{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. BURSA BAM   5. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No:...<br>T.C.<br>BURSA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  5. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: ...<br>KARAR NO\t: ...<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t:...<br>ÜYE\t\t: ...<br>ÜYE\t\t: ...<br>KATİP\t\t: ...<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: BURSA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 23/03/2022<br>NUMARASI\t\t: ...<br>DAVACILAR\t: 1-...<br>VEKİLİ\t: Av. ...<br>DAVALI\t: ...<br>VEKİLİ\t: Av. ...<br>DAVANIN KONUSU\t: Ticari Şirket (Fesih İstemli)<br>DAVA TARİHİ\t: 06/11/2020 <br>KARAR TARİHİ\t: 02/10/2023<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 06/10/2023<br>Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 23/03/2022 tarih, .../... Esas, .../... sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacılar vekili dava dilekçesi ile; davalı şirketi aile şirketi olduğunu ve hissedarlarının akraba olduklarını, %40 oranındaki hisselerin müvekkili ... ... ve çocuklarına, %60 hissenin ise yeğen ... ... ve çocuklarına ait olduğunu, her iki pay grubu arasında giderilmesi mümkün olmayan ihtilafların yaşandığını, 2017 yılı sonrasında Hüseyin Kul tarafından yapılan haksız uygulamalar sebebiyle yaşanan çekişme ve tartışmaların ... ... yıllardır süregelen imza yetkisinin sonlandırılması ve yerine kendi çocuklarını getirmesi, genel müdür yardımcısı ... ... ve ... ... ... işine haksız son vermesi sebebiyle en üst seviyeye çıktığını, şirketin hakim hissedarlar ve ehil olmayan kişilerce yönetimi sebebiyle günden güne kan kaybettiğini, müvekkillerinin zarara uğradığını, iki grup arasında yaşanan çekişme ve kavgaların ortaklığın amaca ulaşmasını imkansız kıldığını, ortaklığın kuruluşuna yol açan akrabalık, birlikte başarma ve benzeri sebeplerinin ortadan kalkması sebebiyle anlaşma suretiyle ortaklığın sona erdirilmesine yönelik olarak fabrika müdürünün yetkilendirildiğini, ancak bu çalışma tamamlanmadan işletmeden ayrıldığını ve/veya ayrılmak zorunda bırakıldığını, müvekkilleri tarafından ortaklığın sona erdirilmesine yönelik önerilerin kabul görmediğini belirterek davalı şirketin TTK mad. 531 vd. hükümleri gereğince haklı sebeplerle feshine, fesih kararının ihdas etmemesi halinde; alternatif çözümler kapsamında müvekkil paydaşlara ayrılma tarihine en yakın tarihteki ayrılma akçelerinin belirlenerek ayrılma akçesinin davalı şirket tarafından mahkeme veznesine depo edilmesine veya belirsiz alacak davasında belirlenecek bedelin davalı şirketten tahsili ile müvekkil davacılara karar tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesi ile; şirket ortaklık yapısında 2005 yılından itibaren dayı-yeğen-çocuklar ilişkisi varsa da otomotiv sanayine parça temini konusunda önemle firmalardan olan müvekkilinin sermaye şirketi yapısını koruduğunu, şirket yönetim anlayışında değişiklik olmadığını aksine şirketin daha kara geçecek şekilde yönetildiğini,  şirket yönetimi ve ortaklar arasındaki ilişkilerde, ortaklıktan kaynaklanan hiçbir sorun olmadığını, davacıların şahsi meselelerini ortaklıkla ilgili sorun gibi değerlendirmekte olduğunu, yönetim anlayışının, kusursuz ve kasıtsız bir yönetim olduğunu, elbette eksikler, hatalar olabileceğini, ancak, ... ... ve çocuklarının hakim hissedar mantığı ile ... ... ve çocuklarını zarara sokmak kastıyla hareket ettiğinin doğru olmadığını, şirketin 2017 yılından bu yana yapılan genel kurul toplantı tutanakları incelendiğinde 2020 yılına kadar tüm kararların oybirliği ile alındığını, davacıların maaş uygulaması yönünden haksızlık yapıldığı iddialarının doğru olmadığını, aksine ... ... ve çocukları aleyhine durumun bulunduğunu, şirket ortaklarından davacı ... ... 26/03/2019 tarihine kadar şirket yönetim kurulunda başkan vekili olarak münferit yetkili başkan yardımcısı ve genel müdür yardımcısı olarak görev yaptığını, bu görevi sırasında 25/03/2019 tarihinde ... ... iki çocuğu ve muhasebe müdürünün haksız olarak iş akdinin sonlandırılmasına yönelik fesih bildirimi düzenlediğini, ayrıca şirketin kredileri sebebiyle var olan kefaletinin sonlandırılması için bankalara ihtarname gönderdiğini, davacının bu eyleminin ortağı olduğu şirketi ekonomik olarak çökertmek için temeline bomba koymaya eşdeğer bir davranış olduğunu,   Covid-19 ve dünyada üretimdeki daralmalara rağmen, müvekkil şirketin performansının önceki yıllara oranla daha iyi olduğunu, şirket ortağı olup da çalışanlara kâr dağıtımı olmadığı için imtiyazlı ücret ödenerek ekonomik destek sağlandığını, 2018 yılından itibaren kar dağıtım kararı ile imtiyazlı ücret uygulamasına son verildiğini, davacı tarafın, 2019 yılında ortaklığı devam ettirmek istemediklerini, paylarının kendilerine ödenerek ayrılmak isteğinde ısrar etmeleri üzerine, bu teklifin değerlendirilmesi için şirket envanterinin belirlenmesi için fizibilite çalışması yapmak üzere fabrika müdürü ... ...’a görev verildiğini, hazırladığı 06/09/2019 tarihli rapor taraflara sunulmuş her iki tarafça rapor kabul edilmediği gibi davacı taraf ayrılma teklifini değiştirince konunun gündemden kalktığını, böylelikle varılmış bir mutabakat veya oluşmuş bir ortak ayrılık iradesinin bulunmadığını belirterek ortaklar arasındaki ihtilaf ve şahsi çekişmelerin anonim şirketler için haklı sebep oluşturmayacağı, haklı nedenlerle fesih davası açılabilmesi için davacı ortakların, haklı nedenlerin ortaya çıkmasında kendilerinin eylem ve işlemlerinin katkısının bulunmaması gerektiğini,  haklı sebeple fesih koşullarının gerçekleşmediğinden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>Mahkemece, dosya kapsamı deliller, tanık beyanları, alınan bilirkişi raporu uyarınca; Türk Ticaret Kanunu'nun 531. maddesinde belirtilen haklı sebeple fesih talebinin kabulü için; pay sahibinin hak veya menfaatlerini sürekli olarak, ağır ve ciddi şekilde ihlal eden ve dürüstlük kuralı gereğince davacı pay sahibi yönünden ortaklığa devamı çekilmez kılan karar, işlem ve davranışların gerçekleşmesi gerektiği, feshe dayanak gösterilen haklı nedenlerin, hiç kimse kendi eylem ve işlemlerine dayanarak kendi lehine sonuç çıkaramayacağı ilkesi gereği, münhasıran diğer ortaklardan kaynaklandığının kanıtlanması gerektiği, bu koşullar gerçekleşmiş olsa dahi, azınlık hakları değerlendirilirken aynı zamanda diğer ortakların, şirketin ve çalışanların da hukukunun korunması gerektiği, şirketin amaçlarını gerçekleştirmesini önemli ölçüde olumsuz yönde etkileyecek bir ortaklıktan ayrılma, haklı sebep olsa dahi yasanın özüne uygun olmadığının değerlendirilmesi gerektiği, koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerektiği, mahkememizce dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda da 2021 yılı gelir tablosu incelendiğinde 2017 yılına göre gelir artış oranının %84, 2021 yılında kârlılığın 2017 yılına göre %601 arttığı, şirketin 2017 yılından itibaren düzenli olarak kâr dağıttığı, şirket yönetiminin huzur hakkı almadığı, tüm ortakların maaş hakları tek tek incelenmiş ve sonuç olarak, karşılıklı olarak maaşlarda önemli bir fark görülmediğinin tespit edildiği, davacıların TTK. 531. maddesinde belirlenen haklı sebeple fesih talebinin koşullarının oluşmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.<br>Karara karşı, davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacılar vekili istinaf dilekçesi ile; davaya ilişkin \"aile şirketi\" ve birlikte yönetme iradesi\" olgularının yerel mahkemece dikkate alınmadığını ve değerlendirilmediğini, davalı şirketin aile şirketi olduğunu, müvekkillerinde Ahmet Kul'un hakim pay sahibi Hüseyin Kul'un dayısı olduğunu, diğer pay sahiplerinin ise her iki pay sahiplerinin çocukları olduğunu, davalı şirketin kuruluşundan itibaren azlık pay sahibi ve çoğunluk pay sahibi tarafından birlikte yönetildiğini, ancak davalı şirket hakim hissedarının bu kurucu iradeye aykırı davranarak önce üst düzey şirket yönetiminde yer alan Ahmet Kul çocuklarının iş akitlerini sona erdirdiğini, Ahmet Kul'un münferit yetkisini elinden aldığını, bu durumun ortaklık ilişiksinin devamını imkansız kıldığını, her somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmesi gereken \" haklı sebep\"  kavramının yerel mahkemece somut olay yönünden değerlendirilmediği ve rakamsal değerlendirme ile yetinildiğini, ortaklar arasındaki uyuşmazlıkların genel kurul tutanaklarına yansıdığını, tanık anlatımlarının gerekçeli kararda değerlendirilmediğini, şirketin düzenli olarak kan kaybetmekte olduğunun yıllara göre Bursa ilindeki sıralamasındaki gerilemenin ciro ve borç durumunun gösterdiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>Davalı vekili istinafa karşı cevap dilekçesi ile; müvekkili şirketin 38 yıldır şirket ortakları dışında profesyoneller tarafından yönetildiğini, 450 civarında çalışanı bulunduğunu, dolayısıyla aile şirketi olmadığını, bilirkişi raporunun davacıların memnun olmadığı dönemlerdeki olumsuz koşullara rağmen şirketin ne denli büyüdüğünü gösterdiğini, Ahmet Kul'un yetkisini kötüye kullanması sebebiyle yetkilerinin alındığını, iş akitlerine son verilen ortakların yerine yeni eleman alınmamasının şirketin karlılığını artırmak amacıyla kararın alındığını gösterdiğini, şirketin mali durumuna dair istinaf sebeplerinin de hukuki dayanağının olmadığını belirterek istinaf taleplerinin reddine karar verilmesine talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: <br>Dava, 6102 sayılı TTK 531. maddesine istinaden açılan haklı nedenle fesih ve tasfiye olmadığı takdirde alternatif çözüm kapsamında ayrılma akçesi karşılığında şirket ortaklığından çıkma kararı verilmesine yöneliktir. <br>İlk derece mahkemesince, davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.<br>İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>6102 sayılı TTK'nın 531. maddesinde; \"Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir.\" hükmüne yer verilmiştir.<br>Söz konusu hüküm uyarınca sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden pay sahipleri ancak haklı sebeplerin varlığını kanıtlamaları halinde şirketin feshine karar verilmesini isteyebileceklerdir. Haklı nedenler kanunla tanımlanmadığı için her somut olayın özelliğine göre mahkemelerce takdir edilecektir. Mahkemece haklı sebeplerin varlığı halinde, asıl olan şirketin devamlılığı olduğundan feshin en son çare olarak dikkate alınmalı fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verilmesi gerekmektedir. <br>Somut olayda; davalı şirketin pay durumunun %40 (%39,5) hissenin ... ... ve çocuklarına, %60'ının (%60,5) hissenin ise Hüseyin Kul ve çocuklarına ait olduğu, dayı-yeğen olan ... uzun süre şirketi münferit temsil ve ilzama yetkili oldukları, yönetim yetkisine haiz ortaklar arasında şirkette ücretli olarak çalışan ve aynı zamanda hissedar olan çocukların iş akitlerin feshine dair süreç ve ... ... yönetim yetkisinin sona erdirilmesi sonrasında ilişkilerin bozulduğu, diğer yönetici ortak ... ... ise 27/07/2019 tarihli genel kurul kararı ile yönetim kurulu üyeliğinin sona erdiği, mevcut halde şirket yönetiminin ... ... çocukları tarafından yürütüldüğü, şirketin incelenen mali kayıtları uyarınca; kötü yönetim arz eden durumda olmadığı, satış ve karlılığının yıllara göre arttığı, kar payı dağıtımının yapıldığı anlaşılmaktadır.<br>İddianın ileri sürülüş biçimine göre; grup pay sahipleri arasında yukarıda belirtilen sebeplerden doğan kişisel ihtilafların haklı sebep olarak kabul edilip edilmeyeceğinin uyuşmazlık konusu olduğu anlaşılmaktadır. <br>Bu kapsamda, davalı şirket hissedarları arasında akrabalık ilişkisi bulunmakta ve bu ilişkinin bozulduğu sabit ise de; davalı şirketin yönetim tarzı, iş hacmi, çalışan sayısı, satış gelirleri  ve karlılık durumu itibariyle bu olumsuzluğun amacını gerçekleştirmeye engel teşkil etmediği, işletmenin büyüklüğü sebebiyle iş yapma kapasitesinin ortaklar arasındaki kişisel sorunlardan etkilenmediği anlaşılmaktadır. <br>Bu itibarla, öncesinde dayı-yeğen olan hakim hissedarlar olan ... ... ve ... ... arasında, sonrasında hissedar çocukların dahil olduğu gruplar arasındaki kişisel sebeplere dayalı süreç sonrası ortaya çıkan ihtilafın, ortaklar arasındaki güven ortamını ve ortaklığı sürdürme konusundaki birlikteliği ortadan kaldıracak hale gelmesi davalı şirkete ait yukarıda tespit edilen özellikler karşısında haklı sebep niteliğinde kabul edilemeyeceğinden yerel mahkeme kararının isabetli olduğu, aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı değerlendirilmiştir.  <br>Dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK.'nun 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak; davacılar vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile; <br>1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b/1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 269,85 TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 189,15 TL harcın davacılardan alınarak hazineye gelir kaydına (harç tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine),<br>3-Davacılar tarafından yapılan istinaf giderlerinin üzerinde bırakılmasına, artan gider avansının talebi halinde davacılara iadesine, <br>4-6100 sayılı HMK'nın 359-(4) maddesi uyarınca temyizi kabil kararın Dairemizce taraflara tebliğine, <br>Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu, karar tebliğinden itibaren 2 hafta içinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.<br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan<br>...<br>e-imzalı <br>...<br>Üye<br>...<br> e-imzalı<br>...<br>Üye<br>...<br>e-imzalı <br>...<br>Katip<br>...<br>e-imzalı <br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f15eb7f2fc9243f6","SID":"1e69b29a8d6d0438"}}