{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br><br><br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br>BAŞKAN\t\t: ....<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 07.03.2023<br>NUMARASI\t\t:....<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)<br>KARAR TARİHİ\t: 19.06.2025<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 24.06.2025\t<br><br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;\t<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI :<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 01.07.2016 tarihinde, davalı ... şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı,  sürücü ..... sevk ve idaresinde olan.... plakalı çekici ve ekindeki dorse ile sürücü ..... sevk ve idaresindeki  .... plakalı araç ile seyir halinde olduğu sırada çarpışması sonucu çift taraflı kaza meydana geldiğini, sürücü ...... kullandığı araç içinde yolcu olan davacının yaralandığını, davacının kazanın oluşumunda kusurunun bulunmadığını, davalı ... şirketine başvuru yapıldığını, başvuru sonucu tazminat ödenmeyeceğinin bildirildiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile sürekli iş göremezlik için 3.000,00 TL, geçici iş göremezlik için 1.000,00 TL, bakıcı gideri için 200,00 TL tazminatın kaza tarihi itibariyle işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; 07.03.2018 tarihli dilekçesi ile dava dilekçesinde maddi hata yapıldığını, davalı ... şirketinin ... plakalı aracın zorunlu mali sorumluluk sigortası olduğunu belirterek taleplerini düzelttiklerini belirtmiş, ıslah dilekçesi ile talebini,  geçici işgöremezlik tazminatı için  8.313,32 TL’ye, sürekli işgöremezlik tazminatı için  341.561,84  TL’ye, bakıcı gideri için 4.941,00 TL’ye yükseltmiştir.  <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; geçici iş göremezlik tazminatının trafik sigortası genel şartları gereği teminat dışı olduğunu, tüm sorumluluğun SGK'de olduğunu, sürekli iş göremezlik talebi ile ilgili olarak, teminat kapsamında bulunduğunu ancak kusur oranında ve poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olunduğunu, maluliyet oranlarının tespitinde meydana gelen sakatlığın kalıcı hale gelip gelmediğinin de tespit edilmesini, tüm tedavi ve bakım giderlerinin SGK tarafından karşılanması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: <br>Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davalı şirkete sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde %20 oranında, karşı araç sürücüsünün %80 oranında kusurlu olduğunun anlaşıldığı,..... Dalı Başkanlığından maluliyet raporu alındığı, davacının daimi maluliyetinin bulunmadığının, tıbbi iyileşme süresinin 3 ay, bakıcı ihtiyacı süresinin 3 ay olduğunun mütalaa edildiği, aktüerya raporu alındığı, sonuç olarak davanın kısmen kabulüne, davacının sürekli maluliyete konu tazminat davasının reddine, geçici iş göremezliğe konu tazminat davasının kabulü ile 1.000,00 TL'nin 17.06.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının geçici bakıcı giderine konu tazminat davasının kabulü ile 200,00 TL'nin 17.06.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesinin 2019/2058 Esas 2021/2503 Karar sayılı kararı ile “ ... maluliyet/engellilik raporları arasındaki çelişkiyi giderecek şekilde alternatifli maluliyet/engellilik raporu alınarak, davacının talepleri çerçevesinde, uygulanacak maluliyet/engellilik oranı, bakıcı ihtiyacı ve varsa süresi, geçici iş göremezlik süresi değerlendirilerek, yeni bir bilirkişiden denetime ve hüküm kurmaya elverişli aktüer raporu alınarak, usulü kazanılmış haklar da korunarak davanın esası hakkında karar verilmek üzere yeniden yargılama yapılması ” gerekçesi ile  kararın HMK’nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar verildiği;  kaldırma kararı doğrultusunda... Anabilim Dalı Başkanlığından yeniden rapor alındığı, raporda, davacının 01.07.2016 tarihli yaralanması neticesinde; sağ tibia kırığı meydana gelmesi sonucu Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri esas alındığında %4 oranında daimi maluliyetinin belirlendiği,  Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre davacının daimi maluliyetinin %0 olduğunun,  mütalaa edildiği, davacının %4 daimi maluliyetinin bulunduğu kabul edilerek aktüer bilirkişiden ek rapor alındığı, 8.313,32 TL geçici işgücü kaybı zararı, 341.561,84 TL sürekli işgücü kaybı zararı,  4.941,00 TL bakıcı gideri hesaplandığı, alınan raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu, poliçe limitinin ölüm/sakatlık için 310.000,00 TL, tedavi gideri için 310.000,00 TL olduğu gözetilerek karar verildiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne,  davacının sürekli iş gücü kaybına yönelik isteminin kaza tarihi itibariyle geçerli bulunan \"Kişi başına sakatlanma ve ölüm\" teminat olan 310.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere kabulüne, davacının sürekli işgöremezlik tazminatı talebi yönünden teminat limitini aşan 31.561,84 TL'lik isteminin reddine, 8.313,32 TL geçici iş görememezlik alacağı ile 4.941,00 TL bakıcı giderlerine ilişkin alacağının kaza tarihi itibariyle geçerli bulunan \"Kişi başı sağlık gideri\" teminatı kapsamında davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,  alacağa temerrüt tarihi olan 17/06/2017 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiş, hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; hükme esas alınan maluliyet raporunda esas alınan yönetmeliğin kaza tarihinde yürürlükte olmadığını, kaza tarihinde uygulanmakta olan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre davacının daimi maluliyetinin bulunmadığı, aktüerya hesabında %1.8 teknik faiz yöntemine göre hesaplama yapılması gerektiğini,  geçici işgöremezlik zararı ve bakıcı giderinden SGK’nın sorumlu olduğu, bu zarar kalemlerinin poliçe teminatı dışında olduğunu, davacı yolcu olup emniyet kemeri takılı olmadığından müterafik kusurlu olduğunu,  hatır taşıması nedeniyle indirim yapılması gerektiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.<br>Davacı vekili, davalı şirkete ZMSS  poliçesi ile sigortalı aracın kaza yapması sonucu araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralandığını  belirterek geçici ve sürekli işgöremezlik tazminatı ve bakıcı gideri talep etmiştir.<br>1-2918 sayılı Karayolları Trafik kanunun 90. maddesinde “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihinde 2019/40 E-2020/40 K. sayılı kararı ile  Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresi Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir. <br>Anayasa Mahkemesi’nin 17.07.2020 tarihli 2019/40-2020/40 sayılı kararı ile iptaline karar verilmekle; zarar hesaplanmasında ZMMS Genel Şartları ekindeki cetveller ile getirilen %1,8 teknik faizin uygulanması mümkün değildir. Bu itibarla, mahkemece, hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda Yargıtay tarafından kabul edilen TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak hesaplama yapılmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.<br>2-Davalı vekili, geçici işgöremezlik tazminatı ve bakıcı giderinden, tedavi gideri kapsamında ... ... Kurumunun sorumlu olduğu yönünde istinaf itirazında bulunmuşsa da; geçici işgöremezlik tazminatı, yaralanan kişinin iyileşme süresince çalışamaması nedeniyle ortaya çıkan zararı, bakıcı gideri ise yaralanma halinde sürekli veya iyileşinceye kadar başkasının yardımına ihtiyaç duyulmasından kaynaklanan zarar olup 2918 sayılı KTK.nın 98. maddesinde belirtilen sağlık hizmet bedeli sayılamayacağı gibi iyileşme süresince meydana gelen ve TBK.nın 54. maddesinde de sayılan bu zararlardan zarar sorumluları KTK.nın 85. maddesi ve 91. maddesi gereğince araç işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortası sorumlu olduğundan ve KTK.nın 98. maddesinde belirtilen SGK'nın sorumlu olduğu sağlık hizmet bedeli kapsamında geçici işgöremezlik zararı ve bakıcı gideri bulunmadığından ve yasa ile düzenlenmeyen hususun zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ile düzenlenmesi mümkün olmadığı gibi, kanun maddesine aykırı genel şart hükümleri de getirilemeyeceğinden davalı ... şirketinin geçici işgöremezlik zararından ve bakıcı giderinden sorumlu olacağının kabulü gerekir. Bu itibarla, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.<br>3-6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun \"tazminatın belirlenmesi\" başlıklı 51. maddesinde; hakimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğine ve özellikle kusurun ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş; \"tazminatın indirilmesi\" başlıklı 52. maddesinde ise; zarar gören taraf, zararı doğuran fiile razı olduğu veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olduğu yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırdığı takdirde hakimin, tazminatı indirebileceği veya tamamen kaldırabileceği açıklanmıştır. <br>Buna göre, zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almaması nedeniyle zararın doğmasına veya zararın artmasına sebep olduğu hallerde müterafik kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (Eren, Fikret. Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2015. S. 582) Zararın doğumu ya da artmasına yol açan fiil, zarar görenin davranışlarından ileri gelmişse müterafik (ortak) kusurdan söz edilir. (Kılıçoğlu, Ahmet, Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2012, s.418) Yukarıda da açıklamalar dikkate alındığından davacının müterafik kusuru nedeniyle tazminattan indirim yapılabilmesi için zararın bu nedenle artması zarar ile mağdurun eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir.<br>Somut olayda, davacının yolcu konumunda olduğu, kaza tespit tutanağında davacının emniyet kemerinin takılı olup olmadığı hususunun .... olarak işaretlendiği, davacının kaza esnasında emniyet kemerinin takılı olmadığı savunması davalı tarafça ispat edilemediği gibi davacının emniyet kemerinin takılı olmadığı belirlense dahi davacının tibia kırığı şeklindeki yaralanması ile emniyet kemerinin takılı olmaması arasında illiyet bağının da ispat edilemediği anlaşıldığından davalı vekilinin müterafik kusur yönündeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.<br>4-Davalı vekili, hatır taşıması indirimi yapılması gerektiği yönünde istinaf itirazında bulunmuşsa da; davanın kısmen kabulüne dair ve hatır taşıması indirimi yapılmayan ilk karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmadığı, bu durumda davacı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gözetildiğinde davalı vekilinin bu aşamada hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğine yönelik istinaf itirazının reddi gerekmiştir.<br>5-Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.<br>Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce ... ... Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. <br>Somut olayda, davacının dava konusu kazadan kaynaklanan daimi maluliyet oranının belirlenmesi için..... Dalı Başkanlığından alınan raporda, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre davacının daimi maluliyet oranının %4 olduğu, Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre daimi maluliyet oranının %0 olduğu belirlenmiş olup kaza tarihi olan 01.07.2016 tarihi itibariyle uygulanması gereken Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre davacının kazadan kaynaklanan daimi maluliyetinin bulunmadığı, yaralanmasının araz bırakmadan iyileştiği anlaşıldığından davacının sürekli işgöremezlik tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken davacının dava konusu kazadan kaynaklanan daimi maluliyetinin %4 oranında olduğu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli olmamıştır. Bu husus, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması ve yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.<br>Açıklanan nedenlerle, HMK’nın 355. maddesi gereğince, istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlar yönünden yapılan inceleme sonunda; davalı vekilinin istinaf başvurusunun, sürekli işgöremezlik tazminatı yönünden kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK’nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca kaldırılması ve düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmesine, sair istinaf sebeplerinin esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>I-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, <br>HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca esas hakkında YENİDEN KARAR VERİLMESİNE,<br>Buna göre;<br>1-Davacının sürekli işgöremezlik tazminatı talebinin reddine, <br>2-Davacının 8.313,32 TL geçici iş göremezlik tazminatı ile 4.941,00 TL bakıcı giderinin, poliçede yer alan \"Kişi başı sağlık gideri\" teminatı kapsamında, temerrüt tarihi olan 17.06.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, davacının fazlaya ilişkin istemlerinin  reddine,<br>3-Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 905,40 TL karar harcının, davacı tarafından peşin harç olarak yatırılan 31,40 TL karar harcı ile ıslah talebinde alınan 1.213,00 TL karar harcının toplamı 1.244,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 339,00 TL harcın davacı tarafa iadesine, <br>4-Davacı taraftan alınan 905,40 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, <br>5-Davacı tarafından yapılan yargılama gideri; 31,40 TL başvuru harcı, 550,7‬0 TL posta ve tebligat gideri, 2.000,00 TL bilirkişi ücreti ve 2.500,00 TL adli tıp masrafı olmak üzere toplam 5.082,10 TL’nin, davanın kabul oranına (%3.7) göre hesaplanan 188,03 TL’sinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, kalan miktarın davacı üzerinde bırakılmasına,     <br>6-Davacı davasını bir vekil vasıtası ile takip ettiğinden karar tarihinde (2025 yılı) yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca ve Tarifenin 13/2 maddesi gözetilerek 13.254,32 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, <br>7-Davacı tarafça dosyaya sunulan beyan dilekçesi ile ... ... ... Şirketine vekalet ücreti olan 4.082,33 TL'nin Ankara 8. İcra Dairesi 2020/4993 dosyası kapsamında ödendiği belirtilerek söz konusu miktarın da yargılama gideri olarak taraflarına ödenmesine karar verilmesi istenmiş ise de davacı tarafın söz konusu talebinin İİK'nın 40. maddesi uyarınca yerine getirilecek olması karşısında  anılan hususla ilgili karar verilmesine yer olmadığına,<br>8-Davalı davasını bir vekil vasıtası ile takip ettiğinden davanın reddedilen kısmına göre davalı taraf yararına karar tarihinde (2025 yılı) yürürlükte bulunun Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca ve Tarifenin 13/2 maddesi gözetilerek 13.254,32 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa ödenmesine,<br>9-Dava tarihi itibariyle, zorunlu arabuluculuk kurumunun mevcut bulunmaması nedeniyle bu konuda yapılan bir gider olmadığından bu konuda yargılama gideri hükmedilmesine yer olmadığına,      <br>10-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgilisine iadesine,<br>II - İSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN:<br>\t1-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde davalıya iadesine,<br>\t2-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yatırılan 492,00 TL istinaf başvurma harcının davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,<br>\t3-Davalı tarafından yatırılan istinaf gider avansından kullanılmayan kısım var ise HMK'nın 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde davalıya iadesine, <br>5-Kararın taraflara tebliğine,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın usulen tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 19.06.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. <br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br> <br><br>Üye <br><br><br>Üye <br><br><br>Katip <br> <br><br><br>             * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cfd28052fb0f3291","SID":"3868fecda4b92e37"}}