{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ    <br><br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>                                               T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                  K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ....<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 19/02/2019<br>NUMARASI\t\t: ....<br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 19/02/2019 tarih ve 2017/31 E. - 2019/72 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Davacı vekili,  müvekkilinin 04.03.2016 tarih ve 2016/19946 sayılı “... ...” ibareli marka başvurusunun Markalar Dairesi Başkanlığınca 35 ve 41.sınıftaki bir kısım hizmetler yönünden reddedildiğini, bu karara itirazlarının YİDK kararı ile kısmen kabul edildiğini, sonuçta başvurunun 41.sınıftaki “Spor, kültür ve eğlence hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet sağlama hizmetleri dahil).”  yönünden 556 sayılı KHK’nın 7/1-c ve 7/1-a maddelerine istinaden nihai  olarak reddedildiğini, oysa dava konusu markanın tanımlayıcı ve ayırt edici nitelikten yoksun olduğunun söylenemeyeceğini, fincanın bırakacağı ... lekesi biçiminde oluşturulmuş sade fakat özgün bir işaret içerisinde yer alan “... ...” ibaresinden oluştuğunu, yine aynı biçimde daire içerisinde yer alan “......” ibareli markaların müvekkili adına daha önceden tescil edilmiş bulunduğunu, başvuru markasının müvekkili şirket ile özdeşleştiğini ve kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazandığını, 556 sayılı KHK’nın 7/II maddesi uyarınca, kullanım sonucu ayırt edicilik kazandırılan işaretlerin tescilinin reddedilemeyeceğini, “... ... ilk kez müvekkili tarafından gerçekleştirilmiş ve müvekkili ile özdeşleşmiş bir etkinlik olduğunu ileri sürerek, 23.12.2016 tarih ve 2016-M-12527 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı... vekili, dava konusu “... ...” ibaresinin Türkçe olarak “... ...” anlamına geldiğini ve bu anlamıyla ilgili piyasadaki üreticilerin genel kullanımına açık nitelikte olduğunu, reddedilen hizmetler üzerinde ayırt ediciliği olmayan, tanımlayıcı bir nitelik taşıdığını dolayısıyla;  “... ...” ibareli markanın 41. sınıfta yer alan “Spor, kültür ve eğlence hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet sağlama hizmetleri dahil).” bakımından markasal bir ayırt edici niteliğinin bulunmadığını, “... ...” ibaresine 556 sayılı KHK’nın 7/son maddesi anlamında kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazandırıldığı iddiasının ispatlanamadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, dava konusu başvuruda \"... ...\" ibaresinin asıl koruma altına alınmak istenen unsur olduğu, bütün olarak \"... ...\" ibaresinin 41. sınıfta yer alan “Spor, kültür ve eğlence hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet sağlama hizmetleri dahil) ilişkin bir tanımlama olduğu, ortalama tüketicilerin büyük bir kısmının hatta tamamının işareti bu mesajla algılayacağı, \"... ...\" ibaresinin bir bütün olarak vasıf bildirici ve ticaret hayatında herkesin kullanımına açık bulunduğu, anılan ibarenin kullanımı zorunlu-jenerik-vasıf belirtici bu niteliği itibariyle tescil kapsamına alınmak istenilen anılan malların/hizmetlerin ayrılmaz bir parçası olması karşısında, işaretin fonksiyonel açıdan anılan malların/hizmetlerin serbest bir unsuru olarak değerlendirilememesi sebebiyle işaretin malları/hizmetleri piyasada ferdileştirerek, teşhis edilebilir kılmaktan ve bu bağlamda malları/hizmetleri talep edenlerce başka işletmelerin ürünlerinden ve hizmetlerinden ayırt edilebilmesini olanaksız kıldığı, davacı vekilinin, ... adı altında müvekkili tarafından gerçekleştirilen etkinliğin 2010 yılından bu yana devam etmekte olduğu yönünde bazı beyanları bulunmakta ise de, bu hususta bir delil sunulmadığı, aksine davacı şirketin geçmiş dönemde gerçekleştirdiği ... festivallerine ilişkin dosyaya 02.11.2017 tarihli dilekçe ekinde EK 3 olarak sunulan “.....” internet sitesinde yayımlanan yazı içeriğinden, davacının dava konusu marka başvurusuna benzer isimle ... ... ... ismi ile) ilk etkinlik organizasyonunun 25-28 Aralık 2014 tarihli olduğunun tespit edildiği, bu kullanım şeklinin ise dava konusu 2016/19946 sayılı başvurudan ziyade davacının 2015 27821 sayılı markasının kullanımı mahiyetinde olduğu, kaldı ki Aralık 2014 itibariyle başlayan bu kullanımın devamlılığına, yoğunluğuna, ne ölçüde reklam ve tanıtım yapıldığına dair herhangi delil de bulunmadığı, YİDK karar tarihi olan 23.12.2016 tarihinden önceye tekabül eden süreçte, uzun süreli ve yoğun kullanımın, reklam ve tanıtımın kanıtlanmadığı, davacının dava konusu başvuru açısından 556 sayılı KHK’nın 7/son maddesindeki istisnai hükümden yararlanmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine  karar verilmiştir.  <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde,  dava konusu başvuru ile müvekkili adına tescilli bulunan ''... ... ...'' ibareli marka arasında, \"...\" ibaresi dışında hiçbir farkın bulunmadığını, \"... ... ...\" ibareli markaları ile müvekkilinin yurt genelinde etkinlikler düzenlediğini ve bu şekilde tanınmışlık kazandığını, önceki markalarının müvekkili lehine kazanılmış hak sağladığını, dava konusu başvurunun ayırt edici nitelik taşıdığını, tanımlayıcı olmadığını, müvekkili tarafından başvuru markasına kullanım yoluyla da ayırt edicilik kazandırıldığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t:  1-Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tHukuk Genel Kurulu’nun 02.11.2011 gün ....sayılı ilamlarında da benimsendiği üzere, mahkemece gerektiğinde hükmün eki niteliğinde kroki ve şekillere, kararın ekinde yer verilebilir ise de, hükmün gerekçe kısmında, HMK.'nın \"Hükmün Kapsamı\" başlıklı 297. maddesi ve Anayasa'nın 141. maddesi hükümlerine uygun düşmeyecek biçimde şekillere yer verilmesi, davadan davalar doğmasına, tarafların yeniden uyuşmazlığa düşmelerine, infazda tereddüde neden olunmasına yol açabilecektir. Renk, boyut ve diğer özelliklerinden yoksun bir şekilde markaların ve tasarımların gerekçeli karara eksik yansıtılmaları yanıltıcı sonuçlara neden olabilecektir. Somut uyuşmazlıkta da mahkeme kararının gerekçe kısmında dava konusu markalara ilişkin görünümlere yer verilmiş olması 6100 sayılı  HMK’nın 297. maddesine uygun bulunmadığından, Dairemizce hükmün kaldırılması gerekmiştir. <br>\tHer ne kadar bölge adliye mahkemeleri, hukuki denetimin yanında aynı zamanda maddi vakıa incelemesi de yaparak, tahkikat sonucuna göre yeniden esas hakkında hüküm kurabilir ya da yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde, veyahut kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında karar verebilirse de somut olayda, ortada hukuki ve maddi vakıa denetimine elverişli bir hüküm bulunmamaktadır. Bu nedenle HMK.'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca, davanın yeniden görülüp yeni bir karar verilmesi için ilk derece mahkemesine ait kararın esası incelenmeden kaldırılmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. <br>\t2- İstinaf kararının neden ve şekline göre, davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. <br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6  maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 19/02/2019 gün ve 2017/31 E. - 2019/72 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA;<br>\t2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,<br>\t3-Davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,<br>\t4-Davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 179,90-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davacıya iadesine, <br>\t5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>\t6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, <br>\t7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,\t<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 07/07/2025 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/07/2025\t<br><br><br>Başkan<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Katip<br><br> <br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2aa2380d880d121b","SID":"89483c6323c8c8e5"}}