{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. BURSA BAM   5. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>BURSA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  5. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: ...<br>KARAR NO\t: ...<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: BURSA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI\t\t: v<br>KARAR TARİHİ\t: 27/10/2021<br><br>DAVACI\t: ... (...)\t  <br>VEKİLİ\t: Av. ..v<br>DAVALI\t: ...<br>VEKİLİ\t: Av. ..v<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Sözleşmenin Feshinin Tespiti ve Alacak<br>KARAR TARİHİ\t: 02/10/2023<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 04/10/2023<br><br>Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmış olmakla dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde gereği görüşülüp düşünüldü: <br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili, taraflar arasındaki ilişkinin rulomatik distribütörlük/bayilik sözleşmesine ve sözleşme ile bir bütün halinde olan taksitli satış sözleşmesine dayanmakta olduğunu, bahse konu distribütörlük sözleşmesi ile tarafların davalı yanın ürettiği rulomatik marka ürünlerin müvekkiline Danimarka distribütörlüğünün verilmesi ile ilgili olup taksitli satış sözleşmesinin ise yine aradaki hukuki ilişkinin nitelendirildiği ancak ayrıca satıma konu ürün miktarını, ödeme usulünü, sözleşmeden cayma ve fesih hakkını vb. hususları belirten bir sözleşme olduğunu, müvekkilin Danimarka'da ikamet etmekte olup davalı ile ilk temasın davalı tarafça müvekkiline gönderilmiş olan tanıtım maili ile olduğunu, bahse konu mailde müvekkilinin bilgilerine T.C. Odalar ve Borsalar Birliği üzerinden ulaşıldığını ve Danimarka ülkesindeki distribütörlük anlaşması için müvekkili ile görüşmek istediklerinin belirtildiğini ve içerisinde 5 adet Youtube'ta yer alan tanıtım filmi ve birçok fotoğrafın tanıtım amacıyla müvekkiline gönderildiğini, video içeriklerinde dünya genelinde 500 binden fazla insanın rulomatik ürünlerini kullandığı, Avrupa ülkelerine franchising verildiği bilgisinin yer aldığını, asıl bilgilerin verildiği rulomatik tanıtım videosunun ise davaya konu iradeyi sakatlayan ve haklı nedenle feshe başvurunun asıl nedeni olduğunu, Danimarka'da yaşamakta olan müvekkilinin ilk tanıtım mailini almasından sonra davalı tarafça tanışmak ve görüşmek üzere sözleşmelerin imzalandığı 08/05/2019-09/05/2019 tarihlerinde davalının iş yerine geldiğini ve bahse konu sözleşmelerin müvekkilinin Türkiye piyasasını ve yine Türkiye ticari hayatını ve örf ve adetlerini bilmemesinden faydalanılarak imzalatıldığını, iş bu dava ile de iadesi talep edilmiş olan 40.000 Euronun 09/05/2019 tarihinde taksitli satış sözleşmesinin 1.sayfasında da belirtilmiş olan ödeme tablosuna da uygun olarak  davalı tarafa peşinen ödendiğini, tarafların sözleşme imzalanmadan evvel telefon ile iletişim kurduklarını, davalı tarafça bahse konu görüşmelerde müvekkiline şirket sırrı denilerek sadece tanıtım videoları kapsamında çok kısıtlı bir bilgi verildiğini, Türkiye'ye gelip yüz yüze görüşme yapıldığında ise daha aydınlatıcı bilgilendirme yapılacağının söylendiğini, yine telefon ile yapılan bilgilendirmelerde alacaklı şirketin 3 ortaklı olduğu, şirket müdürünün Vedat Demir olduğunun söylendiğini, müvekkilinin şirket merkezinde bulunduğu 09/05/2018 tarihinde kendisine makinaların nasıl takılacağını gösteren kişinin ise ... ... adlı şahıs olduğunu, şirket tarafından ... ... adlı şahsın müvekkiline teknik eleman olarak tanıştırıldığını, bu bilgilerin doğruluğu ya da yanlışlığının ilk olarak müvekkilince bilinmediğini, müvekkilinin satıma konu rulomatik marka ürünler ile ilgili sektörde deneyimi olmayan, Danimarka ülkesinde gıda işi ile ilgilenen ve Türkiye piyasasını ve iç hukukunu da bilmeyen bir kişi olduğunu, buna rağmen alacaklı yan ile görüşmeye geldiğini, çok kısa bir süreç (bir iki gün) içerisinde de alacaklı yana güvenerek ilgili sözleşmeleri imzaladığını ve sözleşme gereği ilk taksit olan 40.000 Euro bedeli de ödediğini,  müvekkilinin ilk ödemeyi yaptığı tarih ile 2. taksit arasında davalı yanın üretim tesislerini gezmek ve görmek istediğini ve en baştan itibaren karşı tarafın müvekkiline anlattığı diğer ülke distribütörleri ile tanışarak diğer ülke distribütörlerinin nasıl çalıştığını, piyasada ürünün ne denli ilgi gördüğünü, kendisinin nasıl bir strateji gütmesi gerektiği ve nasıl bir tanıtım ve reklam süreci izlemesi gerektiği gibi temel konuları görüşmek istediğini ancak bu iki talebin şirket sırrı ya da henüz fabrikanın tadilatta olduğu yönünde  beyanlarla geçiştirildiğini,  devamında ise müvekkilinin davalı şirket ile ilgili harici bir araştırma yaptığını ve şirketin kendilerine ait bir üretim merkezlerinin dahi olmadığı, üretimleri varsa dahi bunun fason yapıldığı, şirketi müdürü olarak tanıştırılan Vedat Demir'in ise arsa alım satımı ile ilgilendiği, dava konusu patentin davalı yan adına kayıtlı olmadığı gibi tanıtımlarda belirtilen işçi sayısının dahi yanlış beyan edildiği bilgilerine ulaştığını, yine reklam filminde ilk olarak ... ... Sanayinde davalı firmanın büyük bir üretim tesisi bulunduğunun belirtilmekte ve büyük bir fabrika binası gösterilmekte, devamında ise yılda 1200 adet üretim yapıldığı belirtilmekte ve en nihayetinde 56 personeli olduğu söylenmekte olup müvekkilinin sözleşmeyi imzaladıktan sonraki süreçte öğrendiği üzere davalı firma adına kayıtlı sadece 1 işçi olduğu, Nilüfer Organize Sanayinde Rulomatik ya da Otomatsan adlı bir şirket olmadığı, videoda rulomatik marka ürünlerin patent haklarının alındığı belirtilmesine rağmen söz konusu markanın davalı adına kayıtlı olmadığını,  videoda bilgilendirme olarak rulomatik adlı ürünün 2015 yılının 2. yarısından itibaren üretime başlandığının belirtildiğini, ayrıca https://www.rulomatik.com/tarihce adlı linkte otomatsan ve rulomatik tarihi ile ilgili bilgilere yer verildiğini ve \"Rulomatik ticari markasının sahibi Otomatsan 2011 yılında bağlı olduğu Anadolu bilişim grup şirketleri içerisinde kurulmuştur. Otomatsan ileri teknoloji üreten, bu üretimde yaklaşık 3 milyon Euro’ luk bir yatırımla tam otomatik satış otomatı fabrikasını kurmuştur. Satış otomatı üretimine PCT aracılığıyla Patent / korunma haklarını alarak başlamıştır\" şeklinde bilgilendirme yapıldığını ancak davalı yanın  kuruluş tarihinin 09 Eylül 2016 olduğu, ayrıca şirketin kuruluşunun çok köklü bir geçmişe sahip olduğuna dair tüm tanıtımların yanında sermayesinin sözleşmenin imzalandığı tarihte sadece 100.000 TL olduğu ve yeni kurulmuş bir şirket olduğunun tespiti edildiğini, temelde yanıltıcı reklamlar ile müvekkilinin Türkiye piyasasını da bilmeyişinden faydalanarak hata, hile ve gabin neticesinde davalı tarafça sözleşmenin müvekkiline imzalatıldığını, müvekkilince yapılan tespitler üzerine 2. taksit olan 30.000 Euroluk taksidin 15/05/2019 tarihinde müvekkili tarafından ödenmediğini, bunun üzerine davalının 27/05/2019 tarihinde 2.ödememe protestosu başlıklı ihtarı müvekkiline gönderdiğini ve 29/05/2019 tarihine kadar müvekkiline ödeme için süre verildiğini, davalı tarafın 30/05/2019 tarihinde ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .../v D. İş sayılı dosyası ile müvekkil hakkında ihtiyati haciz kararı aldığını, en sonunda 14/06/2019 tarihinde müvekkili tarafından sözleşmenin fesih edildiğine dair mailin davalı yana gönderildiğini, açıklanan bu hususlar nedeniyle müvekkilinin sözleşmeyi fesih ettiğini  ancak taraflar arasında imzalanmış olan 09/05/2019 tarihli taksitli satış sözleşmesinde cayma hakkı ile ilgili olarak belirlenmiş olan düzenlemelere bakıldığında müvekkilince haklı bir sebep olmaksızın da malın tesliminden önce müvekkili tarafından sözleşmeden cayma ve fesih hakkının kullanılabileceğini,  mahiyeti gereği ticari bir sözleşme olsa dahi tarafların satışa konu malların taksitli satış kapsamında değerlendirilmesine ve tüketici kanununda caymaya ilişkim hükümlerin burada da uygulanmasına karar verdiklerini, bahse konu atıf sonucunda da henüz sözleşmeye konu ürünleri teslim almamış olan müvekkilinin cayma hakkını kullanmak için sürelerinin de dolmadığı (mal tesliminin sağlanmaması nedeniyle) ve süresi içerisinde kullanılmış olan cayma hakkı nedeniyle sözleşmenin haklı bir gerekçe olmaksızın dahi fesih edilebileceği ve müvekkilin bir sorumluluğunun bulunmadığını, cayma hakkının kullanılması sonucunda da satıcının almış olduğu bedeli iade yükümlülüğü altında olduğunu, bu nedenle de müvekkilinin davalı yana ödemiş olduğu bedellerin iadesi gerektiğini ileri sürerek taraflarca 09/05/2019 tarihinde imzalanmış olan rulomatik distribütörlük/bayilik sözleşmesi ve sözleşme ile bir bütün halinde olan taksitli satış sözleşmesinin müvekkilince cayma hakkının süresi içerisinde kullanılmış olması nedeniyle sorumluluğunun bulunmadığının ve hata, hile, gabin nedeniyle haklı olarak fesih edildiğinin tespiti, sözleşmenin iptali ve distribütörlük bedeli ve ürün bedeli olarak ödenmiş olan toplam 40.000 Euro  bedelin ödeme tarihinden itibaren bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte iadesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı  vekili, davacı tarafın, dava dilekçesindeki iddialar gerçeği yansıtmadığını, davacı tarafın basiretli bir tacir gibi hareket etmediğini, taraflar arasındaki ilişkiye davacı tarafın iddia ettiği üzere Tüketici Kanunu hükümleri uygulanamayacağını, davacı tarafın iddialarının yasal süresi içerisinde ileri sürülmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>           <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>Mahkemece yapılan yargılama neticesinde, tarafların distribütörlük sözleşmesi imzaladıkları, davacı tarafın sözleşmeyi fesih ettiği ancak taraflar arasında imzalanmış olan 09/05/2019 tarihli taksitli satış sözleşmesinde cayma hakkı ile ilgili olarak belirlenmiş olan düzenlemeler uyarınca dava konusu sözleşmenin feshinin malın tesliminden önce yapılabileceği taraflar arasında hüküm altına alındığı, taksitli satış sözleşmesinin \"Sözleşmenin Sona Ermesi-Fesih-Cayma\" başlıklı 4. maddesinde \"Bu sözleşmenin konusu 4822 sayılı kanunla değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümleri çerçevesinde cayma ve fesih hakkı kullanılır\"  maddesinin yer aldığı, yani tarafların sözleşme mahiyeti gereği ticari bir sözleşme olsa dahi satışa konu malların taksitli satış kapsamında değerlendirilmesine ve Tüketici Kanununda caymaya ilişkin hükümlerin burada da uygulanmasına karar verildiği, Kanunun 21. maddesinde cayma hakkının yönetmelik ile belirlenen hükümlere tabi olduğu, Taksitle Satış Sözleşmeleri Hakkında Yönetmeliğin 3. bölümünde cayma hakkının kullanımı ve sonuçlarının işlendiği ve 7. madde de cayma hakkının nasıl kullanılacağına ilişkin \"Cayma hakkı Madde 7;  (1) Tüketici, 7 gün içinde her hangi bir gerekçe göstermeksizin ve cezai şart ödemeksizin taksitle satış sözleşmesinden cayma hakkına sahiptir. (2) Cayma hakkı süresi, hizmet ifasına ilişkin sözleşmelerde sözleşmenin kurulduğu gün; mal teslimine ilişkin sözleşmelerde ise tüketicinin veya tüketici tarafından belirlenen üçüncü kişinin malı teslim aldığı gün başlar. Ancak tüketici, sözleşmenin kurulmasından malın teslimine kadar olan süre içinde de cayma hakkını kullanabilir.(3) Mal teslimi ile hizmet ifasının birlikte yapıldığı sözleşmelerde mal teslimine ilişkin cayma hakkı hükümleri uygulanır.(4) Cayma hakkının kullanıldığına dair bildirimin cayma hakkı süresi içinde satıcı veya sağlayıcıya yazılı olarak veya kalıcı veri saklayıcısı ile yöneltilmiş olması yeterlidir. Satıcı veya sağlayıcı cayma hakkı konusunda tüketicinin bilgilendirildiğini ispat etmekle yükümlüdür.\"  maddelerinin yer aldığı, Taksitli Satış Sözleşmeleri Hakkında Yönetmeliğin 8. maddesinde; \"Cayma hakkının kullanılmasının sonuçları Madde 8 – (1) Tüketicinin cayma hakkını kullanması durumunda, satıcı veya sağlayıcı cayma bildiriminin kendisine ulaştığı tarihten itibaren yedi gün içinde almış olduğu bedeli ve tüketiciyi borç altına sokan her türlü belgeyi, tüketiciye hiçbir masraf yüklemeksizin iade etmekle yükümlüdür.\" hükmünün yer aldığı, tüm dosya kapsamı birlikte  değerlendirildiğinde; taraflarca 09/05/2019 tarihinde imzalanmış olan RULOMATİK DİSTRİBÜTÖRLÜK/BAYİLİK SÖZLEŞMESİ ve sözleşme ile bir bütün halinde olan TAKSİTLİ SATIŞ SÖZLEŞMESİ'nin  cayma hakkının süresi içerisinde kullanılmış olması nedeniyle davanın  kabulüne karar verilerek  anılan sözleşmenin feshinin tespitine, Distribütörlük bedeli ve ürün bedeli olarak ödenen toplam 40.000 Euro'nun dava tarihinden itibaren işleyecek (3095 Sayılı kanunun 4A maddesi uyarınca) faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>İstinaf talebinde bulunan davalı vekili, mahkemece taraflar arasında akdedilen distribütörlük ve taksitli satış sözleşmesi taahhütnamesinde tarafların bu sözleşme ile tarafların iradeleri yorumlanmadan davacı tüketiciymiş gibi tüm sözleşmelerin bertaraf edilerek karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, imzalanan bayilik sözleşmesinin 4 ekten oluştuğunu, bayilik sözleşmesinde cayma maddesinin düzenlenmediği, taksitli satış sözleşme taahhütnamesinin Tüketici Kanunundaki taksitli satış sözleşmesi olarak değerlendirilmesinin sözleşmeler hukukuna, sözleşme içeriğine ve taraf iradelerine aykırı olduğunu, dosyadaki Distribütörlük-Bayilik Sözleşmesinin 08/05/2019 tarihli, Taksitli Satış Sözleşmesinin 09/05/2021 tarihli olup sözleşmenin 2. maddesinde yer alan sözleşme süresi, 3. maddesinde yer alan amacı, yükümlülükler ve pazarlama faaliyetleri, ceza şart maddeleri ve 17. maddesinde yer alan sözleşmenin sona ermesi başlıklı hükümlerin dikkate alınmadığını,  sözleşmede boşluk bulunması halinde TTK 121. maddesi hükümlerinin uygulanarak sonuca gidilmesi gerektiğini, ancak bayilik sözleşmesinden birgün sonra akdedilen Taksitli Satış Sözleşmesi Taahütnamesinin bir parçasıymış gibi karar verilerek sözleşmenin feshinin tespitine denerek bayilik sözleşmesindeki maddelerin, ek sözleşmelerdeki maddelerin ve en önemlisi  Türk Ticaret Kanunun yok sayıldığını, asıl olanın bayilik sözleşmesi ve ekleri olduğunu, eğer sözleşmeler bağlı olacaksa bunun bayilik sözleşmesi olup taahhütnamedeki cayma maddesinin hüküm ve sonuç doğurmaması gerektiğini, mahkemenin taksitli satış sözleşme taahhütnamesinin 4.maddesindeki tüketici düzenlemesinin geçerli olduğunu kabul etmesi halinde dahi davacıya verilen bayilik için alınan 30.000 Euro yönünden davanın reddi gerektiğini, bayilik sözleşmesinin ayakta olduğunu, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin esasen TTK m.121 de asıl fesih şartları düzenlenen distribütörlük sözleşmesi kapsamında değerlendirilmesi gereken hukuki bir ilişki olduğunu,  yine dava konusu edilen bedelin, ödemenin niteliğine ve neye karşılık ödendiğine bakılmaksızın cayma hakkının kullanıldığından bahisle davanın kabulünün hatalı olduğunu, konunun Tüketici Kanunu yönünden değerlendirilse dahi taraflar arasında cayma hakkının kullanılamayacağını, sözleşmenin Euro üzerinden yapıldığını, mahkemece gerekçeli karar verildikten sonra davacının talebiyle yargılama harçlarının değiştirildiğini, bu hususun usul ve yasaya aykırı olduğunu, davadaki talebin 40,000 Euro olup toplam sözleşme bedeli olan 245.885 Euro üzerinden mahkeme harçlarının belirlendiğini, kararın 2. maddesinde alınması gereken 17.786,83TL denmesinde rağmen 4. maddede 27.390,54TL harcın davacıya ödenmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde, davalı yanın istinaf dilekçesinde HMK 141. maddesine aykırı bir şekilde savunmasını genişlettiğini, istinaf dilekçesinde yer alan savunmalara ve iddialara muvafakatlerinin olmadığını, taraflar tacir olmakla birlikte tarafların sözleşmeleri imzalarken cayma hususunda Tüketici Kanununa atıfta bulunduklarını ve bu hükümlerin geçerli olmasına rıza gösterdiklerini, bu hükmün bizzat davalı tarafça sözleşmeye yazıldığını ve müvekkili tarafından da kabul edildiğini,  sözleşme metnine bakıldığında 09/05/2019 tarihli taksitli satış sözleşmesinde cayma hakkı ile ilgili olarak belirlenmiş olan düzenlemelerinde sözleşme mahiyeti gereği ticari bir sözleşme olsa da satışa konu malların taksitli satış kapsamında değerlendirilmesine ve Tüketici Kanununda caymaya ilişkin hükümlerin uygulanmasına karar veriklerini,  henüz sözleşmeye konu ürünleri teslim almamış olan müvekkilinin de süresi içerisinde cayma hakkını kullandığını, bu kapsamda müvekkilinin ödediği bedeli talep edebileceğini, distribütörlük sözleşmesi ile taraflar davalı yanın ürettiği rulomatik marka ürünlerin müvekkiline Danimarka distribütörlüğünün verilmesi ile ilgili olup taksitli satış sözleşmesinin ise yine aradaki hukuki ilişkinin nitelendirildiği ancak ayrıca satın alıma konu ürün miktarını, ödeme usulünü, sözleşmeden cayma ve fesih hakkını vb. hususları belirten bir sözleşme olduğunu, iki sözleşmenin bir bütün halinde değerlendirilmesi gerektiğini, zira 08/05/2019 tarihli Distribütörlük Sözleşmesine dair bedelin dahi 09/05/2019 tarihli Taksitli Satış Sözleşmesinde yer aldığını, Taksitli Satış Sözleşmesi'nin 2. maddesinde yer alan mal adedi ve bedellerin yer aldığı tabloda DANİMARKA RULOMATİK EXCLUSİVE BEDELİ olarak 30.000 Euro yazdığı, kaldı ki müvekkilince yapılmış olan 40.000 Euroluk ödeme de Taksitli Satış Sözleşmesi gereği yapıldığını, davalı yanın ise Taksitli Satış Sözleşmesinin sadece bir taahhütname ya da ödeme planı olarak değerlendirilmesini istediğini, ancak bu şekilde bir değerlendirme yapılmasının mümkün olmadığını,  09/05/2019 tarihli Taksitli Satış Sözleşmesinin basit bir sipariş listesi olmayıp metin içeriğinde yer alan hükümlerle aradaki hukuki ilişkinin nitelendirildiğini, kefalete dair hususların, fesih ve cayma hakkının belirlendiğini, temerrüt ve muacceliyet şartlarının açıklandığını, cezai şart konulduğunu, delil ve yetki anlaşması yapıldığını, sonuç olarak her iki sözleşmenin de ayrılmaz bir bütün olduğunu, müvekkili tarafından ödenen 40.000 Euronun ne için yapıldığı ise aslen net olmayıp kabul anlamına gelmemek kaydı ile 30.000 Euronun Exclusive bedeli için ödendiği kabul edilse dahi Taksitli Satış Sözleşmesinde belirtilen cayma kapsamında sözleşme sona erdiği için bu bedelin de müvekkile iadesinin doğru olduğunu, eğer mahkemece taraflar arasında feshe ilişkin hükümlerde boşluk olduğu bu nedenle de acentelik sözleşmesinin uygulanması gerektiğine dair bir kabul oluşursa da müvekkilin haklı bir nedenle mi sözleşmeyi fesih ettiğinin irdelenmesi gerektiğini, müvekkilinin iradesinin sakatlandığını, davalı tarafça müvekkiline gönderilen tanıtım maili içinde gelen \"https://www.youtube.com/watch?v=1PtRxxtUpV8\" linkinden ulaşılan ve adı \"rulomatik tanıtım video\" olan youtube reklam filminde yanıltıcı ve iradeyi sakatlayan bilgiler ve yanıltıcı beyanlar bulunduğunu, müvekkilinin sözleşmeyi haklı nedenle fesih ettiğinin kabulü gerektiği belirterek istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br><br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: <br>HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesinde; <br>Dava, taraflar arasında imzalanan distribütörlük/bayilik sözleşmesi ve taksitli satış sözleşmesinin cayma/fesih nedeniyle sona erdiğinin tespiti ile ödenen bedelin iadesine ilişkindir.<br>Mahkemece, yukarıda yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş olup davalı vekili tarafından süresi içerisinde karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>Dosya kapsamında bulunan belgeler uyarınca, taraflar arasında 08/05/2019 tarihinde rulomatik/distribütörlük/bayilik sözleşmesi imzalandığı, sözleşme uyarınca davalının bayilik veren davacının bayilik alan olduğu, ürünün EK-1'de ayrıntılı tanımlaması yapılan ürünler olup sözleşmenin amacının bayilik verenin ürettiği, ürettirdiği, temin ettiği ve/veya pazarlamasını yaptığı ürünlerin perakende satış yoluyla nihai tüketiciye dağıtım ve pazarlamasına ilişkin olmak üzere taraflar arasında geçerli olacak ilkeler yanında bu pazarlama sistemine ilişkin olmak üzere taraflar arasında geçerli olacak ilkelerin belirlenmesi olduğu, sözleşme süresinin 5 yıl olarak öngörüldüğü, sözleşmenin ekleri olarak da ek 1'de bayilik konusu ürün listesi, ek 2'de hijyen ve ürün muhafaza şartlarının, ek-3'te ürün fiyatları ve minimum sipariş adetleri, ek 4'te ilave satış makinesi alımının belirtildiği, 09/05/2019 tarihli taksitli satış sözleşme taahhütnamesinde ise satıcı olarak adlandırılan davalının müşteri olarak adlandırılan davacı ile sözleşmede bedel, cins ve miktarı belirtilen ürünleri müşteri tarafından işyerinde tek tek görülerek ve beğenilerek satıcıdan satın aldığı belirtilmiş olup ödeme tarihleri ve ödenecek miktarın tespit ediliği, buna göre ilk ödeme tarihinin 09/05/2019 olup ödenecek miktarın 40.000 Euro olduğu, sözleşmenin sona ermesi-fesih-cayma başlıklı 4.maddesinde \"Bu sözleşmenin konusu 4822 sayılı Kanunla değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümleri çerçevesinde cayma ve fesih hakkı kullanılır. Cayma hakkının kullanılması durumunda satıcının uğrayacağı maddi ve manevi tazminatı peşin ödeyeceğini kabul eder\" hükmünün yer aldığı görülmektedir. <br>Mahkemece, davacının taksitli satış sözleşmesi hükümleri uyarınca cayma hakkını süresi içerisinde kullanmış olduğu kabul edilerek sözleşmenin feshinin tespiti ile ödenen bedelin iadesine karar verilmiş ise de; dosya kapsamında bulunan sözleşmeler incelendiğinde taraflar arasında akdedilen rulomatik/distribütörlük/bayilik sözleşmesi ile taksitli satış sözleşme taahhütnamesi bağlantılı olmakla birlikte, cayma hakkının sadece taksitli satış sözleşmesinde düzenlenmiş olduğu, sözleşmelerin tek sözleşme olarak kabul edilemeyeceği nazara alındığında bayilik sözleşmesinin de cayma hakkına dayalı olarak feshine karar verilmesi yerinde görülmemiştir. <br>Zira, davacı tarafça cayma hakkının kullanılması taraflar arasında akdedilen bayilik sözleşmesini tek başına sona erdirmez. Bu nedenle, rulomatik/distribütörlük/bayilik sözleşmesinin haklı nedenlerle feshine ilişkin davacı tarafın iddiaları kapsamında sözleşmenin feshi nedenlerinin oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. <br>Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, dosyanın 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesine iadesine karar verilmiştir.<br><br><br>H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;    <br>1-) Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜNE, ilk derece mahkemesinin yukarıda anılan kararının 6100 sayılı HMK'nın m. 353/1-a-6 hükmü uyarınca  KALDIRILMASINA,<br>2-)\tGerekçede belirtilen eksikliklerin giderilmesi amacıyla davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, <br>3-) 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin alınan istinaf karar ve ilâm harcının istinaf eden tarafa talep halinde ilk derce mahkemesince iadesine,<br>4-) İstinaf kanun yoluna başvuran davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince  yeniden yapılacak yargılamada verilecek hükümle birlikte değerlendirimesine,<br>5-)\t6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz kararının ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a hükmü gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.  04/10/2023<br><br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan<br>...<br>e-imzalı <br>...<br>Üye<br>...<br> e-imzalı<br>...<br>Üye<br>...<br>e-imzalı <br>...<br>Katip<br>...<br>e-imzalı <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"596fde8aae603af8","SID":"74b1764959f7a752"}}