{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>6. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2025/1134 <br>KARAR NO: 2025/1298<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 25/03/2025<br>ESAS NO: 2024/1059<br>KARAR NO: 2025/307<br>DAVANIN KONUSU: Tanıma Ve Tenfiz<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/06/2025<br>İSTİNAF KARAR <br>YAZIM TARİHİ: 23/06/2025<br>Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/03/2025 tarih ve  2024/1059  Esas -  2025/307 sayılı kararı davalı vekili tarafından istinaf incelemesi için Dairemize gönderilmekle dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile tedarikçi davalı şirket arasında 17/07/2019 tarihli ... numaralı sözleşmenin akdedildiğini, müvekkilinin sözleşme doğrultusunda 1.997.169,21 Euro tutarında ödeme yaptığını, ancak davalının mal tesliminden kaçındığını bunun üzerine Moskova Tahkim Mahkemesi'ne başvurulduğunu ve Moskova Tahkim Mahkemesi'nin A-41-100183/22 dosya numaralı 12.04.2024 tarihli kararı  ile davalının  641.997,08 EUR ve 200.000 Rus Rublesini ödemesine karar verildiğini, kararın kesinleştiğini ileri sürerek, Moskova Tahkim Mahkemesi'nin A-41-100183/22 dosya numaralı 12.04.2024 tarihli kararının tanıma ve tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Türkiye ile Rusya arasında mütekabiliyet olmayıp, Rusya devletinde bulunan bir hakem kurulunda veya mahkemede alınan kararın Türkiye'de tenfizi mümkün olmayıp, bu nedenle davanın reddi gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle beraber, Rusya ile Türkiye arasında mütekabiliyet olduğu kabul edilse dahi, MÖHUK ve ilgili diğer mevzuat hükümleri gereği kararın Türkiye'de tanıma ve tenfize konu edilebilmesi için Rusya ülkesinde Türkiye'de bulunan Asliye Ticaret Mahkemesi ile eş değer bir mahkeme tarafından verilmiş bir karar olması gerektiğini, aynı zamanda kararın tenfize konu edilebilecek bir karar olduğu kabul edilse dahi, müvekkilinin hukuki dinlenme hakkının ihlal edildiğini, tenfize konu edilen kararın Rusya ülkesinde dava aşamalarında müvekkili tarafın usule uygun haberdar edilmediğini, bu nedenle de reddini gerektiğini, kaldı ki tanıma ve tenfize konu kararın usulen tenfize konu edilebilecek bir karar olduğu kabul edilse dahi, davacı taraf ile müvekkili firma arasında sadece malzeme tedarik sözleşmesi olduğu ve müvekkili firmaya tedarik edilen malzeme bedelinin ödendiğini, bedeli ödenen malzemelerin kısmen müvekkili firmaca davacı firmaya teslim edildiğini, ancak kararda belirtilen tutarın davacı firmaca ödendiği halde müvekkili firmaca bu malların teslim edilmediği, bu sebeple bu bedelin ödenmesine dair haksız ve hukuka aykırı karar verildiğini, usulsüz olarak yürütülen bu süreç sonunda müvekkili firma yönünde kararın usulsüz olarak kesinleştirildiğini bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; \"....New York Sözleşmesi uyarınca bu kapsamda hakem kararına konu olan uyuşmazlığın usulüne uygun olarak  Rusya mevzuatına uygun olarak Moskova Bölgesi Tahkim Mahkemesi Yargılama Usulüne göre tahkim yargılaması yapılarak çözümlenmiş, tahkim mahkemesi kararında duruşma günü ve yeri hakkında usulüne uygun olarak taraflara bildirim yapıldığı açıkca belirtilmiştir bu şekilde davalı vekilinin savunma hakkına riayet edilmediğine dair iddialarını kanıtlayamadığı anlaşılmaktadır. Rusya, Lahey Sözleşmesine taraf bulunduğundan,  davacıdan yabancılık teminatı alınması gerekmemektedir. <br>Re'sen incelenecek hususlarda tenfiz engeli bulunmadığı; hakem kararının özel hukuka ilişkin tahkim sözleşmesine konu olabilecek bir uyuşmazlık olduğu ve kararın kamu düzenini ilgilendirir bir yönü bulunmadığı; taraflarca ispatı gereken hususlarda ise tenfiz engeli bulunduğuna yönelik bir delil sunulamadığı anlaşılmaktadır. Tahkim kararının kesin karar olduğu, hakem kararının maddi ve hukuki olgular yönünden yeniden gözden geçirilmesinin mümkün olmadığı gözetilerek davanın kabulüne karar verilmiş olup Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 27/06/2019 tarih  2017/19-930 Esas 2019/812 Karar sayılı ilamından da anlaşılacağı üzere, yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizine ilişkin davalar maktu harca tabi olduğu gözetilerek maktu harç ve maktu vekalet ücreti takdir edilmiş....\" gerekçesiyle Davanın KABULÜ ile Moskova Tahkim Mahkemesi'nin A-41-100183/22 dosya numaralı 12.04.2024 tarihli kararının aynen TANIMASINA VE TENFİZİNE,   karar verilmiştir. <br>İşbu kararı davalı vekili süresinde istinaf etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ : <br>Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davacı tarafın, Moskova Tahkim Mahkemesi'nin A41-100183/22 dosya numaralı 12.04.2024 tarihli kararının tanıması ve/veya tenfizi ile davalının üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları dahil tüm malvarlığına tercihen teminatsız olarak ihtiyati haciz ve/veya ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesi istemli huzurda ki tanıma/tenfiz davasını ikame etmiş olup, taraflarınca iş bu dava ve taleplere karşı yasal süresi içinde cevap/ itiraz ve delilleri içerir dilekçenin dava dosyasına sunulduğunu, taraflarınca tüm aşamalarda savunma hakkının kısıtlandığını, Rusya makamlarının verdiği kararlara karşı itiraz merci ve sürelerini bildirir gerekçeli kararların taraflarına usule uygun tebliğ edilmediğini, tebligatın kamu düzenine ilişkin olduğunu, mahkemece bu hususun araştırılması istenmişse de mahkemece Rus makamlarınca tanzim edilen belgeler ile yetinilerek, tebligatların usule uygun yapılıp yapılmadığı araştırmasına girmeden usule aykırı yargılama ile davacı tarafın talepleri doğrultusunda karar verdiğini, kabul anlamına gelmemek ile beraber, davacı tarafında sunulan kararın tenfize konu edilebilecek bir karar olduğu kabul edilse dahi, müvekkilinin hukuki dinlenme hakkının ihlal edildiğini, tenfize konu edilen kararın Rusya ülkesinde dava aşamalarında müvekkili tarafın usule uygun haberdar edilmediğini ve müvekkili şirketin usule uygun temsili sağlanmadan iş bu karar verilmiş olunup, bu sebep ile de tenfiz/tanıma talebinin reddi gerektiği tüm aşamalarda taraflarınca ileri sürülmesine rağmen ve tebligat hususları kamu düzenine ilişkin olmasına rağmen, mahkemece bu itirazlar doğrultusunda araştırma yapıp sonuca gidilmesi gerekirken, bu yönlü bir araştırma yapılmaksızın Rus makamları tebligatların usule uygun tebliğ edildiği yönünde ki tespitlerini dikkate alarak sonuca gitmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemek ile beraber bir an için Rusya ile Türkiye arasında mütekabiliyet olduğu kabul edilse dahi, MÖHUK ve  ilgili diğer mevzuat  hükümleri gereği kararın Türkiye'de tanıma ve tenfize konu edilebilmesi için Rusya ülkesinde Türkiye'de bulunan Asliye Ticaret mahkemesi ile eşdeğer bir mahkeme tarafında verilmiş bir karar olması gerektiğini, davacı tarafında sunulan kararın, tahkim kararı olup, iş bu kararın tanıma/tenfize konu edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, kabul anlamına gelmemek ile beraber, tanıma ve tenfize konu kararın usulen tenfize konu edilebilecek bir karar olduğu kabul edilse dahi, karar içeriği ve davacı tarafın başvuru ve iddiaları birlikte değerlendirildiğinde davacı taraf ile müvekkili firma arasında sadece malzeme tedarik sözleşmesi olduğu ve müvekkili firmaya tedarik edilen malzeme bedelinin ödendiğini, bedeli ödenen malzemelerin kısmen müvekkil firmaca davacı firmaya teslim edildiği, ancak kararda belirtilen tutarın davacı firmaca ödendiği halde müvekkili firmaca bu malların teslim edilmediği bu sebep ile bu bedelin ödenmesine dair haksız ve hukuka aykırı karar verildiğini, mahkemece talep konusunun yüzde %20 oranında teminat karşılığında müvekkili firmanın tüm malvarlığına ve 3. kişilerde ki hak ve  alacaklarının ihtiyaten haczine karar vermiş olup, mahkemece verilen iş bu kararın haksız ve hukuka aykırı olup, müvekkili firmanın bünyesinde çalışan işçilerin maaşlarını ödendiği hesaplar dahi haciz edildiğini belirterek; arz ve izah olunan sebepler ile İstinaf dilekçesi ve dairenin re'sen gözeteceği sair sebepler ile verilen haksız ve hukuka aykırı kararın kaldırılamsını, yargılama harç ve giderlerinin haksız davacı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; İstinaf dilekçesinde açıklanan ve Başkanlıkça resen nazara alınacak nedenlerle, geriye, ileriye ve/veya fazlaya dair tüm hakları saklı kalmak üzere;  HMK m. 356 uyarınca istinaf incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ve duruşma gününün taraflara tebliğine, HMK m. 351 ve m. 329 uyarınca alenen yargılamayı uzatmak amaçlı istinaf kanun yoluna başvuran kötü niyetli davalının disiplin para cezası ile mahkum edilmesine, davalının haksız istinaf kanun yoluna başvuru talebinin reddine ve  Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/1059 E., 2025/307 K. sayılı ve 25.03.2025 tarihli usul ve yasaya uygun kararının onanmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: <br>Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>Dava, hukuki niteliği itibariyle, Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve İcrası Hakkında New York Sözleşmesi (New York Sözleşmesi)'nin IV ve V. maddeleri uyarınca yabancı hakem kararının tenfizi talebine ilişkindir.<br>Taraflar arasında akdedilen satış sözleşmesinin ifası için sözleşmedeki tahkim şartı gereğince hakeme başvurulduğu görülmüştür.<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İş bu dava 12/04/2024 tarihli kararın tanınması ve tenfizi istemine ilişkin olup,  Taraf şirketler bakımından Türkiye ve Rusya; New York Sözleşmesine taraf olduğundan, hakem kararının tenfizi bakımından New York Sözleşmesi hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümünde Moskova Uluslararası Tahkim Mahkemesince çözüleceği kararlaştırılmıştır. <br>Somut uyuşmazlıkta, ... tarihli Resmî Gazete'de yayınlanan 10.06.1958 tarihli Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve İcrası Hakkındaki New York Sözleşmesi'nin uygulanacağı açıktır. 5718 sayılı MÖHUK'un 1. maddesinde, Kanun'un uygulama alanı düzenlenmiştir. Anılan maddede, yabancılık unsuru taşıyan özel hukuka ilişkin işlem ve ilişkilerde uygulanacak hukukun, Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi, yabancı kararların tanınması ve tenfizinin bu kanunla düzenlendiği, Türkiye Cumhuriyetinin taraf olduğu milletlerarası özel hükümlerin saklı olduğu belirtilmiştir. Bu düzenlemeye göre MÖHUK hükümlerinin ve New York Sözleşmesi'nin yarıştığı durumlarda Sözleşme hükümleri uygulanmalıdır. <br>İlke olarak yabancı hakem kararlarının tenfizi istemlerinde tenfizi istenen kararın şeklî ve maddi anlamda kesinleşmesi gerekir. New York Sözleşmesi'nin IV/1-e maddesinde de yabancı hakem kararının tenfizi için,  kararın taraflar açısından bağlayıcı hâle gelmiş olması şartına bağlanmıştır. New York Sözleşmesi'nin IV. maddesine göre,  Türk mahkemelerinde açılacak tenfiz davasında, dava dilekçesi ile birlikte hakem kararının onaylanmış aslı veya aslına uygunluğu onaylanmış bir suretinin, hakem kararının dayandığı tahkim şartı veya sözleşmenin usulüne uygun aslı veya aslına uygunluğu onaylanmış bir suretinin, şayet karar ve tahkim şartı ya da sözleşmesi tenfiz ülkesinin resmi dilinde değilse, hakem kararı ile tahkim sözleşmesi veya şartının usulüne uygun ve onaylı tercümelerinin eklenmesi zorunludur. Davacı tarafça usulüne uygun şekilde kesinleşmiş hakem kararının onaylı örneği, tercümesi ve tahkim şartı içeren sözleşmenin onaylı örneği  dosyaya ibraz edilmiş, ilk derece mahkemesince muhafaza altına alınmıştır.<br>Yabancı hakem karalarının Türkiye’de sonuç doğurabilmesi o kararın Türk Mahkemelerinde tanınmasına veya tenfizine karar verilmiş olmasına bağlıdır. New York Sözleşmesi’nin 1. maddesinde uygulama alanı gösterilmiştir. 2. fıkrada yabancı hakem kararının tanımı yapılmıştır. Sözleşmenin V. maddesinde tenfiz engelleri (tenfiz talebinin reddi sebepleri ) sınırlı olarak sayılmıştır. Bunlar ; a) Sözleşmeye uygulanacak hukuka göre ehliyetsiz olduğunu ya da anlaşmanın tabi olduğu hukuka göre ve böyle bir seçim yapılmamışsa hakem kararının verildiği yer kanunlarına göre hükümsüz olduğu; b)Hakemin/ hakem  heyetinin seçiminden veya hakemlik prosedüründen usulü dairesinde haberdar edilmediğini ya da diğer bir sebeple iddia veya savunma hakkından yoksun bırakıldığını; c) Hakem kararının, tahkim sözleşmesinde ya da şartında yer almayan bir uyuşmazlığa ilişkin olduğunu ya da tahkim anlaşmasının veya tahkim şartının sınırlarını aşan hükümler içerdiğini, tahkim anlaşmasının ya da şartının sınırlarını aşan kısmın ayrılması mümkünse, tahkim anlaşması içinde kalan kısmın tanınmasına ya da tenfizine karar verilebileceği; d) Hakem heyetinin oluşumumun veya hakemlik usulünün tarafların anlaşmasına veya anlaşma olmayan hallerde tahkim yeri kanun hükümlerine uygun olmadığını; e) Hakem kararının taraflar için henüz mecburi olmadığı veya verildiği memleket kanunlarına göre ya da tahkimin tabi olduğu hukuk kurallarına göre yetkili bir merci tarafından iptaline karar verildiği yahut icranın geri bırakıldığı iddiası ve  mahkemece; a) Tanıma ve tenfiz talebinin yapıldığı ülke kanunlarına göre hakem kararına konu uyuşmazlığın tahkime elverişli olmadığı; b) Hakem kararının kamu düzeni kurallarına aykırı olduğu, hususlarıdır.<br>Görüldüğü üzere Sözleşme, iki grup tenfiz engeli düzenlemiştir. Birinci gruptakiler davalı tarafından savunma olarak ileri sürülüp ispat edilmesi gereken tenfiz engelleri, ikinci gruptakiler ise mahkemece resen gözetilecek tenfiz engelleridir.<br>Esasen tanıma ve tenfiz davalarında taraflar, maddi vakıaların yeniden tartışılmasını isteyemez ve tenfiz davasında mahkemece yapılacak inceleme, tanıma ve tenfiz engellerinin mevcut olup olmadığıyla sınırlıdır. Mahkeme, hakem kararının maddi hukuk yönünden isabetli olup olmadığı denetleyemez. Aleyhine tanıma ve tenfiz talep edilen taraf, ancak tenfiz şartlarının bulunmadığını (tenfiz engellerinin mevcut olduğunu) öne sürerek itiraz edebilir. Yani uyuşmazlığın esasına ilişkin savunma sebeplerine dayanamaz ve bunlara ilişkin olarak delil gösteremez. Bu nedenlerle, davalı vekilinin hakem kararının esasına dair iddialarının dinlenmesi mümkün değildir.  Bu husus, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2000/2-1051 Esas, 2000/1068 Karar ve 21.06.2000 tarihli emsal ilamında; \"...Tanıma ve tenfiz hakiminin prensip olarak yabancı hakem kararının doğruluğunu inceleyemeyeceği, gerek yabancı karara uygulanmış usul, gerekse kararda yer alan maddi ve hukuki tespitlerin tanıma ve tenfiz hükmünün inceleme konusu dışında olduğu, bu sistemin  (revision aufonal) yasağı olarak ifade edildiği, usulde veya kararın hükmünde yapılmış olan hataların tanıma ve tenfiz kararına kural olarak etkili olamayacağı...\" şeklinde ifade edilmiştir.<br>Bu hukuki açıklamalar ışığında somut olaya gelindiğinde;<br>Öncelikle resen incelenmesi gereken iki tenfiz engeli değerlendirilmelidir.<br>Bunlardan birincisi, uyuşmazlığın Türk hukuku bakımından tahkime elverişli olup olmadığıdır. Taraflar arasındaki tahkim yargılamasına konu uyuşmazlık satım sözlemesinden kaynaklanmakta olup HMK'nın 408 ve TBK, TTK hükümleri dikkate alındığında, uyuşmazlığın bütünüyle tarafların tasarrufuna tabi ve tahkime elverişli bir uyuşmazlık niteliğinde olduğu belirlenmiştir.<br>Re'sen dikkate alınacak tenfiz engellerinden ikincisi ise kamu düzenine aykırılıktır. Kamu düzenine aykırılık bir tenfiz engeli ise de kamu düzeni kavramının, hakem kararının esasının incelenmesi sonucunu doğuracak genişlikte yorumlanmaması gerekir. Kavram oldukça önemli olmakla birlikte, kanunlarda yapılmış bir tanımı yoktur. Pozitif mevzuatta yapılmış bir kamu düzeni tanımı yoktur. Kavramın içeriği, yargısal ve bilimsel içtihatlarla doldurulmaya çalışılmaktadır . Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 2010/1 E.- 2012/1 K. sayılı, 10.02.2012 tarihli kararında, kamu düzeni kavramı şöyle tanımlanmıştır: \"...Kamu düzeni, niteliği gereği zamana, yere göre değişen, içeriğinin tespiti zor her bir somut olaya göre değişiklik gösteren bir kavramdır. İlmi açıklamalara ve yargısal kararlara rağmen gelişen hukuk sistemlerinde bile tanımı olmamasına rağmen 'toplumun temel yapısını ve çıkarlarını koruyan kuralların bütünü' olarak tanım yapılabilir.<br>Kamu düzeni kavramının müdahale alanı son derece geniş ve yoruma müsaittir.   Hükmün gerekçesiz oluşundan dolayı kamu düzeni kavramından hareket ederek, yabancı ilamın verilmesinde işlenen usulün, uygulanan hukukun, ilamın icrasının meydana getireceği sonuçların incelenmesi suretiyle, bir kararın kamu düzenine aykırı bulunarak tenfizi mümkün olmayacaktır demek çok ağır bir neticeyi yaratmak olacaktır. Türk kamu düzeninin ihlalini gerektirecek haller çoğunlukla emredici bir hükmün açıkça ihlali halinde düşünülecektir. Fakat her emredici hükmün ihlali halinde veya her emredici hükmü ihlal eden bir yabancı kararın Türk kamu düzenine aykırı bulunduğunu söylemek olanaklı değildir.<br>O halde, iç hukuktaki kamu düzeninin çerçevesi, Türk hukukunun temel değerlerine, Türk genel adap ve ahlak anlayışına, Türk kanunlarının dayandığı temel adalet anlayışına, Türk kanunlarının dayandığı genel siyasete, Anayasada yer alan temel hak ve özgürlüklere, milletlerarası alanda geçerli ortak prensip ve özel hukuka ait iyi niyet prensibine dayanan kurallara, medeni toplulukların müştereken benimsedikleri ahlak ilkeleri ve adalet anlayışının ifadesi olan hukuk prensiplerine, toplumun medeniyet seviyesine, siyasi ve ekonomik rejimine, insan hak ve özgürlüklerine aykırılık şeklinde çizilebilir.<br>İç hukukta kamu düzeninin, tarafların uymak zorunda oldukları, kamu hukukundan ve özel hukuktan doğan ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri kurallar olarak anlaşılması gerekir.\". (Kamu düzeni konusunda ayrıca bakınız:  (Emsal Yargıtay 15. HD'nin 2014/2183 Esas, 2014/3226 Karar sayılı ve 12.05.2014 tarihli ilamı).<br>Hakem yargılamasını yürütülmesinde ve verilen kararda, kamu düzenine aykırılık tespit edilmemiştir.  <br>Taraflar arasında düzenlenen sözleşmede tahkim şartının bulunduğu ve sözleşmenin 11.2 maddesine göre uyuşmazlık hakkında Moskova Eyaleti Tahkim Mahkemesinde Rusya federasyonu yasal mevzuatının uygulanacak olduğu belirtilmiştir.<br>Davalı vekili, esas olarak  savunma haklarını kısıtlandığını, süreçten haberlerinin olmadığını  savunulmuş ise de savunmanın ispatına yarar delil sunulmamıştır. Kararın içeriğinde davalı yana usule uygun bildirimde bulunulduğu, duruşmada hazır olmadığının derç edildiği anlaşılmıştır.<br>Bağlı şirket konusunda tahkim yargılaması sonrası yapılan tenfiz yargılamasında uygulanan maddi hukukun doğru uygulanıp uygulanmadığını denetleyecek şekilde yeniden bir yargılama yapılması söz konusu değildir.  Bu nedenle ilk derece mahkemesinin, uyuşmazlığın tahkime elverişli olduğu ve tahkim sözleşmesi kapsamında kaldığına ilişkin karar ve gerekçesi yerinde olup, bu yönde kararda yeterli gerekçede bulunmaktadır. <br>Yukarıda belirtilen gerekçelerle ve HMK'nın 355. Maddesi gereğince  istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda davalı tarafın söz konusu istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden ilk derece mahkemesinin istinafa konu edilen nihai kararının HMK'nın 353/1-b.1.maddesi gereğince usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu değerlendirilerek istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 25/03/2025 tarih ve 2024/1059 E. - 2025/307 sayılı nihai kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,  <br>2-Alınması gerekli olan 615,40 TL istinaf karar ve ilam harcı istinaf eden davalı tarafından peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, <br>3-İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına, <br>4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>5-Kararın tebliğ işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına,<br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK'nın 361/1 uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere  oy birliği ile karar verildi. 18/06/2025\t\t\t<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4aa1ff61333d1e79","SID":"778eb78b16d40248"}}