{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>5. HUKUK DAİRESİ<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 06/05/2025<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:  21/04/2025<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 12/06/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ: 12/06/2025<br><br>KARAR<br>Tarafların İddia Ve Savunmalarının Özeti: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ... ve Davalı ...'ın davalı şirkete gayri - resmi ortak olduğunu, diğer ortağın davalı şirketin resmi ortağı olduğunu, davacı ...' nın davalı şirket ve davalıların şirketin işleyişi için aldıkları borçlara müteselsil kefil sıfatıyla imza attığını, birden fazla banka ve şahsa olan borç için kefil olduğunu, davacı ...'nın kefillikten kaynaklanan borçların tümünü davalı borçlu ve kefiller ödemediğinden icra dosyalarında haciz işlemine maruz kalmamak ve masrafların daha da artmaması için ödemek zorunda kaldığını belirterek fazlaya ilişkin talep ve dava haklarının saklı kalması kaydıyla Antalya 9. İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, haksız ve dayanaksız itiraz eden davalının aleyhine %40'tan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, kötü niyetli takibe itiraz eden davalının karşı tarafın vekiliyle aralarında kararlaştırılan vekalet ücretinin tamamı veya bir kısmını ödemeye mahkum edilmesine, davalının üzerine malvarlığı tespit edilmesi halinde taşınır ve taşınmaz malvarlığı üzerine dava değeri kadar ihtiyati haciz şerhi işlenmesine, yargılama harç ve giderlerin ve ücreti vekaletin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>Antalya 5. Asliye Hukuk  Mahkemesinin 04/03/2025 tarih ve  ... Esas, ... Karar sayılı ilamı ile mahkemenin görevsizliğine ve Antalya Asliye Ticaret Mahkemeleri Mahkemesinin görevli olduğuna karar verildiği anlaşılmıştır. <br>Antalya 3. Asliye Ticaret  Mahkemesinin 16/04/2025 tarih ve ... Esas... Karar sayılı ilamı ile  görevli ihtisas mahkemenin  Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi olduğuna karar verildiği anlaşılmıştır.<br>Antalya 4. Asliye Ticaret  Mahkemesinin  21/04/2025 tarih ve ... Esas ...Karar sayılı ilamı ile  dosyanın  Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verildiği anlaşılmıştır.<br>Antalya 3. Asliye Ticaret  Mahkemesinin  06/05/2025 tarih ve ...Esas ...Karar sayılı ilamı ile mahkemenin görevsizliğine görevli mahkemenin  Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi olduğuna karar verildiği anlaşılmıştır. <br>Delillerin Değerlendirilmesi İle Hukuki Sebepler ve Gerekçe:<br>Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>İki mahkemenin de görevsizlik veya yetkisizlik kararı vermesi ve bu kararların kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşmiş bulunması durumunda, 6100 sayılı HMK'nın 21. maddesinde, davaya bakacak mahkemenin tayini için yargı yeri belirlenmesi yoluna başvurulacak haller arasında sayılmaktadır. 6100 sayılı HMK m. 22/2 uyarınca da, \"İki mahkemenin aynı dava hakkında göreve veya yetkiye ilişkin olarak verdikleri kararlar kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleştiği takdirde, görevli veya yetkili mahkeme, ilgisine göre bölge adliye mahkemesince veya Yargıtayca belirlenir.\" Buna göre, burada, usule ilişkin nihai kararlardan olan ve  yazılması, kapsamı ve kanun yolları bakımından, hükümler gibi işlem görecek olan (HMK m. 294/6) ve HMK'nın 21ve 22. maddelerinde yargı yeri belirlenmesi bakımından mevcudiyeti şart koşulan nitelikte \"Yetkisizik-görevsizlik kararı\" bulunmadığından, merci tayini (yargı yeri belirlenmesi) için  öngörülen koşullar gerçekleşmemiştir. <br>Öte yandan, bir yerde aynı mahkemeden birden fazla bulunuyorsa, bunlar arasındaki ilişki genel anlamda iş dağılımı ilişkisidir. Diğer anlatımla, bir yerde bulunan aynı ad ve nitelikteki asliye hukuk veya sulh hukuk mahkemelerinin (birbirleri, yani asliye hukuk mahkemeleri ile sulh hukuk mahkemeleri arasındaki değil), kendi aralarındaki ilişki, iş dağılımı ilişkisidir.<br>Dar ve teknik anlamdaki işbölümü ise aynı yerde asliye hukuk mahkemesi yanında asliye ticaret mahkemesi bulunması durumunda ortaya çıkmaktaydı. Gerçekten, asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi (ve diğer hukuk mahkemeleri) arasındaki ilişki, hem 29/6/1956 tarihli ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununda (m.5) hem de 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun kanunlaşan ilk halinde (m.5/3-4), iş bölümü ilişkisi olarak  kabul edilmişti. Ancak, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5. maddesinde, 26/6/2012 tarihli ve 6335 sayılı  Kanunla  yapılan  değişiklikle,  asliye  ticaret  mahkemesi  ile  asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, işbölümü ilişkisi olmaktan çıkarılmış ve görev ilişkisi olarak değiştirilmiş ve böylece buna ilişkin itiraz da ilk itiraz olmaktan çıkarılıp, davanın her aşamasında ileri sürülebilecek ve hâkim tarafından re’sen gözetilebilecek bir dava şartı haline getirilmiştir.<br>Konuyla ilgili olarak, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.04.2011 tarihli ve... E. - ... K. sayılı ilamında şu açıklamalara yer verilmiştir: \"Ayrı bir (veya daha fazla) ticaret mahkemesi bulunan yerlerde, asliye hukuk ve ticaret mahkemeleri arasında görev değil, işbölümü ilişkisi olduğu belirtilmişti (Esasen, bir yerdeki birden fazla asliye hukuk mahkemesi arasındaki ilişki de bir işbölümü ilişkisidir. Ancak, buradaki işbölümü ilişkisi, gerçekte bir iç ilişki niteliğindedir. Aynı şekilde, bir yerdeki birden fazla ticaret mahkemelerinin ve birden fazla sulh hukuk mahkemelerinin kendi aralarındaki ilişki de, gerçekte iç ilişki niteliği taşıyan bir işbölümü ilişkisidir). Bir yerdeki birden çok aynı tür mahkeme; örneğin birden çok asliye hukuk mahkemesi arasındaki işbölümü ilişkisi (iç ilişki) ile o yerdeki asliye hukuk ve ticaret mahkemeleri arasındaki işbölümü ilişkisi arasında şu iki önemli fark vardır: İlkin, ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi arasındaki işbölümü, yukarıda belirtildiği üzere kaynağını kanundan almaktadır. Şöyle ki: Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde ticari davalar sayılmış; 5. maddenin birinci fıkrasında aksine hüküm bulunmadıkça, müddeabihe göre ticari davaların sulh veya asliye hukuk mahkemelerince de görüleceği açıklanmış; ikinci fıkrada, ayrı ticaret mahkemesi bulunan yerlerde, asliye hukuk mahkemesinin görevinde olan ve 4. madde uyarınca ticari sayılan davalara ticaret mahkemesince bakılacağı belirtilmiş; üçüncü fıkrada ise kural olarak (münhasıran iki tarafın arzusuna tabi olmayan işlerle ilgili olanlar hariç olmak üzere) iş alanı (işbölümü) itirazının taraflarca ancak ilk itiraz olarak ileri sürülebileceği öngörülmüştür. Kanunun düzenlediği bu işbölümüne göre, bir yerdeki ticaret mahkemesi kanunda belirtilmiş olan ticari davalara; asliye hukuk mahkemesi ise bunun dışındaki hukuk davalarına (dar anlamda) bakacaktır. İkinci fark şudur: Birden fazla asliye hukuk mahkemesi bulunan bir yerdeki asliye hukuk mahkemelerinden birinde görülmekte olan bir davada, tarafların, o davanın, aynı yerdeki başka bir asliye hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiği yönünde işbölümü itirazında bulunması mümkün olmadığı halde; o yerdeki asliye hukuk ve ticaret mahkemeleri yönünden böylesi bir işbölümü itirazının örneğin, asliye hukuk mahkemesinde açılmış bir davayla ilgili olarak, oradaki ticaret mahkemesinin görevli bulunduğunun veya bunun tersinin ileri sürülmesi mümkündür.\"<br>Keza, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09.06.2004 tarihli ve... E. - ... K. sayılı ilamında da, bir yerdeki birden fazla ticaret mahkemeleri arasındaki ilişkinin \"işbölümü ilişkisi\"  olmayıp, yalnızca bir \"iç ilişki\" olduğuna değinilmiştir.<br>Yukarıda zikredilen Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarından da anlaşılacağı üzere, uygulamada, bir yerdeki birden çok aynı tür mahkeme, örneğin birden çok sulh hukuk mahkemesi arasındaki ilişki bakımından; bazen bu ilişkinin işbölümü ilişkisi olmayıp, yalnızca bir iç ilişki olduğuna değinilmiş, bazen de bu ilişki (geniş anlamda) işbölümü ilişkisi olarak nitelendirilmiş, ancak, bu işbölümü ilişkisinin, gerçekte bir iç ilişki niteliğinde olduğu da açıkça belirtilmiştir. <br>26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun \"Hukuk mahkemelerinin kuruluşu\"  başlıklı  5.  maddesinin  17/4/2013  tarihli  ve  6460  sayılı  Kanunun 10.  maddesiyle değişik beşinci fıkrası hükmüne göre; \"İş durumunun gerekli kıldığı yerlerde hukuk mahkemelerinin birden fazla dairesi oluşturulabilir. Bu daireler numaralandırılır. Özel kanunlarda başkaca hüküm bulunmadığı takdirde, ihtisaslaşmanın  sağlanması  amacıyla,  gelen işlerin yoğunluğu ve niteliği dikkate alınarak, daireler arasındaki iş dağılımı Hakimler ve Savcılar  Yüksek  Kurulu   tarafından   belirlenebilir.  Bu  kararlar  Resmi  Gazetede  yayımlanır.<br> Daireler, tevzi edilen davalara bakmak zorundadır.\" Görüldüğü üzere, bu fıkra hükmünde de,  açıkça, bir yerdeki birden çok aynı tür mahkeme arasındaki \"iş dağılımı\"ndan bahsedilmiş; iş dağılımını  belirleme yetkisi  Hakimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna verilmiş ve dairelerin, belirlenen iş dağılımına göre tevzi edilen davalara bakmak zorunda oldukları hükme bağlanmıştır.<br>Yukarıda değinilen hususlar, mevzuat hükümleri ve yapılan açıklamalar doğrultusunda anılan mahkemeler arasındaki ihtilâf değerlendirildiğinde, gerçek anlamda (HMK m. 20) bir görev veya teknik anlamda bir işbölümü ilişkisi mevcut olmayıp, \"iş dağılımı\" ilişkisi bulunduğu anlaşıldığından, merci tayini (yargı yeri belirlenmesi) yoluyla davaya bakacak görevli mahkemenin belirlenmesine olanak ve gerek bulunmamakta; sorunun, kısmen değinilen ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde çözümlenmesi gerekmektedir.<br>Somut olayda, geçerli hukuksal nedene dayanan gönderme kararı verilmiş olmakla, bu anlamda gönderme/ devir kararı görevsizlik  niteliğinde değildir. Merci inceleme koşulu, karşılıklı verilmiş olması gerekli  2 (iki) ayrı görevsizlik ya da yetkisizlik kararının bulunmasıdır.<br>Yukarıda belirtilen nedenlerle; anılan mahkemeler arasındaki ihtilaf bakımından, merci tayini (yargı yeri belirlenmesi) yoluyla davaya bakacak görevli mahkemenin belirlenmesine olanak ve gerek bulunmadığından, dosyanın mahal mahkemesine geri çevrilmesine ve  iadesine karar vermek  karar verilmiştir.<br>H Ü K Ü M/: <br>Başvurunun davaya bakacak mahkemenin tayini için yargı yeri belirlenmesi  şartlarını taşımadığı anlaşıldığından DOSYANIN MAHAL MAHKEMESİNE GERİ ÇEVRİLMESİNE VE İADESİNE,<br>Dair, dosyanın Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesine iadesine dosya üzerinden oy birliği ile KESİN olarak  karar verildi. 12/06/2025<br>...</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b843cbbc49f40c45","SID":"875667fbd5186673"}}