{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C.<br>DENİZLİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  4. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: ...<br>KARAR NO\t: ...<br>KARAR TARİHİ\t: 01/07/2025<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...<br>ÜYE\t\t: ...<br>ÜYE\t\t: ...<br>KATİP\t\t: ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ...<br>TARİHİ\t\t: ...<br>NUMARASI\t\t: ...<br><br>DAVACI\t: ...<br>VEKİLLERİ\t: ...<br>DAVALI\t: ...<br>VEKİLİ\t: ...<br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>G.KARAR YAZIM TARİHİ\t: ...<br>İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde;  taraflar arasındaki ticari iş ilişkisi gereği müvekkiline ait işletmenin, davalı firmaya fason tekstil ürünü ürettiğini, bu nedenle müvekkilinin yaptığı iş karşılığı 16/11/2023 ve 15/12/2023 tarihli iki fatura düzenlediğini ve karşı yana ilettiğini, taraflar arasında kararlaştırılan işlerin süresi içinde bitirilerek davalıya teslim edildiğini ve ayrıca iş bedellerini içerir faturaların da iletildiğini, ancak karşı yanca faturalara itiraz edilmediği gibi her iki fatura bedelinin de kararlaştırılan sürede müvekkiline ödenmediğini, bu nedenle taraflarınca ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası kapsamında icra takibi başlatıldığını, bunun ardından karşı yanca; 16/11/2023 tarihli fatura bedeli olan 198.275,00-TL nin müvekkiline 02/02/2024 tarihinde haricen ödendiğini, ancak davalının kısmi ödeme yapmasına rağmen; ödeme emrine itiraz ettiğini ve bunun üzerine takibin durdurulmasına karar verildiğini, takibin durdurulmasının ardından aynı gün taraflarınca 13/02/2024 tarihinde ... Arabuluculuk Bürosuna işbu davanın açılabilmesi adına dava şartı arabuluculuk başvurusu yapıldığını, sonrasında karşı yanca aynı gün yani 13/02/2024 günü, 15/12/2023 tarihli fatura bedeli olan 229.404,38-TL tutarında haricen ödeme yapıldığının öğrenildiğini, ancak faturalar ile irsaliyeler incelendiğinde, fatura bedellerinin, faturalar üzerinde belirtilen süreler dahilinde ödenmediği gibi bu süreler geçtikten çok sonra icra takibinin başlatıldığını, takibe itirazın ardından diğer fatura bedeli de ödenmişse de; karşı yanca icra vekalet ücreti ve icra dosya masraflarının ödenmediğini belirterek, itirazın iptali ve takibin devamına, ödenmeyen alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere, kötü niyetli davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde; görev itirazlarının bulunduğunu, davacı tarafın talebini kabul anlamına gelmemek kaydıyla, iş bu itirazın iptali davasında alacaklının, takipte dayanmadığı belgeler dışındaki başka belgelere dayanmasının mümkün olmadığını, davacı tarafın icra takibi kapsamında takip dayanağının faturadan kaynaklı olduğu bildirmişse de, iş bu dava kapsamında başkaca belgelere dayanarak talepte bulunduğu dikkate alındığında davacı tarafın iddiasını ve taleplerini genişletmesine muvafakatlerinin bulunmadığını, davacı tarafın icra takibi kapsamında dava dilekçesindeki belgelere dayanmadığı dikkate alınarak haksız davanın reddini talep ettiklerini, davacı tarafın dava dilekçesinde 16/11/2023 ve 15/12/2023 tarihli iki fatura düzenlendiği ve müvekkili şirkete tebliğ edildiğini, müvekkili şirket tarafından haricen ödemeler yapıldığını, fatura bedellerinin ödenmiş olmasına rağmen faiz ile icra dosya masrafları ve vekalet ücretinin ödenmemesi sebebiyle itirazlarının tamamen haksız ve kötü niyetli olduğunu iddia ettiğini, ancak müvekkili şirketin davacı tarafın iddia ettiği gibi bir borcunun bulunmadığını, davacı tarafın haksız davasının reddi gerektiğini, davacı tarafın iddia ettiği faturaların gerçeği yansıtmadığını, müvekkili şirketin ... ilinde tekstil alanında faaliyet gösteren bir şirket olduğunu, müvekkili şirketin davacı tarafa fason işçilik için malzemeleri sevk ettiğini, davacı taraf malzemelerin dikimini gerçekleştirdiğini, dikimi gerçekleştirdikten sonra malzemeleri müvekkiline sevk etmeden sevk etmiş gibi sevk irsaliyesi ve fatura düzenlediğini, fakat davacı taraftan dikimi yapılan bir kısım malzemelerin siparişlere uygun şekilde hazırlanmadığını, söz konusu malların bozuk ve ayıplı şekilde hazırlandığını, buna rağmen davacı tarafın dikimini gerçekleştirdiği malların müvekkili şirketçe Ocak ayı sonunda teslim alındığını, davacı tarafın öncesinde sevk irsaliyesi düzenlendiği için tekrardan sevk irsaliyesi düzenlemediğini, davacı tarafın haksız kazanç elde etme gayesi içerisine girdiğini ve müvekkili şirket aleyhine haksız ve hukuka aykırı icra takibinde bulunduğunu, kaldı ki, müvekkili şirket tarafından da davacı tarafın yapmış olduğu işçiliğe ilişkin tüm bedeller ödenmiş olması sebebiyle de davaya ve icra takibine konu faturalar kapsamında davacı tarafa borcu bulunmadığını, nitekim davacı tarafın da söz konusu faturalara ilişkin bedellerin tamamının ödendiğini beyan ettiğini, bu sebeple davacı tarafın haksız ve kötüniyetli iş bu davasının reddi gerektiğini, davacı tarafın dava dilekçesinde icra-inkar tazminatı talep ettiğini, ancak  kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacı tarafından talep edilen alacağın muayyen bir alacak olmadığını ve davacı tarafından talep edilen alacak kaleminin likit bir alacak olmadığından davacı tarafın icra-inkar tazminatı talebinin reddi gerektiğini <br>savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br> İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasında tekstil ürünü satım sözleşmesinden kaynaklı ticari ilişki bulunduğu, takibe konu alacağın temelini oluşturan faturaların taraf defterlerinde kayıtlı olduğu, faturalardaki mal tesliminin gerçekleştiği, davalı tarafından icra takibinden sonra dava tarihinden önce ödeme yapıldığı, ödemelerin öncelikli olarak faizden düşülmek suretiyle hesaplanması gerektiği, mahkemece de itibar edilen bilirkişi raporuna göre davacının alacağının 833,13 TL olduğu anlaşılmakla, gerekçeli ve denetlenebilir bilirkişi raporuna itibar edilerek davacının davasını ticari defter ve kayıtlar ile ispat ettiğini, itirazın iptali davasına özgü bir sonuç olan icra inkâr tazminatı, niteliği gereği, ancak itirazın iptali davası sonucunda davanın tamamen veya kısmen kabulüne karar verilmesi koşuluna bağlı olarak, hükmolunan miktar üzerinden tahsiline karar verilebilecek bir tazminat olup mutlaka, açılıp kısmen de olsa kabul ile sonuçlanmış bir itirazın iptali davası bulunması gerektiğini, somut olayda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması, alacağın faturaya dayalı olması, taraflarca bilinebilir ve hesaplanabilir nitelikte olmasından dolayı asıl alacak üzerinden icra inkar tazminatına hükmedildiğini, takip borçlusu yararına kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için; geçerli bir icra takibi yapılmış olması, geçerli bir itirazın olması, süresinde açılmış bir itirazın iptali davası olması, davacının takibinde ve itirazın iptali davası açmada haksız ve kötü niyetli olması, itirazın iptali davasının reddedilmiş olması gerektiğini, somut olayda, davacı tarafın kötü niyetinin sübut bulmadığı gerekçesiyle sonuçta, davanın kısmen kabulü ile, davalının ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına yapmış olduğu vaki itirazın iptali ile takibin 833,13 TL üzerinden devamına, 833,13 TL alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; taraflar arasındaki ticari iş ilişkisi gereği müvekkiline ait işletmenin, davalı firmaya fason tekstil ürünü ürettiğini, bu nedenle müvekkilinin yaptığı iş karşılığı 16/11/2023 ve 15/12/2023 tarihli iki fatura düzenlediğini ve karşı yana ilettiğini, bu faturalar ile irsaliyelerin de dosyaya sunulduğunu, ayrıca taraflar arasındaki bu alacak ilişkisinin incelenen defterlerle de ispatlandığını, taraflar arasında kararlaştırılan işlerin süresi içinde bitirilerek davalıya teslim edilmiş ve ayrıca iş bedellerini içerir faturalar da iletildiğini, ancak; karşı yanca faturalara itiraz edilmediği gibi her iki fatura bedelinin de kararlaştırılan sürede müvekkiline ödenmediğini, bu nedenle taraflarınca ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası kapsamında icra takibi başlatıldığını, icra takibinin ardından karşı yanca; 16/11/2023 tarihli fatura bedeli olan 198.275,00-TL nin, müvekkiline takip tarihinden yaklaşık 1 ay sonra 02/02/2024 tarihinde haricen ödendiğini, ancak davalının kısmi ödeme yapmasına rağmen; kendisine tebliğ edilen ödeme emrine karşı borca itiraz ettiğini ve bunun üzerine ... İcra Müdürlüğü tarafından 13/02/2024 tarihinde hiç bir vekalet ücreti ve icra masrafını almaksızın hatalı olarak sehven takibin durdurulmasına karar verildiğini, takibin durdurulmasının ardından aynı gün taraflarınca 13/02/2024 tarihinde ... Arabuluculuk Bürosuna işbu davanın açılabilmesi adına dava şartı arabuluculuk başvurusu yapıldığını, sonrasında karşı yanca aynı gün yani 13/02/2024 günü, 15/12/2023 tarihli fatura bedeli olan 229.404,38-TL tutarında haricen ödeme yapıldığının öğrenildiğini, ancak arabuluculuk sürecinde karşı yan icra vekalet ücreti ve masrafları ödemediğinden anlaşamama olarak sonuçlandığını, bununla birlikte faturalar ile irsaliyeler incelendiğinde görülecektir ki; fatura bedellerinin, faturalar üzerinde belirtilen süreler dahilinde ödenmediği gibi bu süreler geçtikten çok sonra icra takibinin başlatıldığını, alacaklıya yapılan ödemelerin de icra takibinden 1 ay sonra yapılan ödemeler olduğunu, alacaklı müvekkilinin bu durumu söylemesine rağmen borçlu şirketin icra dosyasına borcu ödemediğini, icra masrafları ve vekalet ücretinden kaçınmak için ödemeleri müvekkilinin hesabına yaptığını, ilk derece mahkemesi kararında alacaklarının 833,13-TL olduğu belirtilerek bu  tutar üzerinden karar verildiğini, ancak bu tespit yapılırken icra dosyasındaki vekalet ücreti, faiz ve icra dosya masraflarının hiçbir şekilde dikkate alınmadığını, ancak dava konusu yaptıkları kısmın sadece kalan alacak değil bir lira bile ödenmemiş yargılama giderleri icra takip harç ve masrafları ve vekalet ücretleri için de dava açıldığını, kaldı ki davaya konu takipte borçlunun ödemeyi icra taikibinden yaklaşık 1 ay sonra yaptığını, yerel mahkeme dosyasında alınan bilirkişi raporunda alacak kısmının kalanının hesaplandığını ancak vekalet ücreti ve icra harç ve masraflarının hesaplanmadığını, yerel mahkemenin de eksik rapora göre hüküm kurduğunu, alacaklarının 833,13-TL olduğu belirtilerek bu  tutar üzerinden karar verildiğini, ancak bu tespit yapılırken icra dosyasındaki vekalet ücreti, faiz ve icra dosya masraflarının hiçbir şekilde dikkate alınmadığını, ancak dava konusu yaptıkları kısmın sadece kalan alacak değil bir lira bile ödenmemiş yargılama giderleri icra takip harç ve masrafları ve vekalet ücretleri için de dava açıldığını, her ne kadar yerel mahkemenin karar gerekçesine, takipten sonra yapılan ödeme düşüldükten sonra dava açılması gerektiği belirtilmişse de, hali hazırda davanın zaten anılı tutarlar düşüldükten sonra kalan vekalet ücreti, faiz ve icra dosya masraflarını içerir 73.436,78-TL tutarının esas alınarak açıldığını, ancak bu kural gözetilirken Yargıtay'ın da içtihat haline getirdiği bir diğer hususun göz ardı edilerek hüküm kurulduğunu, oysaki takip tarihi itibariyle tespit edilen toplam borç üzerinden borçlunun icra vekalet ücreti ve takip masraflarından sorumlu olacağı göz önünde tutularak bir karar verilmesi gerekirken anılı şekilde karar verilmesinin yerinde olmadığını, bununla birlikte; kararda yapılan ödemenin takipten sonra ancak davadan önce yapıldığı açıkça belirtilmiş olmasına rağmen, verilen hükmün adeta ödemenin takipten önce yapılmış gibi değerlendirildiği izlenimi uyandırdığını, Yerel mahkemece kısmen kabul kısmen red kararına dayalı olarak lehlerine hükmedilen vekalet ücretinin oldukça cüzi miktarda olduğunu, bununla davalı lehine matbu vekalet ücretine hükmedilmesinin de yerinde olmayıp kaldırılmayı gerektirdiğini, bununla birlikte; yine kararda lehlerine hükmedilen alacak miktarının oldukça düşük olduğundan icra inkar tazminatının da bunun üzerinden hesaplandığından bu tutarın da hakkaniyete aykırı olarak oldukça düşük kaldığını, bu nedenle istinaf incelemesi neticesinde kararın hesaplanan miktar yönünden ve buna bağlı olarak icra inkar tazminatı ile her iki tarafa hükmedilen vekalet ücreti yönünden kaldırılmasına karar verilmesini talep ettiklerini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. <br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: <br>Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;<br>Dava, satış sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali talebine ilişkindir.<br>Davacı alacaklının, ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası kapsamında icra takibi başlattığı, davalının asıl alacak ve ferilerine itiraz etmesi üzerine takibin durduğu, ancak daha sonra (davadan önce) davalı borçlu tarafından asıl alacağın ödendiği, davacı alacaklının eldeki dava ile, icra dosyasındaki vekalet ücreti, faiz ve icra dosya masrafları yönünden talepte bulunduğu anlaşılmaktadır. <br>İlk derece mahkemesince, davacının sadece faiz alacağını hesaplayarak, takibin faiz alacağı miktarı kadar devamına karar verilmiştir. Ancak, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 100. maddesi uyarınca kısmi ödemelerin öncelikle takibe konu alacağın faiz ve fer'ilerine mahsup edilmesi suretiyle dava tarihi itibari ile bakiye borç miktarının hesaplatılması gerekmektedir. Bu durumda, davaya konu icra takibine davalı/borçlu tarafından itiraz edilerek icra takibinin durması sağlanmış olduğundan ve mahkemece itirazın iptâli yönünde bir karar verilmediği sürece icra müdürlüğünce bu dosya üzerinde alacaklı istemi yönünden bir işlem yapılamayacağından, icra takip tarihinden itibaren işleyecek faiz, vekalet ücreti ve icra giderleri hakkında sonuç doğuracak şekilde itiraz konusunda yerel mahkemenin bir karar vermesi gerekmektedir. <br>Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf talebinin KABULÜ İLE; ... Mahkemesi'nin ... tarih, ... Esas ... Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,  <br>3-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcının talebi halinde kendisine iadesine, <br>4-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,  <br>5-İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile KESİN olarak karar verildi....<br>...<br> <br><br><br><br><br><br><br> <br><br>  Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"dd93d3e5031ff781","SID":"3cff74496bd34d00"}}