{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. BURSA BAM   5. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>BURSA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  5. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: .....<br>KARAR NO\t: .....<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: BURSA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 30/05/2023<br>NUMARASI\t\t: .....<br><br>DAVACI\t: ... - ......<br>VEKİLİ\t: Av. ......<br>DAVALI\t: ... -.....<br>VEKİLİ\t: Av. ........<br>DAVA\t\t:Genel Kurul Kararının İptali <br>TALEP\t\t: İhtiyati Tedbir<br>KARAR TARİHİ\t: 05/10/2023<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 05/10/2023<br><br>Bursa 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin ...../..... Esas sayılı dosyasında verilen 30/05/2023 tarihli Ara Kararının  istinaf incelemesi neticesinde;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin 23/03/2017 tarihinde yapılan genel kurul çağrı ilanının zamanında yapılmadığını, çağrı ilanı ile toplantı arasında iki haftalık süre bulunmadığını, genel kurul toplantısında %25'lik toplantı nisabının sağlanmadığını, ..... ..... ile ..... ..... 12/12/2013 tarihinde yapılan genel kurul hazır bulunan cetvelinde sahtecilik yaparak henüz sağ olan ..... ..... şirket sermaye payı olan % 99,8 lik 4.993.638,79-TL sermaye payını eşi ..... ..... üzerinde göstererek, temsil ve ilzam yetkisini ..... ..... üzerine verdiklerini, ..... ..... yönetim kurulu üyeliğine getirildiğini, ..... ..... sermaye payının ..... ..... hukuken devredilmediğini, ..... ..... hisselerinin durumunun öncelikle tespitinin gerektiğini, sahte işlemlerle ..... ..... pay devri yapıldığını, bu sebeple pay defterindeki kayıtlar ve hazirun cetvelindeki kişilerin hukuka aykırı biçimde düzenlendiğini, 23/03/3017 hazır bulunanlar cetvelinin içeriği itibariyle şirket esas sözleşmesine ve TTK 417 mad.ne ve yönetmelik hükümlerine aykırı olduğunu, gündemde yer alan esas sözleşme değişikliği teklifinin Tic. Sic. Gazetesinde yayınlanmadığını,  müvekkil ortağın bilgi hakkını kullanmasına olanak verilmediğini, finansal kayıtların sahte olup gerçeği yansıtmadığını, Gündemin 4. Maddesinde 2015 yılının çok büyük zararla kapatıldığı ileri sürülerek şirketin 2013, 2014 ve 2016 yıllarında gösterdikleri karın olağanüstü yedek akçe olarak ayrılmasına karar verildiğini, şirketin bu şekilde olağan üstü yedek akçe ayırma hakkının bulunmadığını, yönetim kurulunun saman adamlardan oluştuğunu, şirketin zarara uğradığını, yönetim kurulunun seçilir seçilmez ilk kararının yetkisini aşarak şirkete ait tek malvarlığını toptan satma eylemine girdiğini ve seçilenlerin şahsen şirketin açığa alınan gelirlerinden adete aylık gelir elde ettiklerini,  gündemin 6. Maddesinin açıkça ahlaka, kamu düzenine ve şirket esas sözleşmesine aykırı olduğunu belirterek 23/03/2017 tarihli Genel kurulda alınan kararların uygulanmasının ihtiyati tedbir kararı ile durdurulmasına, yönetim kurulu yerine kayyım heyeti atanmasına ve 23/03/2017 tarihinde yapılan genel kurul kararlarının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddi gerektiğini, ilan için gerekli sürede başvuru yapıldığını, ancak ticaret sicil gazetesinde yayın tarihinin kendi ellerinde olmadığını, 1 günlük farkın iptal için haklı sebep oluşturmayacağını, çağrı usulsüz olsa bile kanuna, ana sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırı olmayan konularda iptal davası açılamayacağını, davacı iddialarının kendi paydaşlık iddialarıyla çeliştiğini, davacının daha önce 1.875.000 TL'lik sermaye payı çerçevesinde genel kurul toplantılarına katıldığını, halbuki paylarının bir kısmını babaannesi ..... ..... devraldığını, finansal tabloların gerçeğe uygun olduğunu, taraflar arasında açılmış birçok davanın sürdüğünü, yönetim kuruluna seçilenlerin niteliklerinin yeterli olduğunu, ispat külfetinin davacı taraf üzerinde olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.<br>Davacı vekilince ibraz edilen 06/02/2023 tarihli talep dilekçesinde özetle;  dava konusu Genel Kuruldan sonra yapılan 22/01/2019 tarihli olağanüstü Genel kurul ile  ilgili ..... 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...../..... E. (2022/1445 Yeni) sayılı davasına ait kararın ..... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi'nin ...../......... E., ...../..... K. Sayılı ve 07/12/2022 tarihli kararıyla \"mahkemece hisse devrine ilişkin açılan davaların sonucunun beklenerek şirket ortaklarının hisse miktarları tespit edildikten sonra dava konusu genel kurul toplantısındaki toplantı nisabının sağlanıp sağlanmadığının ve toplantıya katılma hakkı olmayan kişilerin toplantıya katılıp katılmadığının değerlendirilmesi gerektiği\" belirtilerek kaldırıldığı, Daire gerekçesinin 23.03.2017 tarihli Genel Kurulu için de aynen geçerli olduğunun tartışılmaz olduğu,  şirket yönetim kurulu'nun seçimiyle ilgili 23.03.2017 tarihli genel kurul kararının ihtiyati tedbir olarak durdurulmasına ve şirkete kayyum atanmasına karar verilmesi talep edilmiştir.<br>İlk derece Mahkemesince 21/02/2023 tarihli ara karar ile; Talebin davalı şirkete tedbiren kayyım atanması istemine ilişkin olduğu, daha önce davacının tedbir talebinin 23/06/2017 tarihli ara kararı ile reddedildiği, gerek genel kurulun seçtiği organın görevinin sonlandırılmasına ve tedbiren yönetim kayyımı atanmasına karar verilemeyeceği gibi gerekse de davacının eldeki davayı genel kurulda yönetim organı oluşturulması kararının hükümsüzlüğü talebi dikkate alındığında, yöneticilerin görevlerine son vermenin hüküm sonucunu doğuracak nitelikte bir işlem olacağı, bu açıdan da davalı şirketin mevcut yöneticilerinin yetkilerinin kaldırılarak yerlerine tedbiren yönetim kayyımı atanmasına hukuken olanak bulunmadığı gerekçesiyle,  talebin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Dairemizin ...../..... E. ...../..... K. Sayılı ilamı ile \"TTK'nın 449. maddesi uyarınca tedbir talebine yönelik şirket yönetim kurulu üyelerine tebligat yapılarak şirket yönetim kurulu üyelerinin görüşleri alındıktan sonra talep hakkında karar verilmesi gerektiğinden, kamu düzenine aykırılık nedeniyle istinaf isteminin 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulü ile 21/02/2023 tarihli ara kararının kaldırılmasına,\" karar verildiği, kaldırma kararından sonra mahkece davalı şirket vekiline ihtaratlı tebligat çıkartıldığı, .....tarafından ibraz edilen 25/05/2023 tarihli dilekçede özetle \"23/07/2017 Tarihli Genel Kurulda..... yönetim kurulu üyeliğine seçildiklerini, 3 yıllık görev süresinin 2020 yılında tamamlandığını,  davalı şirketin 13/07/2020 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında yeni seçim yapılarak yönetim kurulu üyeliğine ..... ..... ve ..... ..... 'nun seçildiklerini, 13/07/2020 tarihli toplantıda yönetim kurulu üyeliği hakkında yeni seçim yapıldığından 23/03/2017 tarihli genel kurulda yönetim kurulu seçimi hakkındaki alınan kararların yürürlükten kalktığını, davanını hukuki yararının bulunmadığını, talebin reddinin gerektiğini\" belirtmişlerdir.<br>Mahkemece istinafa konu 30/05/2023 Tarihli ara karar ile, 21/02/2023 tarihli ara karardaki gerekçelerle talebin reddine karar verilmiştir.<br>Ara karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>İstinaf talebinde bulunan davacı vekili dilekçesinde özetle; BAM kaldırma kararının davacı olarak kendilerine tebliğ edilmediğini, müvekkilinin adil yargılama hakkının ihlal edildiğini, Mahkemece TTK 449 maddesindeki düzenlemeye aykırı olarak kaldırma kararı sonrası sadece davalı şirket vekiline UETS üzerinden tebligat çıkartılarak 2 haftalık kesin süre içenisinde tedbir yönünden görüşlerin sunulmasının talep edildiği, Mahkemece Ticaret Sicil müdürlüğüne müzekkere yazılarak yönetim kurulu üyelerinin isim ve adreslerinin tespitinden sonra şerhli davetiyenin çıkartılması gerektiğini, yönetim kurulunun üç kişiden oluştuğunu, şirketi temsil ve ilmaza yetkili .......... ..... beyanının alınmadığını, mahkemenin yönetim kurulu üyelerini usulüne uygun olarak davet edip dinlemediğini, 18/04/2023 tarihli BAM kararında kaldırma nedenlerine göre diğer istinaf itirazları incelenmediğinden 20/03/2023 tarihli istinaf itirazlarını tekrar ettiklerini,  dava konusu şirket genel kurulunun  yapıldığı tarihinden bu yana tam altı yıl geçtiğini, bu sürede davalı şirket yöneticilerinin de hukuka aykırı eylemlerini bu meşru olmayan durumdan yararlanarak sürdürmeye devam ettiklerini, usulsüz seçilen yönetim kurulu üyelerince gerçek piyasa değeri 30.000.000,00TL olan şirkete ait taşınmazı 5.303.000,00 TL 'ye yetkisiz olarak TTK amir hükümlerine aykırı olarak satıldığını, saman adamlardan oluşturulan şirket yönetim kurulunun verdiği zararların tazminin ileriki aşamada imkansız hale geleceğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE:<br>HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesinde; <br>Dava, 23/03/2017 tarihi genel kurul kararının iptaline ilişkin olup, davacı vekilince 06/02/2023 tarihli dilekçe ile iptali talep edilen genel kurul kararlarının şirket yönetim kurulunun seçimiyle ilgili maddesinin ihtiyati tedbir olarak durdurulmasına ve şirkete kayyım atanmasına karar verilmesi talep edilmiştir.<br>Uyuşmazlık; Mahkemece verilen 21/02/2023 tarihli ara kararın, Dairemizce  TTK'nın 449. maddesi uyarınca tedbir talebine yönelik şirket yönetim kurulu üyelerine tebligat yapılarak, şirket yönetim kurulu üyelerinin görüşleri alındıktan sonra talep hakkında karar verilmesi gerektiği belirtilerek kaldırılmasından sonra mahkemece şirket yönetim kurulu üyeleri belirlenmeksizin, davalı şirkete tebligat yapılarak, duruşmada yönetim kurulu üyeleri dinlenmeksizin yeniden tedbir kararı verilmesinin yerinde olup olmadığı, devamında  davalı şirketin yönetim kurulu seçimine ilişkin genel kurul kararının yürütülmesinin geri bırakılması ve şirkete kayyım atanması için ihtiyati tedbir koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.<br>TTK'nın 449. maddesindeki, \"genel kurul kararının yürütülmesinin geri bırakılmasına\" ilişkin düzenleme özel geçici hukuki korumalardandır. Bir başka anlatımla özel bir ihtiyati tedbirdir. İhtiyati tedbire ilişkin genel düzenleme ise, HMK'nin 389-399. maddelerinde düzenlenmiştir. <br>6102 sayılı TTK'nın kararın yürütülmesinin geri bırakılması başlıklı 449. maddesi uyarınca genel kurul kararları aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı taktirde mahkemenin, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebileceği öngörülmüş olup, bu düzenleme emredici nitelikte bir düzenlemedir. Buna göre; mahkemece, dava konusu olup butlanı ve iptali istenen genel kurul kararları doğrultusunda davalı şirketin yönetim kurulu üyelerinin görüşleri alındıktan sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir (Yargıtay 11. HD.nin 16/09/2013 tarih ve 2013/12965 E., 2013/15637 K. ve 09/09/2013 tarih ve 2013/10626 E., 2013/15144 K. sayılı kararları).<br>Dairemizin kaldırma kararından sonra mahkemece şirket yönetim kurulu üyelerine TTK'nın 449 maddesi uyarınca usulüne uygun tebligat yapılarak, yönetim kurulu üyelerinin görüşlerinin alınması gerekirken davalı şirkete tebligat yapılması yerinde görülmemiş ise de,  evrak kapsamına göre 23/07/2020 tarihli genel kurul toplantısında yönetim kurulu üyeliğine seçilen Dilek Kuruoğlu ve Ata Kuruoğlu tarafından tedbir talebine karşı yazılı olarak beyanda bulundukları, bu itibarla 6102 Sayılı Yasanın 449 maddesi anlamında yönetim kurulu üyelerinin tedbir talebi hakkındaki görüşlerinin dosyaya kazandırıldığı, kanunda yönetim kurulu üyelerinin duruşmada dinlenilmesine ilişkin bir düzenlemenin bulunmadığı, görüşün yazılı veya sözlü alınabileceği, bu itibarla yönetim kurulu üyelerinin görüşlerini yazılı olarak bildirmekle dosya kapsamında Dairemizin kaldırma kararı gereklerinin yerine getirilmiş olduğu,  mahkemece istinafa konu ek karar tarihinden sonra dairemizin kaldırma kararı   07/06/2023 tarihinde davacı tarafa tebliğ edilmiş ise de, Dairemiz kaldırma kararının niteliği, kaldırmanın kamu düzeni nedeni ile TTK 449. Maddesi uyarınca yapılması, davacı tarafa tebligatın ek karar tarihinden sonra yapılmasının  savunma hakkını kısıtlar nitelikte bulunmadığı, davanın esasına etkili olmadığı anlaşıldığından davacı tarafın istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.<br>4721 sayılı Türk Medeni Kanunu(TMK)'nun 427/4. Maddesinde, bir tüzel kişinin gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa yönetim kayyımı atanacağı düzenlenmiş olmakla birlikte, somut olayda davalı şirkette organ boşluğu bulunduğuna dair herhangi bir iddia mevcut değildir.<br> Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme ara kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, TMK'nın \"yönetim\" başlıklı  427/4. maddesinde bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa kendisine yönetim kayyımı atanacağı düzenlendiği, Somut olayda TMK'nın 427. maddesi uyarınca yönetim kayyımı atanmasını gerektiren bir organ boşluğu bulunmadığı, 23/03/2017 tarihli genel kurulu kararılarının icrasının tedbiren durdurulmasına ilişkin ihtiyati tedbir talebinin değerlendirilmesinde tarafların hak ve sorumluluk dengesinin gözetilmesi gerektiği, temsil yetkisine sahip şirket yönetim kurulunun temsil yetkisinin tedbiren tamamen kaldırılması halinde şirket yönetimindeki sürekliliğin aksayacağı,   genel kurulda alınan kararların yürütmesinin durdurulmaması halinde ileride telafisi mümkün olmayacak zararların meydana geleceğine ilişkin  HMK'nın 389. maddesindeki yaklaşık ispat koşulunun yerine getirilmediği anlaşılmakla ilk derece mahkemesince verilen ihtiyati tedbir isteminin reddine dair kararda bir isabetsizlik görülmediğinden Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile; <br>1-Davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85 TL istinaf karar ve ilam harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye  89,95TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>3-Yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince verilecek esas karar ile birlikte dikkate alınmasına, <br>4-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, <br>Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu oy birliği ile kesin olarak karar verildi. 05/10/2023<br><br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan<br>...<br> e-imzalı<br>...<br>Üye<br>...<br> e-imzalı<br>...<br>Üye<br>...<br> e-imzalı<br>...<br>Katip<br>...<br> e-imzalı<br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8c9dbf4db23639dd","SID":"db5b35fde6824246"}}