{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ERZURUM<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: 2023/1956 <br>KARAR NO\t: 2025/835<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 27/09/2023 (Karar)<br>NUMARASI\t: 2023/297 Esas,  2023/712 Karar<br>DAVA\t: Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>Taraflar arasında görülen davaya ilişkin olarak yapılan açık yargılama sonucunda verilen karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK 353. madde uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında hayvan alım satımı konusunda 2011 senesinde ticari ilişki sonucunda davalının lehtarı olduğu 15/10/2011 tanzim ve 15/11/2011 vade tarihli 90 bin TL tutarlı bonoyu tanzim ettiğini ve davacıya verdiğini, davalı tarafın 46.000 TL ödendiği ve kalan tutarın ödenmediği iddiası ile Erzurum ... İcra Müdürlüğü'nün 2012/... Esas sayılı dosyası ile icra takibine geçtiğini, taraflarınca davalı tarafa borçlu bulunmadıklarının tespiti talebi ile Erzurum .. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/...dosyası ile 05/10/2012 tarihinde dava açtıklarını, bozma sonrası yeni esas alan davanın halen derdest olduğunu, dava dilekçelerinde her ne kadar imza inkarında bulunmuşlarsa da aynı zamanda davacının davalı ile 1 kez ticari ilişkiye girdiğini ve bu ilişkiden doğan borcunun tümünü ödediklerini, müvekkilinin  davalıya olan borcunu PTT kanalıyla 17/.../2011 tarihinde 20 bin TL, 15/../2012 tarihinde 8 bin TL ve 6/..../2012 tarihinde 18 bin TL  olmak üzere toplam 46.000 TL ödeme yapıldığını, kalan tutarın ise mahsuplaşma sonucu ödendiğini, davalının müvekkiline satışını yaptığı 29 adet kurbanlık sığırın müvekkilinin satın alarak ikamet ettiği Aksaray iline götürdüğünü ancak yapılan muayene sonucunda 9 adet hayvanın gebe düve (dişi dana) olduğunun ortaya çıktığını, gebe çıkan hayvanların kurbanlık niteliğinin bulunmaması nedeniyle müvekkili davacının söz konusu gebe hayvanları iade etmek istediğini, bu talebin davalı tarafça kabul edildiğini, 9 adet gebe hayvanın davalıya  iade edilmek üzere Erzurum'a nakledildiğini ve akabinde hayvanların davalı tarafa teslim edildiğini, iade sonrası davalının kendi el yazısı ile ''29 adet düvede 90.000 yekun, elden aldığım para 46.000 TL'' şeklinde yazıp imzaladığını, yine başka bir belgede davalının 9 Gebe Düve Karşılığı = 43.000 TL, Nakliye Parası = 3.000 TL, Toplam 46.000 TL ... kendi yazısıyla 46.000 TL imzasıyla aldım, şeklinde ikrar içeren bir belgeyi el yazısı ile düzenleyip müvekkiline verdiğini, davalı tarafın, icra takibine başlarken PTT kanalı ile gönderilen 46.000 TL'yi toplam borçtan mahsup ettiğini, ancak hiç hayvan iade alınmamış gibi iadeleri düşmeden kötüniyetli olarak 2. kez tahsilat yapmak istediğini, bu haliyle müvekkilinin 46.000 TL PTT ödemesi ve 46.000 TL'de hayvan iadesinden olmak üzere toplam 92.000 TL ödeme yaptığını ileri sürerek müvekkilinin davalıya borcunun bulunmadığının tespitine, fazladan yapılan 2.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, alacağın %20'sinden az olmamak üzere  davalının kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.  <br>CEVAP<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın açtığı bu davanın mükerrer bir dava olduğunu, davacı tarafın aynı gerekçelerle müvekkiline karşı açmış olduğu derdest menfi tespit davasının bulunduğunu, aynı dava konulu yeni bir davanın açılmasının mükerrer bir dava olduğundan işbu davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu senet ve alacağın 2011-2012 yıllarına ait olduğunu, dosyada icra takibi başladıktan sonra davacı tarafın birden fazla dava açtığını, müvekkilinin Erzurum ilinde Hayvancılık ve esnaflık yapan biri olduğunu, davacı müvekkilinden canlı hayvan aldığını, bu hayvanların bedeli karşılığında senet tanzim ederek teslim ettiğini, davacı taraf senedin vadesi geldiğinde gününde ödeme yapmadığını, sürekli ödeme yapacağını belirterek müvekkilini oyaladığını, davacı tarafın müvekkiline PTT havalesi yoluyla kısmi ödemeler gönderdiğini, kalan ödemleri göndermeyince müvekkilinin takip konusu senetten kalan bakiye alacağı için yasal yollara başvurduğunu, davacı tarafın  yasal takibi başlattıktan sonra müvekkili hakkında sahte senet tanzim etme ve işleme koyduğu iddiasıyla müvekkilinden şikayetçi olduğunu, müvekkilinin Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığında soruşturma geçirdiğini ve soruşturma sonucu müvekkili hakkında KYOK kararı verildiğini, davacı taraf senetteki imzaya ve borca itiraz etmesi sonucu gerek kendisi gerekse oğlu hakkında Aksaray 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2014/.... - 2014/... Esas sayılı dosyası üzerinden yargılandığını, bu dosyada dolandırıcılık, iftira, resmi evrakta sahtekarlık suçlarından ceza aldıklarını beyanla davanın reddine, davacı tarafın alacak tutarının %20 sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: <br>İlk Derece Mahkemesince, \"...Erzurum....Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/...Esas sayılı dosyasında davacı taraf senetteki imzanın kendilerine ait olmadığı iddiası ile menfi tespit davası açmış, Mahkeme tarafından davacının yargılandığı Aksaray 1.Asliye Ceza Mahkemesi'nin Yargıtay kararı ile onanan 2014/402 Esas sayılı dosyası ile dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından ceza aldığı, davacının mahkumiyetine dair verilen karar doğrultusunda senet nedeniyle davacının borçlu olduğu kanaatine varılarak davanın reddine karar verilmiştir.<br>Mahkememiz'e açılan davada davacı taraf senetteki imzanın kendisine ait olmadığı iddiasını ileri sürmemiş bu kez senedi ödediğini iddia ederek menfi tespit talebinde bulunmuştur. Davacı bu dava ile senede karşı ödeme iddiasını ileri sürdüğünden davanın derdestlik dava şartından reddine karar verilmemiştir. <br>Dava konusu senet incelendiğinde senedin 90.000,00 TL tutarında olduğu, davacı tarafından sunulan PTT dekontlarında toplamda 46.000,00 TL ödemenin yapıldığı anlaşılmaktadır. Davacı da bu ödemeleri kabul ettiğini beyan etmiştir. Davacı davalının el yazısı ile \"46.000,00 TL elden aldığım para\" ibareli belge nedeniyle borcun tamamının ödendiğini iddia etmiş ve Adli Tıp Kurumu tarafından yapılan yazı incelemesinde bu belgedeki yazının davalının eli ürünü olduğu kanaati bildirilmiştir. Ancak söz konusu belgede dava konusu senedin ayırt edici özelliklerinden hiç biri yer almadığından, bu ibarenin dava konusu senet nedeniyle yazıldığı ve bu senetten kalan borcun ödendiği iddiasını ispata yeterli olmadığı kanaatine varılmıştır...\" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF NEDENLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece ispat yükünün yer değiştirmesi gerçeğinden hareketle davalı tarafın imza ve yazıların kendilerine ait olduğu ve 46.000,00-TL elden alındı şeklindeki belgede geçen 46.000,00-TL'nin hangi hukuki ilişki veya sebeple bu belgeyi imzalayarak müvekkiline verdiğinin araştırılması gerekirken eksik inceleme ile bu ibarenin dava konusu senet nedeniyle yazıldığı ve bu senetten kalan borcun ödendiği iddiasını ispata yeterli olmadığına kanaat edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, taraflar arasında birden fazla kez ticari ilişki yaşandığı olgusunun yerel mahkemece ortaya konulmadığı gibi karşı tarafça da yargılamanın hiçbir aşamasında itiraz olarak öne sürülmediğini, davalının eli ürünü belgelerin dava konusu senet nedeniyle yazıldığını ve taraflar arasında para alışverişini gerektirecek başkaca bir ticari ilişki olmadığını belirterek kararın kaldırılması ile davanın kabulüne karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. <br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:\t<br>Dava,  bonoya dayalı kambiyo senedine özgü haciz yolu ile icra takibi nedeniyle bedelsizlik iddiasına dayalı menfi tespit  istemine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme sonucunda;<br>1-) Derdestlik 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-ı maddesinde olumsuz dava şartı olarak düzenlenmiştir. Buna göre önceden açılmış bir dava devam etmekte iken aynı konuda yeniden dava açılamaz, buna rağmen açılırsa yeni dava usulden reddedilir. Bunun için, aynı davanın iki kere açılmış olması ve birinci ile ikinci davanın aynı olması gerekir. Aynı dava olduğunu söyleyebilmek için, birinci ile ikinci davanın taraflarının, konularının ve dava sebeplerinin aynı olması gerekir. Mahkeme, yaptığı, inceleme sonucunda, iki davanın taraflarının, konularının ve dava sebeplerinin aynı olduğu kanısına varırsa ikinci davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verir.(KURU, ....; İstinaf Sistemine Göre Yazılmış Medeni Usul Hukuku, ... Yayınları,2017,s.140-141)<br>2-) Somut olayda temel uyuşmazlık noktasının esasen taraflar arasında derdest dava bulunup bulunmadığı noktasında toplandığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar ilk derece mahkemesinin karar gerekçesinde Erzurum 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/...Esas sayılı dosyasında davacı tarafın senetteki imzanın kendilerine ait olmadığı; huzurdaki davada ise senet bedelinin ödendiğinden bahisle bedelsizlik iddiası kapsamında menfi tespit isteminde bulunduğundan mükerrer olarak açılmış davadan bahsedilmeyeceği gerekçesiyle uyuşmazlığın esasına girilerek yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de dava şartı noksanlığı oluşmadığı yönündeki kanaate katılmak mümkün değildir. <br>Zira davacının, aynı borç ve takip nedeniyle davalı aleyhine Erzurum 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/...Esas sayılı dosyası nezdinde açtığı menfi tespit davasının huzurdaki dava açıldığında halen derdest olduğu, anılan dava dosyasında; davacının davalı ile dava dayanağı olan aynı icra dosyası nedeniyle borcunun olmadığının tespitini istediği, önceki davada imza inkarına dayanılmış olmasının eldeki uyuşmazlık açısından dava konusunu değiştirmeyeceği, eş söyleyişle menfi tespit istemine konu olan unsurun bizatihi icra dosyasına konu edilen borca ilişkin borçlu olunmadığının tespitinden ibaret olduğu,  her iki dosyanın tarafları ve konusu aynı olmakla  Erzurum 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/...Esas sayılı dosyasının, eldeki dava yönünden daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olan bir dava olduğunun kabulü gerektiği açıktır. <br>3-) 6100 sayılı Kanun'un 114-(1)/ı bendi uyarınca aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması<br> dava şartı olarak düzenlenmiş olup, bu husus yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi resen gözetileceğinden davanın, anılan Kanun'un 115. maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekir.<br>Açıklanan nedenlerle, HMK'nın 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin istinaf itirazlarının REDDİNE, ilk derece mahkemesince verilen kararın (1), (2) ve (3) no'lu bentlerde yazılı açıklama kapsamında 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)/a-4 maddesi delaletiyle RESEN KALDIRILMASINA ancak bu durum yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK 353-(1)/b-2 maddesi gereğince kaldırılan kararın yerine geçmek üzere davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine yönelik dairemizce yeniden hüküm kurulmasına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>I-Davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun REDDİNE; ilk derece mahkemesince verilen hükmün HMK'nın 353-(1)/a-4 maddesi delaletiyle 353/(1)-b-2 maddesi uyarınca RESEN KALDIRILMASINA, <br>II-KALDIRILIP DÜZELTİLEN HÜKMÜN YERİNE GEÇMEK ÜZERE; <br>\"1-Davanın dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE,<br>2-Alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcından davacı tarafça yatırılan 785,57-TL harçtan mahsubu ile bakiye 170,17-TL harcın karar kesinleştikten sonra talep halinde davacıya iadesine, <br>3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, <br>4-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,    <br>5-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın hüküm kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,\" şeklinde YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE,<br>III-Davacıdan alınan istinaf karar peşin harcının davacıya iadesine,<br>IV-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,<br>V-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>VI-İİK 36. maddesi gereğince istinaf aşamasında başvurusunda bulunan davacı tarafından tehiri icra talebi uyarınca varsa yatırılan teminatın iadesine,<br>VII-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 02/06/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"021359e29a53b7d3","SID":"9691cb2dc21283d2"}}