka isimlerinin karıştırılma ihtimali yaratacak düzeyde benzerlik unsurları taşıdıkları; etiket üzerindeki ...marka kullanımının davacı tarafın markalarıymış gibi algılanabilecekleri, markaların  benzer oldukları, Davalı tarafın kullanımdaki Şekil markasının Davacı tarafın tescilli Şekil markası ile bire bire yakın benzerlikte olduğu, Davalı tarafın ... yazımlarının karıştırılma olasılığı yaratacak düzeyde Davacı ... marka unsurlarına benzer olduğu; etiket üzerindeki ...  marka kullanımının Davacı tarafın ... markalarını çağrıştıracak düzeyde benzer oldukları, Davalı tarafın çift katmalı etiket kullanımının, Davacı tarafın etiket kullanımıyla bire bir yakın benzerlikte olduğu,  Davalı tarafın kullanımdaki markalarının davacı tarafın tescilli markalarıyla iltibas yarattığı,  markalarının davacı ... markalarına tecavüz  şartlarını oluşturduğu\" belirtilmiştir. Mali Bilirkişi  Prof. Dr. ... 04/08/2020  tarihli bilirkişi raporunda özetle; \"Davalı tarafından davacı markası altında yapılan tüm satışlardan (kaydi), işçilik ve maliyet giderleri çıktıktan sonra elde edilen net karın 202.201,70 TL'na, davacının, marka hakkı kullanım (royalty rotes) yöntemine göre davalı şirketten ihtiyati tedbir karar tarihi (25.06.2018) itibariyle talep edebileceği tazminat tutarının 460.162,44 TL' na, isabet ettiği\" belirtilmiştir. Mali Bilirkişi ... 07/12/2020  tarihli bilirkişi raporunda özetle;\" Davalı tarafın, ticari defterlerinin 2013 yılı hariç diğer yılların sahipleri lehine delil vasfına haiz olduğu,  Davalı tarafından sunulan satış faturalarında bazılarında stok kodları kullanıldığı bazı faturalarda stok kodlarının kullanılmadığı stok takibinin yapılmadığı ve ticari defterlerinde ürün gruplarına göre alt hesaplar kullanılmadığından dava konusu markaya yönelik satışının olup olmadığının tespit edilemediği,Davalı tarafın, dava konusu markaya yönelik 2018/84 D. iş sayılı dosyasında Bilirkişi tarafından tespit edilen ürünlerin, satış faturasındaki fiyatların ortalama değerleri üzerinden davalı tarafından satışa sunulması halinde, davacı tarafa, Sınai Mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç'ın 2.530,40 TL hesap edildiği ,Davalı tarafın dava konusu markaya yönelik 2018/84 D. İş sayılı dosyasında Bilirkişi tarafında işyerlerinde yapılan tespitte, ... isimli kendi markasının  kullanılmadığını, 2018 yılındaki tüm satışların dava konusu marka adı altında yapıldığı yönde  yapılan incelemeye göre davalının elde ettiği net kazarıcın 26.354,- TL hesap edildiği, Davalı tarafın ... marka tescilini 21.12.2013 tarihinde yaptırdığı ve bu tarihten sonra 2014 ve 2018 yılı dahil olmak üzere tüm satışların dava konusu marka adı altında yapıldığı yönde ise elde ettiği net kazancın 134.575,- TL olarak  hesap edildiği\" belirtilmiştir. Bilirkişiler  Prof. Dr. ..., ..., ... 22/09/2021  tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; \"Davalı tarafından kullanılan “...” ibaresinin, davacının  ...” esas unsurlu markalarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini, Davalı tarafın şirket merkezinde tespit edilen 1.260 adet pantolon için tazminata hükmedilmesi halinde, dava konusu markanın ürün satışlarına olan etkisi ve davacı tarafın talep ettiği seçimlik hakkı dikkate alınarak yapılan hesaba göre, davacı tarafın talep edebileceği tazminat tutarının 1.012,16 TL.' sı olarak hesap edildiği,2018/84 D.iş sayılı dosyası kapsamında, Bilirkişi  marifeti ile davalı tarafın şirket merkezinde yapılan tespitler de, dava konusu markanın, muhtelif adetlerdeki pantolonlarda, koliler de, poşetler de, salma etiketler de iltibas yaratacak şekilde kullanıldığının tespit edildiği, davalı tarafın 2018 yılı satışlarının tamamının dava konusu marka kullanılarak  elde edildiğine karar vermesi halinde, davalı tarafın 2018 yılı mali tablolarında görünen  26.353,07 TL.’ sı Faaliyet Karına, dava konusu markanın katkısının 10.541,23 TL.’ sı ( 26.353,07 TL X %40 = 10.541,23 TL) olarak hesap edildiği,  Davalı tarafın, 2011 yılı mali tablolarında satışlarının olmadığı, 2012 yılında satışa başladığı,  Mahkeme tarafından, davalı tarafın 2012 yılından başlayarak, dava tarihine kadar olan süreçte mali tablolarında görünen Faaliyet Karının tamamı üzerinden hesaplama yapılmasının talep edilmesi halinde, 2012-2018 yılları arasında, davalı tarafın  mali tablolarında 202.201,70 TL’ sı Faaliyet Karı beyan edildiği, dava konusu markanın beyan edilen toplam Faaliyet Karına katkısının 80.880,68 TL.’ si ( 202.201,70 TL X 40/100  = 80.880,68 TL) olarak hesap edildiği\" belirtilmiştir. Bilirkişiler  Prof. Dr. ..., ..., ...18/05/2022  tarihli Ek bilirkişi raporunda özetle;\"  İtirazlar  kapsamında yapılan değerlendirmeler sonucunda, kök raporda yapılan hesaplamaları değiştirecek bir husus bulunmadığını\" bildirmişlerdir.Davacı  23.9.2020 tarihli dilekçe ile tazminat talebini SMK 151/2-b kapsamında talep etmiştir.6769 sayılı SMK'nun 151/ (2) Yoksun kalınan kazanç, zarar gören hak sahibinin seçimine bağlı olarak, b) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazancına göre belirlenir.Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, Davalı tarafın kullanımdaki ... markası ile Davacı adına tescilli ... markalarının incelenmesinde, markaların bütünsel olarak tüketici zihninde bıraktığı intiba nedeniyle   iltibas yaratacak derecede benzer oldukları, Davacı ... ve Davalı ...marka isimlerinin, etiket üzerindeki ... marka kullanımının tüketici zihninde davacı tarafın markalarıymış gibi algılanmasının kaçınılmaz olduğu,Davalı tarafın kullanımdaki şekil markasının Davacı tarafın tescilli Şekil markası ile bire bir yakın benzerlikte olduğu, Davalı tarafın ... yazımlarının Davacının  ... marka unsurlarına karıştırma yaratacak düzeyde benzer olduğu; keza etiket üzerindeki ... marka kullanımının davacı tarafın ... markalarını çağrıştıracak düzeyde benzer oldukları, davalı tarafın etiket kullanımının da davacı tarafın etiket kullanımıyla bire bir yakın benzerlikte olduğu anlaşılmakla davanın sübut bulduğu anlaşılmıştır.Hakkın kötüye kullanılması yasağı çerçevesinde, bir markanın kullanıldığını bildiği halde, uzun süredir bu duruma ses çıkarmayan gerçek hak sahibinin aynı markayı kullanmasına engel olamayacağı öğreti ve yüksek mahkeme içtihatları ile istikrar kazanmıştır. Hakkın kötüye kullanılma yasağının hukuki temelini dürüstlük kuralı oluşturmaktadır. Hak, o hakkın tanınmasındaki amaca aykırı olarak kullanırsa ve bu kullanmada kullanan bakımından menfaat yoksa veya çok küçük bir menfaat varsa, bu takdirde o hakkın kullanılmasından değil, hakkın kötüye kullanılmasından bahsedilir ( AKYOL, Şener, Dürüstlük Kuralı ve Hakkın Kötüye Kullanılma Yasağı, İstanbul, 2006, s.24; UYAR, Tahir, \"Yargıtay Kararlarında Dürüstlük (Objektif iyiniyet) Kuralı(MK.2/l) ve Hakkın Kötüye Kullanılması Yasağı (MK.2/II)\", Prof. Dr. Seyfullah Edis'e Armağan, İzmir, 2000, s.442.). Şöyle ki, marka sahibi tarafından, kullanma sessiz kalınarak, karşı tarafta hakkın kullanılmayacağı yönünde bir güven uyandırılmıştır; hatta bu durum dürüstlük kuralı gereğince örtülü bir feragat sayılabilir (..., yaptığı ayırımda; önceki davranışı ile çelişen kişi, hakkını kullanırken objektif dürüstlük kuralına aykırı davrandı ise MK 2/1. Md ihlal edilmiştir. Eğer karşı tarafta uyandırdığı güveni ihlal etmiş ise davranışı hakkın kötüye kullanılmasıdır. ..., Dürüstlük Kuralı, s. 63.).Sessiz kalınarak karşı tarafta güven uyandırdıktan sonra, tamamen farklı bir davranışta bulunarak, karşı tarafı hukuken elverişsiz duruma sokmayı hukuk düzeni korumayacaktır (Bu kurala \"çelişkili davranma yasağı (...)\" denir.Önceki davranış ile sonraki davranış arasında çelişki varsa ve karşı tarafın korunmaya değer bir güveni oluştu ise, güvenin temeli hak sahibinin davranışı ise hak sahibinin davranışı korunmayacaktır (..., Dürüstlük Kuralı, s.57 vd.)Davalının ... ibareli ... başvuru numaralı markasına, davacı tarafça itiraz edildiği, başvurunun reddine karar verildiği, davalının ... başvuru numaralı ... ibareli marka başvurusunda bulunduğu ve itirazın reddedilerek markanın tescil edildiği, buna rağmen davalının tescil edilen markasını değil, başvurusu reddedilen markayı 2012 yılından itibaren faturalarında ve tabelasında kullandığının, dosya kapsamına sunulan delillerle sabit olduğu, davalının tescilli ...  markasını kullandığını ileri sürse de kullanımının faturalarında \"...\" şeklinde olduğu, markayı kullanmak suretiyle ürün satışı yaptığı,  tabelasındaki kullanımının da tescilden farklı olduğu anlaşılmıştır.Davalı vekilinin istinaf dilekçesinde, davacının sessiz kalmak suretiyle dava açma hakkını yitirdiğini ileri sürdüğü, dosya kapsamında bulunan markasal  kullanımın bulunduğu faturaların en eskisinin 17/02/2012 tarihli olduğu ve 5 yıllık sessiz kalma süresinin dolduğu anlaşılıyorsa da;  yukarıdaki paragrafta açıklandığı üzere, davalının marka başvurusunun itiraz üzerine reddedilmesi ve başka marka tescil ettirmesine rağmen, reddedilen markayı kullandığı, zaman içerisinde kullanımını değiştirerek, davacının tescilli kırmızı beyaz üçgen içindeki logosuna benzer logo ile birlikte ... sözcük markasını kullandığı, kullanımın davacı tescilli markasına yaklaştırarak ve benzerliği arttırarak kullanım, yani dürüstlük kuralına aykırı kötüniyetli kullanım olduğu, sessiz kalmak suretiyle hak kaybı ilkesinin uygulanabilmesi için, MK 2. Maddesi gereğince davalı kullanımının iyiniyetli olması ve davalıda haklı bir güven uyandırılması gerektiği, somut olayda davalı tarafın iyi niyetli olmadığı anlaşıldığından, davacının sessiz kalmak suretiyle dava açma hakkının kaybedildiğinin ileri sürülemeyeceği kanaatine varılmıştır. Davalı vekilinin istinaf dilekçesinde tarafların sektörlerinin birbirinden farklı olduğunu ileri sürmüşse de; her iki tarafın tekstil sektöründe ve pantolon ürünleri üzerinde marka kullanımının bulunduğu, markanın ortalama tüketici kitlesine hitap ettiği, tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, davalı kullanımının tescilli davalı markasından farklı olduğu, davalı markasının davalıya ... ibaresini tek başına ve davacının tescilli logosu ile kullanımını haklı göstermeyeceği anlaşılmıştır.Davalı vekilinin istinafında, kabul anlamına gelmemek üzere, tazminat hesabı yönünden sadece tespit dosyasındaki 1260 adet pantolon karının dikkate alınması gerektiğini ileri sürmüşse de, davalı kullanımının 2012 yılına dayandığı, davalının marka başvurusuna itiraz edilmesi nedeniyle davacı markasını bildiği anlaşılmakla, sadece tespit sırasında görülen pantolon adedi üzerinden hesaplama yapılması talebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Davalı istinafında, faiz başlangıç tarihinin delil tespit tarihi  21.05.2018 alınmasının yerinde olmadığını, ıslah tarihi 13.10.2022 tarihinin dikkate alınmasını talep etmiş ise de, haksız eylem tarihinden itibaren faiz talebinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, bu istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Davalı istinafında, bilirkişi raporunun marka tasarımı ve marka hukuku alanında uzman  bilirkişiler tarafından hazırlanmadığını ileri sürmüş ise de, bilirkişilerin marka konusunda uzman oldukları anlaşıldığından bu istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Davacı vekilinin istinaf başvurusunda,  maddi tazminat yönünden karar verilirken, davalının net karı olan 202.201,740 TL üzerinden karar verilmesi gerektiğini ileri sürdüğü anlaşılmıştır.Davanın 11/07/2018 tarihinde açıldığı, 10/01/2017 tarihinde yürürlüğe giren SMK 151/2-b.maddesine göre \"Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanca\" göre hesaplanma yapılacağı düzenlenmişse de, bu tarihten önce yürürlükte olan 556 Sayılı KHK 66/2-b maddesinde ise \" Marka hakkına tecavüz edenin, markayı kullanmak yoluyla elde ettiği net kazanca\" göre tazminat hesaplanacağı düzenlenmekle, mahkemece alınan bilirkişi raporunda, tazminat hesabı yapılırken 2012-2017 ihlal dönemi yönünden,markanın davacı faaliyet karına etkisinin dikkate alınmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, ancak bilirkişi raporunda SMK'nın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren, markanın kazanca etkisi tazminat hesabı denkleminden çıkarıldığından, rapordaki hesaplamada 2017-2018 yılı için markanın katkısının hesaba katılmasının yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.Bu durumda bilirkişilerce 2017 yılı için net kar 32.265,40 TL,  2018 yılı için 25/06/2018 tedbir tarihine kadar  26.353,07 TL olmak üzere toplam 58.618,47 TL hesaplandığı anlaşılmıştır. Bilirkişilerce 2012-2018 yılları arasındaki ihlal süresi için hesaplanan toplam kar olan 202.201,70 TL- ( 32.265,40 TL+26.353,07) = 143.583,23 TL bulunmuş, markanın kazanca etkisi bilirkişilerce %40 olarak belirlenerek, 2012-2017 yılları arasındaki net kazancı; 143.583,23x40/100= 57.433,29 TL olarak hesaplanmış, bu miktara (2017-2018 yılları arası için, markanın kazanca etkisi düşülmeksizin) hesaplanan  ( 32.265,40 TL+26.353,07) =58.618,47 TL eklendiğinde, tazminat miktarı 57.433,29 TL +58.618,47 TL = 116.051,76 TL hesaplanarak, bu miktarda maddi tazminata hükmedilmesi gerektiği mahkemece tazminatın hatalı hesaplandığı anlaşılmıştır.Tüm bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b/2 maddesi gereğince KISMEN kabulüne,  sessiz kalma yönünden karar gerekçesi düzeltilmekle, davalı vekilinin gerekçeye yönelik istinaf başvurusunun  6100 sayılı HMK 353/1-b/2 maddesi gereğince KISMEN kabulüne,  mahkeme kararının kaldırılmasına  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak kazanılmış haklar korunarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Taraf vekillerinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,2- İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 02/11/2022 tarih, 2018/318 E., 2022/161 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden  yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3- Davalı eylemlerinin davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil  ettiğinin tespitine,durdurulmasına, ref ve men’ine,4- Marka hakkını ihlal nedeniyle 6769 sayılı SMK’nun 151/2-b maddesi kapsamında 116.051,76 TL'nin İstanbul 1.FSHHM’nin 2018/84 D.iş sayılı dosyasında bilirkişi tarafından işyerinde inceleme/ delil tespit tarihi olan 21.5.2018 tarihinden itibaren hesaplanacak ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine,5- 5.000,00 TL.,  manevi tazminatın  İstanbul 1.FSHHM’nin 2018/84 diş sayılı dosyasında bilirkişi tarafından işyerinde inceleme/ delil tespit tarihi olan 21.5.2018 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline 6- İstanbul 1.FSHHM’nin 2018/84 diş sayılı dosyası kapsamında verilen 25.6.2018 tarihli ihtiyadi tedbir kararının kesinleşene kadar devamına, karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırılan 5.000,00 TL teminatın davacıya iadesine, 7-Davanın etkinliğinin sağlanması bakımından davalı adına ... alan adına HMK 389 vd. maddeleri gereğince erişimin engellenmesine,8-Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına masrafın davalıdan tahsiline,9- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;9/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken markaya tecavüz davası yönünden 615,40 TL, maddi ve manevi tazminat davası yönünden 8.269,04 TL olmak üzere toplam 8.884,44‬  TL karar harcından peşin alınan (peşin+ıslah)  3.538,51‬ TL'nin mahsubu  ile 5.345,93‬ TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 9/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 35,90 TL başvurma harcı,  3.538,51 TL (peşin+ıslah) peşin harç, 5,20 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 3.579,61‬ TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,- 7.833,00 TL bilirkişi ücreti, tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere  davanın kısmen kabul edilmiş olması sebebiyle,  4.151,49‬‬ TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına, 9/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan, 400,00 TL posta giderinin, davanın kısmen kabul edilmiş olması sebebiyle,  80,00 TL'sinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 9/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, markaya tecavüz ve haksız rekabet  davası yönünden 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 9/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine kabul edilen maddi tazminat davası yönünden göre 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,9/e-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine reddedilen maddi tazminat davası yönünden göre 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 9/f-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine kabul edilen manevi tazminat davası yönünden göre 5.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,9/g-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine reddedilen manevi tazminat davası yönünden göre 5.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,10- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 10/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden taraflarca yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,10/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan  492,00 TL istinaf yoluna başvurma harcı,  TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 517,00 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,10/b-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan  492,00 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 144,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 636,00 TL'nin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,10/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,11- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 19/06/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"957dd62eb30b9a1f","SID":"1af270ea2e056f22"}}