{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2023/1173 - 2025/1290<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2023/1173 <br>KARAR NO\t: 2025/1290<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 02/12/2022<br>NUMARASI\t\t: 2022/48 E.  -  2022/323 K.<br><br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 02/12/2022 tarih ve 2022/48 Esas - 2022/323 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br>  <br> TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Davacı vekili,  müvekkilinin  2018/44441, 2018/77761, 2018/77764, 2019/68328 sayılı ve \"...\" ibareli tanınmış markalarının sahibi olduğunu, davalı şahsın “...” ibareli başvurusuna anılan markalarına dayalı olarak yaptıkları itirazlarının dava konusu YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa dava konusu başvuru ile müvekkilinin itirazına mesnet markaları arasında iltibas koşullarının oluştuğunu, dava konusu markanın müvekkilinin seri markası olarak algılanacağını, herhangi bir ayırt ediciliğe sahip olmayan itiraza konu markayı müvekkili markalarına yakınlaştırdığı ve bu başvurunun müvekkiline ait markanın tescilli olduğu hizmetler ile aynı/benzer emtialar üzerinde tescil edilmek istenmesi nedeni ile doğacak karıştırılma ihtimalinin \"...\" ibaresinin tanımlayıcı olması ve ayırt ediciliğinin bulunmaması nedenleri ile söz konusu kötü niyetle oluşturulmuş marka başvurusunun reddinin gerektiği  ileri sürerek, TÜRKPATENT YİDK'ın  2022-M-1145 sayılı kararın iptali ile dava konu markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı TÜRKPATENT vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>Diğer davalı davaya cevap vermemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu başvuru kapsamında yer alan 39 sınıf hizmetler yönünden emtia benzerliği şartının gerçekleştiğini, 35. Sınıfta yer alan hizmetler ile davacı şirket markalarının tescilleri kapsamındaki hizmetler arasında ise herhangi bir benzerliğin bulunmadığı, Taraf markaları global olarak karşılaştırıldığında; görsel, işitsel, kavramsal olarak ilgili tüketici kesimi nezdinde ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi oluşturacak derecede benzer olduklarının söylenemeyeceği, markalarda müşterek olarak bulunan \"...\" sözcüğünün ayırt ediciliği düşük, zayıf karakterli bir ibare olduğu, Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 12.10.2020 tarih 2020/92 E 2020/3984 K sayılı kararında belirtildiği üzere; zayıf markaların koruma kapsamı değerlendirilirken iltibas tehlikesinin yapılacak küçük bir değişiklik ile dahi bertaraf edilebileceğinin göz önüne alınması gerektiği, somut olayda; davacı markalarının hiçbirinde \"...\" ibaresinin tek başına markaların esaslı unsurlarını oluşturmadığı, buna göre; daha önce davacıya ait markaları gören, işiten, bu markalı hizmetlerden yararlanan ilgili tüketici kesiminin, daha sonra davaya konu marka başvurusu ile karşılaştığında, davaya konu hizmetlerden faydalanmak için ayıracağı sınırlı süre içerisinde, bu markayı davacıya ait markalardan farklı bir marka olarak algılayacağı gibi marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı da kurmayacağı, bu nedenle karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı, kötü niyet iddiasının da yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı  vekili,  dava konusu başvurunun SMK'nın 5 ve 6 maddesine aykırılık oluşturduğunu,  dava konusu başvuru ile müvekkilinin itirazına mesnet markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamına benzerlik olduğunu, dava konusu başvurunun müvekkilinin markalarının serisi olarak algılanacağını, mahkemece dava konusu başvurunun müvekkilinin tanınmış olan seri markaları ile benzerlik oluşturduğu dikkate alınmadan eksik inceleme ile karar verildiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.  <br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu \"gelsin perakende ve lojistik hizmetleri ibareli başvuru  ile davacının itirazına mesnet  “...” ibareli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunmadığı, zira Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin 2024/4193 E-2025/2294 K sayılı ilamında da kabul edildiği üzere markalarda ortak olarak yer alan  “...” ibaresinin marka vasfı ve ayırt edici niteliği bulunmayan bir ibare olduğu, diğer unsurlar bakımından taraf markalarında hiçbir ortak unsur bulunmadığı, diğer taraftan mahkemece davacı vekilinin de hazır bulunduğu ön inceleme celsesinde  HMK'nın 140/2 maddesi kapsamında uyuşmazlık konusunun  dava konusu marka başvurusu ile davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar arasında SMK m.6/1 hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığı, davalı şahsın marka tescil başvurusunda kötü niyetli olup olmadığı olarak belirlendiği, bu itibarla mahkemece bu kapsamda inceleme yapılıp yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 435,50-TL bakiye harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 24/06/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 03/07/2025   <br>\t\t\t<br><br>Başkan<br><br>Üye<br><br>Üye<br><br>Katip<br> <br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0d42545b4ffcdb5e","SID":"9215ba809a118404"}}