{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/2208 <br>KARAR NO:2025/1034<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi <br>TARİHİ:25.05.2021<br>NUMARASI:2018/472 Esas - 2021/666 Karar<br>DAVA:İtirazın İptali (Bayilik sözleşmesinden kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 01/12/2012 tarihinde 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin sözleşmeye göre davalıya akaryakıt ve diğer petrol ürünlerini ikmal edcceğini, davalının da sözleşme şartlarına göre münhasıran davacıdan mal tedarik edip kendi istasyonunda son tüketicilere satacağını, sözleşmenin 01/12/2017 tarihinde sona erdiğini, sözleşme sona ermeden doğan borçlara istinaden kesilen faturaların davalı tarafından ödenmediğini, bu kapsamda 27/11/2017 tarihli ve 846,205,03 TL bedelli fiyat farkı faturasının, 30.11.2017 tarihli ve 743,40 TL bedelli otomasyon faturasının, 31/12/2017 tarihli ve 2.135.46 TL bedelli tank pompa otomasyon sökümü yansıtma faturasının, 18/01/2018 tarih ve 10.690,84 TL bedelli kurumsal kimlik sökümü faturasının ve 22/01/2018 tarih ve 3.845,86 TL bedelli akaryakıt ekipmanları söküm yansıtma faturasının ödenmediğini, davalının müvekkiline 500.000 TL bedelli bir ipotek verdiğini, müvekkilinin dava konusu faturaların ödenmemesi üzerine davalı aleyhine... sayılı dosyasıyla icra takibi başlattığını, davalının takibe itiraz etmesi üzerine takibin durdurulduğunu, itiraz üzerine durdurulan takibin devamına, davalının %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; fiyat farkı ve bedeli faturasının içeriği ve gerekçesinin anlaşılamadığını, müvekkilinin 743,40 TL bedelli otomasyon faturasına yönelik bir taahhüdünün bulunmadığını, müvekkilinin 2.135,46 TL bedelli tank pompa söküm faturasına yönelik bir taahhüdünün bulunmadığını, ariyetlerin montajının ve sökümünün davacıya ait olduğunu, davacının montajı kendisini yaptığını ve dolayısıyla sökümü de kendisinin yapması gerektiğini, müvekkilinin 10.960,84 TL bedelli kurumsal kimlik sökümün faturasına yönelik bir taahhüdünün bulunmadığını, müvekkilinin akaryakıt ekipmanlarının sökümüne ilişkin bir taahhüdünün bulunmadığını, davacı ile davalı şirket arasındaki akaryakıt bayilik sözleşmesinin 5 yıl boyunca muntazam şekilde devam ettiğini ve sözleşmeye davalı  bayi müvekkili şirketin tam anlamıyla riayet ettiğini, yine bu 5 yıl içinde bir adet taşınmazı üzerinden teminat amacıyla ipatek verdiğini, 5 yılın sonunda davalı bayi başka bir akaryakıt firması ile anlaşmasını hazmedemeyen davacı şirketin iş bu kez sırf davalı şirketin taşınmazı üzerindeki teminat ipoteğini çözdürmemek için usulsüz ve anlamsız faturalar keserek davalı şirketi borçlandırma yoluna gittiğini, amacın davalı şirketin ipoteğini bozdurmasını engelleyerek ekonomik ve mali sıkıntı içerisine sokarak davacı şirket ile sömürü düzeni içerisinde anlaşmaya zorlamak olduğunu, bu nedenlerle açılan davanın reddini,  yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;\"...Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporları gereği; davanın ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe yapılan itirazın iptali davası olduğu, davalının davaya dayanak 30/11/2017 ve 31/12/2017 tarihli faturaları defterlerine kaydederek hem sözleşme gereği hem aleyhine defter kayıtları gereği otomasyon ve ekipman söküm masraflarını ödemesi gerektiği kanaatine varılmış, fiyat farkı faturası ise sektör uygulamasında bu yönde bir teamül bulunmaması, her iki tarafın ticari işlerinde basiretli davranmasının gerekmesi, yine bu faturanın her fatura tanzim tarihinden sonra yanlışlığın fark edilerek makul sürede düzenlenebilecekken sözleşmenin bitimine 3 gün kala düzenlenerek dürüstlük kuralına aykırı olarak düzenlendiği kanaatine varılmış, hal böyle olunca yalnızca 4 fatura yönünden davanın kısmen kabulüne, itirazın kısmen iptaline karar vermek gerektiği...\" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının... sayılı takibine yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 17.415,56 TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, alacak likit ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen asıl alacağın %20’si oranında icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Öncelikle belirtmek gerekirse, gerekçeli karara esas alınan 21.05.2021 tarihli bilirkişi kök raporu ve itirazları sonrası aldırılan bila tarihli ek rapor son derece isabetsiz değerlendirmeler içerdiğini, hatta heyette yer alan sektör bilirkişisi ...'ın objektifliğini yitirdiğini, benzer davalarda olduğu gibi sürekli mahiyette aleyhe raporlar tanzim eden biri haline geldiğini, bu bilirkişiyi ret taleplerinin mahkemece dikkate alınmadığını, ayrına raporda belirtilenin aksine taraflar arasında sözleşme bulunduğunu,Raporun da atıf yaptığı EPDK’nın 26.09.2019 tarihli kararı müvekkil şirketin savlarını apaçık destekler nitelikte olduğunu, karar her ne kadar sadece bu tarihten sonraki sözleşmelere uygulanacak olsa bile (davaya konu sözleşmeye, sözleşme tarihi EPDK karar tarihinden önce olduğu için uygulanmayacaktır), sektörde iş bu davaya konu ettikleri şekilde bir kar paylaşımı olduğunu açıkça ortaya koyduğunu, diğer bir ifade ile EPDK, uygulamada tereddütler yaratan ve bazen bir taraf aleyhine olumsuz sonuçlar doğurabilen “kar  paylaşım” konusuna mezkur kararı ile açıklık getirdiğini, durum bu iken gerekçeli kararda, “konunun sektörde mutad bir uygulama olmadığı”nın söylenmesinin hatalı olduğunu, kâr paylaşımı pek ala yaygın bir sektörel uygulaması gerektiğini, EPDK bu hususta bir karar alma gereği dahi duyduğunu, mezkur karara göre kar paylaşımında bayinin oranı  %55’ten az olmayacağını, eldeki davada ise davalı ile davacı arasında mutabık kalınan kar paylaşım oranı %55 ... ve %45 bayi şeklinde olduğunu, görüldüğü gibi taraflar arasında mutabık kalınan oranlar ile EPDK’nın belirlediği oranlar birbirine yakın olduğunu, tekrar belirtmek gerekirse mezkur EPDK kararı eldeki davaya, sözleşme karardan önce tarihli olduğu için uygulanmayacağını, Huzurdaki davanın konusu ile birebir aynı olan İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2015/1001 Esas - 2018/1048 Karar, 18.10.2018 tarihli kararında davanın kabulüne karar verildiğini,Bu kapsamda, dosyada hükme esas alınan bilirkişi raporu, davadaki talepleri   incelenmeksizin ve tamamen gerek sektör uygulamalarını, gerekse taraflar arasında imzalanan sözleşmeleri yok sayarak tanzim edildiğini, ayrıca rapor hakimin takdir alanına müdahale ile hukuki mütalaalar içerdiğini, dolayısı ile bu raporun hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, hükmün kaldırılması gerektiğini,İş bu davaya konu ettikleri kar paylaşımı, taraflar arasındaki ticari koşullar belgesine dayalı olduğunu, alacağın  zamanaşımına uğramadığı sürece her zaman talep edilebileceğini, müvekkilinin alacağı sözleşmeye ve faturaya dayalı olduğunu,  davalının, altında imzası olan sözleşmeye uymak zorunda olduğunu,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın tam kabulüne karar  verilmesini istemiştir.Davalı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;İlk derece mahkemesinde yapılan yargılamada, dosya bilirkişi heyetine tevdi edilerek taraf iddia ve savunmalarının hem teknik anlamda hem de sektörel özellik arzeden hususlarda  incelenmesi ve değerlendirilmesi istendiğini, yapılan bu incelemeler neticesinde bilirkişiler tarafından hazırlanan 21.05.2021 tarihli raporda, ilk derece mahkemesi tarafından  davanın kısmen kabulü ile icra takibinin devamı yönünde aleyhine hükmedilen fatura bedelleri konusunda açıklanan görüşlerin tamamının lehlerine olduğunu, bilirkişilerce yapılan incelemede; müvekkilinin itirazına  konu faturalardan 2 ve 3 no'lu faturaların müvekkilinin ticarî defterlerine kaydedildiği yönünde tespitte bulunulmuşsa da açıklanan gerekçelerle bu ve diğer fatura bedellerinin davalıdan talep edilemeyeceği yönünde görüş bildirildiklerini,  davalının, defterine kaydederek içeriğini kabul iradesi gösterdiği bir fatura ile yine aynı konuda düzenlenmiş diğer faturaları da kabul etmiş sayılacağı gerekçesiyle davayı, söz konusu faturalar bakımından kısmen kabul ederek takibin devamına karar verdiğini,Takibe  konu iki  faturanın, davalının ticarî  defterlerinde   kayıtlı olsa da uyuşmazlık halinde, faturaya konu  işlemlerin yapıldığının  ispat  edilmesi gerektiğini, bu hususta,  mahkemece açıklanan ve savunmaların yeterince değerlendirilmediğini, zaten bilirkişi heyetince müvekkilinin ticarî defterlerinde bu faturaların kayıtlı olduğu yönündeki tespit üzerine yaptıkları açıklamaların, mahkeme tarafından sadece,  \"iade faturası düzenlenmediği\" gerekçesiyle kabul görmediğini, tarafların tacir olduğu ve bu sebeple  defterlere kaydedilen fatura ve sair belgelerin aleyhe delil teşkil etmesi beklense de somut olayda davacı tarafın dürüstlük kuralına uymayan, art niyetli davranışları (ki mahkeme nezdinde reddedilen, hukukî ve ticarî dayanaktan mahrum olduğu tespit edilen 1 no'lu fatura da bunu teyit etmektedir.) bu noktada daha titiz ve özellikli bir değerlendirme yapmayı zaruri kıldığını, bu itibarla, ilk derece mahkemesince  yapılan yargılamada  gözden kaçan bu hususların,  istinaf incelemesinde özellikle irdelenebilmesi gerektiğini,Taraflar arasında 01.12.2012'den  itibaren devam edegelen bir sözleşme ilişkisi mevcut olduğunu, müvekkiline gönderilen işbu faturalardan 30.11.2017 tarihli faturanın düzenlendiği tarihte,  taraflar arasındaki  sözleşme ilişkisi henüz devam ettiğini, diğer faturanın ise yine kısa bir zaman sonra, 31.12.2017 tarihinde düzenlendiğini, bu sebeple de muhasebe departmanında sorgulanmadan, mutat olduğu üzere doğrudan deftere kaydedildiğini, sözleşme süresinin sonunda sözleşmenin yenilenmeyeceği konusunda muhasebe departmanına özel bir bildirim de yapılmadığını,  karşı tarafın, müvekkilinin   sözleşmenin yenilenmeyeceği yönündeki beyanı üzerine, sözleşme ilişkisinin bitimine yakın; müvekkili davalıyı bu ticarî ilişkinin devamına zorlamak maksadıyla, dürüstlük kuralına son derece aykırı biçimde ve  art niyetli bir tavırla uydurma  faturalar düzenleyerek  borçlu çıkarmaya çalışacağı akla gelmeyecek bir ihtimal olduğunu, bu durum fark edildiğinde ise, aynı kapsamda gönderilen sonraki tarihli faturaların hiçbiri deftere kaydedilmediğini, bu noktada, her ne kadar TTK m.21/2 gereğince tacirler arasında gönderilmiş faturalara sekiz gün içinde itiraz edilmemiş olması, bu faturaların müderecatı bakımından kesinlik teşkil edeceği karinesi kabul edilmişse de bu karinenin adî karine olduğu ve aksinin ispatlanmasının mümkün olduğunun kabulü gerektiğini,Yargıtay 11. HD'nin  05.05.2005 tarihli,2004/7832  -   2005/4738 E.K.sayılı  kararında da görülebileceği gibi faturaların defterlere kaydedilmesi halinde bile fatura içeriğinin kesinleştiğinden söz edilemeyeceği ve aksinin ispatlanabileceği kabul edilmiştir.Somut olayımızda  da davalının ticarî defterlerine kayıtlı iki faturadan biri, 30.11.2017 tarihli Otomasyon (İletişim Hizmeti ve Aylık Servis Hizmeti ) faturası; diğeri ise 31.122017 tarihli Tank, Pompa, Ekipman söküm faturası olduğunu, bu iki fatura hakkında, yukarıda yer verilen emsal nitelikte Yargıtay kararı ışığında istinafa konu davada da aynen  bedeli müvekkili davalıdan talep edilen faturalara konu hizmet ve işlemlerin yapılıp yapılmadığı davacı tarafından ispat edilmesi gerektiğini, davacı tarafın elinde bu şekilde çok sayıda fatura olduğunu beyan etmiş olmasına rağmen, yargılama safhasında iş bu fatura dışında, bu yöndeki iddiasını kanıtlayabilecek tek bir fatura dahi ibraz edemediğini, ayrıca, Çerçeve protokol m.6 ve Bayilik Sözleşmesi m.26 tahtında yaptırıldığı ve yine bu maddelere dayanılarak müvekkiline yansıtıldığı ileri sürülen, faturaya konu olan işlemlerin neler olduğuna dair başka bir belge de dosyaya ibraz edilmediğini, ilk derece mahkemesi tarafından, bu husus hiç dikkate alınmadan,  defterlere kaydedilen fatura içeriklerinin kabul edildiği varsayımı ile  hüküm kurulduğunu,İlk derece mahkemesinin hükmünün; açık itirazları karşısında 6100 sayılı HMK m.190/1 hükmü uyarınca ispat yükü altına giren davacı tarafın,  iddiasını ispat etmesi  şartını  yerine getirmeksizin, ilk derece mahkemesince ispat edilmiş gibi kabul edilmesinin ve bu şekilde nihai kararın oluşturulması sebebiyle usul ve kanuna aykırı olduğunu, ayrıca söküm maliyetlerinin de davalıya yansıtılamayacağını,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi kapsamında, davacının davalıdan faturalı alacaklarının tahsili için  ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca  iptali istemine  ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne  karar verilmiş; bu karara karşı, her iki taraf  vekilince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesinde;Davacı davalı ile arasındaki bayilik ilişkisi kapsamında beş adet fatura nedeniyle alacaklı olduğunu ileri sürmüştür. İlk derece mahkemesince sunulu deliler, bayilik sözleşmesi hükümleri ve taraf ticari defter ve kayıtları da inceletilerek  alınan bilirkişi raporu içerikleri doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.Davacı vekilince alacak talebine konu edilen 846.205,03 TL'lik fiyat farkı faturası alacağının mahkemece reddinin yerinde olmadığı ileri sürülerek kararın istinaf edildiği anlaşılmaktadır. Taraflar arasında 01.12.2012 tarihli standart bayilik sözlemesi ve eki niteliğinde Ticari Koşullar ve Çerçeve Protokolü imazlandığı ihtilafsızdır. Davacı vekilince talebe konu fiyat farkı faturasının Ticari Koşullar sözleşmesi kapsamında toplam dağıtım karının %55 inin davacı ... e ait olacağının kararlaştırıldığını, sözleşmenin sonunda bu nedenle alacağa konu fiyat farkı faturasının düzenlendiğini ileri sürmüştür. İlk derece mahkemesi gerekçesinde de işaret edildiği üzere,  sözleşmede eksik olarak belirlenen satış fiyatlarının bayiye sonradan her zaman yansıtılabileceğine ilişkin açık hüküm bulunmadığı gibi davacının  taraflar arasındaki  sözleşmenin bitimine 3 gün kala fiyat farkı faturası düzenlediği, sözleşme süresince bayiye sehven düzenlenen eksik karlı faturaların ara ara yansıtıldığına ilişkin dosyada delil bulunmadığı, aralarında sektör bilirkişisinin bulunduğu bilirkişi heyetinden alınan 21.05.2021 tarihli bilirkişi kurulu rapor içeriğinde de işaret edildiği üzere, standart bayilik sözleşmesinin eki niteliğindeki Ticari Şartlar'da belirtilen toplam dağıtım kar paylaşım oranlarının uygulanmamasının veya faturaya yansıtılmamasının, davacının ilgili dönemlerdeki satış politikalarından, sahada/piyasada rekabete dayalı fiyatlandırmadan veya şirket politikasından kaynaklanabileceği, eksik fiyatlandırmanın  yanlışlıkla olacağının kabulünün mümkün olmayacağı, kaldı ki bu tür bir uygulamanın  akaryakıt dağıtım bayilik ilişkilerinde teamül olarak mutad da olmadığı, bunun dışında  fatura düzenleme yetkisi ve kar belirleme yetkisi davacıda olup, beş yıl  boyunca düzenlediği faturalarda sözleşmedeki kar oranlarını kendisi uygulamayarak bu şekilde bir rekabete yönelik şirket politikası benimsemiş olabileceği, davacının da tacir olup, basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü altında olduğu dikkate alındığında,  davacının kendisi tarafından düzenlenen satış faturalarını yanlış kar oranları ile düzenlemesi halinde dahi bunu fatura tanzim tarihlerinden itibaren makul sayılacak süre içerisinde fark edip davalıya yansıtabilecekken sözleşmenin bitimine 3 gün kala yansıttığı da gözetildiğinde, dava ve alacak konusu yapılan fiyat farkı fatura tutarından davalının sorumlu görülemeyeceği soncu ile kurulan hüküm isabetli olup, aksi yöndeki davacı vekili istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Davacı vekilince bilirkişi kurulunda yer alan sektör bilirkişisi ...'ı reddetmelerine rağmen bu hususun mahkemece dikkate alınmadığı ileri sürülmüştür.Dosyanın incelenmesinde sektör bilirkişisi ...'ın da aralarında bulunduğu bilirkişi kurulundan 21.05.2021 tarihli bilirkişi kurulu raporuna karşı tarafların itirazı üzerine aynı kuruldan ek rapor alındığı anlaşılmaktadır. Davacı vekilince ek rapora karşı beyanları içerir 05.04.2021 tarihli dilekçe içeriğinde bilirkişi ek raporuna itiraz ile birlikte bilirkişi kurulunda yer alan ...'ı HMK'nın 272 ve 36 maddeleri uyarınca reddettiklerini ve yeni bir sektör bilirkişisinden rapor alınmasını talep ettikleri anlaşılmıştır. Bilirkişinin reddi usulü HMK'da düzenlenmiş olup, somut olayda HMK hükümlerine uygun ve süresinde yapılmış bir ret talebinin bulunmadığı, ek rapordan sonra bilirkişinin reddedildiğinin bildirildiği anlaşılmakla, davacı vekilinin bu yöndeki istinafı da yerinde görülmemiştir.Davalı vekilinin istinaf başvuru nedenlerinin incelenmesinde;Davalı vekilince, İlk derece mahkemesince davacının fiyat farkı açıklaması faturasındaki alacağın dayanağı olmadığı yönündeki belirlemesinin doğru olduğunu, ancak bu fatura  dışındaki otomosyon, tank pompa otomasyon söküm, kurumsal kimlik söküm,  akaryakıt ekipmanları sökümü açıklamalı fatura alacaklarının kabulü yönünde kurulan hükmün hatalı olduğunu ileri sürerek, sonuç olarak davanın kısmen kabul edilen tutarı yönünden  istinaf başvurusunda bulunduğu anlaşılmaktadır.İlk derece mahkemesi  gerekçesinde de işaret edildiği üzere, taraf ticari defter ve kayıtlarında yapılan inceleme soncu, 30.11.2017 ve 31.12.2017 tarihli (iletişim hiz. Ve aylık Servis) açıklamalı ve Tank, pompa, otomasyon sökümü açıklamalı faturaların davalı yanca kendi ticari defterlerine davacı lehine alacak olarak kayıtlandığı ve davalının tacir olduğu da dikkate alındığında,  davacının iş bu faturalarının davalı kabulünde olduğu, davacı yanca fatura konusu mal ve hizmetin davalıya verildiğinin karine olarak kabulü gerektiği sonucu ile bu faturalar yönünden davacı alacağının kabulü yönündeki hüküm isabetli olup, davalı vekilinin faturaların davalı yanca kendi defterlerine kayıtlanmış olması hâlinde dahi davacı yanca fatura konusu mal ve hizmetin verildiğinin kanıtlanması gerekeceği yönündeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.Davalı yanca kendi defterlerinde  kayıtlı olmayan diğer faturaların ise kurumsal kimlik söküm ve ... açıklamalı faturalar olduğu anlaşılmaktadır. İlk derece mahkemesi gerekçesinde de işaret edildiği üzere,  taraflar arasında akdedildiği ihtilafsız  bayilik sözleşmesinin 4.maddesinde:\"Anlaşmanın süresi sonunda ... ve Bayi arasında yeni bir Bayilik Anlaşması imzalanmaması halinde Bayi, istasyonda mevcut ... marka ve logosu taşıyan tüm malzeme ve teçhizatı, kurumsal kimlik giydirmelerini ve iareten verilmiş olan ekipmanı, ... tarafından görevlendirilen kişilere sağlam ve kullanılır şekilde teslim etmeyi taahhüt etmiştir.\" düzenlemesi, Çerçeve Protokolünün 5.maddesinde:\"Bayi, mütemmim cüz niteliğindeki yatırımlar haricindeki, kendisine iareten verilen taşınabilir özellikteki teçhizat,alat ve edevatı ise, anlaşmanın sona erdiği tarih itibariyle rayiç bedel üzerinden satın alma hakkına sahip olduğu gibi, iş bu hakkını kullanmak istemediği takdirde, aynen ... veya ... tarafından tayin ve tespit edilecek şahıs ya da şahıslara kullanılır ve sağlam bir şekilde derhal iade ve teslim ile mükelleftir\" düzenlemesi mevcut olup, ekipmanların davalı tarafça davacıya teslimi taahhüt edilmekle, çoğun içinde azın da olduğu nazara alınarak teslim edilecek ekipmanların söküm işlemlerinin ve masraflarının davalıya ait olduğunun kabulü gerekir. Ancak davacı bu söküm işlemlerini kendisi yapmakla bu masrafları davalıdan talep edebilecektir. Ancak yine ilk derece mahkemesi gerekçesinde belirtildiği üzere, davalının davacını yukarıda değerlendirilen  2.135,46-TL'lik  31/12/2017 tarihli \"...\" içerikli faturayı kendi defterlerine kaydettiği, sözleşmede aynı maddede düzenlenen ve aynı mahiyette olan kurumsal kimlik sökümü yansıtma ve akaryakıt ekipmanları söküm yansıtma faturalarını da -masraflarının kendisine ait olduğuna ilişkin sözleşme iradesini- kabul etmiş sayılacağı kabulü ile kurulan hüküm isabetli görülmüş, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Taraf vekillerinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi soncunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, her iki taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, her iki taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 894,00 TL istinaf nispi karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,4-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına,5-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 12.06.2024 tarihinde, oy birliğiyle ve temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f90f2aac3508d205","SID":"504813062943c59c"}}