{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>53.HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/1564 <br>KARAR NO: 2025/527<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 26/09/2022<br>NUMARASI: 2014/467 Esas, 2022/821 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit<br>KARAR TARİHİ: 18/06/2025 <br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı  istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava, davalıya üretilip teslim edilen ve faturası da düzenlenen \"yat\" için ödenen 5.000.000,00-USD avans ödemesinin ve 412.333,00-USD işlemiş faizinin davacıdan tahsiline dair Şişli ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas  sayılı takip dosyası üstünden başlatılan icra takibine davacı şirketin ortakları arasındaki anlaşmazlık ve belirsizlik nedeniyle itiraz edilememesi üzerine takibin kesinleştiği iddiasıyla, söz konusu takibe ilişkin 4.311.784-USD asıl alacak ve 412.33-USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 4.724.117 USD bakımından davalıya borçlu olunmadığının tespiti talebine ilişkindir. Davalı vekili, davacının tüm iddialarının gerçek dışı olduğunu, davalı şirkete kesilen bir fatura ve teslim edilen yat bulunmadığını belirterek, davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, taraflar arasındaki ticari ilişkiye konu 26.80 m'lik gemi ile ilgili olarak yapılan mali incelemeye göre, Gümrük Çıkış Beyannamesinde, 27.04.2006 tarihli 1.800.000,00-USD bedelli fatura ile 12.05.2016 tarihinde ihraç edildiği, 2005 ve 2006 yıllarına ilişkin tespit raporlarındaki eksikliklerin aradan geçen 10 yılda tamamlanmasının mümkün olduğu, tamamlanmamış bir yatın ihraç edilmesinin mümkün olmadığı, bu tespitlere göre müdahil vekilinin, yat ile ilgili kesilen 27.04.2016 tarihli 1.800.000,00-USD'lik fatura içeriğinin gümrük işlemlerinin yapılabilmesine uygun hale getirildiği şeklindeki soyut beyanlarına itibar edilemeyeceği, buna göre, tamamlanıp ihracı yapıldığı belirlenen yat için 1.800.000,00-USD'lik alacak yönünden davacının davalıya borçlu olmadığı kanaatine varıldığı, ayrıca davacı tarafın takip öncesi temerrüde düşürüldüğüne dair bir delil bulunmadığından 412.333,00-USD'lik işlemiş faiz yönünden de borçlu olunmadığı talebinin yerinde olduğu, takipteki bunların dışında kalan alacak miktarlarına ilişkin faturaların davalıya tebliğ edildiğine dair belgenin bulunmaması, vergi dairesinde de bunlara ilişkin bir kayda rastlanmaması karşısında bu miktarlar yönünden menfi tespit talebinin ispat edilemediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, davacının Şişli ... İcra Müdürlüğünün (İstanbul ... İcra Dairesinin) ... esas sayılı takip dosyasında talep edilen (5.000.000,00 USD asıl alacak ve 412.333,00 USD faiz) alacak kalemlerinden 1.800.000,00 USD asıl alacak ve 412.333,00 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 2.212.333,00 USD'lik kısmından dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, kötü niyet tazminatı talebinin koşulları oluşmadığından reddine, karar verilmiştir.Davalı vekili istinafında, davacı şirket kayyımının böyle bir davayı açma yetkisi bulunmadığını, bu nedenle kayyımın verdiği yetkiyle böyle bir dava açılamayacağını,  davacının davasını ispat edemediğini, davacının takipte kesinleşen borcu ödediğini yazılı delillerle ispat etmesi gerektiğini, müvekkili şirkete ihraç edilen yatın gümrük çıkış beyannamesi ekinde yer alan 1.800.000,00 USD'lik fatura tutarının bir ödeme olarak kabul edilerek borçtan mahsup edilmesinin yasal bir dayanağı olmadığını, bu faturanın müvekkili şirkete tebliğ edilmediğini ve müvekkilinin ticari defterlerine de kaydedilmediğini, davacı şirketin ticari defterleri de usulüne uygun tutulmadığından lehine delil teşkil etmediğini, bu yöndeki itirazlarının dikkate alınmadığını, ayrıca 412.333,00 USD işlemiş faize ilişkin kararında hatalı olduğunu, davacı taraf takibe süresinde itiraz etmediğinden bu aşamada faize itiraz hakkının bulunmadığını, her iki tarafta tacir olduğundan birbirlerinden almış oldukları para borçlarına faiz yürütülmesinin esas olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesin talep etmiştir.Davacı vekili istinafında, müvekkili şirketin 09.12.2004 tarihli 7 nolu Ortakları Kurulu Kararı ile ...A.Ş. firmasına tam boyu 26,80 m olan fiber glas motor yat yapımı konusunda 1.850.000 Euro’luk anlaşma imzalanması için karar alındığını, 11.07.2005 tarihli ... sıra nolu 1.850.000 Euro + %18 KDV toplamı 2.183.000 Euro'luk fatura ile konu yatın ... A.Ş. 'den teslim alındığını, ... fiş numarası, ... yevmiye no, 21 referans nolu mahsup fişi ile aynı tarihte 153.01 hesap kodu ile 2.967.400-TL ana para, 191.01 hesap kodu ile 534.132-TL indirilecek KDV, 159.01.001 hesap kodu ile 3.501.532,00-TL toplam bedel olarak 11.07.2005 tarihinde şirket defterlerine işlendiğini, 07.07.2005 tarihinde Kartal ... Noterliği ... Yevmiye numarası ile KV seri no ... sıra nolu makbuzda görüleceği üzere müvekkil şirket adına faturalar tasdik edildiğini, 15.07.2005 tarih ... sıra nolu Kartal ... Noterliği ... Yevmiye numarası ile bastırılan 2.480.000-USD (karşılığı 3.294.432-TL'dir) fatura ile davalıya teslim edildiğini, 61 referans nolu mahsup fişi ile aynı tarihte 34001 hesap kodu ile 3.294.432-TL ana para, 2810101 hesap kodu ile aynı miktar 15.07.2005 tarihinde şirket defterlerine işlendiğini,  müvekkili şirketin ilgili Ortaklar Kurulu Kararı'nda ve 2.000.000-USD ve 3.000.000-USD davalı adına avans ödeme talimatında imzası bulunan, iki ortaklı müvekkili şirketin %60 hissesine sahip ortağı ...'ın olay tarihinde müvekkili davacı şirket müdürü olduğu ve faturanın kesildiği davalı ... Ltd. Şirketi'nin %100 sahibi olduğu, tüm olaylardan kanunen sorumlu olduğu da göz önüne alındığında, ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararında belirtilen \"...Takipteki işlemiş faiz ve 1.800.000,00 USD lik kısım dışında kalan alacak miktarlarına ilişkin olarak, faturaların davalıya tebliğ edildiğine dair belgelerin bulunmaması...\" şeklindeki gerekçenin kabul edilemeyeceğini, faturaların davalıya tebliğ edildiğine dair belgelerin bulunmaması hakkında; mahkeme tarafından asıl varılması gereken sonucun; müvekkili şirketin o dönem tek yetkili müdürü, %60 ortağı ve davalı şirketin tek menfaat sahibinin ... olduğu ve ...'ın kendi çıkarlarını gözeterek giriştiği muvazaalı işlemler ile kendine menfaat sağladığı olması gerektiğini, nitekim Yalova 2. Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret) 2006/338 Esas 2009/81 Karar nolu 25.03.2009 karar tarihli kararı ile \"...ortaklar arasında güven ilişkisinin zedelendiği, iş birliği olanaklarının ortadan kalktığı, yönetici davalı ortağın yetkilerini ortaklık çıkarları yerine kişisel menfaatleri yönünde kullandığı konusunda mahkememizde tam bir kanaat hasıl oluştuğu,bu itibarla davalı şirket müdürünün müdürlükten azli için gerekli koşulların gerçekleştiği...Davalı ...‘in ... Şirket Müdürlüğünden azline...” şeklindeki karar verildiğini,  22.11.2004 tarihinde müvekkili şirkete 3 nolu Ortaklar Kurulu Kararı ile süresiz yetkili müdürü seçilen ...'ın, en başından beri müvekkili şirkete paralel yapı olarak kurduğu davalı ... Ltd.’de faaliyet göstermekle birlikte paralel yapı adına icra dosyasından ortağı olduğu müvekkili şirket adına başlattığı icra takibine müvekkili şirketin tek yetkili müdürü olarak itirazda bulunmadığını ve takibin kesinleşmesine sebep olarak müvekkili şirketin sahibi olduğu Yalova Çiftlikköy’de bulunan arazi ve şirkete ait otomobil üzerine haciz konulmasına neden olduğunu, Yalova Defterdarlığı'ndan gelen 23.09.2019 tarihli yazıda \"İlgide kayıtlı yazınızda konu edilen Dairemizin ... nolu mükellefi ... Ltd.Şti ne yazınız ekindeki faturalara ilişkin istenilen bilgilere göre mükellefin tarh dosyası ve bilgisayar kayıtları tetkikinde, 2006 yılına ait BS formunun boş verilmiş olduğu, Ancak BA-BS Analiz Formunda mal satışını gösteren bilgilerin olduğu görülmüştür. Buna ilişkin BS formu ve BA-BS analiz formu yazımız ekinde gönderilmiştir.\" şeklinde cevap verildiğini, buna göre, kararda 2005 yılındaki kesilmiş olan faturanın bu sebeplere dayandırılarak vergi dairesi kayıtlarında bir tespit yapılamamış olduğu sonucuna varılması açıkça hatalı olduğunu, mahkeme kararının gerekçeden yoksun olduğunu, 25.02.2021 kök raporda tüm delillerin incelendiğini ve ayrıntılı olarak değerlendirildiğini, mahkemece bu kök bilirkişi raporuna neden itibar edilmediğinin ve reddedilen davacı talebinin neden dolayı reddedildiğinin gerekçelendirilmediğini, mahkeme kararında hukuki değerlendirme yapılmadığı gibi bilirkişi raporlarında ve uzman görüşündeki tespit ve değerlendirmelerin de tartışılmadığını, davalı ... Ltd. Şirketi'nin tüzel kişilik perdesi aralandığında şirketin %100 hissesine sahip olan ...'ın olay tarihinde tek yetkili müdür olduğu müvekkili şirket aleyhine muvazaalı işlemlere giriştiği bilirkişi raporlarıyla ve tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde açık olmasına rağmen bu hususların hiçbir şekilde gerekçeli kararda incelenmediğini, bilirkişilerce varılan tespit ve sonuçlara katılmama gerekçelerinin ortaya konmadığını, eğer katılıyorsa davaya konu icra takibi muvazaalı bir işlem olduğundan sırf bu yanı ile dahi geçersiz olması nedeniyle davalarının kabulü gerektiğini, yine dosyada mevcut 03.05.2020 tarihli Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuku Öğretim Üyesi Prof. Dr. ... tarafından düzenlenen Uzman Görüşünde belirtilen, tüzel kişilik perdesinin aralanmasının gerekip gerekmediği ve muvazaalı bir işlemin bulunup bulunmadığı konusunda mahkeme kararında tek satıra dahi yer verilmediğini, hem kök ve ek bilirkişi raporlarında hem de uzman görüşündeki bu konular mahkeme tarafından gerekçeli kararda değerlendirilseydi, yapılan icra takibinin muvazaaya dayanması sebebiyle geçersiz olduğu ve yapılan takibin kötü niyetle yapılmış olması karşısında davalının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesi gerektiği sonucuna varılacağını, ...'ın somut olayda alacaklı ve borçlu her iki şirketin yetkilisi olması sebebiyle tüm işlemlerden haberdar olduğunu, hatta bu yetkilerini kullanarak şirket aleyhine muvazaalı işlemlerde bulunduğunu, ayrıca mahkeme kararında vergi kayıtlarında faturaların tespit edilemediği belirtilmişse de bu hususun yine ...'ın sorumluluğunda olduğunun göz önüne alınması gerektiğini, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; müvekkili şirket ortağı ...'ın şirketin kuruluş amacına aykırı davranışları, şirketi kendi menfaatleri doğrultusunda kullandığı, kendine yarar sağlamak amacıyla şirketin menfaatini düşünmeksizin çıkarlarına uygun olarak giriştiği muvazaalı işlemler, yine ...'ın müvekkili şirkete atadığı şirket denetçisi ... tarafından müvekkili şirket aleyhine icra takibi yapılması için Av. ...'ya 60.000 USD verileceği hususunda anlaşılması, bu doğrultuda müvekkili şirket aleyhine dava konusu ilamsız icra takibi başlatılarak müvekkili şirketi borçlandırması, yine şirketin o dönem tek yetkilisi olan ...'ın takibe itiraz etmemesi ile ilamsız takibin kesinleşmesine ve müvekkili şirkete ait menkul ve gayrimenkuller üzerine haciz konulmasına sebep olması, müvekkili şirketin davalı şirket sahibi ...'ın eylemleri sebebiyle zarara uğraması, davalı şirket sahibinin tüm bu işlemlerde ağır kusurunun bulunduğu gözetildiğinde, davalı şirket aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi gerektiğini, gerekçeli kararda 27.04.2006 tarihli 1.800.000 USD'lik faturaya ilişkin ihracatın 2016 yılında gerçekleştiği belirtilmiş ise de bilirkişi kök raporunda belirtildiği ve Haydarpaşa Gümrük Müdürlüğü'nden dosya arasına gelen Gümrük Beyannamesinden anlaşılacağı üzere ihracatın 12.05.2006 tarihinde yapıldığının açık olduğunu, bilirkişi ek raporunun inceleme bölümünün 5. Maddesinde yapılan yazım hatasının mahkeme tarafından fark edilmeyerek hatalı olarak 2016 yılı esas alındığını ve bu hususun gerekçede dayanak olarak gösterildiğini, dolayısıyla feri müdahil Hakan'ın 15.07.2005 tarihinde düzenlenen 2.480.000 USD'lik faturanın üzerinden 6 aydan fazla süre geçmesi ve yılın dönmüş olması sebebiyle (2005 yılından 2006 yılına geçilmesi) o faturanın ihracat esnasında kullanılmasının mümkün olmadığı, bu sebeple ikinci faturanın içeriğinin ilk faturayla aynı şekilde kaleme alındığı beyanının soyut beyan olarak gerekçelendirildiğini ve 2.480.000 USD'lik faturanın yok sayıldığını, bilirkişi raporlarında davacının maliyeye karşı her iki fatura ve diğer faturalarla ilgili vergisel edinimlerini yerine getirdiği tespit edilmesine rağmen mahkeme kararında bunun değerlendirilmediğini, davacı şirket ticari defterlerinin kapanış tasdiklerinden, muhasebe kayıtlarının tutulduğu alt maddelerin belirlenmesinden, kayyım ataması yapılıp cari hesap düzenlemesi yapılmasına kadar olan hatalı cari hesap kayıtlarından, davalı avukatlarına davacıyı şirket hesaplarından icra takibi yapılması için ödeme yapılmasından, BA -BS formları beyanlarının verilmesinden / verilmemesinden / boş verilmesinden, ihracatı 12.05.2006 tarihinde bitmiş olmasına rağmen yatın yakıt, personel, yurt dışı marina ve diğer giderlerini davacı şirket kasasından ödenmesinden ... sorumlu olup, tüzel kişilik perdesi aralandığında davalı şirketin tek hak sahibi (menfaat edineni) ve davacı şirketin o tarihteki tek temsilcisi olduğunu, bu durumda davacı şirket kayıtlarını oluşturan kişinin bu kayıtların geçerliliğinden faydalanamayacağını, kimsenin kendi muvazaasına dayanarak hak iddia edemeyeceğini, gönderilen 5.000.000 USD karşılığı davalı ... Ltd. Şti.'ne verilmiş mal, hizmet ve ödenmiş olan toplam meblağın 4.311.784 USD olduğunu, 26,80 metre yatın 2005 ve 2006 yılları ticari defterlerine yansıyan maliyeti bilirkişilerce hesaplanmadan rapor düzenlendiğini, davacı şirket kayyımının şirkete atadığı Serbest Mali Müşavir ... tarafından 26,80 metre dava konusu yat ile ilgili maliyeti oluşturan alış faturalarının ve davalıya kesilen faturaların ek-15'de tablo halinde sunulduğunu, mahkeme tarafından yalnızca 1.800.000 USD’lik faturanın esas alındığı düşünülür ise, satışa konu yatın maliyeti; 11.07.2005 tarihli yukarıda belirtilen alış faturası 1.850.000 Euro’nun TCMB çapraz kur 1,2005’den  2.220.925 USD’ye tekabül ettiği, konu yat ile ilgili diğer mal ve hizmet bedeli alınan 208 adet fatura toplamının 426.255,20-TL olduğu,  27.04.2006 tarihli TCMB efektif satış kuru 1,3279 USD/TL’den 320.999,473 USD ‘de ilave edildiğinde 2.541.924,47 USD’ye mal edilmiş olduğu defter kayıtlarında açıkça görüldüğü halde; 1.800.000 USD ile yatın satışından 2.120.999,47 USD zarar edilmesi anlamına geleceğini, toplamda 2.541.924,47 USD mal edilmiş konu yatın 15.07.2005 tarihli 2.480.000 USD, 27.04.2006 tarihli 1.800.000 USD ve 15.06.2006 tarihli 1.400 USD fatura toplamı 4.281.400 USD satış bedelinden yaklaşık 1.739.475,53 USD brüt kar (yaklaşık %40,63 - vergi, amortisman, işletme giderleri ve diğer giderler hariç) olduğu  göz önüne alındığında, net karın yaklaşık %12 - 15 aralığında olacağı, bu sağlamanın bilirkişi raporlarında yer almadığını, dolayısıyla mahkeme tarafından da değerlendirilmediğini, bu rakama mal edilen bir yatın 1.800.000 USD'ye satılmasının basiretli bir tüccardan beklenemeyeceğini ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, eser sözleşmesi ile meydana gelen bir eserin değerinin maliyet ile değil yapımı sona erdikten sonraki piyasa koşullarına (emsalerine) göre hesaplanması gerektiğini, yukarıdaki açıklamalarına göre yaklaşık olarak hesaplanan %12 - 15 karın oldukça düşük bir oran olduğunu, buna rağmen mahkemenin yalnızca 1.800.000 USD faturayı esas alarak vardığı sonucun kabul edilemeyeceğini belirterek, kararın kaldırılarak, davanın tüm talepleri yönünden kabulüne ve davalı aleyhine %40 kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.Taraflar arasında gemi imalatını konu alan sözlü eser sözleşmesi ilişkisi bulunduğu ve bu sözleşme kapsamında davalı tarafından davacıya 5.000.000,00 USD avans ödemesi yapıldığı hususları sabittir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık iş bedeline ilişkindir. Taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmadığına göre, eser sözleşmesinde iş bedelini ispat külfeti davacı yüklenicinin üzerinde bulunmaktadır.Davalı vekilice, davacı şirket kayyımının böyle bir davayı açma yetkisi bulunmadığı ileri sürülmüş ise de, davacı vekilinin 02/11/2021 tarihli vekaletnamesinin dayanağından da anlaşılacağı üzere Yalova 3. ASHM'nin 2013/8 Esas sayılı dosyasından verilen 30/11/2015 tarihli ara karara göre ... davacı şirkete \"yönetim kayyımı\" olarak olarak seçildiğinden, buna yönelik istinaf itirazı yerinde bulunmamaktadır. Dosya kapsamına göre, yapılan işin tarihi, süresi, kesilen fatura tarihleri ve içerikleri, davalının ödemeleri, iddia ve savunmalar, sunulan ve ileri sürülen delillerin durumu, bilirkişi raporu ve mahkemenin kabulü, ayrıca davacı tarafça, taraflar arasında organik bağ olduğu iddia edilerek perdenin aralanması ve muvazaalı işlemlere ilişkin olarak ileri sürülen hususların da ispata yönelik olduğu göz önünde bulundurulduğunda, mahkemece kabul edilen miktar ve sair taleplerin reddi yönünden verilen kararın yerinde olduğu anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 26/09/2022 tarih ve 2014/467 Esas, 2022/821 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-Alınması gereken 615,40-TL nisbi istinaf karar harcından davacı tarafça peşin olarak yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50-TL harcın davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,3-Alınması gereken 301.070,16-TL nisbi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan (179,90+75.087,64=)75.267,54-TL harcın mahsubu ile bakiye 225.802,62-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,4-Davacı ve davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 18/06/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f91e3fded6cc6624","SID":"52b2cd1d9ba2bc06"}}