{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2023/785 <br>KARAR NO\t: 2025/976 <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                          K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 10/10/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/303 E.  -  2022/253 K.<br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 10/10/2022 tarih ve 2021/303 E. - 2022/253 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: <br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, müvekkili Şirketin, 1993 yılında İzmir'de kurulduğunu, kısa sürede dünyaca ünlü markaların distribütörlüğünü yapmaya başladığını ve Türkiye'de müzik enstrümanları sektörünün lideri haline geldiğini, müvekkilinin uzun yıllardan beri \"...\" markalı klarnetleri sattığını, 15. sınıfta söz konusu markanın gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, davalının ise söz konusu ibareyi 2021/055868 sayılı ile adına tescil ettirdiğini, oysa müvekkilinin söz konusu ibare üzerinde gerçek hak sahibi olduğundan, SMK'nın 6/3 maddesi uyarınca davalı markasının hükümsüz kılınması gerektiğini, davalının, kendisine ait Ankara/Sincan'da  bulunan mağazasında müzik aletleri sattığını, geçmişte müvekkilinin bayisi olduğu gibi müvekkilinden toptan müzik aletleri de satın aldığını, bu kapsamda davalının, \"...\" ibareli markanın gerçek sahibinin müvekkili olduğunu uzun süredir bildiğini, buna rağmen dava konusu markayı tescil ettirmesinin kötü niyetli olduğunu, davalının bu markayı kullanmak amacıyla değil, marka tescilinin marka sahibine sağladığı haklardan yararlanmak suretiyle müvekkilinin \"...\" ibareli ürünlerinin satışını engelleme amacıyla tescil ettirdiğini ileri sürerek, 2021/055868 sayılı \"...\" ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine  karar verilmesini talep ve dava etmiştir.  <br>\tDavalı vekili, müvekkilinin 05.01.2012 tarihinden bu yana mevcut işletmesinde, müzik aletleri ve ilgili yan ürünlerin üretimi, ithalatı, pazarlaması ve satışı konusunda faaliyet gösterdiğini, bu kapsamda kendisine ait ürün ve hizmetler ile piyasada fazlasıyla tanınmış bir noktaya geldiğini, davacının iddialarının aksine müvekkili ile davacı arasında bir bayilik ilişkisi bulunmadığını, bu yönden davacının bir delil de sunamadığını,  müvekkilinin, işletmesini açtığı ilk günden beri satışını yaptığı ve markasal kullanımı ile Türkiye çapında maruf hale getirdiği \"...\" ibareli markayı adına tescil ettirdiğini, ilgili markayı bizzat yaratan taraf olması nedeniyle müvekkilinin gerçek hak sahibi olduğunu, davacının gerçek hak sahipliği iddiasının yerinde bulunmadığını, müvekkilinin \"...\" ibaresini meşhur ve maruf hale getirmesinden sonra davacının markayı kullanmaya başladığını, müvekkili marka tescilinin kötü niyetli olduğuna ilişkin davacı iddiasının da yerinde bulunmadığını, markayı bizzat yaratan ve maruf hale getiren müvekkilinin \"...\" markalı ürünlerin satışını gerçekleştirmesinin haklı bir kullanım olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava dışı Çin firması tarafından 250 adet \"...\" markalı \"klarnet müzik enstrümanı\" için davacıya kesilen 2012 tarihli fatura içeriği ile davacının, bu mallarda \"...\" markasının kullanımını kanıtladığı, yine davaya konu marka başvurusundan daha önce davacının 3. kişilere kestiği değişik tarihlerdeki faturalarda, \"...\" markasının \"klarnet, flüt müzik aleti\" emtiasında kullanıldığının ispat edildiği, davaya konu \"...\" ibareli markanın başvurusunun yapıldığı 06.04.2021 tarihinden önce davacının, \"...\" markasını \"Müzik aletleri ve kutuları\" mallarında SMK'nın 6/3  maddesi hükmünün gerektirdiği derecede yoğun ve yaygın şekilde kullandığı kanaatine varıldığı, davacının 2015 ve 2016 yıllarında davalıya kestiği fatura örneklerinden, taraflar arasında ticari bir ilişki/bağ bulunduğunun anlaşıldığı, kaldı ki müzik aletleri gibi herkesin ticaretini yapmadığı malların ticaretini yapan firma veya kişilerin, diğer işletmelerin faaliyet konusu malların ne olduğunu tahmin edebilmelerinin imkan dahilinde olduğu, yabancı kökenli ve ayırt ediciliği yüksek \"...\" kelimesinin, ayırt edilemeyecek derecede aynısını seçip marka olarak tescil iradesinin tesadüf olamayacağı, dolayısıyla davalının marka tescilinde kötü niyetli bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu 2021/055868 sayılı markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiştir.          <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili, davaya konu markayı yaratan kişinin müvekkili olduğunu, davacı taraf her ne kadar ısrarla müvekkili ile aralarında bayilik ilişkisi bulunduğunu iddia etmiş ise de böyle bir ilişkinin kesinlikle söz konusu olmadığını, nitekim bu yönde herhangi bir delil de sunulmadığını, davaya konu markanın gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, davacının, müvekkilinin markasına itiraz etmeyerek kötü niyetli olduğunu gösterdiğini, davacı her ne kadar  10.07.2013 tarihinden beri \"...\" ibaresini marka olarak kullandığını ileri sürmüşse de bu konuda somut delil sunamadığını, davacının dayandığı en eski tarihli 01.07.2013 tarihli faturanın dahi müvekkilinin işletmesini açtığı tarihden daha sonraki bir zamana denk geldiğini, bu durumun da davacının haksızlığını ve kötü niyetini ortaya koyduğunu, \"...\" ibaresinin, davacının hak sahibi olarak nitelendirilebileceği bir ibare olmadığını, zira internet üzerinden yapılacak basit bir araştırma ile dahi görüleceği üzere \"...\" markası, müzik aletleri mallarında yabancı bir şirkete ait olduğunu, davacının resmi distribütörlük dahil resmi bir hak sahipliğinin olmadığını ve dolayısıyla kullanım sonucu hak sahipliği kazanmasının da mümkün bulunmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.   <br><br>GEREKÇE\t: Dava, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, SMK'nın 25/2. maddesi uyarınca menfaati olanların, markanın hükümsüzlüğünü mahkemeden isteyebilecekleri, davalı ile aynı sektörde faaliyet gösteren davacının, bu kapsamda aktif husumet ehliyetinin bulunduğu, dosya kapsamındaki deliller çerçevesinde, dava konusu ibarenin ülkemizde ilk olarak davacı tarafından kullanıldığı, davacı ile aynı sektörde faaliyet gösteren ve 2015-2016 yıllarında olsa da davacı ile ticari ilişkisi bulunan davalının, davacının söz konusu markasal kullanımından haberdar olması gerektiği, bunun yanında ayırt ediciliği son derece yüksek olan dava konusu ibarenin tesadüfen seçildiğinin de söylenemeyeceği, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin, dava konusu markanın tescilinin kötü niyetli olduğu yönündeki kabulünün yerinde bulunduğu, her ne kadar davalı tarafın istinaf dilekçesinde, söz konusu ibarenin gerçek hak sahibinin yabancı bir şirket olduğu belirtilmiş ise de bu durumun, davalının kötü niyetini ortadan kaldırmayacağı, aksine yabancı bir şirkete ait olduğunu bildiği halde bu ibareyi tescil ettirmesinin, dava konusu markanın tescilinin kötü niyete dayandığı kabulünü teyit ettiği anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,5‬0-TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>\t3-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br> \tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 08/05/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 08/05/2025\t\t<br> <br>Başkan<br>...<br> <br> <br>Üye<br>...<br> <br> <br>Üye<br>...<br> <br> <br>Katip<br>...<br> <br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a3153f8eb96d502d","SID":"4fa864eafdc4063e"}}