{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>6. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/1097 <br>KARAR NO: 2025/1225 <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 20/12/2024<br>NUMARASI: 2022/288 E. 2024/1196 K.<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/06/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ: 13/06/2025\t<br>KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 20/12/2024 tarih ve 2022/288 E - 2024/1196  K kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin  güneş enerjisi projelerinin yapımında kullanılan kazık çakma makinelerini üretmekte olduğunu, kazık çakma makinesi, güneş enerjisi panellerinin üzerine montaj edildiği kazıklan toprak zemine sabitleyen bir makine olduğunu, tüm dünya çapında kazık çakma makinesi üreten şirket sayısı oldukça az olmasına rağmen Davacı Şirket 2016 yılından itibaren çeşitli türlerde ve ölçülerde kazık çakma makinesi, güneş enerjisi panellerini temizleyen fırça makinesi vb. makineleri üretmek için faaliyeti göstermekte olduğunu, müvekkili şirketin söz konusu makineleri üreten Türkiye'deki tek firma, tüm dünya çapında ise 3-4 firmadan biri konumunda olduğunu, müvekkilinin 04.01.2017 tarihinde Davalı ...'i Makine Mühendisi koduyla Ar-Ge ve üretim mühendisi şefi olarak istihdam etmiş olduğunu, davalı anılan görevi neticesinde makinelerin tüm teknik çizimlerine, müşterine çevresine ve Davacının tüm ticari sırlarında etki ve dolayısıyla vakıf olduğunu, ardından davalının iş ilişkisi sona erdikten sonra diğer davalı şirket nezdinde kazık çakma makinesi üretmeye başlamış olduğunu, davalının şirketinin tespitinin ardından müvekkilinin tarafından internet sitesine bakılmış olup ... web sayfasında son derece üzüntü verici bir görüntüyle karşılaşmış olduğunu, davalı ... ve davalı şirket, müvekkili şirket  ile birebir aynı makineyi üreterek müvekkilinin müşterilerine satış yapmakta olduğunu, davalı ..., dünyada dahi çok sınırlı olarak üretimi yapılan özgün makinelerinin tüm üretim sırları ve pazarlama stratejilerini alarak kendi ve şirketi adına kullanmaya başladığını, müvekkili tarafından 2022 ocak ayında davalı şirketin dava konusu makineleri ürettiği tespit edilmiş olduğunu, ticaret sicil gazetesinden yapılan araştırmada 23 Eylül 2021'de ... münferiden yetkili hissedar olarak şirkete dahil olduğunu, haricen edinilen bilgiye göre bu tarihten sonra da davalı ... kayıt dışı olarak davalı şirkete dava konusu makinelerle ilgili bilgileri vererek üretime başlanmış olduğunu, böylesine özgün ve ar-ge çalışması gerektiren makinelerin bir anda üretilmesi mümkün olmadığını,  müvekkilinin müşteri çevresinin kullanıldığı görüleceğini, ayrıca söz konusu makinenin dünyadaki alıcıları da işbu davada yapacakları tanıklıkla davalı şirketin yaptığı haksız rekabetin delillerini ortaya koyabilecek olduğunu, sonuç olarak dava dilekçesinde ayrıntılı bir şekilde açıklanan nedenlerle davalıların faaliyetlerinin müvekkilinin ticari faaliyetlerine zarar verecek niteliğe sahip olduğundan haksız rekabetin tespitine, haksız rekabetin men'ine ve haksız rekabet nedeniyle müvekkilinin uğradığı zararın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalılar vekilinin cevap dilekçesinden özetle; davacının davasının zamanaşımına uğradığını, zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davacının korunmaya değer hiçbir fikri ve sınai hakkının olmadığını, davacının herhangi bir sınai mülkiyet hakkının bulunup bulunmadığının, makineler üzerinde üstün bir hakkı olup olmadığının  araştırılması gerektiğini, dava konusu makinelerin üretiminin gerekli tezgah ve donanıma sahip her firma tarafından kolayca yapılabildiğini, bunlar göz önüne alındığında ticari sır veya korunmaya değer bir hak oluşturmayacağını, dava konusu ürünün piyasada olduğunu, uzun yıllardır Türkiye' de kullanıldığını, makinenin tüm teknik detaylarının internet ortamında bulunduğunu, bu konuda emsal Yargıtay kararları olduğunu, davacı tarafın haksız rekabet hükümlerince talepte bulunduğu tazminatın gerçekleşmemesi nedeniyle reddi gerektiğini talep etmiştir.   <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>İlk Derece Mahkeme kararında; \"...Her ne kadar davacı şirketin üretmiş olduğu kazık çakma makinalarının birebir aynısının davalı şirket tarafından üretilerek satış yapılması hususunun da haksız rekabet oluşturduğu iddia olunmuş ise de alınan bilirkişi heyet  raporunda,dünyada ve Türkiye'de bulunan üreticiler tarafından üretilmekte olan, dava konusu kazık çakma makinasına yönelik sektörel inceleme ve değerlendirmelerde benzerleriyle genel yapıları, dış görünüşleri, tahrik sistemleri, çalışma prensipleri, kullanım alanlarına ve üreticinin tercihlerine göre ihtiyaç duyulan güç ve özelliklerinin bezer oldukları,dava konusu kazık çakma makinasının, sektörde ki benzerleri ile büyük oranda benzerlik gösterdiği,ancak davalı makinalarında “...” vb ibarelerin kullanılmak suretiyle her iki tarafa ait ürünler arasında işletmesel köken itibariyle karıştırılma ihtimalini önleyecek tedbirleri almış olduğu ve ayrıca davalının, dava konusu ettiği kazık çakma makinalarının, davacıdan daha önce Türkiye'de kamuya arz etmiş olduğu tespit edildiğinden, kazık çakma makinaları yönünden haksız rekabet teşkil edecek şekilde davalının üretiminin bulunmadığı kanaatine varıldığından davacının fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Davacının manevi tazminat isteminin değerlendirilmesine, 6102 sayılı TTK'nın 56. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinin gönderme yaptığı 6098 sayılı TBK'nın 58. maddesine göre, kişilik hakkının zedelenmesinden zarar görene uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat olarak bir miktar para ödenmesine karar verilebileceği, somut olay bakımından,davacının müşterisine davalının satış yapmış olması şeklinde gerçekleşen haksız rekabet eylemi sonucu davacının  kişilik hakkının zedelenmesinden söz edilemeyeceğinden davacının manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir. Davacının manevi tazminat isteminin reddine, Davacının, davalılara yönelik maddi tazminat isteminin KABULÜ ile, 669.107,05-TL tazminatın; 10.000-TL' sinin dava tarihi olan 01/04/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle,  659.107,05-TL' sine ıslah tarihi olan 05/11/2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan tahsiliyle davacıya verilmesine, Davalı şirketin, ... şirketine yapmış olduğu satışların haksız rekabet oluşturduğunun Tespiti ile Men' ine, Fazlaya ilişkin istemin reddine, ...\" şeklinde karar verilmiştir.<br>Bu karara karşı davalı vekilince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ : <br>Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Zamanaşımı süresinin hatalı hesaplandığını, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 69/2.maddesi uyarınca tescilsiz tasarımlara yönelik hak iddialarının tasarımın kamuya ilk sunulduğu tarihten itibaren 3 yıl içinde ileri sürülmesi gerektiğini, mahkemenin bu sürenin davacının iddia ettiği 2016 tarihinden başladığını kabul ettiğini, ancak bilimsel bilirkişi raporu ve davalıların sunduğu delillerin dava konusu makinelerin davacıdan önce başka  firmalar tarafından kamuya sunulduğunu gösterdiğini, bu durumda zamanaşımı süresinin 2016'dan değil, ilk kamuya sunum tarihi olan 2009-2014 arasındaki dönemden başlaması gerektiğini, ayrıca TTK m.60'a göre haksız rekabet davalarında 1 yıllık zamanaşımı süresinin bulunduğunu, davacının iddia ettiği 2021'deki satışlar esas alındığında, dava tarihi olan 01.04.2022 itibariyle zamanaşımına uğradığını, Borçlar Kanununa  dayanılarak karar verilmesinin hatalı olduğunu, haksız rekabetin işletme sırları ve rekabet yasağı iddialarının hukuki değerlendirmesinin 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu çerçevesinde yapılması gerektiğini, ancak mahkemece verilen kararın bu düzenlemelerin temel ilkelerine aykırı bir şekilde yorumlandığını,  halka mal olmuş ürünlerde haksız rekabet hükümlerinin genişletici yorumlanamayacağını, bir ürünün yalnızca işletme tarafından tasarlanmış ve kamuya sunulmuş olması nedeniyle rekabet yasağı kapsamına alınamayacağını, bilirkişi raporununu dava konusu makinelerin genel kabul görmüş teknik standartlara dayandığını ve sektörde yaygın olarak kullanılan tasarımın unsurlarını içerdiğini tespit ettiğini, dolayısı ile sektörde uzun yıllardır var olan teknik çözümler ve yaygın olarak kullanılan makine tasarımlarına davacı firma tarafından rekabet yasağı getirilmesi, rekabet yasağı kapsamına alınamayacağını, dolayısı ile sektörde uzun yıllardır var olan teknik çözümler ve yaygın olarak kullanılan makine tasarımlarına, davacı firma tarafından rekabet yasağı getirilmesi, rekabet hukukunun temel prensiplerine ve serbest piyasa ekonomisine aykırı olduğunu,  mahkemenin yalnızca tasarımın benzerliğini değerlendirerek haksız rekabet hükümlerini geniş yorumlamasının hukuka aykırı olduğunu, somut olayda davacının sunduğu deliller, tescilsiz tasarımın mutlak surette yeni ve işletmesel kökenle özdeşleşmiş olduğunu göstermediğini, yalnızca ürünlerin benzerliğine dayanarak bir iddiada bulunduğunu, oysa Yargıtay'ın emsal kararında belirtildiği üzere haksız rekabet iddiasının dayanaksız olduğunu, Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 2021/89 E 2021/3954 K sayılı emsal kararına uygun olarak, somut olayda haksız rekabet hükümlerinin genişletici yorumlanmasının doğru olmadığını, tescilsiz tasarımın korunması için gerek haksız rekabet gerek rekabet yasağı gerekse karıştırılma ihtimali şartı sağlanmadığından, mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, davalı müvekkili ... in ...'nin yetkilileri ile hiçbir özel yazışma veya gizli  görüşme yapmadığını, iletişimin tamamen davacı şirketin dış ticaret personelleri üzerinden yürütüldüğünü, dolayısı ile müşteri çevresinin kötüye kullanılması veya müşteri sırlarının ihlali iddialarının gerçek dışı olduğunu, mahkemenin haksız rekabetin varlığına dayalı olarak maddi tazminata hükmetmişse de bu tazminatın hesaplanmasında ciddi hukuki ve yöntemsel hatalar yaptığını, bilirkişi raporunda davalıların  669.821,05 TL kar elde ettiği belirtilmiş olmasına rağmen mahkemenin 669.107,05 TL olarak farklı bir tutara hükmettiğini, bu farklılığın nedeninin gerekçeli kararda açıklanmamış olup, bilirkişi raporunda belirlenen rakamdan farklı bir tutarın hükme esas alınmasının açıkça hukuka aykırı olduğunu, mahkemenin bilirkişi raporundaki rakamlarının çelişkili bir şekilde değerlendirmesinin tazminat hesaplamasında yanlış yöntem kullanması ve müşteri ilişkilerine dair hukuki hatalar yapması nedeniyle kararın istinaf yoluyla düzeltilmesi ve tazminata ilişkin hükmün kaldırılması gerektiğini, mahkemenin manevi tazminat talebini kişilik hakkı ihlali olmadığı gerekçesiyle reddettiğini, ancak maddi tazminata hükmettiğini, her ne kadar manevi tazminatın reddinin müvekkilleri açısından olumlu bir karar olsa da mahkemenin gerekçesinin hukuki çelişkiler içerdiğini ve hükmün yanlış ve hatalı olduğunu gösterdiğini, manevi tazminatın reddine ilişkin gerekçelerin aynı şekilde maddi tazminatın da reddedilmesini gerektirdiğinden mahkemenin çelişkili kararın istinaf yoluyla düzeltilmesi gerektiğini ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davacının tüm taleplerinin reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalıların sunmuş olduğu istinaf yoluna ek başvuru dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme tarafından yapılan yargılamada ve verilen kararda birçok hatalı usuli işlemin mevcut olmakla birlikte verilen kararda da hatalı birçok tespitin yer aldığını,  haksız rekabetin koşullarının oluşmamasına rağmen aksi yönde yapılan tespitin hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkemece yapılan yargılama esnasında İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından oluşturulan bilirkişi heyetinin vermiş olduğu 18.04.2023 tarihli raporunda haksız rekabetin koşullarının oluşmadığının ilgili kanun maddelerinin tek tek incelenmek suretiyle tespit edilmişken yerel mahkemece haksız rekabetin varlığından kaynaklı olarak tazminata hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ayrıca İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesinden aldırılan bilirkişi raporunda  davacı tarafından kullanıldığı iddia edilen ve incelemeye tabi tutulan web adresinin davacı şirkete ait olduğunu gösterir kesin ve net hiçbir delilin mevcut olmadığını, davacı tarafın yerel mahkemesinin kafasını karıştırmak suretiyle menfaat elde etmeyi amaç edinerek başka şirkete ve başka bir tüzel kişiliğe ait olan web adresini sanki davacı şirkete aitmiş gibi göstererek maddi menfaat elde etmeye amaçladığını ve maalesefki bu amacına hatalı bir kararla ulaştığını, işbu davanın her ne kadar ... Lmtd Şti üzerinden açılmışsa da ...Lmtd Şti ne ait bilgi ve belgelerin dosya içerisine sunulmuş ve mahkemece bu belgelere itibarla işbu hümün hatalı olarak kurulduğunu, işbu davanın husumet yokluğu nedeniyle reddedilmesi gerekirken kurulan hükmün hukuka aykırı olduğu ve bozulması gerektiğinin aşikar olduğunu, davanın görevli mahkemede görülmediğini, illiyet bağını kesen durumların göz önünde bulundurulmadığını, davacının korunmaya değer fikri ve sınai hiçbir hakkının olmadığını, davacıyı mahkemeyi yanıltıcı beyanlarda bulunduğu bu iddialarını da ispatlayamadığını ileri sürerek yerel mahkemece hatalı işlemler ve incelemeler neticesinde kabul edilmesini kabul etmediklerini, işbu kararda müvekkili aleyhine kabul edilen davacının taleplerin tümünün reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davacı vekilince sunulan istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu olayda haksız rekabetin koşullarının oluştuğunu, davada görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu,  müvekkili şirket ile  ...şirketi arasında davalı şirketin üretime geçmesinden önce süreklilik teşkil eden bir ticari ilişkinin mevcut olduğunu, müvekkili şirketin ... adı altında üretim ve ihracat yapmakta olup bu nedenle husumet eksikliğinin söz konusu olmadığını, müvekkilinin müşteri  ve tedarikçi çevresine ilişkin bilgilerin gizli bilgi niteliğinde olup davalı ... tarafından edinilen bu bilgilerin davalı şirket lehine kullanılmasının haksız rekabet niteliğinde olduğunu, zamanaşımı iddialarının mesnetsiz olduğunu, yerel mahkemece hükmedilen maddi ve manevi tazminat unsurları arasında çelişki bulunmadığını, hükmedilen maddi tazminat miktarının  hukuka uygun olduğunu beyan ederek davalıların istinaf başvurusunun ve iddialarının reddine, yargılama masrafı ve vekalet ücretinin davalılar tarafından karşılanmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:<br>H.M.K 355. Maddesi gereğince inceleme Kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır. <br>Davacı 2016 yılından itibaren çeşitli türlerde ve ölçülerde kazık çakma makinesi, güneş enerjisi panellerini temizleyen fırça makinesi vb. makineleri üretmek için faaliyeti göstermekte olduğunu, şirketin söz konusu makineleri üreten Türkiye'deki tek firma, tüm dünya çapında ise 3-4 firmadan biri konumunda olduğunu, davalı ...'in 04.01.2017 tarihinde  Makine Mühendisi koduyla Ar-Ge ve üretim mühendisi şefi olarak istihdam etmiş olduğunu, davalı anılan görevi neticesinde makinelerin tüm teknik çizimlerine, müşterine çevresine ve Davacının tüm ticari sırlarında etki ve dolayısıyla vakıf olduğunu, ardından davalının iş ilişkisi sona erdikten sonra diğer davalı şirket nezdinde kazık çakma makinesi üretmeye başlamış olduğunu, davalıların ... web sayfasında  kendilerine ait makinelerle  birebir aynı makineyi üreterek  müşterilerine satış yapmakta olduğunu tespit ettiklerini,  davalıların faaliyetlerinin kendilerinin ticari faaliyetlerine zarar verecek niteliğe sahip olduğundan haksız rekabetin tespitine, haksız rekabetin men'ine ve haksız rekabet nedeniyle uğranılan zararın tespitini talep etmiştir.<br>Davalı davacının davasının zamanaşımına uğradığını, zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davacının korunmaya değer hiçbir fikri ve sınai hakkının olmadığını, davacının herhangi bir sınai mülkiyet hakkının bulunup bulunmadığının, makineler üzerinde üstün bir hakkı olup olmadığının  araştırılması gerektiğini, dava konusu makinelerin üretiminin gerekli tezgah ve donanıma sahip her firma tarafından kolayca yapılabildiğini, bunlar göz önüne alındığında ticari sır veya korunmaya değer bir hak oluşturmayacağını, dava konusu ürünün piyasada olduğunu, uzun yıllardır Türkiye' de kullanıldığını, makinenin tüm teknik detaylarının internet ortamında bulunduğunu, bu konuda emsal Yargıtay kararları olduğunu, davacı tarafın haksız rekabet hükümlerince talepte bulunduğu tazminatın gerçekleşmemesi nedeniyle reddi gerektiğini talep etmiştir.<br>Davacı  dava dilekçesinde haksız rekabet hükümlerine dayanmış olup davalıların  kendisine ait teknik çizimleri kullanarak üretim yaptıklarını, kendilerine ait müşteri çevresiyle bizzat iletişime geçerek satış yaptıklarını belirterek talepte bulunmuştur.<br>Davacının 6769 sayılı  SMK kapsamında bir talebi bulunmamaktadır.<br>6102 sayılı TTK'nun  55. Maddesi incelendiğinde; <br>- (1) Aşağıda sayılan hâller haksız rekabet hâllerinin başlıcalarıdır:<br>a) Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar ve özellikle;<br>1. Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek,<br>2. Kendisi, ticari işletmesi, işletme işaretleri, malları, iş ürünleri, faaliyetleri, fiyatları, stokları, satış kampanyalarının biçimi ve iş ilişkileri hakkında gerçek dışı veya yanıltıcı açıklamalarda bulunmak veya aynı yollarla üçüncü kişiyi rekabette öne geçirmek,<br>3. Paye, diploma veya ödül almadığı hâlde bunlara sahipmişçesine hareket ederek müstesna yeteneğe malik bulunduğu zannını uyandırmaya çalışmak veya buna elverişli doğru olmayan meslek adları ve sembolleri kullanmak,<br>4. Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak,<br>5. Kendisini, mallarını, iş ürünlerini, faaliyetlerini, fiyatlarını, gerçeğe aykırı, yanıltıcı, rakibini gereksiz yere kötüleyici veya gereksiz yere onun tanınmışlığından yararlanacak şekilde; başkaları, malları, iş ürünleri veya fiyatlarıyla karşılaştırmak ya da üçüncü kişiyi benzer yollardan öne geçirmek,<br>6. Seçilmiş bazı malları, iş ürünlerini veya faaliyetleri birden çok kere tedarik fiyatının altında satışa sunmak, bu sunumları reklamlarında özellikle vurgulamak ve bu şekilde müşterilerini, kendisinin veya rakiplerinin yeteneği hakkında yanıltmak; şu kadar ki, satış fiyatının, aynı çeşit malların, iş ürünlerinin veya faaliyetlerinin benzer hacimde alımında uygulanan tedarik fiyatının altında olması hâlinde yanıltmanın varlığı karine olarak kabul olunur; davalı, gerçek tedarik fiyatını ispatladığı takdirde bu fiyat değerlendirmeye esas olur,<br>7. Müşteriyi ek edimlerle sunumun gerçek değeri hakkında yanıltmak,<br>8. Müşterinin karar verme özgürlüğünü özellikle saldırgan satış yöntemleri ile sınırlamak,<br>9. Malların, iş ürünlerinin veya faaliyetlerin özelliklerini, miktarını, kullanım amaçlarını, yararlarını veya tehlikelerini gizlemek ve bu şekilde müşteriyi yanıltmak,<br>10. Taksitle satım sözleşmelerine veya buna benzer hukuki işlemlere ilişkin kamuya yapılan ilanlarda unvanını açıkça belirtmemek, peşin veya toplam satış fiyatını veya taksitle satımdan kaynaklanan ek maliyeti Türk Lirası ve yıllık oranlar üzerinden belirtmemek,<br>11. Tüketici kredilerine ilişkin kamuya yapılan ilanlarda unvanını açıkça belirtmemek veya kredilerin net tutarlarına, toplam giderlerine, efektif yıllık faizlerine ilişkin açık beyanlarda bulunmamak,<br>12. İşletmesine ilişkin faaliyetleri çerçevesinde, taksitle satım veya tüketici kredisi sözleşmeleri sunan veya akdeden ve bu bağlamda sözleşmenin konusu, fiyatı, ödeme şartları, sözleşme süresi, müşterinin cayma veya fesih hakkına veya kalan borcu vadeden önce ödeme hakkına ilişkin eksik veya yanlış bilgiler içeren sözleşme formülleri kullanmak.<br>b) Sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek; özellikle;<br>1. Müşterilerle kendisinin bizzat sözleşme yapabilmesi için, onları başkalarıyla yapmış oldukları sözleşmelere aykırı davranmaya yöneltmek,<br>2. Üçüncü kişilerin işçilerine, vekillerine ve diğer yardımcı kişilerine, haketmedikleri ve onları işlerinin ifasında yükümlülüklerine aykırı davranmaya yöneltebilecek yararlar sağlayarak veya önererek, kendisine veya başkalarına çıkar sağlamaya çalışmak,<br>3. İşçileri, vekilleri veya diğer yardımcı kişileri, işverenlerinin veya müvekkillerinin üretim ve iş sırlarını ifşa etmeye veya ele geçirmeye yöneltmek,<br>4. Onunla kendisinin bu tür bir sözleşme yapabilmesi için, taksitle satış, peşin satış veya tüketici kredisi sözleşmesi yapmış olan alıcının veya kredi alan kişinin, bu sözleşmeden caymasına veya peşin satış sözleşmesi yapmış olan alıcının bu sözleşmeyi feshetmesine yöneltmek.<br>c) Başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanma; özellikle;<br>1. Kendisine emanet edilmiş teklif, hesap veya plan gibi bir iş ürününden yetkisiz yararlanmak,<br>2. Üçüncü kişilere ait teklif, hesap veya plan gibi bir iş ürününden, bunların kendisine yetkisiz olarak tevdi edilmiş veya sağlanmış olduğunun bilinmesi gerektiği hâlde, yararlanmak,<br>3. Kendisinin uygun bir katkısı olmaksızın başkasına ait pazarlanmaya hazır çalışma ürünlerini teknik çoğaltma yöntemleriyle devralıp onlardan yararlanmak.<br>d) Üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek; özellikle, gizlice ve izinsiz olarak ele geçirdiği veya başkaca hukuka aykırı bir şekilde öğrendiği bilgileri ve üretenin iş sırlarını değerlendiren veya başkalarına bildiren dürüstlüğe aykırı davranmış olur.<br>e) İş şartlarına uymamak; özellikle kanun veya sözleşmeyle, rakiplere de yüklenmiş olan veya bir meslek dalında veya çevrede olağan olan iş şartlarına uymayanlar dürüstlüğe aykırı davranmış olur.<br>f) Dürüstlük kuralına aykırı işlem şartları kullanmak. Özellikle yanıltıcı bir şekilde diğer taraf aleyhine;<br>1. Doğrudan veya yorum yoluyla uygulanacak kanuni düzenlemeden önemli ölçüde ayrılan, veya<br>2. Sözleşmenin niteliğine önemli ölçüde aykırı haklar ve borçlar dağılımını öngören, önceden yazılmış genel işlem şartlarını kullananlar dürüstlüğe aykırı davranmış olur. \"şeklindedir.<br>Davacının  dava dilekçesinde münhasıran haksız rekabet hükümlerine dayandığı   haksız rekabet teşkil eden vakaları da davalıların  kendisine ait teknik çizimleri kullanarak üretim yapmaları, kendilerine ait müşteri çevresiyle bizzat iletişime geçerek satış yapmaları olarak belirtiği davacının daha özel yasa olan  6769 sayılı  SMK kapsamında bir talepte bulunmadığı, davacı tarafından iddia edilen eski çalışanı davalı ...'ın  davalı şirkete çalışmaya başlayıp  ortak olmasının Anayasal çalışma hürriyeti ve sözleşme serbestisi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, ayrıca yeni kurulan bu rakip işletmenin davacı müşterilerinden birine ürün satmasının, kendi başına haksız rekabet olarak kabul edilemeyeceği, davalının ortağı ya da çalışanlarının kişisel bilgi ve tecrübelerini kullanarak üretim yapmalarının davacı aleyhine bir haksız rekabet anlamına gelmeyeceği, bu haliyle dava konusu eylemlerin davacı aleyhine haksız rekabet olarak değerlendirilebilecek fiiller olmadığı, kaldı ki davacının haksız rekabet olarak ileri sürdüğü vakaların ispatına dair  somut delil sunamadığı anlaşılmaktadır. (Emsal mahiyette  Yargıtay 11 Hukuk Dairesi  2024/3431 Esas  2025/1436 Karar; 2024/1158 Esas  2024/9198 Karar )<br>Mahkemece   ispatlanamayan davanın  davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görülmüştür.<br>Açıklamalar ışığında;Davalının istinaf talebinin kabulü ile; davacının  haksız rekabetin tespiti, haksız rekabetin durdurulması ,Haksız rekabetin  men'i ve haksız rekabet nedeniyle uğranılan  maddi ve manevi tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine \" şeklinde HMK 353/1-b-2 md uyarınca düzeltilerek esas hakkında yeniden aşağıdaki gibi hüküm kurmak gerekmiştir.   <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile, <br>2-HMK'nın 353/1-b.2.maddesi gereğice KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin   istinafa konu edilen 20/12/2024 tarih ve 2022/288 E - 2024/1196  K sayılı nihai kararının  KALDIRILMASINA,  <br>Düzeltilerek yeniden karar verilmesine,  buna göre;<br>3-\"1-Davacının  haksız rekabetin tespiti, haksız rekabetin durdurulması,Haksız rekabetin  men'i ve haksız rekabet nedeniyle uğranılan  maddi ve manevi tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine,  <br>2-Alınması gerekli 615,40 TL karar ve ilam harcının davacı tarafından peşin yatırılan 350,68 TL peşin harç ve 11.255,92 TL ıslah harcı toplamından mahsubu ile bakiye artan 10.991,2 TL'nin karar kesinleştiğinde talebi halinde davacıya İADESİNE, <br>3-Davacı tarafından yapılan harç ve yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, <br>4-Davalı ... Ltd. Şti tarafından yargılama boyunca yapılan 120,00-TL posta masrafı ve 5.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak  üzere toplam 5,120,00-TL yargılama giderinin   davacıdan alınarak işbu davalıya verilmesine,bakiyesinin davalı üzerinde bırakılmasına,<br>5- Manevi tazminat istemi yönünden davalılar kendisini vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T. 10/3. maddesi  uyarınca taktir olunan 10.000,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan  alınarak davalılara verilmesine,<br>6- Maddi tazminat istemi yönünden davalılar kendisini vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T. 13/4 maddesi  uyarınca taktir olunan 30.000,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan  alınarak davalılara verilmesine,<br>7-HMK 333. Md uyarınca, Karar kesinleştiğinde artan gider avansının yatıran tarafa iadesine, \"<br>4-İstinaf başvurusunda bulunan davalılar tarafından yatırılan istinaf  karar ve ilam harcının talebi halinde istinaf başvurusunda bulunan davalılara iadesine, <br>5-İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafça yapılan 587,75 TL tebligat/posta gideri ile 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvuru harcının davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine,  <br>6-İstinaf incelemesi duruşmalı olarak yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 361/1 uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere  oy birliği ile karar verildi. 13/06/2025 <br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d8141f39a1bbe285","SID":"1739c558e03c07bc"}}