{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ERZURUM<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>1. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: 2025/644 <br>KARAR NO\t: 2025/1143<br>KARAR TARİHİ: 26/06/2025<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 17/02/2025<br>NUMARASI\t: 2023/314  Esas - 2025/91 Karar <br>DAVA\t: Alacak <br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı Vekili İddia ve Beyanlarında Özetle; müvekkili ile davalı şirket arasında 06/04/2016 tarihinde taşeron sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşmeye göre müvekkilinin taşeron olarak ...-... il yolunda bordür, kilit taş duvar ve kazı işleri yapma borcu altına girdiğini, davalı şirketin ise bu iş karşılığında birim fiyatları sözleşmede ilgili madde ile kararlaştırılmış olan bordür, parke, taş, duvar ve kazı işlerine karşılık ödeyeceği miktarı idare hak edişi yaptığı zaman davacı müvekkiline ödeyeceğini taahhüt ettiğini, ancak müvekkilinin sözleşmede belirtilen şartlarda ve sürede işini yapmasına rağmen davalı şirket tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, müvekkiline taahhüt edildiği gibi idare tarafından hak ediş yapıldığında ödenecek olan bedel hak ediş yapılmasına rağmen davalı yüklenici şirket tarafından ödenmeyerek sözleşmeye aykırı davranıldığını ve müvekkilinin yaptığı işlere karşılık hak ettiği ücretin ödenmeyerek mağduriyetine sebep olduğunu, müvekkilinin sözleşmede belirtilen birim fiyatlarına karşılık olarak 330.000,00TL'lik iş yaptığını, müvekkilinin taşeron olarak yaptığı işlerde çalıştırdığı işçilerin sigorta dökümlerinden de anlaşılacağı üzere 2016 yılının Mayıs ve Haziran aylarında iş başı yapıldığını, Ekim ayının sonlarında  da iş sonlandırıldığından sigortalılıklarının son bulduğunu, bu nedenlerle davalı ile yüklenici şirketin haksız ve hukuksuz bir şekilde sözleşmeye aykırı davranarak müvekkilinin hak etmiş olduğu bedeli, işin yapımını yürüten idare olan ...Karayolları İl Müdürlüğü tarafından hak ediş yapılmasına rağmen müvekkiline ödenmeyen 10.000,00TL 'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı Vekili Savunma ve Beyanlarında Özetle; dosyada yetkili mahkemenin Muş Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, dosyanın yetkisizlik nedeniyle usulden reddine, esas yönünden ise husumet yokluğu nedeni ile davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>YEREL MAHKEME KARARI; Mahkemece \"İcra edilen keşfe dayalı dosyaya katılan 12.08.2024 günlü bilirkişi raporuna göre dava konusu iş bakımından davacının davalıdan 05.01.2017 tarihine göre 403.487,81 TL. alacaklı olduğu, ne var ki; 26.12.2017 günlü ilk hükmü ve 06.11.2020 günlü ikinci hükmü yalnızca davalı taraf istinaf etmiş olup davacı tarafça istinaf yasa yoluna başvurulmamış olduğundan, davalının usuli kazanılmış hakları gözetilerek (ve dava değerinin 13.11.2017 günlü ıslah dilekçesi ile artırılmış ve ıslah hakkının kullanılmış olması nazara alınarak) ilk hükümdeki miktar ve dava değeri göz önünde bulundurularak, davanın kabulü ile; 10.000,00 TL.'sine dava tarihi olan 10.01.2017 tarihinden itibaren ve 323.661,18 TL.'sine ise ıslah tarihi olan 13.11.2017 tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte TOPLAM (faiz hariç) 333.661,18 TL.'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine\" şeklinde karar verilmiştir. <br>İSTİNAF NEDENLERİ;<br>Davalı Vekili İstinaf Dilekçesinde Özetle; davaya gerekçe olarak sunulan Taşeron Sözleşmesinin müvekkili şirket yetkilisi tarafından imzalanmadığını, sözleşmeyi yapan kişi olan ...'in yetkisiz olduğunu, müvekkili şirketin böyle bir sözleşmenin varlığından dahi haberi olmadığını, müvekkili şirketin bu sözleşmeye hiçbir zaman muvafakat vermediğini, dava konusu sözleşme müvekkili şirket yetkilisi tarafından yapılmadığından geçersiz olduğunu, ayrıca yetki sözleşmesi gereği davanın açıldığı ve kararın verildiği yerel mahkeme olan Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesinin yetkisiz oldğunu, yetkili mahkemenin Muş Asliye Hukuk Mahkemeleri (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) olduğunu, yerel mahkemenin yetkisiz olmasına ve süresinde yetkiye itiraz etmiş olmalarına rağmen taleplerinin dikkate alınmamasının açıkça hukuka aykırı olduğunu, bilirkişiler tarafından tanzim edilen 01/07/2017 tarihli rapor incelendiğinde davacının keşifte gösterdiği yerlerin tamamının davacı tarafından yapıldığı yanılgısıyla rapor düzenlendiğinin görüleceğini, ancak keşif konusu mahaldeki yapı ve kazıların tamamı davacı tarafından yapılmadığını, davacı söz konusu işin bir kısmını, yani 4.625.270,40 TL' lik işin sadece 300.000,00TL kadarlık kısmına tekabül eden yaklaşık onda birini yaptığını iddia ettiğini, ancak davacı bu işi resmi belgelerin aksine kendisinin yaptığı yönünde hiçbir delil dosyaya sunmadığını, davacı yaptığını iddia ettiği işlere yönelik hiçbir delil ibraz etmemesine rağmen bilirkişilerin davacının göstermiş olduğu tüm işleri davacıya mal ederek tanzim etmiş olduğu raporun itirazlarına rağmen bu rapor üzerinden karar vermesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili şirket ile resmi taşeron ... İnşaat Taahhüt  Med. Pet. San. Ve Tic. Ltd. Şti. arasındaki taşeron sözleşmesi gereği alt yüklenicinin bu sıfatla yapmış olduğu tüm işlerin bedeli ödendiğini, ve müvekkili şirketin bu firmaya (... İnşaat Taahhüt  Med. Pet. San. Ve Tic. Ltd. Şti. ) herhangi bir borcu kalmadığını, dava konusu sözleşmenin müvekkili şirketin yetkilisi olmadığı açık bir şekilde belli olan ... tarafından yapılması, dava konusu taşeron sözleşmesinde işveren olarak  ... İnşaat Taahhüt  Med. Pet. San. Ve Tic. Ltd. Şti. 'nin gösterilmiş olması sebebiyle ve müvekkili şirketin bütün sorumluluklarını yerine getirmiş olmasından dolayı davanın aslen, ... İnşaat Taahhüt  Med. Pet. San. Ve Tic. Ltd. Şti. ve ...'e yöneltilmesi gerekirken; müvekkili şirkete karşı açılmasının husumet yokluğu nedeniyle davanın reddini gerektirdiğini, yerel mahkemenin hiçbir dayanak noktası olmadan hukuka, usule ve yasaya aykırı bir karar vererek davayı kabul ettiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda;<br>Dava, eser sözleşmesine dayalı iş bedelinin tahsili istemine ilişkindir.<br>Mahkemece ilk olarak davanın kabulüne dair verilen karar dairemizin      2019/...Esas, 2020/... Karar sayılı kararıyla bilirkişi raporunun davalıya tebliğ edilmediği gerekçesiyle kaldırılmış; ancak \"Davalı şirket vekili sözleşmenin kendilerin bağlamadığını sözleşmeyi imzalayan ...’in bu konuda kendilerince daha önce vekaletname verilmiş ise de bu vekaletnamedeki yetkilerinin 19/02/2016 tarihinde azlettiklerini sonradan kendilerine bu konuda yetki verilmiş ise de sözleşmeden sonra 07/04/2016 tarihinde bu yetkinin verildiğini bu nedenle sözleşmenin geçerli olmadığını beyan etmiştir.<br>Davalı şirketin dava dışı alt yükleinici temsilcisi ...’e verdiği vekaletname incelendiğinde; Karayolları .... Bölge Müdürlürlüğü nezdinde bulunan ... – ... İl yolunda 0+00044+500 arasındaki eksik kalan ikmal işi ile ilgili olarak taşeronlarla sözleşmeler yapmak dahil olmak üzere çeşitli yetkiler verildiği görülmüştür.<br>Davacı ve davalı iddiaları ve sözleşme ve vekaletname ve ihale dosyasında diğer belgeler değerlendirildiğinde, davalı yüklenicinin dava dışı idareden aldığı iş için dava dışı alt yüklenici temsilcisi ...’i  dava konusu iş ile ilgili sözleşme yapmaya vekaletname ile yetki verdiği, her ne kadar verdiği bu yetki sözleymeden önce ve sonra tarihli olsa bile bu yetkiyi vermekte artık kendisinin haberi olmasa bile bu vekaletnameler uyrarıca alt yüklencinin yüklenici davalıyı bağlayıcı sözleşme yapabilme yetkisini var olduğunun kabulü zorunludur. Devamla sözleşme tarihi 06/04/2016 olduğu halde davalının dava dışı yükleniciye bu yetkiyi ikinci kez 07/04/2016 tarihinde tekrardan verdiği görülmekle her ne kadar sözleşme tarihinde yetkisi bulunmasa bile bu yetki sorununun bir gün sonra verilen vekaletname ile giderildiğinin kabulü gerekir.  Davalı şirket verdiği bu vekaletname ile dava dışı alt yüklenici temsilcisine dilediği kimselerle dava konusu işle ilgili taşeron sözleşmesi yapma yetkisi verdiğinden sözleşme geçerlidir. Kaldı ki Yargıtay 15.  Hukuk Dairesi’nin müstekar içtihatlarında  6098 sayılı TBK'nın 46. maddesinde bir kimsenin yetkisi olmadığı halde temsilci olarak bir işlem yapması halinde, bu işlemin ancak onandığı taktirde temsil olunanı bağlayacağı kabul edilmiştir. Bu madde uyarınca bir kimse yetkili olmadığı halde başkası adına bir hukuki işlem yapmış ise temsil olunanın sonradan icazet vermesi yada yapılan hukuki işlemi benimsemesi halinde, baştan itibaren hukuki işlem geçerli ve temsil olunanı bağlayıcı olacaktır.  TBK'nın 46. maddesi gereğince yetkisi olmayan kimsenin temsilci olarak işlem yapması halinde bu işlem onanıp benimsendiği taktirde temsil olunanı bağlayacağından, davacının defter, kayıt, fatura, makbuz ve belgelere göre bu şahısların davacı şirket adına başkaca yaptığı işlemlere onay verip vermediği, benimseyip benimsemediğinin araştırılması ve onay verdiği ve benimsediği takdirde bu sözleşmeye de onay verildiğinin kabul edilmesi gerekmektedir. ( Yarg. 15.H.D. 2019/944 Esas 2019/3523 Karar, 2016/4225 Esas 2017/3813 Karar sayılı ilamları)<br>Somut olayda dairemizce davalı şirketin dava dışı şirket ile yaptığı ihale dosyası getirtilmiş ihale dosaysında yapılan incelemelerde dava konusu iş dışında dava dışı alt yüklenici şirket temsilcisi ...’in  dava dışı idare ile ilgili ihale dosyasında çok büyük bir kısmındaki işlemlerde davalı şirketi temsilen imza attığı ve onu temsil ettiği görülmüştür. Bu halde yukarıda yapılan açıklamalar ışığında söz konusu sözleşmenin vekaletname olmasa dahi davalı şirketi bağladığının kabulü gerekir. Bu nedenle davalı şirketin bu yöndeki itirazlarının reddi gerekmektedir.\" şeklinde davalı vekilinin incelemeye konu kararı istinafında ileri sürdüğü sözleşmeyi imzalayan kişinin yetkisizliği hususunun daha önce dairemizce değerlendirildiği ve reddedilerek kaldırma konusu yapılmadığı görülmektedir.<br>Dairemizin ilk kaldırma kararı sonrası mahkemece yine davanın kabulüne dair karar davalı vekilinin istinafı üzerine daiemizin 2021/.... Esas, 2023/...Karar sayılı kararıyla, \"Bu ilke ve kurallar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; mahkemece talimat ile yapılan keşif sonunda hazırlanan 01.11.2017 tarihli teknik rapora karşı davalı vekili keşfin HMK 288. maddesine uygun yapılmadığı, keşif gününün kendilerine bildirilmediği, yokluklarında yapılan keşif üzerine alınan raporun hükme esas alınamayacağını belirterek yeniden keşif yapılmasını talep etmiş ancak mahkemece talebin zımnen reddedildiği anlaşılmıştır. <br>Yukarıda yapılan açıklamalar dikkate alındığında, Mahkemece davalının hak arama özgürlüğü kapsamında  savunma, usulüne uygun şekilde bilgilendirilme ve açıklama yapma hakkı ihlal edilerek icra edilen keşfe katılımı konusunda usulüne uygun şekilde bilgilendirilmeksizin hukuki dinlenilme hakkı ihlal edilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması yerinde görülmemiştir.<br>Öte yandan taraflar arasında imzalanan 06/04/2016 tarihli sözleşmenin 2. Maddesinde yapılacak iş; ... - ... il yolunda eksik kalan toprak işleri sanat yapıları ve üst yapı işlerinin yaptırılması işinde bordür, kilittaş, taşduvar ve kazı işleri olarak tanımlanmış, 6. maddesinde de birim fiyatlar belirtilmiştir. Yanlar arasındaki uyuşmazlık işin ne kadarlık kısmının davacı tarafından gerçekleştirildiği ve davacının sözleşme birim fiyatlarıyla ne miktar iş bedeline hak kazandığı noktasında toplanmaktadır. <br>Eser sözleşmesinde, yüklenicinin iş bedelinin tamamına hak kazanabilmesi için eseri tamamlayarak iş sahibine teslim ettiğini ispat etmesi gerekir. Kural olarak sözleşmenin feshedilmediği veya işten el çektiği kanıtlanmadığı sürece imalatın yüklenici tarafından yapıldığı kabul edilmelidir. Bu kabul, fiili karine niteliğinde olup, iş sahibi bunun aksini ispat edebilir. Bir başka anlatımla iş sahibi, eseri kendisinin tamamladığını, yüklenicinin işi terk ettiğini, yani sözleşmenin sona erdiğini kanıtlamakla yükümlüdür. (bknz. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi  2021/1041 E.  2021/1423 K. Sayılı ilamı)<br>Bir diğer söyleyişle akdî ilişkinin devam ettiği, yüklenicinin işi bırakmadığı, işyerini terk edip gitmediği sürece gerçekleştirilen iş ve imalâtların yüklenici tarafından gerçekleştirildiği karine olarak kabul edilmektedir ve  işin yapılmadığı ya da eksik yapıldığı iddiasının davalı tarafça kanıtlanması gerekir.<br>Bu sebeple HMK 27. Maddesi hükmü kapsamında tarafların iddia ve savunmalarını açıklama ve ispat hakları gözetilerek mahallinde keşif yapılmak suretiyle ihale dosyası evraklarının tümü ve taraf delilleri usulünce değerlendirilerek hasıl olacak netice dahilinde hüküm tesis edilmelidir.\" gerekçesiyle kaldırılmıştır.<br>Kaldırma kararı sonrası mahkemece yeniden keşif yapılarak bilirkişi raporu aldırıldığı; Karayolları ... Bölge Müdürlüğünün 22/05/2017 tarihli müzekkere cevabında; kurumlarınca, ... – ... İl yolunda 0+00044+500 arasındaki eksik kalan ikmal işi için, 2016 yılında, 30/06/2016 tarihinde ... nolu hakediş, 18/09/2016 tarihinde .... nolu hakediş ve 12/12/2016 tarihinde ... nolu son hakedişin düzenlenildiği ve 12/12/2016 tarihinde işin geçici kabulünün yapılarak dosyasının kapatıldığının belirtildiği; 20/11/2023 tarihli kök ve  25/12/2024 tarihli ek bilirkişi raporlarında bu hak edişlerdeki metrajlara göre hesaplama yapıldığı, işin kesin kabulünün eksiksiz olarak 27/12/2018 tarihinde yapıldığı anlaşılmış mahkemece davanın ıslah edilen bedel üzerinden kabul edilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.<br> Eser sözleşmesinden kaynaklanan davalar, HMK'nun 6. maddesine göre davalının davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesinde (genel yetkili mahkeme) açılabileceği gibi HMK'nun 10. maddesi uyarınca sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de (özel yetkili mahkemede) açılabilir. Diğer taraftan taraflar arasında HMK'nun 17. maddesi uyarınca geçerli olarak yapılmış yetki sözleşmesi varsa ve bu sözleşmede davanın sözleşmeyle kararlaştırılan yer dışında genel ve özel yetkili başka bir mahkemede de açılabileceğine dair aksine bir düzenleme yoksa dava yalnızca sözleşmede kararlaştırılan yer mahkemesinde açılabilir. (Yargıtay 15. HD., 2020/115 E., 2020/1337 K.) Öte taraftan para alacakları yönünden yetkili mahkemeyi alacaklının yerleşim yeri mahkemesi olarak belirleyen 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 89. maddesinin uygulama imkânı bulunmamaktadır. Eser sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda para borçları ile ilgili dava tarihinde yürürlükte bulunan TBK'nun 89. maddesi yollaması ile HMK'nun 10. maddesi gereğince alacaklının yerleşim yeri mahkemesinin yetkisi kabul edilmemektedir (Yargıtay 6. HD., 2021/4070 E. 2022/3314 K.; Yargıtay 15. HD.,  2018/3241 E., 2018/4621 K.) <br>Taraflar arasında imzalanan taşeron sözleşmesinde uyuşmazlık halinde Erzurum mahkeme ve icra dairelerinin yetkili olduğu kararlaştırıldığından davalı vekilinin mahkemenin yetkisiz olduğuna dair istinafı yerinde görülmemiştir.  <br>Açıklanan nedenlerle, dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklara göre, ilk derece mahkemesi kararında, tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun bulunduğu anlaşılmakla  davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b-1.maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davalı vekilinin Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/314 Esas, 2025/91 Karar <br>sayılı kararına karşı yaptığı istinaf başvurusunun, HMK’nun 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-Davalı taraftan alınması gereken 22.792,40TL istinaf karar harcından peşin alınan 5.698,10TL'nin mahsubu ile eksik kalan 17.094,30TL'nin davalı taraftan alınarak Hazineye gelir kaydına,<br>3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinden 485,00TL'nin davacı taraf gider avansından karşılandığı anlaşılmakla, 485,00TL'nin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine, <br>4-İstinaf aşamasında davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına, <br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>6-Karar tebliğinin Dairemizce, kesinleştirme, harç ve gider avansının ikmal ve iadesine ilişkin işlemlerin yerel  mahkemece yerine getirilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK 'nun 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 26/06/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d28c495b053d6658","SID":"533c20a23fbdb488"}}