{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>4. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/1467 <br>KARAR NO: 2025/2633<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 05/12/2024<br>NUMARASI: 2023/557 Esas - 2024/816 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Rücuen Tazminat)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 01/07/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi, <br>GEREĞİ  DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; ... Anonim Şirketi (“...”) ile sözleşmesel ilişki sebebiyle ... Sanayi Ticaret Limited Şirketi’nin yaptığı kazı çalışması sonucu elektrik dağıtım hizmeti kapsamında, ... Anonim Şirketi’nin (“... Elektrik”)  bölgede bulunan abone kabloları ve elektrik şebekesine ait teçhizatlara zarar verildiğini, davalı ..., Bandırma ilçesinde belirtilen mahallelere ...’ın hizmetini sunduğu telefon ya da internet kablolarını koymak amacıyla kazı çalışmasında bulunduğunu, müvekkili şirket ... Elektrik, tüketicilere dağıtım seviyesindeki hizmetlerini yeterli, kaliteli ve sürekli olarak sunmakla yükümlü olduğunu, adresleri yazılı bölgelerde sunulan hizmet kapsamında herhangi bir aksaklık yaşanmaması adına müvekkili şirket tarafından davalı ...’nın gerçekleştirdiği kazı işlemleri sırasında meydana gelen hasarlar sonucu ortaya çıkan zararlara ilişkin olarak ödemeler gerçekleştirildiğini beyan etmiştir. Davalı ... Hizmetleri A.ş vekili cevap dilekçesinde; Müvekkili şirket bu yetkilendirmelerden “Altyapı Hizmetleri İşletmeciliği” yetkilendirmesi kapsamında; tüm Türkiye çapında ulusal bir iletişim alt yapısı oluşturmak ve elektronik haberleşme altyapısı işletmeciliğine yönelik hizmetleri diğer elektronik haberleşme hizmeti sunan işletmecilere, tüketicilere sunulmasına imkan sağlayan transmisyon altyapısını kurup işletmek amacıyla “Kamu Hizmeti” niteliğinde hizmet vermek üzere usulü gereğince yetkilendirilen bir işletmeci olduğunu, davacının dava dilekçesinde maddi vakıaların dayandırıldığı hukuki sebeplerin hiç belirtilmediği görüldüğünü, dava dilekçesinde belirtilen mahallerde müvekkili şirket altyapı hizmetleri ile ilgili işleri bizzat yapmamakta yüklenicileri aracılığıyla anahtar teslim götürü usulü yaptığını beyan etmiştir.İlk Derece Mahkemesince; \"... Somuıt olayda davacı şirketin çağrı merkezine abonelerce hasarla ilgili bildirilen şikayetlere ilişkin kayıtlar dosyaya sunulmuştur. Ön inceleme duruşmasının 2 nolu ara kararı gereğince davacı vekili 27/10/2020 tarihli dilekçesi ile kazı yapılan adresleri bildirmiştir. Davacı tarafça bilirkişi raporuna itirazları içeren dilekçe sunulmuş ve 31/05/2021 tarihinde abonelere yapılan bir kısım ödemelere ilişkin dekont fotokopileri ibraz edilmiştir. Mahkememizce ... Bankası'na yazı yazılarak davacı vekilince 31/05/2021 tarihli dilekçe ekindeki dekont fotokopileri de eklenerek abonelere yapıldığı iddia edilen ödemelere ilişkin kayıtlar celp edilmiş ve 23.05.2024 tarihli celse ara kararı ile dosya bilirkişiye tevdii ile ek rapor düzenlenmesine karar verilmiştir.Bilirkişi heyetinden alınan son ek raporda özetle; \"1.Davacının davalılardan ... AŞ yönünde talebin şartı olarak alt yüklenicinin çalışanları özerinde kontrol, emir ve talimat verme yetkisinin ispatlanamadığı,2.Davalı ... Ltd bakımından bu davalının yüzde senken % 80 oranında kusurlu oludunu benimsenebileceği,3.Davacı tarafından üçün ü kişilere yapılan ödemelerin toplam 5.846,62 TL kısmının dekontlarla ispatlandığı, kusura göre davalı ... AŞ'nin sorumluluğunun 4.67730 TL olacağı,4.Zararın oluştuğu ödeme tarihlerinden itibaren dava tarihine kadar biriken faizin 1.105,523 TL olduğu,5. Dava tarihinden sonra davalının asıl alacak miktarına avans faizi talebinde bulunabileceği,\" şeklinde tespitte bulunduğu görülmüştür. Her ne kadar davacı tarafça yapılan ödemeler hesaplanırken sundukları evrakların dikkate alınmadığı iddia edilmiş ise de bahse konu evraklar ile 27.10.2020 tarihli dilekçe ekinde ki ödeme kayıtları mahkememizce incelenmiş olup bilirkişi raporunda ki tespitler ile uyumlu olduğu görülmekle davacı itirazı yerinde görülmemiştir. Her ne kadar bilirkişi raporunda davalı ... yönünden alt yüklenicinin çalışanları üzerinde kontrol emir ve talimat verme yetkisi ispatlanamadığı tespitine varılmış ise de sonrasında mahkememizce taraflar arasında ki sözleşme dosyaya getirtilmiş sözleşmenin 8. ve 14. Maddelerinde açıkça davalı ...’nın diğer davalı alt yüklenici üzerinde kontrol emir ve talimat verme yetkisi olduğu görülmekle davalı ...’nın diğer davalı ile birlikte müşterek ve müteselsilen sorumlu olduğu anlaşılmakla davanın sunulan ödeme belgeleri ile ispatlanan bedel olan 5.846,62 TL üzerinden bilirkişi raporu ile belirlenen kusur oranına göre 4.677,30 TL üzerinden(ödeme tarihleri ile dava tarihi arasında ki işlemiş faiz miktarı 1.105,52 TL+ asıl alacak olan 4.677,30 TL üzerinden dava tarihi olan 30.04.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizinin toplamı ile birlikte) davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine dair aşağıda ki şekilde karar verilmiştir. Davanın Kısmen Kabulü ile; 4.677,30 TL’nin (ödeme tarihleri ile dava tarihi arasında ki işlemiş faiz miktarı 1.105,52 TL+ asıl alacak olan 4.677,30 TL üzerinden dava tarihi olan 30.04.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizinin toplamı ile birlikte) davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,...\" karar verilmiştir. Verilen karara karşı davacı ve davalı ... A.Ş vekillerince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Yerel Mahkemece eksik incele ile karar verildiğini, dekontların incelenmediğini müvekkili şirkete atfedilen kusur oranın haksız olduğunu, zararın meydana gelmesinde müvekkili şirketin kusurunun bulunmadığına belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı ... A.Ş vekili istinaf dilekçesinde; Müvekkili şirketin taraf sıfatının (pasif husumet) bulunmadığını davaya konu zararın davacının kusuru sebebiyle meydana geldiğini belirterek kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; Haksız fiil sebebiyle uğranılan zararın rücuen tazmini talebine ilişkindir.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesi; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesi geregince, “Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür”. Bu hüküm dikkate alındığında kusur sorumluluğu olarak tanımlanan haksız fiil sorumluluğunun kurucu unsurları; fiil, zarar, illiyet bağı, kusur ve hukuka aykırılıktır. Haksız bir eylemin tazminat sorumluluğu doğurabilmesi için kusurlu ve hukuka aykırı bir fiil sonucunda zarar doğması, zarar ile fiil arasında da illiyet bağı bulunması gereklidir. Somut olayda; Somut verilere dayalı ve denetime elverişli olan bilirkişi ek raporunun hükme esas alınmasında ve ibraz edilen dekontlar ile dosyadaki  kayıtlar değerlendirilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin istinaf isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı ... A.Ş vekili istinaf başvurusunun incelenmesi; 29906 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak 02/12/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6773 sayılı kanunun 41. maddesi ile değişik HMK'nın 341/2 madde hükmü gereğince miktar ve değeri 3.000,00 TL'yi geçmeyen mal varlığına ilişkin davalar kesin olup, dava tarihi itibariyle kesinlik sınırı 5.390,00 TL'ye çıkartılmıştır. Bu durumda, davalının istinaf talebine konu olan 4.677,30 TL miktar itibariyle kesin olup, verilen karara karşı yasa yolu kapalı bulunmaktadır.Buna göre, Davanın kısmen kabulüne ilişkin hükmün, dava tarihi itibarı ile öngörülen kesinlik sınırının altında kaldığı, davalı taraf yönünden ilk derece mahkemesince verilen kararın  kesin nitelikte olduğu, dolayısıyla istinaf edilmesinin mümkün olmadığı anlaşıldığından, davalı vekilinin istinaf dilekçesinin 6100 Sayılı HMK'nın 341/2., 346/1. ve 352/1-b. maddeleri gereğince reddine karar vermek gerekmiştir. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine, davalı ... A.Ş vekilinin istinaf dilekçesinin 6100 Sayılı HMK'nın 341/2., 346/1. ve 352/1-b. maddeleri gereğince reddine, karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı ... A.Ş vekilinin istinaf dilekçesinin 6100 Sayılı HMK'nın 341/2., 346/1. ve 352/1-b. maddeleri gereğince REDDİNE, 2- Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/557 Esas  2024/816 Karar sayılı 05/12/2024 günlü kararına yönelik davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın  353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 3- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcı peşin yatırıldığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 4- İstinafa başvuran tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5- Davalı ... Hizmetleri A.Ş tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine, harç iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, 6- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına, 7- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,8-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemleri ile HMK nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 01/07/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"045de0c54d676541","SID":"7cee668b23105f07"}}