{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    <br>T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS    NO\t: 2021/2143 <br>KARAR NO\t\t: 2025/1109<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 29/06/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/269 Esas 2021/520 Karar <br>DAVA\t\t: İTİRAZIN İPTALİ <br>KARAR TARİHİ             : 02/06/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ  : 02/06/2025<br><br>İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/269 Esas ve 2021/520 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın reddine dair verilen karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.<br>\t<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili olduğu şirket ile davalı taraf arasındaki 201/01/2016 tarihli protokolün 12. Maddesine atıfla müvekkilinin üzerine düşen yükümlüğünü tam ve eksiksiz olarak yerine getirdiğini, 1.maddesinde yer alan ..., 2.maddesinde yer alan ..., 3.maddesinde yer alan ...; ..., ... ve ....ile 4. maddesinde yer alan .... adlı şirketlere ödenmesi gereken tüm ödemeleri müvekkilinin yaptığını, protokolün eksiksiz olarak yerine getirilmesinin ardından 12. Maddesinin a bendinde yer alan gayrimenkulün devrinin müvekkiline gerçekleştirildiği halde 12-b maddesinde yer alan 190.000,00-TL'lik ödemenin davalı tarafça ...'den tahsil edilmesine rağmen müvekkiline aktarımının yapılmadığını, bu nedenle yapılan icra takibine de davalının itiraz ederek takibi durdurduğunu, bu nedenle takibin devamına ve davalının alacağının %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.  <br>CEVAP :<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yanın talep ettiği ve protokolün 12/b maddesine dayanan 190.000,00-TL bedelin talep edilebilmesi için, yine protokolün 12.maddesi ilk cümlesinde açık ve kesin bir koşul olarak belirtilmiş olduğu üzere, protokolün ilk 11 maddesindeki tüm şartların tam ve eksiksiz olarak yerine getirilmesinin gerektiğini, protokolün ilk 11 maddesindeki davacı yanın yerine getirmekle yükümlü olduğu şartların tam ve eksiksiz yerine getirilmediğini, açılan icra takibinin ve açılan itirazın iptali davasının haksız ve kötü niyetli olduğunu, bu nedenle açılan davanın reddini talep etmiştir.<br>DELİLLER:<br>1-... Arabuluculuk Bürosunun 2020/440 Dosya 2020/37144 Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı,<br>2-İzmir 12. İcra Dairesinin 2017/7980 Esas sayılı dosyası,<br>3-Taraflar arasında imzalanan 20/01/2016 tarihli Protokol,<br>4-Taraflara ait vergi, ticaret ve esnaf sicil kayıtları,<br>5-Davacı şirkete ait ticari defter ve kayıtlar,<br>6-Davalı şirkete ait ticari defter ve kayıtlar,<br>7-Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 01/02/2021 havale tarihli raporu,<br>8-Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 12/03/2021 havale tarihli ek raporu,<br>9-Davacılar vekilin tarafından ibraz edilen 13/04/2021 tarihli Uzman Görüşü raporu,<br>10-Sair deliller.<br><br>DAVA KONUSU:<br>Açılan dava, taraflar arasında imzalanan 20/01/2016 tarihli Protokol kapsamında davacıların üzerilerine düşen yükümlülükleri yerine getirmelerine rağmen davalıların üzerilerine düşen yükümlülükleri yerine getirmemeleri iddiası sonucunda protokol gereğince davalılar tarafından dava dışı ... isimli şahıstan tahsil edilen 190.000,00-TL bedelli ödemenin davacılara aktarılmamasından kaynaklanan alacağın davalılardan tahsili amacıyla davalılar aleyhine başlatılan icra takibine davalılar tarafından süresinde yapılan itirazın iptali ile asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalılardan tahsili taleplerine ilişkindir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67. maddesinde İcra Takibine İtirazın İptali; ''Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.<br>Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.<br>İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.<br>Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.<br>Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.'' şeklinde düzenlenmiştir.<br>2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 67. maddesi uyarınca itirazın  iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İcra ve İflas Kanunu'nun 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçladığı bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süresinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması hâlinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına da hükmedilebilir (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukuku, 2006, s. 219, 223).<br>İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, bir eda davasıdır. Mahkemenin davanın reddi ya da kabulü yönünde verdiği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden; davanın reddi halinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi, davanın kabulü halinde borçlu da, alacaklıya karşı bir menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır.<br>Bu nedenledir ki, mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek, borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır.<br>Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir (İİK. m.67/1). Alacaklı, alacağının varlığını Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre caiz olan her türlü delil ile ispat edebilir. Dava, özünde tahsil istemini de barındırmakla, burada borçlunun takip sonrası yaptığı ödeme iddialarının da nazara alınması zorunludur. Borçlu, ödeme emrine itiraz ederken bildirmiş olup olmamasına bakılmaksızın, bütün itiraz sebeplerini ileri sürebileceğinden; mahkemenin, borcun sonradan ödendiği itirazını araştırarak, ödemenin takip konusu alacakla ilgili olduğunu belirlemesi halinde, alacaklının dava tarihi itibariyle talep edebileceği alacak miktarı üzerinden hüküm kurması gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır.<br>Hemen belirtilmelidir ki, alacak miktarının, takip ya da dava tarihindeki koşullara göre belirlenmesinin, itirazın iptali davasında hükmolunan miktar üzerinden tahsiline karar verilebilecek bir tazminat türü olan ve bağımsız bir dava konusu yapılamayan icra inkar tazminatının miktarına da etkili olacağı açıktır. <br>Yargıtay Daireleri ile Hukuk Genel Kurulunun kararlılık kazanmış uygulamasına göre; itirazın iptali davalarında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak icra inkâr tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada, borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz. <br> Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlarının bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Nitekim aynı ilkeler Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.02.2020 tarihli ve 2017/3-957 E., 2020/99 K. sayılı kararında da vurgulanmıştır.<br>İzmir 12. İcra Müdürlüğünün 2017/7980 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, alacaklısının ... Limited Şirketi ile ..., borçlusunun ....Limited Şirketi ile ... olduğu, davacılar vekilinin davalılar aleyhine 190.000,00-TL asıl alacak bedeli üzerinden icra takibi başlattığı, davalı tarafın süresinde yapmış olduğu itirazları üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği görülmektedir. <br>15/10/2020 tarihli duruşmanın 5 numaralı ara kararı ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219/2. ve 222/1. maddelerinde tarafların delil olarak dayandığı ticari defter ve kayıtları ibraz ile yükümlü olduğu hüküm altına alındığından, bilirkişi incelemesine esas olmak üzere dava konusu ticari defter kayıt ve belgelerin bulunduğu yeri mahkememize bildirmek üzere taraf vekillerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220/1. fıkrası uyarınca iki haftalık kesin süre verilmesine karar verilmiştir.<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219. maddesinde; ''Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir. <br>Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir.'' hükmü bulunmaktadır.<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220. maddesinde ise; ''İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir.<br>Mahkemece, ibrazı istenen belgenin elinde bulunduğunu inkâr eden tarafa, böyle bir belgenin elinde bulunmadığına, özenle aradığı hâlde bulamadığına ve nerede olduğunu da bilmediğine ilişkin yemin teklif edilir. <br>Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir.'' hükmü düzenlenmiştir.<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesinde de; ''Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.<br>Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.<br>İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.<br>Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.<br>Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.'' hükmüne yer verilmiştir.<br>Taraf vekilleri kendilerine verilen kesin süre içerisinde taraf şirketlere ait ticari defter ve belgelerin bulunduğu yerleri mahkememize bildirmişlerdir.<br>Taraf vekillerinin taraflara ait ticari defter ve belgeleri mahkememize sunmaları ve bulundukları yerleri mahkememize bildirmeleri üzerine, taraflara ait ticari defter ve belgeler üzerinde inceleme yapılması amacıyla dosyanın Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişiye tevdi ile dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, taraflara ait ticari defter ve belgeler, taraflar arasındaki ticari ilişkiye binaen düzenlenen dava dilekçesine ekli bulunan faturalar, İzmir İcra Dairesinin 2017/7980 Esas sayılı dosyası ve sair hususlar birlikte değerlendirilerek; taraflar arasında hangi sebeplerden kaynaklı olarak ticari ilişki bulunduğu, davacı tarafından davalı şirket adına düzenlenen faturalardan kaynaklı olarak davacının davalılardan alacağının bulunup bulunmadığı, alacağı var ise davalı tarafça yapılan ödemeler de dikkate alınmak üzere alacağın miktarı, icra takibinde işletilen faiz miktarlarının usulüne uygun olup olmadığı hususlarının belirlenerek düzenlenecek raporun mahkememize gönderilmesi istenilmiş, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişi 01/02/2021 tarihli raporunda sonuç olarak, davacı şirket ile davalı şirket arasındaki ticari ilişkinin 2016 yılından önce başladığını, 2016 yılı sonu itibariyle davacının kayıtlarında davalıdan 503.372,73-TL alacaklı olarak gözüktüğünü, ancak davacı şirketin ticari defterlerinin düzgün tutulmadığını, davalının 2016 yılında yapmış olduğu ödemelerin hiçbirinin davacı şirkete ait ticari defter ve belgelere işlenmediğini, davalı şirket kayıtlarının delil teşkil edecek şekilde çok düzgün tutulduğunu, ödemelere ilişkin tüm dekontların da davalı şirkete ait kayıtlarda yer aldığını, 2016 yılı sonu itibariyle davalı şirketin davacı şirkete hiçbir borcunun kalmadığını, taraflar arasında yapılan protokolün ilk 11 maddesinin davalı tarafından tümüyle yerine getirildiğini, ancak davacının kendisine gönderilmiş ve alacaklılarına ödemesi gereken tutarların ödenmiş olduğuna ilişkin hiçbir evrak ve açıklamanın dosyada bulunmadığını, davacı tarafın ödemelerin alacaklılara yapıldığını belgelemesi akabinde 190.000,00-TL bedelli senet tutarını davalı taraftan talep edebileceğini, ancak bu senet tutarının borçlusu ...'den tahsil edilip edilmediğinin davalı kayıtlarında görünmediğini, zaten bu senedin davalı şirket ile ... arasında düzenlenmiş bir senet olmadığını mütalaa etmiştir.<br>Taraf vekillerinin beyan ve itirazları doğrultusunda dosyanın 01/02/2021 havale tarihli raporu tanzim eden Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişiye tevdi ile taraf vekillerinin itirazları göz önünde bulundurularak düzenlenecek ek raporun mahkememize sunulması istenilmiş, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişi 12/03/2021 tarihli ek raporunda sonuç olarak, taraflar arasında yapılan protokolün ilk 11 maddesinin davalı tarafından tümüyle yerine getirildiğini, ancak davacının kendisine gönderilmiş ve alacaklılarına ödemesi gereken tutarların ödenmiş olduğuna ilişkin hiçbir evrak ve açıklamanın dosyada bulunmadığını, davacı tarafın ödemelerin alacaklılara yapıldığını belgelemesi akabinde 190.000,00-TL bedelli senet tutarını davalı taraftan talep edebileceğini, ancak bu senet tutarının borçlusu ...'den tahsil edilip edilmediğinin davalı kayıtlarında görünmediğini, sadece senet bedelinin tahsil edildiği iddiasının yeterli olmadığını, senet ödemelerinin tahsil edildiğini ispata elverişli belgelerin dosyaya sunulması durumunda ödeme tutarlarının talep edilebileceğini mütalaa etmiştir.<br>Taraflar arasında imzalanan 20/01/2016 tarihli Protokolün incelenmesinde, protokolün alacaklısı davalı borçlusu davacı şirket olan ...1. İcra Dairesinin 2015/2713 Esas sayılı dosyasındaki icra takibi kapsamında 27/01/2016 günü saat 11.00-11.10 arasında yapılacak olan 'Taşınır Açık Arttırması'nda ihaleye başkaca teklif veren olmaması suretiyle veya teklif  veren olsa dahi ihalenin 700.000,00-TL üzerinde olmayacak şekilde davalı şirket üzerinde kalması, ihale sonrasında Organize Sanayi Bölgesi 1. Kısım, ...adresinde bulunan mevcut makine, teçhizat, ofislerin eksiksiz ve sorunsuz bir şekilde teslim alınması ve davacı şirketin ticaret sicilinde kayıtlı adresini başka bir adrese naklederek yeni adresini ticaret sicil gazetesinde ilan ettirmesi halinde münhasır olmak kayıt ve şartıyla imzalandığı, protokolün 1., 2., 3., 4., 5., 6., 7., 8. ve 9. maddelerinde davalı şirket tarafından davacı şirkete ait bir kısım borç ve ödemelerin yapılacağının, 1., 2., 3. ve 4. maddelerde davalı şirket tarafından yapılacak ödemelerin davacı şirket üzerinden yapılacağının, 5. maddede davacı şirketin ....Bankası Anonim Şirketine olan borçlarının davalı şirket tarafından kapatılarak bankadaki çeklerin 81.000,00-TL bedelli 4 adedinin davalı şirket tarafından alınarak davacı şirkete verileceğinin, diğer çeklerin davalı şirkette kalacağının, 6. maddede davacı şirketin .... Bankası Anonim Şirketine olan 45.536,00-TL bedelli borcunun davalı şirket tarafından ödeneceğinin, 7. maddede davalı şirket tarafından davacı şirkete ..ki 22.000,00-TL bedelli çekin iadesi için evrak verileceğinin, 8. maddede davacı şirketin .... firmasına olan 1.625,64-EUR bedelli 5 adet taksit borcunun davalı şirket tarafından ödeneceğinin, 9. maddede davacı şirket bünyesinde çalışan personelin davalı şirket adına çalışmaya başlaması halinde, personelin davacı şirkette çalıştığı süre boyunca hak edeceği sadece kıdem tazminatının davalı şirket tarafından ödeneceğinin, 10. maddede uyuşmazlık halinde davalı şirkete ait ticari defter ve kayıtların esas alınacağının, 11. maddede protokol tarafı şirketlerin protokolde bahsi geçen şahıs veya firmalara süresi içerisinde gereken ödemeleri yapmak ve ödemelerin ve/veya kıymetli evrakın muhatabına harfiyen ulaşmasını sağlamakla yükümlü olduğunun, 12. maddede ise önceki maddelerin tam ve eksiksiz olarak yerine getirilmesi durumunda bu maddenin a ve b bentlerinde yer alan hususların yerine getirileceğinin kararlaştırıldığı görülmektedir.<br>Dava konusu icra takibine konu edilen alacak miktarının, taraflar arasında imzalanan protokolün 12/b. maddesinde yer alan senet bedelinin davalı tarafça tahsil edilmesi akabinde davacıya ödenmediğinden bahisle var olduğu iddia olunan 190.000,00-TL tutarına ilişkin olduğu ve tarafların tacir sıfatlarının bulunması karşısında imzalamış oldukları protokol hükümlerinin kendilerini direkt olarak bağlayacağı dikkate alındığında, protokolün 12/b. maddesinde yer verilen yükümlülüğün yerine getirilmesinin istenilmesi için ilk 11 maddede yer alan yükümlülüklerin yerine getirilip getirilmediğinin değerlendirmesinin yapılması gerekmektedir.<br>Bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, davacı şirkete ait ticari defter ve belgelerin usulüne uygun şekilde tutulmadığı, açılış ve kapanış onaylarının usulüne uygun olarak yaptırılmadığı, davalı tarafça yapılan ödemelerin dahi ticari defter ve belgelere işlenmediği göz önünde bulundurulduğunda davacı şirketin ticari defter ve belgelerinin davacı şirket lehine delil vasfı bulunduğundan bahsetmek mümkün değildir. Kaldı ki, davacı şirkete ait ticari defter ve belgelerde davacı tarafın iddialarını ispatlar mahiyette herhangi bir kayıt ve ibare de bulunmamaktadır.<br>Davalı şirkete ait ticari defter ve belgelerin usulüne uygun şekilde tutulması, açılış ve kapanış onaylarının usulüne uygun olarak yaptırılması çerçevesinde, davalı şirkete ait ticari defter ve belgelerin sahibi lehine delil vasfı taşıdığı, davalı şirkete ait ticari defter ve belgelerde bulunan kayıtlardan taraflar arasında imzalanan protokolün ilk 11 maddesinde davalı şirkete yüklenen tüm yükümlülüklerin eksiksiz olarak yerine getirildiği anlaşılmaktadır.<br>Uyuşmazlığın çözümü noktasında taraflar arasında imzalanan protokolün 11. maddesinde yer alan protokol tarafı şirketlerin protokolde bahsi geçen şahıs veya firmalara süresi içerisinde gereken ödemeleri yapmak ve ödemelerin ve/veya kıymetli evrakın muhatabına harfiyen ulaşmasını sağlamakla yükümlü olduğu yönündeki anlaşma esaslı unsur olarak görülmüş olup, dosya muhteviyatında ve taraf şirketlere ait ticari defter ve belgelerde davacı şirketin üçüncü gerçek kişi ve tüzel kişilere davalı şirket tarafından kendi üzerinden yapılan ödemelere ilişkin bilgi ve belgeleri, ödemelerin üçüncü gerçek kişi ve tüzel kişilere ulaştırılmasından sonra davalı şirkete ulaştırdığına ilişkin herhangi bir delilin bulunmadığı, belirtilen çerçevede davacı şirketin protokolün 11. maddesinde kendisine yüklenen yükümlülüğü yerine getirmediği gibi, borçlusu ..., alacaklısı ... olan, 190.000,00-TL bedeli senet tutarının davalı tarafça tahsil edildiği de davacı tarafça ispat edilemediği, bu sebeple protokolün 12/b. maddesinde yer alan 190.000,00-TL bedelin davacı ...'e ödenmesinin istenemeyeceği kanaatine varılmıştır.<br>Her ne kadar davacılar vekili tarafından sunulan 13/04/2021 tarihli uzman görüşünde, protokolde yer alan davacı şirkete ait borçların davalı şirket tarafından davacı şirket üzerinden olmak üzere ödeneceğine yönelik maddeler kapsamında, davalı şirket tarafından davacı şirkete üçüncü gerçek veya tüzel kişilere olan borçlarının kapatılması amacıyla yapılan ödemelerin davacı şirket tarafından gerçek veya tüzel üçüncü kişilere ödenip ödenmemesinin davalı şirket açısından herhangi bir önemi olmadığı, ödemelerin yapılıp yapılmamasının sadece davacı şirketi bağlayacağı, yapılan ödemelere ilişkin evrakların davalı şirkete ulaştırılmamasının herhangi bir önemi olmadığı, protokolde yer alan adreste bulunan her türlü eşyanın davacı şirket tarafından davalı şirkete teslim edildiği, davacı şirketin adres değişikliğini sözleşmede belirtilen sürede yaptığı, protokolün 12/b. maddesinde yer alan senet bedelinin tahsil edildiğinin her iki tarafın kabulünde olduğu, protokolün ilk 9 maddesinin sadece davalı şirkete yükümlülük yüklediği, anılan maddelerde davacı şirketin yerine getirmesi gereken herhangi bir yükümlülük olmadığı, bu kapsamda protokolde satış bedelinin bir kısmının davacı şirketin protokol dışı üçüncü kişilere olan bir kısım borçlarının ödenmesi şeklinde belirlenmiş olmasının davacı şirket ile üçüncü kişiler arasındaki hukuki ilişkinin nispiliği ilkesini ortadan kaldırmayacağı, davacı şirket ile üçüncü kişiler arasındaki borç ilişkisinin tasfiyesinin söz konusu ilişkinin tarafları tarafından kararlaştırılabileceği, davacı şirketin kendisine satış bedeli olarak yapılan ödemeler üzerinde istediği şekilde tasarruf edebileceği, davacı şirketin üçüncü kişiler ile arasındaki nispi nitelikte bulunan hukuki ilişkinin davalı şirketin hukuki menfaatini ihlal etmesinin söz konusu olmadığı, davalılar tarafından ileri sürülen savunmaların hayatın olağan akışına aykırı olduğu, hayatın olağan akışı ve normale göre davacı şirketin üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiği, bu hususun ilk göstergesinin üçüncü kişiler tarafından davacı şirket aleyhine bu zamanda dek herhangi bir başvuruda bulunulmaması olması, icra takibi başlatılmaması veya dava açılmaması olduğu, davalıların sözleşmenin 12/a. maddesinde yer alan taşınmaz devrine ilişkin yükümlülüğü yerine getirdiği, davacı şirket yükümlülüklerini yerine getirmemiş olsaydı 12/a. maddesinde düzenlenen hususun da davalılar tarafından yerine getirilmemiş olması gerektiği belirtilmiş ise de, az önce de yer verildiği üzere protokolün 11 numaralı maddesinin gayet açık olup, tacir sıfatını haiz tarafları bağlayacağı, protokolün 12/b. maddesinde yer alan senet bedelinin davacı tarafça iddia edildiği, tahsilata ilişkin herhangi bir delilin sunulmadığı, davalı tarafın senet bedelinin tahsili yönünde herhangi bir kabulünün bulunmadığı, davacı şirketin kendisine satış bedeli olarak yapılan ödemeler üzerinde istediği şekilde tasarruf edemeyeceği, herhangi bir hukuki ilişkinin taraflarının hukuki ilişkiden kaynaklanan hak ve borçlar üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri hukukun genel prensiplerinden ise de protokolde yer verilen borç ödemelerine ilişkin maddelerin bu durumun istisnası olarak tarafları bağlayacağı, bu kapsamda davacı şirketin kendi borçları için, davalı şirket tarafından alacaklı olan üçüncü gerçek veya tüzel kişilere ödenmesi amacıyla kendisine ödenen paraların veya verilen kıymetli evrakların ilgili alacaklı üçüncü gerçek veya tüzel kişilere ödendiğine ve verildiğine ilişkin evrak ve kayıtları davalı şirkete ulaştırmakla yükümlü olduğu, protokol kapsamda ticari işletmenin devrinin söz konusu olduğu ve ticari işletmeyi devralanın devre konu işletmenin borçlarından sorumlu olacağı, bu kapsamda davacı şirketin üçüncü gerçek veya tüzel kişilere olan borçlarının ödenmesi noktasında davalı şirketin hukuki menfaatinin bulunduğu, ayrıca protokol maddelerinde bahse konu ödemelere yer verildiği, protokolün tarafları bağlayacağı, davalı şirketin protokolde yer alan tüm yükümlülüklerin yerine getirilmesini talep etmek hakkı bulunduğu, üçüncü kişiler tarafından davacı şirket aleyhine bu zamanda dek herhangi bir başvuruda bulunulmaması, icra takibi başlatılmaması veya dava açılmaması tespitleri açısından dosya muhteviyatında herhangi bir delilin sunulmadığı, uzman görüşü hazırlayan öğretim üyesinin hangi bilgi ve belgeler çerçevesinde bu kanıya vardığının anlaşılamadığı, davalıların sözleşmenin 12/a. maddesinde yer alan taşınmaz devrine ilişkin yükümlülüğü yerine getirmelerinin davacı tarafın protokolde yer alan yükümlülüklerinin tamamını yerine getirdiğinin kabul edildiği şeklinde yorumlanmasının hakkaniyete aykırı olduğu, bahsi geçen devrin davalıların serbest iradeleri çerçevesinde herhangi bir sebeple yapılmış olabileceği, uzman görüşü raporunun hukuki dayanaktan yoksun ve taraflı olduğu kanaatiyle, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunun aksinde olacak şekilde düzenlenen bahse konu uzman görüşü raporu dikkate alınmamıştır.<br>Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, ....Arabuluculuk Bürosunun 2020/440 Dosya 2020/37144 Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, İzmir 12. İcra Dairesinin 2017/7980 Esas sayılı dosyası, taraflar arasında imzalanan 20/01/2016 tarihli Protokol, taraflara ait vergi, ticaret ve esnaf sicil kayıtları, davacı şirkete ait ticari defter ve kayıtlar, davalı şirkete ait ticari defter ve kayıtlar, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 01/02/2021 havale tarihli raporu, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 12/03/2021 havale tarihli ek raporu, davacılar vekilin tarafından ibraz edilen 13/04/2021 tarihli Uzman Görüşü raporu ve sair deliller birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu uyuşmazlığın taraflar arasında imzalanan 20/01/2016 tarihli Protokol kapsamında davacıların üzerilerine düşen yükümlülükleri yerine getirmelerine rağmen davalıların üzerilerine düşen yükümlülükleri yerine getirmemeleri iddiası sonucunda protokol gereğince davalılar tarafından dava dışı ... isimli şahıstan tahsil edilen 190.000,00-TL bedelli ödemenin davacılara aktarılmamasından kaynaklanan alacağın davalılardan tahsili amacıyla davalılar aleyhine başlatılan icra takibine davalılar tarafından süresinde yapılan itirazın iptali ile asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalılardan tahsili taleplerine ilişkin olduğu, İzmir 12. İcra Dairesinin 2017/7980 Esas sayılı dosyasında davacılar vekilinin davalılar aleyhine 190.000,00-TL asıl alacak bedeli üzerinden icra takibi başlattığı, davalı tarafın süresinde yapmış olduğu itirazları üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği, tarafların ticari defter ve belgelerini inceleyen Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 01/02/2021 tarihli raporunda davacı şirket ile davalı şirket arasındaki ticari ilişkinin 2016 yılından önce başladığını, 2016 yılı sonu itibariyle davacının kayıtlarında davalıdan 503.372,73-TL alacaklı olarak gözüktüğünü, ancak davacı şirketin ticari defterlerinin düzgün tutulmadığını, davalının 2016 yılında yapmış olduğu ödemelerin hiçbirinin davacı şirkete ait ticari defter ve belgelere işlenmediğini, davalı şirket kayıtlarının delil teşkil edecek şekilde çok düzgün tutulduğunu, ödemelere ilişkin tüm dekontların da davalı şirkete ait kayıtlarda yer aldığını, 2016 yılı sonu itibariyle davalı şirketin davacı şirkete hiçbir borcunun kalmadığını, taraflar arasında yapılan protokolün ilk 11 maddesinin davalı tarafından tümüyle yerine getirildiğini, ancak davacının kendisine gönderilmiş ve alacaklılarına ödemesi gereken tutarların ödenmiş olduğuna ilişkin hiçbir evrak ve açıklamanın dosyada bulunmadığını, davacı tarafın ödemelerin alacaklılara yapıldığını belgelemesi akabinde 190.000,00-TL bedelli senet tutarını davalı taraftan talep edebileceğini, ancak bu senet tutarının borçlusu ...'den tahsil edilip edilmediğinin davalı kayıtlarında görünmediğini, zaten bu senedin davalı şirket ile ... arasında düzenlenmiş bir senet olmadığını mütalaa ettiği, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 12/03/2021 tarihli ek raporunda ise taraflar arasında yapılan protokolün ilk 11 maddesinin davalı tarafından tümüyle yerine getirildiğini, ancak davacının kendisine gönderilmiş ve alacaklılarına ödemesi gereken tutarların ödenmiş olduğuna ilişkin hiçbir evrak ve açıklamanın dosyada bulunmadığını, davacı tarafın ödemelerin alacaklılara yapıldığını belgelemesi akabinde 190.000,00-TL bedelli senet tutarını davalı taraftan talep edebileceğini, ancak bu senet tutarının borçlusu ...'den tahsil edilip edilmediğinin davalı kayıtlarında görünmediğini, sadece senet bedelinin tahsil edildiği iddiasının yeterli olmadığını, senet ödemelerinin tahsil edildiğini ispata elverişli belgelerin dosyaya sunulması durumunda ödeme tutarlarının talep edilebileceğini mütalaa ettiği, taraflar arasında imzalanan protokolün 1., 2., 3., 4., 5., 6., 7., 8. ve 9. maddelerinde davalı şirket tarafından davacı şirkete ait bir kısım borç ve ödemelerin yapılacağının, 1., 2., 3. ve 4. maddelerde davalı şirket tarafından yapılacak ödemelerin davacı şirket üzerinden yapılacağının, 5. maddede davacı şirketin .... Bankası Anonim Şirketine olan borçlarının davalı şirket tarafından kapatılarak bankadaki çeklerin 81.000,00-TL bedelli 4 adedinin davalı şirket tarafından alınarak davacı şirkete verileceğinin, diğer çeklerin davalı şirkette kalacağının, 6. maddede davacı şirketin ... Bankası Anonim Şirketine olan 45.536,00-TL bedelli borcunun davalı şirket tarafından ödeneceğinin, 7. maddede davalı şirket tarafından davacı şirkete ..... Kimyadaki 22.000,00-TL bedelli çekin iadesi için evrak verileceğinin, 8. maddede davacı şirketin ... firmasına olan 1.625,64-EUR bedelli 5 adet taksit borcunun davalı şirket tarafından ödeneceğinin, 9. maddede davacı şirket bünyesinde çalışan personelin davalı şirket adına çalışmaya başlaması halinde, personelin davacı şirkette çalıştığı süre boyunca hak edeceği sadece kıdem tazminatının davalı şirket tarafından ödeneceğinin, 10. maddede uyuşmazlık halinde davalı şirkete ait ticari defter ve kayıtların esas alınacağının, 11. maddede protokol tarafı şirketlerin protokolde bahsi geçen şahıs veya firmalara süresi içerisinde gereken ödemeleri yapmak ve ödemelerin ve/veya kıymetli evrakın muhatabına harfiyen ulaşmasını sağlamakla yükümlü olduğunun, 12. maddede ise önceki maddelerin tam ve eksiksiz olarak yerine getirilmesi durumunda bu maddenin a ve b bentlerinde yer alan hususların yerine getirileceğinin kararlaştırıldığı, davacı şirketin ticari defter ve belgelerinin delil niteliklerinin bulunmadığı, davalı şirkete ait ticari defter ve belgelerin ise sahibi lehine delil vasfı taşıdıkları, yukarıda açıklandığı üzere davacı şirketin kendisini bağlayan protokol çerçevesinde kendi borçlarının ödenmesi amacıyla davalı şirket tarafından kendisine gönderilen paralar ile verilen kıymetli evrakların ilgili alacaklılara ödendiği ve verildiğini usulüne uygun deliller vasıtasıyla ispat edemediği, davacı şirketin protokolün 11. maddesinde kendisine yüklenen yükümlülüğü yerine getirdiğinin kabulünün mümkün bulunmadığı, belirtilen sebepler dahilinde direkt olarak protokolün önceki maddelerinde yer alan yükümlülüklerin yerine getirilmesi koşuluna bağlanan protokolün 12/b. maddesinde yer alan hususu davalılardan talep edemeyeceği...\" gerekçesi ile; Açılan davanın REDDİNE karar verilmiş, verilen bu karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br><br>İSTİNAF NEDENLERİ: <br>Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, icra takibine dayanak protokolün esasında alım satım sözleşmesi olduğunu, bu sözleşme ile.... şirketine ait fabrika ve malzemelerin davalı şirket tarafından satın alındığını,  bu devrin 349.233,32-TL, 20.000-USD, 8.128,02-EURO, sözleşmenin 12/a bendinde geçen ev ve 12/b bendinde geçen 190.000,00-TL değerindeki senet karşılığında gerçekleştiğini, protokol hükümlerinin 12/b maddesine kadar herhangi bir taleplerinin olmadığını, protokol hükümlerinin davacı müvekkillerince yerine getirilmediği yönünde ispat külfetinin davalılarda olduğunu, davalıların 190.000.00.TL ödemeyi ...'den almadığına yönelik savunmasının bulunmadığını, davalıların iddia olarak ileri sürmediği bir hususun hakim tarafından kendiliğinden değerlendirilmesinin ve hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, yine dava dışı ...'in ...9. İcra Müdürlüğü'nün dosyasına sunduğu 01/11/2016 tarihli itiraz dilekçesinde 190.000.TL ödemeyi ayrıntıları ile ...'na yaptığına ilişkin beyanda bulunduğunu, bu ödemelerle ilgili olarak herhangi bir araştırmanın yapılmadığını, dosyaya sunulan uzman görüşünün dikkate alınmadığını, delilleri arasında bulunan yemin delilinin kullanılmasının mahkemece hatırlatılmadığını, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.  <br><br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: <br>Dava, taraflar arasındaki protokole dayalı alacağının tahsili için yapılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>İspat, bir olayın veya hukuksal durumun varlığı veya yokluğu hakkında hâkimde kanaat uyandırmak için girişilen, ispat yükü üzerinde olan tarafın deliller vasıtasıyla yürüttüğü inandırma faaliyetidir.<br>İddia ve savunmaya dayanak gösterilen ve mahkemenin karar vermesinde etkili olacak olgulardan hangisinin kim tarafından ispat edileceği hususu ispat yükü kavramıyla ilgilidir. İspat yükünün ne şekilde dağılacağına ilişkin genel kural 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür.”<br>Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat yükü” başlığını taşıyan 190. maddesinin 1. fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmış; 2. fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Buna göre<br>“(1)İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.<br>(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.”<br>İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir.<br>İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir.<br>Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır.<br>Yukarıdaki açıklamalar ışığında; dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle hükme esas alınan bilirkişi raporunun oluşa, somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olmasına, taraflar arasındaki 20.01.2016 tarihli protokol hükümleri gereğince üzerlerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğini ve alacaklı olduğunu ispatla yükümlü davacının iddiasını yazılı delillerle ispatlayamamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacılar vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.<br>Ancak; yemin delili, HMK'nın 225. ve devamındaki maddelerde düzenlenmiş olup yemin kesin delil niteliğindedir. Bir vakıayı ispat yükü kendisine düşen taraf, o vakıayı başka delillerle ispat edemezse, diğer tarafa yemin teklifinde bulunabilir. Yemin, iddianın ispatı yönünden başvurulacak son bir ispat vasıtasıdır. Yemin deliline dayanan taraf, iddia veya savunmasının diğer delillerle ispatlanmamış olması nedeniyle bu delile sıra gelmiş olduğunu başka türlü bilemeyeceğinden; Hakim, ispat yükü üzerine düşen tarafın, iddiasını yazılı delillerle ispat edemediği kanaatine vardığı takdirde, ispat yükü üzerine düşen tarafa, dava ya da cevap dilekçesinde dayandığı yemin delilini de re'sen hatırlatmalıdır. Aksi halde, ispat yükü üzerine düşen tarafın tüm delilleri toplanıp, değerlendirilmemiş olacağından, yemin teklifi hakkı kullandırılmadan karar verilemez. Bununla birlikte iddia veya savunmasını ispat edemeyen tarafa yemin teklif etme hakkının hatırlatılabilmesi için yemin deliline açıkça dayanılmış olması zorunludur. <br>Bu açıklamalar uyarınca mahkemece; davacılar vekilince dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanıldığı, taraflar arasındaki 20.01.2016 tarihli protokol hükümleri gereğince üzerlerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiği ve alacaklı olduğu iddialarını ispat yükü kendisinde olan davacıların yazılı delille ispat edemediği gözetilerek, davacılara yemin teklif etme hakkı hatırlatılıp sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, doğru görülmemiştir.<br>Bu itibarla; davacılar vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun kısmen kabulü ile mahkemece verilen hükmün 6100 sayılı HMK'nın 355. ve 353/(1)-a-6. maddeleri uyarınca kaldırılmasına karar verilmiştir.<br><br><br>HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davacılar vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun KISMEN KABULÜ ile İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/06/2021 tarih ve 2020/269 Esas 2021/520 Karar sayılı hükmünün 6100 sayılı HMK’nın 355. ve 353/(1)-a-6. maddeleri gereğince KALDIRILMASINA,<br>2-Dosyanın HMK 353/(1)-a maddesi gereğince Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,<br>3-Davacılar vekilinin sair istinaf itirazlarının REDDİNE,<br>4-Kararın kaldırılması nedeniyle başvuru sırasında alınan peşin harcın başvuru sahibi davacılara iadesine,<br>5-İstinaf başvurusu aşamasında başvuru sahibi davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin mahkemesince verilecek nihai kararla hüküm altına alınmasına,<br>6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme ve harç iadesine ilişkin işlemlerin yerel mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 353/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 02.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.   <br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"af5ff89988556e71","SID":"011d27cbc874ef02"}}