{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"> T.C.<br>DENİZLİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  4. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: <br>KARAR NO\t: <br>KARAR TARİHİ\t: <br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: <br>TARİHİ\t\t: <br>NUMARASI\t\t: <br><br>DAVALILAR\t: 1-...<br>\t  2-... - ...\t<br>VEKİLİ\t: Av. ...  <br>DAVACI\t: ... <br>VEKİLİ\t: Av. ...  <br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>G.KARAR YAZIM TARİHİ\t: 27/06/2025<br>İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirketin inşaat malzemeleri toptan satışı, hazır beton imalatı, beton dökümü, çimentodan, betondan veya suni taştan karo döşeme taşı, kiremit, tuğla, boru vb. inşaat amaçlı ürünlerin imalat ve satışı, taş ocağı işletmeciliği vs gibi alanlarda faaliyet gösteren bir firma olduğunu, davacının davalı .... Şirketi ile davalının .... Bölgesindeki şantiyesine beton dökümü işlemini gerçekleştirmek üzere anlaştığını, iş bu beton satış sözleşmesine istinaden şantiyeye beton dökümünü dava dışı müteahhit firma olan .... Ltd. Şti'nin üstlendiğini, bu nedenle davaya konu beton satışına dair irsaliye ve faturaların .... adlı firma adına düzenlendiğini, .... isimli şirket ile davacının anlaşmasının öncelikle alınmak istenilen beton tutarınca çek düzenlenerek ya da cirolanarak davacıya teslim edilmesi ve akabinde betonun alınması şeklinde olduğunu, peşin satış şeklinde anlaştıklarını, bu nedenle ilk olarak 14/11/2022 tarihli çekin teslim alındıktan sonra beton sevkine başlandığını, .... firması ve ...'nun vermiş olduğu taahhütnamede .... şantiyesine .... aracılığıyla gönderilen mal toplamının 264.362,60 TL borcun tamamını üstlendiklerini kabul ve taahhüt ettiklerini, davalıya .... aracılığıyla son mal sevkiyatının 06/12/2023 tarihinde yapılmış olup, bakiye alacaklarının tahsili için dava konusu yapılan 25/11/2022 tarihinde teslim alınan 25/02/2023 tarihli 250.000 TL'lik çekin karşılıksız çıktığını, dava dışı .... işlerinin kötüye gittiğini ve bu nedenle hem davacının hem de davalının işinin aksayacağının farkına varıldığında 30/04/2023 vade tarihli 03/12/2023 tarihinde teslim alınan 400.000 TL lik çekin şirkete 08/12/2022 tarihinde iade edildiğini, davalıların taahhütname ile farklı tarihlerde şantiyeye yapılan beton dökümüne ilişkin 28.12.2022 tarihinde verdikleri taahhütname ile işbu tarihten sonra vadesi gelecek olan ve .... tarafından keşide edilen çek bedellerinin ödenmemesi halinde borcun taraflarınca ödeneceğini garanti altına aldıklarını, diğer bir deyişle dava dışı .... firmasının davacı şirkete olan borcunu üstlendiğini, .... A.Ş .... Şubesi'nin .... çek nolu 200.000,00 TL bedelli çekine ait vade tarihi daha önce olduğundan işbu çekin davacı tarafından tahsil edilmiş ancak aynı bankanın 25/02/2023 vade tarih, .... çek nolu 250.000,00 TL bedelli çekinin karşılıksız çıktığını, karşılıksız çıkan 250.000,00 TL bedelli çek için .... Tic. Ltd. Şti aleyhine .... Müdürlüğü'nün .... esas sayılı icra dosyası ile takibe geçilmiş ancak dava dışı firmanın borca batık durumda olduğunu ve alacaklarının tahsil imkanının bulunmadığının öğrenildiğini, alacaklarını tahsil edebilmek amacıyla taraflarına davalılar aleyhine de tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davaya konu .... Müdürlüğü'nün .... Esas savılı dosyası ile 7 örnek icra takibine başlanıldığını, davalı borçluların borca itiraz etmesi üzerine takibin durdurulduğunu, tüm bu açıklanan sebeplerle icra takibindeki asıl alacak tutarını, davalıların tacir sıfatıyla hesapları kontrol ederek taahhüt etmiş oldukları 264.362,60 TL yerine şimdilik kısmi olarak 178.061,25 TL üzerinden talep ederek, bakiye alacak haklarını saklı tutarak alacaklarını tahsil edebilmek ve duran icra takibine devam edebilmek için iş bu davanın açılması zorunluluğunun hasıl olduğunu, davalılarca, dava dışı .... şirketinin davacıya olan borcunu ödememesi halinde ödenmeyen kısmının ödeneceğinin taahhüt edilmesini, ancak gerek .... şirketi'nin borca batık bir şirket olduğunun anlaşılması ve alacaklılarından mal kaçırdığının tespit edilmesi gerek davalılarca üstlenilen borcun kötü niyetli olarak ödenmemesinden dolayı, davacının alacağının tahsilinde risk oluşması sebebiyle, davalılar hakkında İhtiyaten haciz kararı verilmesini, davalıların vergi kimlik numaraları ile TC kimlik numaraları üzerinden tespit edilecek araç ve taşınmazlarının kavdı üzerine ihtiyati haciz konulmasına, davalı borçluların icra takibine yaptıkları haksız ve kötü niyetli itirazlarının şimdilik kısmi olarak 178.061,25 TL üzerinden iptali ile icra takibinin bu miktar üzerinden faizleriyle birlikte kaldığı yerden aynen devamına, bakiye alacak haklarının saklı tutulmasına, davalıların kötü niyetli olarak yaptıkları itiraz nedeniyle icra takibinin durmasından dolayı, asıl alacak tutarının şimdilik kısmi olarak 178.061,25 TL üzerinden %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine ve tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacı tarafından yapılan yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine, arabuluculuk aşamasının davalıların uzlaşmaya yanaşmamasından dolayı anlaşamama ile sonuçlanması nedeniyle arabuluculuk vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; itirazın iptali davalarının, icra takibine bağlı davalardan olduğunu, itirazın iptali davasının konusunun, davacı tarafından takibe konu edilip de davalı tarafından itiraz edilen alacak kaleminden ibaret olduğunu, kanuna ve usule aykırı açılan  bu davada davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili olduğu şirket .... A.Ş.'nin davacı .... Ltd Şti borcu olmadığını, bu durumun ticari defter ve kayıtlarla sabit olduğunu, müvekkili olduğu şirketin ve müvekkili ...'nun dava dışı .... şirketiyle de hiçbir cari ilişkisi olmadığını, bu durumun da ticari defter ve kayıtlarla sabit olduğunu, ayrıca dayanak yapılan taahhütnameyi ve içeriğini kabul etmediklerini, taahhütnameyi kabul etmemekle birlikte taahhütnamede belirtilen şartların da oluşmadığını, dava dışı .... şirketi, davacı .... ’a 03.12.2022 tarihinde teslim ettiği 400.000,00 TL çek ve 25.11.2022 tarihinde teslim ettiği 250.000,00 TL çeklerle ödemesini yaptığını, davacı yanın bu durumu dava dilekçe ve eklerinde açıkça beyan edip bildirmiş olduğunu, çekin bir ödeme aracı olup, mevcut bir borcun tasfiyesi için verildiğini, davacı tarafın dilekçesinde belirttiği teslim aldığı ya da teslim aldıktan sonra iade ettiği çeklerle tahsilatı gerçekleştiğini, davacı yanın keza Dava .... şirketi ile tüm cari ticari alım satımının peşin ödeme ve sonrasında teslim çalışma prensibi ile çalıştığını dava dilekçesinde beyan ettiğini, .... Şti. ile sonradan 20.12.2022 tarihinde kesilen faturayla kurulan ticari ilişki neticesinde davalı şirket İdakem Kimya'nın  tüm ödemeleri tam ve eksiksiz yaptığını, bunun dışında davacıya müvekkillerinin hiçbir borcu olmadığını,  iddia edilen belgenin  taahhüt belgesi olduğu bir an için varsayılsa bile davacı yanın kefalet iddiasında bulunduğunu, davalılardan ...'nun belge tarihinde evli olduğunu, böyle bir taahhüt  verebilmesi için  eşinin açıkça rızası alınması gerektiğini,  davacı tarafın, .... şirketi ile kendi aralarındaki cari ilişki ve mal teslimleri konusunda şirketin ve tarafın hiçbir bilgisi olmadığını, davacı ile .... arasında bulunan ticari ilişkide davalı Şirket ve davalı ... bir taraf ve ilgili olmadığını, iddia edilen faturaların ve sevk belgeleri üzerinde “kaklık” kaydıyla yapılan işlemlerin davalılar lehine yapıldığı konusu farazi bir değerlendirme olmadığını, davalı şirket ve davalı ...'nun, .... şirketinin davacı .... ’a olan borcuyla ilgili hiçbir sorumluluğu, taahhüdü, kabulü bulunmadığını, zaten .... , dava dışı .... şirketinden aldığı çeklerle alacağını önceki tarihlerde tasfiye ettiğini, Ticari Defter kayıtları ve incelemeleri sonucunda açıkça ortaya çıkacağı üzere tüm bu sebeplerle davacı yanın hukuki dayanaktan kötü niyetli icra takibi ve davasına haklı sebepler ile itirazlarını tekrar ile davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; \"Kural olarak ticari temsilci şirket adına üçüncü kişi lehine kefalet sözleşmesi akdedebilir. Ancak mahkememizce dosya arasına alınan ticaret sicil kayıtlarında davalı ... şirket temsilcisi değildir. Basiretli tacir gibi hareket etmesi gereken davacı şirketin, davalı şirketin ticaret sicil kayıtları ve ticaret sicil ilanlarını inceleyerek temsilci olmayan ...'nun şirket adına vermiş olduğu taahhüdü kabul etmemesi gerekmektedir. Bu açıdan davalı şirket aleyhine açılan davanın reddine, diğer davalı ... açısından sözleşme kefalet ya da üçüncü kişinin edimini üstlenme olarak kabul edilmesi halinde TBK 584 üncü maddedeki eş rızası hususunun değerlendirilmesi gerekmektedir. Mahkememizce UYAP kayıtlarından yapılan incelemede davalı ... taahhütname tarihinde evlidir ve taahhütnamede eş rızası bulunmamaktadır. Davalı ...'nun şirket ortağı veya yöneticisi olmadığı bu sebeple de TBK 584/3 istisna maddesinin uygulanmayacağı gözetildiğinde taahhütnamedeki kefalet de geçersiz olacaktır. Kefalete ilişkin şekil şartlarının bulunmaması gözetildiğinde sözleşme ... açısından da geçersiz olacağından onun açısından da davanın reddine\" dair karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davacının, davalı .... . A.Ş şirketi ile davalı .... Bölgesi'ndeki şantiyesine beton dökümü işlemini gerçekleştirmek üzere anlaştığını, İşbu beton satış sözleşmesine istinaden şantiyeye beton dökümünü, dava dışı müteahhit firma olan .... Tic. Ltd. Şti.'nin üstlendiğini, müteahhit firma .... ile davalı İdakem kendi aralarında anlaştıklarından ve davacı şirket .... bir firmasını tanımadığından, davalının kendi taşınmazına dökülecek beton bedelini müteahhit ödemezse kendisinin ödeyeceğini taahhüt ettiğini, bu nedenle, davaya konu beton satışına dair irsaliye ve faturalar da .... Tic. Ltd, Şti adlı firma adına düzenlendiğini, anlaşmalarına göre, öncelikle alınmak istenilen beton tutarınca çek düzlenerek ya da cirolanarak davacıya teslim edileceğini ve akabinde beton alınacağını, kısacası tarafların peşin satış şeklinde anlaştıklarını, bu nedenle ilk olarak 14/11/2022 tarihli çek teslim alındıktan sonra beton sevkine başlandığını, davalı şirket adına ve şahsen ... müteselsilen kefil olduğunu taahhütnamede açıkça belirttiğini, davacıdan satın alınan betonun, davalı .... şirketine ait taşınmazın yapımında kullanıldığını, bu nedenle, İdakemin asıl borçlu olduğunu, kendisinin anlaştığı müteahhit firma .... şirketinin ise anlaşmaları gereği betonun bedelini ödeyeceğini, bu nedenle, fatura ve irsaliyelerin .... şirketi adına düzenlendiğini, şirketini tanımadığından ve davalının yönlendirmesi ile bu firma davacıdan beton satın aldığından davalı şirket ve yetkilisi beton bedeline kefil olduğunu, dolayısıyla, hem asıl borçlu hem de fatura kendi adına düzenlenmediğinden müteselsil kefil olduğunu, 28/12/2022 tarihinde de İdakem firması yetkilisi ..., İdakem şirketi adına ve şahsen müteselsilen kefil sıfatıyla borcu üstlenmeyi kabul ve taahhüt ettiklerini, davalıya .... şirketi aracılığıyla son mal sevkiyatının 06/12/2023 tarihinde yapılmış olup, bakiye alacaklarının tahsili için dava konusu yapılan 25/11/2022 tarihinde teslim alınan .... A.Ş .... Şubesi'nin 25/02/2023 vade tarih, .... çek nolu 250.000,00 TL bedelli çeki karşılıksız çıktığını, karşılıksız çıkan 250.000,00 TL bedelli çek için .... Tic. Ltd. Şti aleyhine .... 1... Müdürlüğü'nün .... esas sayılı icra dosyası ile takibe geçildiğini ancak dava dışı firmanın borca batık durumda olduğu ve alacaklarının tahsil imkanının bulunmadığının öğrenildiğini beyan ederek  tüm bu nedenlerle verilen yerel mahkeme kararının hatalı, eksik, usul ve yasaya aykırı olduğundan bahisle kararın ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: <br>Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;<br>Dava ,.... Müdürlüğünün .... sayılı dosyasında davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalılardan .... A.Ş'nin davalının .... Bölgesindeki şantiyesine beton dökümü hususunda anlaştıklarını, beton satış sözleşmesine göre beton dökümünü  dava dışı .... Şirketinin üstlendiğini, bu nedenle beton satışının dava dışı .... Şirketine yapıldığını, satılan bu betondan davacı şirketin alacağının bulunduğunu, bu alacak hususunda ise davalıların 28/12/2022 tarihli taahhütname verdiklerini ve borcu üstlendiklerini, bu nedenle davalılar aleyhine üstlenilen borç nedeniyle icra takibi başlatıldığını ancak takibe itiraz edilmesi üzerine eldeki itirazın iptali davasının açıldığını beyan etmiştir. <br>Davalılar vekili cevap dilekçesinde; 20/12/2022 tarihinde kesilen faturayla ticari ilişkinin başladığını, davalının bu fatura ve ticari ilişki nedeniyle ödemelerini tam olarak yaptığını, davalıların dava dışı .... şirketiyle hiçbir ticari ilişkilerinin bulunmadığını, bu durumun ticari defterleri ile sabit olduğunu ayrıca davalıların davacı şirkete borcunun bulunmadığını, bu hususun da ticari defterler ile sabit olduğunu, taahhütnameyi kabul etmemekle birlikte taahhütnamedeki şartların gerçekleşmediğini, davallı şirket temsilcisinin 13/08/2021 tarihinden itibaren dava dışı .... olduğunu, ayrıca davalı gerçek kişinin taahhüt tarihinde evli olup eşin rızası alınmadığından taahhüdün geçersiz olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. <br>Davacı ile davalı taraflar arasında yazılı bir sözleşmenin bulunmadığı ancak davalı tarafından dosyaya taahhütname başlıklı belgenin sunulduğu anlaşılmıştır. <br>Taahhütname başlıklı belgenin incelemesinde; .... Şirketine fatura edilmiş olan 264. 362,60 TL'nin .... Şirketi tarafından .... Limited Şirketine ödenmemesi durumunda bahsi geçen bedelden gerek .... Şirketinin gerekse şahsen sorumlu olunacağının belirtildiği görülmüştür. <br>.... Müdürlüğünün  .... sayılı dosyasının incelemesinde; alacaklının davacı .... , davalı borçlunun .... A.Ş ve ... olduğu, takip dayanağı belgenin 28/12/2022 tarihli taahhütname olduğu anlaşılmıştır. <br>Bilirkişi tarafından tarafların ticari defterlerinin incelenmesi sonucu düzenlenen 01/07/2024 tarihli bilirkişi raporunda; \"..Davacı ve davalı yanın 2022-2023 yılları ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerini süresi içerisinde yaptığı, tutulan defterlerin usule uygun olduğu, ticari defterlerin kendi içerisinde “birbirini teyit eder nitelikte olduğu ve lehe delil teşkil edebilecek güce sahip olduğu, dava dışı .... firmasının defterlerinin yeri bildirilmediğinden dolayı dava dışı firmanın defterlerinin incelenmediği, Maddi koşullar bakımından ise, yukarıda ilgili başlıklar altında gerekçeli ve ayrıntılı olarak belirtildiği üzere, davacı yanın ticari defterlerine göre, taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu, takip tarihi itibarıyla davacı yanın alacağının bulunmadığı, davalı yanın ticari defterlerine göre, taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu, takip tarihi itibarıyla davalı yanın borcunun bulunmadığı, takip tarihi itibarıyla taraflar arasında bakiyenin mevcut olmadığı, taraf defterlerinin birbirleri ile uyumlu olduğu davalıların imza ettiği 28.12.2022 tarihli taahhütnamede, dava dışı .... Ltd. Şti'nin davacı yana olan 264.362,60 TL tutarındaki borcunu 25.02.023 tarihine kadar ödememesi durumunda bu borçtan sorumlu olacağını belirtildiği, belirtilen tutarın davacı defterleri ile uyumlu olduğu, sayın mahkemenizce, davacı yanın alacağının sabit olduğuna hükmedilmesi durumunda, davacı yanın talebi gere; 178.061,25 TL asıl alacak için taahhütte belirtilen ödeme tarihi olan 25.02.2023 tarihinden takip tarihi olan 25.08.2023 tarihine kadar 11.254,45 TL reeskont avans faizi hesaplandığı..\" kanaatine varıldığını bildirmiştir. Dolayısıyla davacı alacağını ticari defterler ile ispat edemediği anlaşılmış olup; mahkemece bu yöndeki gerekçe yerinde bulunmuştur. <br>Ticaret Sicil Kayıtlarının incelemesinde;   dava dışı .... 'in 1/08/2024 tarihine kadar davalı  şirketi  münferiden temsile yetkili  yönetim kurulu başkanı atandığı , davalılardan ...'nun şirketin  sahibi,  ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi konumunda olmadığı görülmüştür. <br>Yapılan açıklamalar kapsamında somut olayın tetkikinde; uyuşmazlık davalıların takibe konu taahhütname nedeniyle davacı tarafa karşı sorumlu olup olmadıkları noktasında toplanmaktadır.<br>Mahkemece  \"Kural olarak ticari temsilci şirket adına üçüncü kişi lehine kefalet sözleşmesi akdedebilir. Ancak mahkememizce dosya arasına alınan ticaret sicil kayıtlarında davalı ... şirket temsilcisi değildir. Basiretli tacir gibi hareket etmesi gereken davacı şirketin, davalı şirketin ticaret sicil kayıtları ve ticaret sicil ilanlarını inceleyerek temsilci olmayan ...'nun şirket adına vermiş olduğu taahhüdü kabul etmemesi gerekmektedir. Bu açıdan davalı şirket aleyhine açılan davanın reddine karar verilmiştir.<br>Diğer davalı ... açısından; sözleşme kefalet ya da üçüncü kişinin edimini üstlenme olarak kabul edilmesi halinde TBK 584 üncü maddedeki eş rızası hususunun değerlendirilmesi gerekmektedir. Mahkememizce UYAP kayıtlarından yapılan incelemede davalı ... taahhütname tarihinde evlidir ve taahhütnamede eş rızası bulunmamaktadır. Davalı ...'nun şirket ortağı veya yöneticisi  olmadığı bu sebeple de TBK 584/3 istisna maddesinin uygulanmayacağı gözetildiğinde taahhütnamedeki kefalet de geçersiz olacaktır. Kefalete ilişkin şekil şartlarının bulunmaması gözetildiğinde sözleşme ... açısından da geçersiz olacağından onun açısından da davanın reddine karar vermek gerekmiş\" şeklindeki gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş olup; davalı gerçek kişinin yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı şekilde davalı şirket  temsilcisi olmadığı bu nedenle şirket yönünden davanın reddi kararının yerinde olduğu anlaşılmıştır.<br>6098 sayılı TBK'nin \"Eşin rızası\" kenar başlıklı 584. Maddesinde; \"(1) Eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır. (2) Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumlu olacağı miktarın artmasına veya adi kefaletin müteselsil kefalete dönüşmesine ya da kefil yararına olan güvencelerin önemli ölçüde azalmasına sebep olmayan değişiklikler için eşin rızası gerekmez. (3) (Ek fıkra: 28/3/2013-6455/77 md.) Ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler, mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak esnaf ve sanatkârlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkârlar tarafından verilecek kefaletler, 27/12/2006 tarihli ve 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler ile tarım kredi, tarım satış ve esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler için eşin rızası aranmaz.\" düzenlemesine yer verilmiştir.<br>Bu durumda  davalı gerçek kişinin şirketin  sahibi,  ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi konumunda olmaması nedeniyle vermiş olduğu taahhütnamede eş rızasının gerekeceği, bu şartın da yerine getirilmediği, bu nedenle mahkemece davanın reddine karar verilmesinin yerinde olduğu anlaşılmıştır.<br>Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların yerinde olmamasına, mahkeme gerekçesinin  ayrıntılı ve denetime elverişli bulunmasına,  kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine  karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;<br>1-.... Mahkemesi'nin .... Esas, .... Karar sayılı dosyasında verilen 05/02/2025 tarihli karara karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-Alınması gerekli istinaf karar harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA,<br>3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar yararına vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>4-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, <br>5-HMK’nın 359/4. maddesi uyarınca iş bu kararın İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oybirliği ile HMK'nun 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.26/05/2025\t\t\t<br>...<br>Başkan ...<br> <br>...<br>Üye ...<br> <br>...<br>Üye ...<br> <br>...<br>Katip ...<br> <br>Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5b387161ac382c3c","SID":"31fd3eb065724c03"}}