{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2023/1103 - 2025/1238<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2023/1103 <br>KARAR NO\t: 2025/1238<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                  K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 04/01/2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/163 E.  -  2023/3 K.<br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali)<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 04/01/2023 Tarih ve 2022/163 Esas - 2023/3 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı ve davalı ... Kurumu  tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Davacı vekili, müvekkilinin 5.sınıfta tescilli 2018/89437 sayılı “...” markasının sahibi olduğunu, davalının yine 5.sınıf emtialarda \"...\" ibaresinin marka olarak tescili için gerçekleştirdiği 2020/74561 sayılı başvurunun, müvekkilinin markaları ile görsel, işitsel ve kavramsal yönlerden benzer bulunduğunu, aralarında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, davacının dava konusu marka üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu, davacı yana ait “...” markasının tanınmışlığı nedeniyle dava konusu başvurunun davalı yanın haksız çıkar sağlamasına, davacı markasının sulanmasına ve ayırt ediciliğinin de zedelenmesine neden olacağını, başvurunun kötüniyetle yapıldığını ileri sürerek, ... Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nun 11.03.2022 tarih ve 2022-M-2508 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesi  talep ve dava etmiştir.<br>Davalı ... Kurumu vekili,  taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olmadıkları gibi, bütünü itibariyle bıraktıkları izlenimin de farklı olduğu, anılan markalar kapsamında ortak olarak yer alan 5.sınıfta yer alan malların tüketicilerinin bilinçli olduğunu, başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönündeki iddianın da somut delillerle ispatlanmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>Diğer davalı Şirket vekili, davaya konu iki markanın farklı alanlarda kullanılan, farklı şekilde depolanan, farklı kutuları olan ve farklı içerikleri bulunan ürünlere ilişkin olduğunu, \"... \" markalı ürünün, yemek borusunda oluşan iltihap, reflü ve hamilelik döneminde görülen mide yanması ve ekşimeyi önlemeye yardımcı olan şurup niteliğinde bir ilaç olduğunu, ''...'' isminin ise ''...'' yani Türkçe olarak ifade edilirse ''...'' anlamına gelen kelimelerden türetildiğini, davacı  şirkete ait \"...\" markalı ürünün ise; kuvvetli uyku başlatıcı olarak kullanılan bir ilaç grubu olan benzodiazepinlerin etkilerini geri çevirmeye yarayan bir sedisyon olduğunu, \"...\" markasının aynı zamanda ürünün içeriğini de oluşturan ''...'' kelimesinden, \"...\" markasının ise yine ürünün içeriğini oluşturan ''...'' kelimesinden faydalanmak suretiyle yaratıldığını, söz konusu iki markanın tamamen farklı alanlarda ve farklı usullerle kullanılan, farklı içeriklere sahip olan ve tamamen farklı kutularda muhafaza edilen ürünlere ait olduğunu, bu ilaçların hiçbir şekilde birbirlerinin alternatifi veya ikamesi olmadığını, her iki ürünün de yalnızca alanında uzman doktorlar tarafından ve/veya reçete ile satılmakta olup her tüketici tarafından rahatça satın alınabilecek alelade ürünler olmadığını, bu itibarla söz konusu iki markanın birbiriyle karıştırılma ihtimali de bulunmadığını, her iki markanın da, ürünlerin içeriklerinde bulunan farklı maddelerden ve bu maddelerin etkilerinden türetildiğini, davalı şirketin davacıya ait markayı taklit etmek, davacı şirkete zarar vermek veya herhangi bir şekilde haksız kazanç sağlamak amacının söz konusu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, 5/1 altsınıfta bulunan emtiaların doktor, veteriner ve eczacı gibi ihtisas sahibi kimselere hitap eden veya eczacı vasıtasıyla hastaya ulaştırılan emtialar oldukları, dolayısıyla söz konusu uzman kimselerin bilinç düzeyi dikkate alınarak iltibas değerlendirmesi yapılması gerektiği, yine 5/3 altsınıfta yer alan diş hekimliği için ürünlerin de ihtisas sahibi diş hekimlerine hitap ettikleri, doğrudan hastaya hitap eden emtialar olmadıkları, bu nedenle bu emtialar bakımından da konusunun uzmanı diş hekiminin dikkat düzeyi gözetilerek iltibas değerlendirmesinin yapılması gerektiği, 5/1 ve 5/3 alt sınıf haricinde kalan davaya konu 5.sınıfta bulunan diğer emtiaların; salt ihtisas sahibi bilinç düzeyi yüksek kimselere hitap etmedikleri, bunun haricinde içerisinde farklı sosyo-ekonomik toplumsal kesimlerden gelen bireylerin oluşturduğu halk kesimine de hitap ettikleri, Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 11.11.2019 tarih 2019/255 E 2019/7023 K sayılı kararı ile onanan Ankara BAM 20.Hukuk Dairesi'nin 08.11.2018 tarih 2018/478 E 2018/1157 K sayılı kararında da bu emtiaların hitap ettiği tüketici kesiminin ortalama tüketici kesimi olduğunun kabul edildiği,  belirtilen açıklamalara göre; somut olayda 5/1 ve 5/3 alt sınıfta yer alan emtiaların hitap ettiği dikkatli ve bilinçli tüketici kesimi nezdinde \"...\" ve \"...\" markalarının iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olduklarının söylenemeyeceği, zira; söz konusu emtiaların hitap ettiği ihtisas sahibi, dikkatli ve bilinçli tüketici kesimi nezdinde \"...\" ibaresinin \"...\" yani \"...\" anlamına gelen kelimelerden türetilmiş bir marka algısı yaratacağı, yine \"...\" ibaresinin de bu tüketici kesimince \"...\" anlamına geldiğinin bilineceği, dolayısıyla söz konusu tüketici kesimi bakımından markaların kavramsal olarak farklılaştıkları, markalar arasında müşterek olarak bulunan harf ortaklığından kaynaklı görsel ve işitsel benzerliğin, kavramsal farlılık nedeniyle bertaraf edildiği, buna göre; daha önce davacıya ait \"...\" markasını davaya konu 5/1 ve 5/3 alt sınıfta yer alan emtialar üzerinde gören, işiten, bu markalı emtialardan faydalanan ihtisas sahibi, dikkatli ve bilinçli tüketici kesiminin, daha sonra davaya konu \"...\" markasını aynı emtialar üzerinde gördüğünde veya işittiğinde, bu emtialardan faydalanmak için ayıracağı sınırlı süre içerisinde, markaların kavramsal olarak farklılaştıklarını anlayabileceği, bu nedenle markalar arasında ilişki kurmayacağı gibi marka sahipleri arasında idari ya ada ekonomik bir bağlantı da kurmayacağı, dolayısıyla söz konusu emtialar bakımından markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı, davaya konu 5/2, 5/4, 5/5, 5/6 ve 5/7 alt sınıfta yer alan emtiaların  ortalama tüketici kesiminin ihtisas sahibi kimseler olmadıkları, bu emtiaların makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı ortalama halk kesimine de hitap eden ürünlerden oldukları, dolayısıyla bu tüketici kesiminin yukarıda teknik olarak ifade edilen markaların çağrıştırdığı kavramsal karşılıkları bilmelerinin kendilerinden beklenemeyeceği, 5/2, 5/4, 5/5, 5/6 ve 5/7 alt sınıfta yer alan emtialardan yararlanan ortalama tüketici kesiminin ise, daha sonra davaya konu \"...\" markasını aynı emtialar üzerinde gördüğünde veya işittiğinde, bu emtialardan faydalanmak için ayıracağı sınırlı süre içerisinde, bu markayı davacıya ait marka ile ilişkilendirebileceği, her iki markanın da aynı ticari kökenden geldiği hususunda yanılsamaya düşerek tüketim tercihinde bulunabileceği, bir kısım tüketici kesiminin markaların farklı ticari kökeni işaret ettiğini algılama ihtimalinde dahi bu kez marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı bulunduğu yönünde yanılsamaya düşebileceği, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında belirtilen bu emtialar bakımından ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu, davacının SMK m.6/3 hükmü uyarınca üstün hakkı bulunduğu hususunun ispatlanamadığı, davacı yanca kısa ürün bilgisi ve tanıtım broşürü sunulduğu, sunulan bu delillerin tanınmışlığı ispat bakımından yeterli deliller olarak değerlendirilemeyeceği, bu nedenle SMK m.6/4 ve m.6/5 hükmü koşullarının somut olayda oluşmadığı, davaya konu marka ile itiraza mesnet markanın bir kısım emtialar bakımından iltibas tehlikesi oluşturmalarının haricinde davalı şirketin kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu ileri sürülmediğinden kötü niyet iddiasına dayalı istemlerin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile; \"Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler;insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler. Hijyen sağlayıcı ürünler: pedler, tamponlar, tıbbi amaçlı yakılar, pansuman malzemeleri, kağıt ve tekstilden mamul çocuklar, yetişkinler ve evcil hayvanlar için bezler. Zararlı böcek, zararlı bitki, zararlı mantar ve kemirgenleri yok edici maddeler. İnsan ve hayvanlar için olanlar hariç deodorantlar, havayı temizleyici ve kötü kokuları giderici maddeler. Dezenfektanlar, antiseptikler (mikrop öldürücüler), tıbbi amaçlı deterjanlar, ilaçlı sabunlar, dezenfekte edici sabunlar, antibakteriyel el losyonları.\" emtiaları bakımından 2022-M-2508 sayılı YİDK kararının iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.  <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkiline ait tanınmış ... markasının iltibas derecesinde benzerinin üstelik aynı ürünler üzerinde tescil edilmesinin, başvuru sahibinin haksız çıkar sağlamasına, müvekkili markasının sulanmasına ve ayırt ediciliğini zedelenmesine neden olacağını, müvekkili markasının tanınmışlığı sebebiyle  SMK 6/4 ve 6/5 gereği tescile izin verilmemesinin gerektiğini, müvekkilinin gerçek hak sahipliği nedeniyle SMK'nın 6/3.maddesinde düzenlenen tescil engelinin bulunduğunu, başvuru sahibinin müvekkili markasından habersiz olduğunun iddia olunamayacağını, başvuru sahibinin kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin markasının kazandığı bilinirlik ve ekonomik değerden haksız surette faydalanmak istediğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı tespitler içerdiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın tümüyle kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>\tDavalı ... Kurumu vekili istinaf başvuru dilekçesinde, taraf markalarının, görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olmadıkları gibi, bütünü itibariyle bıraktıkları izlenimin de farklı olduğunu, anılan markaların ilaç emtiaları üzerinde karıştırılma ihtimali bulunmadığını, ancak çekişme konusu 5/2, 5/4, 5/5, 5/6 ve 5/7 alt sınıfında yer alan emtialar açısından da iltibas tehlikesinin oluşmayacağını, YİDK kararının kısmen iptaline karar verilen emtiaların büyük kısmının eczanelerde satıldığını, eczanede satılmayan, marketlerde bulunan “hijyen sağlayı antiseptikler, dezenfektan, zararlı böcek ilaçları\" gibi emtiaların da tüketici kesiminin bilinçli ve dikkatli hareket ettiklerini, anılan emtiaların, sakız, çikolata gibi hiç düşünmeden refleks halinde satın alınan ürünler olmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın tümden reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t:  1-Dava, itirazın reddine dair YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, taraf markaları arasında 05/01 ve 05/03. alt sınıflar yönünden iltibas tehlikesinin bulunmadığı, SMK'nın 6/5. maddesi koşullarının oluşmadığı, davacı yönünden SMK'nın 6/3.maddesi anlamında dava konusu ibare üzerinde gerçek hak sahipliğinin ve SMK'nın 6/9.maddesinde düzenlenen kötüniyetin ispatlanamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br>\t2-Davalı Kurum vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesine gelince; işlem dosyasının incelenmesinden; davalı şirketin, \"...\" ibaresinin 05. sınıfta (1-7.  alt sınıflar) marka olarak tescili için davalı Kuruma 2020/74561 sayılı başvuruda bulunduğu, davacı şirketin \"...\" asıl unsurlu 2018/89437 sayılı markasına dayalı olarak başvuruya itiraz ettiği, davacının itirazının Markalar Dairesi Başkanlığı kararı ile reddedildiği, davacı şirketin bu karara itirazının ise YİDK'nin  11/03/2022 tarih, 2022-M-2508 sayılı kararıyla nihai olarak reddedildiği,  işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 10/05/2022 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. <br>\tİlk derece mahkemesince taraf markaları arasında 05/01 ve 05/03. alt sınıflar yönünden iltibas koşullarının oluşmadığı, 5.sınıfın diğer alt sınıfları yönünden iltibas tehlikesinin bulunduğu gerekçesiyle yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, davalı Kurum'un istinaf itirazları gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık taraf markaları arasında, 5.sınıfın 2,4,5,6,7.alt sınıfları yönünden SMK'nın 6/1. maddesi uyarınca iltibas koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.<br>\t6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. <br> Yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya bakıldığında, dava konusu başvuru kapsamında 05. sınıf mallar yer almaktadır. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere, uyuşmazlık konusu anılan mallar davacının itirazına mesnet markaları kapsamında yer alan mal ve hizmetlerle aynı ve benzer olduğundan, taraf markaları arasında emtia benzerliği şartının gerçekleştiği kanaatine varılmıştır.<br>Tarafların marka işaretlerinin karşılaştırılmasına gelince; dava konusu başvuru \"...\", itiraza mesnet marka ise \"...\" ibaresinden oluşmaktadır. Her ne kadar  ilk derece mahkemesince taraf markaları 5/2, 5/4, 5/5, 5/6 ve 5/7 alt sınıfta yer alan emtiaların  ortalama tüketici kesiminin ihtisas sahibi kimseler olmadıkları, bu emtiaların makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı ortalama halk kesimine de hitap eden ürünlerden oldukları, bu tüketici kesiminin markaların çağrıştırdığı kavramsal karşılıkları bilmelerinin kendilerinden beklenemeyeceği gerekçesiyle benzer bulunmuş ise de, bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere, \"...” ve “...” ibarelerinin başlangıç (a-n) ve bitiş harfleri (d) aynı olmakla birlikte orta kısımlarında yer alan diğer <br>sesli ve sessiz harflerdeki farklılaşmanın söz konusu markaların bütüncül olarak görsel <br>yani harf dizilimsel algıda farklılaştırdığı, dava konusu “...” ibaresinin Türkçede ya da başta İngilizce olmak üzere yabancı dillerde bilinen bir anlamının bulunmadığı ancak anlamı itibariyle uyuşmazlık konusu 05. <br>sınıftaki ilaç ve türevi ürünlerin ilgili tüketicileri olan doktor, eczacı, hemşire gibi sağlık <br>mensubu meslek grupları açısından ''...'' yani ''...'' anlamına gelen <br>kelimelerden türetilmiş bir marka olduğu algısı yaratabileceği, davacı markasının esas <br>unsuru olan “...” ibaresinin ise “...” anlamına geldiği, bu nedenle taraf <br>markalarının özellikle ilaç ve türevi emtialarda kavramsal açıdan da farklılaştığı , dava konusu marka “...” ” şeklinde telaffuz edilmekte iken davacı markasının <br>esas unsuru “...” şeklinde ve yine bir bütün olarak ise “...” şeklinde <br>telaffuz edildiği, bu çerçevede her iki markanın ilk seslerinin aynı olduğu ancak <br>özellikle sesli harflerin farklılığından kaynaklı devam seslerinin farklı olduğu dolayısıyla <br>bazı harflerin ortaklığından kaynaklı düşük düzeyli işitsel benzerlik mevcut ise de <br>markalar arasında harf benzeşmelerinden kaynaklı bu benzerliğin bütünsel <br>değerlendirme bakımından etkisinin olmayacağı,  taraf markaları arasında bütünsel tüketicilerin markaların başına daha çok dikkat ettiği gözetildiğinde söz konusu harf diziliminin markalar arasında görsel ve işitsel benzerlik oluşmasının önüne geçecek mahiyette olduğu, dava konusu başvurunun davacının itiraza mesnet markalarından farklı bir marka olduğunun derhal ve ilk bakışta anlaşılabildiği ve bu hali ile taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. Maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır.<br>Bu itibarla, dava konusu başvuru ile davacının itiraza mesnet markası arasında başvuru kapsamında yer alan 5.sınıfın tüm alt sınıfları yönünden iltibas şartları oluşmadığından davanın tümüyle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davalı ... Kurumu vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... Kurumu vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 04/01/2023 gün ve 2022/163 Esas - 2023/3 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t3-Davanın REDDİNE,\t<br>\t4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 534,70-TL'nin davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,<br>\t5-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre belirlenen 40.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, <br>\t6-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, <br>\t7-Davalı Kurum tarafından istinaf aşamasında yapılan 492,00-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı kuruma verilmesine,<br>\t8-Davalı şirket tarafından yargılama gideri yapılmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına,<br>\t9-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),<br>\t10-Davalı ... Kurumundan  peşin olarak alınan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalı kuruma iadesine,<br>\t11-Davacıdan alınması gereken 615,40-TL istinaf karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan  tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t12-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, \t<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 19/06/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br>\t<br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 08/07/2025\t\t<br><br>Başkan<br><br>Üye<br><br>Üye<br><br>Katip<br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f0b7aa00aac1bf92","SID":"22c44a249a7be4d9"}}