{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"> <br>T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS     NO\t: 2021/2192 <br>KARAR NO\t\t: 2025/801<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 16/09/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/400 Esas  2021/634 Karar <br>DAVA\t\t: İSTİRDAT <br>KARAR TARİHİ            : 17/04/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ   17/04/2025<br><br>İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/400 Esas ve 2021/634 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın zaman aşımı nedeni ile reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.<br>\t<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin yaptırdığı iç denetim sonucu, davalı şirket ile ilgili tüm hesapları incelediğinde, davalı şirkete yapılan ödemenin 600.000 TL civarında olduğu ancak yapılan hizmete karşı sevk irsaliyesi, taşıma irsaliyesi, kantar fişi vb. hiçbir belgenin olmadığının tespit edildiğini, yapılan araştırmalar sonucu davalı şirketin hiçbir taşıma işini yapmadığının tespit edildiğini, bu tespit sonucunda müvekkili şirketin, .... 2. Noterliğinin 08.04.2016 tarih, 5004 yevmiye nolu davalı şirkete ödeme karşılığı yapılan taşıma işlerinin yapıldığına dair irsaliye ve teslim belgelerini gönderilmesi hususunda ihtarname gönderdiğini, ihtarnameye karşın, davalı şirketin ödeme karşılığı yapılan taşıma işlerinin yapıldığına dair irsaliye ve teslim belgelerini göndermediğini, arabulucuya başvurulduğunu ve görüşme sonucu başvurunun sonucunun anlaşamama şeklinde olduğunu belirterek 50.000-TL belirsiz alacağın davalıdan tahsiline (Bilirkişi incelemesi sonucu çıkacak bedel üzerinden harç tamamlayarak belirlenecek alacağı tahsil hakları saklı kalmak kaydıyla), ihtar tarihi olan 08.04.2016 itibaren asıl alacağa ... bankası reeskont faizininin uygulanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekilinin mahkememize sunduğu cevap dilekçesi ile; usule ilişkin itirazlarında; davanın belirsiz alacak davası olarak ikame edilemeyeceğini, davacının müvekkili şirkete keşide ettiği 08.04.2016 tarihli ve kendisini dava dilekçesinde de müvekkili temerrüde düşürdüğünü iddia ettiği ihtarnamesi içeriğinden 675.000,00 TL rakamını zikrettiğini, davacının dava dilekçesindeki iddiasının da 600.000 TL civarı bir rakam olduğunu, bu noktada davanın belirsiz alacak davası olarak açılabilmesi yönünden gerekli koşulları taşımayan işbu davanın hukuki yarar yokluğu gerekçesi ile reddedilmesi gerektiğini, davanın miktar yönünden Asliye Ticaret Mahkemesi heyetince görülmesi gerektiğini, Zamanaşımı def'i yönünden; davacının aynı iddialar ile müvekkili şirkete 13.04 2016 tarihli... 2. Noterliği'nden 05004 yevmiye no ile ihtarname çektiğini daha sonra 02.07.2019 tarihinde arabuluculuk görüşmesi yapıldığını ve 06.08.2020 tarihinde de işbu davanın ikame edildiğini, aradaki zaman farklarının açık olduğu, bu noktada davacının iddiası bir sebepsiz zenginleşmeye dayalı iddiaları içermekte olup, zenginleşmenin öğrenildiği, yani ihtarname çekildiği tarihten, itibaren 2 yıl içinde talepte bulunulması gerektiğinden; 2018 yılı Nisan ayının 13. Günü itibariyle alacakların zamanaşımına uğradığını, zaten müvekkili şirkete açılan bu davanın da haksız olup; yine usuli olarak da hatalı ve zamanaşımı engeline takılan bir dava olduğunu, esas yönden itirazlarında; işbu dava ile kardeş bir dava olarak açılmış bulunan İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/815 E. sayılı dosyasının da işbu dosya içerisine celbi gerektiğini, müvekkili şirketin grup şirketi olup; şirketlerden bir tanesinin ..., diğerinin ise ... olduğunu, ...'e karşı dava İzmir 4. ATM 2016/815 E. İle açılmış olup; 2017 itibariyle karara bağlandığını ve kararın kesinleştiğini, davacı  grup şirketlerinden ... ile aralarında ticari bir ilişki olduğunu bu davasında ikrar ettiğini; ancak aradan 4 yıl geçtikten sonra işbu dava ile inkar etmekte olduğunu, davacının çelişkili ve kötüniyetli yaklaşımlarının kendisinin bu beyanları ile de ele verdiğini, İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/815 E. Sayılı dosyasında da aynı iddialar ile davacı tarafından diğer müvekkili ...'e karşı dava açıldığını; daha sonra 11.03.2017 tarihinde yapılan sulh sonrasında davacının bu davasından feragat ettiğini, davacı ile 11.03.2017 tarihinde sulh yapılırken ...'taki konunun da konuşulduğunu ve müzakere edildiğini, zira davacının o tarihten çok öncesinde yani 13.04.2016 tarihinde aynı konuda grup şirketi olan ...'a da ihtarname çektiğini ve 675.000 TL'lik bir alacaktan bahsettiğini, taraflarınca da 27.04.2016 tarihinde .... 5. Noterliği'nden 12961 no ile bu iddiaları reddeden cevabi ihtarnamenin keşide edildiğini, müvekkili şirketlerden ... taşımacılığın o tarihlerde davacı şirketten kesilen faturalar sebebi ile 22.132,20 TL alacaklı olduğunu, ... ise o tarihlerde gönderilmiş olan paralardan dolayı davacı şirkete borçlu olduğunu, gönderilen paranın ... yerine grup şirketi olan ...'e gönderilmesi sonrasında böyle bir hesap sorunu ortaya çıktığını ancak daha sonra ... alacağı olan 22.132,20 TL'yi ...'e temlik ettiğini böylece ticari defterlere göre ...'in davacıya olan borcu sadece 17.295,80 TL olarak kaldığını, bu nedenle de taraflarınca da İzmir 4. Asliye Tıcaret Mahkemesi'nin 2016/815 E. Sayılı dosyası 17.295,80 TL yönünden kısmen kabul edildiğini, söz konusu temlik işleminden sonra davacının müvekkili ....'ten ve ....'in de davacıdan hiçbir hak ve alacağı kalmadığını, bu noktada temlik işlemi ile ilgili olarak ve ... ile ilgili olarak karşı tarafla sulh görüşmelerine başlandığını, yine işbu davanın da davacısı ile vekili olan Avukat ... ile 11.03.2017 tarihinde 2 adet belge imzalandığını, bu belgelerden bir tanesinin ....'in 22.132.20 TL'lik alacağı ve bu alacağı ....'a temlik işlemi ve bu temlik sonrasında ....'in alacağının kalmamış olmasını içerdiğini,  diğer bir belgenin ise Protokol olup; davacının ....'ten temlik ile gelen 22.132,20-TL'lik düşümü sonrasında avukatlık vekalet ücreti ile birlikte 22.000,00-TL'nin ... tarafından ....'a ödenmesi sonrasında İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasından nasıl feragat edeceğine ilişkin şartların düzenlendiğini, davacı iddialarının haksız ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirterek haksız ve dayanaksız davanın reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Dilekçelerin teatisi aşaması usulüne uygun tamamlanmakla yine usulüne uygun olarak tahkikat aşamasına geçilmiştir. <br>DELİLLER: <br>Celp edilip incelenen İzmir 4. ATM'nin 2016/815 Esas-2017/244 Karar sayılı dosyasında; davacısının dosyamız davacısı ...Ltd. Şti. olup, davalısının ... .... Ltd. Şti. olduğu, davalıya sebepsiz olarak ödenen 39.428,00-TL'nin dava tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsili talepli olarak açılmış bir alacak davası olduğu, davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiği anlaşılmıştır.<br>SMMM bilirkişi ... tarafından hazırlanan 16/04/2021 havale tarihli raporun dosyaya sunulduğu ve taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edildiği görülmüştür. Söz konusu raporda özetle ; \"davacı şirketin ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu, ancak davalı şirketin ticari defterlerinin açılış tasdikinin usulüne uygun olarak yapıldığı, fakat Türk Ticaret Kanunu açısından kapanış tasdikinin yaptırılması zorunlu olan yevmiye defterinin kapanış tasdikinin yaptırılmamış olunduğu, buna göre de davalı şirkete ait ticari defterlerin kendi lehine delil olamayacağı, taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, davalı şirket tarafından davacı şirkete 2015 yılında toplam 15 adet 697.132,40 TL tutarında fatura düzenlendiği, davacı şirket tarafında da davalı şirkete 2015 yılında toplam 675.000,00 TL tutarında ödeme yapıldığı, davacı şirketin davalı şirkete 2015 yılı sonu itibariyle 22.132,40 TL tutarında borcunun olduğu, 2015 yılı sonu itibariyle her iki tarafın ticari defterlerinin birbirleriyle örtüştüğü, davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarında, davalı şirkete olan 22.132,20 TL tutarındaki borcunun 2016 yılına devredildiği, başka herhangi bir muhasebe kaydına rastlanılmadığı, davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarında, davacı şirketten olan 22.132,20 TL tutarındaki alacağının 2016 yılına devredildiği, bahis konusu alacak tutarının da 05.05.2016 tarihli 188 no'lu fiş kaydı ile “....” açıklamasıyla virman edilerek kapatıldığı, 05.05.2016 tarihi itibariyle davalı şirketin davacı şirketten herhangi bir alacağının olmadığı, dosyaya sunulan Temlikname başlıklı belge ile davalı şirket tarafından davacı şirketten olan 22.132,40 TL tutarındaki alacağın tamamının dava dışı ... ... Ltd. Şti.'ne 01.05.2016 tarihi itibariyle temlik edildiği, bahis konusu belgenin Temlik eden kısmında davalı şirket bilgilerine ait bir kaşenin ve altında da bir imzanın bulunduğu, Temlik Alan kısmında dava dışı .... Tic. Ltd. Şti. bilgilerine ait bir kaşenin ve altında da bir imzanın bulunduğu, davalı şirketin Tek Ortaklı bir Limited Şirket olduğu ve şirket yetkilisinin de .... olduğu, dava dışı ... Ltd. Şti.'nin de Ortak Sayısı Birden Fazla olan bir Limited Şirket olduğu, şirket yetkililerinin de .... ve .... oldukları, davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarında, davacı şirketin davalı şirketten herhangi bir alacağının bulunmadığı, aksine davacı şirketin davalı şirkete 22.132,20 TL tutarında borcunun bulunduğu, dosyaya sunulan Temlikname başlıklı 01.05.2016 tarihli belge ile de davalı şirketin davacı şirketten 22.132,20 TL tutarındaki alacağını dava dışı ... .... Ltd. Şti'ne temlik etmesi nedeniyle de davalı şirketin davacı şirketten herhangi bir alacağının olamayacağı\" şeklinde kanaat belirtildiği görülmüştür.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların iddia ve savunmaları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre; <br>Taraflar arası uyuşmazlık konusu hususun;  taraflar arasında taşıma ilişkisi olup olmadığı, var ise davacının bu ticari ilişkiden kaynaklı davalıya fazla ödeme yapıp yapmadığı, yapmış ise miktarı, bu ödemeyi davalıdan talep edip edemeyeceği, talebin zamanaşımına uğrayıp uğramadığı  noktalarında toplandığı tespit edilmiştir.<br>Dava; sebepsiz zenginleşmeden kaynaklı alacak davasıdır. <br>TBK nun 82. Maddesinde; \" Sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkı, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar.\" şeklinde düzenleme bulunduğu anlaşılmaktadır. <br>Her ne kadar davacı tarafça iş bu dava açılmış ise de; Davacının, davalıyla aralarındaki ticari ilişkiden doğan faturaları defterine kaydettiği, faturalara 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz etmediği, deftere kaydedilen en son faturanın  20/12/2015 tarihli olduğu,  davacı tacir olup, basiretli davranma yükümlülüğü kapsamında almadığı bir hizmetin faturasını defterine kaydetmeyip davalı tarafa iade etmesi gerektiği halde 8 günlük süre içerisinde iade etmediği, dolayısıyla en son fatura tarihinden sonra  BK 82. Maddesine göre davanın  2 yıllık  süre içerisinde açılması gerektiği, 2 yıllık sürenin 20/12/2017 tarihinde dolacağı, ancak davacının 13/04/2016 tarihinde davalıya İzmir 2. Noterliğinin 5004 yevmiye sayılı ihtarnamesini gönderdiği, davalınında davacıya 27/04/2016 tarihli cevabi ihtarname gönderdiği, her ne kadar davacının gönderdiği ihtarnamenin tebliğine ilişkin belge bulunmamakta ise de; davalıya cevabi ihtarname tarihinde ihtarnamenin tebliğ edildiği kabul edildiğinde zamanaşımının 30/04/2016 tarihinde kesileceği, 2 yıllık sürenin bu tarihten itibaren yeniden işleyeceği, yani 2 yıllık zamanaşımı süresinin 30/04/2018 tarihinde dolacağı, davacının da   arabuluculuğa 02/07/2019 tarihinde başvurduğu, davanın da 06/08/2020 tarihinde açıldığı, dolayısıyla davacının 2 yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra dava açtığı, davalının da süresinde zamanaşımı def'ini ileri sürdüğü...\" gerekçesi ile; DAVANIN ZAMANAŞIMI NEDENİYLE REDDİNE karar verilmiş, verilen bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br><br>İSTİNAF NEDENLERİ: <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili davacı şirket yetkilisinin kandırıldığını, müvekkili şirket tarafından taşıma işi için ödemeler yaptığını ancak müvekkili şirketin yaptırdığı iç denetimde, sevk irsaliyesinin olmadığının, iş yapılmadan para ödendiğinin tespit edildiğini, yaptıkları şikayet üzerine İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından verilen takipsizlik kararına karşı Sulh Ceza Mahkemesi'ne itiraz ettiklerini, ticaret nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunda zaman aşımı süresinin 15 yıl olduğunu, ceza zaman aşımı dolmadığından hukuki olarak da sebepsiz zenginleşme yönünden zaman aşımının dolmayacağını, zamanaşımının sebepsiz zenginleşmeden itibaren her halükarda 10 yıl olduğunu, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.  <br><br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: <br>Dava, ticari taşıma işi için ödenen bedelin istirdadı istemine ilişkindir.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>\"...Önemle vurgulamak gerekir ki, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (BK) 125-140.,  6098 Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 146-161. maddeleri arasında düzenlenen zamanaşımı, hakkın ileri sürülmesini engelleyici nitelikte olup alacak hakkının alacaklı tarafından yasanın öngördüğü süre ve koşullar içinde talep edilmemesi hâlinde dava yoluyla elde edilebilme olanağından yoksun kalınması sonucunu doğurur.<br>Zamanaşımına uğrayan alacağın tahsili hususunda devlet kendi  gücünü kullanmaktan vazgeçmekte, böylece söz konusu alacağın ödenip ödenmemesi keyfiyeti borçlunun iradesine bırakılmaktadır. Şu hâlde zamanaşımına uğrayan alacak ortadan kalkmamakla beraber artık doğal bir borç (Obligatio naturalis) hâline gelmektedir. Ancak belirtmek gerekir ki, alacağın salt zamanaşımına uğramış olması, onun eksik bir borca dönüşmesi için yeterli olmayıp borçlunun kendisine karşı açılmış olan alacak davasında alacaklıya yönelik bir def'ide bulunması şarttır (Reisoğlu, S.: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, İstanbul 1998, s.334 vd.; Kuru, B./A., R./Y., E.: Medeni Usul Hukuku, Ankara 1995, s.304 vd.; Üstündağ, S.: Medeni Yargılama Hukuku, İstanbul 1997, s.346 vd.; Pekcanıtez, H./Atalay, O./Özekes, M.: Medeni Usul Hukuku, Ankara 2009, s.323; Hukuk Genel Kurulunun 12.03.2020 tarihli ve 2017/13-650 E., 2020/301 K. sayılı; 05.02.2019 tarihli ve 2018/21-523 E., 2019/70 K. sayılı ve 3.5.2006 tarihli ve 2006/4-232 E., 2006/269 K. sayılı kararları).<br>Yargıtay’ın istikrar kazanmış son uygulamalarına göre, zamanaşımı hukuk niteliği itibariyle, maddi hukuktan kaynaklanan bir def'i olup, usul hukuku anlamında ise bir savunma aracıdır [Kuru, B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt:II, s.1761; Von Tuhr,A.: Borçlar Hukuku (C. Edege Çevirisi ), Ankara 1983, s.688 vd.; Canbolat, F.: Def'i ve İtiraz Arasındaki Farklar ve İleri Sürülmesinin Hukuki Sonuçları, EÜHF Dergisi, Cilt:III, Sayı:1, Kayseri 2008, s.255 vd.; Hukuk Genel Kurulunun 23.05.2019 tarihli ve 2017/13-563 E., 2019/605 K. sayılı, 04.10.2018 tarihli ve 2017/4-1420 E., 2018/1419 K. sayılı; 12.03.2014 tarihli ve 2013/4-544 E., 2013/315 K. sayılı kararları].<br>Nitekim, Türk-İsviçre öğretisinde ağırlıklı görüşün ve İsviçre Federal Mahkemesi'nin de, zamanaşımını maddi hukuka ilişkin bir kavram olarak kabul ettikleri anlaşılmaktadır (Erdem, M.: Özel Hukukta Zamanaşımı, 1. Baskı, İstanbul 2010, s. 8, dipnot 15-16 ).<br>Hem mülga BK'nın 125. maddesi hem de TBK'nın 146. maddesiyle alacak haklarının tabi olacağı genel zamanaşımı süresi on yıl olarak düzenlemiştir. Ancak madde metninde de açıklandığı üzere kanun koyucu tarafından bunun aksine yasal düzenleme yapılabilir...\" (Bknz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 22.09.2021 tarih ve 2017/(19)11-945 Esas 2021/1069 Karar sayılı Kararı)     <br>Yukarıdaki açıklamalar ışığında her ne kadar mahkemece \"...Davacının, davalıyla aralarındaki ticari ilişkiden doğan faturaları defterine kaydettiği, faturalara 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz etmediği, deftere kaydedilen en son faturanın  20/12/2015 tarihli olduğu,  davacı tacir olup, basiretli davranma yükümlülüğü kapsamında almadığı bir hizmetin faturasını defterine kaydetmeyip davalı tarafa iade etmesi gerektiği halde 8 günlük süre içerisinde iade etmediği, dolayısıyla en son fatura tarihinden sonra  BK 82. Maddesine göre davanın  2 yıllık  süre içerisinde açılması gerektiği, 2 yıllık sürenin 20/12/2017 tarihinde dolacağı, ancak davacının 13/04/2016 tarihinde davalıya İzmir 2. Noterliğinin 5004 yevmiye sayılı ihtarnamesini gönderdiği, davalınında davacıya 27/04/2016 tarihli cevabi ihtarname gönderdiği, her ne kadar davacının gönderdiği ihtarnamenin tebliğine ilişkin belge bulunmamakta ise de; davalıya cevabi ihtarname tarihinde ihtarnamenin tebliğ edildiği kabul edildiğinde zamanaşımının 30/04/2016 tarihinde kesileceği, 2 yıllık sürenin bu tarihten itibaren yeniden işleyeceği, yani 2 yıllık zamanaşımı süresinin 30/04/2018 tarihinde dolacağı, davacının da   arabuluculuğa 02/07/2019 tarihinde başvurduğu, davanın da 06/08/2020 tarihinde açıldığı, dolayısıyla davacının 2 yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra dava açtığı, davalının da süresinde zamanaşımı def'ini ileri sürdüğü...\" gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş ise de; dosyada mevcut taraflar arasında imzalanan \"BELGE\" başlıklı belge, davacı ile dava dışı ... ... Ltd. Şti. arasında imzalanan 11.03.2017 tarihli \"PROTOKOL\" başlıklı belge, taraftarın ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılarak somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olarak düzenlenen ve hükme esas alınmaya layık bulunan 06.04.2021 tarihli bilirkişi raporu ile tüm dosya münderecatına göre; taraflar arasında geçerli ve sözlü taşıma akdi bulunduğu ve sözleşmeden kaynak uyuşmazlıkta, 2 yıllık sebepsiz zenginleşme zamanaşımının uygulanamayacağı, uygulanması gereken TBK'nun 146. maddesi gereğince 06.08.2020 dava tarihi itibariyle de 10 yıllık sözleşme genel zamanaşımı süresinin ise dolmadığı, yerel mahkemece işin esasına girilmesi gerektiği ve işin esası yönünden de tarafların birbiriyle uyumlu ticari defter ve belgeleri, taraflar arasında imzalanan \"BELGE\" başlıklı belge ve davacı ile dava dışı ....... Ltd. Şti. arasında imzalanan 11.03.2017 tarihli \"PROTOKOL\" başlıklı belgeye göre, davacı şirketin davalı şirketten alacağının bulunmadığı, davacının iddiasını kesin delillerle ispatlayamadığı gözönünde bulundurularak esas yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, doğru görülmemiştir. <br>Ancak, bu yanılgının giderilmesi, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf kanun yolu başvurusunun kısmen kabulü ile 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-2 maddesi uyarınca hüküm kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmesine, kararın kaldırılma sebep ve şekline göre davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine karar verilmiştir.<br> <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>I-Davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun KISMEN KABULÜ ile; İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/09/2021 tarih ve 2020/400 Esas 2021/634 Karar sayılı hükmün 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,<br>II-KALDIRILAN HÜKMÜN YERİNE  GEÇMEK ÜZERE;  <br>\"1-Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın REDDİNE, <br>2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli olan 615,40.TL ilam harcından peşin olarak alınan 54,40.TL harç ile 799,48.TL tamamlama harcın tenzili ile bakiye 238,48.TL harcın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, <br>3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, <br>4-Arabuluculuk aşamasında Hazine tarafından karşılanan 1.320.00.TL arabuluculuk ücretinin yargılama gideri olarak davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,  <br>5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar ittihazına mahal olmadığına,<br>6-Davalı bu davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi üzerinden hesap ve takdir olunan 30.000.00.TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,  <br>7-HMK'nun 333. maddesi gereğince yatırılan gider/delil avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,'' şeklinde YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE,<br>III-Kararın kaldırılma sebep ve şekline göre davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının REDDİNE,<br>IV-Davacıdan alınan istinaf karar peşin harcının davacıya iadesine,<br>V-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan toplam 16,50.TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>VI-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından davacı yararına vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>VII-Kararın kesinleştirme, harç ikmali ve gider/delil avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,<br>VIII-Kararın Dairemizce taraf vekillerine tebliğine, <br> Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere 17/04/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.\t<br> \t<br>\t\t\t<br><br><br>  <br><br><br><br><br><br> <br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0e6a7b31782e5142","SID":"3cd2951447cb9eb0"}}