{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>45. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/1491 <br>KARAR NO:2025/608<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO:2018/858 <br>KARAR NO:2021/313<br>KARAR TARİHİ:15/04/2021<br>DAVA:Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:28/05/2025<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalıın 2018 Ocak ayından beri devam eden... Diş Sağlığı Bölümüne tahsis edilen alanda kullanılmak üzere ağız ve diş sağlığı tedavi üniteleri için cihaz, malzeme ve eklentilerin eksiksiz olarak kurulumunun ve kullanım sürekliliği için gerekli olan her türlü bakım ve onarım sağlanması, kalite denetimi ve organizasyon danışmanlığı hizmeti verilmesi hususlarında anlaştıklarını ve bu şekilde müvekkili şirketin davalı şirket bünyesinde 2018 ocak ayı itibari ile bu çerçevede faaliyete geçtiğini, taraflar arasında oluşan hizmet sözleşmesi nedeniyle müvekkilinin kendi adına düşen edimleri yerine getirmek amacıyla yatırımlar yaptığını, ekipmanların oluşturulduğunu ve bu yatırım için dolaylı harcamalar nedeniyle masraflar gerçekleştiğini, bu hizmet akdi faaliyete başladıktan yaklaşık 3-4 ay sonra davalı şirket tarafından müvekkili ve ekibine karşı hastane içerisinde klinikten uzaklaştırma, klinikteki tüm ekip ekipmanlarını söküp dışarı atma, ekibin çalışmasını engelleme, ...'a gelen ara hizmetlerinin müvekkili aleyhine aksatılıp durdurulması, hastane randevularının oluşturulmaması gibi haksız eylemler başlatıldığını, akabinde davalı şirket tarafından İstanbul ... Noterliğinden gönderilen 22/05/2018 tarihli ... yevmiye nolu ihtarname ile sözleşmenin tek taraflı fesih edildiğinin bildirildiğini, fesih ihtarnamesinde ileri sürülen hususların hiçbir şekilde belgelendirilmediği ve fesih ihtarının haksız olduğu hususunda müvekkili tarafından cevaben Kadıköy ... Noterliğinin 31/05/2018 tarihli ve ... yevmiye nolu ihtarnamesinin gönderildiğini, ardından davalı şirket tarafından İstanbul ... Noterliğinin 06/06/2018 tarih ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile itirazların kabul edilmediği ve fesih iradesinin geçerli olduğu, müvekkilli ile iş ilişkisinin feshine karar verildiği hususları beyan edilerek, 27/06/2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile de 30/06/2018 tarihinde Ağız ve Diş Sağlığı Poliklinik alanının boş olarak tesliminin istendiğini, 30/06/2018 tarihinde müvekkilinin bilgisi olmaksızın kullanımında olan alanın davalı şirket tarafından tamamen boşaltılıp tahliye edilerek müvekkiline ait eşyaların bildirilmeyen bir yere depo edildiğini, 01/07/2018 tarihi itibariyle de yeni oluşumun müvekkiline tahsis edilen yerde hizmet vermeye başladığını beyan ederek, kötü niyetli, tek taraflı ve haksız olarak gerçekleştirilen fesih nedeniyle müvekkilinin uğramış olduğu menfi, müspet ve kar mahrumiyetine ilişkin zararların karşılanması amacıyla fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile 540.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığını, deneme süreli ve kar/zarar durumu gözetilerek şifahi anlaşma yapıldığını,  davacı tarafın kendisinden beklenen performansı gösteremediğini, hasta memnuniyetinin müvekkil firmanın kalite standartlarını yakalayamadığını, kliniğin geç saatlerde açıldığını, aracı firmalarca gönderilen panaromik filmlere 2 hafta sonra planlama yapılarak hastalara geç randevular oluşturulduğunu, artan hasta şikayetlerinin müvekkiline ciddi maddi kayıplar verdiğini, anlaşmalı kurumlar tarafından bazı dönemlerde müvekkiline hasta yönlendirmesi yapılmadığını,davacının bünyesinde çalışan diş hekimleri ve diğer personelin polikliniği zaman zaman 10:00 - 10:30 gibi saatlerde açıp saat 16:00 gibi işten çıkarak gayet keyfi bir çalışma sergilediklerini, son olarak diş polikliniğindeki önceki ve sonraki dönem ciroları kıyaslandığında davacı tarafın kendisinden beklenen ciroyu yakalayamadığını, hedefin çok altında kaldığını, ocak - haziran döneminde 6 ay gibi uzun bir sürede 423.072,00 TL gibi beklenenin çok altında bir ciro yaptığını, bu nedenlerle iş ilişkisinin feshedildiğini, davacının taleplerinin haksız olduğunu, hem maddi hem manevi tazminat talep edilebilmesi için zarar ve uygun illiyet bağının oluşması gerektiğini, davacının taleplerini somutlaştırması gerektiğini beyan ederek, kötü niyetli ve hukuki dayanaktan yoksun, asılsız iddialara dayalı işbu davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVABA CEVAP:Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle; davalı tarafından müvekkiline gönderilen ihtarnamelerde taraflar arasında mevcut sözleşmenin hizmet sözleşmesi olarak tanımlandığını, oysa taraflar arasında işletme içerisinde yeni bir işletme oluşumuyla ilgili olarak adi ortaklık tesis edildiğini, tarafların bu adi ortaklık içerisinde kar payı amaçlı bir şifahi sözleşme oluşturduklarını, adi ortaklık içerisindeki kar dağılımının %20'si davalı, %80'i müvekkiline ait olamak şeklinde oluşturulduğunu, bu nedenle taraflar arasında bir adi ortaklık sözleşmesi bulunduğunu, adi ortaklık sözleşmesi şekil şartına bağlı olmadığı gibi davalı tarafın iddia ettiği gibi bir deneme süresinin de olmadığını, davalı savunmalarının gerçek dışı olduğunu, klinik kapıları hiç kapanmadığı için geç açılmasının söz konusu olmadığını, müvekkili faaliyetinde bulunan klinikte çalışan tüm personel hastanenin servisini kullandığı için saat 07:30-08-00 arası klinikte iş başı yaptıklarını, bunun hastane yönetimi ile alınan ortak bir karar şeklinde uygulandığını, yine klinik doktorları için açılan randevu saatlerinin İş Kanunu kapsamında düzenlenerek 09:00-19:00 saatleri arası belirlendiğini ayrıca klinik doktoru Dt. ...'nun haftada 3 gün saat 08:00 randevusu açılması için mailler ve yazışmaların dilekçe ekinde sunulduğunu, müvekkiline ulaştırılmış hiç bir hasta şikayeti bulunmadığını, taraflar arasında kar ortaklığı ilişkisi olduğundan davalıya ciddi maddi kayıplar verdirildiği iddiasının hayatın olağan akışına uymadığını, anlaşmalı kurumlar tarafından hasta yönledirmeleri hususu yönünden kurumlarla anlaşma yapmanın hastanenin inisiyatifinde bir durum olup bu anlaşmaların yapılacağına dair müvekkiline söz verildiği halde hiç bir kurumla anlaşma yapılmadığını, davalı tarafın gerek ihtarnamelerinde gerekse cevap dilekçesinde beyan ettiği hiç bir fesih gerekçesinin gerçek ve samimi olmadığnı, müvekkiline ilk ihtarnamenin gönderildiği tarihten önce davalı tarafın yeni bir ekiple anlaşma görüşmelerine başladığını, müvekkiline yapılan haksız feshin tek sebebinin buraya yeni bir ekibin getirilecek olmasından kaynaklandığını, müvekkilleri gitmeden davalının yeni ekiple anlaşma sağladığını ve Temmuz 2018 itibariyle yeni ekiple faaliyete başladığını, açıklanan nedenlerle feshin haksız olduğunu, klinik boşaltılırken taraflarına bilgi verilmeden eşyaların bir depoya götürüldüğünü ve adresin müvekkiline bildirilmediğini, klinikte kullanılmak üzere alınan malzeme, ekipman, cihaz vs gibi malların atıl halde depoda bekliyor olmasının müvekkilinin uğradığı zararın en büyük tespiti olduğunu,dava dilekçesinde talep edilen 540.000,00 TL tazminat taleplerinin; 345.000,00 TL cihaz kira sözleşmesi (limitli), 35.000,00 TL cihaz firmasına ödenen Euro bazında senetler, 90.000,00 TL süreli sarf malzeme, 30.000,00 TL yardımcı ekipmanlar ve 40.000,00 TL akit gereği yapılan harcamalardan oluştuğunu ayrıca bu maddi zararlara ilaveten mesleki onur kaybı, prestij kaybı, bankalarda kredi bilite kaybı, bu fesihten kaynaklı kar mahrumiyeti olasağı karşılaşılacak haciz vs konularda maddi kayıp, cihazların yetkisiz kişiler tarafından sökülmesi nedeniyle garanti kaybı vs gibi zararlarının da mevcut olduğunu beyan ederek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>İKİNCİ CEVAP:Davalı vekili ikinci cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından, taraflar arasında adi ortaklık sözleşmesi olduğunu iddia etmekte ise de her iki tarafında tacir sıfatı taşıdığı olayda Borçlar Kanununun 620.maddesinde düzenlenen adi ortaklık hükümlerinin uygulama alanı bulunmadığını, taraflar arasında bir adi ortalık olduğu kabul edilse bile davacı tarafından sunulmuş bir adi ortaklık sözleşmesi bulunmadığını oysa yasa gereği adi ortaklığın ispatı için yazılı delil gerektiğini, cevap dilekçesinde hususları tekrar ettiklerini, dilekçe ekinde sunulan flash bellekte kayıtlı telefon görüşmesi incelendiğinde 20'lik dişi çekilen hasta ...'in şikayet nedeniyle Diş Kliniğini aradığında dikişleri unutulmuş olmasına rağmen hasta ile gayet sert bir üslupla konuşulduğu, hastayı sakinleştirme yoluna gidilmediği, hasta ile ağız dalaşına girildiğinin görüleceğini, davacının iddiasının aksine hasta şikayetlerinin doğrudan hasta tarafından telefon yoluyla ilgili Diş Kliniğine iletilebilecek nitelikte olduğunu, kliniğin geç saatlerde açıldığı iddialarına yönelik davacı tarafça aksi ileri sürülmüş ise de davacı tarafın ek delil listesinde sunmuş olduğu mesaj metninde \"Hocam herkes çıktı, hasta da yok, ben de çıksam olur mu ?\" şeklindeki mesajının 12 Şubat 2018 günü saat 18:04'de iletildiğini, akşam saat 18:00 olduğunda kliniğin kapatıldığını, davacı kliniğin sürekli açık olduğunu ispatlayamadığı gibi aksinin davacı tarafça sunulan delille sabit olduğunu, davacı taraf leasing kiralama sözleşmesi ve Euro bazında ödenen senet bedelleri nedeniyle zarar iddiasında ise de leasing sözleşmesi ibraz edilmediği gibi böyle bir sözleşmenin müvekkili yönünden bağlayıcılığı bulunmadığını, davacı firmanın müvekkili firma ile ticari bir ilişki içerisine girmesi için başkaca firmalar ile yapmış olduğu anlaşmalar ve hukuki yükümlülükler nedeniyle ileride meydana gelebilecek bir zarardan ve borçlanmadan sorumlu tutulamayacağını, dilekçe ekinde sunulan Ciro ve Tahsilat Tablosu incelendiğinde davacı firmanın 6 aylık cirosu 423.072,71 TL olmasına rağmen davacı firmadan önce faaliyet gösteren firmanın 2017 ilk 6 aylık cirosunun 852.288,40 TL, 2017 son 6 ay cirosunun 904.757,71 TL olduğunu, yeni anlaşma yapılan firmanın ise  2018 yılının son 3 ayında 1.003.484,01 TL gibi yüksek bir ciro yaptığını ve bu rakamların iddialarını desteklediğini beyan ederek davanın reddini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemenin 15/04/2021 tarihli kararı; \"...Tüm dosya kapsamının ve delillerin değerlendirilmesi sonucunda; davacı ve davalı arasında Ağız ve Diş sağlığı bölümünün işletilmesi konusunda yazılı bir sözleşme akdedilmediği 02/01/2018 tarihinde düzenlenen metin içeriğinde \"... A.Ş. ile ... Ltd arasındaki iş akdinin iş bu iyi niyet mektubuna binaen 02/01/2018 tarihi itibari ile başladığı, mutabık kalınan ana sözleşmenin hukuki görüş akabinde imzalanacağı, tüm şartların 02/01/2018 tarihi itibariyle geçerli sayılacağı ve ilk ay hizmet faturasına yansıtılacağının\" yer aldığı, taraflar arasında düzenlenen 02/01/2018 tarihli belgenin ön sözleşme niteliğinde olduğu, TBK nun 29. Maddesine göre bir sözleşmenin ileride kurulmasına ilişkin yapılan sözleşmelerin geçerli olduğu kanunlarda ön görülen istisnalar dışında ön sözleşmenin geçerliliğinin ileride kurulacak olan sözleşmeye bağlı olacağının düzenleme konusu yapıldığı, davalı tarafından İst ... Not nin 22/05/2018 tarih ... yevmiye nolu ihtarnamesinin çekilerek kliniğin sürekli olarak geç açılması, gönderilen hekimlerin hastalara verilen randevulara geç kalması hasta şikayetleri gerekçe gösterilerek ihtarnamenin tebliğinden itibaren 14 gün sonu itibari ile geçerli olmak üzere 02/01/2018 tarihli sözleşmenin fesih edildiği, davacı şirkete ait bulunan ekipman ve menkullerin klinik alanından boşaltılması ile hasta iletişimi ve tedavi planlarının bu tarihe uygun olarak düzenlenmesi gerektiğinin davacıya bildirildiği, 15/02/2008 tarihli ... nolu resmi gazete de yayınlanan özel hastaneler yönetmeliğinin 10. Maddesinde özel hastanelerin müstakil binada faaliyet göstereceği, binanın hastane olarak kullanılan kısmında hiçbir suretle başka bir amaca yönelik işyeri bulunamayacağı ve hastane içerisindeki bir bölümün başka bir amaçla faaliyet göstermek üzere 3. Kişilere kiralanamayacağı veya her hangi bir şekilde devredilemeyeceğinin düzenleme konusu yapıldığı, taraflar arasındaki 02/01/2018 tarihli ön sözleşmenin 15/02/2008 tarihli özel hastaneler yönetmeliğinin 10. Maddesine açıkça aykırı olduğu, ön sözleşmenin yürürlüğe girdiği 02/01/2008 tarihi ile 25/05/2018 tarihleri arasında hukuken geçerli bir sözleşmenin oluşturulmadığı, tarafların yükümlülüklerinin ve sözleşmenin süresinin belirlenmediği, ön sözleşmenin kanunlara aykırı olmadıkça geçerli olabileceği, ön sözleşme ile davalıya belirli bir süre boyunca iş yaptırılacağına ilişkin davalı tarafından verilmiş herhangi bir taahhüt bulunmadığı, hukuken geçerli bir sözleşmeye dönüştürülmemiş geçersiz ön sözleşmeye dayalı olarak davacının maddi ve manevi tazminat talebinde bulunamayacağı hüküm vermeye elverişli denetime açık çoğunluk bilirkişi kök ve ek raporu ile anlaşıldığından açılan davanın reddine\" karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece yasal düzenlemelere aykırı olarak tamamen hukuki değerlendirme yapılan ve hükme elverişli olmayan bilirkişi raporuna dayalı olarak karar verildiği, Mahkemenin hükme esas aldığı üçlü (çoğunluk) bilirkişi raporunda Özel Hastaneler Yönetmeliği 10. Maddesine atıfta bulunularak böyle bir sözleşmenin kanunen geçerli olmadığı beyan edilmiş ise de anılan maddenin dava konusu ve taraflar arasında mevcut sözleşme ile hiç bir ilgisi bulunmadığı, yönetmelikteki \"başka amaca yönelik\" ibaresinin ağız ve diş sağlığını kapsamadığı, ağız ve diş sağlığı kliniğinin hastanenin verdiği hizmetler kapsamında kaldığı, bilirkişi raporunda ön sözleşme hususunda görüş beyan edilerek ön sözleşmenin nihai sözleşmeye dönüşmediğinden bahsedilmiş ise de bunun hukuka uygun olmadığı, taraflar arasında karşılık görüşmeler neticesinde davalı vekilinin de beyan ettiği gibi bir şifahi sözleşme kurulduğu, davalının hastane içerisinde bir alanı müvekkiline diş kliniği olarak faaliyete geçirmek üzere tahsis ettiği, müvekkili tarafından bu alanda yatırım yapılarak faaliyete geçirildiği, taraflar arasında kar ve zarar ilişkisine dayalı hizmet sözleşmesi kurulduğu, ön sözleşme akabinde müvekkilinin faaliyete geçtiği, müvekkili yanındaki personelin davalı hastane tarafından sigortalı gösterildiği, bu sigorta bedellerinin yansıtma fatura olarak müvekkiline kesildiği ayrıca hizmet sözleşmesi gereği yapılan işlerle ilgili olarak cari hesap ve defterlerde karşılıklı faturalar kesildiği yani sözleşmenin ifa edildiği, kaldı ki davalı tarafından gönderilen ihtarnamede de sözleşmenin feshedildiği beyanı ile taraflar arasındaki sözleşmenin varlığının kabul edildiği bu nedenlerle ifa edilmiş bir sözleşmenin ön sözleşme olarak değerlendirilemeyeceği ancak davalının fesih sebeplerinin haklı olmadığı, bir an için haklı olduğunu düşünülse dahi cironun ne kadar olacağı ve hasta şikayetleri kalite standartları belirlenmediğinden feshin haksız olduğu, davalının kötü niyetli davranarak müvekkilini zarara uğratma yoluna gittiği, dürüstlük kuralına aykırı olarak ve haksız fiil çerçevesinde müvekkilinin uğramış olduğu zararların tazmini ile yükümlü olduğu, zararın mevcudiyetinin ise azınlık görüşü raporu ile tespit edildiği hususlarını beyan ederek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki \"İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz\" kuralı nazara alınmıştır.Dava, hizmet sözleşmesinin davalı tarafından haksız olarak feshedildiği iddiasıyla maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.Taraflar arasında yapılan görüşmeler neticesinde \"...\" antetli yazı; \"...Şti. arasındaki iş akdi işbu iyi niyet mektubuna binaen 02.01.2018 tarihi itibari ile başlamış bulunmaktadır. Mutabık kalınan ana sözleşmenin hukuk görüşü akabinde imzalanacak olan ilgili şartları 02.01.2018 tarihi itibari ile geçerli sayılacak ve ilk ay hizmet faturasına yansıtılacaktır.\" şeklindedir.Davacı tarafından sunulan kayıtlara göre bu süreç içerisinde davacı tarafından, davalıya; \"İnsan Sağlığına Yönelik Koruyucu Hekimlik, Muayene, Konsültasyon, Teşhis, Tedavi Ve Rehabilitasyon Hizmetleri\" açıklamalı 27/02/2018 tarihli 39.424,26 TL, 27/03/2018 tarihli 52.757,07 TL, 18/04/2018 tarihli 46.125,78 TL, 22/05/2018 tarihli 68.718,80 TL, 02/07/2018 tarihli 69.589,00 TL, 31/07/2018 tarihli 59.752,87 TL bedelli 6 adet toplam 336.367,78 TL bedelli fatura düzenlenmiştir. Bilirkişi raporunda da bu faturalar tespit edilmiş ve faturalara dayalı olarak davacı defterlerine göre davalının 337.476,96 TL ödeme yaptığı, davalı defterlerine göre ise davalının 340.296,38 TL ödeme yaptığı belirlenmiştir.Yine dosyaya sunulan kayıtlara göre davalı tarafından, davacıya \"Personel Yansıtma Bedeli\" açıklamalı 31/01/2018 tarihli 10.823,48 TL, 28/02/2018 tarihli 22.423,84 TL, 31/03/2018 tarihli 23.113,75 TL, 30/04/2018 tarihli 23.648,85 TL, 31/05/2018 tarihli 21.934,35 TL, 30/06/2018 tarihli 9.861,68 TL, 13/07/2018 tarih 2.419,42 TL bedelli, \"Ailemize Sağlık Sigortası Poliçe Yansıtma Bedeli\" açıklamalı 15/09/2018 tarih ve 32,00 TL bedelli, \"Taek Fatura Yansıtma\" açıklamalı 29/01/2018 tarihli 1.840,00 TL bedelli 9 adet fatura düzenlenmiştir. Bilirkişi raporuna göre ise davalı tarafından davacıya toplam 10 adet 135.442,68 TL bedelli fatura kesildiği, söz konusu faturalara istinaden fatura bedellerinin davacı tarafından ödendiği bilirkişi raporunda tespit edilmiştir.Yani 02/01/2018 tarihli iyiniyet mektubuna istinaden davalı tarafından ...Hastanesinde 02/01/2018 tarihinden itibaren ağız ve diş sağlığı hizmeti verilmeye başlanmıştır.Davalı tarafından İstanbul 39. Noterliği'nden keşide edilen 22/05/2018 tarihli ... yevmiye nolu ihtarnamede; davacının 2018 Ocak ayından itibaren Ağız ve Diş Sağlığı Kliniğinde hizmet verdiği, hizmet ilişkisinin güven, iyiniyet, dürüstlük, hekim meslek etiği kurallarına dayandığı ancak davacının kliniği geç açması, görevlendirdiği hekimlerin randevu saatine geç kalması, hasta şikayetleri, verilen hizmetlerdeki kalite standartlarının ... Hastanesinin kalite standartlarının altında kalması, hastane yönetiminin beklenti ve taleplerinin karşılanmaması, bu konularda yapılan uyarılara karşın aykırılıkların düzeltilmemesi ve gerekli tedbirlerin alınmaması sebebiyle hizmet ilişkisinin temelinden sarsıldığı, bu nedenlerle ihtarnamenin tebliğinden itibaren 14.gün sonu itibariyle geçerli olmak üzere iş ilişkisinin feshedildiği belirtilerek, fesih tarihi itibariyle tüm ekipmanların alınarak klinik alanının boşaltılması ve tedavi planlarının bu tarihe göre düzenlenmesi ihtar edilmiştir.Bu ihtara karşılık davacı tarafından Kadıköy ... Noterliği'nden 31/05/2018 tarihli ve ... yevmiye nolu ihtarname keşide edilmiş ise de dosya kapsamında bulunmamaktadır. İşbu ihtarnamenin dosyaya ibrazı sağlanmalıdır.Davalı tarafından İstanbul 39. Noterliği'nden keşide edilen 06/06/2018 tarihli ... yevmiye nolu ihtarnamede; işbu ihtarnamenin davacı tarafından Kadıköy ... Noterliği'nden keşide edilen 31/05/2018 tarihli ve ... yevmiye nolu feshe itirazları ve feshin yeniden değerlendirilmesi talebi içeren ihtarnameye cevaben düzenlendiği açıklanarak, feshe itiraz için bildirilen sebeplerin kabul edilmediği, önceki ihtarnamede bildirildiği gibi ...Hastanesinin sağlık hizmetlerinde hedeflediği kalite standartlarını muhatabın yansıtmadığı gibi uyarılara rağmen düzelme olmadığı belirtilerek en geç 30/06/2018 tarihine kadar klinik alanının boşaltılması ihtar edilmiştir.Davalı tarafından İstanbul ... Noterliği'nden keşide edildiği belirtilen 27/06/2018 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamenin de dosya kapsamında bulunmadığı anlaşılmaktadır. İşbu ihtarnamenin dosyaya ibrazı sağlanmalıdır.Davalı tarafından İstanbul ... Noterliği'nden keşide edilen 05/07/2018 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamede; 30/06/2018 tarihine kadar verilen süreye rağmen klinik alanının boşaltılmamış olması sebebiyle 01/07/2018 tarihinde klinik alanında bulunan eşyaların bir depoya kaldırıldığı, ayrıca mevzuat gereği davalı şirket sorumluluğunda olan hasta dosyaları ile röntgen filmlerinin de davacı tarafından teslim edilmediği belirtilerek, depodaki eşyaların alınacağı tarihin bildirilmesi, depo masraflarının ödenmesi ayrıca hasta dosyalarının teslim edilmesi ihtar ve talep edilmiştir.  Mahkemece Borçlar Hukuku Öğretim Üyesi Dr. ..., Diş Hekimi ..., Sağlık Yönetimi ve Ekonomisi Uzmanı ...ve YMM-Bağımsız Denetçi Prof. Dr. ...'dan oluşan bilirkişi heyetinden rapor alınmıştır. Diş Hekimi ... heyet görüşüne iştirak etmediğinden ayrık rapor sunmuştu. Çoğunluk raporunda; taraflar arasındaki 02/01/2018 tarihli metnin ön sözleşme olduğu, ön sözleşmelerinin kanuna aykırı olmamak şartıyla geçerli olacağı, ancak ön sözleşmenin Özel Hastaneler Yönetmeliğinin 10.maddesine aykırı olduğu, bu nedenle tazminat talep edilemeyeceği belirtilmiştir. Bilirkişi Diş Hekimi ... ise davacının zararının mevcut olduğu yönünde kanaat bildirilmiştir.Somut olayda uyuşmazlık; taraflar arasında sözleşme ilişkisinin kurulup kurulmadığı noktasında toplanmaktadır.Bilirkişi raporunda ve mahkemenin bu raporu dayanak yaptığı kararında taraflar arasındaki 02/01/2018 tarihli metnin bir ön sözleşme olduğu değerlendirilmiştir.6098 sayılı TBK'nın 1.maddesinde tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklamaları ile sözleşmenin kurulacağı, bu irade açıklamasının açık veya örtülü olabileceği belirtilmiştir.TBK'nın 29.maddesinde ise bir sözleşmenin ileride kurulmasına ilişkin sözleşmelerin geçerli olduğu, kanunlarda öngörülen istisnalar dışında, önsözleşmenin geçerliliğinin ileride kurulacak sözleşmenin şekline bağlı olduğu ifade edilmiştir.Taraflarından her ikisinin birbirlerine veya taraflardan yalnız birinin diğerine karşı ileride üçüncü bir kişi ile bir borç sözleşmesi yapma sözü vermesine \"ön sözleşme\" yada \"sözleşme yapma vaadi\" denir. (Prof. Dr. Fikret Eren, Dr. Ünsal Dönmez, Eren Borçlar Hukuku Şerhi, Cilt I, s.816).Tarafların belirli bir hukuki sonuca, yani bir hakkı veya hukuki ilişkiyi kurmaya, değiştirmeye veya ortadan kaldırmaya yönelik karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklamalarından oluşan iki veya çok taraflı hukuki işleme sözleşme denir. Bu tanıma uygun olarak, bir sözleşmenin kurulabilmesi, meydana gelip hukuki sonuç doğurabilmesi için bazı unsurların mevcut olması gerekir. Bu unsurlar genel olarak (i) sözleşmenin tarafları, (ii) birbirine uygun ve (iii) karşılıklı irade açıklamalarıdır (s.314).İrade beyanının karşılıklı olması her iki tarafın beyanlarının aynı neticeyi doğurmak maksadıyla birbirine yöneltilmesi demektir ve bir sözleşmenin kurulması için gerekli karşılıklı irade beyanlarından zaman itibariyle önce yapılana \"icap\" ya da Türk Borçlar Kanunu'ndaki kullanımıyla \"öneri\" denir. Ancak her sözleşme yapma çağrısı icap sayılmaz; bir irade beyanının icap sayılabilmesi için bu yöne ilişkin irade beyanının karşı tarafa yöneltilmiş olması, sözleşmenin bütün esaslı unsurlarını kapsaması gerektiği gibi beyanda bulunanın da icabıyla bağlı kalmak niyetinde olması şarttır (Uygur, Turgut, Açıklamalı ve İçtihatlı Borçlar Kanunu Genel Hükümler, I. Cilt, Ankara 1990, s.2).İki taraf karşılıklı ve birbirine uygun surette iradelerini beyan ettiği ve sözleşmenin esaslı unsurları üzerinde anlaştıkları takdirde sözleşme tamamlanır ve taraflar kararlaştırdıkları şekilde edimlerini gereği gibi ifa borcu altına girerler.Tarafların irade beyanları birbirine uygun olmalıdır. İrade beyanlarının uygunluğundan amaç ya gerçek, tabii iradelerin fiili olarak ya da beyanların anlam (içerik) itibariyle uygun olmasıdır (Eren Borçlar Hukuku Şerhi, Cilt I, s.373). Uygunluk sözleşmenin kurucu unsurları arasında yer alır (s.374). Taraflar, birbirine uygun irade beyanlarıyla bir yandan sözleşmeyi kurarken, diğer yandan da sözleşmenin içeriğini tespit ederler. Dolayısıyla, irade beyanlarının birbirine uygunluğu, sözleşmenin objektif ve sübjektif bütün esaslı noktalarını içermelidir (s.377). Sözleşmenin objektif esaslı noktaları, sözleşmenin tip ve türünü belirleyen, onun asgari içeriğini oluşturan noktalardır. Bu noktalar, kanunda düzenlenmiş sözleşme tiplerinin tarifinde yer almışlardır. Sözleşmenin sübjektif esaslı noktaları ise, sözleşmenin içeriğine taraflarca birlikte konulan veya karşı tarafın bilgisi altında yalnız bir tarafça sözleşmeye sokulması mutlaka istenilen noktalardır. (s.378). İrade beyanları birbirine uygun değilse, \"uyuşmazlık\" söz konusu olur. Uyuşmazlık halinde sözleşme meydana gelmez (s.379). Sözleşmenin kanunda yapılan tanımında yer alan zorunlu noktalara (unsurlara), sözleşmenin objektif esaslı noktaları (unsurları) denir (s.381). Objektif esaslı noktalar, kurulmak istenilen sözleşmenin asgari içeriğini oluşturur. Bu noktalar herhangi bir sözleşmeye, o sözleşmenin tipini verir.Bu nedenle objektif esaslı noktalara, sözleşmenin tipik unsurları demek de mümkündür (s.382).Sözleşmenin objektif esaslı noktaları dışında kalan noktaları, objektif yönden ikinci derecedeki yan noktalardır. Ancak ya taraflar anlaşmak, kararlaştırmak suretiyle veya taraflardan biri, diğer tarafa da bunu hissettirmek, anlatmak koşuluyla, yan noktaları da esaslı nokta, yani sözleşme iradesinin zorunlu koşulu haline getirebilirler. Bu husus irade özerkliğinin doğal bir sonucudur.Objektif yönden esaslı nokta olmayan bir noktayı taraflardan biri, sözleşme yapma iradesinin zorunlu koşulu (conditio sine qua non) yani sübjektif yönden esaslı bir nokta olarak öngörüyorsa, bu hususu açık olarak karşı tarafa bildirmek zorundadır. Aksi halde TBK m. 2/1'e göre bu nokta, ikinci derecedeki nokta sayılır ve sözleşmenin kurulmasına engel teşkil etmez (s.383).TBK'nın 2.maddesi; \"Taraflar sözleşmenin esaslı noktalarında uyuşmuşlarsa, ikinci derecedeki noktalar üzerinde durulmamış olsa bile, sözleşme kurulmuş sayılır. İkinci derecedeki noktalarda uyuşulamazsa hâkim, uyuşmazlığı işin özelliğine bakarak karara bağlar. Sözleşmelerin şekline ilişkin hükümler saklıdır.\" TBK'nın 12.maddesi; \"Sözleşmelerin geçerliliği, kanunda aksi öngörülmedikçe, hiçbir şekle bağlı değildir. Kanunda sözleşmeler için öngörülen şekil, kural olarak geçerlilik şeklidir. Öngörülen şekle uyulmaksızın kurulan sözleşmeler hüküm doğurmaz.\" TBK'nın 17.maddesi; \"Kanunda şekle bağlanmamış bir sözleşmenin taraflarca belirli bir şekilde yapılması kararlaştırılmışsa, belirlenen şekilde yapılmayan sözleşme tarafları bağlamaz. Herhangi bir belirleme olmaksızın yazılı şekil kararlaştırılmışsa, yasal yazılı şekle ilişkin hükümler uygulanır.\"Yukarıda da yer verildiği üzere 02/01/2018 tarihli iyiniyet mektubuna istinaden davacı tarafından hizmet verilmeye başlanmıştır. Her ne kadar bu metinde taraflar arasında ana sözleşmenin hukuk görüşü akabinde imzalanacağı ifade edilmiş ise de hizmetin verilmeye başlanmış ve 5 ay gibi bir süre verilmiş olması, bu süreç içerisinde davacı tarafından hizmet faturaları, davalı tarafından yansıtma faturaları düzenlenmiş olması ayrıca metinde \"...Mutabık kalınan ana sözleşmenin hukuk görüşü akabinde imzalanacak olan ilgili şartları 02.01.2018 tarihi itibari ile geçerli sayılacak ve ilk ay hizmet faturasına yansıtılacaktır.\" ibaresine yer verilmiş olmasına ise de ilk ay hizmet faturası dışında diğer aylarda da hizmet verilerek faturaların düzenlenmiş olması karşısında taraflar arasında artık hizmet akdinin kurulduğunun kabulü gerekmektedir. Bu nedenle taraflar arasındaki 02/01/2018 tarihli metnin bir ön sözleşme olarak kaldığı ve sözleşmenin taraflar arasında kurulmadığı yönündeki değerlendirme hatalıdır.Ayrıca taraflar arasında kurulan sözleşme yazılı şekil şartına bağlı değildir. Her ne kadar iyiniyet mektubunda ana sözleşmenin imzalanacağı hükmüne yer verilmesi TBK 17.maddesi uyarınca tarafların iradi şekil şartını benimsemiş olduğu şeklide yorumlanabilir ise de;İradi şeklin geçerlilik koşulu olarak düzenlenip düzenlenmediğini hakim, irade beyanlarının yorumuyla belirleyebilir. Ayrıca, TBK m.17, burada sadece kanuni bir karine koyduğu için bunun aksi, menfaati bu yönde olan tarafça ispat edilebilir. Örneğin taraflardan biri veya her ikisi, kararlaştırılan şekil şartı yerine getirilmeden ifada bulunursa, şeklin geçerlilik koşulu olmadığı ortaya çıkar. (Eren Borçlar Hukuku Şerhi, Cilt I, s.584)Somut olayda da davacı tarafından 5 ay boyunca hizmet verilmiş olması karşısında taraflar arasında akdi ilişkinin kurulmadığını söylemek mümkün değildir. Zira tarafların iradesi de sözleşmenin kurulduğu yönünde olup taraflar arasında akdi ilişkinin kurulmadığında dair bir ihtilaf da bulunmamaktadır. Davalı taraf akdi ilişkinin kurulduğunu gerek dava öncesi ihtarnameleri gerekse yargılama aşamasındaki dilekçeleri ile kabul edilerek, hizmet akdinin haklı nedenle feshedildiğini savunmaktadır.Diğer bir husus ise sözleşme konusunun TBK'nın 27.maddesine aykırı olup olmadığıdır. Zira bilirkişi raporunda ve bu raporu esas alan mahkeme kararında 02/01/2018 tarihli metnin bir önsözleşme olduğu, ön sözleşmelerin kanuna aykırı olamayacağı, dava konusu ön sözleşmenin Özel Hastaneler Yönetmeliği'nin 10.maddesine aykırı olması sebebiyle geçerli olmadığı yönünde kanaat bildirilmiştir.TBK'nın 27.maddesine göre; \"Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür. Sözleşmenin içerdiği hükümlerden bir kısmının hükümsüz olması, diğerlerinin geçerliliğini etkilemez. Ancak, bu hükümler olmaksızın sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılırsa, sözleşmenin tamamı kesin olarak hükümsüz olur.\"Özel Hastaneler Yönetmeliği'nin 10.maddesinde; \"...İmar mevzuatına uygun olarak imar planında yer alması kaydıyla; aynı sahiplikte ve aynı isim altında ruhsatlandırılacak olan, sınırları belirli, bütünlük arz eden bir alan içinde birbiriyle fizik olarak bağlantısı olan veya bağımsız bina komplekslerinin oluşturduğu dal hastanesi ve/veya genel hastane binalarından oluşan hastane kompleksi kurulabilir. Bu durumda, laboratuvar hizmetleri, görüntüleme hizmetleri, acil hizmetleri,ameliyathaneler, yoğun bakım ve sterilizasyon üniteleri ile benzeri diğer tıbbi hizmetler ortak hizmet verecek şekilde planlanabilir. İdari birimler, morg, depo ve benzeri destek birimler ile otopark, kreş, kafeterya, lokanta, otel, rehabilitasyon merkezi, banka, PTT, konferans salonu, ibadethane, spor ve eğitim tesisleri gibi sosyal alanlar hizmeti aksatmayacak şekilde ve mimari açıdan yapı kullanma izin belgesi alarak hastaneye ait belirlenen sınırlar içerisinde farklı binalarda hizmet verebilir. Hastane komplekslerinde hasta güvenliğini, sıhhatini ve huzurunu riske sokacak tarzda yapılaşma veya hizmet sunumu yapılamaz.Özel hastanenin tıbbi hizmet birimleri; tıbbi hizmeti engelleyecek tarzda ve hastane binasından veya bina kompleksinden ayrı yerde tesis edilemez.Özel Hastaneler, müstakil binada faaliyet gösterir. Binanın hastane olarak kullanılan kısmında, hiçbir surette başka amaca yönelik işyeri bulunamaz ve hastane içerisindeki bir bölüm, başka bir amaçla faaliyet göstermek üzere üçüncü kişilere kiralanamaz veya herhangi bir şekilde devredilemez.Hastane personeline, hasta ve hasta yakınlarına hizmet vermek üzere kurulan kafeterya, kantin, çiçekçi, berber, lostra gibi birimler işletilebilir veya bunların işletilmesi için hizmet satın alınabilir veyahut bu hizmetler başkalarına gördürülebilir. Bu türden kısımlar, tıbbî hizmet birimlerinin bulunduğu yerler ile hasta tedavi ve istirahatini engelleyecek yerlerde kurulamaz...\" şeklindedir. Ancak somut olayda verilen hizmete konu birim ağız ve diş sağlığı kliniğidir. Davacı tarafından yerine getirilen ağız ve diş sağlığı hizmeti, temin edilen diş hekimi ve personel vasıtasıyla gerçekleştirilen tıbbi bir hizmettir. Yani binanın hastane olarak kullanılan kısmında başka amaca yönelik açılan işyeri değil hastanede, hastanenin amacına göre açılması gereken diş sağlığı kliniğidir.Söz konusu hizmetin dışarıdan temin suretiyle hastalara verilmesi amaçlanmıştır. Yönetmelikte sözü edilen \"başka amaçla\" ibaresiyle kastedilen tıbbi hizmet dışında bir amaçla yani yönetmeliğin devam eden bendinde belirtilen kafeterya, kantin, çiçekçi, berber, lostra gibi birimlerdir. Bunların ise kompleks içerisinde bulunması mümkün ise de tıbbi hizmet birimlerinin bulunduğu yerler ile hasta tedavi ve istirahatini engelleyecek yerlerde kurulamayacağı ifade edilmiştir.Açıklanan nedenlerle sözleşmenin Yönetmelik hükmüne aykırı olduğu tespiti de hatalıdır.Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde dava dilekçesinde talep edilen 540.000,00 TL tazminat taleplerinin; 345.000,00 TL cihaz kira sözleşmesi (limitli), 35.000,00 TL cihaz firmasına ödenen Euro bazında senetler, 90.000,00 TL süreli sarf malzemesi, 30.000,00 TL yardımcı ekipmanlar ve 40.000,00 TL akit gereği yapılan harcamalardan oluştuğunu beyan ederek, maddi tazminat istemini bu talep kalemleriyle sınırlandırmıştır. Yine 100.000,00 TL manevi tazminat talebi mevcuttur. Yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde taraflar arasında hizmet ilişkisinin kurulduğu tespit edilmekle, davacının maddi ve manevi zarar talepleri yönünden sözleşmenin haksız nedenle feshedildiği iddiası çerçevesinde değerlendirme yapılması, oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br>H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/858 E. 2021/313 K. Sayılı 15/04/2021 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,3-Davacı tarafça yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına,4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iade edilmesine,5-Davacının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğ edilmesine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 28/05/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b1c5189c1b2c5d2f","SID":"528a7d262c51c314"}}