{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>53.HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2022/1224 <br>KARAR NO: 2025/553<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 08/07/2021<br>NUMARASI: 2018/990 Esas, 2021/706 Karar<br>BİRLEŞEN BAKIRKÖY 5. ATM'NİN 2019/399 ESAS SAYILI DOSYASINDA;<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ: 19/06/2025<br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Asıl ve birleşen davada davacı vekili; asıl davasında, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 05.04.2016 tarihinde imzalanan taşeronluk sözleşmesi gereği davalı şirketin bedel ödeme yükümlülüğünü eksik yerine getirdiğini, bunun üzerine Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğü’ne başvurarak alacak tahsili için icra takibi başlattıklarını ancak davalı yanın itirazı üzerine takibin durduğunu, müvekkil şirketin taşeronluk sözleşmesinde belirtilen edimleri yerine getirdiğini, davalı şirketin iş sahibi konumunda olduğunu, sözleşmeye göre davalı şirketin müvekkile 4.000.000 TL + KDV ödeme yükümlülüğü olduğunu ancak devralan şirketin ek olarak 833.188,64 TL + KDV tutarında işlemler yaptırdığını, böylece toplam alacak tutarının 4.833.188,64 TL + KDV olduğunu, geriye kalan bedelin 1.110.917,92 TL olduğunu, sözleşmenin 11. maddesi gereği barter olarak yapılan 3.300.000 TL düşüldükten sonra kalan bedelin %10'u olan 153.318,88 TL'nin teminat bedeli olarak davalı şirkette kalacağını, teminat düşüldükten sonra müvekkil alacağının 957.599,04 TL olduğunu ve icra takibine geçildiğini, tapu devri nedeniyle kesin kabulden 6 ay sonra ödenmesi gereken bu bedelin icra inkar tazminatının tüm şartlarını taşıdığını belirterek, davalının itirazının kaldırılması, icra takibinin devamı, %20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiş; birleşen davasında ise, taraflar arasında düzenlenen 05/04/2016 tarihli 'mekanik tesisat işleri sözleşmesi' gereğince yüklenici olan müvekkilinin tüm edimlerini yerine getirmesine rağmen iş sahibi olan davalının bedel ödeme yükümlülüğünü eksik şekilde yerine getirdiğini, sözleşmenin 10. maddesi gereğince kesin kabulün yapılmasına rağmen teminat bedelinin iade edilmediğini, alacağın tahsili amacıyla Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında başlatılan takibe vaki itirazın haksız olduğunu ileri sürerek itirazın iptaline takibin devamına %20 oranında icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Asıl ve birleşen davada davalı vekili,  taraflar arasında 05.04.2016 tarihinde imzalanan yüklenici sözleşmesi gereği, ... nolu parselde inşa edilecek Bakırköy ... Projesi'ne dair havalandırma, ısıtma tesisatı, otoparklar, yükleme tüneli jet fan sistemi, sıhhi ve pis su tesisatları, yangın ve doğalgaz tesisatlarının yapılması konusunda anlaşma sağlandığını, davacının eseri tam ve eksiksiz teslim etmekle yükümlü olduğunu, davacının hakkediş alacağının muaccel olduğunu iddia etmesine rağmen sözleşmeye konu edimlerin tam ve eksiksiz teslim edilmediğini, taşınmazın devri yapılmış olsa da bunun davacının tüm hakkediş alacaklarına hak kazandığı anlamına gelmediğini, müvekkili şirket ile davacı arasında halen kesin kabulün yapılmadığını, davacı tarafından yapılan işte hatalı, hasarlı ve eksik imalatlar tespit edildiğini ve 28.11.2018 tarihli ihtarnamenin bu imalatların düzeltilmesi için gönderildiğini, davacının hakkediş alabilmesi için yalnızca kesin kabul değil, aynı zamanda belirli belgeleri de müvekkili şirkete iletmekle yükümlü olduğunu, ancak bu belgelerin ne icra takibi ne de dava tarihi itibariyle müvekkiline ibraz edilmediğini savunarak, davanın reddini, davacının %20'den aşağı olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir. Mahkemece iddia,savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından yapılan işlerin eksikliği hususunda, davalı tarafından 28.11.2018 tarihli ihtarname gönderildiği, buna cevaben davacı tarafın 10.12.2018 tarihli ihtarnamesiyle yanıt verildiği, yapılan bilirkişi incelemesinde, davalı işverenin iddia ettiği eksik ve kusurlu işlerin büyük bir kısmının giderildiği, yalnızca yangın dolaplarında konulması gereken yangın tüplerinin yerinde olmadığı ve tesisatın kimyasal yıkamasının davalı tarafça yapılmadığı, elektrik tesisatının bağlanmasının devreye alma işlemi için gerekli olduğu, yangın pompası ve Jetfan sisteminin tüm bağlantılarının ve kontrollerinin yapıldığı ancak testlerin elektrik bağlantılarının yapılmadığı için gerçekleştirilemediği, bu durumun 01.12.2018 tarihli Servis tutanağı No:9-10'da belirtildiği, elektrik bağlantılarının yapılmasının davalı işverenin yükümlülüğünde olduğu, sözleşme gereği yapılan işlerin davalı tarafından kullanıldığı, site yönetiminin oluşturulmuş olduğu ve maliklerce ikamet edilmeye başlandığı, taraflar arasında toplam 8 adet hakediş yapılmış olup, 8 numaralı kesin hakedişin ihtilafsız bir şekilde imzalandığı, davacıdan son hakedişe göre kesilen nakit teminat miktarının 146.318,29 TL olduğu, davaya konu sözleşmeye göre davacının tüm edimlerinin 8 numaralı ve 24/02/2018 tarihli kesin hakediş ile davalıya teslim edildiği ve davalı tarafından 8 numaralı hakkedişin kaşe ve imza ile tevsik edildiği, davalı tarafın işin tamamının kesin kabulünün yapılmadığına dair itirazına itibar edilmediği, birleşen davanın davacıdan son hakedişe göre kesilen nakit teminat miktarı yönünden kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine, mahkeme tarafından yapılan ticari defter ve belgeler üzerinde yapılan incelemede, davacının davalıdan alacaklı olduğu ve her iki tarafın ticari defterlerinin birbirini teyit ettiği, eserin davalıya 24/02/2018 tarihinde teslim edildiği, teslim tarihinden itibaren davalının ayıp ihbarında bulunması gerektiği, ancak davalı tarafın ayıp iddiasının TBK 474 ve 477 maddeleri gereği süresi içinde yapılmadığı, bu nedenle ayıbın örtülü kabul edildiği gerekçesiyle asıl davanın kabulüne karar verilmiş, ayrıca alacağın likit olması nedeniyle davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmiştir. Davacı vekili, istinaf başvurusunda, davalının SGK ilişik kesme belgesinin olmadığını ileri sürmüş ise de, raporda 8. hak edişin kesin hesap niteliğinde olduğu ve buna göre fiili olarak kesin hak edişin olduğunu, davalının teslimden 10 ay sonra icra takibinden 1 ay 18 gün sonra ihtar göndermesinin kötü niyetli olduğunu, inşaat için açılan SGK kayıtlarının 31.12.2016 tarihinde sona erdiğini ve SGK kapanışının davalıya tebliğ edildiğini, toplam iş bedelinden barter verilen dairenin mahsubu ile kalan miktarın %10’u olan 153.318,86 TL teminata davalının itiraz etmediğini, bilirkişi raporundaki tespitin hatalı olduğunu ve bu nedenle birleşen davanın bu bedel üzerinden kabul edilmesi gerektiğini belirterek birleşen davanın kaldırılarak tamamen kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, istinaf başvurusunda, davacının sözleşmedeki edimlerini tam ve eksiksiz yerine getirmediğini, kesin kabulün yapılmadığını, hükme esas alınan raporun yalnızca bedelin belirlenmesi için dahi çelişkilerle dolu olduğunu, davacının eksik ve ayıplı iş bedeli düşüldükten sonra ortaya çıkacak alacağı talep edebileceğini, 28.11.2018 tarihli ihtar ile eksik ve ayıpların bildirildiğini ancak detaylı inceleme yapılmadığını, bilirkişilerin A2 blok ve B1 blok kazan dairesi ısıtma kolon hatlarının ters bağlantısı için hesaplama yapmadıklarını, eksikliklerin giderilmesi için gerekli kimyasal yıkamanın yapılabilmesi adına ters bağlantının düzeltilmesi gerektiğini, ödemezlik definini kullandıklarını, davacının bu bedeli talep edebilmesi için sözleşmeden kaynaklanan sorumluluklarının tamamını yerine getirmesi gerektiğini, makul sürede  ayıp ihbarında bulunduklarını ancak mahkemece açık ve gizli ayıpların değerlendirilmesinin yapılmadığını, davacının hak edişlerinin tamamını alabilmesi için kesin kabul yılı itibarıyla sözleşmenin 23. maddesindeki belgeleri davalıya iletmesi gerektiğini ancak iletilmediğini ve icra inkar tazminatının verilmesinin de hatalı olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Asıl ve birleşen davada davacı yüklenici, asıl ve birleşen davada davalı iş sahibidir.Asıl davada davacı yüklenici, mekanik tesisat işleri yapım işini konu alan yazılı eser sözleşmesi ilişkisinden kaynaklanan bakiye iş bedeli alacağının tahsili için yapılan takibe vaki itirazın iptalini; birleşen davasında ise, sözleşme gereği kesilen nakdi teminat kesintisinin iadesi talebi ile yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istenmiştir. Asıl davaya ilişkin istinaf itirazlarının incelenmesinde; Asıl davadaki uyuşmazlık; işin eksik ve ayıplı yapılıp yapılmadığı, eksik ve ayıplı yapılmış ise bunların bedeli ile ayıplı işler bakımından süresinde ayıp ihbarının yapılıp yapılmadığına ilişkindir.Bilirkişi raporunda, projeye konu yapıda yangın söndürme tüplerinin bulunmadığı ve kimyasal yıkamanın yapılmadığı tespit edilmiş ise de, iki bloktaki kazan dairesi ısıtma hatlarının ters bağlanması ve ısıtma gideri zararıyla ilgili davalı iddiaları usulünce incelenip değerlendirilmemiştir.Bu durumda, mahkemece öncelikle davalı tarafından ileri sürülen bu iddialar ilgili bilirkişi incelemesi yaptırılarak eksik ve ayıplı işler ayrı ayrı tespit edilip, ayıplı işler bakımından  ayıbın niteliğine  (açık ayıp - gizli ayıp) göre TBK m 474,477 hükümlerine  uygun süresinde ayıp ihbarında bulunulup bulunulmadığı belirlenip, süresinde ihbarda bulunulmayan ayıplar yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekir.Mahkemece bu yol ve yönteme uygun bir inceleme yapılmadan süresinde ayıp ihbarı yapılmadığı yönündeki gerekçesi doğru olmamıştır.Birleşen dava yönünden yapılan istinaf incelemesinde ise;Davacı yüklenici i̇şi tamamlayarak teslim ettiği halde teminat kesintisinin iade edilmediğini iddia etmiş; davalı iş sahibi ise, iade şartları oluşmadığını savunmuştur.Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 10. maddesinde teminatın iadesi şartları açıkça düzenlenmiş olup, mahkemece anılan hüküm uyarınca her bir şartın gerçekleşip gerçekleşmediği yönünde ayrıntılı inceleme ve değerlendirme yapılması gerekirken, yalnızca sekiz nolu hak edişin \"kesin hak ediş\" olduğu ve bu suretle kesin kabul işleminin yapıldığı varsayımıyla teminat iadesi şartlarının gerçekleştiğinin kabulü isabetli olmamıştır. Dosya kapsamından, tarafların üzerinde mutabık kaldığı, kesin hesap, kesin hakediş ve/veya kesin kabul işleminin yapıldığını gösterir bir belge bulunmamaktadır. Ayrıca, dosyada yer alan SGK cevabi  yazılarının \"ilişiksizlik belgesi\" niteliğinde olduğunun kabulü de  mümkün görülmemiştir.Davacı yüklenici tarafından açılan her iki davaya konu taleplerin niteliği, davalı tarafça yapılan savunmalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının sözleşmenin ifayla tasfiyesini amaçladığı anlaşılmaktadır. Bu durumda tasfiye işleminin mahkemece yapılması gerekir. Bunun için bu çerçevede uzman bilirkişi heyetinden rapor alınarak asıl davada esik ve ayıplı işler bedeli belirlenip düşülmek suretiyle davacı yüklenicinin talep edebileceği iş bedelinin usulünce belirlenmesi gerekir.Bundan sonra teminatın iadesine ilişkin şartlar sözleşmenin bunu düzenleyen hükmüne uygun bir şekilde  tek tek değerlendirilerek sonucuna uygun karar verilmesi gerekir.Kararın kaldırılma sebep ve gerekçesine göre icra tazminatlarıyla ilgili şimdilik bir değerlendirme yapılmamıştır.Açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin istinaf taleplerinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının KABULÜNE,2-BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 08/07/2021 tarih, 2018/990 Esas, 2021/706 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Taraflar tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE, 5-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 19/06/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"aec8ed96a7091ec0","SID":"ff2d568cdbd81d4e"}}