{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">       <br>T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2021/2359 <br>KARAR NO\t\t: 2025/1128<br>KARAR TARİHİ\t: 02/06/2025<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 30/09/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/405 Esas  2021/697 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 02/06/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 02/06/2025<br><br>Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br><br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalıların 27/04/2019 tarihinde..... ili, ..... ilçesi, ... isimli yerde içkili bir organizasyon düzenlendikleri, davacının bar malzemeleri ticareti yaptığı, bu kapsamda davacının davalılardan bir miktar bar malzemesini kiralamak istedikleri ve kira bedeli karşılığı olarak davacının bu organizasyona katılmaya davalı çalışanlarının ikna edildiği, anlaşmaya göre organizasyonda kullanılacak alkolün davalılar tarafından temin edileceği diğer masrafların davacıya ait olacağı, satış bedelinin % 30'nu komisyon olarak davalıların alacağı bu komisyon oranının davalıların davacıdan kiralamış oldukları bir miktar bar malzemesinin kira  bedeli karşılığı olarak diğer katılımcılara göre % 10 indirimli komisyon olduğu, tarafların ayrı şehirlerde olması nedeni ile yazılı sözleşmenin organizasyon  öncesi ....'de imzalanacağı , davacı tarafından hazırlanan kısa sözleşmenin davalıların işçisi ..... tarafından imzalanmasının sağlandığı, işletmenin kaşesinin ise getirmedik yanımızda yok denildiği güvene dayalı olarak  gerekli masraflar yapmış olan davacı için geriye dönüş imkanının kalmadığı, bu kapsamda davacının katılıma devam ettiği ve en iyi şekilde edimini yerine getirdiği, davalıların bilet satışı ve fiş satışı şeklindeki nakit hasılatı ellerinde tuttuğu, standatlardan sağlanan gelirlerin toplanan fişlerle tespitinin sözde kayıt ederek hizmet bedelini fatura karşılığı  olarak daha sonra ödeyeceklerini açıklayıp organizasyonu bitirdikleri, hizmet bedeli için davalılara yapılan müracatlara verilen karşılık gereği davacı tarafça gönderilen 6353,51 TL bedelli fatura itiraz edildiği, ayrıca davalıların davacıdan kiraladığı bar malzemelerinin hasar gören ve zayi, olanların bedellerini satış değerleri üzerinden ödemeyi tahaahüt ettikleri ancak bunlar ödemeye yanaşmadıkları için fatura edilmediği,  hizmet bedeli kokteyl masrafı ve zayi olan bar malzemeleri olarak toplamda davacının 10.000,00 TL'lk bir zararının olduğu, dava konusu miktarın sadece kokteyl satışından davacının payına düşen miktara ilişkin olduğu belirtilerek itirazın iptali ile % 20'den az olmamak üzere inkar tazminatına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesinin  talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yasal 1 yıllık süresi içerisinde açılmadığı, takibin yetkisiz icra dairesinde başlatıldığı, müvekkili organizasyon ortaklığının adresinin ....olduğu, davanın İstanbul Adliye mahkemelerinde ikame edilmesi gerektiği, bu nedenle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerektiği, davacının iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğu, davalı adi ortaklığın çeşitli etkinlikler organize eden bir firma olduğu, davacı dilekçesinde delil olarak bildirilen watsapp konuşmasında adı geçen kişilerin ve sözleşmede imzası bulunan kişinin davalı ortağı ya da yetkili temsilcisi ya da çalışanı olmadığı, davalının davacıyla herhangi bir sözleşme akdetmediği gibi taahhütte de bulunmadığı, icra takibine dayanak sunulan faturalarda bahsi geçen şekilde bir hizmet almadığı, davalıların .... ile davacı arasındaki konuşmalardan dava dilekçesinin tebliği ile haberdar olduğu, etkinlikte katılımcı olarak hizmet vermediği, davalının davacıdan sadece 13876 nolu 07/05/2019 tarihli faturaya istinaden malzeme satın aldığı ve bedelini ödediği, bunun dışında davacı ile arasında bir ticari münasebetin olmadığı belirtilerek açılı davanın usulden ve esastan reddinin ve yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>MAHKEMECE: \"...,Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların iddia ve savunmaları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre; <br>Taraflar arası uyuşmazlık konusu hususun; taraflar arasında ..... ili ..... İlçesi ... isimli iş yerinde düzenlenen organizasyon nedeniyle ticari bir ilişkinin kurulup kurulmadığı, kurulmadığının tespiti halinde davalıların icra müdürlüğünün yetkisine ve Mahkememizin yetkisine itirazının değerlendirilmesi, kurulduğunun tespiti halinde ise bu ilişkinin konusunun ve kapsamının belirlenmesi ile davacının bu organizasyondan kaynaklı zararının olup olmadığı, olduğunun tespiti halinde miktarının belirlenmesi, ayrıca kokteyl satışından davacının payına düşen miktarın tespiti dolayısıyla davacı tarafından davalılar aleyhine başlatılan İzmir 8. İcra Müdürlüğü'nün 2019/11609 Esas sayılı dosyasına konu edilen alacak kadar davalılardan alacaklı olup olmadığı, bu kapsamda davalılarca yapılan itirazın haklı olup olmadığının tespit ve değerlendirilmesine esas açılan itirazın iptali davası olduğu anlaşılmıştır. <br>Her ne kadar davalılar vekilince davanın yasal 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı belirtilmiş ise de  dosyaya sunulan İzmir 8. İcra Müdürlüğü'nün 2019/10609 E. Sayılı dosyasında davalılar vekilince yapılan borca itiraza yönelik dilekçenin davacıya 29/07/2019 tarihinde tebliğ olunduğu, 7226 Sayılı yasanın geçici 1.Maddesinin b bendi ve bu yasa hükmüne göre çıkarılan 2480 sayılı Cumhurbaşkanı kararı gereği  icra iflas kanuna tabi olan süreler 86 gün uzadığı, iş bu davanın 10/08/2020 tarihinde açıldığı anlaşıldığından iş bu davanın süresinde açılmış olduğu kanaatine varılmıştır.<br>Taraf defterlerinin incelenmesine esas hazırlanan raporlara itirazlarda bulunulmuş ise de dosya kapsamında yapılan inceleme neticesinde davacı kayıtlarına göre davacı tarafından davalı ortaklık adına 2019 yılında 2 adet olmak üzere 8.488,13 TL'lik fatura tanzim edildiği, dava dışı .....ve ..... ve Ortakları tarafından banka aracılığı ile iki adet olmak üzere 2.134,50 TL tutarında ödemede bulunulduğu ancak bu ödemelerin ortaklığın cari hesabına alacak olarak işlenmediği dolayısıyla davacının davalıdan 8.488,13 TL'lik alacağının olduğuna dair kayıt olduğu, davalı yan yönünden kayıtların incelenmesinde ise 30/04/2019 tarihinde 2.134,50 TL avans ödemesi yapıldığı bu avans ödemesi karşılığında davalı aleyhine davacı tarafça fatura kesildiği ve alacak borç bakiyesinin bu şekilde kapatıldığı hususuna dair kayıt olduğu anlaşılmakla kayıtlar yönünden başkaca bir husus tespit edilemediğinden kayıtların yeniden tetkiki yönünde itirazların değerlendirilmesi yönündeki talebin yerinde olmadığından bu husustaki itirazların reddi ile kayıtların mahiyetine yönelik yapılan itirazların ise Mahkememizce resen değerlendirilmesi gereken itirazlar olması ile bu hususun Mahkememizce değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. <br>Uyuşmazlığın değerlendirilmesine geçmeden evvel şu hususun belirtilmesinde fayda vardır. mevcut dava konusu uyuşmazlık yukarıda belirtilen icra dosyasına yapılan itirazın iptaline ilişkin olduğundan ve icra dosya dayanağı 6.353,51 TL bedelli fatura olarak belirtildiğinden Yargıtay  Hukuk Genel Kurulu'nun 11/02/2020 tarihli, 2017/2076 E. ve 2020/117 K. Sayılı ilamında da belirtildiği gibi itirazın iptali davalarında alacaklı takipte dayanmadığı belgeler dışındaki başka belgelere dayanamayacağından incelemenin dayanılan fatura yönünden değerlendirilmesi gerektiği ve faturanın da hizmet bedeli açıklaması ile oluşturulduğu görülmekle uyuşmazlık bu hususta değerlendirilmiştir. <br>Yukarıdaki açıklamalar ve dosya kapsamı doğrultusunda yapılan inceleme neticesinde her ne  kadar dava dilekçesi ile .... ili, .... ilçesi, ... isimli eğlence mekanında yapılacak organizasyondan kaynaklı olarak davacı tarafça sözleşmenin davalılar iradesi ile imzalandığı belirtilmekte ise de söz konusu sözleşmenin davalılarca kabul edilmemesi, takibe dayanak faturanın davalılara gönderilmesine rağmen süresi içerisinde bu fatura davacı tarafa iade edildiğinden ve aksinin de davacı tarafça kanıtlanamaması sebebi ile bahse konu sözleşmenin davalılarca imzalanmadığı kanaatine varılmıştır. Bu kapsamda her ne kadar davacı tarafça bahse konu eğlence merkezinde yapılan organizasyondan kaynaklı davalılardan alacaklı olunduğu belirtilerek icra takibine konu fatura tanzimi yapılmış ise de dosya kapsamına göre esasen taraflar arasında sözleşmesel ilişkiden değil ve ancak organizasyondan kaynaklı bir ilişkinin kurulduğu, her ne kadar davacı tarafça ilişkinin;  organizasyona ortak katılım ve neticede elde edilecek paranın paylaştırılmasına göre kendisine haklı olan payın verilmemesi nedeninden kaynaklı hizmet bedeli nedeni ile davalılardan alacaklı olduğu ileri sürülmüş ise de  dosya kapsamına göre davalılarca davacıya avans ödemesi dışında başka bir ödemenin yahut davacı tarafça belirtilen ilişkinin niteliği kayıtların olmadığı tespit edilmekle esasen taraflar arasında organizasyondan kaynaklı yeni bir ortak iş yapma durumunun mevcut olduğu ve ancak davacı tarafından yeni oluşan durumdan kaynaklı davalılara verilen hizmetin varlığına ve içeriğine yönelik bir hususun bulunduğu ispat edilemediğinden yukarıdaki Yargıtay HGK kararı da göz önüne alınmak sureti ile icra takip dayanağını oluşturan fatura içeriği hizmetin davalılara verildiği kanıtlanamadığından ve ayrıca davacı tarafça yemin deliline de dayanılmadığından başka bir araştırma yapılmasına gerek görülmeksizin açılı davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur,\" gerekçesi ile;<br>\"Davanın REDDİNE,\" şeklinde karar verilmiştir.<br>Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı karşı tarafın, deftar kaydında var olan önceki fatura kaydı dışında tüm borçlarını ve hukuki ilişkiyi inkar ettiğini,  yasanın açık hükümlerine rağmen mahkemenin yetkisine ve davanın süresinde açılmış olduğuna da itiraz ettiğini, görev yönünden ticaret sicil kayıtları istenerek her iki tarafın tacir olduğunun tespit edildiğini, her iki tarafın defter kayıtlarının usulüne uygun olduğunun tespit edildiğini, tarafların farklı yargı bölgelerinde olması nedeniyle defter kayıtlarının da farklı bilirkişiler tarafından incelendiğini,  her iki bilirkişinin de “hukuki ilişkinin takdirinin mahkemeye ait olduğunu, hukuki ilişkinin varlığının kabulü halinde davacının fatura bedeli kadar alacaklı olduğu değerlendirmesinde bulunduklarını, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin temelinin WhatsApp kayıtları olduğunu, taraflar arası ilişkinin esasını, oluşumu ve devamına ilişkin tüm konuşma ve kabullerin bu kayıtlarda bulunduğunu, bu kayıtların davalı tarafça inkar edilmediğini, vicdani kanaatin oluşması için tanık dinlenmesine bir engel olmadığı halde, yerel mahkemece göstermiş oldukları çok sayıda gerçek tanıktan hiçbirini dinlemediği gibi, davadan önce kimliğini ve adresini bilmedikleri davalı taraf adına sözleşme imzalayan .....'ın tanık olarak dinlenmesi taleplerini de reddettiğini, delil olarak sunmuş oldukları olay yeri fotoğraflarında davacının kendisinin, çalışanlarının ve standının görüntüsünün mevcut olmasına rağmen değerlendirmeye alınmadığını, bu görüntülerin hiç tartışılmadığını, tanık dinlenmemiş olmasına rağmen, WhatsApp konuşmaları, fotoğraflar, ticaret sicil kayıtları, SGK kayıtları ile durumun sabit olmasına rağmen davanın kanıtlamadığı gerekçesi ile reddine karar verilmiş olmasıyla; 4/5'i davacı tarafından yapılmış masraf olan 6353 ₺ fatura alacaklarını alamadıkları gibi, yaklaşık bu alacağın iki katı kadar dava masrafı ödemek zorunda bırakılmış olduklarını beyanla yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini  istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.  <br><br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, faturadan kaynaklı  icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi \" (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.<br> (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. \" şeklinde düzenlenmiştir.<br>“Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222. maddesi ;<br>“(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.<br>(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.<br>(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.<br>(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.<br>(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır”. Şeklinde düzenlenmiştir.<br>28/07/2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 7251 sayılı Kanunun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile HMK’nın 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir: “Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz”.<br>\"..YİBBGK'nın 27.06.2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 23. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. Buna göre; fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili olarak düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. TTK'nın 23. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. İkinci fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura münderecatının doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. Bu belge, belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 23/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi  ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkanı yoktur.<br> Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak  düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret    Kanununda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan yasanın 23. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın münderecatından söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK m.230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı taktirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu  ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille  bu külfeti yerine getirebilir. (Geniş bilgi için Bkz: Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Konya; Sh 111 vd.) TTK'nın 23/2. maddesi uyarınca tebliğe rağmen faturayı süresinde itiraz ve iade etmeyerek, ticari defterlerine borç kaydeden tacir, fatura münderecatını aynen kabul etmiş ve faturayı gönderen taraf, faturaya dayalı bu alacağının varlığını TTK'nın 84. ve 85. madde hükümleri  (HMK 222) uyarınca ispatlamış olur.\"  (Yargıtay 23.Hukuk Dairesinin 2014/10398 esas 2015/140 karar sayılı emsal ilamı)<br>İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir.<br>İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir.<br> Bir satım  ilişkisinde  satıcı taraf sattığı malın-hizmetin miktarını ve alıcıya teslimini, alıcı  ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.<br>Somut olayda ; Davacı tarafça  yapılan anlaşma uyarınca  kokteyl satışından davacının payına düşen miktar nedeniyle  davalılar aleyhine  İzmir 8. İcra Müdürlüğünün 2019/11609  esas sayılı dosyası üzerinden başlattığı, itiraz üzerine takibin durduğu iddiasıyla itirazın iptali için dava açılmış olup, davalı taraf taraf cevap dilekçesinde  davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığı  beyanla davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın redddine karar verilmiştir. <br>Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, davacı tarafından düzenlenen faturaya itiraz edilerek iade edildiğinin, ispat yükü üzerinde olar davacının davasının kanıtlayamamış olduğunun anlaşılmasına göre davacı vekilinin  tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 30/09/2021 tarih, 2020/405 Esas ve 2021/697 Karar sayılı kararına karşı davacının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 615,40 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 108,52 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 506,88 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,<br>4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, <br>5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere  karar verildi. 02/06/2025<br><br>\t\t\t\t<br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"082050b52f0cfd22","SID":"8af474ffceb4be4b"}}