{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>37. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/173 <br>KARAR NO: 2025/2074<br>KARAR TARİHİ: 02/07/2025<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br> B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 10/12/2024<br>NUMARASI: 2024/725 2024/739<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki davada   İstanbul 20. Asliye Hukuk  Mahkemesi  ile İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik  kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:<br>K A R A R Dava, İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) talebine ilişkindir. İstanbul 20. Asliye Hukuk Mahkemesince, \"...tarafların tacir oldukları, davaya sözleşmeye konu hattın tacirlere özgü imzalanan sözleşmeye ilişkin hat olduğu, bu nedenle temel ilişkininin ticari olduğu, huzurdaki uyuşmazlığın da ticari mahiyette işlerden kabul edilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Görev hususu kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her safhasında ileri sürülebilir olması yanında mahkemece de resen değerlendirilmelidir. Şu halde mahkememiz huzurdaki davaya bakma hususunda görevli değildir. Görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir. 6100 sayılı HMK'nin 114/1 maddesinde dava şartı olarak gösterilen görev unsuru işbu davada mahkememiz açısından mevcut değildir...\" gerekçesiyle görevsizlik  kararı verilmiştir.İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi ise, \"...taraflar arasındaki sözleşmenin abonelik sözleşmesi olduğu ve mutlak ticari davalardan olmadığı anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki ilişkinin ticari bir iş olması, tek başına görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olmasını gerektirmez. Zira Kanunumuz her iki tarafın tacir olması şartını aramaktadır. Davalının tacir olup olmadığı yönünde yapılan araştırmada, ilgili Vergi Dairesi'nin yazı cevabına göre davalının işletme hesabına göre defter tuttuğu anlaşılmıştır. Dolayısıyla davalının esnaf sınırını aşan bir gelirinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Yapılan araştırma sonucu davalının kreş işletmesinin bulunduğu ve esnaf odasına kayıtlı olduğu görülmüştür. Davalının esnaf sınırını aşan bir gelirinin bulunmamasının yanında, kreş işletmesinde nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasının ön plana çıktığı ve sicilde esnaf kaydının devam ettiği değerlendirilerek davanın nispi ticari dava kategorisine de girmediği sonucuna varılmıştır. Tüm bu sebeplerle mahkememizin görevli olmadığı yönünde karşı görevsizlik kararı ...\" gerekçesiyle görevsizlik  yönünde karar vermiştir.Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir.Türk Ticaret Kanununun 3. maddesinde, \"Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir.\" düzenlemesi getirilmiştir.TTK'nın 14. maddesine göre “Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Kanunun 17. maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır.5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar  Meslek Kuruluşları Kanununun  3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tâbi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nın 1463. maddesinde de, önce 17. maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir.19.02.1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinde “Birinci Sınıf Tüccarlar” sayılmış olup bu maddedeki birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanlar ise ikinci sınıf tacir sayılırlar. İkinci sınıf tacirler ise  ticari işletme hesabına göre defter tutarlar.Bir hukukî işlemin veya fiilin TTK'nın kapsamında kaldığının kabul edilmesi için kanunun amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlar ile bir ticari işletmeyi ilgilendiren bir hukukî işlemin veya fiilin olması gerekir.Somut olayda, Ticaret Sicil Müdürlüğünün ve vergi dairesinin yazı cevabı ve dosya kapsamına göre, davalının tacir sıfatının bulunmadığı,faaliyetinin esnaf boyutunda olduğu,  davanın Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmesi için her iki tarafın tacir olması gerektiği anlaşılmakla davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.<br>SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince İstanbul 20. Asliye Hukuk  Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 02/07/2025 gününde oy birliğiyle karar verildi.<br>KANUN YOLU: Kesin olmak üzere.  </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7875c6e22395b394","SID":"37ca051d1eaf3f37"}}