{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                              \t  K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ... \t     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 05/07/2022<br>NUMARASI\t\t: ...<br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 05/07/2022 Tarih ve 2021/53 Esas - 2022/252 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili,  müvekkilinin tanınmış ... markalarının sahibi olduğunu, ayrıca yine “...” ibaresini ilk olarak 2007 yılında tescil ettirdiğini ve bu marka üzerinde yatırımlar yaparak markalarını arttırdığını, müvekkilinin markalarının herkesin kullanıma açık bir ibare olmadığına dair çok sayıda kesinleşmiş yargı kararı bulunduğunu, “...” kelimesinin olası 25 farklı anlamı olduğunu ve bu kelimenin yaygın kullanımının “uymak, dinç, seçilim değeri yüksek” şeklinde olduğunu, davaya konu 2019/125127 başvuru numaralı markanın müvekkili adına tescilli “...” ibareli markaları ile iltibas oluşturabilecek düzeyde benzer olduğunu, “...” markasının ayırt ediciliği zayıf bir marka olarak yorumlanmasının yerleşik yüksek mahkeme kararlarına aykırı olduğunu, dava konusu markada müvekkilinin “...” markasının doğrudan kullanıldığını, müvekkili markalarının aynı zamanda tanınmış marka olduğunu, dolayısıyla “...” markasının tescil edildiği sınıflar açısından zayıf bir marka olarak kabul edilemeyeceğini, dava konusu markanın müvekkili markaları ile aynı sınıflarda yer alan mal ve hizmetleri kapsadığını, markaların görsel olarak da ayırt edilemeyecek düzeyde benzer olduklarını ileri sürerek .... sayılı YİDK kararının iptali ve ... sayılı markanın tescili halinde tüm emtia yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\tDavalı şirket vekili, müvekkilinin “...” markasının özgün bir marka olduğunu, markanın bütün olarak algılanması gerektiğini, tek başına “...” ibaresinden oluşmadığını, gerek görsel gerekse de işitsel açıdan davalı markalarından farklı olduğunu, davacının bu ibareye dayalı seri bir marka oluşturamayacağını, anılan ibarenin “.., ...” anlamında kullanıldığı gibi İngilizce ‘uzunluk birimi’ olarak kullanılan tanımlayıcı bir işaret olduğunu,“...” ibaresinin ayırt edici niteliğinin zayıf bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tDavalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraf markalarının 29. ve 30. sınıfta yer alan gıda ürünleri bakımından birebir aynı malları kapsadığı, bununla birlikte davacı yanın 35. sınıfta tescilli ve hükümsüzlük talebine konu yaptığı 2013/32392 sayılı markası kapsamında 35.05 alt grubunda da 29 ve 30. sınıf malların satışına özgülenmiş satış hizmetlerinin yer aldığı, mal üreten işletmenin karineten ürettiği malı satışa da konu edeceği kabul edildiğinden mal ve malın satışına özgülenmiş hizmetler açısından da benzerlik düzeyinde bir ilişki olduğu, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtia yönünden gerçekleştiği, davalının \"...'' markasının tek kelime ve yedi harften oluşan bir işaret olduğu, markanın son üç harfinin “...” ibaresinden oluştuğu, telaffuzunun “...-...” şeklinde iki heceli olduğu, davacının markalarının ... kelimesi etrafında türetilmiş sözcük ve seri markalar olduğu, davacının itiraza mesnet çok sayıdaki seri markalarının asıl ve ayırt edici unsurunun “...” ibaresi olduğu, davalı markasının da “...” ibaresi ile bittiği, bu kısmın taraf markalarında öne çıktığı, bu ibareye eklenen “...” ibaresinin 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1. maddesi anlamında markalar arasındaki ilişkilendirme ihtimalini ortadan kaldıracak düzeyde markaya ayırt edicilik katmadığı, dava konusu davalı markasının davacı markaları ile ilişkilendirme ihtimalini de kapsayacak şekilde karıştırılma tehlikesine yol açacak derecede benzer olduğu, iltibas tehlikesinin bulunması ve emtia listelerinin aynı/benzer olması halinde  6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6. maddesinin (5) ve (9) numaralı fıkrasının tartışma alanı bulmayacağı gerekçesi ile davanın kabulü ile YİDK'nın 2020-M-11194 sayılı kararın iptaline, davalıya ait.... kod nolu \"...\" ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, mahkeme tarafından dayanak bilirkişi raporuna göre hüküm kurulmadığını, “...” ibaresinin son derece özgün ve ayırt ediciliği yüksek bir marka olduğunu, ‘...’ ibaresinin tek başına ve/veya yardımcı bir unsur olarak kullanılmadığını, markaların görsel ve işitsel olarak karıştırılmasının mümkün olmadığını, işitsel olarak da markaların tamamen farklı şekillerde telaffuz edildiğini, davacı yanın “...” ibaresini tekeline alıp bu ibare üzerinden seri marka oluşturmasının mümkün bulunmadığını, ayrıca “...” ibaresinin ayırt edici niteliğinin düşük olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, SMK m. 6/1 hükmü kapsamında ret koşullarının oluşmadığını, davaya konu marka başvurusunda “...” ibaresine ayrı bir vurgu yapılmamış, diğer kelimenin ardından gelecek şekilde bitişik yazıldığını, markalarda geçen “...” ibaresinin tescil talep edilen emtialar bakımından yaygın biçimde kullanılmakta olup anılan mallar bakımından ayırt ediciliği düşük zayıf bir ibare olduğunu, dava konusu edilen marka ile itiraza mesnet gösterilen markalar arasında 6769 sayılı SMK'nun 6/1 hükmü kapsamında aranan şartlar gerçekleşmediğini, mahkemece görüşüne başvurulan heyetin görüşünün aksi yönde karar verilmiş olmasına rağmen hangi gerekçelerle bilirkişi raporunun aksine karar verildiğinin açıklanmadığını, gerekçeli kararda SMK m. 6/5 ve 6/9 hükümlerinin tartışılmasının sonucu değiştirmeyeceği değerlendirilmiş ise de, markalar arasında SMK m. 6/1 anlamında karıştırılma/iltibas ihtimali bulunmadığını, ispatlanamayan SMK m. 6/5, 6/9 kapsamındaki iddia ve taleplerin reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.   <br><br>GEREKÇE\t: Dava, marka ile ilgili Kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Dosya kapsamına göre, davalının \"...\" ibaresinin, tescili için diğer davalı Kuruma başvurduğu, davacının \"...\" ibareli markalarına dayalı olarak başvuruya itiraz ettiği, davacının itirazının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddine karar verildiği, davacının bu karara karşı yaptığı itirazın da YİDK'in kararıyla reddedildiği, anılan kararın davacıya tebliğ edildiği, iş bu davanın, iki aylık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.<br>Somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesinde, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvurunun reddedileceği belirtilmiştir. Bu durumda önemli olan, halkın işaretler arasında herhangi bir şekilde herhangi bir nedenle bağlantı kurma ihtimali olup, buradaki \"ihtimal\" kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelimedir ve şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ile bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir (Yargıtay HGK, 15/11/2013 Tarih, 2013/11-202, 2013/1587). <br>\tDiğer taraftan, karıştırılma ihtimalinin değerlendirilmesinde markanın ayırt edicilik gücünün de dikkate alınması gerekmektedir. Ayırt ediciliği zayıf olan markalar bakımından karıştırılma ihtimalinin mevcudiyeti daha az olacaktır (Uğur Çolak, Türk Marka Hukuku, İstanbul, Eylül 2018, s.247).  <br>\tAçıklananlar çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davalının başvurusuna konu biçim, renk ve düzenleme tarzı itibariyle özgün niteliği bulunan \"...\" ibareli marka başvurusu ile davacının itirazına mesnet gösterdiği, \"...\" esas unsurlu markaları arasında, markaların biçim, renk ve düzenleme tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, zira dava konusu başvuruda, davacının itirazına mesnet markalarının asli unsurunu oluşturan \"...\" ibaresinin öne çıkartılmadığı, markanın bir bütün olarak algılandığı, ayrıca Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2022 tarihli, 2021/1685 E.-2022/6319 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere \"...\" ibaresinin sağlıklı, zinde, formda, uygun, vs. anlamlarına geldiği ve gıda maddeleri yönünden ayırt ediciliğinin düşük düzeyde olduğu, buna göre uyuşmazlık konusu gıda malları yönünden tescili istenen dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, diğer yandan markaların bir bütün olarak düzenleme biçimlerinin, biçimlendirme, renklendirme, kaligrafi ve yönlendirme itibariyle tamamen farklı olduğu, markaların bir bütün olarak korunabileceği, karşılaştırma sırasında işaretlerin parçalara ayrılarak incelenmesinin ve iltibasın bulunup bulunmadığının bir parçaya bağlı olarak yapılmasının mümkün bulunmadığı, iltibas incelemesinin sadece işaretlere bakılarak değil, onların kapsamında bulunan ürünler ile onların niteliğini gözeterek ve her ikisinin birbirine etkisi nazara alınarak yapılmasının gerektiği, ortalama tüketicilerin davalının başvurusuna konu işareti davacının itirazına mesnet markaları ile ilişkilendirmeyeceği, markalar arasında belirgin biçimde farklılık bulunduğu, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürün ve hizmetler için ayırdığı satın alım süresi içinde, başvuru konusu markayı gördüğünde derhâl ve hiç düşünmeden bunun davacının itirazına mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, yapılan değerlendirmede tarafların markalarının benzer olmadığı ve iltibas riski taşımadığı kanaatine varılmıştır. Bu itibarla somut olayda 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1. maddesinin somut olaya uygulanabilme şartları bulunmadığı için mahkemenin aksi yöndeki gerekçesi doğru bulunmamıştır. <br>\tDiğer yandan, davacı markalarının tanınmışlığını gösterir mahiyette işlem dosyasına<br>herhangi bir delil sunmadığı, hükümsüzlük talepli dava dosyasına sunduğu delillerin ise genel olarak iltibas ihtimalinin varlığına yönelik mahkeme kararları ve bir kısım fatura/... markaları ürün ambalaj görselleri, resmi nitelikte evraklardan ibaret olduğu, salt bu kararlardan ve sair delillerden davacı yanın “...” markalarının SMK'nın 6/5. maddesi uyarınca tanınmışlığına kanaat getirilmesinin mümkün olmadığı, ayrıca davalının başvurusunun kötüniyetle yapıldığına dair yeterli delil bulunmaması nedeniyle marka başvurusunun kötüniyetli olarak da yapılmadığı anlaşılmıştır.<br>\tSonuç olarak, ilk derece mahkemesince, yukarıda açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, HMK.'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. <br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 05/07/2022 Tarih ve 2021/53 Esas - 2022/252 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t2-Davanın REDDİNE,<br>\t3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 59,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10-TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,   <br>\t4-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 40.000,00.TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,\t\t\t\t\t\t<br>\t5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t6-Davalı şirket tarafından istinaf aşamasında yapılan 139,00-TL posta masrafı ve 492,00-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 631,00-TL'nin davacıdan alınarak davalı şirkete verilmesine, <br>\t7-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yatırılan 492,00-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davacıdan alınarak davalı ... Kurumuna verilmesine, <br>\t8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333),<br>\t9-Davalılar tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90'ar-TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalılara ayrı ayrı iadesine,<br>\t10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına dair, <br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 27/06/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br><br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/07/2025<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"de6dc68e854bfd6e","SID":"592fc747f821bbfc"}}