{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>6. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/1068 <br>KARAR NO: 2025/1224<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 16/03/2023<br>NUMARASI: 2022/575 E.  2023/172 K.<br>DAVANIN KONUSU: Alacak <br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/06/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ: 13/06/2025\t<br>KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 16/03/2023 tarih ve 2022/575 E - 2023/172  K kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Davalının katlanması gereken vergi yükünü hak ediş ödemelerinde yükleniciye KDV'nin tevfikat yapmaksızın tam olarak ödendiğini belirterek sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde 104.852,77 TL'nin davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı tarafa dava dilekçesi usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olmasına rağmen yasal 2 haftalık kesin süre içerisinde cevap dilekçesi sunmamıştır. Davalı tarafın HMK'nın 128/1. maddesi gereği dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaların tamamını inkar etmiş sayılacağı tespit edilmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>İlk Derece Mahkeme kararında; \"...Davacının 3065 sayılı katma değer vergisi kanunu 9/1 maddesi kapsamında  ve katma değer vergisi genel uygulama tebliği I-C-2 maddesi kapsamında vergi sorumlusu olduğu, tebliğin aynı maddesinin muhtelif alt bentlerinden taraflar arasındaki ticari ilişkiye konu hizmet ifasının 9/10 oranında tevkifata tabi olduğu tespit edilmiştir.<br>Diğer bir anlatımla davalının davacıya vermiş olduğu hizmete ilişkin düzenlediği fatura üzerindeki hesaplanan KDV nin 9/10' nun, kdv dahil fatura tutarından davacı tarafından tevkif edilerek (kesinti yapılarak) bakiye tutarın davalıya ödenmesi, yapılan kesintinin (tevkif edilen kdv'nin) ise yine davacı tarafından davalı adına vergi dairesine vergi sorumlusu sıfatı ile ödenmesi gerektiği tespit edilmiştir.<br>Ancak davacının KDV kanunu ve tebliği kapsamında  vergi sorumlusu sıfatı ile kesinti yaparak vergi dairesine ödeme yapmadığı, vergi dairesininde yine kanun ve tebliğ hükümleri çerçevesinde vergi dairesine ödenmeyen kdv' yi davacıdan tahsil ettiği tespit edilmiştir.<br>Huzurdaki dava ise davacının davalıya kesinti yapmadan ödediği kdv içerisinde yer alan vergi dairesine ödediği kdv'nin (9/10 oranında kesinti yapması gerekirken kesmediği) rucuen talebidir.<br>İlgili yasal mevzuatta huzurdaki davaya konu edilen durumda davalıya rucu edileceği/edilebileceği/edilebilirliği düzenlenmemiştir. İlgili yasal mevzuatta bu durumun tersi yani davalının kesintiye uğramasına rağmen davacının kesintiyi vergi dairesine ödememesi durumu düzenlenmiştir. Ancak talebin ve rızanın davalı taraftan gelmesi halinde işlemin düzeltilmesinde de yasal bir engel yoktur. Bununla birlikte tevkif edilen (kesinti yapılan) kdv' nin davalı tarafından vergi dairesinden talep etmesine dönük yasal zaman aşımı da geçmiştir. Diğer bir ifade ile davalı mezkur düzeltme işlemlerini yaptığında veya davacıya ödeme yaptığında mükerrer kesintiye uğrayacaktır. Zira davaya konu dönem 2015-01 ila 2019-10 dönemi olduğu tespit edilmiştir. Tevkifatlı kdv iade talebi tevkifin yapıldığı yılı takip eden yılın başından itibaren 2 yıl olup, son tevkifat dönemi olan 2019-10 dönemine ilişkin talebin 31.12.2021 itibarı ile zaman aşımı dolmuştur.<br>Bununla birlikte somut olay fazla ve yersiz ödenen vergi olmayıp, vergi sorumlusunun hatalı işleminden dolayı yine vergi sorumlusunun uğradığı bir zarardır. KDV kanunu ve tebliği davalının (satıcının) belge düzenine bakmaksızın, davacının (alıcının) vergi sorumlusu sıfatı ile tevkifatı yaparak vergi dairesine ödeme yükümlülüğü altına almıştır (KDV Tebliğ I/C-2.1: KDV tevkifatı ihtiyari bir uygulama olmayıp, Maliye Bakanlığınca tevkifat uygulaması kapsamına alınan işlemlerde alıcılar tarafından tevkifat yapılması zorunludur). <br>Hal böyle olunca KDV kanunu ve tebliğ kapsamında tevkifatın yapılmamasındaki tek kusurlunun davacı olduğunun kabulü gerekmektedir. Davacının davalıdan sebepsiz zenginleşme ve sözleşme hükümlerine göre alacak talep etmesi mümkün olmadığından davanın reddine karar verilmiştir.Davacının davasının reddine, ...\" şeklinde karar verilmiştir.<br>Bu karara karşı davacı vekilince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ : <br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Şirketleri ile davalı arasında akdedilen 11/12/2014 tarihli Posta Taşıma Hizmeti konulu sözleşme sonucu  ve ödenmek zorunda kalınan 104.852,77 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren ( 05/03/2021) işleyecek ticari (avans) faizi ile birlikte davalıdan rücuen tahsili talebiyle açılan davada Mahkemece verilen davanın reddine dair kararın hukuka aykırı olduğunu,  söz konusu ilamda müvekkili kurum tevkifatın yapılmamasındaki tek kusurlu olarak kabul edildiğini ve hüküm verildiğini, oysa müvekkili kurumun fatura düzenleyen taraf olmadığını, şirketlerinin, yurt içinde ve yurt dışında her türlü taşımacılık hizmetlerini de içerecek şekilde posta, koli, kargo ve lojistik hizmetleri, bankalara destek hizmeti, parasal posta hizmeti, ödeme hizmetleri, elektronik sertifika hizmet sağlayıcılığı, elektronik ortam dahil her türlü tebligat ve telgraf hizmetine ilişkin faaliyetler ile esas sözleşmesinde belirlenen diğer faaliyetleri yürüttüğünü, ..., ... tarihli ve ... sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanunu ile ...Anonim Şirketi unvanıyla, anılan Kanun ve diğer Kanunlarda kendisine verilen görevleri yerine getirmek üzere yeniden teşkilatlandırılmış olup anılan Kanunda yer alan Şirketimizle ilgili hükümler 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 87. maddesi ile yürürlükten kaldırıldığını ve 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 384 ila 391. maddelerinde yeniden düzenlendiğini, buna ek olarak, Şirketlerinin 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun kapsamında ödeme kuruluşu olarak kabul edilmiş olup, 690 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameyle gelen değişiklikle ödeme hizmet sağlayıcısı ve elektronik hizmet kuruluşu olarak hizmet sunabilme yetkisine kavuştuğunu, Ülke geneline yayılmış binlerce şubesi ile müşterilerine 7 gün 24 saat hizmet veren Şirketlerinin, dağıtım kanallarının yaygınlaştırılması stratejisi amacıyla hizmet ağına sürekli eklemeler hedeflemekte, Devletin stratejik öncelikleri doğrultusunda vatandaşlarının ülke genelindeki posta, kargo ve finansal hizmetlere erişimi hususunda önemli bir görevi ifa ettiğini, bu hususlar göz önünde bulundurulduğunda, şirketlerinin muhtelif şirketlerle yaptığı hizmet alım sözleşmelerinin önemli düzeydeki katkısıyla gerçekleştirdiği hizmetlerin bir kamu hizmeti olduğunun açık olduğunu, bu kapsamda, şirketleri ile davalı arasında 11/12/2014 tarihli Posta Taşıma Hizmeti konulu sözleşme tarihli Posta Taşıma  Sözleşmesinin akdedildiğini, şirketlerince, 3065 sayılı KDV Kanununun 9. maddesi ve KDV Genel Uygulama Tebliğinin (I/C.2.1.3.2.5.) bölümü uyarınca, söz konusu sözleşmelere istinaden davalıya yaptığı ödemelerden KDV tutarının 9/10’unu sorumlu sıfatıyla tevkif edip kendi vergi dairesine ödenmesi gerekmekle birlikte KDV tutarının tamamı anılan yükleniciye ödendiğini, akabinde ise KDV mevzuatından kaynaklanan zorunlulukların gereği olarak 9/10 oranındaki tevkif KDV’yi 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 371. maddesi hükümlerine göre pişmanlıkla vergi dairesine beyan ederek ödenmek durumunda kalındığını, şirketlerinin davalı ile yapmış olduğu sözleşmeye istinaden yükleniciden hizmet alınmış olup, KDV mevzuatına, şirketlerine verilen özelgelere, adli yargıdaki asıl işverenlik hususlarında aleyhe kesinleşmiş kararlara da uygun olarak, sorumlu sıfatıyla alıcıdan kesip vergi dairesine beyan etmesi ve ödemesi gereken KDV tutarlarıyla ilgili gerekli düzeltmeleri yaptığını ve KDV’yi vergi dairesine ödediğini, bunu müteakip yükleniciden, taraflarından fuzulen ve fazladan tahsil ettiği tutarları şirketlerine iade etmesi ve işlemlerini düzeltmesinin istenildiğini, ancak davalının haksız şekilde elinde bulundurduğu söz konusu tutarın iade edilmediğini, gerek başka firmalarla yapılan benzer mahiyetteki sözleşmelere (ayrım, sevk, dağıtım, posta taşıttırılması sözleşmeleri) konu hizmet alımları dahilinde çalışan personelin idaresinin, kontrolünün Şirketlerinde olduğunu,  Şirketlerinin asıl işveren olduğu yönünde kesinleşmiş yargı kararlarının bulunması ve gerekse Gelir İdaresinin Şirketimize verilen görüşünün bu gibi alımlarda işgücü temin hizmeti kapsamında 9/10 oranında tevkifat yapılması gerektiği yönünde olması hususları dikkate alındığında, herhangi bir vergi tarhiyatına ve cezaya muhatap kalmamak bakımından, geçmişte tevkifat yapılmayan işlemler bulunup bulunmadığının Şirketlerince tetkiki neticesinde tespit edilen tutarın 2015/1 ila 2019/10 dönemlerine ilişkin olarak 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 371. maddesi kapsamında pişmanlıkla, ilgili vergi dairesine beyan edilmiş olup bu tutara davalıdan tevkif edilip vergi dairesine yatırılması gereken tutarın da dahil olduğunu, beyan edilen vergi ve hesaplanan toplam meblağdan 371.594.000,00 TL’si 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanunun geçici 8. maddesinde yer alan hüküm kapsamında Şirketlerine ait 33 adet taşınmazın Hazine devredilmesi suretiyle, 16.315.287,12 TL'si ise nakit olarak ödendiğini, beyan ve ödeme işlemlerini müteakip, davalının KDV’sinin 9/10’u da vergi dairesine beyan edilerek ödendiğinden bu kez anılan firmaya 26/02/2021 tarih ve 5909 sayılı yazı yazılarak; şirketlerinin KDV tevkifatı uygulamasında faturadan doğan KDV üzerinden kesinti yaparak davalı adına sorumlu sıfatıyla vergi dairesini ödemekle yükümlü iken, davalının da KDV Genel Uygulama Tebliğinin “Belge Düzeni” başlıklı (I/C-2.1.3.4.2.) bölümü kapsamında Şirketilerine tevkifat tutarını göstermek suretiyle (tevkifatlı) fatura düzenlemek ve “Satıcıların Beyanı” başlıklı (I/C-2.1.3.4.3.2.) bölümünde yapılan açıklamalar çerçevesinde bu tevkifatlı işleme uygun şekilde 1 No.lu KDV beyannamesi vermekle yükümlü olduğunu, yüklenici tarafından katlanılması gereken vergi yükünün hak ediş ödemelerinde anılan yükleniciye KDV’nin tam tevkifat yapılmaksızın tam ve peşin ödenmiş olması sebebiyle Şirketleri üzerinde kaldığı, bu nedenle, yüklenicide sebepsiz zenginleşme yaratan bu durum karşısında Şirketlerince adlarına vergi dairesine yatırılan 104.852,77  TL’nin Şirketlerine iade edilmesi gerektiğinin açık olduğunu, şirketlerinin davalının 9/10 oranındaki KDV’sini hem vergi dairesine hem de şirkete ödemiş olup mükerrer ödemenin söz konusu olduğunu, KDV tevkifat tutarını şirketlerine iade etmesi halinde yüklenici davalının, kendi beyanlarını düzeltmesi ve kendi vergi dairesine ödediği bir vergi varsa bunun iadesini talep edebilmesinin mevzuat gereği mümkün olup buna rağmen gereğini yapmayan davalının açıkça kötü niyetli olduğunu, davalının sebepsiz zenginleşmesinin söz konusu olduğunu, davalı taraf vekilinin 16/03/2023 tarihli karar , 12/04/2023 tarihli gerekçeli karar tarihinden sonra 09/06/2023 tarihli düzenleme tarihli olan vekaletnamesini , 13/06/2023 tarihinde Yerel Mahkemeye sunmuş olup, tashih talebine sundukları 12/03/2025 tarihli cevap dilekçesinde belirttikleri Mevzuat gereği ve Yargıtay yerleşik içtihatları sonucunda tashih talebinin reddedilmesi gerektiğini, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, mahkemece verilen kararın hukuka aykırı olduğundan karara karşı istinaf yoluna başvurulması zaruretinin hasıl olduğunu beyan ederek Kayseri 1. Ticaret Mahkemesi tarafından verilen E.2022/575, K.2023/172  sayılı kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne, toplam  104.852,77 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren ( 05/03/2021) itibaren işleyecek ticari (avans) faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleriyle vekâlet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.  <br>HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:<br>H.M.K 355. Maddesi gereğince inceleme Kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır. <br>Taraflar arasında posta taşıma hizmetine ilişkin sözleşmeler bulunduğu, davacı tarafça sözleşmeye istinaden davalı şirkete yaptığı ödemelerden KDV tutarının 9/10'unun sorumlu sıfatıyla tevkif edip kendi vergi dairesine ödemesi gerektiği, KDV tutarının tamamının davalı/borçlu şirkete ödendiği, akabinde ise KDV mevzuatından kaynaklanan zorunlulukların gereği olarak 9/10 oranındaki tevkif KDV'yi Vergi Usul Kanunun 371.maddesi gereğince vergi dairesine ödediği, davalının ödenen bu miktar kadar sebepsiz zenginleştiği iddiasıyla iş bu alacak davasının açıldığı anlaşılmıştır.<br>Davalı Hizmet süresince yapılan hak ediş bedellerine ilişkin davacı tarafından kendilerinden istenildiği  şekilde KDV tevkifatı yapılmaksızın fatura düzenlenip  davacı kuruma ibraz edildiğini, Gelir  İdaresi tarafından kendi şirketlerinden tahsil eden edilen KDV'lere ilişkin olarak mükerrer olmak üzere davacı ...' den tevkif edilmeyen KDV'nin hangi amaçla tahsil edildiği hususunun ilgili kurumlar sorulması gerektiğini, davacı tarafından fazla ödendiği belirtilen kısmın hak edişlerinin KDV kısımları olduğu alınan  KDV ödemelerinin zaten kendileri tarafından gelir idaresine yapıldığını davanın reddi gerektiğini beyan etmiştir.<br>Taraflar arasında posta taşıma hizmetine ilişkin sözleşmeler bulunduğu, davacı tarafça sözleşmeye istinaden davalı şirkete yaptığı ödemelerden KDV tutarının 9/10'unun sorumlu sıfatıyla tevkif edip kendi vergi dairesine ödemesi gerektiği, KDV tutarının tamamının davalı/borçlu şirkete ödendiği, akabinde ise KDV mevzuatından kaynaklanan zorunlulukların gereği olarak 9/10 oranındaki tevkif KDV'yi Vergi Usul Kanunun 371.maddesi gereğince vergi dairesine ödediği, davalının ödenen bu miktar kadar sebepsiz zenginleştiği iddiasıyla iş bu alacak davasının açıldığı anlaşılmıştır.<br>Bilindiği üzere doğan KDV'nin mükellefi (yükümlüsü) kanunla belirlenmiştir. Ancak, tarafların bunun aksini (yani nihai sorumluluğu) kararlaştırılması mümkündür. Bunun aksinin kararlaştırılmış olması halinde, taraflar vergiyi toplamakla yükümlü kamu idaresine bu durumu ileri sürememelerine karşın, sözleşmenin tarafı olarak birbirlerine karşı ileri sürebileceklerdir.( Yargıtay 6. HD  2022/1112 Esas  2023/1249 Karar)<br>Davacı tarafça dosyaya sunulan  Posta Taşıma Hizmetine Ait Sözleşme ve Şartname\" isimli belgenin  9. Maddesi; \"Taahhüdün yerine getirilmesine ilişkin ulaşım sigorta belge resim ve harç giderleri sözleşme bedeline dahildir. İlgili mevzuat uyarınca hesaplanacak \"Katma Değer Vergisi sözleşme bedeline dahil olmayıp PTT  tarafından yükleniciye  ödenecektir.\"<br>10 maddesi: İhale alan ücreti ve tellaliye resminin dışındaki bütün resim ve vergiler damga pulları varsa noter ve her türlü tasdik harçları ile bunlara benzer masrafları yükleniciye  aittir. Ancak bu şekilde yapılacak masraflarını sözleşme bedelinin yarısını geçmesi halinde geçen kısmın PTT  tarafından karşılanır.\" <br>56 maddesi; yüklenici gerek sözleşme süresi gerekse tamamlayıcı süre içinde sözleşmenin tamamen ifasına kadar vergi resim harç ve benzeri mali yükümlülüklerde artış olduğu gerekçesiyle iş bu sözleşmede tespit edilmiş olan ücretinden fazlasını isteyemez ve bu nedenleri gerekçe göstermek suratıyla sözleşmeyi bozamaz \" şeklindedir.<br>İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunun davacının itirazlarını karşılamadığı, emsal olarak sunulan raporları tetkik etmediği, ek rapor alınmadığı görülmekle davacı yanın itirazlarını karşılar, dosyaya sunulan emsal raporları tetkik eder nitelikte yasal düzenlemeler, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri nazara alınarak sonuca varılması için dosyanın bir vergi uzmanı, bir Sayıştay denetçisi ve bir mali müşavir bilirkişiden oluşan üç kişilik bilirkişi heyetine tevdi edilerek alınacak rapor sonucuna göre hüküm tesisi gerekirken eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm tesisi yerinde görülmemiştir.<br>Yukarıda belirtilen gerekçelerle sonuç olarak HMK'nın 355. Maddesi uyarınca istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda istinaf eden davacı vekilinin istinaf sebepleri yukarıda belirtilen yönlerden yerinde görüldüğünden HMK'nın 353/(1)-a.6. maddesi gereğince istinafa konu edilen yerel mahkeme kararın kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6. maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye geri gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.(Dairemiz  2023/2419 Esas  2024/114 Karar sayılı ilamı 2025/321 Esas  2025/423Karar )   <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; <br>2-HMK'nın 353/1-a.6 md. gereğince, KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 16/03/2023 tarih ve 2022/575 E - 2023/172 K sayılı kararın  KALDIRILMASINA, <br>3-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye  GÖNDERİLMESİNE,<br>4-Davacı  tarafça yatırılan istinaf karar harcının talepleri halinde kendilerine iadesine , <br>5-İstinaf incelemesi duruşmalı olarak yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>6-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,<br>7-H.M.K. 302/5 maddesi gereğince iş bu ilamın kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirilmlerin, H.M.K. 359/4 maddesi gereğince iş bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,<br>Dair, dava dosyası üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince, KESİN olarak oybirliği ile karar verildi. 13/06/2025  <br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a03206f44d5ae3bd","SID":"36f1d8915fd3f986"}}