{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>KARAR TARİHİ  : 29/05/2025<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 17/12/2021İ<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ: 29/05/2025<br><br>İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde  istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili firma ile davalı şirket arasındaki ticaret ve çalışma gereğince davalı şirketin anlaşılan miktarda unu teslim etme, müvekkilinin firmasının ise karşılığında satım bedelini ödeme borcu altına girdiğini, alıcı konumunda olan müvekkili firmanın satım parasını ödeme borcunu ifa etmiş olmasına rağmen satıcı konumundaki davalı şirketin satılanı teslim, zilyetliğini ve mülkiyetini geçirme borcunu ifa etmediğini, müvekkilinin davalı şirket ile kurduğu ticari ilişkiye dayanarak satılanın bedelini ödeme borcunu ifa ettiğini fakat davalı şirketin satılanı teslim borcunu yerine getirmediğini ve müvekkilini zarara uğrattığını, ayrıca müvekkiline ait olan .... Ltd Şti firması ile de davalı şirket arasında aynı mahiyetteki ticari ilişki nedeniyle de davacı edimini yerine getirdiği halde davalı firmanın yükümlülüklerini yerine getirmediğini, tüm bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla öncelikle 200.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı şirketten alınarak davacı firmaya verilmesine davanın semeresiz kalmaması amacı ile davalı tarafın taşınır taşınmaz mallarının üzerine ihtiyati tedbir konulmasına mahkeme aksi kanaatte ise ihtiyati haciz konulmasına yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; yetki itirazında bulunduklarını, taraflar arasında davacının belirtmiş olduğu ve tarafların ticari defterlerinden anlaşılacağı gibi bir ilişkinin mevcut olduğunu, ancak davacı yanın iddialarının yerinde olmadığını, müvekkilinin ticari ilişkiden doğan satılanı teslim zilyetliği ve mülkiyetine geçirme ifa ettiğini, buna rağmen davacının satım parasını ödemek amacıyla çek keşide ettiğini ve bu çekleri ödediğini beyan etmiş ise de söz konusu borcu ifa etmediğini, öncelikle davanın yetkisiz mahkemede açılması nedeniyle esasa girilmeden yetki bakımından reddine ve dosyanın yetkili Şuhut Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine mahkeme aksi kanatte ise beyanları doğrultusunda davacının taleplerinin ve davasının reddine vekalet ücreti ve yargılama giderinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda özetle; \"...Mahkememizce objektif esaslara göre ve denetime açık şekilde hazırlandığı tespit edilen ve daha önce alınan bilirkişi raporları arasında bulunan çelişkileri çözecek nitelikteki bilirkişi heyet raporu hükme esas alınmış; buna göre neticeten davacı ve davalı arasındakı 2015-2016  yıllarında gerçekleşen un alım satımına dair ticari ilişki neticesinde, davalı yan davacı yana 6.684.167,54 TL mal tesliminde bulunduğu, mal teslimlerine ilişkin taraflar arasında bir çekişmenin olmadığı, Davacı defterlerinde ödenmiş olduğu kayıtlı 9.174.373,62 TL bedelli çeklerin 4.078.176,50 TL kısmı bankalarca gönderilen yazıların incelenmesi ile sabit hale geldiği, ödemesinin yapıldığı belirtilen kalan 5.096.197,12 TL için defter kayıtları dışında bir dayanağın olmadığı, davacı yanın ticari defterlere dayandığı, kendi ticari defterlerini sunduğu, sunulan defterlerin delil olma özelliği taşıdığı, davalı yanın ticari defterlerini ibraz etmediği, davacı yanın ticari defterlerinin kendi lehine delil teşkil edebileceği, davacı ticari defterlerine göre davacı yanın davalı yana ödemesini yaptığı 9.174.373,62 TL mevcut olduğu, davacı tarafından davalı yana ödenen 51.370,50 TL EFT için taraflar arasında çekişmenin olmadığı, davacı yanın yapmış olduğu toplam 9.225.744,12 TL ödeme için davalı yanın 6.684.167,54 TL ifada bulunduğu davacı yanın bedelsiz kalan çek bedelleri için davalı yandan 2.541.576,58 TL alacaklı olduğu, davalı tarafından sunulan çek asıllarının davacı defterlerinde ödendiği kayıt altına alınan çeklerden olmadığı, ödendiği ticari defterlerce kayıt altına alınan 9.174.373,62 TL bedelli çeklerden, davalı yanca sunulan 68 adet çekin mahsubunu gerektirecek herhangi bir hususun mevcut olmadığı, delil niteliği taşıyan <br>davacı defterlerine göre davacı yanın davalı yandan bedelsiz kalan <br>çekler için 2.541.576,58 TL alacaklı olduğu anlaşılmakla, davacı tarafın talebi daha az olmakla taleple bağlı kalınarak ve fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak..\" şeklindeki gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Taraflar arasında davacının belirtmiş olduğu ve tarafların ticari defterlerinden anlaşılacağı gibi ticari bir ilişkinin mevcut olduğunu, ancak davacı yanın iddialarının yerinde olmadığını, müvekkilinin ticari ilişkiden doğan; satılanı teslim, zilyetliğini ve mülkiyetini geçirme edimini ifa ettiğini, buna rağmen davacının; her ne kadar satım parasını ödemek amacıyla çek keşide ettiğini ve bu çekleri ödediğini beyan etmişse de söz konusu borcu ifa etmediğini, müvekkilinin davacıya bu şekilde afaki bir borcu olmadığını, davacının davasını ispat etmesi gerektiğini, beyanlarının ve itirazlarının yeterince irdelenmediğini, müvekkili şirketin 2014-2015-2016-2017 yıllarına ilişkin bilgisayarda bulunan muhasebe kayıtlarının kötü yazılım ve virüs nedeniyle hacklandiğini ve bilgilerin yok olduğunu, bu nedenle müvekkilin ticari defter ve kayıtlarının bilirkişilere verilemediğini, ticari teammüllere göre satıcının borçlu olma ihtimalinin olmadığını, alınan raporların birbiri ile çeliştiğini beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava,  tazminat istemine ilişkindir.<br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Davalı vekili, dosyadaki bilirkişi raporları arasında çelişki bulunduğunu ve bu çelişki giderilmeden karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.<br>Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266/1 inci  maddesinde bilirkişiye başvurulmasını gerektiren hâller;<br>\"Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez” şeklinde düzenlenmiştir.<br>Bilirkişi raporlarında görülen eksiklik ya da belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulması görevi mahkemeye ait olup, mahkemece raporu veren bilirkişilerden HMK’nın 281/2 nci maddesine göre ek rapor alınabileceği gibi, HMK’nın 281/3 üncü  maddesi uyarınca yeni bir bilirkişi kurulu oluşturulup, tekrar inceleme yaptırılarak rapor da alınabilir. Nitekim aynı hususlar Hukuk Genel Kurulunun 27.09.2022 tarihli ve  ... Esas,... Karar; 20.09.2022 tarihli ve... Esas, ... Karar; 31.05.2022 tarihli ve... Esas, ... Karar; 18.05.2021 tarihli ve...-... Esas, ... Karar sayılı kararlarında da benimsenmiştir.  <br>Bilirkişi raporları arasındaki çelişki varsa hakim çelişkiyi gidermeden karar veremez (Yargıtay 3. HD;  2019/5814 esas,  2020/653 karar). <br>Somut uyuşmazlıkta, ilk derece mahkemesince, iki kök bilirkişi raporu ve ek raporlar aldırılmış olup, bunlar arasında çelişkilerin bulunması dikkate alınarak üç kişilik bilirkişi heyetinden rapor aldırılmıştır. Görüleceği üzere, davalı vekilinin iddiasının aksine, ilk derece mahkemesince, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için üç kişilik heyetten rapor aldırılmış olup, çelişki giderildiğinden, davalı vekilinin bu yöne isabet eden istinaf sebepleri yerinde değildir.<br>Davalı vekili,  müvekkili şirketin 2014-2015-2016-2017 yıllarına ilişkin bilgisayarda bulunan muhasebe kayıtlarının kötü yazılım ve virüs nedeniyle hacklandiğini ve bilgilerin yok olduğunu, bu nedenle müvekkilin ticari defter ve kayıtlarının bilirkişilere verilemediğini, davacının ticari defterleri dikkate alınarak karar verilmesinin yerinde olmadığını ileri sürmüştür.<br>İlk derece mahkemesince aşamalarda tarafların ticari defterlerinin incelenmesi yönünde ara karar kurulduğu, davalının ticari defterlerini ibraz etmediği anlaşılmaktadır. <br>Mahkeme, ticari davalarda, tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2).  Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için,  diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.<br>Somut uyuşmazlıkta, davalı ticaret şirketi olmakla, tacirdir. Türk Ticaret Kanunu, tacire, bütün ticari faaliyetlerinde, basiretli bir iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğü getirmiştir. TTK'nın 18/2. maddesi gereği; her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir. Basiret, tacirin ticari işletmesiyle ilgili olarak, fiili ve hukuki işlemlerde göstermesi gereken dikkat, tedbir ve objektif özen yükümlülüğü demektir. Tacir, tüm bu hukuki ve fiili işlemlerini yaparken, ticari hayatın gerektirdiği tüm tedbirleri almalı ve meydana gelebilecek değişmeleri önceden tahmin etmeye çalışarak yükümlülük altına girmesi gereklidir (KARAHAN, Sami, Ticarî İşletme Hukuku, 6102 Sayılı TTK. ile 6098 Sayılı TBK. ve 6100 Sayılı HMK‟ya Göre Güncellenmiş 20 Baskı, Konya 2011, s. 86; AYHAN, Rıza, Ticarî İşletme Hukuku, Ankara 2007, s. 203). Basiretli iş adamı olarak hareket etmesi gereken davalının, ticari defterlerini bir sebepten ibraz edememesi ispat külfetini etkiler nitelikte olmakla, davalı ticari defterlerini ibraz etmemekle, davacının ticari defterlerindeki kayıtlar davacı lehine delil olarak değerlendirilme niteliğine haiz duruma gelmiştir. Davacı, kendi ticari defter kayıtlarına göre ispat külfetini yerine getirmiştir. Davalının, bu hususu göz ardı ederek, davacının ticari defterlerine tek taraflı dayanılmasının hatalı olduğuna yönelik istinaf sebepleri yerinde değildir.<br>Davalı vekili, ticari teammüllere göre satıcının borçlu olma ihtimalinin olmadığını beyan etse de TTK gereği kanunda aksine bir hüküm yoksa, ticari örf ve âdet olarak kabul edildiği belirlenmedikçe, teamül, mahkemenin yargısına esas olamaz. Davacının bu soyut beyanının, hukuk yargılamasındaki ispat kuralları karşısında somut dosyada hukuki bir karşılığı mevcut değildir.<br>Davalı vekili, davacının satım parasını ödemek amacıyla çek keşide ettiğini ve bu çekleri ödediğini beyan etmişse de söz konusu borcu ifa etmediğini, bu hususun mahkemece ve bilirkişi raporunda incelenmediğini ileri sürse de, hükme esas alınan bilirkişi raporunda açıkça  davalı yanca sunulan 68 adet çekin mahsubunu gerektirecek herhangi bir hususun mevcut olmadığı belirtilmekle, davalının bu yöne isabet eden istinaf sebepleri de yerinde değildir.<br>HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli ve dosya kapsamına uygun olmasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına  göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davalı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 13.662,00 TL istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 3.415,50 TL harcın mahsubu ile bakiye 10.246,50 TL istinaf karar harcının davalı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,<br>3-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, <br>4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, <br>5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,  <br>Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin  544.000,00 TL'nin altında olması nedeniyle kesin olarak karar verildi.\t\t\t...<br>...</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"79a902d470061492","SID":"7bf3bb386509d528"}}