{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    <br>T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS    NO\t: 2021/2177 <br>KARAR NO\t\t: 2025/796<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 09/09/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/265 Esas  2021/446 Karar <br>DAVA\t\t: İTİRAZIN İPTALİ<br>KARAR TARİHİ            : 17/04/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ : 17/04/2025<br><br>İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/265 Esas ve 2021/446 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.<br>\t<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ...'ın müvekkili ... isimli şahıs şirketinden 14.02.2019 tarihinde toplam 316.465,81 TL'lik çeşitli malzemeler satın aldığını, söz konusu ürünlerin aynı anda davalıya teslim edildiğini ancak fatura borcu ile ilgili herhangi bir ödeme yapılmadığını, bunun üzerine davalı tarafa İzmir 16. İcra Müdürlüğü'nün 2020/1127 Sayılı dosyasıyla faturaya dayalı olarak 316.465,81 TL asıl alacak ve 26.687,17 TL işlemiş faiz toplamı 343.152,98 TL'nin tahsili amacıyla genel haciz yoluyla takip yapıldığını, davalının 27.01.2020 havale tarihli dilekçesi ile borca itiraz ederek takibi durdurduğunu, davalının dava konusu faturayı muhasebe kayıtlarında göstererek anılan faturayı kabul ettiği gibi karşılıklık esası gereğince müvekkilinin de ilgili faturayı muhasebe kayıtlarında bildirdiğini, fatura borcu ile ilgili herhangi bir ödeme yapılmadığı gibi fatura rakamının miktarı da göz önüne alındığında banka havalesi yoluyla ödenmesi gerektiğinin de aşikar olduğunu, davalı tarafın dava konusu faturayla ilgili herhangi bir banka havalesinin de mevcut olmadığını, davalı borçlu vekilinin asıl alacağının tüm faiz ve ferilerine ilişkin itirazının da yerinde olmadığını, alacağa ilişkin faiz miktarının kanuni faiz olup usul ve yasaya uygun olduğunu bildirerek fazlaya ilişkin her türlü dava ve talep hakkı saklı kalmak kaydı ile borçlunun icra takibine yaptığı itirazının iptaline ve takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın 14.02.2019 tarihli toplam 316.465,81 TL'lik üzere çeşitli malzemeler içeren kapalı olarak fatura düzenlendiğini, kapalı faturada kaşenin  faturanın alt kısmına vurulduğunu, ticari teamüller gereğinin kapalı fatura borcunun ödendiğinin göstergesi olduğunu, hayatın olağan akışı gereği bir tacirin para almadan kapalı fatura düzenlemesinin beklenemeyeceğini, iş bu davaya konu faturanın kapalı olması sebebiyle alacaklı olduğunun ispatının davacıya düştüğünü, davacı tarafın faturada belirtilen tüm malzemelerin müvekkile teslim edildiğini gösteren bir belge sunamadığını çünkü böyle bir belgenin olmadığını, söz konusu malzemelerin müvekkiline parasını ödediği halde teslim edilmediğini, faturaya ilişkin ödemenin müvekkili tarafından davacıya yapılmasından ve malzemelerin teslim edilmemesinden sonra müvekkili ile davacı taraf arasında husumet başladığını, birbirleri ile görüşmediklerini, bu sebeple davacı tarafın müvekkilini zarara uğratmak adına her türlü işlemi yaptığını, davacı tarafın kendi kusurlu olduğu bir hukuki ilişkide haksız olarak menfaat elde etmeye çalıştığını bildirerek haksız bir şekilde açılmış olan davanın tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İzmir 16. İcra Müdürlüğünün 2020/1127 sayılı dosyasında icra takibinin, ... tarafından ... aleyhine 14/02/2019 düzenleme tarihli 316.465,81 TL tutarlı fatura bedeline ilişkin olarak 316.465,81 TL asıl alacak, 26.687,17 TL işlemiş faiz toplamı üzerinden 342.152,98 TL üzerinden ilamsız takip yoluyla 22/01/2020 tarihinde başlatıldığı, davalının borca itirazı üzerine takibin durduğu  belirlenmiştir.<br>Takip konusu alacağın varlığı ve miktarının tespitine yönelik davacı ve davalı kayıtları üzerinde mali müşavir bilirkişi marifetiyle yaptırılan bilirkişi incelemesi sonunda dosyaya verilen 01/03/2021 tarihli raporda; Davacı ...'ın 2019 yılına ait yevmiye, defteri kebir ve envanter defterlerinin açılış süresi içinde yapıldığı, ancak yevmiye defterinin noterce kapanış onayının yapılmadığı, buna göre davacının 2019 yılında TTK'nun ticari defterlerinin tutulmasına ilişkin usul ve esaslara uyulmadığı, davacının defterlerinde takip tarihi itibariyle davalıdan herhangi bir alacağının veya davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığı, davalının 2019 yılı işletme defterinin defter-beyan sistemine göre tutulduğu, davalının işletme defterinin usulüne uygun olduğu, takip ve dava konusu faturanın davalının işletme defterinde kaydı bulunduğu, ancak işletme defterine  ancak İşletme defterine, yapılan ödemeler veya tahsilatlar kaydedilmediğinden bu defterlerden borç/alacak takibi yapılamadığı, ayrıca işletme defterine fatura kaydedilirken işlemin peşin veya veresiye olup olmadığına bakılmaksızın tüm faturaların kaydedildiği, dolayısıyla dava konusu faturanın davalının defterine kaydedilmiş olmasının davalının davacıya fatura tutarı kadar borçlu olduğu anlamına gelmediği, takip ve dava konusu faturada, davacı kaşesi ve imza yetkisi olanın imzasının faturanın üst kısmında olmadığı, faturanın tam ortası ile sonu arasında yer aldığının görüldüğü, bu tür faturaların uygulamada kapalı yani bedeli tahsil edilmiş fatura olarak muhasebeleştirildiği, tarafların ticari defter kayıtları, dava konusu faturanın incelenmesi, somut olayın koşulları, sunulan tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda, 14.02.2019 tarih, 03864 sıra numaralı ve 316.465,81TL tutarındaki faturanın kapalı fatura olarak düzenlendiği kanaatine varıldığı bildirilmiştir.<br>Alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamının değerlendirilmesinde; Davacı tarafça davalı aleyhine İzmir 16.İcra Müdürlüğünün 2020/1127 sayılı dosyası ile başlatılan ilamsız icra takibine davalının itirazı üzerine iş bu davanın açıldığı, takip konusu fatura içeriği malların davalı tarafa teslimine ilişkin bir belgenin bulunmadığı, ancak faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olduğu ve faturanın kapalı fatura olarak düzenlendiği, kapalı faturanın bedeli tahsil edilmiş fatura olarak muhasebeleştirildiği, davacı kayıtlarında takip ve dava konusu faturanın kayıtlı olduğu ancak alacağın tahsil  kaydı yapılarak hesabın sıfırlandığının bilirkişi raporuyla tespit edildiği, davacının ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulmasından sorumlu olduğu, davacı kayıtlarıyla sübut bulmadığı...\" gerekçesi ile; Davanın Reddine karar verilmiş, verilen bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br><br>İSTİNAF NEDENLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı ...'ın, müvekkili ... adlı şahıs şirketinden 14/02/2019 tarihinde toplam 316.465,81.TL'lik fatura içeriğinden de görüleceği üzere çeşitli malzemeler satın aldığını, söz konusu ürünlerin aynı anda davalıya teslim edildiğini ancak davacının ödemesi gereken fatura borcu ile ilgili herhangi bir ödeme yapmadığını, davalının yaptığı ödemelerini belge ile ispatlaması gerektiğini, davalının ödeme savunmasını belge ile ispatlayamadığını, davada temel sorunun davalı ve davacının kardeş olması ve muhasebecilerinin aynı kişi olması olduğunu, ticari defterleri kapatırken fazlalıkları ve borçları iki defterde birbirine eşitlemeye çalışan muhasebecinin kardeşler arasında bu durumun sorun teşkil etmeyeceğini düşünmesinden dolayı müvekkilinin mağduriyetine yol açtığını, bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, yeni bir bilirkişi raporu alınması gerektiğini ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.  <br><br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: <br>Dava, fatura alacağının tahsili için yapılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.  <br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun ispat yükü başlıklı 190. maddesinde; “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.<br>               (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir” şeklinde düzenleme getirilmiştir.<br>Aynı Kanun’nun Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı 222. Maddesi; \" (1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.<br>(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.<br>(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.<br>(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.<br>(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.” şeklindedir.\t\t<br>Türk Ticaret Kanunu’nda faturanın tanımı yapılmamıştır. Vergi Usul Kanunu'nun 229. maddesinde yer alan tanımlama  ise; \"Fatura satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari bir vesikadır” şeklindedir. Bu durumda fatura; “ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari bir belge niteliğindedir.” şeklinde tanımlanabilir.<br>TTK'nın 21. maddesinde faturaya ilişkin \"Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir. Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. Telefonla, telgrafla, herhangi bir iletişim veya bilişim aracıyla veya diğer bir teknik araçla ya da sözlü olarak kurulan sözleşmelerle yapılan açıklamaların içeriğini doğrulayan bir yazıyı alan kişi, bunu aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde itirazda bulunmamışsa, söz konusu teyit mektubunun yapılan sözleşmeye veya açıklamalara uygun olduğunu kabul etmiş sayılır.\" şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir. Bu yasal düzenlemelerden çıkan sonuç; fatura  düzenlemesi için öncelikle taraflar arasında akdi  bir  ilişkinin  bulunmasının gerekli  olduğudur. Ticari işletmeye ilişkin olarak ve belli faaliyetlerde bulunma halinde tacirler tarafından o faaliyetle ilgili olan karşı taraf adına düzenlenmesi gereken ticari bir belge niteliğindeki fatura, sözleşmenin yapılması ile ilgili olmayıp, taraflar arasında yapılmış bir satım, hizmet, istisna ve benzeri sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Öyle ki, taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge fatura olmayıp, olsa olsa icap mahiyetinde kabul edilebilecek bir belge sayılacaktır. Anılan madde hükmü ile, faturanın özellikle tacirler arasında ifaya yönelik bir  ispat aracı olduğu, süresinde itiraz edilmemekle münderecatından sayılan hususlar yönünden  düzenleyen lehine, adına fatura düzenlenenin aleyhine, bir karine getirilmiştir. Faturanın  adına  tanzim  edilen  aleyhine  ispat  vasıtası  olması, yani faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi yukarıda ayrıntısı açıklanan yasa hükmünden kaynaklı karineden kaynaklanmaktadır. Buna göre; fatura düzenleyen  tacirin alınan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim  edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili olarak düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmesinin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gereklidir. Maddede yer alan karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir.<br>Fatura sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olduğu için süresinde itiraz olunmamak suretiyle kabul edildiği varsayılan fatura içeriği ancak sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak faturada yer alması olağan sayılan satılan malın cinsi veya yapılan işin adedi, türü, bedeli gibi hususlara ilişkin delil olabilir. Sözleşmenin kuruluşu aşamasında başta var olmayıp, ifa ile ilgili hususlarda sözleşmeyi değiştiren ve diğer tarafın durumunu ağırlaştıran kayıtların sonradan faturaya konulması durumundaki buna muhatabınca itiraz edilmese dahi bu kayıtların faturanın zorunlu ve olağan içeriğinden kabul edilmesi, düzenlemenin şekline olduğu kadar amacına da aykırı düşecektir.<br> Sadece faturanın tebliğ edilmesi ve tebliğden itibaren sekiz gün içinde itiraz edilmemesi akdi ilişkinin varlığının kanıtı değildir. Bu nedenle akdi ilişkinin inkârı halinde faturayı düzenleyen kimsenin bu ilişkinin varlığını ve faturaya konu malların teslim edildiğini kanıtlaması gerekir.<br>  Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle hükme esas alınan bilirkişi raporunun oluşa, somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olmasına, takibe dayanak faturanın kapalı fatura olmasına ve davacı ticari defterlerinde ödendiğinin kayıtlı olmasına, kapalı fatura bedelinin ödendiğine ilişkin karinenin aksini iddia eden davacının kesin delillerle ispatlayamamasına, yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/09/2021 tarih ve 2020/265 Esas 2021/446 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, <br>2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 615,40.TL maktu karar harcından peşin olarak alınan 59,30.TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10.TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,    <br>3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadan karar verildiğinden davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 17.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.\t<br>\t\t\t<br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"136353b6a41f11d1","SID":"34af8bf3c7153d7a"}}