{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/1436 <br>KARAR NO:2025/1078<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:15/04/2021<br>NUMARASI:2015/533 Esas - 2021/307 Karar<br>DAVA:Menfi Tespit<br>DAVA TARİHİ:27/05/2015<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:02/07/2025<br>Davanın kısmen kabul kısmen reddine ilişkin kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;\t<br>DAVA:Davacı vekili; davacının ortağı ... ile iplik ticareti yapmak amacıyla ... AŞ'ye ortak olduğunu, ... Bankası... Şubesi'nden 08.06.2012 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi ile 5.000.000-USD limitli kredi sözleşmesi imzalandığını, davacının müteselsil kefil sıfatıyla hem genel kredi sözleşmesini imzaladığını, hem de  adına kayıtlı taşınmazı üzerine 9.000.000-TL bedelli ipotek tesis ettirdiğini, genel kredi sözleşmesinin teminatı olarak 28.05.2012 tanzim tarihli 08.04.2014 vade tarihli 4.000.000-USD bedelli bonoya avalist sıfatıyla imzalayarak davalı bankaya tevdi ettiğini,   ... ve ortağı ..., ... A.Ş. Şirketini müşterek imzaları ile temsil ve ilzama yetkili olduğunu, 2013 yılının Nisan ayında ...'le ortaklığı bitirmek istediğini, ... ile 2013 yılı Kasım ayında  kredi borçlarının tamamen ödendiğini ve istemesi halinde ipoteği fek edebileceğini bildirdiğini, ... Şube Müdürünün borcun kapandığını, istediği zaman ipoteği fek edebileceğini; ancak yeniden başka bir iş için kredi kullanmak istemesi halinde tekrardan ipotek tesis işlemi ile vakit kaybetmemek amacıyla durmasında bir kayıp olmayacağının” belirtilmesi üzerine fek talep etmediğini,  Mart ayında aylık ödemelerin yapılmamaya başlanması ve ... ile irtibat kuramayınca  şirket merkezine gittiğinde şirketin kendisinin bilgisi olmaksızın boşaltıldığını fark ettiğini, ortağına ulaştığında dolandırıldığı ve zor durumda olduğunun söylendiğini, sonrasında  banka kayıtlarının celbinde kendi yerine sahte imzaların atıldığını görüp bu konuda uzman raporu aldırdığını, davalı Bankanın kredi limitini normalde fatura sunulduğunda kullandırdığını ancak sunulan faturaların sadece proforma fatura olduğunu, ... AŞ'nin kayıtlarında faturaların bulunmadığını,kendi yerine atılan sahte imzalarla kredi kullanıldığının anlaşıldığını, davalı bankanın  02.05.2014 tarihli hesap kat ihtarnamesi çekilip itirazına rağmen  İstanbul 10 İcra Dairesinin ... sayılı dosyasında 22.05.2014 tarihinde ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatıldığını,bu takipten dolayı borçlu olmadığını,  bankaya el konulması sonrası yeni yöneticilerin takipten feragat ve ipoteğin fekki istendiğinde 500.000-TL tutarında resmi harcı karşılaması halinde yapılacağının bildirildiğini, kendisinin bu tutarı karşılayacak gücü olmadığını,Gaziantep C.Savcılığı 2014/25482  ve İstanbul C. Savcılığının 2015/70095 sayılı soruşturma dosyaları ile ortağı ve şirket çalışanları ile banka yöneticileri hakkında suç duyurusunda bulunduğunu, savcılık aşamasında incelenen belgelerden müşterek olanlardaki imzaların sahte olduğu, ayrıca aynı belgede davacı eli ürünü olarak tek imza olduğunu,kendisine verilen ile Savcılığa gönderilen belgelerin farklı olduğunu,  kredi sözleşmesine teminat olarak verilen 4.000.000-USD bedelli bononun  alınan ihtiyati haciz kararı ile İstanbul ... İcra Dairesinin ... sayılı dosyası ile takibe konduğunu, haciz işlemlerinin başlatıldığını,davalı ile arada kredi sözleşmesi dışında ticari ilişki olmadığını, aynı sahte alacak için hem ipoteğin paraya çevrilmesi hem de bono ile takipte bulunulduğunu ileri sürerek  İstanbul .. İcra Dairesinin ... sayılı dosyası ile İstanbul ... İcra Dairesinin ... sayılı dosyasından borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili; harcın eksik yatırıldığını, davacının ... AŞ nin kullandığı genel kredi  sözleşmesine kefaletinin olmasından ve bonoya verdiği ... nedeniyle bankaya borcu olduğunu, taşınmazını bankaya ipotek verdiğinden dolayı tahsilde tekerrür olmaması kaydıyla takip başlatıldığını, davacının bonodaki, genel kredi sözleşmesinde ve ipotek senedindeki imzalara itirazı olmadığını, borçlu şirkete 45 adet proje/kredi kullandırıldığını, 33 adedinin ödenip bitirildiğini, 12 adedinin geri ödemesinin 4.028.612,54 USD olduğunu, bu projelerde bir kısım taksitlerin de ödendiğini, davacının tacir olup  şirketin ortağı ve yönetim kurulu üyesi olduğunu,  ortaklar arasındaki sorunlar nedeniyle dava açılmasının hakkaniyete aykırı olduğunu, davacının süresiz ipoteğin fekkini istemediğini, kefaletten sarfınazar ettiğine dair ihtar çekmediğini, 29.4.2014 tarihinde İstanbul ... İcra Dairesinde başlatılan icra takibi sonrası ortağının kendisini dolandırdığını ileri sürmesinin gerçekle bağdaşmadığını, Bakırköy C.Savcılığı 2014/44173 sayılı soruşturma dosyasında yetkisizlik kararı verildiğini, Gaziantep C. Savcılığı 2014/25482 sayılı soruşturma dosyasının derdest olduğunu, banka kayıtlarında borçla ilgili inceleme yapılması gerektiğini savunarak davanın reddi ile tedbir nedeniyle %20  tazminata hükmedilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI:Mahkemece; toplanan tüm deliller ve alınan bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde, davaya konu kredilerin kullanıldığı dönemde ... AŞ yi temsil ve ilzama  davacı ile dava dışı ...'in atacağı  müşterek imza ile  yetkili olduğu, şirketin kullandığı  davaya konu 2012 tarihli genel kredi sözleşmesine davacı ...'nin ayrıca  kefil olduğu ve kefalet imzasını inkar etmediği, söz konusu genel kredi sözleşmesi ve kefalet sözleşmesinin teminatı olarak davacı tarafça ipotek verildiği, ipotek akit tablosundaki imzanın da davacının kabulünde olduğu, şirketin davalı bankadan 45 adet proje- kredi kapsamında kredi kullanmış olup, 33 adet proje- kredi kapsamında kullanılan krediye ilişkin talep formundaki ve ödeme planı belgesindeki imzaların davacının kabulünde olduğu, ancak 11 adet proje - kredi kapsamında kullandırılan krediyle ilgili olarak kredi talep formu ve geri ödeme planındaki imzalara itiraz edildiği yine avalli poliçedeki imzaya itiraz edildiği, İpoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan takip dosyası ekinde ve kat ihtarnamesinde 11 adet proje - kredi ile avalli poliçeye dayanılarak takip başlatıldığı, genel kredi sözleşmesindeki imza inkar edilmemiş olmakla birlikte, şirketin imzalanan bu sözleşmeye istinaden bankadan kredi talep ederken hazırlanacak kredi talep formunun ve geri ödeme planlarının banka yetkililerinin huzurunda imzalanması ve imzaların da ilgili şirketin sicil kaydı gereğince ... ve dava dışı ... tarafından birlikte imzalanması gerektiği, belge asılları üzerinde yapılan grafolog bilirkişi raporuna göre 11 adet proje- kredi ile ilgili talep formları ve geri ödeme planlarındaki imzaların davacının eli ürünü olmadığı,  avalli poliçedeki imzanın da davacı eli ürünü olmadığı,  davacının imzalarının sahte olduğu sübut bulan kredi talep forumlarına ve avalli poliçeye istinaden, davacı tarafından genel kredi sözleşmesi nedeniyle şirketin borçları ve aynı genel kredi sözleşmesine kefalete istinaden teminat amacında verilen ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan takip nedeniyle davacının davalı bankaya borçlu olmadığı, ancak  İstanbul ... İcra Dairesine ait... sayılı takip dosyasında davacının avalist olarak imza atmış olduğu kambiyo senedine dayalı olarak takip başlatıldığı, kefil esas borçluya ait savunma sebeplerinden yararlanabilir iken, avalin hukuki durumu kefalete göre daha ağır sonuçları içermekte olup Yargıtay 19. HDnin 04/04/2019 tarih 2018/1685 Esas 2019/2273 Karar nolu ilamda da belirtildiği üzere TTK 702. Maddesinin 2. Fıkrasında \"...veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekli ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdü geçerlidir\" denildiğinden, söz konusu kambiyo senedi ile ilgili olarak şekle ait noksanlığın ileri sürülmediğini, lehine aval verilen  kimsenin imzasının sahte olması veya böyle bir kimsenin gerçekte mevcut olmaması bile aval verenin sorumluluğunu etkilemez.\" tüm bu nedenlerle davacının davasının kısmen kabulü ile; İstanbul ... icra Dairesinin ... esas sayılı takibe konu borçtan dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacının İstanbul ... İcra Dairesinin ... sayılı takip dosyası nedeni ile açtığı menfi tespit davasının reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:1- Davacı vekili; dava konusu fon kullandırım geri ödeme planlarındaki imzaların sahte olduğunun belirlendiğini,  20.08.2013 tanzim tarihli ve 15.08.2014 vade tarihli 499.994,00-USD tutarındaki avalli poliçede ve diğer tüm kredi belgelerindeki imzaların da  sahteliğinin ortaya çıktığını, aynı borca ait icra dosyalarından borçlu olmadığına  karar verilmesi gerektiğini, İstanbul ... İcra Dairesinin ... nolu dosyasındaki belgelerin  şirket ortağı ... ve davalı banka yetkilileri tarafından açıkça evrakta sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçu işlenerek oluşturulduğunu,İstanbul ... İcra Dairesinin ...sayılı dosyası ile takibe konduğunu, aynı sahte alacak için, hem ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip hem de kambiyo senedine dayalı takip vasıtasıyla mükerrer takip yapıldığını, bu nedenle  hem İstanbul ... İcra Dairesinin ... sayılı -3.294.452 USD ve hem de İstanbul ... İcra Dairesinin ... sayılı dosyası -2.796.624,33 USD  icra dosyalarından borçlu olmadığına karar verilmesi gerektiğini; davacının  sahte imzaları nedeniyle dava konusu işlemlerin  yok hükmünde, batıl ve  geçerli olmamasına  rağmen  mahkemece “aval verenin sorumluluğunu etkilemez” gerekçesiyle davacı müvekkilin bonoya dayalı takipten sorumlu tutulmasının  haksız olduğunu ileri sürerek kararın bu yönü ile kaldırılarak...’nün ... sayılı takip dosyası nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.2- Davalı vekili; müflis bankanın kapatılan... Şubesi tarafından ... A.Ş'ye kullandırdığı kredilere Genel Kredi Sözleşmesi ile kefaletinden ve bonoya verdiği avalinden dolayı borcu bulunduğunu, Bono ile ilgili olarak İstanbul 21. İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyası ile kambiyo yoluyla haciz takibi yapıldığını, söz konusu borç için maliki olduğu İstanbul ili, Beykoz ilçesi, ...köyü, ... parselde kain ... numaralı taşınmazını müflis bankaya ipotek olarak verdiği ve bu ipotekle ilgili olarak, tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla İstanbul ... İcra Dairesinin ... sayılı dosyasında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığını, mahkemece haksız ve teminatsız olarak 02.06.2015 tarihinde ihtiyati tedbir kararı verildiğini ve müflis banka o tarihten bu yana, alacağın tahsiline yönelik tasarrufta bulunamadığını, İİK'nın 72. maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılmış bir  menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar verilemeyeceğinden tedbirin kaldırılması talebinin reddine ilişkin kararının istinafen incelenerek kaldırılması gerektiğini, davacının  genel kredi sözleşmesine  ve ipotek resmi senedine itirazının olmadığını, şirket borçlarına kefil olduğunu,  şirketin bu krediyi alıp kullandığını, imzalar sahte bile olsa kredi kullanımı olduğundan bankanın sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre alacaklı olduğunu, davacının 20.08.2013 tanzim tarihli, 15.08.2014 vadeli, 499.994-USD tutarındaki poliçeye verdiği avalinden dolayı davacı/borçlunun sorumlu olduğunu,  yargılama esnasında tarafımızca poliçenin aslı ve poliçenin ödendiğine dair dekont aslının mahkemeye sunulduğunu,buna karşın sadece poliçe bedeli olan 499.994-USD'lik kısım yönünden ihtiyati tedbirin kaldırılmasına yönelik talebin de reddedildiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını  %20 den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesini istemiştir.<br>GEREKÇE:Dava, dava dışı şirketin müşterek imza yetkilisi davacının kredi talep formuna  ve kredi geri ödeme planlarına kendisi yerine  sahte imza atılarak kullandırılan krediler nedeniyle  davalı  alacaklı  tarafından başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi ve kambiyo senedine dayalı başlatılan takipler nedeniyle borçlu olmadığının tespiti talebine ilişkindir.Davacı; davalı banka ile davacı ve dava dışı ...'in ortak ve müştereken temsile yetkili oldukları dava dışı ... A.Ş. Lehine 08.06.2012 tarihli 5.000.000-USD limitli genel kredi sözleşmesi düzenlendiği, davacı asilin müteselsil kefil sıfatıyla genel kredi sözleşmesini imzaladığı, adına kayıtlı taşınmazı üzerine  9.000.000-TL bedelli ipotek tesis ettirdiğinde uyuşmazlık yoktur. Davacı, icra takibine konu edilen bonodaki aval imzasını, genel kredi sözleşmesinde ki imzasını inkar etmemektedir. Davacının iddiası bilgisi dahilinde kullanılan kredilerin ödenip bittiğini, ancak diğer müşterek imza yetkilisinin kendisinin haberi olmadan kredi talep formuna kendisi  adına imzasını taklit edilerek yeni krediler kullanıldığı ve bir kısmının ödenmemesi üzerine hesap kat edildiğinde durumdan haberi olduğunu ileri sürmüştür. İstanbul ... İcra Dairesinin... sayılı dosyası ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takipte 2.790.447-USD nakit asıl alacak, 499.994-USD gayrinakit kredi toplamı 3.294.542-USD, İstanbul ... İcra  Dairesinin ... sayılı dosyasında 4.000.000-USD bedelli bonoya dayanılarak tahsilde tekerrür olmamak üzere  kambiyo senedine dayalı takip  başlatıldığı anlaşılmaktadır.Davacı kambiyo takibine konu senedi aval veren sıfatıyla imzalamıştır. TTK’nın 702. maddesinin 2. fıkrası gereğince \"aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdü geçerlidir\". Bu hükme göre aval verenin, sadece kambiyo senedindeki zorunlu şekil eksikliğini ileri sürebileceği düzenlenmiştir. (20.04.2018 tarihli ve 2017/4 E., 2018/5 K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı). Nitekim aynı hususlara Yargıtay HGKnın 06.10.2020 tarihli ve 2017/12-268 E., 2020/729 K. sayılı kararında da değinilmiştir. Şekil eksikliğinden kasıt, kambiyo senedinin kanunda geçerlilik şartı olarak öngörülen herhangi bir şekil eksikliğinden dolayı geçersiz olmasıdır. Bononun şekil nedeniyle geçersiz olması halinde aval de hükümsüz olur. (H.Pulaşlı, Kıymetli Evrak Hukuku, 5. Baskı, Ankara 2017, s.193)  Kambiyo senedinin teminat amacıyla verildiği iddiası, temelinde bedelsizliğe dayalı bir iddiadır. Ancak kural olarak kambiyo senedinin teminat olarak verilmesi senedin doğrudan bedelsizliğine yol açmaz, teminat altına alınan borcun yerine getirilmesi ve teminat ihtiyacının ortadan kalkması ile senet bedelsiz hâle gelir.Yukarıda açıklandığı üzere davacı avalistin senedin teminat senedi olduğunu ileri sürme hakkı bulunmamaktadır. Genel kredi sözleşmesi kapsamında kullanılan krediden şirketin borcu doğduğu anlaşılmakla ; Davacının imzası kendisine ait olan aval verdiği bonodan sorumluluğu olmadığına ilişkin istinaf nedenleri yerinde bulunmamıştır.Davaya konu olayla ilgili  davacı tarafça 37 kişiden ibaret banka yönetim kurulu üyelerinin tamamının şikayet edildiği; şüpheli şirket ortağının aramalara rağmen bulunamaması  nedeniyle İstanbul C Başsavcılığı ve... C Başsavcılığı arasında birden fazla kez  yetkisizlik kararı verildiği ve soruşturma evrakına uyuşmazlık konusu dışında ihtilafa konu  olmayan şirkete ait pek çok evrakların da katıldığı elde ki dava süresince sonuçlanmadığı anlaşılmaktadır. Dosyada mevcut soruşturma dosyasının suretinin incelenmesinde güçlük bulunmaktadır. Soruşturma evrakında şüpheli sıfatı ile şikayet edilen ve ilgili kredileri kullandıran Banka Şube  Müdürü ...; 12.3.2015 tarihli...C Savcısı huzurunda verdiği ifadede;\"Biz banka olarak kredi sözleşmesi yaparken sadece genel kredi sözleşmesi ile finansman senedine huzurda imza alırız. Bunun dışında kredi talep formları ile geri ödeme planlarına huzurda imza almak gibi bir yükümlülüğümüz yoktur. Bu imzaları içerir kredi talep formları ile geri ödeme planlarında ki imzalı belgeleri ilgili firma kurye ile dahi gönderebilir biz sadece göz ile imza ve kaşe kontrolü yaparız. Buna rağmen biz kredi talep formlarında ve geri ödeme planlarında ...'nin ıslak imzalarını bizzat ...'taki Şubede huzurda aldırdık. Böyle olmasına rağmen hala imza inkarında bulunmaktadır amaçları borçtan kurtulmaktır. Şu an dosyada bulunan Kurumsal finansman desteği talep formları ile ile Fon kullandırım geri ödeme planlarında ki ... kaşesi üzerinde bulunan ıslak imzalı belgeler bize kurye yada elde getirilmiş olabilir, ancak biz işimizi sağlama almak amacıyla tüm belgelerin fotokopisini ...'ta ki şubeye göndererek ...'nin imza ve örneklerini belgelere bizzat ıslak şekilde imzalatmak üzere imza ve örneklerini aldık\"şeklinde beyanda bulunmuştur. Davalı banka şube müdürünün ifadesine göre; kredi geri ödeme planları ve kredi talep formlarında   asıl borçlu ... üzerinde ki(kaşe izlerinde solda) çift imza banka yetkililerinin huzurunda alınmamıştır. Ancak ıslak imzalı bu belgelerin fotokopileri kredi... şubesinden kullandırıldığından bankanın .../İstanbul şubesinde huzurda yeniden tamamlandığı beyan edilmiştir. Davacının tüm iddiası  ise bu kredilerin kullanımından hiç haberi olmadığı, alınan paraların şirkete girmediği, ancak krediler kat edildiğinde durumdan haberdar olduğuna yöneliktir. Bu şekilde imzaları sonradan yeniden tamamlanan fotokopi evrakın bir fotokopi sureti dava dosyasının 3. klasöründe \"beyaz şeffaf dosya\"içerisinde davacı vekilinin 27.4.2017 tarihli\" İst C Başsavcılığının 2016/72784 soruşturma sayılı dosyasının bir suretini sunuyoruz başlıklı  dilekçesi ekinde mevcuttur. Kredi talep formları fotokopilerinde ... üzerinde ki -çift imzadan- imzadan ayrı olarak açıkta bir imza daha bulunmaktadır. Kredi geri ödeme planlarında da ... kaşesi üzerinde ki çift imzadan başkaca  açıkta \"...\" yazısı altında bir  imza bulunduğu görülmektedir. Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Daire'sinin  29.6.2015 tarihli ..../5209 sayılı raporunun incelenmesinde ise;1)inceleme konusu 11.12.2013,3.5.2013, 20.6.2013,7.6.2013,31.5.2013,18.7.2013 10.7.2013 tarihli fon kullandırım geri ödeme planlarında \"...\" içerikli kaşe izlerinde solda ki imzaların ... eli ürünü olmadığı, 2)13.8.2013,28.11.2013,10.10.2013,20.9.2013 tarihli fon kullandırım geri ödeme planlarında \"...\" içerikli kaşe izlerinde atılı imzalardan solda ki imzaların  aidiyetinin, ...'ye ait olduğu veya olmadığının tespit edilemediği,3) İnceleme konusu fon kullandırım geri ödeme planlarının fotokopilerinde ve kurumsal finansman desteği talep formları fotokopilerinde atılı ıslak imzaların ... eli  ürünü olduğu \"yolunda rapor sunulmuştur.Fon kullandırım geri ödeme planlarının fotokopilerinde ve kurumsal finansman desteği talep formları fotokopilerinde atılı ıslak imzaların davacıya ait  olduğu yolunda ki Adli Tıp Kurumu raporu ile banka şube müdürünün beyanı örtüşmektedir. Adli Tıp Kurumu raporuna göre; Kredi talep formları ve fon kullandırım formlarında ki kaşe izleri üzerinde imzaların ... eli ürünü olmadığı belirlenmiş ise de bu evrakların fotokopileri üzerinde ki ıslak imzaların davacı eli ürünü olduğu tespit edilmiştir. Başta davacı tarafından imza atılmadığı kabul edildiğinde, sonradan kredi talep formlarının ve geri ödeme planları fotokopilerinin ıslak imza ile imzalanması ile eksikliğin giderilip giderilmediğinin üzerinde durulmadan, hatta Ceza Soruşturmasında tespit edilen bu olgu ilk derece mahkemesince hiç incelenmeden sahte imzalar ile krediler kullandırıldığı kabul edilerek; davacının kullandırılan krediler nedeniyle sorumluluğunun olmadığının kabul edilmesi  doğru olmamıştır.Öte yandan; Ankara Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 4.3.2015 tarihli raporunda; 1) incelenen belgelerin incelemeyi yapan uzmanlar tarafından numaralandırıldığı, ancak dosyada mevcut bulunan soruşturma dosyası sureti sağlıklı bir inceleme yapılmasına müsait olmadığı; incelemeye gönderilen belgelerin niteliği açıklanmadan 7.1,2,3- 8.1,2,3- 10.1,2,3 nolu belgelerde atılı imzaların aidiyetinin davacıya ait olup olmadığının tespit edilemediği, geri kalan belgelerin de; ... eli ürünü olduğu hususunda kanaat bildirildiği, ancak bu belgeler içerisinde Adli Tıp Kurumunda davacıya ait olduğu belirlenen fotokopi ancak üzerinde kaşe izleri üzerinde ki imzalar dışında ki yukarıda açıklanan ıslak imzaların incelenip incelenmediği anlaşılamamaktadır. Açıklanan nedenlerle; soruşturma dosyasının akıbeti araştırılarak; fotokopi geri ödeme planları ve kredi talep formunda ki imzaların davacı eli ürünü olduğuna ilişkin Adli Tıp Kurumu raporunda yapılan tesbit; Ankara Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünce alınan raporda bu belgelerin incelenip incelenmediği tespit edilerek; eğer sonradan imzalar tamamlanmış ise elde ki davaya etkisi  uyuşmazlığın çözümü için gereklidir. Bankanın evrak asıllarında ki imzayı huzurda almadığı anlaşılmakta ise de somut durum özelinde bir inceleme yapılmasına ihtiyaç olduğundan karara yönelik taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne; kararın kaldırılmasına dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne; İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/04/2021 Tarih 2015/533 Esas - 2021/307 Karar sayılı hükmün  HMK.'nın 353(1)a-6 gereği KALDIRILMASINA;\"Dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine\"İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan 59,30-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davacıya iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-g maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.02/07/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f68372b13eac8bc1","SID":"73d0290a0274727f"}}