{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"> T.C.<br>DENİZLİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  4. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t:  <br>KARAR NO\t: <br>KARAR TARİHİ\t: <br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: <br>TARİHİ\t\t: <br>NUMARASI\t\t: <br><br>DAVACI\t: ... ...<br>VEKİLİ\t: Av. ... <br>DAVALI\t: ...  -... ...<br>VEKİLİ\t: Av. ... <br>DAVANIN KONUSU\t: Alacak (Ticari Satım Nedeniyle)<br>G.KARAR YAZIM TARİHİ\t: 27/06/2025<br>İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili firma tarafından davalıya  satış ve teslimi yapılan mal ve hizmet bedelleri karşılığında 11 adet USD karşılığı fatura düzenlediğini ve fatura bedellerine karşılık peyderpey tahsilatın yapıldığını ancak  8.459,61 USD tutarında bakiye alacaklarının kaldığını,  müvekkili şirket ile davalı firma arasındaki ticari ilişki nedeniyle kendilerine toplamda 167.832,77 USD tutarındaki faturalar düzenlendiğini, davalı firmadan 159.373,16 USD tutarında tahsilatın yapıldığını ve halen 8.459,61 USD tutarında bakiye alacaklarının bulunduğunu, davalı firmadan yapılan tahsilatların fatura tarihindeki kur kaşılığı olarak 159.373,16 USD tutarında tahsilat yapılmış ise de bu tahsilatların da vadesinde yapılmayıp geç ödenmiş olması nedeniyle davalı firma nezdinde talep ve dava edilebilir kur farkı alacaklarının da doğduğunu, geç ödemeye bağlı oluşan kur farkı alacaklarının ayrıca faturalandırılıp davalıdan talep ve dava edileceğini,  geç ödemeye bağlı maddi kayıplarının  telafisi için \"kur farkı\" ve \"vade farkı\" adı altında ayrıca talep ve dava haklarını  saklı tuttuklarını davaya konu ettikleri tutarın faturalarda yazılı fatura içeriği USD cinsinden alacaklarının ödenmeyen bakiye kısmı ile sınırlı olduğunu, ödenmeyen bakiye bedelleri için .... Noterliği'nin .... tarih .... yevmiye numaralı ihtarname çekildiğini, ihtarnameye rağmen alacaklarının ödenmediğini, davalının sözlü ve yazılı olarak bildirimlerine karşı müvekkiline olan borcunu ödemediğini, müvekkilinin 11 adet fatura içeriği 167.832,77 USD tutarındaki ticari alacaklarından  kalan 8.459,61 USD tutarında bakiye alacaklarının  tahsili için bütün hukuki süreçler işletildiğini belirterek geç ödemeye bağlı maddi kayıplarının telafisi için  \"kur farkı\" ve \"vade farkı\" alacaklarının ve fazlaya ilişkin diğer haklarının saklı kalmak kaydıyla müvekkili firmadan fatura tarihi itibariyle davalıdan faturaya ve cari hesap ilişkisine dayalı  8.459,61 USD bakiye hesap alacaklarına yönelik olarak açılan 8.459,61 USD bakiye alacaklarının fiili ödeme tarihindeki TL karşılığının temerrüt tarihinden itibaren Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı ile birlikte davalıdan tahsil edilerek müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından, müvekkili şirketle ticari ilişkisinin olduğunu  belirterek taraflar arasındaki sözleşmeye davalı olarak iş bu davanın ikame edildiğini, dava dilekçesi ekinde sunulmayan varlığı iddiaya dayalı sözleşme ile ticari ilişkinin kurulduğunu kabule dayanan davaya ilişkin olarak müvekkilinin, davacı şirkete hiç bir borcunun olmadığını, davacının delillerinin kendi sistemi ve faturalardan ibaret olduğunu, davacı tarafından ödemelere ilişkin olarak somut bir husus sunulmadığını, uyuşmazlık konusunun sözleşmeye dayalı olduğunu ve tarafların tümünün tacir olmadığından davacının ticari dava niteliğini taşımadığını, uyuşmazlığın çözümünde Asliye Hukuk mahkemelerinin görevli olduğunu bu nedenle görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini belirterek öncelikle görevsizlik kararı verilmesini, mahkeme aksi kanaatte ise davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; \"Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan deliller, dava ve savunmalar, hesap bilirkişisi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; dava; davacının, cari hesap ekstrasında bulanan mallarının satışından kaynaklanan bakiye alacağının bulunup bulunmadığı, var ise tazmini istemine ilişkindir. Her ne kadar davalı vekili müvekkilinin tacir olmadığını ve Mahkememizin görevli olmadığını iddia etmiş ise de, .... Dairesinden gelen yazı cevabına göre, davalının tacir olduğu anlşılmıştır. HMK 222/3. maddesi gereğince 19/11/2024 tarihli ön inceleme duruşmasının 2 nolu ara kararı gereğince, taraflara  ihtarat yapılarak defterlerinin ibrazı istenilmiş ise de verilen sürede  davacı tarafça defterler ibraz edilmiş ancak davalı tarafça defterler ibraz edilmemiştir. HMK 222.maddesine 22.07.2020 tarihinde eklenen 3.fıkra gereğince davalı taraf süresinde defterlerini ibraz etmediğinden usulüne uygun tutulan davacı tarafın defterleri davacı lehine değerlendirilerek bu defterlerdeki kayıtlara itibar edilmiştir. 20/01/2025 tarihli bilirkişi raporuna göre davacının ticari defterlerinde yapılan inceleme sonucunda; davalı adına düzenlemiş olduğu fatura bedeli olan 8.459,61 USD alacağının davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve davalıdan  alacağının bulunduğu, ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, açılış ve kapanış tasdiklerinin yapıldığı, kayıtların birbirini doğruladığı belirtilmiştir. Buna göre taraflar arasındaki ticari alım-satım ilişkisi neticesinde davalının davacıya ödenmemiş 8.459,61 USD borcunun bulunduğu tüm dosya kapsamına göre sabit olduğundan, davanın kabulüne ile, 8.459,61 USD'nin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasanın 4/a maddesine göre işleyecek faizi ile birlikte ve fiili ödeme tarihindeki T.C .... karşılığı Türk Lirası olarak tahsili ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine\" dair karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davalı vekili  istinaf başvuru dilekçesinde özetle; TTK'nın 3.maddesinde \"Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir.\" hükmü düzenlendiğini, bir davanın ticari dava olup olmadığının ise, TTK'nın 4.maddesinde gösterilen ilkelere göre belirlenmekte olup, öğretide benimsenen görüşe göre de ticari davalar kendi aralarında mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olmak üzere ikiye ayrıldığını, mutlak ticari davalar için tarafların sıfatlarına ve dava konusunun ticari işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmazken, nispi ticari davalarda dava konusunun ticari işletme ile ilgili olup olmadığı kriter olarak kabul edildiğini, TTK'nın 4.maddesinde ticari davalar sayılmış olup bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent hâlinde sayılan davalardan olması gerektiğini, öncelikle davalı tacir sıfatına sahip olmayıp, dava konusu uyuşmazlığın Türk Ticaret Kanununda ticari dava olarak sayılan konulardan da olmadığını, o halde, davanın tüm tarafları tacir olmadığından ve uyuşmazlık sözleşmeden kaynaklı olup, mutlak ticari dava (TTK 4-5 md) niteliği taşımadığından uyuşmazlığın çözümünde Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğunu, davacıya karşı alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davalı şirketle ticari ilişkisinin olduğunu, bu meseleye ilişkin sorun kamu düzenine ilişkin olduğunu, davanın esasına girilebilme şartlarından biri HMK madde 114’te belirtilen dava şartların noksanlığı halinde davanın usulden reddi gerektiğini, nitekim davacı vekilinin beyanları doğrultusunda işbu sözleşmenin/anlaşmanın kurulduğunu kabul etmemizin hiçbir hukuki dayanağının olmadığını, taraflar arasında bir sözleşmeye dayalı işbu dava ikame edilmişse de; dilekçe ekinde sunulmamış varlığı iddiaya dayalı sözleşme ile ticari ilişkinin kurulduğunu kabule dayanan davaya cevap verme zorunluluğunun hasıl olduğunu, davalı şirkete hiçbir borcu olmadığı gibi ekte görüleceği üzere de sunulan deliller davacının salt kendi sistemi ve faturalarından ibaret olduğunu, kabul beyanı olmamakla birlikte davalının yaptığı iş tacir sıfatına haiz olsa dahi ödemelere ilişkin somut bir husus sunmadan davaya cevap beklemenin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacının hiçbir şekilde davalının alacağının da bulunmadığını beyan ederek  kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: <br>Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;<br>Dava, fatura ve cari hesap ilişkisine dayalı alacak istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine karara karşı davalı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesi uyarınca ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.<br>Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK m.222, f.4).<br><br>Yapılan açıklamalar kapsamında dosyanın tetkikinde; dosyadaki belgelere, mevcut delil durumuna, kararın dayandığı delillerle belirtilen gerekçelere göre; dosya arasında bulunan 07/05/2024 tarihli müzekkere cevabına göre davalının esnaf sınırını aştığı, dolayısıyla eldeki davada Ticaret Mahkemesinin görevli olduğu, mahkemece taraflara usulünce kesin süre verilmesine rağmen davalı tarafından ticari defterlerinin ibraz edilmediği, mahkemece aldırılan bilirkişi raporuna göre davacının delil niteliğindeki ticari defterilerinin davacının iddiasını ispatladığı anlaşılmakla mahkemece yazılı şekilde karar verilmesinin yerinde  olduğu anlaşılmıştır.<br><br>Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların yerinde olmamasına, mahkeme gerekçesinin  ayrıntılı ve denetime elverişli bulunmasına,  kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine  karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;<br>1-.... Mahkemesi'nin .... Esas, .... Karar sayılı dosyasında verilen 11/03/2025 tarihli karara karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-Alınması gereken 19.400,00 TL harçtan peşin alınan 4.850,00 TL harcın mahsubu ile kalan 14.550,00  TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA,<br>3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar yararına vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>4-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, <br>5-HMK’nın 359/4. maddesi uyarınca iş bu kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oybirliği ile HMK'nun 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak karar verildi. 26/06/2025\t\t\t<br>...<br>Başkan ...<br> <br>...<br>Üye ...<br> <br>...<br>Üye ...<br> <br>...<br>Katip ...<br> <br>Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"203640a4d396c4b1","SID":"1224907891cd4fab"}}