{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>6. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/1135 <br>KARAR NO: 2025/1219<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 12/03/2025<br>NUMARASI: 2024/221 E.  2025/243 K.<br>DAVANIN KONUSU: Alacak (Kooperatif Aidat Borcundan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/06/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ: 13/06/2025\t<br>KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 12/03/2025 tarih ve 2024/221 E - 2025/243  K kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Davalının müvekkili kooperatifin tahsis etmiş olduğu  dairede ikamet ettiğini ve kooperatifin ... numaralı üyesi olduğunu, aidat ödeme yükümlülüğü devam ettiğini, davalının 01.09.2023 tarihine  kadar ödemesi gereken aidat tutarının toplam 454.000,00-TL olduğunu, davalının 136.450,00-TL ödeme yaptığını ve halen 317.550,00-TL aidat borcu bulunduğunu, kooperatifin inşaatlarının devam ettiğini ve son bir blokun imalatlarının kaldığını, kooperatifin 28/06/2014 tarihli genel kurulun 8. maddesinde aidat ödemesini geciktiren üyelerin %5 gecikme faizi alınmasının kararlaştırıldığını, 2009-2014 yılları arasında faiz kararı olmaması nedeni ile bu dönemlere ilişkin borçlara kanuni faiz uygulandığını, 28/06/2014 yılından sonraki aidat borçlarına ise TBK'nun 120. maddesine uygun olarak yıllık %18 oranında faiz işletildiğini, davalının kooperatife 317.550,00-TL anapara ve 52.517,25-TL faiz olmak üzere toplam 370.067,25-TL borcu bulunduğundan bahisle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 370.067,25-TL'nin tahsiline, davalının anapara borcu üzerinden %5'i geçmemek üzere kanuni faizin iki katı üzerinden işleyecek faizi ile tahsiline, yargılama giderlerinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.<br>Davalı vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde; öncelikle davalı kooperatif aleyhine açılan ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/1288 esas sayılı dosyasının konuyla ilgili olduğunu, bu dosyanın sonucunun beklenmesi gerektiğini, müvekkilinden talep edilen miktarlarının kabulünün mümkün olmadığını, kooperatifin hemen hemen her yıl icra yoluyla üyelerden bedeller talep ettiğini, müvekkilinin kooperatife herhangi bir borcu bulunmadığını, müvekkilinin ... İli, ...ilçesi, ... mah., ... mevki ... ada ... parsel üzerine daireler inşa edilmiş ve bu dairelerden ...Blok ... kat ... nolu bağımsız bölümün müvekkiline isabet ettiğini, müvekkilinin taşınmazı devraldığını, akabinde üzerine düşen yükümlülüklerini yerine getirdiğini, müvekkilinin 20.04.2015 tarihinde davalı kooperatif başkanlığının çıkarmış olduğu konut kesin maliyet bedeli olan 136.450,00-TL bedeli ödeyerek kooperatif üyeliğinden ayrıldığını, kooperatifçe de 20.04.2015 tarihli ibraname ve üyelikten ayrılma belgesi düzenlenerek müvekkiline verildiğini, müvekkilinin üye olarak kendi adına tahakkuk ettirilen tüm borçlarını ödediğini, fazlaya ilişkin hak ve alacak hakları saklı kalmak kaydıyla öncelikle ... 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/1288 esas sayılı dosyasının sonucunun beklenmesini, müvekkili aleyhine açılan davanın reddine, yargılama giderlerinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.  <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>İlk Derece Mahkeme kararında; \"...Mahkememizce dosya arasına celbedilen tüm kayıt ve belgeler, alınan uzman bilirkişi raporu bir bütün halinde değerlendirildiğinde; genel kurul kararları çerçevesinde davacının üyesi olan davalıdan kooperatif üyeliğinden genel kurul kararları çerçevesinde yapılan hesaplamalar neticesi bilirkişi tarafından davalının davacı kooperatife 317.550,00-TL aidat, 51.855,75-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 369.405,75-TL borcu olduğu tespit edilmiştir. Her ne kadar bilirkişi raporunda alternatifli olarak 10/06/2023 tarihli genel kurul kararı uyarınca eşitleme tarihi olan 01/07/2023 tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğinden bahisle 9.617,47-TL faiz hesaplanmış ise de davacı kooperatifin geçmiş yıllara ilişkin genel kurul kararları incelendiğinde 28/06/2014 tarihli genel kurulun 8. Maddesi ile ödemesini geciktiren üyelerden %5 gecikme faizi alınmasına karar verildiği, 2009-2014 tarihleri arasında faiz kararı bulunmadığı, bu dönem borçlara adi kanuni faiz uygulanması, 28/06/2014 tarihinden sonra ise TBK 120'ye uygun şekilde yasal faizin iki katı tutarında faiz uygulanması gerektiği, bu nedenle bilirkişi raporundaki alternatif-2 başlığında yapılan hesaplamanın geçmiş dönem genel kurul kararlarına uygun olması nedeniyle dosya kapsamı ile daha uygun düştüğü anlaşılmakla alternatif-1 başlığında yapılan hesaplamaya itibar edilmesinin mümkün olmadığı, Yargıtay 23. HD'nin 2013/829 Esas 2013/1810 Karar sayılı 22/03/2013 tarihli ilamından da anlaşıldığı üzere Genel kurul kararları, üyeler ile kooperatif arasında yapılmış bir sözleşme niteliğinde olup, kooperatif ve üyeler arasında ayrıca faiz oranları ile ilgili sözleşme yapılmasına gerek olmadan genel kurullarca kararlaştırılan parasal yükümlülüklere ilişkin kararlar daha sonraki yıllarda değiştirilmediği ve iptal edilmediği sürece tüm üyeleri bağlayacağı, genel kurulca belirlenen aidat miktarı ve gecikme faizi oranları, genel kurul kararlarına katılsın ya da katılmasın ortaklara ayrıca tebliğinin gerekmediği, toplantıya katılmayan üyeler için de bağlayıcı olduğu, kesinleşmiş olması ve yok hükmünde olmaması halinde bu kararın alacağın dayanağı durumunda olduğu, davacı kooperatifin genel kurul toplantılarında alınan aidat ödenmesine ilişkin kararların iptal edildiğine veya yok hükmünde olduğuna dair itiraz olmadığı gibi bu hususta dosya kapsamında bir delilin de bulunmadığı,bu nedenle alınan genel kurul kararının tüm üyeleri bağlayacağı, bilirkişi raporu, genel kurul kararları ve diğer delillerle uyumlu, hüküm vermeye ve denetime elverişli olduğundan mahkememizce benimsenmiştir. Davacı dava dilekçesinde 52.517,25-TL faiz talep etmiş olup alınan bilirkişi raporuna göre  51.855,75-TL faiz hesaplandığından açılan davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki hüküm fıkrasının tesisi uygun görülmüştür. Davanın kısmen kabulü ile, 317.550,00-TL asıl alacak ve 51.855,75-TL işlemiş faiz toplamı 369.405,75-TL'nin asıl alacağa dava tarihi olan 11/03/2024 tarihinden itibaren aylık %5 faiz oranını geçmemek kaydıyla TBK'nın 120/2 maddesi uyarınca yasal faizin 2 katını geçmemek üzere belirlenecek faiz oranı üzerinden işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, Fazlaya dair istemin reddine,...\" şeklinde karar verilmiştir.<br>Bu karara karşı davalı vekilince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ : <br>Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yerel mahkemenin delilleri tam toplamadan, kooperatifçe verilen eksik belgeler, genel kurul kararları ve bunun sonucunda alınan yanlış bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar vermiş olup, verilen kararın  hatalı olduğunu, davacı tarafın müvekkili aleyhine daha öncedende ... Genel İcra Dairesinin  ...E.sayılı takip dosyasıyla aynı konularda takip başlatmış bu takibe karşı itiraz ettiklerini,  bu itirazları üzerine 1 yıl içinde itirazın iptali davasının açılmadığını, daha sonra davacı tarafından ... Genel İcra Dairesinin ... E.sayılı takiple aynı alacaklar için tekrar takip yapıldığını ve taraflarınca  bu takibe de itiraz edildiğini, ... Genel İcra Dairesinin 04.04.2023 tarihinde itiraz ettiklerini, davacı tarafından aynı konularda yapılan ... Genel İcra Dairesinin  ...E.sayılı takip dosyasına yapılan ilk itirazlarının giderilmeden 2.dosya ile yapılan icra takibi üzerinde karar verilmesinin hatalı olduğunu, buna yönelik cevap dilekçelerinin 4.maddesindeki itirazlarının da giderilmediğini, yerel mahkemenin hem cevap dilekçelerindeki itirazlarını hem yargılama aşamalarındaki itirazlarını gidermeden inceleme yaptığını ve davacının talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verdiğini, iş bu davaya konu alacak iddiasının hukuki dayanaktan açıkça yoksun ve mesnetsiz olup, en başta borçlar hukukunun genel ilkelerine aykırı olduğunu, davacı tarafça talep olunan alacak kalemlerinin borcun doğduğu tarihteki davacı kooperatifin üyelerine/ortaklarına mahsus olduğunu, ancak davacı tarafça iddia ve talep olunan alacak kalemlerinin; davalı müvekkilin üyelikten çıktığı ve ibra edildiği 20/04/2015 tarihinden 7 sene sonra alınan 10/06/2023 tarihli bir Genel Kurul Kararı'na dayandığını, dosyada mübrez \"20/04/2015 tarihli İBRANAME VE ÜYELİKTEN AYRILMA BELGESİ\"ne  göre; davalı müvekkilinin davacı kooperatife gerekli tüm ödemelerini yaparak, tapusunu devraldığı, üyelikten ayrıldığı ve bu itibarla davacı tarafça 20/04/2015'te gayrikabili rücu olmak üzere İBRA edildiğinin açık ve net bir şekilde görüldüğünü, hükme esas alınan Hesap Bilirkişi Raporu'nda iş bu 20/04/2015 tarihli ibranameden bahsolunmuş ise de değerlendirmeye tabi tutulmadığını, bu hususta takdir ve değerlendirmenin Yerel Mahkemeye ait olacağının belirtildiğini, yerel mahkemece ise rapora itirazlarının giderilmeden ve göz önüne alınmadan hüküm kurulduğunu, dolayısıyla müvekkilinin üyeliği hakkında zaten \"Hesap Bilirkişisi Mali Müşavir\" olan Bilirkişice yeterli ve doğru bir değerlendirme yapılmasının mümkün olmadığını, yalnızca davacı tarafın sunduğu beyan, bilgi ve talepleri doğrultusunda hesaplama yapılmakla yetinildiğini, mezkur rapora karşı itirazlarının giderilmeksizin ve yerel mahkemece mezkur İbranamenin ve müvekkilinin hukuki durumunun değerlendirilmesinin yapılmaksızın eksik ve hatalı bilirkişi raporuna göre hüküm kurulmakla yetinildiğini, dolayısıyla Bilirkişi Raporu'nda hesap bilirkişisince değerlendirilemeyen mezkur 20/04/2015 tarihli İbraname ve Üyelikten Ayrılma Belgesi'ne göre \"davalı müvekkilin üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiği, üyelikten ayrıldığı ve tapusunu devraldığı, bu itibarla ibra edildiği\" hususlarının bizzat davacı tarafın kendisi tarafından imza ve tasdik olunmakla ve inkar edilmemekle sabit iken mezkur belgenin ne bilirkişice ne de yerel mahkemece değerlendirilmeden, salt hesap yönünden alınan hesap bilirkişisi raporu'na göre hüküm kurulmasının haksız ve yersiz olup, yargılamanın amacını elverişsiz hale getirdiğini, davacının alacak iddiasına konu ettiği kalemlerin; davalı müvekkilinin üyelikten ayrılarak ibra edildiği 20/04/2015 tarihinden 7 sene sonraki 10/06/2023 tarihli Genel Kurul Kararı'na dayandığından, bu kararın yıllar öncesinde üyelikten ayrılan ve İBRA olunan davalı müvekkili bakımından herhangi bir borç ilişkisi doğurmayacağının açık olduğunu, yerel mahkemece en azından Kooperatif Hukuku'nda uzman bir bilirkişiye dosya tevdi edilerek, bahsolunan ibraname ve üyelikten ayrılma belgesi ve diğer tüm ilişkili belgelere göre davalı müvekkilinin üyelik durumu ve sorumluluğu kapsamında inceleme yaptırılabileceğini, nitekim Yargıtayın da aynı görüşte olduğunu, Yargıtay 6. H.D.'nin 2023/3387 E., 2024/1714 K. Sayılı ve 23/05/2024 tarihli kararında \"Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin kur'a neticesinde kendisine isabet eden konuta ilişkin çıkarılan kesin maliyet bedelini ödediğini ve  61/e  maddesi gereğince kesin maliyeti ödeyerek tapusunu aldığına ve istifasının kabulü ile ortalıktan çıkarıldığına dair 22.09.2010 tarihli  yönetim kurulu kararı bulunduğunu, özel çıkma nedeni  olarak düzenlenen Ana Sözleşme 61/e bendinin nispi eşitlik kuralı gereği geçerli olması nedeniyle müvekkilinden yeniden ortaklıktan kaynaklı talepte bulunulamayacağı açık olduğunu, müvekkilinin  davalı kooperatife borçlu olmadığına dair genel hükümler kapsamında talep hakkı bulunmakta  olduğunu  belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesi istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.... Davacının talebi, davalı kooperatife borçlu olmadığının tespitine ilişkin olup, dava tarihi itibariyle davacının eldeki davaya açmakta hukuki yararı vardır. Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararı, dosyanın esasının mahkemece incelenmesine engel değildir.  Zira 6100 sayılı HMK'nın 33. maddesine göre hakim Türk hukukunu resen uygular. Bu nedenle mahkemece tarafların gösterdiği hukuki sebep ile bağlı olmaksızın somut uyuşmazlığa uygun olan hukuki müessese ve ilgili kanun hükümleri belirlenerek uyuşmazlığın doğru hükümlere göre çözümlenmesi gerekir. Bu açık düzenleme karşısında tarafların,  iddia ve savunmalarının dayanağı olarak farklı bir yasa kuralına dayanmış olmaları veya uyuşmazlığın hukuki sebebini oluşturan yasa kuralına dayanmamış olmaları tarafların lehine veya aleyhine sonuç doğurmaz ve bu konuda usuli kazanılmış hak doğduğundan da söz edilmez.<br>Mahkemece işin esasına girilerek gerekli inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra davanın esası hakkında karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. \" şeklindeki kararında da belirtildiği üzere yerel mahkemenin taleplerini, savunmalarını incelemediğini, sadece bir hesap uzmanı bir bilirkişiye al davalının borcunu hesapla dediğini,  hal böyleyken davalı müvekkilinin borçlu olmadığını gösteren en açık ve somut delil olan  \"20/04/2015 tarihli İBRANAME VE ÜYELİKTEN AYRILMA BELGESİ\"ne ve bu kapsamdaki diğer bilgi-belgeler incelenmeksizin ve değerlendirilmeksizin hüküm kurulmasının kararın eksik ve hatalı incelemeye dayalı olduğunu gösterdiğini, bu itibarla kararın itirazen incelenerek kaldırılması gerektiğini, yerel mahkemece hiçbir şekilde empati kurulmadığını, Kooperatifçe yapılan usulsüz işlemlerin dikkate alınmadığını, yerel mahkemenin dayanak gösterdiği bilirkişi raporunda davaya cevap dilekçesinde ve delillerinde belirttikleri hiçbir belgeye değinilmediğini, oysaki bu belgelerin neredeyse tamamının kooperatifçe düzenlenen belgeler olduğunu, davacı kooperatif Ana sözleşmenin değişen 14,61,62 ve 63.maddeleri ve mevcut genel kurul kararları, kesin konut maliyet hesapları, buna ilişkin komisyon raporları,imalatı tamamlanıp üyelere teslim edilen konutlarda oturan üyelerden, konutlarını teslim alıp güncellenmiş konut kesin maliyet bedellerini, işlemiş bütün aylık kira ve borçlar dahil hesaplama yapılarak müvekkilinden 20.04.2015 tarihinde davacı Kooperatif Başkanlığının çıkarmış olduğu hesaplama ile 136.450,00-TL bedel talep edildiğini, müvekkilinin de banka kredisi çekerek bu bedeli ödediğini ve davacı kooperatif üyeliğinden ayrıldığını, o dönemde davacı kooperatife hiçbir borcu kalmadığını, davacı kooperatifçe de 20.04.2015 tarihli İbraname ve üyelikten ayrılma belgesi düzenlenerek müvekkiline verildiğini, davalı tarafından da müvekkilinin ibra edildiğini, davacı kooperatifin yönetim kurulunca  da 20.04.2015 tarihinde, müvekkilinin davalı kooperatife  herhangi bir borcunun bulunmadığı, kooperatifle ilişiğinin kesildiğine  dair  karar alındığını, müvekkilinin bu parayı ödemek için banka kredisi çektiğini, alınan bilirkişi raporunda bunların hiçbirisinden bahsedilmediğini, buna yönelik yapmış oldukları itirazlarında mahkemece değerlendirilmediğini, mahkeme ve hükme esas aldığı bilirkişinin müvekkilinin toplu ödeme yaptığı tarihten önceki genel kurul kararlarını ana sözleşmeyi, ana sözleşmenin  14,61,62 ve 63.maddelerini düzgün incelemiş olsaydı,  üyelerin toplu ödeme yaparak üyeliklerini sonlandırabileceklerini görebileceğini, kooperatif tarafından da belgeler mahkemeye eksik verilmi olabileceğini, nitekim ... 8.Noterliğinin ... Tarih ve ...Yevmiye numarası ile tasdik edilen davacı kooperatife ait karar defterinin 14.sayfasının 27.04.2015 tarih ve 14 sayılı kararı bilirkişi tarafından incelenmiş olsaydı üyelikten çıkarmaların ana sözleşmeye ve genel kurul kararlarına göre yapıldığını görebileceğini, kaldı ki bilirkişi raporunun 2. ve 3.sayfasında incelenen defterler arasında bu defterin olmadığının açıkça görüldüğünü, bu defterin kanaatlerince mahkemeye sunulmadığının anlaşıldığını, nitekim noter onaylı bu deftere istinaden bazı üyeler ... 7.Noterliğinin... tarih ve ... Yevmiye nolu \"BORCUNU ÖDEYEN ÜYELERİN İBRA EDİLMESİ VE ORTAKLIKTAN İLİŞİK KESME HAKKINDA\" noter belgesinin de mahkemeye kooperatifçe mahkemeye sunulmadığını, bu belgelerin ilgili noterlerden getirtilerek bilirkişinin hem ana sözleşmenin  14,61,62 ve 63.maddelerine hem bu noter belgelerine göre inceleme yapması gerekirken bunun yapılmamasının hatalı olduğunu itirazlarının dikkate alınarak  eksik belgeler ilgili yerlerden getirtilerek ek rapor aldırılması taleplerinin reddedildiğini, mahkemece hükme esas alınan bilirkişinin yaptığı bir diğer hesaplama hatasının da 10.06.2023 tarihli genel kurulun 13/a maddesi gereğince üyelerin ödemesi gereken tutarın 450.000,00-TL ye eşitlendiğini, müvekkilin aylık üyelik aidatının  2 aylık 4.000 TL olduğunu ve toplam 454.000,00-TL borcu olduğunu ve borçlardan müvekkilinin 20.04.2015 tarihinde davacı Kooperatife ödenen 136.450,00-TL  nin mahsup edilerek kalan borcun 317.550,00-TL olduğunu ve bu miktara alternatifli faiz hesabı yaptığını, bu faiz hesaplarını da kabul etmediklerini, bilirkişinin kooperatifin alacağını 30.06.2023 tarihine göre 450.000,00-TL olarak hesaplarken, müvekkilinin kooperatifin kararı doğrultusunda diğer üyeler küçük miktarda aidatlar öderken toplu olarak 20.04.2015 tarihinde toplu olarak yatırdığı 136.450,00-TL yi 30.06.2023 tarihine göre uyarlamadığını, bu miktarın gerek TÜFE verilerine, gerek mevduat getirisine, gerek altın, döviz getirisine ve hatta faizine göre bir uyarlama ve hesaplama yapılması gerektiğini, Kooperatifin alacağının 30 Haziran 2023 e göre belirlenirken müvekkilinin ödemesinin 20.04.2015 tarihine göre yapılmasının usul ve yasalara aykırı olduğunu, müvekkilinin ödediği miktarın da buna göre uyarlanması gerekirken bunun yapılmamasının bile büyük bir hata olup, bu itirazlarının da giderilmediğini, müvekkilinin, 20.04.2015 tarihinde davacı Kooperatif Başkanlığının çıkarmış olduğu konut kesin maliyet bedeli olan 136.450,00-TL bedeli ödeyerek davalı kooperatif üyeliğinden ayrıldığını, davacı kooperatife hiçbir borcunun kalmadığını, bu konuda davacı kooperatifçe de 20.04.2015 tarihli İbraname ve üyelikten ayrılma belgesi düzenlenerek müvekkiline verilmiş olup davacı tarafından da müvekkilinin ibra edildiği, davacı kooperatif yönetim kurulunca  da 20.04.2015 tarihinde, müvekkilinin davacı kooperatife  herhangi bir borcunun bulunmadığını, kooperatifle ilişiğinin kesildiğine  dair  karar verildiğinin açıkça ortada olduğunu, tüm bunların mahkemece göz ardı edildiğini, Kooperatiflerin esas amacının; yeteri derecede ekonomik güce sahip olmayan gerçek kişilerin mesleki ve kişisel ihtiyaçlarını karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle rasyonel bir şekilde ve ekonomik olarak karşılamak ve temin etmekten ibaretken, davalarına konu olayda kooperatif üyelerinin mağdur edildiğini, amaçlarının bir ev sahibi olmak iken bir ev bedeli dışında para ödemek zorunda kaldıklarını, hala da ödemeye devam etmek zorunda bırakıldığını, kooperatifin almış olduğu kararlara kendisinin uymaması neticesinde üyelerin zarar gördüğünü, mağdur edildiğini, mahkemenin de tüm bunları dikkate alarak daha adil, hak ve nasafet gözeterek bir karar vermesi gerekirken bunun yapılmamasının büyük bir hata olup, bu hatalı kararın kaldırılması gerektiğini, hiç kimsenin kendi muvazaasına dayanarak bir hak talep edemeyeceğini, bununla ilgili Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2016/226 E. , 2018/913 K. Sayılı ilamında ''... Kaldı ki böyle bir hak talebi herkesin haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorunda olduğu, bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasının hukuk düzenince korunamayacağını belirten 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 2’nci maddesine de aykırıdır.'' demek suretiyle hukuksal durum olduğunun görüldüğünü, açıkçası tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde müvekkilinin hiç bir talebi olmadan davacı yanca alınan kararlara iyi niyetli olarak uyması ve neticesinde davacı yanca alınan karar gereği üyelikten çıkartılması şartlarına uyan müvekkilinin cezalandırılmasını hiç bir hukuk düzeni korumayacak ve gözetmeyeceğini, hukuk düzeninin kötüniyeti korumayacağını, davacı kooperatifin kötüniyetli olduğunu, bu nedenle kötüniyetli taleplere bağlı olarak talep edilen davanın esastan reddi gerekirken kabul edilmesi hatalı olup bu hatalı kararın kaldırılması gerektiğini ileri sürerek davacı tarafın ... 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 12.03.2025 Tarih ve 2024/221 E.2025/243 K. sayılı ilamının usul ve yasaya aykırı olup açılan davanın Esastan kaldırılmasına  karar verilmesini talep etmiştir.  <br>HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:<br>H.M.K 355. Maddesi gereğince inceleme Kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır. <br>Davacı  dava dilekçesinde davalının kooperatifin üyesi olduğunu davacı kooperatifin davalı üyeden 07.11.2009 -10.06.2023 Tarihli genel Kurul kararlarında alınan kararlar uyarınca  317.550 TL aidat  52.517, 25 TL faiz alacağı olduğunu beyan ederek   eldeki davayı açtığı görülmüştür.<br>Davalı davacı kooperatif ile aralarında ... 2.  Asliye ticaret mahkemesi'nin 2022/1288 esas sayılı dosyasında aynı konuyla ilgili açılan menfi tespit davası bulunduğunu , davacı kooperatifin  kendisini 20.04.2015 tarihinde ibra ettiğini, davacı kooperatifi olan tüm borçlarını ödediğini taşınmazın kendi adına tescil edildiğini edildiğini  belirterek davacının kendisinden aidat alacağını talep edemeyeceğini ileri sürmüştür.<br>... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi  06/10/2023 Tarih  2022/1288 Esas  2023/861 Karar sayılı dosya incelendiğinde; Davacı tarafından kooperatif aleyhine açılan menfi tespit davası olduğu yapılan yargılama sonucu mahkemece konusuz kalan dava nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına şeklinde karar verildiği kararın istinaf edilmesi üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 2024/ 924 Esas 2024/ 1006 Karar 02.05.2024 tarihi  sayılı ilamıyla başvurunun esastan reddine  karar verildiği, kararın 02.05.2024 tarihinde  kesinleştiği   görülmüştür. <br>Davacı 11.03.2024 tarihinde alacak davası açmış olup davalının ... 2.  Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/1288 esas sayılı dosyasında açtığı menfi tespit davasının 02.05.2024 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.  <br>Davacı davalının 136.450 TL ödeme yaptığını kabul etmiştir.<br>Davalı tarafça dosyaya  20.04.2015 tarihli taahhütname ibraname ve üyelikten ayrılma beyannamesi, tahsilat makbuzu, taahhütname, Araç satış vaadi sözleşmesi örneği sunulduğu görülmüştür. <br>Bilindiği üzere Kooperatifin en yetkili organı genel kuruldur. Genel kurullarda hakkaniyetin gerektirdiği ölçüde gerekli kararlar alındığı gibi daha önceden alınan kararlarda değiştirilebilir. Eşitlik ilkesi gereğince hak ve görevlerde ortakların eşit olması kuralı gözetilerek önceki genel kurul kararının değişen şartlar ve kooperatifin diğer ortaklarının durumları da nazara alınarak şartlarda eşitleme yapılmak üzere değiştirilmesine karar verilmesinde ilke olarak müktesep hak ihlali ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. (Yargıtay 23 H.D  2011/933 Esas 2011/936 Karar)<br>Kooperatifler aidat toplayarak inşaatlarını yapar ve amaçlarını gerçekleştirir. Ayrıca kooperatiflerde eşitlik ilkesi geçerlidir. Kooperatiften bağımsız bölüm alınması aidat ödenmesine engel değildir. <br>Davalı kooperatif inşaatlarının devam ediyor olması nazara alındığında kooperatifin aidat toplaması olağandır. Daha önceki genel kurulda alınan kesin maliyet ile ilgili kararın iptal edilmiş olması da aidat toplamaya engel teşkil etmez.( Yargıtay 23 HD  2016/7545 Esas  2019/5329 Karar)<br>Somut olayda davalının  sabit ücretli üye olduğuna yada  istifa ettiği ve bu istifanın kabul edildiğine dair  dosyada delil bulunmadığı gibi davalını kooperatifçe kendisine teslim edilen taşınmazı kullandığı kooperatife iade etmediği genel kurul kararlarının iptal edilmediği  sabittir.<br>Kooperatif üyeleri ile kooperatif arasındaki üyelik sıfatının devamına ve üyeliğe sıkı sıkıya bağlı talepler ile ilgili olan tapu iptali ve tescile, üyelik tespitine, tahsis hakkına dayalı veya üyenin parasal yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklarda üyelik devam ettiği sürece zamanaşımı süresi işlemez. Davacı kooperatif üyesi olduğunu beyan etmiş davalı tarafça aksi iddia edilmemiştir. Davacının kooperatif üyesi olduğunu kabulü halinde dava konusu taleple ilgili üyelik devam ettiği sürece zamanaşımı işlemeyecektir. (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi  2021/871 Esas  2021/1256 Karar)Davalı alacağın zaman aşımına uğradığını iddia etmiş olup bilindiği üzere  Kooperatif üyesinin bağımsız bölüm talep hakkı zamanaşımına uğramayacağı gibi kooperatif tarafından bunun karşılığında talep edilecek olan inşaat gideri olarak talep edilen aidata da zamanaşımı işlemesi mümkün değildir.(23. Hukuk Dairesi  2017/391 Esas  2020/1615 Karar)<br>Davalı yanın cevap dilekçesi ekinde sunduğu 20.04.2015 tarihli \"taahhütname ibraname ve üyelikten ayrılma beyannamesi\", \"tahsilat makbuzu\", \"taahhütname\", \"Araç satış vaadi sözleşmesi\" örneği  değerlendirilmeden davalının  20.04.2015 tarihi sonrası üyeliğinin devam edip etmediği belirlenmeden   davacı kooperatifin 20.04.2015 tarihi öncesi davalıyı ibra edip etmediği belirlenmeden  ibranın olduğunun anlaşılması halinde  davacının bu tarih öncesinde aidatları aldığının kabulü ile  bu tarihten sonra aidat borcu hesaplaması yaptırılarak  ve davalının rapora itirazların karşılar surette bilirkişiden ek rapor alınarak sonucuna göre hüküm tesisi gerekirken davanın kabulü yerinde görülmemiştir.<br>Yukarıda belirtilen gerekçelerle sonuç olarak HMK'nın 355. Maddesi uyarınca istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda istinaf eden davalı vekilinin  istinaf sebepleri yukarıda belirtilen yönlerden yerinde görüldüğünden HMK'nın 353/(1)-a.6. maddesi gereğince istinafa konu edilen yerel mahkeme kararın kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6. maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye geri gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.   <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; <br>2-HMK'nın 353/1-a.6 md. gereğince, KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 12/03/2025 tarih ve 2024/221 E - 2025/243 K sayılı kararın  KALDIRILMASINA, <br>3-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye  GÖNDERİLMESİNE,<br>4-Davalı  tarafça yatırılan istinaf karar harcının talepleri halinde kendilerine iadesine , <br>5-İstinaf incelemesi duruşmalı olarak yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>6-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,<br>7-H.M.K. 302/5 maddesi gereğince iş bu ilamın kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirilmlerin, H.M.K. 359/4 maddesi gereğince iş bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,<br>Dair, dava dosyası üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince, KESİN olarak oybirliği ile karar verildi.13/06/2025<br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0d42d886cdeecbfe","SID":"65f851a1c926cc8a"}}